TL’ye güven ne zaman sarsıldı? Prof. Dr. Bilge Yılmaz yanıtladı

TL’ye güven ne zaman sarsıldı? Prof. Dr. Bilge Yılmaz yanıtladı videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=4l-gfzqGKMM. Türkiye’de servis sektörünün ekonomideki oranı %70’lerin üzerinde. Bu Türkiye gibi ülkeler için normal bir durum mudur? Şimdi şöyle, servis sektörü genelde sanayileşmeden sonra artar ve büyür. Şimdi o konuda mesela bir grafimiz var. Siz sordunuz onu şu…

TL’ye güven ne zaman sarsıldı? Prof. Dr. Bilge Yılmaz yanıtladı

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=4l-gfzqGKMM.

Türkiye’de servis sektörünün ekonomideki oranı %70’lerin üzerinde. Bu Türkiye gibi ülkeler için normal bir durum mudur? Şimdi şöyle, servis sektörü genelde sanayileşmeden sonra artar ve büyür. Şimdi o konuda mesela bir grafimiz var. Siz sordunuz onu şu an söylemeye düşünmüyorum. Onuncu slide’e gidersiniz. Şaşırıp olayım ben sizi izleyeceğimı. Yok yok yani konuşuyoruz zaten niye karşılıklı daha şey oluyor. Şimdi bizim meslekte, hocalıkta çok konuşma var. Kimse müdahale etmezse biz çok konuşuruz. Biz de alır başınıza deriz. Neyse Allah’a da müdahale ediyorum. Siz edin müdahale, lütfen. Şimdi burada bakalım. Şimdi Türkiye’nin gayisafi milli hastası içinde AKP iktidarı boyunca değişik sektörler nasıl bir değişim sağlamış? Şimdi turuncu çizgi tarım, sarı hizmetler, mavi sanayi, siyah inşaat.
Şimdi gelişen ülkelerde sanayi yaşan hızla büyünekeler ne olur? İlk önce sanayi artmaya başlar gayisafi milli hastası içinde. Arkasından da hizmetler, servis sektörü artmaya başlar. Türkiye’de ne olmuş? Sanayi pek yerinden kımıldamamış. Hizmetler de kımıldamamış. Bu küçüklük anlamda demiyorum yani oranslı olarak aynı kalmış. Fakat tarım azalmış. Şimdi zenginleşen ülkelerde tarım azalır görücü var çünkü sanayi yaşıyorsun sanayi. Sanayi oranı azalır. Evet.
Ama Türkiye’de sanayi artmadığı için tarımın azalması biraz şükredi. Ama inşaat fırlamış gitmiş. 2018’e kadar inşaat fırlamış. Ondan sonra 2018 Brunson kıyısından sonra ciddi problemler oluştuğunu düşünüyor. Yani burada yani sanki şey gibi duruyor. Biz tarım arazilerine inşaat yapmışız gibi. Sanayileşme yok Türkiye’de maalesef. Türkiye’de sanayiler var yok değil ama ilerleme yok. Zaten bu rakamlarda da biliyoruz.
Üfükoca geçenlerde anlatmıştı. Türkiye’nin yüksek teknolojiye dayalı sanayi ürün ihracatı yüzde beşlerden yüzde iki buçuklara girdi. Yani ihracat artıyor ama sanayinin içindeki yüksek teknolojinin payı iki lira kazanıyor. Tabii aynı şekilde de biz fazla katma değer yapabiliyoruz. Çok ihrac ediyoruz. Pek para kazanamıyoruz. O da bizde cari açmalar. Arkadaşlar şu Erkondesini bir kapatır mısınız? Donacağız burada öleceğiz birazdan buz tutacağız.
Şimdi yani Türkiye’nin burada şey problemi bu. Bir sonraki slahtada geçersek de bu şeyi de gösterin ve artık bu mesleği bu tamamen kapatıyor. İşte burada Türkiye’nin AKP’nin başından Eylül 2021’e kadar benim bu araştırma yaptığım zamana kadar olan borçlandırmasını görüyorsunuz. Özel sektörü Türk lirası cinsinden borcu beş katına çıkmış ama bunu ben enflasyonla
tanımlıyoruz. Gaye safi milyarsıyla oranlıyoruz bunu. Özel sektörün yabancı para cinsinden borcu iki buçuk katına çıkmış. Hane halkının borcu beş katından fazla artmış. Bankalarımızın da yabancı paracısı den borcu iki buçuk katına çıkmış. Yani biz tamamen iç borç kapasitemizi tüketmişiz. Bu arada da hiç sanayileşememişiz. O paraları imalat sanayiye aktaramamışız. Çarkür etmişiz. Bitmiş. Ama bu paraların bir tanesiyle ilgili olamış. Evet şimdi ben lali devri deyince bazı arkadaşlar alınıyorlar. Türkiye bir lali devri yaşadı. Sürdürülemezdi. Sürdürülemeyecek şeyler de bir noktada biterler. Ve Türkiye’de de o oldu. Ne zaman bitti peki? Ve niye bitti? Şimdi 2011 civarında olay tıkanmaya başladı. Esasen 2011’de birçok insan bunu fark etmedi ama olaylar ve bizim politikalarımız değişmeye başladı. Bu yıllarda iki şey oluyor.
O ana kadar nispeten iyi götürülen para ve maliye politikaları bozulmaya başlıyor. Şimdi maliye politikaları… Bozulma sebebi ne peki? Yasal düzenlememiz, sistem değişikliği mi? Bunlar politik kararlar. Şimdi mesela örnek vereyim bir tane. Türkiye’de devletin aşırı borçlanması can sıkıcı bir hal almıştı. 2001 kredisi sırasında. Ondan sonra gelince bir sürü düzenlemeler yapılır. Çünkü işte hazine garantiyle çok fazla borç alınamaz. Onun bir üst limiti olsun. Devlet politikacılar hani seçim kazanmak için bir sürü borç alıp ortalığa parayı dökmesinler, disiplin olsunlar diye sınırlamalar getirdi. Bu sınırlamalar gevşetilmeye sonunda ortadan kaldırılmaya başladı. 2011-2015 yılları arasında ilk önce bu sınırlar yükseltildi.
Daha sonra garanti verme hakkı hazineden sadece hazineden alınıp tüm bakanlıkları verilmeye başlandı. Yani mesela Sağlık Bakanı devlet garantisiyle hastane yaptırabilir ve tamamen disiplin kayboldu. Hazinenin bilgisi dışında mı yok? Hazinede onay alarak ama. Şimdi işte hazinenin dışında da yapabiliyor. Hazineye tabi bunlar bildiriliyor ama zaten hazinenin kontrolü ve denetimi dışına
çıkar zaten garantinin bakanlıklar tarafından verilme etkisi zaten bu anlama geliyor ve daha önemlisi bu sınırlar kaldırıldı. Yani şu an bizim kamu özel ortalık ya da halk için yapıştırıp devlet dediğimiz şeydeki Türkiye Cumhuriyeti’nin büyük hükümlülükleri o 2011-2015 yıllarında taşları döşendi. Tabii onlar yapıldı. Şimdi de borç olarak bize geri döndü.
driven
olarak artık. Şimdi bakıyorsunuz 2011 yılına kadar mavi çizgi başlarda krizler sırasında düştü 2001 krizden sonra düştü ve 15 civarına oturdu. Eee turuncu çizgi de sürekli artıyor insanlar zenginleşiyorlar, mevduat çok güzel çok güzel. 2011’de bir şey oluyor, işler ters dönmeye başlıyor. Şimdi burada başka bir grafik daha gösterebilirim ben. 2011’de döviz cinsi hane halklarının döviz cinsi borçları eee mevduatları TL cinsi mevduatların üstüne çıkıyor. Ve bugün hala üstüne devam ediyor. Yani EYİM başlıyor. 2011’de arayı kapatmaya başlıyor mavi çizgi turuncu çizgi ve en sonunda mavi çizgi geçiyor. Şimdi bir buraya geri geleceğiz ama iki bin eee bir on üçüncü grafiğe gidersek oradaki şeride alakalandıracağım. Bu da bizim Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın eee verileri net rezervleri. Şimdi tabii felaket bir yerde eze eksiz rezerv yani onlar tabii çoğu için Türkiye’ye yakışmıyor ama dikkat edersiniz bu eee nerede maksimumuna ulaşmış tepe yapmış. 2011 civarında. Sadece sizce bu istisnam yani şans eserimi hiç değil. Şimdi eee 2011 yılında kadar eee ilk önce Süreyya Ber, sonra Durmuş Bey eee Merkez Bankası Başkanlığı yaptılar. Daha sonra AK Parti’nin atadığı Merkez Bankası Başkanları yaptılar. Eee bunlar yavaş yavaş olayı esnetler. Niye? Şimdi bakın maliye de para politikası da ayneden de esnetildi. Niye? Çünkü deniz bitmişti. Bir şekilde hareketlilik yaratmaları lazım. Önce eee uyguladıkları doğru politikaları sürdüremeyeceklerini gördüler. Çünkü sanayi ve tarım politikası olmadığı için ülke gelip tıkandı. Tıkandığı zamanda da seçim kazanmanız lazım. Halka refah dağıtmanız lazım. Onun için de şimdi
eee ilk önce mali disiplini kaybediyorsunuz. Arkasından da para disiplini de kaybediyorsunuz. Burada olan o oldu. Yavaş yavaş bizim bildiğimiz ortodoks politikalardan çıkıldı. Küçük küçük günahlar işlenmeye başlandı. O küçük küçük günahlar öyle bir hale geldi ki artık günü kurtarmaya başlayacak büyük büyük günahlar işlenmeye başlandı. 2018’den sonra film tamamen koptuzdu. Burada görüyorsunuz. Türkiye bir anda eksir rezervlere ulaştı.
Birçok da anlamsız tartışmalar da oluştu. Yani çok net gözükebilecek şeyler biraz. Peki bir şey soracağım. Burada mesela en yüksek olduğu tarihte bile yüz milyar dolarlar seviyesi bir rezerv görünmüyor. Şimdi Türkiye hiçbir zaman bu konularda çok kuvvetli bir ülke olmadı. Ama niye bir ara bizim yüz yirmi milyar dolar civarında bir rezervimiz yok muydu? Bürült rezervle net rezerv farklı. Şimdi bürült rezervimiz hala yüz civarı. Yani daha önce çok daha fazla olduğu zamanlar da oldu. Şimdi bürült rezervle net rezerv farklı çünkü. Nedir onun farkı? Şimdi bir sürü de Merkez Bankası’nın yükümlükleri var. Borcu var. Başkalarının parasını saklıyor. Değil mi? Şimdi mesela biz başka banka devletlerle swap yapıyoruz. Ya da Merkez Bankası bankalarda swap yapıyor. Vatandaşın yatırdığı kasanda görünen para sana ait değil. Sana ait. Size ait değil. Aynen öyle. Mesela MF’den borç alıyorsunuz. O sizin rezervinizin ekleniyor. Ama bu MF’de borcunuz var. Mesela şu an bizim öyle bir altı buçuk milyar dolarımız var. MF’den
para mı aldık biz? Tabii. Ne zaman? Birkaç onca bu kovid sırasında bütün ülkelere teklif edildi. Şimdi yani burada bu gözüküyor. Bunları iyi talih etmezsek Türkiye’nin ileride problemleri çözemeyiz. Yani benim Türkiye’de ilk mücadele ettiğim şey şu. İnsanlar zannediyorlar ki biz 2002-2011, 2002-2007 aralığına dönersek öyle politikaları uygularsak problemlerimiz
yok. O politikaları yine uygularsak yine buraya geliriz. Evet. Daha da kötü olur çünkü Türkiye’nin satacak varlığı yok. Yani Türkiye şu an çok daha kötü durumda. Yani 2002’nin başında makro istikrarı olan nispeten çok zengin olmasa bazı varlıklar olan bir ülkeden şu an varlıkların çoğunu satmış çok daha borçlu ve makro istikrarı
olmayan bir ülkedeyiz. Yani şartlar daha zor.