Zafer Algöz Anlatıyor #1 | Nur Subaşı

Zafer Algöz Anlatıyor #1 | Nur Subaşı videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=d1AEz7Div6k. Google’dan girip Nursubas’ı diye yazarsanız sana ne olan kelp ezevenk niye 5 yaşındaki çocuğun hayal dünyasına giriyorsun yeeeh diye yapıştırınca herkes dönüyor zaten ne oluyor lan diye bizim yaşıtlarımız orduda genel kurmay başkanı biz orda Alayküm Kerem ben kendi ellerime…

Zafer Algöz Anlatıyor #1 | Nur Subaşı

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=d1AEz7Div6k.

Google’dan girip Nursubas’ı diye yazarsanız sana ne olan kelp ezevenk niye 5 yaşındaki çocuğun hayal dünyasına giriyorsun yeeeh diye yapıştırınca herkes dönüyor zaten ne oluyor lan diye bizim yaşıtlarımız orduda genel kurmay başkanı biz orda Alayküm Kerem ben kendi ellerime koyuyorum dokunma bana
saygı gösterin mahkemeye biraz 992’ye atmış davacı nebaha düşür namusumuz vicdanımız insanlığımız ben Osman ben değil sen başka ne olacağını sanıyordun imkansızı yakalamak istiyorsan elini kirletmekten kaçınmayacaksın NUR BAYI bugün sizlere nur bey’i anlatacağım efendim nur bey
NUR SUBAŞI yakın dönemde 2-3 sene önce vefat eden bir ağabeyimiz kendisi sadece tiyatro dünyasının değil aynı zamanda dublaj sektöründe çok bilinen tanıdık bir ismi özellikle sesinden çok iyi tanıcaksınız yaa nur subaşı kimdi diye merak eden arkadaşlarımız varsa google’dan girip nur subaşı diye yazarsanız o muhteşem sesi duycaksınız NUR SUBAŞI
ıslah olmak mı? bir düşüneyim aslında bakarsanız bunun ne demek olduğunu bilmiyorum uzun uzun yıllar önce ormanın derinliklerinde küçük yaratıkların yaşadığı eski bir köy vardı onlar kendilerine şürin derlerdi çok iyiydiler özellikle şöyle hatırlatma yapayım nur bey’in en büyük özelliği
biliyorsunuz teletede ya da özel televizyonlarda ramazan aylarında yayınlanan iftar duasını okuyan o davudi o dolu dolu sesin sahibi bu kıymetli ağabeyimizle ben zaten istanbul devlet tiyatrosunda çalışmadan önce 15 yaşında devlet tiyatrosunda sahneye çıktım ve benim oynadığım oyunda nur bey de vardı kader bizi ilk defa o zaman bir araya getirdi ve geçen yıllar içerisinde hep nur bey ile ilişkimiz devam etti nur bey çağdaş bir diyojendi hem kurumun ve kurumların nasrettin hocası hani böyle şey derler ya lafı gediğine oturtmak bir yetimi doyurmak kadar sevaptır diye öyle konularda müthiş hazır cevap bir adamdı hatta şöyle bir şeyini anlatayım bir tarihte böyle alkollü bir vaziyette arabasıyla evine gelirken trafik polisi çeviriyor bunu
benim ehliyet var mı ruhsat var mı filan diyor nur bey bakıyor ki buradan bize ağır bir tokat gelecek çünkü üstünde ehliyet yok ruhsatı verse trafik mahallesi yapılmamış arabanın kaskosu yok hiç bir boku yok trafik polisi buna alkol var mı efendim deyince ne münasebet bana böyle bir soru soruyorsun yavrum diyor adam da pardon efendim anlayamadım deyince yavrum sen ramazan aylarında benim sesimle orucunu açıyorsun diyor
adam anlamadı mı abi eşiryen ve bağışlayan deyince pardon hocam çok özelsiniz efendim buyurun devam edin diyor nur beyin hayatı boyunca hep böyle başına enteresan olaylar gelmiştir mesela bir tanesini anlatayım yıllar önce rahmetli alev sezerle burada alev sezerin de fotoğrafını koyalım ki bizden sonra gelen kuşak görmedikleri o büyük aktörü görmüş olsunlar hem bu kadar yakışıklı bu kadar nefis sesi olan bruce wilsey konuşurdu biliyorsunuz hep bruce wilsey kendisinden iyi konuşuyordu zaten yani bruce wilsey hakikaten dinleseydi ya alev konuşsun beni derdi bundan sonra yani o kadar büyük aktördü 15 dakika sonra seni almaya geleceğiz acele etme 4 dakika içinde ölmeyi beklerim bunlar bir yerde sarı yerde falan içiyorlar nur beyde de o zaman 56 model bir tane şavrola var böyle koldan vitesli direksiz 3 oda bir salon koskoca araba
onunla beraber içiyorlar ve arnavut köy taraflarında da birinin doğum gününe davetliler bir balerin bir ablanın doğum günü var isterseniz akşam uğrayın falan demişler nur beyde diyor ki alev alev doğum gününe bir gidelim yavrum diyor bunlar zurna kafa o zamanlar arnavut köyün karakolunun olduğu cadde çift taraflıydı yani yokuş yukarıda çıkıyordu aşağıda iniyordu şimdi sadece aşağı iniyor bunlar o yokuştan yukarıya 56 şavrola ile geçerli bir vakt çıkıyorlar
buradan sola dön buradan sağa dön derken şöyle bir çatal yere geliyorlar böyle bir L biçiminde dönüş burada bir temel çukuru kazılmış tahta perdelerle işte inşaat alanı tehlikelidir girmeyin falan uyarılar var nur bey L dönüşü yapıyor tam çıkarken yokuşun üstünde arabayı zınk yes stop ettiriyor ayarlayamıyor vitesi bile
basıyor basmaya vuduudududu yapıyor arab o arada geri geri kaçıyor farkında değil bu vududududu yaparken kras diye tahta perdelere bir koyuyorlar 56 şevrola 8 metrelik temel çukuruna düşüyor şu gazetede dınk diye dik düşüyor götü yerde farlar gökyüzüne aydınlatıyor bunlar iki astronot gibi böyle duruyorlar Alev abi diyor ki nur bey ne oldu bize ya diyor düştük yavrum diyor peki abi dedim sonrasında ne oldu sonrasında büyük rezalet memlekette ne kadar siren çalan alet varsa hepsi geldi ambulans sivil savunma itfaiye sokaktaki insanların pencerelerden bizlere yoğun yuvlar yuvlar eşliğinde ne yazık ki yavrum bu serüvenimizi büyük bir skandalla bitirdik dedi nur bey en güzel özelliklerinden biri sudan nefret ederdi asla yıkanmayı sevmezdi sadece kel başıma şap şap iki tas su devam yavrum bile buralara derdi
yazın bunu Ayvalık’ta sanatçıların gittiği böyle bir kamp yeri gibi bir yer var orta sırtta bir oraya davet ediyorlar yavrum ben suyu sevmem beni götürmeyin diyor hocam sen de gel falan diyorlar bu kendine bir tane şezlong ayarlamış sabah gidiyor ılgın ağaçlarının dibinde yatıyor elinde Cumhuriyet gazetesi soğuk bira gelene geçene laf atıp gazeteye falan muhatap olup akşamda sadece kel kafasına çıp çıp yapıp gidiyor bir gün dedim ki abi sen dedim niye dedim denize girmiyorsun yavrum herkes haddini bilecek dedi herkes yerini bilecek ben ister miyim sabah kalktığımda benim şezlongumda bir köpek balığı yatsın benim gazetemi alsın mirasını koysun istemem o zaman hayvanın denizinde benim ne işim var diyor Cumhuriyet gazetesinden napolyon gibi bir şapka yapmışlar
üstadım hocam hocam bunu pış pışlıyorlar 15 20 kişi sahilde denetime çıkarıyorlar nur bey de içtiği 8-11 anı rehavetiyle çoluk çocuk yaşlı genç herkese sataşıyor gülüyorlar tamam mı mesela bir gün diyor ki sen yavrum kaç yaşındasın hocam işte 16 yavrum enseye bakıyorum sinagog direği gibi yağlıyı bırak tuzluyu bırak hamur işi yok 3 beyazdan kaç falan
herkese böyle tavsiyelerde bulunuyor o arada çocuklar kundan böyle kaleler falan yapmışlar abi işte çalışıyorlar nur bey de geliyor yavrum ev mi yapıyorsun kalemi yoksa baraj mı ev yapıyorum amca kaç lira istiyorsun bu eve hemen 500 bin liralık bir çek yazın yavruma bu evi aldım çocuğu bir başkasına gidiyor yavrum ev mi yapıyorsun kalemi baraj mı
işte baraj yapıyorum amca 1 milyonluk çek yazın baraja alıyorum gittim orada en küçüklerine 5 yaşında bir piç yavrum ev mi yapıyorsun kalemi baraj mı baktı ananın amını yapıyorum yıkıldım kafamdan aşağıya kaynar sular döküldü bütün beni seyreden eşraf herkes kendini kumlara denize attı
hocam dedim çocuğa bir şey demedin mi çocuk haklı sana ne ulan kelp ezeven niye 5 yaşındaki çocuğun hayal dünyasına giriyorsun girersen ağzını payını veririm işte böyle nur bey ile ilgili başımdan geçen size muhteşem bir anekdotu daha anlatayım abi yine böyle bir sarı yer büyük dere falan oralarda bir yerde birinin davetine gittik bana dedi ki yavrum sende araba var mı dedim var abi
eee peki arabanın kaskosu var mı var güzel ehliyetinde var var sen dedi içki içme ben içeceğim sen benim şoförlüğüm yapacaksın bu akşam tamam hocam gittim hocayı aldım kurtuluştaki evinden gittik garson falan mekana gittik nur beyinde bir özelliği girdiği mekanda önce garsonu terbiye ederdi şimdi ses kalın ya içeriye giriyorsun 150 tane müşteri var burada kendi geldiğini kanıtlayabilmek için önce bir eeeh der şimdi o sesin boşluğunu alıp eeeh diye yapıştırınca herkes dönüyor zaten ne oluyor lan diye ilk göz göze geldiği garsona sen yavrum bak bakayım buraya çocuğum garson eğer buna hacı amca baba dayı derse sıçtı yandın buyur hacı abi hacı abi mi ne hacısı ne abisi ulan hemen kaybol şefin gelsin önce garsonu terbiye eder altın baş rakıdan başka bir şey içmez ve muhakkak rakı bittikten sonra da bira içer üstüne cila birayı da köpürtmeden koyan garsona ağır hakaret eder böyle bardağı yatırırlar ya yavrum gel buraya
bardağı yatırmanı kim söyledi hocam hocam bırak başka bira getir bira bardağı koyup köpürdüğü zaman bira olur sen onun bira olması engelliyorsun midede şişkinlik yapar salak oğlum benim diye garsonlara yol yordam gösterirdi neyse gittik oraya da yavrum bir altın baş bir altın baş falan filan mekan yavaş yavaş dağılmaya başladı ondan sonra herkes giderken artık bizim de gitme zamanımız geldi
yine döndü yavrum bana bir yolluk dedi dükkanın camlar zıngırdadı böyle neyse bunun yolluk altın baş rakısı da geldi onu da içti çıkarken bütün herkese efendim teşekkürler teşekkürler sevgiler saygılar yola bir çıktık artık gidiyoruz dedim hocam yukarıdan mı gideyim aşağıdan mı olan Allah’ın kuru su bok mu var yukarıda dedi şu güzel İstanbul’da sahilden gitmek varken
açarız pencereleri mis gibi deniz havası dolar içeriye yavrum dedi peki hocam dedim çıktık yola gidiyoruz tam Arnavut köyü oraya geldik Arnavut köy sahilinden gitmektense gir caddeden içeriye dedi ara sokağa ara sokağa girdik o zamanlar o ara sokağın sonunda abc diye bir işkembeci vardı bilenler onu hatırlar benim kuşaktakiler şimdi çiçekçi oldu orası tam Arnavut köyü bitiriyorsun
sahil yoluyla tekrar birleştiği anda burada sağda tünel gibi bir yer doğrusu geldik yavrum sağa çek burada bir çorba içerim ondan sonra eve gideriz dedi onu eve bırakacağım ben de kendi evime gideceğim tamam hocam dedim geldik dükkanın camında şey yazıyor terbiyeli işkembe gel bakalım işkembe mi terbiyeli yoksa işkembeci mi bir bakacağız dedi peki hocam dedi içeriye girdik dükkanda bizden başka kimse yok oturduk
bir tane garson geldi buyurun efendim hoş geldiniz yavrum önce misafirimize sor ben misafirim mi ya dedim bana şöyle bol taneli iri kesim dedim böyle bir tane tuzlamadı tamam birazda siz efendim dedi yavrum bana tek ve sek bir altın başrakı bir tane soğuk su kibrid kutusu kadar yağsız beyaz peynir ve 21 adet leblebi dedi adam yaptı neden güldün yavrum garson dedi ki efendim burası dedi meyhane dedi burada dedi sana buranın neresi olduğunu soran oldu mu yavrum dedi sen ne iş yapıyorsun burada patron musun hayır efendim ben garson hemen kaybol bana şefini gönder adam gitti
ulan dedim şimdi içeriden bunlar kepçelerle tavalarla gelip kafamıza gözümüze ulan ibneler gecenin bu vakti bizle mi kaşınıyosunuz diye girecekler bekliyorum bir tane amca geldi böyle yıllarını vermiş yani bu servise buyurun efendim beni emretmişsiniz dedi şimdi önceden haberi almış ya böyle bir volüm diktendi herif buyurun efendim beni emretmişsiniz dedi hani bir mevzumu var gibi nur bey hemen herifin sert girişi göğsünde yumuşattı
emretmedim bilakis rica ettim deyince babada çözüldü ne kadar profesyonel nedir efendim dedik efendim biz buraya dedi misafirimle birlikte geldik kendisi bir çorba istedi benden izledi haddim olmayarak dedi bir tek ve sek altın başlaki 21 adet leblebi ve kibrid kutusu kadar beyaz peynir rica ettim senin personelin servis yapmak yerine bir de bana
vukanalık yapıyor estağfurullah efendim falan oldu adam kayboldu benim çorba geldi 5 dakika sonra şef karson geldi abi buyurun efendim tepsi tepside tek ve sek altın başlaki nereden bulmuşsa 21 tane leblebi saydım kibrid kutusu kadar beyaz peynir buyurun efendim dedi baktı böyle
işte gerçek profesyonel bu beyefendi işkembeci de rakı içilmeyeceğini ben de biliyorum ama müşteri memnuniyet katsayınızı ölçmek için yaptım dedi şimdi lütfen bunları alınız bana da yarım bir işkembe lütfen dedi yarım tamam falan dedi adam aldı gitti yarım da geldi yedik falan hesap yavrum hesap geldi tam ben böyle yaptım bana böyle
usun kısa selektör yaptı dedi ki bu topa girmiyor tamam hocam ben açtı böyle gördüm 22 lira falan ya da 23 öyle bir şey 50 cebini attı 50 70 100 120 paltonun cebinden bir 50 daha 300 350 lira falan para bıraktı adama dedi ki bu da zarif hizmetinizin karşılığı teşekkür ediyorum dedi
tamam tak falan bir çıktık garsonlar böyle kapıları açtılar buyurun buyurun abi gelin gelin yollar kesildi kapılar açıldı bize tak tak tak atladık arabaya yolda gidiyoruz nur bey dedi ki hoca dedim ne biçim racon kestin ya dedim muhteşem bir adamsın dedim ya olan dedi sana hava yapacağız diye cebimizdekini son kurşakla yapıyolar yavşak dedi ya bana taksi parası ver ya da beni hemen eve bırak eve bırakırım yarım Allah rahmet eylesin çok büyük adamdı ya çünkü arkasında çok büyük bir külliyat var yani dünyanın en çirkin ama en sevimli kedisi siyami beye sahipti bir kere öyle bir kedisi vardı yani adamın kedi dediysem bakma yani şu kanepeyi doldurur zaten üçlü kanepede boydan boya yatıyordu misafir geldiği zaman normalde kedi bir kalkar bir bakar değil mi ne oluyor falan diye böyle yattığı yerden gelene böyle bakıyordu bak yani yine yavşaklar geldi diyor bakıyor asla keyfinden bozmazdı hayatımda ilk defa klozete işeyen ve kakasını yapan kedi gördüm abi baya bildiğin klozete çıkıyordu klozette çişini kakasını yapıyordu yatıyordu böyle bir gün dedim ki hani bir sevecenlik göstereyim falan böyle yatıyordu nur bey raki servisi yaparken böyle bir siyamiciyim dedim böyle pi kalktı yavşa mı anis çarım ağzına
bir tane tekrar inanılmaz bir hayvandı yani nur beyleri gibi bir tane daha anlatayım izin verirseniz yıllar önce Taksim venüs tiyatrosu vardı o zaman şimdi biliyorsunuz inşaat minşaat oldu da inşallah yeniden bir tiyatro binası yaptılar orayı devlet tiyatrosuna ya da tiyatrolara verirler de insanlar orada oyunlar görür diye umut ediyorum orada büyük besteci Wolfgang Amadeus’un hayatını anlatan
Amadeus oyun oynanıyor Amadeus’u Türkiye’nin bence en büyük aktörlerinden rahmetli Alev Sezer oynuyor Can Gürzap onu kıskanan saray bestecisi Salieri oynuyor Nur bey de Avusturya imparatorunu oynuyor düşünsene o kel kafasının üstüne böyle bukle bukle peruplar takıyorlar nur beyin şey giriyor kilotlu çorap giyiyor falan hayatta en sevmediği şeyler
şu halimize bak yavrum bizim yaşıtlarımız orada da genel kurmay başkanı biz burada biz burada kilotlu çorap giyiyoruz diye serzen işlerde bulunuyor o dönemde de bunlar Amadeus oynanılarken Taksim’de Maksim gazinosu açıldı Maksim gazinosu da Fahrettin Aslan’ın mekanı Taksim sahnesi de Fahrettin Aslan’ın mekanı o mal sahibi orayı devlet tiyatrosuna kiraya vermiş öbür tarafta da Maksim gazinosu hazırlanıyor fakat öyle bir dönem ki yukarıda oyunlar oynanırken aşağıda inşaat devam ediyor akşamları da adam işi yetiştireceğim diye kimsenin umurunda değil ki tiyatro oynadı bunlar çok ciddi var kank Amadeus falan filan saray müzik konuşurlarken aşağıdan devamlı vayyyyyy vayyyyyy matkap sesleri geliyor balyoz sesleri geliyor Nur bey bir gün oyun oynarken diyor ki
konuşuyor konuşuyor işte şenlikler cümüşler olsun efendim işte dünyanın en büyük bestecilerinden her vorkant filan vayyyyyy vayyyy yapınca duruyor diyor ki seyirciye sarayda inşaat devam ediyor seyirci geberiyor gülmekten tabi araya çıkıyorlar cangürzap hocam metodik ve disiplinli aktörü olduğu için nur bey diyor niye tülat yapıyorsun ya diyor sarayda inşaat devam ediyor delir mi diyor ama efendim devam ediyor imparator duyuyor seyirci de duyuyor bütün saray duyuyor kimi neyi saklıyoruz diyor a sen söyleme falan neyse aşağıda hep şikayet ediyorlar farettin hastaneler diyorlar ki baba böyle böyle yukarıda oyun oynamıyor tamam çocuklar dikkat eder filan inşaat faslı bitiyor bu sefer maksim gazinosu faliyete geçiyor tabi mutfakta faliyete geçiyor
şimdi taksim sahnesinin tam altında tabanın altında maksim gazinosunun mutfağı ve onun gider bacası yandan beraber çıktı için arada kaçak olunca abi oyun oynarken aşağıdan kavrulmuş soğan sarımsak kokusu balık tavuk ne pişerse bütün kokusu seyirciye yayılıyor tamam yani alıyor onu burnun patlıcanı bile ayırt edebiliyorsun artık şikayet ediyorlar yapacağız edeceğiz filan yine kimsenin ilgilenmeyi yok
bir gün yine nur bey böyle bir attırırken aşağıdan aşçı basıyor soğanı sarımsağı kokular birbirine karışıyor baya dumanlar mumanlar çıkıyor nur bey sahneden çıkarken diyor ki bu akşam sarayda şenikler cümüşler yapılacak her mozart onuruna sarayda izmir köfte pişiyor diyor seyirci yerlerinde tabi
nur bey yine kulise geliyor can gürzap ya ayıp değil mi kardeşim niye tülat yapıyosun aynı şey söylüyor efendim aşağıda izmir köftenin piştiğini avusturya kralı hissediyor her mozart biliyor sarı yeri farkında seyirci de farkında
kimden neyi saklıyoruz