Ukrayna, Rusya ve Çin karşısında zayıf mı? Doç. Dr. Fahri Erenel yanıtladı

Ukrayna, Rusya ve Çin karşısında zayıf mı? Doç. Dr. Fahri Erenel yanıtladı videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=i5TlvMYA1Ns. Türk orası insan kalitesini yükseltti ama sayı olarak azaldı. Tabi biz buna yetenek temelli planlama anlayışı diyoruz esasında. Yani tehditin belirsiz olduğu, belirsiz tehditle mücadele edecek şekilde değişik unsurların silahın bir araya getirildiği sistemdir. Bunu…

Ukrayna, Rusya ve Çin karşısında zayıf mı? Doç. Dr. Fahri Erenel yanıtladı

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=i5TlvMYA1Ns.

Türk orası insan kalitesini yükseltti ama sayı olarak azaldı. Tabi biz buna yetenek temelli planlama anlayışı diyoruz esasında. Yani tehditin belirsiz olduğu, belirsiz tehditle mücadele edecek şekilde değişik unsurların silahın bir araya getirildiği sistemdir. Bunu Afrin’de gördük, Zeytin Dalı harekatında. Diğer harekat niyvelerin her birinde gördük. Esasında Irak’ın kuzeyinde icra edilen harekat da bu türden bir harekattır.
Tamamen önleyici stratejiye dayalı ve bulunan tehditi ortadan kaldırma işleri. MIT ile birlikte ortaklaşa düzenlenen terör örgütlerinin lider kesilini ortadan kaldırma yönelik operasyonlar gibi bütün bu operasyonlar Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ulaştığı seviyeyi gösteriyor. Tabi aynı zamanda teknolojiyi alıp sahada kullanmayı da sağladığı için, ki mesela Ukrayna meselesinde Rusya’nın da ciddi bir avantajı vardır ve geliştirdiği tüm teknolojileri öncelikle bir gerçek bir muharebe sahasında denemiştir, Suriye’de. Bu deneme hem kendisine Ukrayna’da bir avantaj sağlıyor, aynı zamanda da silahlarını görücüye çıkartmış oluyor, savunma sanayisinden. Türk Silahlı Kuvvetleri de aynı şekilde. Fuarlara gittiğinizde, ki dünyada birçok fuara katıldığımızda aynı şeyi derler. Bu silah sistemlerinizi silahlı kuvvetler kullanıyor mu?
Silahlı kuvvetlerin kullandığı sistemlerin her birinin mutlaka sahada denendiğini, gerçek sahada denendiği biliniyor. O yüzden Türk Silahlı Kuvvetleri’nin şu anda da çok sayıda öğrencim benim yetiştirdiğim kuleliler olsun diye, şu anda sahada aktif olarak çatışma bölgelerinde ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin veya Türkiye’nin ürettiği… Türkiye’nin kendi ürettiği silahları sahada da, savaş ortamında da deniyor olması, bunların uluslararası kalite belgesi oluyor bir anlamda ve pazarlaması dolaşıyor.
Tabii, bunların sağladığı isabet, kullanışlılık, yani bir silah sistemin kendisinden beklenen tüm özellikleri sahada bir fil göstermesi, bugün bütün ülkeler nezdinde Türkiye’nin İHA ve SEHA satışlarında veya diğer silah sistemlerinde mühimmatta gösterdiği satış artışında önemli bir faktördür. Dünyada birçok ülkenin silah satış oranları ihracat düşerken, Türkiye’de, dünya genelinde bir düş olmakla birlikte Türkiye’nin bu açıdan artış göstermesi de, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin sahada gösterdiği başarının, savunma sanayinin yaptığı bu atılımın ihracata yansımık şekli olarak görebiliriz. Anıl Kareç sizin söylediğinizden şunu çıkartıyorum, Rusya bir anlamda Suriye ve Ukrayna gerilimini silah sanayini pazarlamak ve silah sanayini parlatmak uluslararası planda için bir fırsat olarak görüyor ve değerlendiriyor. Tabii, kesinlikle. Yani, Spre verileri yani Stockholm Barış Araşmaları enstitü verilerine göre, 2021 yılında genelde dünyada 2 trilyon dolar gibi bir savunma sanayi harcaması olur. Bunun yaklaşık 750-800 milyar doları tek başına Amerika’ya aittir. Genelde ikinci sırada Rusya’ya yer alırdı ama ilk kez bir önceki yıl Çin Rusya’yı geçti. Silah sanayi. Evet. Ve satışlarda. Ve ilginç olan da kimlere sattığı verilere baktığınızda Rusya’nın müşterilerini almaya başladığını görüyoruz. Dolayısıyla Rusya, Ukrayna meselesinin esasında Kış Olimpiyatları sırasında iki ülke arasındaki iş birliğine baktığımızda bir yanda Amerika’ya karşı bir gövde gösterisi yaparken,
öbür tarafta esasında Mao döneminden beri, 49’dan beri devam eden, öncesinden beri devam eden iki ülke arasındaki bir zıplığın da diğer temas ön plana çıktığı nokta savunma sanayi. Çünkü her iki ülkede bu iki satışlarla hem teknoloji sattığı ülkeleri kendine bağımlı kılmak, hem gelir hanelerini arttırmak ve aynı zamanda da özellikle Çin açısından örneğin, tek yolu ve tek kuşak üzerinde yer alan ülkelerle bu iş birliğini arttırarak bu ülkelerde teknolojik anlamda da kendisine bağımlı hale getirme şeklinde bir projesi olduğunu görüyoruz. Bu yüzden de Rusya da aynı şekilde… Yani Rusya, Çin’le bir anlamda parter gibi görünse bile aslında silah satış, silah sanayinde en önemli rekabeti Çin’le.
Evet, esasında ikisinin de savunma sanayi üretim teknolojisine baktığımızda ve modeline baktığımızda ikisinin de son 10 yıl içerisinde benzeri bir sisteme gitti. Mesela Ruslar bütün gemicilik sanayini tek bir çatı altında topladı, havacılık sanayini tek bir çatı altında topladı. Çinliler de aynı şekilde 14. Kalkınma Planında çok ciddi bir şekilde savunma sanayi’ne sivil, askeri, müşterek bir konsept içerisinde yarattı.
Ve çalışan sayısını inanılmaz arttırdı, ARGE ve inovatif çalışmaları ağırlık verdi. Rusya’da da aynı sistem var ama Rusya biraz zorlandığını söyleyebiliriz çünkü finansal açıdan Çin kadar güçlü değil. Onun zorluklarını yer yer yaşıyor ve daha çok alt kompenet dediğimiz teknoloji gerektirenlerde biraz daha Çin’in gerisinde kalıyor. Bunu ifade etmek mümkün.
Peki şimdi bir yandan da Ukrayna ve Rusya gerisine baktığınız zaman, Ukrayna da aslında net bir hem silah hem de havacılık sanayi’nde önemli bir ülke. Tabii. Yani bugün dünyanın en önemli uçak üyelikçiden bir tanesi de Ukrayna. Evet. Burada Ukrayna’nın pozisyonu ne olabilir? Rusya karşısında ve Çin karşısında güçleri var mı, bir şeyleri var mı yoksa çok zayıf mı kalıyor?
Ukrayna esasında belirttiğiniz gibi hem uçak motor hem tank motoru dahil olmak üzere, örneğin Sovyetler Birliği döneminin havacılıkla ilgili füze veya havacılık pilotlarının fakülteleri hala da Ukrayna’da yer almaktadır. Bu yüzden çok güçlü bir ülkedir ve Rusya’ya motorlar bu taraftan getirilirdi.
Ancak Ukrayna’nın biraz Batı’nın etkisinde kalarak renkli devrim, arkasından NATO’ya alma taahhütü ve kendisine Amerika ve diğer ülkelerden yapılan yardımların etkisiyle de Ukrayna’nın gerçekçi bir savunma konsepti geliştiremediğini görebiliyoruz. Aslında Batı, Ukrayna’ya büyük zarar verdi anlattığı için. Aynen, aynen. Zerenski esasında dün bunu net bir şekilde ifade etti. Yani Zerenski dedi ki, bana o kadar de ittirdiniz geriye doğru baktığımda arkanda kimse yoktu dedi.
Dün onu getirdi ve bugün de Putin bu kararı aldı. Bütün bunlara baktığımızda… Bu karar derken? Yani Lugansk ve Donetsk’in bağımsız cumhuriyet olmasını kararını alması. Putin’in Batı’nın esasında Putin’in hamlelerine karşılık vermemesinin ve dün Zerenski’nin başına gelecekleri tahmin ettiği bir açıklamanın ardından gelmesi de son derece önemlidir.
Bu Batı açısından, ki bunu biz Batısızlık olarak kabul ediyorduk. Hatırlarsanız Münün Güvenli Konferansı’nda Alman Savunma Bakanı bir açıklaması vardı. Batı’nın değerlerinden uzaklaşmak, insan hakları, demokrasi ve yeni stratejiler üretememek bütün bunların strateji ve koordinasyon eksikliği Batı’yı Ukrayna’da bir kez daha mağlup etmiştir. Afganistan’dan sonra birçok ülkede olduğu gibi. Rusya’da bu Batısızlık kavramının Avrupa’nın başına ne dertler açtığını bildiği için de stratejik üstündüğünü başından beri aldı ve şu anda da devam ettirmeye çalışıyor. Peki Faruk Bey, şimdi şeyin bu durumda bölgede bir çatışma ihtimali herhalde pek görmüyorsun gibi hissediyorum. Çünkü ortada güçler dengesizliği var ve Batı’nın da buraya bir müdahale şansı size göre yok herhalde.
Yok, yok. Yani burada Batı hep de, özellikle Putin’in bu iki cumhuriyetin bağımsızlığını kabul etmesini Minsk anlaşmalarını ihlali olarak titelendiriyor. Aslında Ukrayna’ya zarar veren Batı Minsk anlaşmalarının zamanında yerine getirilmesini sağlamış olsaydı Rusya’nın elindeki bu hamleyi elinden almış olacaklardı.
Onlar Rusya’ya karşı Minsk anlaşmalarını Ukrayna adına olumsuz bir şekilde kullandılar. Ukrayna’nın yerine getirilmesini bir şekilde engellediler. Ve şu anda da Ukrayna’yı kendi başlarına bıraktılar ve Rusya’ya bundan başka esasında bir çare bırakmadılar. Rusya esasında yığdığı stratejik yığınaklanmanın ki Belarus’a ki tatbikat vasıtasıyla 31 kişiyle kuvvetle esasında bu işin tam noktaladığını söyleyebiliriz.
Oraya yığılan kuvvet bu işin sonuçlandığını gösterdi ve hedefine Rusya’nın ben ulaştığını düşünüyorum iki açıdan. Hem Karadeniz’de ciddi anlamda bir kuvvet kaydırarak bir güç üstünlüğü sağladı. İkincisi Belarus’ta geçici bir 30 bin kişilik kuvvet tatbikat için geldiğini söylüyor ama ben artık 30 bin kişinin orada kalacağını düşünüyorum.
Bu 30 bin kişilik kuvvet hem Avrupa için, Polonya için, hem Estonya, Letonya, Litvanya için hem de ileride Kaliningrad’la olası bir Rusya’nın birleşerek kuzeydoğuya doğru genişleme hedefinde olduğunu her zaman biliyoruz. Bunun için de çok ciddi bir avantaj sağlayacaktır. Esasında Batı, Ukrayna üzerinden Rusya’yı doğuya doğru iterken kendisi Batı’ya doğru itilmeye başladı.
Bu bence önemli bir jeopolitik gelişme.