Taha Kılınç – Suriye’de Neler Oldu? – Cumartesi Sohbetleri (24)
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=JXTKpWMARos.
Yani bir kere zaten bahsettiğim gibi, şimdi ilk kitap böyle yayın evinin ısrarıyla ve hani benim hiç aklımda olmadan çıktığı için bir defa geri dönüp baktığım zaman işte 2021-2001 yani 20 yıl olmuş zaten seyahati yapalı. Kitabının yayınlanmasının üzerinden de 15-16 yıl geçmiş. Dolayısıyla bu süre zarfında bir kere coğrafyaya, tabii çok farklı yerlerine İslam coğrafyasının doğusuna batısına hamdolsun gitmek nasip oldu bu arada.
Bir kere coğrafyaya nasıl bakmak lazım, coğrafyayı nasıl ele almak lazım, işte notlarımı tekrar böyle elden geçirirken ya şu ayrıntıya biraz daha girmem lazım dediğim yerler oldu. Bir de mesela insanların zaten gidebilecekleri ya da gidebildikleri bir yeri yazsam belki bu kadar kalın olmazdı. Ama benim mesela anlattığım bazı yerlerim şu anda yok. Yani mesela Halep’i anlatıyorum, Halep’teki mesela bizim şahit olduğumuz, sen de gitme oralara biliyorsun.
Hani oralarda gördüğümüz, şu anda yerinde olmayan mesela Hüsreviyye Camii vardı, yani Emevi Camii’nin yanında. Şimdi yerinde kocaman bir krater var, bir bomba düşüyor, attılı oluyor malum. Şimdi öyle olunca da biraz böyle hani savaştan önce Suriye altbaşçı var kitapta yani ne kayboldu tam olarak. Bir de insanların zihinde şöyle bir şey var, hani Suriye deyince biraz böyle Suriyeli mültecilerin en kendilerince böyle olumsuz birtakım böyle kendi zihinlerindeki yansımalarını genelliyorlar.
Ama orada gerçekten çok önemli ilmi gelenekler vardı, çok önemli bir kültür vardı ki. Hani sen de bilirsin yani Büladüşşam dendiği zaman oranın kültürü, hani Arap dünyası içerisinde hakikaten çok özeldir. Yani biraz onu yansıtmaya çalıştım. Şahit olduğumuz şeyler oldu. Sonrasında ilk kitap çıktıktan sonra tabii işte aradaki farkının işte izahlarından bile bence bu. Okumalar, oradaki bazı insanlarla ilgili yeni bilgiler, onların hayatlarının devamında mesela son 20 yılda attıkları bazı adımlar ve bunların neticeleri. Yani bunları da nihayet de kitapta kayda geçirmek lazımdı. Şimdi bile aslında son bölümde işte fırtınadan geriye kalan diye yani 2011’deki olayların başlangıcı mesela Türkiye’de onlar da biraz böyle ezbere gidiyor.
Hani sanki her şey çok güzelmiş, her şey çok yolundaymış, insanlar keyiflerinden ya da birileri ceplerine para sıkıştırdığı için kafalarına göre isyan etmişler gibi. İşte öyle de değil yani olayların bir öncesi var, bir sonrası var, bir kronolojisi var.
Biraz da o tarz şeyleri kayıt altına almaya çalıştım doğrusu.
İlk Yorumu Siz Yapın