Türkiye enerji krizini nasıl aşacak? Prof. Dr. İbrahim Güran Yumuşak yanıtladı
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=wR5jDgUK1c8.
İbrahim Bey, dönmek üzere İbrahim Gürhan’a. İbrahim Hocam iyi akşamlar hoş geldiniz. İyi akşamlar, iyi yayınlar. Sağ olun, teşekkür ederiz. Ne diyorsunuz bu Türkiye’nin doğal gaz faturası, yani şöyle deniliyor Türkiye’de hep. Ekonomi sıkıntıda çünkü bizim şeyimiz çok arttı, enerji mali ettiğimiz çok arttı. Ne ölçüde etkili ve acaba enerji politikamızı belirlerken yanlışlık yaptığımız bir yer var mı ki ekonomik olarak? Öngörüde hata yaptığımız bir yer, bu denli fazla etkileniyoruz. Özellikle savaş sonrası gelişmelerden enerji fiyatlarında. Evet, enerjinin özellikle dış ticaret üzerinde ciddi bir baskısı olduğu muhakkak ki biz de sıklıkla enerji ve altın harc, dış ticaret dengesini sağladığımızı sıklıkla ifade ediyoruz.
Bu açıdan bakıldığında Türkiye’nin cahili açık sorumlu, özellikle son yıllarda ortaya çıkaran temel paradigma, temel neden gerekçe enerji fiyatlarındaki olağanüstü artış. Dolayısıyla Türkiye, tabii daha önceki dönemlerde de enerjiye dışa bağımlılığımız bedeninde Türkiye çeşitli krizler yaşadı. Türkiye kendine uygun özel yöntemlerle bunları aşmaya çalıştı. Bunların ürettiği başka problemlerle de yüz yüze geldi. Ama açıkçası ben Türkiye’nin özellikle 2010 sonrasında yaptığı yatırımlarla enerji kaynaklarının hem tür açısından hem de ülke açısından çeşitlendirmeye çalışıldığını ve bunun da çok doğru bir strateji olduğunu ifade etmek isterim. Ben de aslında sizin söylediğiniz şekilde hatırlıyorum doğal gazda mesela Rus uçağı düşürüldüğünde o dönemde %50 civarında bir bağımlılığımız vardı. Peki şu anda elektrik üretimiyle alakalı bu oranı özellikle söylüyorum. Şu anda bu oranlar %30’lara kadar indirilmiş olay. Evet %30 diye bir kategori ama yanlış olsaydım.
Yani orada Rusya’nın payı düşürülerek hem Katar’dan ve diğer ülkelerden LPG ile, TLNG ile ikame edilmeye çalışıldı. Aynı zamanda Azerbaycan da devreye sokularak farklı ülkelerden gaz tedariki sağlanmaya çalışıldı.
Dolayısıyla Türkiye burada hem ülke çeşitliliğini artırarak bir ülkeye tamamen bağımlı olmayı minimuma indirmeye çalıştı. Ama nihayetinde bunu tamamen ortadan kaldırmak çok da kolay bir şey değil. Şu anda Avrupa Birliği’nin başta alman yolumak üzere en temel derdi de tamamen bu problemi çözememiş olması. Türkiye belki bu anlamda daha şarjlı çünkü etrafındaki birçok ülkede kaynak olarak doğal gazi ve petrol kaynakları var. Belki daha sonra tartışırız. Rusya’nın model dışına çıkarılması durumunda Avrupa’yı enerji hatlarıyla kaynaklarıyla bağdaştırabilecek tek coğrafi mekanizması Türkiye üzerinden kurulmak zorunda.
Dolayısıyla belki Türkiye şu anda eşikte bu sorunu hem kendisi açısından çözme hem Avrupa Birliği’nin bulacağı çözümleri aracılık etme noktasında önemli bir fonksiyonla icra edebilir. Dolayısıyla eğer bu mekanizmayı doğru kurgular ve Avrupa Birliği’nin enerji krizini çözmeler Türkiye’de sürece müdahale olabilirse ki son dönemde yapılan görüşmelerde bunun ciddi ciddi paralarlık konusuydu dediğini biliyoruz. Kendi enerji sorununu da aslında çözebilecektir. Tabii kendi açısından yapmaya çalıştığı ikinci bir müdahale de bu sürece içerideki mümkün olan kaynakları en üst seviyeye çıkarabilmek. Yerli ve yenilenebilen enerji kaynaklarını üst seviyeye çıkarabilmek.
Ki özellikle 2005’ten sonra 2010’dan sonra dağırlıklı olmak üzere yenilebilir enerji kaynaklarının oranlarının hızda arttırıldığını arttırılmaya da devam ettiğini görüyoruz. Hidroelektrik başta olmak üzere. Rüzgar, hidroelektrik ve şey gibi.
Sadece doğal gazla bağlı değil işte kömür, petrol ve diğer bütün kendi imkanlarında kullanarak içeride de bunun oranını arttırmaya ve çeşitlendirmeye çalışıyor. Tabii nihayetinde Türkiye’de büyüyen gelişen bir ülke 10 yıl önceye göre 20 yıl önceye göre çok daha fazla elektrik tüketiyoruz. Evet verimli kullanma zorunluğumuz var ama nihayetinde ülke büyüdükçe geliştikçe daha fazla enerjiye ihtiyacımız var.
Bu açıdan bakıldığında Türkiye’nin hem kaynak ülkeleri çeşitlendirmesi hem de türünü çeşitlendirebiliyor olması ve buna yönelik bir strateji benimsemesi bahsettiğimiz kısıtları aşmak için en önemli hamleler ama bunların hiçbiri 3 yılda 5 yılda hatta 10 yılda tamamen bu problemi ortadan kaldıracak çözümler değil.
Türkiye bir de iki müdahale ile bu söylediğimi mekanizmalarının biraz daha etkisini arttırmaya çalıştı. Biri nükleer santral ki tamamen kapasitesi kullanmaya başlandığında %10’a yakın elektrik tüketiminin karşılanacağı yönünde bir öngörü sözü. 2400 MW.
Diğer taraftan da aynı zamanda kendi doğal gaz özellikle şu anda Karadeniz’de kullanımına 6 ay sonra geçireceğine dair sayın bakanının ifadeleri var.
Bunu hem miktarını arttırabilir hem de doğal denizde de ortak üretim mekanizmalarını devreye sokabilirse Türkiye belki kendi kara topraklarında enerjisi çok kısıtlı
ama nihayetinde bütün etrafındaki bu enerji kaynaklarının bir geçiş noktası, bir güzergahı ve hub’ı olma potansiyeline sahip ama bunu iyi yönetebilecek ve bu süreci iyi bir stratejik hamleye dönüştürebilecek bir yönetime de ihtiyaç var. Özellikle bundan sonraki dönemde savaş sonrası dönemde, Ukrayna ve Rusya savaşından sonraki dönemde enerji bütün dünya ekonomisinin en kritik alanlarından faktörlerinden birisi olacak çiftle beraber.
Bu sürece Amerika’nın Ukrayna Rusya savaşını bahane ederek hem Avrupa Birliği’ni kendi tarafına çekmesi ve kendine bağımlı hale getirmesi ve bu süreçten de ekonomik olarak da çok ciddi anlamda kazançlı çıkması söz konusu.
Dolayısıyla Rusya üzerine uyguladığı bu ambargoların da bir sonraki dönemde belki başka gerekçelerle Çin üzerine uygulanması da muhtemeldir.
Biz Ukrayna Rusya savaşı sonrası bu ambargo başladığında bunun bir deneme olduğunu önceden hazırlıklarının da yapıldığını ifade etmiştim. Ben hakikaten Sivit yasaklarına kadar ki çok da beklenen bir yasak değil idi.
Tamamen Rusya ekonomisini global ekonomiden dışarıda tutacak bir hamle ile bunu bir denemesini yaptı. Gerçi kısa dönemde Rusya ekonomisi bundan çok da zarar görmedi. Ama ortada uzun vadede etkilerini ayrıca çalışmak… Şu anda da ihtiyar var hocam. Ama tabi Çin’e böyle bir şey yapması zor. Çin’e bir ambargoygulamaya kalkarsa, Çin’e yaptığı bir şey yaparsa Amerika tarafları boş kalır. Amerika tüketicisi isyanyetler çünkü bütün üretimi orada yaptırıyorlar. Yani oraya da işte herhalde bu çip üzerinden bir müdahale etmeye çalışıyor.
Dolayısıyla bundan sonraki süreçte enerji hakikaten daha önceki dönemlerde de önemliydi ama kritik önemini biraz daha arttıracak gibi gözüküyor. Türkiye’nin bu süreçte dinamik bir ne diyelim pazarlık stratejisi uygulaması ve birçok ülkeyle de konuşabiliyor ve bu konularda pazarlık yapabiliyor olması da önemli bir avantajı olduğunu düşünüyorum.
Sağ olun hocam.