Ukrayna’da 3. Dünya Savaşı başlar mı? Dr. Merve Seren yanıtladı
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=Txjnnossrzw.
Şimdi isterseniz siz de biraz deniz kuvvetleri üzerinden gidelim. Dünyada yine güç dengeleri oluşurken geçmişte denktem de bu kadar dünya denktem de bu kadar olmayan ve daha içine kabarank duran Çin’in artık oyunda biraz daha fazla tam gücün oranında değil ama biraz daha fazla yer aldığını, Rusya’nın deniz hâkimiyetini arttırma çabası içerisi olduğunu ve benim çocukluğumdan beri dediğim bir hikaye de sıcak denizlere doğru gittiğine ama bu hikaye çok daha eski
belki 200 yıldır Rusya’nın sıcak deniz aşkı var denizlerdeki durum nedir, denizlerdeki güç dengesi ne aşamada, Çin ne yapıyor, Çin’in Çin denizinde büyük bir hâkimiyet kurduğunu ve bölgede artık çok egemen bir kuvvet hâline geldiğini Amerika’yı bölgede çok neredeyse dışladığını duyuyoruz ne kadar doğru ne kadar denizlerdeki durum nedir ve Rusya bu Ukrayna hamilesiyle Karadeniz’de mi hâkim olmak istiyor yoksa toplam bir hâkimiyetin küçük bir parçası mı o? öncelikle şöyle bir şey söylemek istiyorum az önce ad yazıda geçiyordu işte 3. Büyük Dünya Savaşı’na mı hazırlanıyoruz diye geçen ay yanlış hatırlamıyorsam 1-2 ay önce Putin’in bir açıklaması oldu dedi ki 3. Dünya Savaşı başladı çoktan ve bu savaş siber uzayla başladı dedi dolayısıyla bence ilk önce biz şu soru sormalıyız askeri güç dengesini mukayese ederken biz bu günümüzdeki
savaştan neyi kast ediyoruz? Yani artık savaş ve barış dönemleri o kadar muğlaklaştı ki yani buradaki herhangi bir askeri işgalden kısıtlı işgal mi kast ediyoruz? topyekun bir işgalden mi kast ediyoruz yoksa sadece oraya belirli bölgeleri kendi kontrole altına alıp oradaki bir iktidar rejim değişikliğinde mi kast ediyoruz? veya az önce bahsettiğiniz Afganistan gibi eğer dünyadaki bütün büyük askeri güçler işte ABD öncülüğündeki NATO bu kadar askeri teknolojilerle
askeri güçle başarılı olsaydı terörle mücadelede Afganistan politikasında iflas etmezlerdi diye düşünüyorum yani El-Kaide ve Taliban’la işte mücadele için gelip yine El-Kaide ile Taliban’a devretip çıkan bir NATO ve işte uluslararası koalisyon güçleri vardı. Bu birincisi bence savaştan ne anladığımızla alakalı ve artık günümüzdeki savaş trendi konvansiyonel savaştan ziyade hibrid savaşa doğru geçti. Dolayısıyla biz şu anda bu askeri güçleri mukayese ederken de bir hata yapıyoruz
şimdi database’ler yani veri setleri bize genellikle işte baktığınızda bunun bazı veri setleri var işte Global Firepower gibi veya Double ID, Double S, Militri Balansı gibi şimdi bunları baktığımızda hepsi kendi içerisinde bir askeri güç sıralaması yapıyor ve burada üç tane şeye bakıyorlar. Dört tane hatta dört temel diyelim. İşte bunlardan birincisi aktif ordu mevcuduna bakıyor ikincisi kara gücüne bakıyor, deniz gücüne bakıyor ve hava gücüne bakıyor. Ama hiç kimse siber uzay gücüne bakmıyor. Ben bugün mesela
Rusya’nın eğer deniz gücünden bahsedebildiğim kadar aynı zamanda Rusya’nın siber uzay gücünden bahsedebilmeliyim. Neden diyeceksiniz? Gürcistan’a, Ukrayna’ya veya başka yerlere müdahale etmeden önce genellikle siber uzay gücünü kullanıyor Rusya. Yani oradaki sistemleri ferç ediyor, oradaki siber saldırılar düzenliyor. Dolayısıyla ilk önce Muharrem Meydanı kendisine alana zaten siber o sistemlere belki işte veri setlerine ulaşarak veya Savunma Bakanlığındaki haberleşme kanallarını keserek bunun gibi farklı yöntemlerle aslında bu bir Sovyet mirasıdır, aktif tedbirler mirasıdır. İlk önce bunları devreye koruyor, daha sonra belki askeri gücünü yapıyor. Birinci dolayısıyla bence buradaki askeri gücü kıyaslarken yani böyle kuvvet bazında baktığımızda siber uzayı bilemiyoruz. Çünkü neden siber uzayı bilemiyoruz? Devletler askeri güçlerini nasıl tespit ediyoruz? İşte Stockholm Peace Research Institute var. NATO’yu her devlet bildirmek zorunda. Birleşmiş Milletler’e mesela her yıl Eylül ayında devletler askeri harcamalarını ve
envanterlerini bildiriyor. Yanlış hatırlamıyorsam iki bin on bir ve iki bin on iki yılında Birleşmiş Milletleri bildiren devlet sayısı yüzde yirmi dokuz yüzde otuz üç rakamlarıydı. Yani yüzde yetmiş devletlerin askeri harcamalarını ve envanterlerini bildirmiyorlardı. Eğer bildiriyorlarsa da bazen de egzajere ederek yapıyorlar. Ama şu askeri gücünüze, hava gücünüzü, deniz gücünüzü gösteriyorsunuz ama genellikle siber uzay gücü hakkında bir bilgimiz olmuyor. Dolayısıyla bugün işte ben eğer siz bana gemi gücü işte deniz gücünü
soruyorsanız ben şunu mutlaka söylemek zorundayım size. Hiçbir ülkenin deniz gücü hava gücünden bağımsız değildir. Yani eğer bir ülkenin deniz gücünde rüştünü ispat ettiyse o ülkeni mutlaka aynı şekilde paralel oranda hava gücünü geliştirmiş olması gerekiyor. Veya diyelim ki iha sistemlerini geliştiriyorsunuz ama iha sistemlerini geliştirirken veya diğer hava platformlarımızı aynı şekilde elektronik harp yeteklerinizle paralel bir şekilde geliştirmenizi öne mariz ediyor. Şimdi deniz gücü ile alakalı ve diğer askeri
harcamalarla da sayın Fahit Paşa’m da söyledi. İşte biz devletlerin askeri harcamalarına göre baktığımızda veya işte kara gücünde işte diyelim ki Rusya’nın dört bin yüz tane hava gücüden bahsediyorlar. Yedi yüz küsür tane de işte savaş uçağından bahsediyorlar. Ama bu savaş uçakların kaçıncı nesil olduğunu bizim buradaki data setlerimizden bilmiyoruz. Dedim ki Türkiye iha gücü değil mi? Savunma pazarında en önemli işte iha ihracatı yapan ülkelerden bir tanesi ama bizim şunu söylememiz gerekiyor. Türkiye artık üçüncü nesil ihasını geliştirmiş bir ülke. Eğer ben Rusya’nın hava gücünden bahsediyorsam diyelim ki S500’ler yani beşinci nesilleri var. Bu nesiller bizim için çok önemli. Ama bu nesillere bakarak ben yine bir değerlendirme yaptığımda da şunu söylerim o zaman S400 veya S500, envantere giren herhangi bir sistem gerçek savaş ortamında denendi mi? Eğer gerçek savaş ortamında denenmeyen ama yüksek teknoloji, stratejik sistemleri koyduğunuzda
o zaman o devletleri askeri güç olarak çok egzajere etmiş olabilirsiniz. Bir diğer hususi şu savunma harcamasına çok fazla işte kaynak aktaran ülkeler askeri güç müdür? Bence bunu da sorgulamamız gerekiyor. Eğer öyleyse bugün Suriye Arabistan dünyada en fazla askeri harcama yapan dördüncü beşinci ülke o zaman onun ilk onda yer alması gerekiyordu. Veya Çin deriniz mesela Çin gemilerini uçak gemisinde gerçekten çok büyük bir yol kat etti.
Ama aynı için onun için uçak gemisinde özel pilotlar yerleştiriyor. Yani bugün mesela Pakistan’daki veya işte mesela Pakistan bazı pilotlarına gidip başka ülkeleri kiralıyor, körfez ülkelerini kiralıyor. Yani sizin körfez ülkelerin bu kadar yüksek harcamalar yapması, askeri teknolojiye sahip olması onların insan kaynağı olduğunu göstermez. Hatta ben şimdi az önce Hande Hanım konuşurken şunu düşündüm. Medikal istihbaratı o kadar önemli bir şey ki ben bunun bir iki yıl önce yazmıştım.
Mesela diyorsunuz ki bir ülkenin askeri gücü nedir diye. Amerika 1960’lı yıllarda medikal istihbaratı yapıyor. Neden biliyor musunuz? İnsan kaynağına, ordusuna o kadar fazla değer veriyor ki onların hangi hastalığa sahip olacağına, hangi ilaçları kullanabileceğine, onlara karşı ta 60’lardan itibaren tedbir geliştirmeye başlamış. Yine aynı mesela ABD Savunma Bakanlığına girin, şunu göreceksiniz. Orada askerlerinin kaç yaşında mesela onunla alakalı bir sürü araştırma fonları veriyor. İşte bayan subaylardan kaç tanesi meme kanserine yakılıyor, erkeklerden kaç tanesi prostat kanseri veya Irak’ta, Afganistan’da görev yapıp geldikten sonra alkol ve uyuşturucu bağımlılığıyla mücadeleden tutun. İşte onların baş ağrılarına kadar yani düşünürüm kronik baş ağrısına kadar araştırma fonu sağlayan bir savunma bakanlığı var. Onun için ben bir askeri gücüten bahsederken şuna bakarım. Karadeniz Havos Siber Uzay güzel,
aktif personel de güzel ama bunun yanı sıra bu ülkenin ordunun insan kaynağı nasıl bir profil çiziyor? Bunun yanı sıra bunların doktirini nedir? Her ülkenin harcama yapıyorsa o ülkenin askeri doktirini olmayan o kadar çok ülke var ki. Yani devletlerin kendini özer, kendini özgün askeri doktirini geliştirebilmeleri bile bir yetenektir. Bu anlamda mesela Çin’in kendine az bir deniz stratejisi vardır. Sadece uçak gemisi yapmıyor ama aynı zamanda 1000 kilometrelik menzili ailesi bir füze
yapıyor ve onun için Amerika diyor ki belki ben uçak geminin şeyini boyutunu küçüteceğim diyor ya bunun gibi şeyler var veya Rusya açısından baktığınızda interoperability dediğimiz bir kavram var denizde aslında bir sürü şeyde kullanabiliyoruz ama bu da yine askeri güçle alakalı olan bir şey. Rusya 2008 yılında bir kırılma yaşadı. Nedir bu? Filolar arasında karşılıklı operasyon yani iş birliği yapabilmek. Bugün devletler arasındaki iş birliği de yine sizin askeri güç unsurlarınızdan biridir. Şimdi Rusya müstakil olarak Ukrayna’da olan bir Rusya ile Ukrayna veya NATO işte diğer ülkelerin yaptığı iş birlikleri de yine bir askeri güçtür. Bugün ABD Japonya’nın iş birliği yapması bir şeydir askeri güçtür. Mesela önemli bir şey İngiliz uçak gemisinden bir uçak kalkıyor Fransız uçak gemisine iniyor. Ne kadar önemli bir şey. Yine ABD Japonya’nın iş birliği bu pasifikleri çok önemli veya şimdi Rusya üzerinde baktığımda deniz gücünde 2008’de şöyle bir şey yaptı bu interoperability’de yani karşılıklı operasyon da Hazar mesela filosu işte bir Hazar filosunu Karadeniz’den alıyor Doğu Akdeniz’e gönderiyor. Pasifik’ten alıyor başka bir yere gönderiyor. Yani artık filosunu değiştiriyor. Yani bir filoyu başka bir yere intikal ettiriyor.
Çok önemli bir şey.