Ukrayna’da 3. Dünya savaşı başlar mı? (Teke Tek Bilim)
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=vA15_MqyhZQ.
Tek bir tek. Tek bir tek. Tek bir tek. Tek bir tek. Tek bir tek. Tek bir tek. Tek bir tek. Tek bir tek. Evet değerli izleyiciler. Yanımızdaki gerginlik, yanımaşınızda gerginlik aslında dünya dengediliğine çok önemli bir şekilde ilgilendiren bir noktaya evrildi ve bu arada bu konuda bir şey yapmak için çok da önemli bir şey oldu.
Bu noktaya evrildi ve bu akşam biraz bunları ele alacağız. Ne oluyor, ne bitiyor. Hakikaten bu iş tırmanırsa nereye gidebilir noktasına hareket edeceğiz ve öncelikle bütün konuklarımı hoş geldiniz diyorum. Merhaba hanım size de baş sağlıyorum. Teyzenizi kaybettiniz ve buna rağmen sağ olun programa katıldınız. Başınız sağ olsun. Ayrıca da gerçekten minnettarız bize. Bu şartlarda vakit ayırın için çok çok çok çok teşekkürler size. İzin verirsiniz Fahri Hocamla başlamak istiyorum. Tüm hoş geldiniz. Teşekkür ederim. Biz hep şeyle büyüdük. Hala da böyle inanır insanlar. Türk ordusu dünyanın en güçlü işte 3-5 ordusundan. Biridir NATO’nun Amerika’dan sonra en güçlü ordusudur. Şu duru budur falan filan diye büyüdük. Öncelikle bir şunu merak ediyorum ben. Türk ordusu hakikaten bu kadar büyük bir ordum.
Yani Türk ordusu benim zamanında ben askerim vardı 1 milyon falan askerimiz vardı. Hala o noktada mı Türk ordusu? Donanım açısından ne noktada? Türk ordusunu şöyle bir özetler misiniz sonra diğer taraflarda soracağım size. Evet Türk ordusu özellikle teknolojik ilişmelere ve etrafındaki tehditlere bağlı olarak planlı bir şekilde savunma sanayinin gelişimini de adeta tetikleyerek gerçekten belirli bir seviyeye gelmiştir.
Tabii soğuk savaş dönemi ötesindeki personel sayısına dayalı bir ordu yapılanması yaklaşık 700-800 bin rakamlarla ifade edilen daha az. Özellikle son zamanlarda uzman erbaşların ağırlıklı olduğu sözleşmeli… Profesör orduya geçişle beraber. Profesör orduyla geçişle birlikte bu sayı daha da azalmıştır. Özellikle teknoloji ağırlıklı silah sistemlerin artışıyla bu azalmanın daha da fazla olduğunu görüyoruz. Diğer önemli bir etken de tabii komando türü birliklerin, özel kuvvet birliklerinin sayısal artışı, günümüz hareketinin getirdiği niteliklere uygun bir yapılanmayı da birlikte getirmiştir. Bu da sayıca az, daha üstün teknolojiye hais ve birlikte çalışmanın getirdiği alan. Türk ordusu insan kadresini yükseltti ama sayıya olarak azalttı. Tabi biz buna yetenek temelli planlama anlayışı diyoruz esasında. Yani tehditin belirsiz olduğu belirsiz tehditle mücadele edecek şekilde değişik unsurların silahın bir araya getirildiği sistemdir. Bunu Afrin’de gördük, Zeytin Dalı harekatında, diğer harekat nibilerinin her birinde gördük. Esasında Irak’ın kuzeyinde icra edilen harekat da bu türden bir harekattır.
Tamamen önleyici stratejiye dayalı ve bulunan tehditi ortadan kaldırma, işte MIT ile birlikte ortak koşa düzenlenen terör örgütlerinin lider kesilme ortadan kaldırma yönelik operasyonlar gibi bütün bu operasyonlar Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ulaştığı seviyeyi gösteriyor.
Tabi aynı zamanda teknolojiyi alıp sahada kullanmayı da sağladığı için, ki mesela Ukrayna meselesinde Rusya’nın da ciddi bir avantajı vardır ve geliştirdiği tüm teknolojileri öncelikle bir gerçek bir muharebe sahasında denemiştir Suriye’de. Bu deneme hem kendisine Ukrayna’da bir avantaj sağlıyor, aynı zamanda da silahlarını görücüye çıkartmış oluyor savunma sanayisinden.
Türk Silahlı Kuvvetleri de aynı şekilde. Fuarlara gittiğinizde, ki dünyada birçok fuara katıldığımızda aynı şeyi derler, bu silah sistemlerinizi silahlı kuvvetler kullanıyor mu? Silahlı kuvvetlerin kullandığı sistemlerin her birinin mutlaka sahada denildiği, gerçek sahada denildiği biliniyor. O yüzden Türk Silahlı Kuvvetleri’nin şu anda da çok sayıda öğrencim benim yetiştirdiğim kuleliler olsun diye şu anda sahada aktif olarak çatışma bölgelerinde ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin veya Türkiye’nin ürettiği… Türkiye’nin kendi ürettiği silahları sahada da, savaş ortamında da deniyor olması, bunların uluslararası kalite belgesi oluyor bir anlamda ve pazarlaması dolaşıyor.
Tabii, bunların sağladığı isabet, kullanışlılık, yani bir silah sistemin kendisinden beklenen tüm özellikleri sahada bir fiil göstermesi bugün bütün ülkeler nezdinde Türkiye’nin iha ve siyah satışlarında veya diğer silah sistemlerinde mühimmatta gösterdiği satış artışında önemli bir faktördür.
Dünyada birçok ülkenin silah satış oranları ihracat düşerken Türkiye’de, dünya genelinde bir düş olmakla birlikte Türkiye’nin bu açıdan artış göstermesi de Türk Silahlı Kuvvetleri’nin sahada gösterdiği başarının, savunma sanayinin yaptığı bu atılımın ihracata yansımlı bir şekli olarak görebiliriz. Anıl Kredisi sizin söylediğinizden şunu çıkartıyorum, Rusya bir anlamda Suriye ve Ukrayna gerilimini silah sanayini pazarlamak ve silah sanayini parlatmak uluslararası planda için de fırsat olarak görüyor ve değerlendiriyor. Tabii, kesinlikle. Yani SPRI verileri yani Stockholm Barış Araşmaları enstitüverilerine göre 2021 yılında genelde dünyada 2 trilyon dolar gibi bir savunma sanayi harcaması olur. Bunun yaklaşık 750-800 milyar doları tek başına Amerika’ya aittir. Genelde ikinci sırada Rusya’ya yer alırdı ama ilk kez bir önceki yıl Çin Rusya’yı geçti. Silah sanayi. Evet. Ve satışlarda. Ve ilginç olan da kimlere sattığı verilere baktığınızda Rusya’nın müşterilerini almaya başladığını görüyoruz. Dolayısıyla Rusya, Ukrayna meselesinin esasında Kış Olimpiyatları sırasında iki ülke arasındaki işbirliğine baktığımızda bir yanda Amerika’ya karşı bir gövde gösterisi yaparken öbür tarafta esasında
Mao döneminden beri, 49’dan beri devam eden, öncesinden beri devam eden iki ülke arasındaki bir zıplığın da diğer temas ön plen açıklığı nokta savunma sanayi. Çünkü her iki ülkede bu iki satışlarla hem teknoloji sattığı ülkeleri kendine bağımlı kılmak hem gelir hanelerini arttırmak ve aynı zamanda da özellikle Çin açısından örneğin tek yolu ve tek kuşak üzerinde yer alan ülkelerle bu işbirliğini arttırarak bu ülkelerde teknolojik anlamda da kendisine bağımlı hale getirme şeklinde bir projesi olduğunu görüyoruz. Bu yüzden de Rusya’da aynı şekilde… Yani Rusya, Çin’le bir anlamda parter gibi görünse bile aslında silah satış, silah sanayinde en önemli rekabeti Çin’de. Evet. Esasında ikisinin de savunma sanayi üretim teknolojisine baktığımızda ve modeline baktığımızda ikisinin de son 10 yıl içerisinde benzeri bir sisteme gitti.
Mesela Ruslar bütün gemicilik sanayini tek bir çatı altında topladı. Havacılık sanayini tek bir çatı altında topladı. Çinliler de aynı şekilde 14. Kalkınma Planında çok gizli bir şekilde savunma sanayine sivil, askeri, müşterek bir konsept içerisinde yarattı. Ve çalışan sayısını inanılmaz arttırdı. ARGE ve inovatif çalışmalara ağırlık verdi. Rusya’da da aynı sistem var ama Rusya biraz zorlandığını söyleyebiliriz.
Çünkü finansal açıdan Çin kadar güçlü değil. Onun zorluklarını yer yer yaşıyor. Ve daha çok alt komponent dediğimiz teknoloji gerektirenler de biraz daha Çin’in gerisinde kalıyor. Bunu ifade etmek mümkün. Peki şimdi bir yandan da Ukrayna Rusya yerine baktığınız zaman Ukrayna’da aslında net bir hem silah hem de havacılık sanayi de önemli bir ülke.
Yani bugün dünyanın en önemli uçak ücretçilerinden bir tanesi de Ukrayna. Burada Ukrayna’nın pozisyonu ne olabilir? Rusya karşısında ve Çin karşısında güçleri var mı, bir şeyleri var mı yoksa çok zayıf mı kalıyor?
Ukrayna esasında belirttiğiniz gibi hem uçak motor hem de tank motoru dahil olmak üzere. Örneğin Sovyetler Birliği döneminin havacılıkla ilgili füze ve havacılık pilotlarının fakülteleri hala da Ukrayna’da yer almaktadır. Bu yüzden çok güçlü bir ülkedir ve Rusya’ya motorlar bu taraftan getirilirdi.
Ancak Ukrayna’nın biraz Batı’nın etkisinde kalarak renkli devrim arkasından NATO’ya alma tahayitü ve kendisine Amerika ve diğer ülkelerden yapılan yardımların etkisiyle de Ukrayna’nın gerçekçi bir savunma konsepti geliştiremediğini görebiliyoruz. Aslında Batı, Ukrayna’ya büyük zarar verdi anladın mı? Aynen aynen. Zerenski esasında dün bunu net bir şekilde ifade etti. Yani Zerenski dedi ki bana o kadar de ettirdiniz geriye doğru baktığımda arkamda kimse yoktu dedi.
Dün onu getirdi ve bugün de Putin bu kararı aldı. Bütün bunlara baktığımızda… Bu karar derken? Yani Lugansk ve Donetsk’in bağımsız cumhuriyet olmasını kararını alması. Putin’in Batı’nın esasında Putin’in hamlelerine karşılık vermemesinin ve dün Zerenski’nin başına gelecekleri tahmin ettiği bir açıklamanın ardından gelmesi de son derece önemlidir.
Bu Batı açısından, ki bunu biz Batısızlık olarak kabul ediyorduk hatırlarsınız, Münik Güvenlik Konferansı’nda Alman Savunma Bakanı bir açıklaması vardı. Batı’nın değerlerinden uzaklaşmak, insan hakları, demokrasi ve yeni stratejiler üretememek bütün bunların strateji ve koordinasyon eksikliği Batı’yı Ukrayna’da bir kez daha mağlup etmiştir. Afganistan’dan sonra birçok ülkede olduğu gibi Rusya’da bu Batısızlık kavramının Avrupa’nın başına ne dertler açtığını bildiği için de stratejik üstündüğünü başından beri aldı ve şu anda da devam ettirmeye çalışıyor. Peki, Fahri Bey, şimdi şeyin bu durumda bölgede bir çatışma ihtimali herhalde pek görmüyorsunuz gibi hissediyorum. Çünkü orada müthiş bir güçler dengesizliği var ve Batı’nın da buraya bir müdahale şansı size göre yok herhalde.
Yok, yok. Yani burada Batı hep diyor, özellikle Putin’in bu iki cumhuriyetin bağımsızlığını kabul etmesini Minsk anlaşmalarını ihlali olarak titelendiriyor. Aslında Ukrayna’ya zarar veren Batı Minsk anlaşmalarının zamanında yerine getirilmesini sağlamış olsaydı Rusya’nın elindeki bu hamleyi elinden almış olacaklardı.
Ancak onlar Rusya’ya karşı Minsk anlaşmalarını Ukrayna adına olumsuz bir şekilde kullandılar. Ukrayna’nın yerine getirilmesini bir şekilde engellediler. Ve şu anda da Ukrayna’yı kendi başlarına bıraktılar ve Rusya’ya bundan başka esasında bir çare bırakmadılar. Rusya esasında yığdığı stratejik yığına aklanmanın ki Belarus’a ki tatbikat vasıtasıyla 30 bin kişilik kuvvetle esasında bu işin tam noktaladığını söyleyebiliriz.
Oraya yığılan kuvvet bu işin sonuçlandığını gösterdi ve hedefine Rusya’nın ben ulaştığını düşünüyorum iki açıdan. Hem Karadeniz’de ciddi anlamda bir kuvvet kaydırarak bir güç üstünlüğü sağladı. İkincisi Belarus’ta geçici bir 30 bin kişilik kuvvet tatbikat için geldiğini söylüyor ama ben artık 30 bin kişinin orada kalacağını düşünüyorum.
Bu 30 bin kişilik kuvvet hem Avrupa için Polonya için hem Estonia, Letonya, Litvanya için hem de ileride Kaliningrad’la olası bir Rusya’nın birleşerek kuzey-doğuya doğru genişleme hedefinde olduğunu her zaman biliyoruz. Bunun için de çok ciddi bir avantaj sağlayacaktır. Esasında Batı, Ukrayna üzerinden Rusya’yı doğuya doğru iterken kendisi Batı’ya doğru itilmeye başladı. Bu bence önemli bir jeopolitik gelişme.
Komutanım şunu ön görmek mümkündür. Rusya 1990’ların başında dağıttığı Sovyetler Birliği bugün komünist ideoloji altında olmasa da başka bir Putin ideolojisinde diyebiliriz belki yeniden belaya getirmeye ve yeni bir Doğu Bloku oluşturmaya mı başladı?
Kesinlikle Rusya rüyası veya Rusya dünyası adını verdiği esasında zeminde ortodoks yani dini ritüellerin yer aldığı ortodoks patriği üzerinden Belarus, Ukrayna ve Rusya’nın aslında hepsinin bir olduğu, bunların üstün bir medeniyet olduğu bunu 2014 yılında Putin açıklamıştı.
Bunların mutlaka birleşmesi gerektiğini ifade ediyordu. Bunlar ayrı bir devlet olamaz diyordu zaten. Yani bu dediğiniz doğru. Yani Ukrayna’ya doğru yönelmesinde sadece NATO’nun doğuya doğru genişlemesi veya sınır gelmesi, silah yığması ki o silahları 10 yıldan beri yığıyor Amerika Birleşik Devletleri oraya. Yani son birkaç yıldır Rusya’nın bu şekilde ses çıkartmaya başlaması son derece manidardır. Bu yüzden de ben Rusya’nın yapmış olduğu hamlelerin özellikle NATO’nun dağılma ve bundan sonra belki bu sürecin sonunda NATO’nun dağılmış olabileceğini de göreceğiz. Yani bu NATO’ya ciddi zarar veriyor. Bu NATO’nun belli kırıyor aslında.
Tabii. Mesela İsveç ve Norveç, İsveç ve Finlandiya da NATO’ya katılma istemiçindeydi. Ben bu hamleler yavaş yavaş uzaklaştığını düşünüyorum. Mesela Hırvatistan böyle bir şey olsa kuvvet göndermeyeceğini söyledi. Almanya bir ileri bir geri gidiyor. Almanya’nın Rusya’ya %50 oranında bağımlı enerjide.
Evet. Ve burada Kuzey Akımı 2 gibi Rusya’nın eline çok ciddi bir anahtar daha verildi. Yani bu daha ciddi bir anahtar. O yüzden Amerika yıllardan beri bu Kuzey Akımı Polisi’ne karşı çıkıp duruyor. Bu saatten sonra bir yaptırımın yapılması da zaten Rusya’nın yaptırımlar devam ediyor. Çin’le yaptığı Sivit anlaşmaları ve diğer anlaşmalar var. Putin, Xi Jinping’le gittiğinde bu tür olası yaptırımlara karşı tedbirini çoktan aldı.
Zelenski’nin bir ifadesi vardı. Yaptırımları şimdi yapın. İş bittikten sonra yaptığının bir anlamı kalmaz dedi. Ve şu anda da Zelenski’nin dedikleri çıktı. Adım kaderine savaş başlamadan bitti. Bence de. Yani bunu Amerika Birleşik Devletleri ve diğerleri asla karşılık vereceklerini düşünmüyorum. Aynen Kırım’da olan olaylar tekrarlanıyor. İki ülke Kırım’da da yine önce bağımsızlık ilan etmişlerdi mecliste. Sonra halk oylaması yapıldı. Halk oylamasıyla birlikte çoğunlukla Rusya’ya katılma kararı alındı. Burada da aynı işi göreceğiz. Peki bu yavaş yavaş orta asra Cumhuriyetlerine doğru da sirayet eder mi? Edeceği düşünüyorum. Kazakistan’da bunun denemesi oldu zaten. Diğer ülkelerle de Kırgızistan, Tacıkistan gibi ülkeler üzerinde de zaten Tacıkistan… Zaten Gürcistan’da başlamıştı konuğu. Tabii Tacıkistan’da zaten iki tane büyük üst su var. Türkmenistan’da Baykonur’la önemli füze tesisleri orada zaten. Baykonur Türkmenistan değil şeyde. Kazakistan’da, rüzeltiyorum. İçeriden Kazakistan’da iki ana üst su var. Tacıkistan’da aynı şekilde üstleri var. Bütün bunlara baktığımızda zaten adım adım Afganistan’a doğru ve güneye doğru indiğini görüyor. Çünkü inmek zorunda. Oradaki hedefi de Hint okyanusuna inebilmek. Ve oradan da bu taraftan nasıl pat denişse… Şimdi onları Merve Hanım’la konuşacağız Hocam.
Merve Hanım tekrar teşekkür ederim genel için. Şimdi isterseniz siz de biraz deniz kuvvetleri üzerinden gidelim. Şimdi dünyada yeni güç dengileri oluşurken geçmişte denktemde bu kadar… Yani dünya denktinde bu kadar olmayan ve daha içine kabrank duran Çin’in artık oyunda biraz daha fazla tam gücün oranında değil ama biraz daha fazla yer aldığını, Rusya’nın deniz hâkimiyetini arttırma çabası içerisi olduğunu ve benim çocukumdan beri dediğim bir hikaye de sıcak denizlere doğru gittiğin ama
bu hikaye çok daha eski. Belki 200 yıldır Rusya’nın sıcak deniz aşkı var. Denizlerdeki durum nedir? Denizlerdeki güç dengesi ne aşamada? Çin ne yapıyor? Çin’in Çin denizinde büyük bir hâkimiyet kurduğunu ve bölgede artık çok egemen bir kuvvet hâline geldiğini, Amerika’yı bölgede çok neredeyse dışladığını duyuyoruz. Ne kadar doğru ne kadar en azıcık. Denizlerdeki durum nedir ve Rusya bu Ukrayna hamlesiyle Karadeniz’de mi hakim olmak istiyor yoksa toplam bir hâkimiyetin küçük bir parçası mı o? Öncelikle şöyle bir şey söylemek istiyorum. Az önce ad yazıda geçiyordu işte 3. Büyük Dünya Savaşı’na mı hazırlanıyoruz diye. Geçen ay yanlış hatırlamıyorsam 1-2 ay önce Putin’in bir açıklaması oldu dedi ki 3. Dünya Savaşı başladı çoktan ve bu savaş siber uzayla başladı dedi.
Dolayısıyla bence ilk önce biz şu soru sormalıyız. Askeri güç dengesini mukayyesederken biz bu günümüzdeki savaştan neyi kast ediyoruz? Yani artık savaş ve barış dönemleri o kadar muğlaklaştı ki yani buradaki herhangi bir askeri işgalden kısıtlı işgal mi kast ediyoruz? Topyekun bir işgalden mi kast ediyoruz yoksa sadece oraya belirli bölgeleri kendi kontrole altına alıp oradaki bir iktidar rejim değişikliğinde mi kast ediyoruz?
Veya az önce bahsettiğiniz Afganistan gibi eğer dünyadaki bütün büyük askeri güçler işte ABD öncülüğündeki NATO bu kadar askeri teknolojilerle askeri güçle başarılı olsaydı teröreyle mücadelede Afganistan politikasına iflas etmezlerdi diye düşünüyorum. Yani El-Kaide ve Taliban’la işte mücadele için gelip yine El-Kaide ve Taliban’a devret çıkan bir NATO ve işte uluslararası koalisyon güçleri vardı. Bu birincisi bence savaştan ne anladığımızla alakalı ve artık günümüzdeki savaş trendi konvansiyonel savaştan ziyade hibrid savaşa doğru geçti. Dolayısıyla biz şu anda bu askeri güçleri mukayes ederken de bir hata yapıyoruz. Şimdi database’ler yani veri setleri bize genellikle işte baktığınızda bunun bazı veri setleri var işte global firepower gibi veya de blightable assimilatory balansı gibi.
Şimdi bunları baktığımızda hepsi kendi içerisinde bir askeri güç sıralaması yapıyor ve burada üç tane şeye bakıyorlar. Dört tane hatta dört temel diyelim. İşte bunlardan birincisi aktif ordu mevcuduna bakıyor. İkincisi kara gücüne bakıyor, deniz gücüne bakıyor ve hava gücüne bakıyor. Ama hiç kimse siber uzay gücüne bakmıyor. Ben bugün mesela Rusya’nın eğer deniz gücünden bahsedebildiğim kadar aynı zamanda Rusya’nın siber uzay gücünden bahsedebilmeliyim.
Şimdi neden diyeceksiniz? Gürcistan’a, Ukrayna’ya veya başka yerlere müdahale etmeden önce genellikle siber uzay gücünü kullanıyor Rusya. Yani oradaki sistemleri ferçe ediyor, oradaki siber saldırılar düzenliyor. Dolayısıyla ilk önce Moğarabiyenin meydanı kendisine alana zaten siber o sistemlere belki işte veri setlerine ulaşarak veya Savunma Bakanlığındaki haberleşme kanallarını keserek. Bunun gibi farklı yöntemlerle aslında bu bir Sovyet mirasıdır, aktif tedbirler mirasıdır. İlk önce bunları devreye koruyor, daha sonra belki askeri gücünü yapıyor. Birinci, dolayısıyla bence buradaki askeri gücü kıyaslarken yani böyle kuvvet bazında baktığımızda siber uzayı bilemiyoruz. Çünkü neden siber uzayı bilemiyoruz?
Devletler askeri güçlerini nasıl tespit ediyoruz? İşte Stockholm Peace Research Institute var, NATO’yu her devlet bildirmek zorunda. Birleşmiş Milletler mesela her yıl Eylül ayında devletler askeri harcamalarını ve inventerlerini bildiriyor. Yanlış hatırlamıyorsam 2011 ve 2012 yılında Birleşmiş Milletleri bildiren devlet sayısı %29-33 rakamlarıydı. Yani %70’e devletlerin askeri harcamalarını ve inventerlerini bildirmiyorlardı. Eğer bildiriyorlarsa da bazen de egzajere ederek yapıyorlar. Ama şu askeri gücünüze, hava gücünüzü, deniz gücünüzü gösteriyorsunuz ama genellikle siber uzay gücü hakkında bir bilgimiz olmuyor. Dolayısıyla bugün işte ben eğer siz bana gemi gücü, deniz gücünü soruyorsanız ben şunu mutlaka söylemek zorundayım size. Hiçbir ülkenin deniz gücü hava gücünden bağımsız değildir. Yani eğer bir ülkenin deniz gücünde rüştünü ispat ettiyse o ülkenin mutlaka aynı şekilde paralel oranda hava gücünü geliştirmiş olması gerekiyor.
Veya diyelim ki ihaz sistemlerini geliştiriyorsunuz ama ihaz sistemlerini gelişirken veya diğer hava platformlarınızı aynı şekilde elektronik harp yeteklerinizle paralel bir şekilde geliştirmenizi önem arz ediyor. Şimdi deniz gücü ile alakalı ve diğer askeri harcamalarla da sayın Fahit Paşa’m da söyledi.
Öyle de işte biz devletlerin askeri harcamalarına göre baktığımızda veya işte karagücün de işte diyelim ki Rusya’nın 4100 tane hava gücünden bahsediyorlar 700 küsür tane de işte savaş uçağından bahsediyorlar. Ama bu savaş uçakların kaçıncı nesil olduğunu bizim buradaki data setlerimizden bilmiyoruz.
Diyelim ki Türkiye ihaz gücü değil mi? Savunma pazarında en önemli işte ihaz ihracatı yapan ülkelerden bir tanesi ama bizim şunu söylememiz gerekiyor Türkiye artık 3. nesil ihazını geliştirmiş bir ülke. Eğer ben Rusya’nın hava gücünden bahsediyorsam diyelim ki S500’ler yani 5. nesiller var. Bu nesiller bizim için çok önemli ama bu nesillere bakarak ben yine bir değerlendirme yaptığımda da şunu söylerim o zaman S400 veya S500 M-1T’e gelen herhangi bir sistem gerçek savaş ortamında denendi mi? Eğer gerçek savaş ortamında denenmeyen ama yüksek teknoloji hayatı stratejik sistemleri koyduğunuzda o zaman o devletleri askeri güç olarak çok egzajere etmiş olabilirsiniz. Bir diğer hususi ise şu savunma harcamasına çok fazla işte kaynak aktaran ülkeler askeri güç müdür? Bence bunu da sorgulamamız gerekiyor. Eğer öyleyse bugün Südya Arabistan dünyada en fazla askeri harcama yapan 4. 5. ülke o zaman onun ilk onda yer alması gerekiyordu. Veya Çinleriniz mesela Çin gemilerini uçak gemisinde gerçekten çok büyük bir yol kat etti ama aynı için onun için uçak gemisinde özel pilotlar yerleştiriyor. Yani bugün mesela Pakistan’daki veya işte mesela Pakistan bazı pilotlarına gidip başka ülkeleri kiralıyor, körfez ülkelerini kiralıyor. Yani sizin körfez ülkelerin bu kadar yüksek harcamalar yapması, askeri teknolojiye sahip olması onların insan kaynağı olduğunu göstermez hatta ben şimdi az önce Hande Hanım konuşurken şunu düşündüm.
Medikal istihbarat o kadar önemli bir şey ki ben bunu bir iki yıl önce yazmıştım. Mesela diyorsunuz ki bir ülkenin askeri gücü nedir diye. Amerika 1960’lı yıllarda medikal istihbarata yapıyor. Neden biliyor musunuz? İnsan kaynağına, ordusuna o kadar fazla değer veriyor ki onların hangi hastalığa sahip olacağına, hangi ilaçları kullanabileceğine onlara karşı ta 60’lardan itibaren tedbir geliştirmeye başlamış.
Yine aynı mesela ABD Savunma Bakanlığına girin, şunu göreceksiniz orada askerlerinin kaç yaşında mesela onunla alakalı bir sürü araştırma fonları veriyor.
İşte bayan subaylardan kaç tanesi meme kanserine yakılıyor, erkeklerden kaç tanesi prostat kanseri veya Irak’ta Afganistan’da görev yapıp geldikten sonra alkol ve uyuşturucu bağımlılığıyla mücadeleden tutun. İşte yani onların baş ağrılarına kadar yani düşünürüzsün kronik baş ağrısına kadar araştırma fonu sağlayan bir savunma bakanlığı var.
Onun için ben bir askeri güçten bahsederken şuna bakarım Karadeniz Hava Siber Uzay güzel, aktif personeli de güzel ama bunun yanı sıra bu ülkenin ordunun insan kaynağı nasıl bir profil çiziyor, bunun yanı sıra bunların doktirini nedir? Her ülkenin harcama yapıyorsa o ülkenin askeri doktirini olmayan o kadar çok ülke var ki yani devletlerin kendini özel, kendini özgün askeri doktirini geliştirebilmeleri bile bir yetenektir.
Mesela çiğnin kendini as bir deniz stratejisi vardır sadece uçak gemisi yapmıyor ama aynı zamanda bin kilometrelik menzili ais bir füze yapıyor. Ve onun için Amerika diyor ki belki ben uçak gemisine boyutunu küçüteceğim diyor ya bunun gibi şeyler var veya Rusya açısından baktığınızda interoperability dediğimiz bir kavram var denizde aslında bir sürü şeyde kullanabiliyoruz ama bu da yine askeri güçle alakalı olan bir şey.
Rusya 2008 yılında bir kırılmaya yaşadı nedir bu? Filolar arasında karşılıklı operasyon yani iş birliği yapabilmek bugün devletler arasındaki iş birliği de yine sizin askeri güç unsurlarınızdan biridir. Şimdi Rusya müstakil olarak Ukrayna’da olan bir Rusya ile Ukrayna veya NATO işte diğer ülkelerin yaptığı iş birlikleri de yine bir askeri güçtür. Bugün ABD Japonya’nın iş birliği yapması bir şeydir askeri güçtür mesela önemli bir şey İngiliz uçak gemisinden bir uçak kalkıyor Fransız uçak gemisine iniyor ne kadar önemli bir şey yine ABD Japonya’nın iş birliği Pasifik’te çok önemli. veya şimdi Rusya üzerinde baktığımda deniz gücünde 2008’de şöyle bir şey yaptı bu interoperability de yani karşılıklı operasyon da Hazar mesela filoso işte bir Hazar filososunu Karadeniz’den alıyor Doğu Akdeniz’de gönderiyor Pasifik’ten alıyor başka bir yere gönderiyor artık filososunu değiştiriyor. Yani bir filoyu başka bir yere intikal ettiriyor bu çok önemli bir şey bir diğer husus ise hatta şöyle bir şey de eskiden Hazar filososu NATO ülkeleri tarafından çok da fazla kıymet verilmeyen bir floydu ama bugün baktığınızda Hazar filososu işte 2015’ten itibaren Suriye’de mesela sahada kendisini çok aktif daha hedef alabilen bir konumlandırılmış durumda veya denizaltıdan bahsedelim.
Yunanistan misal veriyorum tekrar Yunanistan dedim ki sizin denizaltılarınız var ama torpidanız eski ne yapacaksınız yani yeni denizaltınızı eski torpida geçen hafta sanıyorum ki Almanya Hakan Bey ve Sen Paçam daha iyi bilirler yanlış hatırlamıyorum ise Almanya işte biz yeni stratejik silah sistemleri vereceğiz Yunanistan’a dedi 44 adet torpida vereceğiz diye dolayısıyla benim uçak işte denizaltım olabilir ama aynı şekilde torpidam olmak zorunda veya denizaltınızı nasıl bir denizaltı olduğu bile o kadar önemli işte nükleer güçle çalışan denizaltınız mı var mı yoksa dizelle çalışan mı nükleerin avantajı İngiltere ve Amerika için var çünkü okyanuslarda nükleer deniz şeyleri kullanabilirsiniz denizaltıya ama Türkiye mesela bu anlamda Alman ekolündedir ve yine en son yaptığımız denizaltı çalışması Almanya ile beraber yürütülen bir denizaltı çalışmamız var işte biz dizel kullanıyoruz dizeli neden kullanıyorsunuz işte çok daha sessiz olmasından dolayı kullanıyor şimdi ne kadar güzel işte devletlerin
deniz altıları işte deniz altınız var diyelim ama şu çok önemli deniz altınızı nasıl tespit edecekler fırka tenler çok kolay tespit ediliyor ama bir okyanus da deniz altını tespit etmek şey gibi yani okyanus da yine iplik aramak gibi bir şey çok zor olduğu söyleniyor ama bununla alakalı mad denilen bir şey var derim ki deniz altı geniş deniz altınız var ama aynı zamanda mesela burada anomali dediğimiz yani manyetik anomali tespit sistemleri var veya anomal sistemler var akustik sistemler var işte hidro basınç su basınç sistemleri var veya countermeasure radar var işte sinyal var elektronik sistemler var sinyal istihbarat sistemleri var şu kısacası şunu kastediyorum evet siz bir deniz altı yapıyorsunuz ama aynı zamanda o deniz altınızı koruyabilmek için karşı tedbir sistemleri de geliştirmeniz gerekiyor onlara da ağırlık vermeniz gerekiyor aynı az önce bahsettiğim işte elektronik harp yetenekleri gibi
bu dışında yine hakan bey de anlatacaktır bu sistemlerin yani sizin gemilerinizi fakir etenleriniz üzerine koyduğunuz işte top sistemleri topçu sistemleriniz mühimmatlarınız bunların hepsi o kadar büyük bir bütün ki veya işte deniz altı diyorsunuz ama hangi tip deniz altı mesela havadan bağımsız çalışabilen deniz altı çok önemli bir şey ne demek havadan bağımsız çalışan bir eğer bağımlı çalışıyorsa iki üç günde bir sata çıkıyorlar ama havadan bağımsız olan deniz altları
sata çıkıyor ve bu da işte onlar için daha avantajlı bir durum gibi dolayı ise biz burada deniz gücünü eğer analize çeksek aynı zamanda hava gücünü analiz etmeliyiz veya devletlerin askeri güçlerine baktığında bugün dünyadaki en büyük işte dünyada dokuz tane nükleer güç var değil mi ama Kuzey Kore bu sıralamada yani askeri güç sıralandırmasını yaparlarken bu veri setleri az önceki veri set bahsettiğim veri setleri Kuzey Kore’yi otuzuncu sıraya koyuyor çünkü Kuzey Kore hakkında birincisi çok fazla açıkhanek istihbaratı
bilgisi yok ikincisi de ordu mevcuduna bakıyor finansmanına bakıyor lojistiğine bakıyor işte o ülkenin gayrisafi yurt içi hastasına bakıyor tamam bunlar güzel şeyler ama bugün Kuzey Kore dediğiniz bir ülke otuzuncu sırada konumlandırdığınız bir ülke Amerika’nın en önemli düşünce kuruluşlarından biliyorsun CFA Amerika’ya yönelik en büyük tehdit olarak Rusya’ya değil Kuzey Kore’ye görmüştü mesela 2020 yılındaki teriti sıralamasında o vardı çünkü Kuzey Kore bugünlükler bir devlet ve Kuzey Kore Pakistan Hindistan
işte İsrail bu devletlerin operasyonel haddeki nükleer harp başlıkları ne kadar konuşulu olduğunu bilmiyoruz Rusya’yı Amerika’yı biliyoruz bunlar nükleer silahlarını azaltıyor olabilirler ama aynı zamanda bunlar nükleer silahlarını modernize ediyorlar harp başlıklarını bunlar da önemli dediğim gibi yani ben derilerin bir şeffaflık var bir de devlet sırrı olan şeyler var ben açıkhanek istihbaratı üzerinden belli bir sıralandırmaya tabi tutabilirim bu devletlere ama Kuzey Kore gibi farklı devletlerin özellikle de sadece nükleer silah deyip geçmemek gerekiyor kıtalar arası baristik füze teknolojisine sahip devletler dolayısıyla bu nükleer silahlarını işte çok daha 5500 kilometre uzağa taşıma kapasına sahip devletler yine işte Kuzey Kore’nin geçen haftadan itibaren işte yine 2020 yılında bir çok denemesi olmuştu veya diyelim ki kıtalar arası baristik füze diyorsunuz veya hiper sonik sistemler var işte lazer silahları var dolayısıyla burada baktığımızda askeri güç olarak baktığımızda sadece kuvvet içerisinde bu az önce Rusya’nın anlattığım gibi flolar arasındaki bir iş birliği değil ama aynı zamanda kuvvetlerin birbirine eklemlenmiş bir şekilde çalışması benim için askeri güç göstergesidir bir diğer askeri güç göstergesidir şudur askeri diplomasidir askeri diplomasiyi yürütebiliyor mu halkın desteğini alabiliyor mu çok güzel bir söz ver Zhu He Liang’ın hep böyle sunuzluğudan örnekleriz ama Zhu He Liang der ki
üzerinde fikir birliği olmayan bir strateji elinizde 1 milyon kişilik bir ordu bile olsa düşmana gerekli korkuyu veremez bu bana şunu demek istiyor siz askeri güç olabilirsiniz ama diğer devlet kurumları arasında aynı o askeri stratejiye destek verilmesi gerekiyor sonuçta bir askeri gücünüzü belki onu uzun vadede sürdürülebilir ve devamlı kılacak onu cadircik adış işleri bakanlığı olsun işte
bir bütün olarak aslında askeri ve savunma bürokrasinin diğer sivil bürokrasi kanadıyla beraber bir ekosistem içerisinde o strateji hayata geçirecek bir karar birliğine bir fikir birliğine bir strateji birliğine bence uyumaları önemi arz ediyor aksi takdirde baktığımız bütün askeri güç çıkarsamaları taktik ve operatif seviyede kalacak ama uzun vadeli stratejik askeri güçler projeksiyonunu bence analiz edebilmemiz için hem hibrid savaş hem de günümüzün savaş medyanında hibrid yöntemlerin ne kadar kullanıp kullanılmadığına bakılması gerekiyor bugün Putin açıklamasını çok dinleyemedim ama şunu söyleyebilirim Putin bundan önceki konuşmalara baktığınızda bence önemli ama askeri güçlerden bir tanesi aynı zamanda psikolojik harekattır bence Putin bu anlamda bir askeri güç unsuru olarak psikolojik harekatı da başarılı bir şekilde devreye soktuğunu söylememiz gerekiyor
Melvam’ım sen alırken ben yoruldum valla bravo soluksuz bir şekilde dinledim eee peki böyle baktığımız zaman bugün bu üç güç arasında hangisi diğerlerinin daha üstün kağıt üstünde baktığın zaman NATO güçleri çok önemliymiş gibi görünüyor eee ve Putin de NATO bizden daha güçlü zaten diyerek bunu belirtiyor ama gerçek durum bu mu yani çünkü
söylediğiniz bütün faktörleri birer koyduğunuz zaman mesela özellikle bu son saydığınız hani ortak hareket edebilme ve tek bir şeye beraber inanıp o hedefe yürüme konusunda NATO pek bir güç gibi durmuyor artık eee baktığınız zaman içinde çok fazla fikir çatışması olan hemen hemen hiçbir konuda neredeyse ortak hareket etmeyen bir NATO’dan bahsediyoruz
bu durumda NATO artık güçsüz bir sistem mi eski gücünden uzak mı yani bugün Rusya’nın Putin önderildiğinde tek başına hareket edebilme ve bütün kurumları beraber haket edebilme gücü veya Çin’in artık NATO’nun önüne mi geçmiş Hazretleri?
Öncelikle şöyle aslında ben 2012-2011 yılından itibaren Rusya’nın Baltık’taki tatbikatlarını takip ediyordum işte orada anlık tatbikatlar vardı orada hep şunu görüyordum
Rusya’nın Kolonya’dan ve Baltık ülkelerinden sürekli serzenişte geliyordu NATO’ya neden işte bu kadar fazla ortada ve işi de hedef alıyorsunuz ama bakın Rusya gümbür gümbür geliyor diye ve o zaman her zaman hatta o ikinci dünya savaşındaki swaki gap dedikleri swaki boşluğuna atıfta bulunuyorlardı
ama Almanya çok geç kaldı o dönemde işte yardım yaptığı vakit de Amerika aynı şekilde çok geç kaldı dolayısıyla bu 2008 yılından baktığımızda aslında NATO’nun pasif kaldığını görürüz NATO sadece Baltık’ta pasif kalmadı NATO Afganistan’da da pasif kaldı 2001 yılında girdiler 2003 yılındaki sistemden itibaren 2006-2007-2008 bütün NATO zirvelerine baktığımızda şunu görüyoruz devletler yük paylaşımını yapmak istemediler ama şu var tamam Ukrayna’dan sonraki bir sonraki belki tehdit işte Baltık ülkeleri olacak bir sonraki tehdit işte belki Polonya olacak yani daha fazla Avrupa’ya doğru kayan bir Rusya mı göreceğiz yani Putin’in yeni Rusya’sı gerçekten bu kadar büyük bir emperyalist neoemperyalist bir yayılmayı yapabilecek mi bence şunu es geçiyoruz ben askeri güce bakarken hep şunun altını çiziyorum askeri gücü eğer siz diğer milli güç unsurları beraber interdisipliner ve multidisipliner bir şekilde analiz etmediğiniz takdirde hep taktik ve operatif seviyede kısa ve ortada
vaadili çıkarsamalarda bulunacaksınız çünkü neden bugün enflasyon Amerika’nın savunma harcamalarını etkiledi Rusya her ne kadar işte savunma harcaması rubri olarak böyle artış gösteriyor olabilir ama real anlamda baktım savunma harcamaları düştü Asya bölgesinin savunma harcamaları düştü burada Asya’da bazı mesela veya işte istisnai ülkeler var bunlardan bir tanesi Japonya Japonya’nın işte askeri harcamaları gerçekten çok enteresandır mesela hatta şunu da
bahsedeyim size Japonya dünyanın en fazla işte askeri gücü 5. sırada konumlanan bir ülke ama Japonya’nın anayasısı özellikle biliyorsunuz Amerika tarafından yapılan hiçbir savaşa girmeme şeklinde böyle bir şeyleri var anayasalarında bir maddeler var ve şimdi o eve geldikten sonra 2012 yılındaydı yanlış hatırlamıyorsam anayasanın 9. maddesini değiştirdiler ve 9. maddesinde derken artık Japonya
bulma yapabilecek seviyeye gelsin ve uluslararası ortamda daha fazla angaja olabilsin dediler şimdi şu askeri güç olarak baktığında NATO ülkelerini tehdit değerlendirmesinde tabi ki bu ülkelerden hangisinin halbuki hazırlık seviyesi çok iyi askeri teknolojisi çok iyi olabilir ama şimdi Türkiye’ye bakın deniz gücünde Somali’de varız Doğu Akdeniz’de varız Karedeniz’de varız varız da varız yani dolayısıyla bu şunu gösteriyor bana benim evet belki teknolojim bir Alman teknolojisi kadar Almanya kadar iyi olmayabilir savunma gücünüz ama oradaki hazırlık seviyeniz işte esnekliğiniz direnç mekanizmanız bunlar da çok önemli NATO ülkeleri dolayısıyla bir harbi hazırlık seviye hepsinin operasyonel hazırlık seviyesi kesinlikle aynı değil ikincisi işte mesela İsveç ve Finlandiya’dan bahsedildi az önce İsveç ve Finlandiya evet doğru NATO üyesi değildir ama Rus sehtedinden sonra onların Baltık’taki şeylerine tatbikatlarına çok fazla destek vermiş ülkelerdir yine ben İsveç’te hiç unutmuyorum bir konuşmada İsveç Savunma Bakanı dedi ki biz dedi profesyonel orduya geçmek bizim için en büyük hatalardan biriydi dedi çünkü insanları asker olmayı askerlik mesleğinin cazibesinden bu kadar uzak olduklarını tahmin edemedik dediler şimdi her ülkenin askeri kültürü kurumsal hafızası tecrübesi birbirinden çok farklı olduğu için NATO ülkelerinden hepsini eksenak aynı şey içerisine değerlendirmemiz hata olur ama burada NATO’ya en fazla girdiği sağlayan ülke hangisidir Amerika’dır ama bunun dışında işte farklı ülkeler farklı seviyede vardır bir diğer husus ise şu hiçbir zaman şu unutmamız gerekiyor siz savunma harcaması yapıyorsunuz askeri harcama yapıyorsunuz ama eninde sonunda her bir iktidar 4-5 yıl sonra kendi kamuoyuna hesap vermek zorunda kalacak bu şunun hesabıdır diyecek ki evet ben savunmaya bu kadar fazla harcadım Suriye’yi
harcadım Libya’ya harcadım işte Ukrayna’nın savunmasını harcadım o zaman da diyecekler ki sağlık hizmetlerine ne kadar harcadın işte eğitime ne kadar harcadın diğer işte eee kamu hizmetlerindeki şey nedir bu şu çok önemli devletlerin askeri angajmanlarının sürdürülebilirliği aynı zamanda kendi iç kamuoylarının verdikleri reaksiyonla da alakalı olan bir şey oh bir reklam varmış sonrasında beraberiz
evet merhaba hocam son cümlenizi alırsak biraz da İstanbul’a dönmek istiyorum Hakan’ın beye siz dinleyin buyurun
eee bu NATO ile alakalı az önce bahsettim ki belirli başlı ülkelerin aslında harbe hazırlık seviyesi gayet iyi ama ancak her NATO ülkesi aynı oranda savunma harcamalarına pay ayırmak istemiyorlar gayet sağfı yurti çağısılığasından az önce Amerika’yla da bundan yakın yoldaydı
Asya olarak genel olarak mesela bir düşüş trendi var ama burada Asya’daki istisnay olan ülke Japonya, LTH gemilerini bile işte bu yani helikopter gemilerini bile işte uçak gemisi formatına çevirmek istiyor bunun gibi farklı şeyleri var yani son 9-10 yıla baktığımızda %17’lik bir artış var savunma bütçesinde ama genel itibar dininde baktığımızda NATO ülkelerine 2014 yılındaki biliyorsunuz Galer zirvesinde
Amerika ki bundan çok daha fazla önce serzen işte bulunuyor dedi ki gayrı saf yurti çağısılığalarınızın %2’si en az savunmaya ayırın dedi ve bugün lütfen bakın 2021 yılında hala NATO ülkelerin ekseriyeti gayrı saf yurti çağısılığının %2’sinin daha altındalar bazı ülkeler var işte mesela Baltık ülkelere buna harcamalarını artırdılar Yunanistan enteresan bir ülke bu kadar fazla borç krizine rağmen işte hatta korona dönemindeki bütün gelirleri kesilmesine rağmen 2021 yılındaki savunma bütçesi %57 arttırdı Yunanistan’ın gayrı saf yurti çağısılığının savunma oranı 3.82 yanlış hatırlamıyorsun 3.82 Amerika’nınki de 3.5’dur yani Yunanistan’ın askerileşme trendi çok aslında keskin bir şekilde çiziyordu yine aynı şekilde İsrail gibi farklı ülkelerin askerileşme trendleri çok farklıdır ama NATO’nun geneline baktığımızda ne yazık ki savunma harcamalarını aslında çok fazla DSY içerisinden de bütçe ayırmıyorlar şimdi bunu ayırmaması şu demek aslında askeri teknolojisine modernizasyonlarına bunu gibi projelerinde geri kalması demek hatta
SS’nin bu iki bin yirmi iki yılındaki bir şey vardı rapor vardı şunu gösteriyordu İngiltere ve Fransa’nın aslında ki modernizasyonlarındaki verdikleri tarih genelde işte iki bin yirmi iki iki bin yirmi üçtü ama bunların gerçekleşme tarihleri iki bin yirmi yedi iki bin yirmi sekiz olarak yapıyor ancak altını çiziyorum bunu da bitiriyorum Rusya şöyle bir önemli bir şey yaptı iki bin on bir iki bin yirmi yılında yüzde yetmiş modernizasyon yapacağım dedi ve bunu başarıyla tamamladı bu arada
Sağ olun Merve hocam sizi dinlemek bile bir keyifti yani bilmediğim bir sürü şey öğrendim bakalım Hakan beyden de aynı katliayı alacağız diyerek bir rekabet ortamıyla atmayacağım için Hakan bey havada durum ne şimdi Merve hoca diyor ki harbe hazırlık diye bir şey var bu çok önemlidir elinizdeki kağıt üstündeki şeyler çok önemli görünse de bunları kullanma kapasitesi diyebileceğimiz harbe hazırlık diye bir şey vardır
Bu hem toplumsal hem ekonomik hem siyasal hem düşünsel hazırlıktır burada ne kadar hazır olmak mümkün onu bilemiyoruz dedi Size göre şu anda dengeler ne aşamada çünkü biliyoruz ki artık savaşların büyük bölümü deniz kuvvetiniz olsa karakolunuz olsa yukarıda geçiyor işte uzayda geçiyor bir kısmı bir kısmı Merve hanımın söylediği gibi siber ortamda geçiyor ve tayyareler ne durumda şu anda dengeler
Şimdi şöyle söyleyeyim günümüzde yani 2000 günümüzde açık kaynak istihbaratları normal istihbarattan önüne geçmiş durumda yani bugün CIA bile baktığınızda yıllık istihbarat verilerinin çoğunu açık kaynaktan topluyor Zaten Amerika ile Rusya arasında silahsızlanma görüşmeleri neopartist gibi yani nükleer silahların azaltılması görüşmelerinde herkes belli gücünü söylemek, beyan etmek ve bu konuda da heyle yapamamak durumunda Çünkü yapması karşı tarafı çok aşırı derecede bir silahlanmaya sevk edecektir. Aynı şekilde birçok ülkelerin yani Kuzey Kore gibi çok kapalı ülkeler haricinde biz birçok ülkelerin inventerlerini bir şekilde görüyoruz yani global firepower mesela çok güvenilir bir kanal şey değil
Yani Amerika’da kendi uçaklarını bile doğru sıralayamayan ülke orduları güçlü ordu sıralaması yapan yani çok saçma şeyler yapıyor sıralamalar yapıyor ki burada şunu kimi bir ordan güçlü dediğinizde neye göre güçlü Global firepower listeleri falan Ben şimdi size şey kaynaklardan çok mutlubat kaynaklardan zaten tablolarla sunacağım ama burada şu var şu konuda da kesinlikle haklı Mervan’ım şimdi harbi hazırlık oranları
Evet mesela Avrupa’daki uçakların çoğunun harbi hazırlık oranlarını biliyoruz çünkü mesela Eurofighter’ların düşük diye sürekli konuşuyoruz. Bu çok net bilinmiyor olabilir eğitim seviyeleri bilinmiyor olabilir ama ülkelerin inventerleri üç aşağı beş yukarı biliniyor ve dört tane nükleer silahların yayılması anlaşmasına göre yasal olmayan nükleer güç olan Yani Hindistan Pakistan Kuzey Kore ve İsrail haricinde diğerlerinin nükleer kapasitesi de az çok belli yani kimde ne kadar denizaltı var bu denizaltıların içinde kaç tane balistik üze var bu balistik üze içinde kaç tane başlık var
Bu zaten anlaşmalarla belli Çin’inki de üç aşağı beş yukarı biliniyor aynı şekilde uçakları ve biz de o uçakların kabiliyetlerini de yani üçüncü nesiller dördüncü nesiller uçağı biliyoruz yani biz f-15 yüz tane f-15 varsa sizde bende de işte 200 tane f-16 varsa iki uçağı da kabiliyetlerine az çok bildiğimiz için bunu kıyaslayabiliyoruz. Ben şimdi size genel olarak isterseniz şeyde başlayayım hava kuvvetlerinden başlayayım füze kuvvetleri ve nükleer kuvvetleri olarak gidip birazcık da deniz kuvvetlerine değinip kara kuvvetlerinde sayın denilenlere bırakacağım.
Şimdi arkadaşlar bir nolu tabloyu verirlerse, sliit’i verirlerse şimdi bu özellikle flight international dergisi ve sitesi var flight international air force 2022 rakamları bulunar.
Şimdi bakın buradaki rakamlar silahlı yani bombalı mühimmat taşıyan yani sadece savaş uçakları değil savaş uçaklarının ve bütün yani muharif uçaklarının sayıları şimdi burada baktığınızda şöyle bir tablo görülüyor. Şimdi Amerika Çin ve Rusya bu tabloya bakarak evet bu ülkenin hava kuvvetleri çok güçlüdür demek yanlış olabilir bu konuda Mervan’ım haklı neden bakın altta İsrail’i ben ekledim İsrail yok şimdi oraya bakarsanız
Tayvan ve Mısır 8. sırada çok daha şey yani kuvvetli bir şey rica edebilir miyim şu ekranda verebilirler mi uzaktan göremiyorum. Tabii şu adli ekranınız arkadaşlar. Evet oraya da verirlerse evet şimdi buradan şöyle bir tablo çıkıyor şimdi İsrail’in bakın ben aşağıya yazdım 268 tane uçağı var şimdi F-16C savaş uçağı F-16D eğitim uçağı ya onu eğitim uçağı için katmamışlar.
Bu arada siz de çok iyi biliyorsunuz aslında o da bir savaş uçağı. Dolayısıyla onu da eklediğimizde 335 tane şimdi buradan şöyle bir şey mi diyoruz yani 335 tane İsrail’in uçağı olan İsrail Tayvan’dan Mısır’dan ve Suudi Arabistan’dan daha güçsüz bir hava gücü mü. Yani dediği doğru yani aslında rakam çok net vermiyor ama biz biliyoruz ki İsrail hava kuvvetlerindeki uçakların kabiliyetleri F-15 F-16 ve F-35 yukarıdaki Mısır hava kuvvetlerinden
ve Tayvan hava kuvvetlerinden çok daha kabiliyetli ve hatta ondan çok daha fazla uçağı olan Pakistan’dan da ve bir de aynı zaten İsrail sürekli savaşan bir ülke. Dolayısıyla bunu böyle kıyas edebiliriz. Aynı şekilde burada Türkiye’ydi sürekli 30-40 yılda trenörlü mücadeleyle şey yapan etrafında bir ateş çemberinde olan bir hava gücü olarak daha sayısı az ama onu da başka bir yerde konumlandırabiliyoruz. Diğer 5. örneğe bakalım 5. örneğe diyor ki Kuzey Kore 572 savaşçıyla doğru mu rakam? Evet bu rakamlar doğru yani 3 aşağı 5 yukarı doğru. Kesinlikle yani bunları bulmak da çok zor bir şey değil, bunları istihbar etmek de çok zor bir şey değil çünkü Uydu denen bir şey var artık. Uydu fotosu var, sürekli insanlar geliyor fotoğraf çekiyorlar üstlerin yanında. Mesela ne oldu geçen hafta Al-Fufa’nın kuzeyinde Krenningrad’a MIG-31’ler geldi, altlarında hipersonik füze denen aslında havadan atılan balistik füze olan Kinzallar vardı. Hemen sosyal medyada benim takip ettiğim şeylere düştü ve Ruslar Krenningrad’a MIG-31 konuşlandırdığını söylediler. 2000 kilometre mezilli bir balistik füze bu. Yani oradan kaldırdığı uçakla bütün Avrupa’yı mezilli için aldı ki bunu niye yaptı?
O Uygduayna krizinden bir gözdağı yani bir güç artırımı. Şimdi burada Kuzey Kore’ye devam edersek 572 tane uçağı var ama en iyi uçağı MIG-29. Biliyorsunuz MIG-29 F-16’ya karşı yapılmış uçak. Şimdi MIG-29’u olan bir ülke, 572 tane olan aşağıdaki F-15’leri olan Suid Arabistan’dan,
MIG’i, yine Rafaller’i olan Mısır’dan, F-16’u olan Mısır’dan ve F-35’leri F-16’u olan İsrail’den daha güçlü bir hava gücü olamaz yani. Dolayısıyla buradan çok net diyebiliriz ki oradaki 5 numara sıralama, sayısal sıralamayı vermişler ama güç olarak tabii ki değil. Yani böyle bir yorum yapabiliriz. Neyse çok uzatmadan konumuz Amerika, Rusya, Çin olduğu için hemen oraya geçiyorum. Şimdi tamam Amerika’dan çok fazla uçağı var ve Çin’in uçağı Rusya’dan fazla. Aynı durum orada da geçerli.
Şimdi Çin’in uçakları fazla ama birazdan göstereceğim, çok eski model uçaklarından 300-400 tane var. Bu hızda yaparsanız bu akşam programı bitiremez, diyorsunuz değil mi? Bir hafta falan sürer bu işe. Tamam, daha hızlı. Dolayısıyla burada bu tabloya baktığınızda şunu görmemiz lazım. Şunu söyleyeyim, bizi izleyenler normal zekâli seviyesi biraz daha özel. O yüzden aynı şeyi 10 kere tekrarlamadan, 1 kere söylüyoruz anlıyoruz, emin olun.
Tamam, bu tabloya baktığınızda şunu anlıyoruz ki Rusya’nın uçağı Çin’den daha az olmasına rağmen… Ben dedikimizi tekrarlatıyorum. Tamam, onu demek istiyormuştum. Aptekala bir söylediniz mi zaten? Yok, Rusya daha kabiliyetli uçakları olduğu için Rus hava kuvvetleri şu anda dünyada ikinci sıraya geliyor. Amerika’dan da Rusya gelir yani. Evet. Çin’in sayısıyla ilgili. Şimdi ikinci ne oldu sıraya geçersek? Burada da işte sadece sizin sonuçta bir arşiv program, YouTube’dan da seyrediliyor.
Yani seyirciler daha sonradan bakabilsinler diye bunu bu şekilde eklemiş olalım. Ve buradan 7 Noğlu şeye geçersek… 7 arkadaşları slide. Şimdi bakın, burada şunu göreceğiz. Burada ülkelerin uçaklarının sayıları var. 7 arkadaşlar 7. 7 Noğlu slide’da. Biz bu uçakları az çok biliyoruz. Yani burada bildiğimiz mesela F-15’leri, F-22’leri, F-35’leri var. Bu Amerika’nın ana mağrip uçaklarında en ileri olanları.
Bakın bunların karşılığında Rusların Su serisinde 423 tane uçağı var. Yani buradan zaten Amerikan Hava Kuvvetleri’nin çok aşırı derecede bir baskın olduğu, yani çok kuvvetli olduğu görülüyor. Bu tablodan görülmesi gereken. Ve biraz önce söylediğim şeyi Çin’e baktığımızda bakın yukarıdaki J-7, J-8, 400 tane, 300 tane. Yani o bütün ağırlığı onlar şey yapıyor. Ve alttaki Q-5 mesela çok eski bir uçak. Rus Çinlilerin de buradaki bu Su-27 serisi 399.
Ve ben buraya 19’u kendim yaptım çünkü 2FLO geçtiği söylendi. Çin’in yaptığı 5. nesil savaşçağı J-20. O uçak uçuyor mu? Evet 2FLO. Şu anda 2FLO’nun operasyonel olduğu söyleniyor. Bu dergenin 2020 sayılarıydı. Yani şu anda ben size onların 2020 sayılarını veriyorum. Dolayısıyla 2 yılda zaten bayağı bir ürettiler. Onun 19-20 olduğunu tahmin ediyorum.
Bakın burada Rusya ile Amerika ile mücadele edebilecek efsaktaki uçakları şu 399 tane olan Su-27J serisi ve alttaki J-20. Dolayısıyla buradan da Çin Hava Kuvvetleri’nin daha zayıf olduğu anlaşılıyor. Şimdi aslında araya bir girerek 9.slide bir şeye dokunmak istiyorum. O da şu, şimdi Hava Kuvvetleri’ni evet geliştiriyorlar. Çok ilerliyor. Herkes savaşçakları yapıyor ama Merve Hanım da söylediği siber saldırılar.
Bu saldırılar çok önemli zaten Amerika’da siber komutanlık şey yapıldı ve bunun içinde özellikle daha çok elektronik harp üzerine gidiyor. Bunu ölçemiyoruz. Yani Amerika’nın siber etkinliği ne kadar, elektronik harp unsurunu ne kadar, tıpkı bizim Koral’ı söyleyemediğimiz gibi. Yani şimdi Koral mı iyi, karşıladıkı Amerikan muadili mi iyi, Rus muadili mi iyi bunu bilemiyoruz ki. Yani bu elektronik harp ortamında ikisinin karşılıklı yarıştırmamız lazım. Ama şimdi burada bir gördüğünüz bir şey var. Mesela bu bir trend. Ne insansız savaşçakları trendleri.
Çünkü üsttekilere bakarsak bu üsttekiler gelecekte F-16, F-15 gibi, F-35 gibi uçakların yerini alması beklenen işte X-58. Onun yanında Boeing’in, Australia yaptığı, bu loyal rigman var. Ve bu tarafta da MQ-25 bir stealth yani düşük kadar görüntülü bir tanker. Şimdi burada amaç şu. Adamlar stealth uçaklar yapmışlar. Diyelim ki Rusya’ya harekata gidiyor ama bu uçaklar 5000, 6000, 7000, 8000 kilometre uçacak. Bir süre sonra yakıt ikmal yapması gerektik.
Nasıl yakıt ikmal yapacak? Ya bir KC-145 ya da bizim tanker uçaklarımız geliyor, KC-135 gelecek. Koca dev gövdeli bir uçak. O zaman ne iş yaradı o F-135’in stealth olması? Yerine kabak gibi belli etmiş olacak. İşte bunu yaptılar ve bu uçak gemisine inip kalkan bir ülke. Bu ikmalide… İkmalide. Dolayısıyla uçağı tam gizlemiş olacak. Altında mesela X-47… Bu bir elektronik da Amerika’da mı var? Evet. O şu anda Amerika’da var. Tanker sadece orada var. Altında yine X-47B’yi yaptılar. Bu da uçuyor.
Bu da hava yer görevli. Yani direkt bombalayabilmesi için F-35 ile beraber uçar. Şimdi bakın burada şu gördüğünüz şey de… Aşağıda Hindistan’ın var. İngiltere’nin var. Solda Neuron. Yunanistan da o projenin içinde. Yani Yunanistan’da stealth bir şey almış olacak. Üçgen kanatlı, insansız hava aracı almış olacak. Ve RQ-180 keşif var. Burada uçmayan sadece şu CH-7. Uçup uçmadığı belli olmuyor. Diğerlerinin hepsi… Bir de Kore’ye yandaki. Diğerlerinin hepsi test rüstrüşleri yapıyor.
Hatta o Rusların O-32’de Su-57 ile beraber uçtu. Yani artık teknoloji öyle bir yere gidiyor ki… Hem beşliğindesi savaşçı yapıları yanlarında da bu şekilde insansız hava araçları. Biraz önce şeyde bahsedilen ve NATO ile alakalı ve Ukrayna ile alakalı da şunları söylemek istiyorum. Evet şimdi Avrupa’da kesinlikle silahlama harcamalarını, Avrupa ülkeleri azaltmadı. Amerika’nın diye. Ama bence NATO’yu şöyle ayırmak lazım.
Amerika ve İngiltere ayrı. Fransa ve Almanya yani orta Avrupa’daki NATO ülkelerini ayrı ayırmak lazım. Şimdi orta Avrupa’daki ülkeler yani NATO’daki bu çatırdamadan bahsediyoruz ama… Çok fazla Rus tehditi belki birine göre olabilir ama… Onlar çubuğu çok fazla hissetmiyor veya öyle düşünmüyor olabilirler işte yüzde 50 enerji bağımlılığından. Ama İngiltere ve Amerika şu anda çok keskin bir şekilde karşılarında ve çok ciddi bir güç olarak diyor. Yani zayıflayan aslında orta Avrupa’daki NATO’nun ülkelerin katkısı. Yoksa zaten NATO çok zayıf olsa aynı şekilde Putin’in söylediği gibi Putin zaten Ukrayna’yı alıp geçmişti. Şimdi şu anda birazdan anlatacağım nükleer bir denge var. Yani Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği… Yani Ukrayna’da ötürü bir nükleer savaş çıkma ihtimali mi var? Hayır tam tersine nükleer denge olduğu için Ukrayna’ya giremiyor diye düşünüyorum. Çünkü neden Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği yıkıldıktan sonra işte payasal anlaşması… Yani nükleer savaş mı çıkar? Yani orada bir tehdit söz konusu. Yani Ruslar şunu düşünüyor. Putin şöyle bir şey açıkladı esasında. Ukrayna nükleer silah bulmaya çalışıyor gibi bir ifade de bulundu. Esasında bu paylaşımla birlikte Dünya Atomenerjisi Kurumu da nükleer silahların yayılmasının önlenmesi anlaşması kapsamında yapılan şeylerde…
…Ukrayna’nın bu silahları tamamen Rusya’ya teslim etmiş olması gerekiyor. Yani Ukrayna çünkü bu anlaşma kapsamında olmayan bir ülke statüsünde… Yaptı aslında da o birazcık hırsının psikolojik hareketleri yani birazcık şey vermedi diyor ama aslında hepsini verdi. Ne yaptı? SS25, SS38… Belgeleri var teslim ettiğine dair. Bu anlaşma kapsamında kurulması gereken bir ajans var. Bu denetimlere geliyor. Evet. O denetimlerle de Rusya da çünkü biliyor nerede ne kadar silah olduğunu.
Dolayısıyla bunlar hatta Sivas Topol’da biliyorsunuz 47 yılına kadar uzatıldı. Sivas Topol Lümanı normalde Ukrayna’ya teslim edilmesi gerekiyordu. Sanırım 1 veya 2 yıl evvel bir anlaşma ile uzatıldı o da. Ama Putin de bunu ifade etti. O konuya şöyle diyeyim. 800 Nollis Light’ı arkadaşlar verebilirlerse… Şimdi SSCB yıkıldığı zaman Rusya’da evet, Ukrayna’da çok fazla şeyler vardı. Rusya’nın nükleer silahları vardı.
Çünkü gerçekten sıvı yakıklı bu SS18’leri yani kıtalar arası balistik füzelerini Ukrayna’lılar yapıyordu. Hatta Ukrayna’lılar Ruslar ayrıldıktan sonra uzun süre bu füzeleri yapamadılar. Mesela şimdi burada gördüğünüz 260 bombardıman uçağı… Yukarıdan gördüğünüz sırada gördüğünüz… Ukrayna’da kaldı ve yıllarca bunu almaya çalıştı Ruslar. Bir tanesi şu anda Ukrayna’da müzede birkaç tanesini Amerika tanesine 100 bin dolar vererek kendi firmasına imha ettirdi. Birkaç tanesini de Ruslara tekrar geri sattılar. Ve oradaki bütün füzeleri imha ettiler başlıkları. Burada tam biraz önce söylediğim konuya geliyor Ruslar Amerika daha doğrusu şöyle bir hata yaptı. Şimdi İngiltere, Ukrayna dediler ki biz seni koruyacağız. Sen bütün silahlarından arıl, arın NPT’ye yani nükleer silahların arındırılmasına anlaşmasına imza at. Nükleer silahsız bir ülke olarak oraya gel biz seni koruyacağız dedi. İngiltere ve Amerika garantör oldu resmi ama korumadılar. Kırım ve Dombas’a girdi Rusya. Burada bir arkadan vuruldu gibi bir Ukrayna. Ve dediler ki bütün nükleer silahlarını da yok et. Bunu da yaptılar ama şu anda işte Ukrayna’da olsa belki durum çok farklı olacaktı. Burada bir hata daha yaptılar. Rusya Paris Anlaşması işte demokratikleşilik bütün firmalarını özelleştirdi. O kadar hatta zor durumdaydı ki işte Pepsi’ye borcu varmış nükleer denizaltı satarak yani hurda olarak satarak ödemeye çalıştı. Bunlar bir daha düzelmez diye düşündüler. Ve gerçekten Boris Yeltsin geldiğinde Rusya’da böyle oligarhlar her tarafa aldılar çok ucuza aldılar. O bütün firmalar peşkeş çekildi resmen dev savunma sanayi firmaları. Ama Putin geldikten sonra hiç beklenmedik bir şey yaptı ve yeniden Rus nükleer caydırıcı’lı. Sadece Rusya’yı değil şey değil devleti ekonomik olarak değil. Rus nükleer caydırıcılığını yeniden canlandırdı. Ne yaptı mesela? Boraya sınıfı nükleer denizaltılar yaptı. Ona işte Bluva ve Sinemalara balistik füzeleri yaptı.
İşte Yars serisi Topol serisi birazdan bahsedeceğim. Bunların hepsiyle Amerika karşısında artık nükleer dengeyi kurdu. Mesela şu anda Rusya’nın nükleer şeyleri arkadaşlar 13 Nollu şimdi verirlerse nükleer başlıkları bütün her yerde işte global firepower’da veya bütün her yerde medyada daha fazladır der. Ve gösterir orada.
Ama aslında bunların çoğu hurda, hurda demeyelim de imha edilecek ve konuşlandırılmamış. Yani herhangi bir alarm durumunda bir nükleer füzenin balistik füzenin başında duran, yani yeniden giriş aracının içine konuşlandırılmamış ya da bir nükleer saldırıyla görevli bir T-160 veya T-95 bombardı uçağının hemen yanında veya içinde veya yanındaki depoda konuşlandırılabilir vaziyette durmayanlar. Konuşlandırılabilirlere bakarsanız bakın 2. sırada Amerika 1700 ile sadece bir 100 tane, ki bu çok önemli değil, biraz daha önde dolayısıyla bir denge var. Birinde fazla başlık var, birinde de çok fazla konuşlanmış başlık var. Mesela bugüne Amerika’daki o federal işte bilim insanları federasyonunun fast organ verileri, burada mesela bu adamlar akademik çalıştıkları için devletin kabul ettiği istihbaratın net söylediği şeyler yazıyorlar ama mesela buradaki rakamlar bile doğru değil.
Orada değil ki mesela Pakistan 165 tane nükleer başlığı var. O yüzden dünyadaki birçok uzman artık şunu diyor, Hindistan’ın balistik füzeleri hem daha fazla hem de daha uzun menzili olduğu için Pakistan dengeyi korumak için kesinlikle diyorlar 200’den fazla diyorlar Pakistan’ın şu anda mevcut nükleer başlığı. İşte Kuzey Kore’nin iki 40 olarak sayılıyor. Oysa bu imkansız çünkü Kuzey Kore sürekli DF-12, DF-14, DF-15, DF-16 bunların hepsi 10 bin kilometre yakın menzile olan ICBM dediğimiz kıtalar arası balistik füzeler. Bunların hepsini bayramlarda geçiriyor sürekli görüyoruz her bayramda değil mi? Bunların hepsini de nükleer başlığı konuştu, 40 tane olması mümkün değil, buna da zaten en az 200-300 tane var diyorlar.
Dolayısıyla buradaki mesela Birleşik Krallık 120 diyor, oysa Birleşik Krallık açıkladı 200’ü artıracak. Mesela bu 2021 rakamı bakın yukarıya dikkat edin şu anda o da fazla durumda. Nükleer dengeyi şöyle söyleyebilirim, Rusya şunu yaptı, baktı ki ben Amerikan hava kuvvetliğiyle baş edemeyeceğim. Bu bir gerçek. Çünkü Amerika Air Stratkom kurdu yani hava üstünlüğünden hava hakimiyetine geçti.
Dünyada bir sürü hava üstleri var, uçakları da teknoloji olarak hem daha fazla daha üstün 50 nesil savaş uçakları var, F-22, F-35 falan. Hem de sayısı olarak fazla. Rusya şunu şöyle bir konsept oluşturdu, benim coğrafyam çok geniş. Çünkü uzunlamasına da geniş ve dünyanın en büyük ülkesi. Bu ülkeyi korumak için çok fazla uçağa ihtiyacı var. Yani Amerikan hava kuvvetlerini de getirseniz belki direkt oraya koysanız pilotlarıyla beraber zorlanacak. Hava savunma yönemi verdi. O yüzden şimdi komutanım daha iyi bilir. Her Rus-Kara birliğinde birlikte gezen bir hava savunma unsuru var. S-400’ler, S-300’ler ve hepsi mobil. Hatta öyle ki burada en sonundaki resmi gösterirsem mesela bu 74 nolur resmi verirlerse arkadaşlar. Dünyada mesela sadece belki Rusya’da olan paletli araçların üzerine mesela bu bir S-300. Bakın arazide gitsin diye, tank değil tabii o da zırhlı paletli aracın üzerinde.
Yani Rusya’daki bütün birlikler kendi hava savunmasını konsept olarak daha çok hava savunma unsurlarıyla. Mesela bu kadar uzun menzeli mesela S-400 kadar uzun menzeli bir hava savunma füzesi yok Amerika’da. Hatta bütün Amerikan hava kuvvetlerinin hava savunma sistemleriyle Rusya’yı kıyaslılığında kıyas bile edemezsin. Peki bu uçaklara karşı bu etkili füzeler? Tabii uçaklara karşı. Antibalist seyir füzelerine karşı da etkili. Ama antibalistik özellikleri kesinlikle Amerikan antibalistik füzelerinden kıyas bile edilemeyecek kadar düşük.
Onun sebebini de anlatacağım. Şunu demek istiyorum. Şimdi Amerikan hava kuvvetleri Kore savaşından beri düşman askeri, kendi askeri üzerine herhangi bir ülkenin savaş uçağının bomba atamadığı bir ülke. Yani Kore savaşından sonra hiçbir Amerikan askerinin üzerine hiç kimse bombalayamadı dünyada. Niye? Çünkü savaşa giderken önce bir hava üstünlüğü ve hava hakimiyetini sağlıyor, askerlerini öyle savaştırıyor. Burada tek istisnası var. İki yıl önce Suriye’de Amerikan özel kuvvetlerini, o da yanlışlıkla dediler ama zannetmiyorum, Ruslar bombaladı. Orada beş on tane çok az Amerikan askeri vardı. Yanlışlıkla bombaladık dediler. Orası karışık zaten. Kimin nerede ne oldu belli değil. Ama mesela Kore savaşından sonra böyle bir şey yok. Çünkü adamlar havaya hakimler. Şimdi Ruslar özellikle Körfet Savaşından sonra her tarafı Fransız ve Rus hava somu sistemleriyle dolu, belki metrekareye en fazla dünyada uçak, sabah füzesi düşen Bağdat’ı
sabaha kadar bir koridor açıp hava somu sistemini felç ettikleri zaman, Körfet Savaşı’nda, Ruslar şunu dediler. Mesela o zaman S-300 PM-2’yi yapmışlardı. Bu S-300 ile biz Amerika ile başlayamayacağız. S-400’ü yapalım. Şimdi de S-500’ü. Yani konsept olarak bir fark var. Antibalistik sistemi de madem söylediğimizi söyleyeyim. Şimdi Rusça’nın nükleer, balistik füze tehtidi şu.
Amerika’nın deniz altından atılan balistik füzeleri ve kıtalar arası, silo tabanlı Minetman balistik füzeleri. Bunun zaten çaresi yok. Bunun karşılığı Rusya’daki balistik füzeler. Yani hiçbir ülke tutup da Rusya’nın etrafındaki komşu ülkelerden biri, Mesela İran gibi, Türkiye gibi, Pakistan gibi, Hindistan gibi, Rusya’ya kısa menzilli balistik füzeler atmıyor ve atmaya cesaret edemiyor.
Ya da hiçbir, mesela Hizbullah gibi, hiçbir kimse tutup da İsrail’de olduğu gibi 40 kilometre menzilli. Yani böyle bir deli yok. Rusya sınırına gideyim, 50 kilometre, 40 kilometre menzilli topçu roketlerini atayım. Dolayısıyla adamlar antibalistik füze sistemine yatırım yapmadılar. Çünkü böyle bir tehditleri yok. Tehditleri sadece NATO’dan ve Amerika’dan gelen. Ama Amerika ve İsrail’in nasıl bir tehditi vardı? İran ve Kuzey Kore. Şimdi İran ve Kuzey Kore tehtidi, balistik füze tehtidi ki her ikisi de balistik füzelerde çok iledi ülkeler.
Amerika’ya antibalistik füze savunma sistemi kurmaya zorunlu hale getiriyor. İran balistik füzeler iyi mi? Çok iyi. Zaten benim bu konuda yakında bir kitabım çıkacak. Orada hepsini ayrıntılı bir şekilde anlattım. İran şu anda kendi başına balistik füze yapan, geliştiren, test eden, üreten dünyadaki 10-12-13 ülkeden biri. Motoru dahil. Her şeyi dahil ve 2500 kilometreyi buldu İran. Zaten geçen deki tatbikatla ilgili görüntülerimi sürekli Twitter’da paylaşıyorum. Yani sadece pat estir…
İran isterse İstanbul’u füzatabilir. İran şu anda orta Avrupa’ya geçmiş durumda balistik füzelerin menzili. Yani mesela Sumar var, Sehir füzesi 2500 kilometre diyor. Şağım 2000. Ama Sehir füzesi… Ben balistik füzelerindeydi. Emaat var 2500 kilometre. Şağ Püç var. Jürrem Şeyh var. Bunların hepsi, MREBM. MREBM şu demek, 1000 kilometre ile 3000 kilometre arası menzili olan orta menzilli balistik füze demek. Bunların hepsi İran’da var.
Kuzey Kore’ye zaten hepsi birçok ICBM var. Dolayısıyla şu anda dünyada balistik füze savunma sisteminde 3 tane lider ülke var. Amerika, İsrail, Japonya. Neden? Çünkü tehdit olabilir. Rusya’ya gerek böyle bir tehdit yok. Tabii. Yani İsrail’deki balistik füze savunma kapasite… Amerika’nın Rusya’ya balistik füze atma tehditi yok mu? Var işte. Bakın onu başta söylediğim gibi onlar zaten kıtalar arası balistik füzeler durdurulması çok zor. Nükleer başlıkla onun çaresi, onu şöylece adlıyorlar. Rusya’da ne kadar varsa Amerika’da dokunurlar. Ben sana hatırlamayacağım. Onu durdurmayı değil, attırmamayı hedefliyordur. Attırmamayı hedefliyordur. Hemen şöyle söyleyeyim onun için. Şimdi 14 Nol’u verirlerse arkadaşlar bir zahmet hemen… Şimdi bakın, burada ben diğer tabloları göstermeden kendim buradan söyleyeyim. Siz 14’u verirsiniz. 14’u arkadaşlar bulabilirsiniz. Şimdi bakın… Bu New Start anlaşmasına resmi olarak Amerika’nın Rusya’nın kendi karşılıklığı paylaştıkları nükleer güçlerinin durumu. Şimdi Minuteman füzelerinden 400 tane var Amerika’da. Aslında 450 tane var. 50 tanesi yedek… Anlaması mümkün değil. Yok ben anlamaya gerek yok. Ben hemen anlatıyorum. Şimdi 450 tane var. 50 tanesi yedek. 400 tane kıtalar arası balistik füzesi var. Kimin? Amerika’da. Silolarda. Şimdi bakın bu füzeler iki üç tanesini attı 397 tane düşünün. Üçer tane nükleer harp başlığı olabilir. Dolayısıyla 400 çarpı 3. 1200 tane şehri… Hedefe aynen olabilir. Dünyada 1200 tane şehri vurabilir. Ama New Start’da dediler ki başlıklar sınırlı bir sınır var. Dolayısıyla Amerika şöyle bir şey yaptı. Her birine birer tane koymuş durumda. Şimdi bakın burada 400 tane ya. Bunun karşılığı Rusya’da da Topol serisi 300 küsür tane. Yani bir denge var.
Şimdi oradaki başlıklarda da bir denge var. Aynı şekilde şimdi Amerika’da 14 tane OH-i sınıfı nükleer denizaltı var. Bu denizaltılarda da SELEVEM’e denilen denizaltılardan atılan balistik füzeler var. Bunların karşılığı da Rusya’da Boreil sınıfları var. Bu denizaltılardaki balistik füzelerdeki başlıklar da sınırlı. Şey karşılıklı anlaşma durumda. Dolayısıyla burada da bir denge var. Yani Rusya’nın şunu demek istiyorum. Amerika’dan atılan bir balistik füzeyi ben durduramayacağım. Eyvah ben yandım.
Veya tam ters, Amerika’nın demeyi gibi bir durumu yok. Ama Kuzey Kore için aynı şey geçerli değil. Biz İran için aynı şey geçerli değil. Avrupa’da, Orta Doğu’da bir sürü Amerikan üssü var ve İran’ın da balistik füzeleri var. Mesela İran’la İsrail arasında denge nasıldır? İsrail’in nükleer silahı vardır. İran’ın da İsrail’in kat katı yüzlerce, binlerce balistik füzesi var. Yani İranlar şunu diyorlar. Biz İsrail’i füze manyağı yaparız. Dünyanın ikinci en iyi antibalistik füze savunma sistemini olan ARRO-1, ARRO-2, 3, 4 yapıyorlar şimdi.
Olsa bile onlardaki antibalistik füze sayısı, bizdeki balistik füze sayısını karşılamaz. Doğru. Hatta Amerikalılar diyor ki, Dünya’nın en iyi bir savunma sistemine sahibiyiz. Bu Aegis savaş yönetim sistemi yüklü desturiyelerimiz, yani muhriklerimizin hepsinde işte SM-3 süzeleri var ama İran bize bir satürre edecek şekilde bir balistik füze saldırısına kalksa, Orta Doğu’nun kedefleri bunu karşılayamayız. Dolayısıyla Amerikan 5. filosu zaten burada onun için geziyor.
Hatta şunun için geziyor bana göre, İran nükleer güç olduğu anda onu vurabilmek için geziyor. Çünkü bu Amerikan Orta Doğu savunma politikasının da temellerinden biri. Tekrar şimdi konuyu Çin’e getireceğim. Peki Çin ne durumda? Çin pasif nükleer caydırızılık yapıyordu bugüne kadar. Yani 300-300 bu tablonun diğerleri de var. 300-350 tane nükleer harp başlığı vardı.
Yani bakın biraz önce gösterdim Amerika’da binlerce, Rusya’da binlerce, Çin’de sadece o kadar. Çin bunu değiştirdi. Çin bunu değiştirdi ve baya bir gündem oldu dünyada. Çin artık Amerika’da, tıpkı Amerika’da biraz önce 400 tane silo var dedim ya balistik füze var dedim. Aynı şekilde bunun Ruslarda da karşılığı var. Bunları karşılamak için şuradan 51-52 nolu slideler getirirlerse
400’e yakın çölde silo yapmaya başladı Çin. Ve Çin bu siloların bazıları sahte hedef. Yani Amerika yanlışlıkla yanlış sahte hedef vursun diye. Bu planlamaya göre 15-20 yıl içinde bu aradaki açığı kapatacak. Yani ICBM ve nükleer harp başlığı açığını kapatacak. Şimdi buradan diğer bir şeyde, bu konuda 56. nolu slideler verirsek,
diğer bir şeyde madem İran’da şöyle bir şey var ya ben 1979 İran devrimini yaptım. Bana artık yüksek teknolojiyi kimse vermeyecek. Uçak alamayacağım, teknoloji alamayacağım. Ben ne yapayım demiş İran. O zaman balistik füzeleri sığınmış. Balistik füzelerle caydırıcıların bunun üzerine kurmuş. Çin de bunu farklı bir versiyon yapıyor. Ben madem kısa sürede Amerika’ya yetişemeyeceğim, hava gücü olarak gerisindeyim. Donanma olarak, şimdi donanmayı birazdan ayrı söylerim de, Çin de mesela HGV, hipersonik süzülme araçlarına önem vermiş ve geçen de bir Amerikanlı general dedi ki, biz dedi dahi HGV’yi servisine sokamadan, dünyada bunu ilk sokan işte DF-17 ile Çin. Putin’in Rusya’nın da evde hiper sonluk silah olduğunu söylüyor. Evet, o da avant-garde ama o ikinci. İlk envanterye giren Çin’deki. Niye diyor ki Amerikan general, bizden 20 kat fazla test yaptılar diyor son 4-5 yılda. İşte Çin burada, bakın şimdi bundan hepsi hipersonik füze sistemleri 57 numaralı şeyi alırsak tekrar bir. Şimdi Çin şöyle bir şey yaptı, HGV yani hipersonik süzülme aracı yaptı, şu DF-17, o DF-16’un üzerindeki bir şey. Bunu gönderiyorlar, tepe noktasına, yani balistik füzelerin en yükseklik çıktığı noktaya kadar çıkıyor. Hatta oraya çıkmadan bile yükselme fazında ayrılıyor balistik füzelerin başlığından. Normal bir balistik füzenin yeniden giriş aracı gibi değil. Kendisi manevra yapabiliyor, sesten 12-13 kat hızlı, insansız tabii. Dolayısıyla manevra yaptığı için Amerikan balistik füze savunma sistemlerinin gerek sensörlerin gerek füzelerin etrafından dolaşabiliyor. 50-60 kilometre irtifada çok uzun süre uçabiliyor ve nükleer harp başlığı da şey yapabiliyor, yani takılabiliyor. Dolayısıyla böyle farklı şeylerle arayı kapatmaya çalışıyorlar. Ve donanmaya geldiğimizde de, şimdi mesela rakamlara bakarsak, Çin donanması şu anda, yılda bazı mührüb sınıfından bir yılda 5-6 tane çıkarıyor. Dünyada şu anda en hızlı gemi yapan ülkesi. Ve şimdi mesela geçen twitter’da çok tartışıldı, Amerikan donanmasının geçmiş sayı olarak.
Ama bakın, geçmiş ama Çin donanmasındaki korvetlerin sayısı fazla. Muhri uçak gemisi olarak şu anda hal aday gerisinde. Mesela uçak gemisi aslında şu demektir, görev gücü demektir. Şimdi bir uçak gemisinin görev gücünü de dolaştırmak 5-6 milyon dolar günlük. Şimdi bakın, Amerikan’ın 12 tane uçak gemisi var. Zaten savunma bitçisin en büyük şeyinin de bunlar şey yapar. Bunlar 1. filo, 2. filo, 6. filo, 7. filo sürekli geziyorlar. Bir kere Dünya Savaşı’ndan sonra çok büyük bir donanma tecrübeleri var. Artı 12 tane uçak gemileri var. Artı bu nükleer denizaltılar, SSBM dediğimiz, yani nükleer güçlü balistik füze fırlatan aynı zamanda denizaltılarıyla Amerika’nın ve Rusya’nın müthiş bir tecrübesi var. Çin’in ise sadece 6 tane var mesela. 6 tane var ve bu konuda çok ciddi bir tecrübe eksikliği var. Yani denizaltı konuştu balistik füzelerde çok geridi. Şimdi donanmanın en önemli unsuru bu. Niye? Çünkü denizaltı konuştu balistik füzeler savaşta en kritik şey çünkü yerini bilmiyorsunuz. Yani mesela savaşta insanlar şöyle zanneder. 3. yaz açlıktay ilk bombalar Washington’a ve Moskova’ya düşecek. Hayır, ilk bombalar Amerika’daki 4 tane üstte balistik füzelerin olduğu üstse ve Rusya’da topoğulları bulabilirlerse veya yeri belli olan siloları onlara düşecek. Çünkü karşı tarafın 2. vuruş yeteneğini yok etmek isteyecekler. Ama denizaltılar, şimdi Amerikan donanması bile bilmiyor ki şu anda denizaltının yerini.
Mesela SSPN denizaltısını gönderiyor, diyor ki şu rotada gez… Ama şu anda sorsan nerede diye açsan bilmiyor. Çünkü denizaltın yeri teslim edilemiyor. Zaten tehlike su orada. Sadece emir geldiğinde onların belli bir haberleşme sistemleri var. Yözeye belli bir yaklaştıkları sürede sürekli frekanslar alabiliyorlar. Çıkıp sürpriz saldırı yapmak. 20-12-24 tane füze alıyor bir denizaltı. Şimdi bunların içinde her 1-2-3 tane başlıktan düşünen korkunç bir güç. Şey geldiğimizde uçak, bu biraz önceki konuya tekrar döndümde evet korvetleri çok fazla ama Çin donanmasının sadece iki tane uçak gemisi var. Üçüncüsü şu anda inşa aşamasında. Dördüncüden sonra nükleere geçecek. Amerikanın ise 12 tanesi de nükleer. Ve Çin donanması şu anda Güney Çin Denizi’nde, yani kendi Hegemaniyası’nın olduğu yerde çok güçlü. Ama Pasifik’te mesela karşılaşsalar kesinlikle Amerikan donanması da kıyas edebilecek bir durumda değil. Fakat bu şu anaya gelmiyor. Amerika donanmayı getirdi, Çin’in Güney Çin Denizi’nde istediğini yapabilir. O da aynı şekilde onu yapamaz. Çünkü çok iyi bir A2-AD yani geçişi engelleme ve geçişi kapatma doktorluğunu uygulayabilecek kapasitesi var. Neden? Mesela DF-26’lar var, DF-21’leri var. Bunlar 2000’le 4000 kilometre menzilli. Gemisavar balistik füzeleri. Hakan hocam şimdi vaktimiz sınırlı. Bizden sonraki bültene bir özel bir şey koymuşlar. Ben bu saatte yaparım ama arkası açık diye demiştim ama ne yazık ki arkamıza bir şey koymuşlar bugüne özel. O yüzden çok da uzatamıyorum. Bir 10 dakika falan sarkıyoruz zaten. Hülasa. Burada bir dehşet dengesi varına kadar ve kimseye bir üstünlüğü yok. Savaş çıkacak. Zaten dengenin olmadığı yerde savaş çıkar. Çok kısa özetlersek, Amerika ile Rusya arasında bir nükleer denge var. Çin buna yetişmeye çalışıyor ve Çin donanmasının 20 yıllık planları içinde donanma olarak da yetişmiş olacak. Şu anda Çin’in nüfus sayısı ve asker sayısı çok fazla teknolojik olarak ciddi bir atılım içinde. Ama hala da bu dengeyi zaten bu Ukrayna krizine baktığımızda dengeyi görüyoruz. Yani dengenin olmadığı yerde doğru değil mi savaş çıkar. Yani Ukrayna’ya girer alırdı. Ama bu Amerikan, İngiliz, Anglosak, Bu ne için Amerika’ya sürekli girsin diye böyle bir babalıyoruz ortalığı? Burada bir kere anlaşmadıkları nerede biliyoruz ki belki şöyle dediler. Amerika’daki Libya benim olsun, Ukrayna senin olsun, Ortadoğu’da da Suriye’de belli bir şey paylaştılar. Türkiye gibi ne oldu? Türkiye’yi katmayalım şimdi de şunu demek istiyorum. Ben Amerika’nın mesela Fransa’nın, Macron’un görüşmesini sabote etti. Belki de aralarında danıştıklı bir dövüş de olabilir. Çünkü Avrupa bir türlü Amerika’nın yoluna gelmiyor. Yani bir hızla şey yapmıyor. Mesela Finlanda’dan biraz önce bahsedildi, NATO’ya girmesi konusunda Finlanda, Ukrayna krizinden sonra F35’i seçti. Bence NATO’ya da girmek istiyor şu anda Finlandiya. Ve yeni F35’i alan ülkelerden biri. Bence Finlanda, NATO’yu eklem bana geçirer. Şimdi her iki tarafa da yaramıyor mu? Yani Ukrayna’da Rusya istediğini yapıyor. Amerika’da hem savunma bitçisini istediği gibi artıracak, Avrupa ülkelerine daha fazla silah satacak. Ve şunu da gözlerine kaçırmayalım. Almanya, Fransa bloğuyla Amerika, İngiltere bloğu arasında da çok ciddi bir kriz var. Bunlar diyorlar ki niye Rusya’yla bizi didiştiriyorsun? Onlar diyor ki hayır siz bizim tarafınızda… Hatta şunu iddia edenler var. Banan Torunes’te tezgahın önemli parçı da bir tanesi Almanya. Ve bütün bu olan bir tanede aslında Amerika’nın Almanya’yı Rusya’dan koparma çabası var. Kuzey yakımını engelleyemediler, yıllarca uğraştılar. Siyasi basketler falan filan. Şimdi kuzey yakımı, ikinci kuzey yakımı gelince, Ya kardeşim biz bunu bir yerden keselim diye Almanya’ya gözleyelim. NATO içinde kendi bir mücadelesi var. Bu zaafı da bana görürseniz, çok iyi yakalamış Putin,
bu zaafın üzerinden orayı böyle parmağa sokmuş kanırtıyor. Ne dersiniz Merve Hanım? Bir şey diyecektim ama… Merve Hanım bir şey demiyor. Aynı eflala. Yok hayır ben sadece şunu söylemek istiyorum. Bence biz bunları çok fazla mesel nükleer güvenlik ikilemi üzerinden okuyoruz ama, artık bence eski Sovyet dönemindeki o soğuk savaş dönemindeki güvenlik ikilemi bitti. Artık güvenlik güçlemesi var. Onun için az önce onu kastettim.
Askeri güçlerken artık devletlerini ikili olarak yapmıyorsunuz ama, devletlerini uluslararası örgütlerden kaynaklı, angajmanları, iş birlikleri, üçüncü… Yani ben mesela bugün Rusya ile ABD arasındaki güvenlik dengesi değil, ama ABD artı diğer şeyler mesela Fransa, İngiltere, onların nükleer destekleri veya işte Rusya’nın yanındaki belki Çin veya Kuzey Kore. Dolayısıyla böyle nükleer denge veya dengesizlikten bahsetmemiz,
bence ben bunu güvenlik güçlemesi olarak yorumlardım. İkinci bir husus ise nükleer silahlar mesela, evet doğru nükleer silahların birincisi operasyonel olarak nükleer silahlar, sayısı azaltılmış gibi gözüküyor ama, bunları modernizasyona arttı. Bu konuda bence en güzel fazla nükleer çalışmaları yapan Stockholm Peace Research Institute’un var ve buradaki modernizasyon sayısını azaltabilirsiniz ama modernizasyonun inflak gücü daha fazla. İkinci bir husus ise şu,
nükleer silah yerine aslında nükleer silaha yakın ama onun kadar inflak gücü olabilecek bence diğer sistemler de var. Dolayısıyla burada ben çok nükleer üzerinden bakmazdım veya hatta bunu şöyle söylüyorlar, günümüzde konfansiyonel ve konfansiyonel olmayan silahlar arasındaki ayrım artık neredeyse kalkmış durumda. Yani bir hiper sonik füze geldiğinde size onun üzerindeki nükleer harp başlığımı değil mi? Herkesin birden taşıma kapasite sahip bir şey var. Diğer husus ise şu, nükleer harp başlığı diyorsunuz. Aynı kitaların baristik füze üzerinde sadece bir tane nükleer harp başlığı da olmayabilir, üç tane nükleer harp başlığı olabilir. Dolayısıyla eğer İsrail bugün İran’a, Tahran’a bir nükleer silah saldırı yaptıktan sonra İran’ın yani o Tahran’ı felç ettikten sonra ona karşı mukabelede bulunacak o kadar bütün baristik füzeleri ona yönetmenin ne anlamı olacak? Çünkü bu birinci ilk hamleyi yapan her zaman yıkıcılığı en fazla sağlamış oluyor. Bir diğer husus ise şu, bence buradaki baristik füzeler veya nükleer silahlardan bahsediyoruz ama bence artık sistem daha ziyade insansız sistemler gidiyor. Mesela gemilerden bahsediyoruz, görülmezlik kalkanı olan denizaltları çok eski tarihlere dayanıyor. Bugün mesela Türkiye’yle alakalı sadece şunu söyleyebilirim, eğer sizin geminiz var ama aynı zamanda istihbarat gemileriniz var. Mesela Ufuk çok önemli, elektronik istihbarat, sinyal istihbarat yapıyorsunuz. Bir yer kutsuz sistem mesela ULAG, artık nasıl böyle havadaki sistemlerden bahsediyorsanız artık bence savunma sanayi, Askerüç tamamen insansızlaşıyor ve siber uzay alana dayanıyor. Robotik teknolojiler önem kazanıyor. Yani bugün mesela ULAG dediğiniz, ULAG mesela Türkiye için çok önemli bir şey. Türkiye’nin ilk insansız, aslında denizüstü su aracı. Şimdi bunlara baktığınızda belki yarın bir gün ULAG’ları bir gemiye, ondan sonra bir hedef yapacaksınız, belki de bir denizaltını yapacaksınız ve sürü konseptiyle yapacaksınız. Ben dolayısıyla biraz daha nükleerden ziyade daha böyle insansız sistemlerin daha önem kazandığını düşünüyorum. Mesela Türkiye’nin yine önemli olan şeylerinden bir tanesi ULAG kadar. Türkiye bugün insansız kara araçlarını da hafif ve orta sınıfı yaptı. Aynı zamanda şimdi ağır ikka projesini geliştiriyor.
Yine bence de Rusya’da da önemli olan şey nükleer, güvenlik uçurulması yanında sıra bence insansız ve robotik teknolojiler ve siber uzay daha önemli. Amerika bu anlamda Çin, Rusya ve Amerika açısından trenerde nedir diye baksanız bence uzay kuvvetlerinin kurulması bence en önemli kırılma noktasıydı. Teşekkürler Meyve Hanım. Komutanım siz sormadan bir söyleyeceksiniz. Ben şunu söyleyeceğim, yani bu sistemler ne olursa olsun, günümüzde mevcut olan savaşları incelediğimizde asimetrik savaş tarzına göre yapılandırılmış olan güçlerin savaşın galibi olacağını düşünüyorum. Bizde klasik bir ifade vardır, ben de piyadeyim. Ayağın basmadan asla, bir yere eğer ayağınız basıyorsa istediğiniz kadar balistik düzeniz olsun, ne olursa olsun, yerel kuvvetler, hibrit savaş veya gayri zamahat, örneğin Amerika Birleşik Devletleri’nin son iki yıldır bütçesinde gayri zamahat kuvvetlerine ayırdığı oran giderek artıyor. Şu anda Rusya’nın Gerasimov doktriniyle konvansiyonel güç artı hibrit savaşın karışımını uyguluyor şu anda. Buna da Putin doktrin ismi ismi veriliyor. Dolayısıyla bir yanda konvansiyonel güç balistik düzenler ve diğerleri yer alırken, diğer taraftan da özel askeri şirketler Rusların meşhur, şu anda Çin’in 5.000’in üzerinde özel askeri şirketi var. Bunların önemli bir kısmı Somalide ve diğer bölgelerde korsanlarla mücadele ve diğer faaliyetlerde görevlendiriliyor. Dolayısıyla evet balistik füze, uçak var ama özel askeri şirketler bugün Sierra Leone’de, ordunun yıllardır milyarlarca dolara ki elmas madenlerin çok fazla olduğu bir ülkedir. Burayı Güney Afrikalı bir özel şirket gelerek 30 milyon dolara bu işi bitirmiştir. Dünyanın birçok yerinde Amerika’da da Rusya’da da biliyorsunuz Wagner Wagner şu anda Donbass bölgesinde ve Lugans’ta faaliyet gösteriyor. Bunun dışında İran’ın balistik füze denilmemeyi İran’ın diğer tarafta da 6 millimetrelik denizaltıları var. İran’ın aynı zamanda fiberglass hücum botlarla Amerika ankrovizörüne nasıl zarar verdiğini de biliyoruz. Husilerin balıkçı teknelerin şeklinde bomba atarak Suudi Arabistan fırkat elinin gövdesinde derin bir derin açtığını görüyor. Amatör oyuncak drondan su devsini alışveren saldırıyorlar. Tabii ve günümüzde daha önemli şeyler daha var yönlendirilmiş enerji silahları var. Artık yönlendirilmiş enerji Türkiye’nin de tufan, sapan gibi Gideri Aselsan’ın geliştirdiği araçlı veya silah olarak kullandığı Çin’in, Rusya’nın özellikle mesela İsrail şu anda demir kubbenin yerine üzerine bir de demir ışın adını verdiği yönlendirilmiş enerji silahlarında oluşan bir sistemle kendi ülkesini koruma altına alıyor. Güç kakını gibi. Evet. Tamamen ışınlarla birlikte çünkü bugün için bir füzenin maliyetinin neredeyse yüzde bir oranında atış ve sonsuza kadar atış yapabiliyorsunuz. Diğer bir husus günümüzde bence en önemli harekat sahasında birliklerin geleceğini belirleyecek olan şey enerji olacaktır. Bunun için Çin’in işte yapay güneşten tutunuz. Yapay güneşler enerji biriktirmesi dahil bütün bunlara gidiyor. Amerika şu anda Afganistan’da her 17 akaryakıt tanker filosundan biri saldırıya uğradı ve her saldırıda 1 veya 2 Amerikan askerini kaybetti.
Bugün donanma üstlerinde yaklaşık geçen yıl 800 civarında elektrik kesintisiyle birçok operasyonul kesintiye uğradı. Amerika şu anda %25’ini ordunun yenilenebilir enerjiyle karşılamaya başladı. Yani enerji çok ciddi bir sorun haline geliyor çünkü bütün otonom sistemler hepsi tek erin dahil üzerinde tükettiği enerji miktarı artıyor.
O kadar ki insanların bile vücudunda ortalama insan dilenirken 100 W elektrik üretiyor ve bunun %75’i fazla harcanıyor. Koşan bir insanın 1200 W’lık bir enerji ürettiğini cilt üzerine konulan sistemlerle insandaki enerjinin nasıl kullanılabileceği silaha veya üzerinde şu anda akıllı bir saati veya GPS sistemini çalıştırabiliyor Amerikalılar. İleride bunu daha çok arttırarak nasıl yapabiliriz diye çalışıyorlar. Dolayısıyla sahada enerjinin etkin bir şekilde kullanımı son derece önemlidir. Tabii ülke mukayesinde bence önemli konulardan biri de elbette uzaydır. Yani üç büyük gücün uzay komutanlıkları kuruldu ve geçen yıl Rusya ile Çin ortaklık anlaşması imzaladılar. Rusya 17 yıl ara vermişti uzay çalışmalarına. Çin Mars’a indi ayın karanlık yüzeyine gitti ve oradan ciddi bir şekilde geri bildirimlerle döndü.
Amerika’nın Starlink kopiyör sistemleri var biliyorsun Elm Mask’ın ve Bezos’un oluşturduğu. Bunların temel amacı esas internet sağlamak ama Rusya’nın hipersonik yüzeylerine karşı en azından nereye gidebileceğini kestirebilmek. Ve geçen gün biliyorsunuz bir kısmı yandı uzayda Elm Mask projelerinin. Bunun dışında lojiti hızlandırıcı faaliyetler var.
Şu anki mevcut uçaklarla olan süreyi onda bir, yirmide bir oranını arttıran roket sistemleri üreterek birliğin ihtiyacı duyduğu sistemleri hızlı bir şekilde diğer tarafa nakledebilme konusunda Amerika’nın özel uzay şirketlerle yaptığı çalışmalar devam ediyor. Burada tabi son olarak da şunu söylemek lazım. Biz uzaya turist gözükeceğiz. Aslında onlar askeri mühürmat veya hipersonik ateşmiş. Zaten Amerika Birleşik Devletleri’nin önemli projesi alçak yörüngede. Yani biraz evvel Hakan Bey’in söylediği sistemin esası Ruslar tarafından ilk kurulmuştur. Yani bu alçak yörüngede nükleer başlık taşıyan bir sistemin alçak yörüngeyi atılarak ki buna kısmi yörüngeli bombardıman sistemi deniliyor. Yani POPS ismi soğuk savaş döneminde Rusya’nın Amerika’ya karşı üstünlüğü sağlamak üzere atılan
alçak yörüngede dönen bir nükleer başlıklı bir füze düşünün. Bu füze dönmeye devam ediyor ve bunların birbirine en yakın tespit edildiği yer Kuzey Kutbu’dur. Ve bütün sistemler Kuzey Kutbu’na yönleniliyor. Rusya birdenbire Amerika’yı Güney Kutbu’ndan vurmayı hedefliyor. Yani bütün bunları da şu anda Çin’in uyguladığı süzme dediğimiz teknolojiyle alçak yörüngeyiyle de… Fıratürenen o yörünge bombardıman sistemi. Çin bunu denedi. Amerika’da bunun testini denediğini gördü. Şöyle dedi Çin yörüngeye bir şey gönderdi işte POPS gönderdi ve ondan çıkan bir silah, ki bu füze büyük ihtimalle Çin’de bir hedefi vurdu dedi. Bu mesele balistik füze teknolojisinde de çok daha üst bir şey. Ve onunla ilgili bir INF’lerle ilgili kısa bir şey söylemek istiyorum. Bence söylemeyelim. Çünkü süre bizim epey dışına çıktık. 15 dakikada dışına çıktık. Başka bir tek kalbine gelir daha uzun konuşuruz. Çin’in neden böyle daha doğrusu Amerika ve Rusya’nın Çin’den olan bir sıkıntısıydı bu da ondan dolayı. Peki ama bir cümle ne oldu? Tamam şimdi INF anlaşması vardı 500 km ile 5500 km arası füzelerin iptali. Buna Çin hiçbir zaman girmediği için Rusya ve Amerika’da bu füzeler yokken Çin yüzlerce yaptı. Şu anda Amerika ve Rusya’nın çok ciddi sıkıntısı da bu. Çünkü bu aralıktaki füzeler Çin’de çok fazla ve bundan da bir teori çıkıyor. Diyorlar ki aslında Ukrayna’da anlaştılar çünkü Çin tehlikesi geliyor. Adamlar o aralıktaki yasak füzelerin hepsini yaptılar çünkü anlaşmaya taraf değillerdi.
Bu da Çin’in çok büyük bir avantajı. Yani dengelerini de bahsediyoruz ya orada büyük bir şey var. Peki teşekkür ediyorum. Kusura bakmayın. İki saate yakın oldu ama bir yere kadar konuşabildik. Merhaba, çok teşekkürler. Başka bir gün siz İstanbul’u ağırlamak istediniz. Bu muazzam bilgilerinizden faydalanmak için hepinizin öyle. Teşekkürler. Hakikaten korktum. Ama derizel şuna söyleyeyim. Bu konuşuların tamamı palavra. Şu açtan palavra. Hepsi doğru da.
Bir önemi yok çünkü bunların hepsi evet doğrudur. Bir muharebeyi kazandırabilir. Bir düşmana bir zarar verir. Ama savaşlar öyle katılanmıyor. İşte gördüğünüzü Amerika bütün teknolojisine beraber Baldırı Çıplak eninde üç beş lira Karakolikoflu bir çapulcu sürüsüne galip gelemedi. Ülkenin savunması bambaşka bir hikayedir. O tamamen kararlılıkla, niyetle, dirençle ilgili bir şeydir. O yüzden bu silahlar, milahlar doğru zarar verir.
Ortalığı karıştırır falan filan. Milletleri üzer, milletleri sıkıntıya sokar. Ama kimseye bir savaş kazandırmaz. Savaş kalplerde kazanan bir şeydir. Yüreklere kazanan bir şeydir. O yüzden de silahlar uçak falan filan. Bunlar doğru ama sonuç getirmez. Bunun ilk ve güzel önünü Türkiye vermiştir. Kurtuluş Savaşı’nda önemli olan akılla, bilgiyle o vatana o ülkeye sahip çıkmaktır.
Bu yüzden ülkelerine sahip çıkamayanların, ülkelerine akıllı ve bilimle yönetmeyenlerin ne hale düştüğünü hepimiz görüyoruz. Akıldan başka altında toplanacağımız herhangi bir bayrak, bilimden başka altında herhangi bir ideoloji olması lazım.
Oğlum