Yakalanmamış Bir Sabıkalıyım! | Haldun Dormen’in Unutulmaz Hikayesi

Yakalanmamış Bir Sabıkalıyım! | Haldun Dormen’in Unutulmaz Hikayesi videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=RYXIns3dJyY. İnsan hayatında öyle anlar vardır ki bir an yaşanır bir ömür unutulmaz. Unutulmasa hoş geldiniz. Bugünkü konuğumuz. Çocuklu bir aydın bir anı. Çok küçüksün. Galiba ilkokuldaydı. Çok yakın bir arkadaşım vardı. Mehmet İpar adında. Biz ondan çok görüşüyorduk. O…

Yakalanmamış Bir Sabıkalıyım! | Haldun Dormen’in Unutulmaz Hikayesi

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=RYXIns3dJyY.

İnsan hayatında öyle anlar vardır ki bir an yaşanır bir ömür unutulmaz. Unutulmasa hoş geldiniz.
Bugünkü konuğumuz.
Çocuklu bir aydın bir anı. Çok küçüksün. Galiba ilkokuldaydı. Çok yakın bir arkadaşım vardı. Mehmet İpar adında. Biz ondan çok görüşüyorduk. O da bize geliyordu. Biz oraya gidiyorduk. Annemle, onun annesi de benim annemle çok samimiydi.
Ailece de görüşüyorduk. Bir gün okuldan sonra ben onlara gittim. Baktım Mehmet müthiş bir şey oynuyor. Bir de baktım ki Alman yanağına bir gebi takımı gelmiş. Gebi. Birbirinden güzel ufak gebiler. Miniatür gebeli ama harika yapılmış. Yani transantartikler, saracık gebeli filan. Yirmi otuz tane çok güzel bu boyda gebiler. Koleksiyon yani. Çok geberdi. Ben o tip şeyler çok meraklıydım. Benim de askerler falan vardı. Öyle küçük. Aklım garip şeyler işlemeye başladı. Ben bir tersini çalsam acaba diye düşündüm. Sonra utandım vazgeçtim. Ama dayanamadım. Giderken bir tersini cebe indirdim. O cep sanki yanmaya başladı. Bir an ben çaydan kalktım gittim. Efendimse beraber götürdüler. Fakat evde Ferişe Hanım burada. O cepin yanıyor. Sonra kimsenin beni görmediği bir anda aldım. Onu çöpe attım. Bakamadım bile. Bir daha bakamadım bile. Vicdan azabından. Ve kimsenin de azıcıkta baktım. Ve içimde muhazırdan bir şey oldu bu. Bir ben Mehmet de çok yakın arkadaşımdı. Allah rahmet eylesin. Onu da söylemedim. Acaba anladılar mı diye çok düşündüm. Çünkü bir tane güzellik, güzel bir koleksiyon. Güzel bir gemi eksik. Yıllarca onun şeyini yaşadım.
Düşündüğüm zaman. Yani komik bir anı değil. Ama ilginç bir anı. Benim için ilginç bir anı. Yani ben eski bir sabıkalıyım. Yakalanmamış bir sabıkalıyım. Keşke bunu anlatsaydım Mehmet’e diyorum. Keşke anlatsaydım. Anlatamadım. Ben ilaçlı bir adam olduğum için ve herkese yardım etmek, henüz tanıştığım için herkese yardım etmeye çalışıyorum. Ve yani ben onlara bu gücü verdiğim için, bu inandığım için inanmayı, inanmamayı
gördükleri için, onlar da bir yerde inanmaya başlıyorlar. Ve böylelikle beraber o hale yolları zıplıyoruz. Yani evet bazen Altan Erbülak gibi mesela hiç alakası yoktu sahneye. Bu, bunda bir şey var. Bu komedyen ola ihtilali var. Dedi. Ve onu zar zor sahneye çıkarttım. Bir özgürlüğüm çok yakın arkadaşıydı. Ben de Amerika’dan ilk geldiğim zaman
Müksele Atılır, Küçük Sarı’sı’na. Orada Münir Özgür’le bir oy da oynuyor. Altan Erbülak’ı ilk odada tanıdım. Altan Erbülak da her akşam geliyor, oyunu seyrediyor. Ve Münir’le beraber Bakırköy’e geliyor. İkisi Bakırköy’de oturuyordu çünkü. Ve bu 1, 2, 3, 4. Çocuk tiyatroya kadar meraklı yani. Bu adam ne kadar meraklı. Ben de o zaman 24 yaşında filanım yani. Ve sonra ben o zaman bir cep tiyatrosu serverle girmiştim.
Cep tiyatrosu da çok güzel şeyler yapıyorduk. Benim sanat tiyatroya belki de en güzel şeyleri yapıyordum. Gençleri yetiştiriyordum ve gençlerle ben de geçtim ama ben de yetişiyordum. Onlar da yetişiyordu, beraber yetişiyorduk. Güzel oyunlar sergiliyordum. Oyunlarda bir tanesinde çok sempati bir Farslı oynuyorduk. Adı kim yazdı bilmem. Bir Farslı, bir Fransız Farsı. Ve orada bir terzi rolü vardı. Çocuklar amateur oldukları için tabii bir gün geldi bana bir tanesi dedi ki
Halde Bey dedi ben dedi yarın gelemeyeceğim. Oyuna gelemeyeceğim. Çünkü Bursa’ya giriyorum dedi. Fransız Farslı oyunları için Bursa’ya girdi. Yok gitmem lazım dedi. Yani oyunu için çok ikinci üçüncü terzi kalmıştı. Bir gitti. Oysa oyun vardı. Biletleri satılmıştı. Çünkü benim cep tiyatrosu biletleri tamamen satılmıştı. Bir saniye oynardık. Büyük suçlar yapmıştı. Birden bire aklıma altı layı blok geldi. Bunu ona oynar dedim.
O gece lokalde Altan’ı gördüm. Altan dedim haberi yok. Yarın akşam saniye çıkıyorsun dedim. Tamdan üçler gibi. Yok yok. Böyle şey yapmıyor. Yarın çıkıyorsun dedim. Yarın sabah sen gel. Ben senin çalışacağım. Akşam çıkacaksın dedim. Her akşam işte dedi. Bizim oyunumuzu on defa, yirmi defa, otuz defa sessiz. Her akşam milyonuz kullanmadan geri oyuncusu da milyonuz kullanırlar. Bir de beraber giderlerdi. Ve Palas Pandras Altan’ı saniye çıkarttı. O da su.
50’li 60’lı yıllarda İstanbul’da en önemli teat okumadığını oldu yani. Hakikaten harikaydi. Örneğin Nisa Serez’di vardı. Allah’ın amelisinin. Metin Serez’in eşi. Ben ona Metin Serez’in eşi olduğu için Aramayınca ufak tefek roller veriyordu. Ama hiçbir zaman iyi bir oyuncu olacağına inanmıyordum. Çünkü seste pek parlak değildi. Ufak tefek bir kadardı. Böyle sahnede dışarı taşan bir güzelliği yoktu. Ama çok şeker bir insandı. İşte ufak tefek roller veriyordum. Bir gün mecbur oldum. Büyük bir rol vermedim. Ama bunu Altan gibi isteyerek, bayılarak vermedim. İstemeyiz. Ben ne yapalım? Başka çareci yok diye verdim. Allah’ın amelisi kaldı. Büyük bir star oldu. Sonra Türkiye’nin en sevilen komedyelerinden biri oldu. Ama onu görmedim. Sonra ben çok yardımlıyım. Oldukça orada çok birlikte çalıştık ama ilk başta bunu anlamadım. Ama tabii bir süre sonra daha iyi bu yetenekli galiba. Bir kere şey benim için çok önemliydi. Teatroya bakış açılır. Yani teatroya verdikleri önem. Benim için teatro en önemli şey olduğu için ondan de öyle olması istiyorum. Ve değer verdiği insanların çoğu bu teatroya önem veren insanlar. Mesela Halitler genç. Geç kalırdı provalar filan. Yani teatroya bayılırdı. En çok sevdiği şey oydu. Her şey onun için feda edebilirdi. Onun gibi metnistler özledi. Yüz yüzey insan sayılabiliyor. Bektaş’a bunu dedi ki ben Halit’in oynamasını istiyorum dedi. Çekene bir de nasıl oydu teatroya? Burada operacılar oynuyor daha çok dedi. Belki belki oyunda oynatırım dedim. Büyük bir de bana yardım etti. O rol boş kaldı. Halit bak tek oy. Galiba on temsil filan oynadı. Ve çok çok iyi oynadı. Hatta sonra beraber New York’a gitti. New York’da gördük aynı oyunu.
Halit onlarla daha iyi demek ederim. Halit çok iyi bir oyuncu. Fakat ben konservatör olmadan iyi oyuncu olunabilen içeriye inanıyorum. Yani o inanmazsa ama adıyla nasitleri, büdyoz kulları, nasit beyleriyle onlar hangi konservatör okulları da iyi oldular? Bunlar büyük starlardı yani. Basire, Tazı, Ubudlar tabii. Ama tabii konservatör yani okul büyük bir yardı var. Daha çabuk öğreniyorsun. Daha çabuk anlıyorsun. Bazı kapsamları
anlıyorsun.
Ayrıca Allah’ını affeyle Kur’an adı Kur’an adı Kur’an adı Kur’an adı Kur’an adı Kur’an