Robotlar insanlara ne kadar benzeyecek, neler yapacak? | Teke Tek Bilim – 3 Ekim 2021
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=m0btlefVFgc.
Neyli İzcilerim şimdi de yapay zekalı insansı robotlardan bahsedeceğiz. Profesör Doktor Hatice Köse ve Profesör Doktor Sırma Yavuz da beraber. Önce kimden başlayayım? İnsansı robot neden onu soracağım? Hocam size sorayım mı? Niye soruyorum onu şimdi? İnsansı robot deyince benim aklıma hep şey giriyor. Çocukluğumda ya da çocuk muydu o zaman? Çocuk muydu herhalde? Jet Giller diye bir film vardı hatırlarsınız çizgisiyle. Evet.
Orada böyle evde iş yapan robotlar vardı falan böyle. Onlar mıdır insansı robot yoksa böyle iyice bir insana benzeyenler midir? Nedir insansı robot? Bence Jet Giller’e bilmiyorum yaşayacaklar hatırlayacaktır ama Jet Giller’deki o temizlikçi robot çok güzel. Arkadaşlar bulursanız bir Jet Giller videosu varsa bir yerden bulup gösterin. O temizlik robotu aslında şu anda bekleyebileceğimiz bana göre çok güzel temizlikçi gösterdi. O mudur yani? İnsansı robot dediğimiz o mudur? Şimdilik bekleyeceğimiz odur. Ben öyle düşünüyorum.
Çünkü hani ayakkabılar özellikle orada göstermek istediğim eğer gelebilirse görüntü alt tarafta tekerlekli o robot. Evet. Çok dikkatimizi çekmek istiyor ama. Altı böyle eski Eğitir Kürsürgülü’nün gibi. Aynen öyle aslında Elektrik Kürsürgülü’nün de karnında böyle bir tane hortumlar çıkarıyor, midesine dolduruyor falan gibi. O çok ideal bir model. Tabii Elektrik Kürsürgülü’nün altında da olabilir o önemli değil ama tekerlekli
olması hani şu anda yapabileceğimiz veya gerçekten hayatımıza girebilecek kullanıma sokabileceğimiz model sanki odur bence. Kollar çok problem değil ama yürüyen bir robot hani zaten biliyorsunuz dünyanın ne durumda olduğunu bastığında dynamics uğraşıp duruyor. Ne kadar büyük bir ekiple nasıl bir uzun çalışmalar. Dört ayaklısı çok rahat yürütüyorlar iki ayaklısı ciddiyiz. İki ayaklı başka bir olay. Yani o yüzden.
Bu da rağmen bayağı başarılı örnekler var. Evet. Hayal edeceksek hani sanki o iki ayaklı değil de tekerlekli altını düşünürsek. İki ayaklı daha mı sonra gelecek daha mı zor bir şey? Daha zor bir şey. İçinde bir sürü şey var. Mekanik açıdan da zor. Denge problemleri o yürüttüğümüz anda hani insan olarak düşünün. Enerji başka. Enerji ayrı hesaplamaları ayrı. Hani biz insan olarak farkında değiliz ama çok büyük nimet.
O bir adımı atarken kaç tane kas oynuyor. İşte onun aynısını robotta yapmaya çalıştığımızı düşünün. Birçok multidiscipliner konu giriyor işin içine. Mekanik hesaplamaları ayrı problem ayrıca orada dengeyi sağlamak. Yani insansız robotların şu an için yürüyeni pek görünmeyecek ortalıkta. Yani o yu… Yarın öbür gün evimizde bulamayız. O biraz zor. Ama dört ayakları var. Dört ayakları var. Hayvansız robotları var yani. Evet.
O da çok pratik mi derseniz bence o da çok pratik değil. Hani tekerleklik… Ama tekerlekli merdiven çıkma falan gibi sıkıntıları olmuyor mu? Lazım mı? Yani merdiven çıkıp ne yapacak? Asansörle çıkabilir belki duruma göre. Veya çok ekonomik bir şeyse katlar arasında farklı bir şey. Hani ev içinde düşünüyorsak bilmiyorum çoğu zaman o… Yani engelliler için hazırlanan ortam aslında o robotlar için de geçerli olabilir. Evet. Ama bir tekerleklik sandalye hani böyle merdiven çıkmaya yatkın bir şeyler yapılır. Yani bir ray da döşedir mesela. Hani engeller için konuşuyorsak bir yol var. Peki insansıklığınız zaman başka ne yapabilecek ki insansı olması için? Ayağı gitti ayakları gitti. Sizin her işinizi yapsın. Konuşsun sizle temizlik yapsın bir şeylerinizi getirsin. Yemek yapabilir mi mesela? Yok o kadar hani böyle bizim klasik usulü yapamaz ama ek donanımlarla yapabilir. Ben bir fuarda gördüm mesela şey yapıyordu yemek yapıyordu yani şöyle yapıyordu. İşte o malzemeden bir kaşık oluyor koyuyor. Kalbin aynı şeyi yiyorsunuz yani tariflerimizde birbirine benziyoruz. Hani malzemeyi değiştirebiliriz de. Program olmak mümkün değil mi mesela? Bu Cumhurbaşkanı kuru pasuru yapıyoruz. Yani tabi programlarız ama mesela hani sıvı olmayan birkaç tane malzemeyi karıştıran bir model yaptınız. Yarın öbür gün içine başka bir şey daha atmak gerekli ve o yok orada. Hani onu öğretmemişsiniz. Buradan da süreliyorsanız. Hani onu hazırlığı yapmak daha mı önemli?
Ağır yapası. Açıp dolabı salça, tereyağı alıp alabilir. Alabilir. Alabilir. Yani o daha şey böyle bir sabit setap hazırlarsanız o kısıtlayıcı olacaktır. Hani gidip bir şeyleri alması ama orada da el olayı giriyor. Yani ona bir dikkat çekmesin. Eli yok ayağı yok. Bu nasıl insansı robot oldu? Bir insana benzer türlü kalmadı. Ya işte bizim beklentimiz görüntümü yoksa insan gibi düşünsün bir şeyleri tanısın mı?
O zaman bilgisayar da ne farkı olacak? Yok sizi hem geziyor hem de öğrenebiliyor. Yani bilgisayardan farklı. Öğrenebilecek. Yapay zekalı bilgisayar gibi düşünelim o zaman yani. Peki düşünelim. Onun bir de gezelini ama. İnsans değil çünkü insanın aklına böyle biraz hareketli bir şey geliyor. Ben şöyle bir şey söyleyeyim. Mesela güvenlik sağlanacak. İşte burada bir güvenlik sağlamak istiyorsunuz. Polisi olacak bunlar yani? Polisi olur. Fabrikada taşıyıcı olur. Depo robotu olur. Çok güzel.
Ev içinde de size bir şeyler getirip götürebilir. Ama hani böyle en hassas bardağımı da tutabilen bir şey dediğinizde yapılamaz değil. Yapılır. Hani böyle o çerçeveyi sanki şimdi Hatice hocam da aynı şeyi söyleyecek ben eminim. Her işi birden bir tanesi yapmasın. Yani biz de yapmıyoruz. Hayalleri mi yıktınız? Öyle ama hayat. Hatice hocam siz diyorsunuz. Bu kadar karamsar mıyız?
Yok hocam merak etmeyin kurtaracağım şimdi. Kurtaracağım. Bir tanem ben evde birisi gelecek ve şu an her şeyi yapacak diye yakın zamanda bekliyordum. Bu mümkün değil ama söylemek. Motivasyona bağlı. Önce şeyden başlayayım ben. İnsansı robot ne demek? Hani baktığınızda insana benzer özellikler taşıyan robot. Yani bu şey de olabilir. İşte mesela astro robot.
Amazon’un. Aslında insan hiç benzemiyor ama yüzünde böyle gözleri açıp kapanıyor ya mesela. İsterseniz bir videosunu gösterebilirsiniz. Var mı? Hani o bir şeydir. Şu anda bulamıyorum birazdan söylerim. Zaman kazanmaya çalışıyorum. Ama şey yani baktığınızda o insanı hatırlatan bir şeyler olmalı onda. Yani altı tekellekli olabilir ama kolları vardır. Üst ucurt mesela insanı benziyor.
Başka kolu da olmaz. Kolu olsun. El dedim ben böyle. Yani işlevine göre mesela ayakları da olan robotlar var ama Sırma hocamın dediği şey şu. İşleve göre mesela biz onun tekelle kubba olmasını tercih ediyoruz. Yani o tür çok robot var. Çünkü insanın içinde kullandığınızda ayaklı bir robot çok stabil değildir. Üstüne düşebilir insanların. Elbette dökebilir diyebilirim. Yoksa var. Yani bu tür robotlarımız var. Mesela Nau robotlar var. Bizim Nau hocam dediğimiz bir ufak robotumuz var. Onun bacakları var. Yürüyebiliyor ama mesela biz çocuklarla kullanırken normalde eğer dans etmiyoruz. Onu oturarak kullanıyoruz. Çünkü hem enerji tasarrufı yapıyor bu şekilde. Hem de çocukların üzerine düşmesi ya da onları çarpmasını engellemiş oluyoruz. Peki bir de Android robotlar var. Yani bu insansı dediğimizde aslında biz humanoid robotları anlıyoruz.
Yani insana benziyor ama ben baktım da insan olmadığını anlıyorum. Android robotlarda insan olmadığını anlamıyorum. Bize bir insana benziyor. Şimdi geldik meseleye. Ama sorun şu. Şimdi ben bu robotları neden yapmak isteyeyim? Yani orada motivasyon önemli. Arkadaş, dost, yardımcı. O zaman başka tür robot da yapabilirim. Yani öyle bir şey olması lazım ki gerçekten insana benzemesine size bir şey kalkması lazım.
Atıyorum mesela tarih eğitimini de kullanmaya karar verdiniz. Gittiniz tarihteki ünlü kişilerin Android robotunu yaptınız. Onların içinde birer chat bot koydunuz. Çocuklara işte savaşları anlattılar mesela. Bu mantıklı bir şey. Ama yani sırf ilgi çekmesi için. Uber ortaya benziyor bir de. Yani biz mesela şeyi gösterebilir miyiz? 16.slide gösterebilir miyiz?
16 arkadaşlar. Yani bir tek ufak bir sıkıntı var burada. Mesela ben bu resmi hep konuşmalarımı da gösteriyorum ve şey soruyorum. Bu takilerin hangisi insan hangisi robot? Arkadaşlar şöyle arkadaki büyük ekranı versin de belki biliriz. Mesela şimdiye kadar bir anaokul öğrencisi bir defa da cevapladı. Gerisi hep karıştırdı. Ve bunlar eski robotlar. Peki bunu hareket edebilen falan robotların yoksa? Evet. Bu da bayağı robot yani. Bir kısmı insan bir kısmı robot. Hangileri ise hangileri robot? İşte onu ben size soruyorum. Bilebiliyor musunuz? Mesela baktığınızda anlayabiliyor musunuz? Ortadaki uzak doğulu bayağı robota benziyor. Ama onlar zaten robota benziyor bazıları. Evet, onlar kendisi de öyle. Bazıları çok strikt oluyorlar. O mesela bir tanesi robot konusunda çalışan ünlü bir profesör. Diğeri de kendisinin robotu. Arkadaki profesör. Öndeki robotu herhalde. Yanlış mıydı? Evet, doğru. Öndeki kadın robot, arktikodun hakiki galiba. Yani bir tanesi televizyonda hatta bir televizyoncu kadın robot. Ve diğeri de Hanson Robot ikisinin sahibi olan kişi. Öndekiler robot, arkadakiler insan. Ama yani mesela şu anda ayırt edemiyorlar. Biz biraz uzak doğulu olan ayırt edebiliyorlar. Diğerleri daha zor. Mesela hareket ettiklerinde de şöyle bir şey var.
İkincisini gösterebilir miyiz? 17 numara. 17 arkadaşlar. Şimdi şöyle bir şey var. Tekinsiz Vadis Endromu var. 70’lerde Masahiro Mori diye bir Japon araştırmacı şöyle bir şey söylüyor. Diyor ki robotlar bir noktaya kadar insana benziyorsa bu hoşumuza gider bizim. Bir noktadan sonra ürkütücü olmaya başlıyor. Bir noktadan sonra ürkütücü olur. Aslında en yukarıda da sağlıklı insan var. Öyle bir şey olur ki siz zombi görmüş gibi olursunuz. Yani mesela bu çok ilginç bir şey. Diyelim siz gittiniz mumya müzesine, orada mumyaları gördünüz. Hiçbir şekilde korkmuyorsunuz değil mi? Mumya böyle konuşmaya başlarsa. O işte konuşmasa bile rahatsız ediyor. Hangi şeyde hatırlamıyorum. Eskişehir’de birileri mumya gibi durmuştu. Birinin programında onu gösterdiler. Ünlülerden biri mumyaların arasında duruyor. Ve hareket ettiğinde millet paygınlık geçiriyor. Çünkü sizin insanlığa ilgili bir algınız var. Ama o şey insan değil ve bilinç altından korkmaya başlıyorsunuz. Yani zombilerin yoksa ne günahı var? Kime ne zararları var? En fazla. Çünkü beyninizi yemeye çalışıyorlar. Çok ocavalemsiniz. Yani sonuçta şey ama bu öğrenilmiş bir şey olduğunu düşünüyorum. Çünkü mesela küçük çocuklara gösteriyorsunuz bunları. Diyorlar ki anneme babama benziyor bu robot. Korkmuyorlar ama yetişkinler böyle irkiliyorlar, rahatsız oluyorlar. Mesela bizim robotu almaya Japonya’ya gittiğimde yan laboratuvar da Android’ler vardı. Konuşurken böyle bir döndüm. İşte cama yapışmış bir tanesi bana bakıyor ve iki gün uyuyamadım. Ben hayatım robotlarla geçti. Yani sosyal kültürel bir problem yaratıyor. İnsana aşırı benzeyen robotlar. Evet. O yüzden şey diyorum. Altında bir motivasyon olması lazım onları yapmanızın. Yoksa insanları rahatsız ettiği için. Mesela biz özellikle insanı… Mesela yalnız yaşayan birisi evde yalnız, yalnızı çekiyor.
Dışarı çıkamıyor. Belki engelli. Ona evde benzeyen, insana benzeyen bir robot olması kötü bir şey mi? Yok ama… Veya işini çok sevdi, işini kaybetti, işine benzeyen bir robot yaptı. Yani o da bir gülümseme efekte bir konuşma güzel de… Yani o altta bir psikolojik bir şey yatabilir. Mesela o siyahlı hoca kendi robotunu yaptı. Ya da işte ne bileyim gidip yarın bir gün ölmüş olan tanıdıklarınızın robotlarını yapmaya başladı da… Bu psikolojik olarak da çok mantıklı bir şey olmayabilir.
Ama mesela… Yapay zeka vasıtasıyla kişiliği de içine yaşadığınız zaman… Olur. Bu yapılabilir. Size benzeyen bir robot ve ölümsüzlük değil mi bir yandan da baktığınız zaman? İşte ondan sonrası felsefik bir tartışmaya girer. Karışmaya giriyor. Çünkü gerçekten etik olarak bu mantıklı mıdır? Farklısını bekleyeceksiniz. Yani elimi de tutsun. Plaz mı? Beni hissetsin. Aynen. Tutar da sizin istediğiniz gibi mi? Sizin istediğiniz anda mı? Ya da o robotu manipüle edebilir.
O insanı psikolojisine direkt oynarsınız. Yani mesela biz İngiltere’de çalıştığımız zamanlarda… Robotun üzerine ben silikon yüzü bir robot kullanıyordum. Ve sürü duygu koyuyordum. Yani robot üzülüyordu, mutlu oluyordu. Mesela sizinle oyun oynuyor. Siz yapamadığınızda üzülüyor. Ve koskoca adam var. Robot bana küstü. Neden? Ne yaptım ben diye. İtiraz etmeye başladılar test ettiğimizde. İnsanlarla robot etki yaşamına girmeye başladılar. Ve inanıyorlar. Robotun gerçekten o hissi yaşadığını… Bu kötü bir şey mi? Bu tehlikeli bir şey mi?
İnsanı üzüyorsunuz ya da manipüle ediyorsunuz. Yani bir noktaya kadar istiyoruz. Mesela biz çocuklarla çalışırken bir noktaya kadar… Robotun bir karakterinin olduğunu inandırmak istiyoruz. Çünkü bu şekilde robot da daha motive oluyor. Ama bir noktadan sonra canlı olduğunu inandırmak… Yani çok değil. Mesela Japonya’da bir çalışma yapmışlar. Çocuklar burada oturuyor. Robotu bir kutuya sokmaya çalışıyorlar. Ve robot da imdat yapmayın canım acıyor falan diye bağırıyor. Çocukların bunu inanmadığını ölçüyorlar.
Çok acı bir şey bu yani. O çocuk inanırsa da üzülüyor. İnanıyor mu çocuklar? İşte inanmış bir kısmı. Mesela bunu rapor ediyorlar işte bu çalışmada. Çocuklara gerçekten robotun canlı bir vallık olduğunu inandırdık. Ama etik olarak bu anaksında çok mantıklı görüyoruz. O zaman mesela bu robot endüstriyası veya robot üzerine çalışan… Bilim insanları aslında bu insanlara benzeyen… İşte silikon yüzlü robotlardan yana değiller mi? Hayır. Topallıyorum. Toparlayalım. Motivasyonumuza bağlı. Yani diyelim ki azimel ile insanlara bir terapi yöntemi öneriyorsunuz. Ve gerçekten işte bir insanla konuşmalarını istiyorsunuz ki hatırlasınlar. Evet. Mesela orada ben kabul ederim bunun gerçekten insana benzeyen birisi olmasını. Ama akrobası değil mesela. Ben olsam orada ayırt etmek isterim. Yani ölmüş kocası değil de yeni birisi. Hani yeni biri geldi eve. Hep de kocalar ölmüş koca dediler. Ölmüş kocalar giderim. Evet. Siz öyle girdiniz de oradan yani. Onun dışında ama yani orada özellikle bir şey bırakmak lazım ki bence onun insan olmadığı anlaşılsın. Yani o bir makina. Mesela şeye de girebiliriz. Biz duyguları anlayabilen ve duyguları gösterebilen makinalarda çalışıyoruz. Benim robotlarımın hepsi duygusal. Hani o gerçekten yapılmak istenir mi? Yapay zekâlı oluşmuş bu duygusallık. Evet. Yani onun arkasında baya büyük bir felsefik tartışma var aslında.
Sonra işte robot etiği geliyor falan. Yani daha bir de öyle bir yolumuz var. Peki insanın duygusal bağı kurması için illa bunun insana benzeyen bir film var. Seyretmişsiniz belki şimdi. Hiçbir şey yok ortada. Robot da yok bir tane. Ses var. Ses var ve adam sese âşık oluyor. Ve sesle iletişime giriyor. Sonra sesin kendisini 2004 kişiye aldattığını ve 2004 kişiye daha sohbet ettirir. Yıkılıyor adam.
Ya işte bunlar yani riskli olan kısımlar biraz buralar ve şey yani iletişime girdiniz tamam iyi hoş. Duygu o karşıdan aldığınız duygunun gerçek olmadığını o da programlanmış bir şey. Ya bileceksiniz ya da kaybettiğiniz anda büyük bir hayal kırıklığı olabilir bu. Yani orada arkasının yani insanlara da zarar vermemek gerekiyor. Mesela İtalya’da biz bir RoboCop’a gittiğimizde işte insanları açıyorlar orada robotlarla ilgili çalışan araştırmacıların yerlerini. Ve insanlar da gelip size soru sorabiliyorlar işte open research day gibi. Kadının biri gelip şey dedi o zaman işte robot köpeklerle çalışıyorduk. Ben bunlardan alacağım dedi çünkü köpeğim öldü çok üzüldüm bir daha asla ölecek bir şeye bağlanmak istemiyor. Ölmeyen bir köpekçi. Hani o kadın alabilir kullanabilir ama bu ne kadar doğru. Psikoloji nereye gider? Mesela Boston Dynamics’in Atlas diye bir robotu var. Atlas. Evet. O bayağı bir şey yapıyor. Evet. Tamam o güzel. Bizim robotan da bayağı bir şey yok. Bayağı mekanik oldu. Çok mekanik. Görüyoruz yani. Ama çok harika. Her şeyi yapıyor. Tabii tabii muhteşem. Ama şey yani. Demek ki mümkün yani aslında. Yapılıyor zaten. Yani insansıdan ne kastettiğinizle ben tekrar hani. Hayır. Çok mu baştan çok mu kestim. Ayak kol bacak olmaz değil mi? Alt pastamın hepsi var mı? Mümkün yok yok. Mümkün ama hani kaç tane var dünyada örneği? Yani başlamanız, battığınız, ne değiştirir? Sıçradık. Robotlarımız var burada yani. Onları da kullanıyoruz işte yürüyen robot da yapıyoruz. İşte kolu bacağı olan robot da yapıyoruz. Peki bu şeyin robotu var bir tane de. Benim sevmediğim adam neydi? Test şey. Elon Musk. Elon Musk’ın. O robot değil ya. Giydirmiş, dans ettirmiş birini. Güzel dans ediyor ama. Öyle mi o? Evet. Sahiden mi? Yani zaten bir sene içinde falan yapacağım değil mi ya? Yok öyle bir şey. O bir şovdu. Bir tane uzaya yolladı ya. Elon Musk’ın da yani. Yok öyle bir şey. Ama şöyle bir şey var işte. Jet kill’lerdeki temizlik robotu dedik ki her şey böyle böyle Hollywood’da başlar. Önce bir reklamı.
Bir gün olmayacak demek değil bu. Bir gün olacak ama hani bugün değil. Bir arkadaşınız görürsünüz. Sofia. Ah şey jet kill’lerin meşhur robotu geldi. Evet. Yani benim. Benim favori robotum bu. Idealim bu. Yani bu olabilir bir şey. Yani literatürdeki ilk servis robotu buymuş. Ben hep öğrencilerimle ilgili. Alacaksanız bunu öne kalın diye. Ve şey jet kill’lerde çok fazla şu anda hayatımıza giren teknoloji edeymiş. Yani hakikaten çok çok çok çok çok çok çok çok çok çok çok çok çok çok çok
gerçekten çok başarılı o anlamda. Elin maska dönersek. Farkı bir şey eklemek istiyorum. Şimdi şöyle bu şey. Demir resmi gösterdim. Yani oradaki. Önde oturanların robot olduğunu söyledim. Yani o robotların hiçbiri yürümüyor. Yürüyebilirler ama yürümüyorlar. Çünkü yürümeler için ekstra yürüyen bir sürü manayot robot var buraya. İşte asimorda var. Biliyorsunuz işte ne bileyim. Bizim robotlardan da yürüyenler var. Ama yine dediğim gibi bu.
Dediğim gibi bu ne için kullandığınıza bağlı. Yani ben bir Android yapıyor olsam onu yürütmem. Niye? Yürümesi ekstra bir şey gerekiyor. Düşer bir zarar görür. Çok mazharlı. Yani o yüzden çoğunlukta… İçine bir sürü ekstra emite koymak gerekiyor bunun. Ya acıca enerji… Sofya’yı da biliyorsunuz. Demin de arkada gördüğünüz var. Yani o da yürümez mesela. Sofya Hansen. Hansen Robot 2’sin. Bir de şöyle bir şey var. Yürüyecek olsa bu robotın belden aşağısı böyle olmaz. Aslında onu kıyafeti giymiş falan gibi olması gerekir. Çünkü dengeyi tutmak için daha kalın olması gerek. O yüzden böyle hani çok komersiyon görünmez. Ama üst tarafını bu şekilde yapılabilir. Yani zaten şu andaki herhangi bir Android’in üstüne bu kıyafeti giydirip de koyabilirdi. Yani var şu anda onlar. Bir… Yani… Bir özelliği yok diyecek hocam. Diyemiyor. Bir stüdyos yok. Özelliği olması ne demek peki bu robotun? Şimdi şöyle bir şey sorayım ben size. Bu Amazon’un robotunu mesela gördük resim olarak en azından. Astro değil mi? Evet. Astro da bu arada şeyin köpeği. Evet evet evet. İşte Astro. Mesela diyelim ki ben size şöyle bir şey dedim. Ben size Astro’yu ve Elon Musk’un robotunu aynı fiyattan veriyorum. İkisi de aynı şeyi yapıyor. Hangisini alırsınız? Elon Musk’unki. Niye? Daha hoş muhitte tipi. Ama daha iyi çalışmayacaktır. Şimdi bu Astro’nun yapacağı… Astro ne yapıyor mesela? Bir düşünelim. Evin içinde geziyor. Zaten süpürge robotlarının içinde bu yeri. Evde bir duruşun gezer insandır hiç sevmem. Ama süpürüyebilir. Yani 6 süpürge olsa. Süpürge zaten var. 200 dolara satıyorlar süpürge. Aynen süpürgeyi aldık diyelim. Üstüne bir tablet ekledik. Astro da öyle insansı bir şey koydu. Başka bir şey yapmıyor mu? Süpürge de yapmıyor. Biz daha iyisini yaptık şimdi. Yani daha ön şeyi topluyorlar aslında. Ondan sonra üstünde birkaç tane sensör var. Onlarda tanesinde 2-3 dolarlık sensörler. İşte karbon monaksit galiba bakıyor. İşte duman detektörü var. Bir tane kamera var. Bir de şey var. Kamerası. Teleskopik bir kamerası var. Yani isterseniz YouTube indirir. Yani şu anda bilgisayar, muhendisli falan okuyan herhangi bir üçüncü……genç yapar aynen. Ne yapıyor? Peki bu mesela bu Astro Alexa galiba değil mi? Amazon’un bir tane daha… Üzerine chatbot koyarsınız. Beraber mi çalışıyor? Evet. Ve onu da yapabilirsiniz. Zaten… Benim teknolojiler zaten çok hızlı. Gerçekten de. Çatıda bir chatbotu robotun üzerine koyup çalıştırıyorlar. Ama mesela böyle bir şey satılıyorsa insanlar almak isteyecektir. Çünkü işlerine yarıyor. Ne işe yarayacak bu mesela?
Şimdi videoda gösterdikleri neler vardı? İşte diyor ki mesela çocuğunla kullanabilirsin. İşte çocuğun oynayabilir. İşte ödev yapabilir. Yani git şuraya bir bak bakayım dersin. Kamerasını açtı. Evi gezer. Kedin vardır. Eve bırakmışsın da tatile gitmişsindir. Evi gezer bir bak. Bir de şey vardı çok komik. Mutfaktan işte sizin canınız işte çay istiyor mesela. Mutfaktan birisi çayı içine koyuyor. Getiriyor. Çayı siz otomodasından onun üstünde alıp içiyorsunuz. Haa. O da yapıyor. Yani böyle dışarıdan bakınca alınmıyorsunuz ama. Tepsi görevde görüyor yani. Ayaklı tepsi. Yani sizin tepsi. Yani mutfakla işte otomodasının arasındaki yolu da bilip ona göre gidiyor olması lazım. Hani bunlar bize garip geliyor ama. Peki mesela önde bir şey çıktı, çatmamayı biliyor mu? Tabii tabii. Temizlik robotunuz da yapıyor durumda. Görerek gidiyor yani. Evet görmeye. Hani bunun aynısını şimdi diyelim ki
daha ilginç olsun diye testanın robotu ile yapmaya karar verdiniz. Bir kere hocamın dediği doğru onu yürüyerek yapamaz. Çünkü bir yere takılıp düşecek. Elinde kahveyi taşıyamaz döker. Ve bu kadar hızlı da gidemez. Bir bacağını kaldırırken bir 10 dakika düşünecek. Aynen. Bir de bunun servisli derecesi daha azdır. Yani daha az motorla istediğinizi yaptırırsınız. O da elinlik onun için. Her taraf için aynı motorla. Evet. Şu anda şey 999 dolar mı? Öyle bir şey lanse etmişler hocam. 999 dolar. 1400’e çıkaracaklarmış. Yani o insansı görünümlü robotun bir bacağını yapamayız o paraya. Bir de çokça bu bozulmuş. Oralardan da bakmak lazım. Benim için bir de buzulmuş. Robotu almak çok kolay. Programlamak bizim için çok daha kolay. Ama mesela Türkiye’de robot tahmin edilen kimse yok. Bir robot bozulması demek 6 ay sizin böyle bir yere gönderip tamir ettirip getirilir. Niye mesela bu servisler çağrıcısına gelmez mi?
Bozulabı için gelirler robot için gelmeyecekler mi? Yani servisiniz Japonya’dan ya da başka bir yerden geliyorsa. Türkiye’de de bu üretilecek diye düşünüyorum mesela. O zaman olur. Benim hayalim şey mesela. Türkiye’de birisi çok rahat üretiliyor. Buna bir şey yok yani. Yok öyle konuşmayalım şimdi. Hem nasıl zor. Hem nasıl zor. Ne zor biliyor musunuz? Bunun birazdan belki bizim videoyu da gösteririz. Bire bir dolaşanı ilk videomu olması lazım. Hemen söyleyeyim ben. Yok ilk değilmiş. 25. 25 arkadaşlar. 25 de dolaşan robot bu arada hazır. Bu robot mu gelen? Yok. Keşke. Bu bizim Kirma’daki arkadaşımız. Ne yazık ki. Ne yazık ki. Bu bizim Kirma’daki arkadaşımız. Ne yazık ki. Yavaş yavaş robotlaştılar. Bazen bana da öyle yürüyorlarmış gibi geliyor. Şu anda işte QR kod ile kendini tanıtıyor falan. Yandı da robotu. Yandı da robotu. Bu daha uzun boylu. Bu daha uzun boylu. Bu yüz tanıyor. Sizle kısa diyaloglar yürütüyor. Ses verebilirsiniz. Çok pahalı bir şey. Bunu siz mi yaptınız? Programlamasını tüm ürüne biz yaptık. Ama bakın işte üretim. Üretim için de resimlerde gösterin bizim yaptığımız üretimi. Bunu ser ürettirmen benim mümkün değil Türkiye’de. Yapamıyorum.
Çok pahalıya geliyor. Ben hatta şey söyleyeyim. Bir sensör kutusu tasarlattım. Astro’da ne var biliyor musunuz? Ekranın gömürgüdüğü bir yuvarlak şey var ya. Onun bir tasarımını ve bir printerdan basılması için alacağınız fiyatla ben 999 doları robot çıkaramam. Ama 1000 tane yapar. 1 milyon tane yaparsan çıkarsınız herhalde. Onu işte yapacak. O işe girmiş büyük yatırımcılarımız yok. Ben de siz yapacaksınız değil mi? Vester, Vaco, Arcade falan kimse.
Yapamazlar mı onlarda? Yapamazlar değil. Yapılabilir. Ama orada bir iş birlikleri gerekiyor. Yani onlar da dışını yapıyorlar. Daha doğrusu robot yapmıyorlar. Sizlerle bin insanlar gelip bir yere gelecekler. Yapacaklar. Siz bunu yapacaksınız patentlerin. Onlarla beraber yapacaksınız. Ben yapılıp çok atla dövem bir şey değil mi? Yok. Ben uzun bir süredir hem sektörün içindeyim hem şeydeyim. Ben başaramadım diyeyim o zaman. Yapamadık yani. O iş birlikleri kuramadık. Pazar olduğu bir lise yapılır herhalde değil mi? Yani daha ucuza gelmesi için daha altyapının olması lazım. Mesela biz robotlarımızı yapıyoruz. Kendi adıma konuşayım. Biz yapay zeka alımında çalışıyoruz. Lise mühendisiyiz. Hep dışarıdan almamız gerekti. Çünkü ben çocukların yanına, ben geldiğim çocuklarla robotları kullanıyorum. Çocukların yanına koyabileceğim güvenli bir robotu. Hani burada yaptıramıyorum. Ama ben de dışarıdan almak zorundayım. Servisi de dışarıdan almak zorundayım. Mesela burada olsa çok daha ucuza gelir bana belki. Hani birisi yapsa ve alsam. Ama mesela onun için de sadece robotu yapmak gerekmiyor. Mesela dediğim gibi herhangi bir dördüncü sınıf öğrencisi bile o şeyi bir araya getirip belki kurabilir. Ama onu insanların alabileceği ya da kullanabileceği böyle komersiyon bir ürüne çevirmek zor. Ve standartlara uyan bir süre açıdan. Çok çirkin ve çalışan bir aletle karşınıza çıkabiliriz. Çalışır. Ama siz ona para vermezsiniz mesela. Ya da alıp çoluğunuzun çocuğunuzun yanına koymazsınız. Çünkü güvenlik testi önüne geçeriz. Yani ne bileyim işte bir markanın reklamında robot var bir kere. Yani o markanın onu üretmesini. Tabii onu değil ama benzerlerini üretmesini siz üniversitelerde işmeyecekseniz çok da zor olması gerektiğini düşünüyorum. Doğru. Yani mesela… Siz bunun yazılımını yapabiliyorsunuz. Yapay zekasını koyabiliyorsunuz. Bir tek plastiği, motoru, tekerleği lazım.
Başka bir şey lazım değil mi? Hani o gördüğünüz basit üstünde tepsi gibi duran bilgisayarla, şu bizim robot dahi… Onun bir kalıba ihtiyacı var. Yani bu seri üretim olacaksa kalıbı. Hocam o kalıp sizin için pahalı. Onların için pahalı değil ki yani. Aynen öyle. Ama kimse o işe girmiyor. Büyük ihtimalle şundan da girmiyorlar derler. Yani sattıktan sonra bunun üstüne koyduğunuz, sizin yaptığınız yapay zeka ve diğer unsurlar, otomasyon unsuru öyle çalışacak ki…
Bu kaza yapmayacak. Adam koydu üstüne kahveyi, mutfaktan yolda der. Orada gidip de duvara çarptı kahveyi halıya dökerse problem. Biz onu yaparız. Keşke onlar yapsalar. Ya da gitti çocuğa çarptı, çocuğun kafayı kırdı. Ya da kadının ayağına döktü bir şeyi, yaktı falan yani. Biz Japonya’dan mesela ilk robotumuzu Japonya’dan almıştık. Ve orada işte Japonya’da o zamana kadar 17 tane vardı. Ama ben dedim böyle bir şey kullanamayacak. Hatta bacaklı robot vermeye kalktılar bize.
Biz şey dedik, biz bacaklı istemiyoruz. Neden dedi? Daha, sizin dediğiniz gibi daha estetik, daha güzel. Dedim ben bunu bir çocuğun yanında kullanamam. Hatta abisimin de gösterebilirim robotun. Dördüncü slide’i gösterebilir miyiz? Mesela biz bunun üzerine bir sürü ekleme yaptık. Robotun neredeyse yarım parasına çıktı. Çünkü mesela bunun üzerinde bumper vardı. Bunu Japonya’dan mı aldınız? Evet. Peki siz bunun nesini yaptınız Japonya’dan alıp? Program.
Aklı sizden, bedeni Japonya’dan mı? Evet. Ama şey, bedeninde de bir sürü değişiklik yaptık. Mesela Japonya’da kullanılan haliyle. Ama bu tekellekle değil mi? Tekellekle. Şey yoktu mesela önünde sadece çarpınca size farkında oluyor. Biz üzerine bir sürü sensör ekledik. İşte parmaklığını beş parmaklı yaptık. Sensor nasıl? Radar mı, göz mü? Infraret koyduk. Ki mesela çarpmadan farkında olalım. İşte kollarının gücünü azalttırdık. Çocuklara çarparsa zarar vermesin. İşte yüzüne gülen şey koyduk.
Ama mesela Japonya mühendislerle böyle bir kavgamız var. Bütün motorları şeye koymuşlar. Yüz kısmına mı? Ağzı koydular. Kaş koymadılar. Diyor işaret dili yapacağım benim karşıya ihtiyacım var. Ama anlatamadık. İçerisinde koyun kaşı ne olur ki? Ama şey onları çizme onları yani ben değiştiremem. Oynaya kaç mı lazım çatabiliyem falan? İşte açılan, kapanan, işte soru işareti yapacaksınız. Mesela bu dünyanın ilk işaret dili konuşan robotuydu. Önemli işaret dilini mi konuşuyordu? Evet. Program sizden miydi?
Tabii. Yani bizden sonra başladı. Asma’yı falan da koydular galiba. Evet. Mesela biz önüne bir şey koyduk. Derinlik kamerası koyduk. Tablet koyduk. Bizden sonra bunu default olarak… İşaret dili konuşan mesela öne yazı yazsa daha kolay değil mi? Ekranda yazı gelsin. Ekranda işaretleri göstermek. İşme engelli insanların, özellikle çocukların okuyabilmesi lazım. Yani onları işaret dili öğretmekte. Siz işaret dili öğretme maksatı mı? Çocuklara da Türk işaret dilini öğretme maksatıyla yaptık mesela. Çünkü önce Nau robotu almıştık.
Nau robotu çok tatlı. Çocuklar çok seviyorlar ama üç parmaklı. Onu yapınca çocuklar üç parmakla yapmaya çalışıyorlar. Bu eğitim robotu aslında. Evet. Mesela bunu öğretmen gibi kabul ettiler. Nau robotu arkadaş gibi kabul ettiler. Hatta biraz zamanımız olsa Nau robotu çok güzel dans ediyor. Onu da gösterebiliriz. Parma görüntüsü? Var. 21 numara. 21 arkadaşlarım. Bu yürüyen robot.
Ve kendisi şarkı çalıp oynuyor arada. Bu da ben sizi seviyorum diyor işaret diliyle. Hadi gelin dans edelim. Nau robotumuz. Burada benim içim gidiyor düşecek diye. Robotum şılacak diye. Ama düşmüyor. Sallam dans etti. Bir kere halay çekerken düştü. Kafasına ucundu. Halayda mı çekiyor?
Yapıyor. Halay çekiyor. Sonra ya sakladık biz onu artık yapmasın için. Ondan sonra oturup kahkahatıyor falan böyle. Mesela bu robotun üstündeki o gri kısımların hepsi touch sensör. Mesela işte robotun kafasını sevdiğinizde ya da oraya dokunduğunuzda algılayabiliyor. Ve biz bunu programa çeviriyoruz. Mesela şey diyor çok işte dokunmayın acıyor canım diyor. Ya da işte gıdıklandım falan diyor.
Çocuklar çok seviyorlar kendini yakın hissediyorlar. Peki bu bir iş yapıyor mu? İşaret dil öğretiyor. Üç parmakla. Mesela otizmi çocuklarla da kullanılıyor. Genelde çocukların eğitiminde ve şeyde kullanılıyor. Yani ben böyle kullanıyorum. Ben işitme engelli ve otizmi çocukların eğitimi ve terapilerinde kullanıyorum robotları. Ama yani şey iş yapmaktan kasıtlı. Bu insansı robot sayılıyor değil mi? İnsansı robot çünkü insana benziyor. İnsan formunda.
Ayaklarında tekerlek olsa ne gibi insan formunda söyleyecekler? Yani o genelde bu genel görmüş benzeyince insansı diyor. Bu şey ki astro insansı sayılmaz. Değil şey diyorlar ona da böyle o ekranı var. İnsana benziyor ama tam insansı değil. Yani o şey mesela. Bir göz ve ağız mimik falan var ya ekranda o biraz. Mesela Pepper’ı gösterebilirim isterseniz. Pepper böyle bizim çalışmayı da anlatıyor. O biraz daha insansı daha insan formunda.
Zaten aynı oldu aynı şey. 19 aynı aile bunlar. Yani önce Nau’yu çıkardılar sonra Romeo’yu çıkardılar. Oyalar buna çok korktum. Yok öyle demeyin ya çok tatlı. Sesini duyamıyoruz ama aslında çok güzel şeyler anlatıyor. Böyle mi? Bir de duysak. Mesela Pepper’i anlayabiliyorum ve uygularımı gösterebiliyorum. Bunların hepsini biz de güzel anlatsak. Mesela şimdi mutluyum.
Mesela şimdi birazı tanıdık. Bu ses nasıl oluyor? Birinin sesini mi yıkıyorsunuz içine? Şöyle bu konuda öğrencilerimle beraber bir sürü şey denedik. Mesela ilk robotu Nau robotunu çalıştırdığımızda kızımın resimini aldık. O zaman kızım 4-5 yaşındaydı. Ama bir şeyden sonra sıkıldı böyle domates, biber, patlıcan falan deyip sabote etti olayı. O yüzden o da çok güzel bir şey oldu. Çocuklar onu duyduklarını çok anlayamıyorlardı. Biz de şey yapıyoruz. Text to speech alıp üzerinden birkaç saat uğraşıp aralara noktalar falan koyup onu daha yumuşatıyoruz. Mesela sesin genliğiyle falan oynuyoruz. Ve sonunda böyle bir konuşma çıkıyor. Ama artık bunların tüm programlanmasını sizlerle de tanımlarsınız. Evet.
Yapamadığınız, yapmadığınız şu anda maliyetler deneyiyle mekanik bölümleri yapmıyorsunuz. Evet. Yani ağırlık bir şeyimiz olsun. Bilgisayar mühendisiyim. Yapay zekâ çalıştığım için ben robotu zaten yapamam ama dizayn edebilirim. Hatice hocam orasına çok girmiyor. Evet o tasarım kısmında daha çok. Ben mecburambulaşmış o robot. Ama o robotla bir şey yapamıyorum. Hatta ben de bir tane şey göstereyim. Yaptığımızda şey, dokuzuncu slide’ım da var eğer. Dokuz arkadaşlar. Yaptığımız aslında daha çok bu fabrikalardaki taşıma robotları. İşte onun üzerine bir daha düz platformlar koyarsak, onun üzerine bir bilgisayarla biraz daha böyle ev hizmeti veya işte depoda taşıma yapacak. Onlar bizim gazetem admasında vardı. Kağıt taşıyorlardı, götürüyorlardı. Aynen öyle. Yerde çizgiler var onu takip ediyorlardı. Aslında şey çok aynı. Alttaki yapı, hani mekanik tasarım. Bunu yaptıktan sonra buna bir estetik, endüstriyel tasarım yapılsa olur insansı robot. Sıkıntı yok. Ama işte o endüstriyel tasarım ve onların üretimleri şu an için pahalı.
Mesela ben bazı gezdiğim fabrikada görüyorum bunu işte. Bölümleri sırasıyla ürün götürüyor işte. Artık daha çok evet evet. Hatta bazıların yüklemesini de yapıyor yerine koyuyor falan. Aynen aynen. Yani bir sürü sistemle bu raflardan da bir şeyler alabilir. Yani bu şeylerin nedir o kaynak yapan falan ya da taşıyan robotların müteharik olanları yer değiştirenleri. Evet evet. Yani bizde ülke olarak hani biraz da lojik sektörü de çok olduğu için. Yani bize daha bunlar şu anda yakın. Bunlar Türkiye’de imal ediliyor mu şu anda?
Tabii tabii bunu yapanlar var. Hani bunlar zaten ikisi de Türk balığı. Birisi benim eşimin tasarımı, öbürü de başka şey. Yani bunu yapan öbüründe aslında yapabilir. Kesinlikle yapabilir. Sadece bir pazar meselesi bu. Yani Türkiye’de böyle bir pazar varsa eğer. Maliyet, arkasında durma meselesi. Şimdi bir de şeyler var bunun içinde kullandığımız. Güvenlik için ekstra kullandığımız piyasiler var. Vesaire var. Şimdi oradaki regulasyonları bilip onlara uyma meselesi de var.
Yani öyle alıp da hani ben yaptım koydum olmuyor. Ve hani bir parçanın bir dahaki sefere de aynen çıkması gerekiyor. Dolayısı da hani gerçekten birisinin de oraya bütün gönlüyle akıtması lazım. Bir sanayi kuruluşunun bununla ilgili bir şey yapması lazım. Ama yapılamaz değil ancak. Tabii yapanlar var. Bu tarz şeyler yapılıyor. Bunlar yapılıyor. Dirde yapabiliyor yani daha insansız. Üsteklik hikare getirmek işi evet yani yapılabilir. Sadece böyle bir talep olup olmasa ilgili. Yani Amerika’da yapıyorlar böyle bir talep gördükleri için. Kesinlikle. Türkiye’de maliyet talep orantısına baktığı zaman belki yeterli görmüyor. Ama eminim ki ben Türkiye’deki o büyük elektronik firmaları bunu çok rahat isterlerse yapabilirler. Zaten Türkiye’nin galiba sıkıntısı bu şimdi. Amerika’da adam bunu yapıyor. Henüz ticari olmasa bile şirket imaj arzusundan neler yapınca göstermesen yapıyor.
Bizde ise bunları koca koca holdingler yapmaya. Ben vizyon diyeceğim ama. Üzgünüm ama. Bu bir vizyon meselesi. O temizlik robotları hani Türkiye’de biz o temizlik robotunu yazın. Zaten 2006’dan beri bu işe çalışıyorum. Yani biz onu çoktan yapmıştık. Bilen kuruluşlar da var bunu yaptığımızı. Ama burada o üretilmedi. Çok acı geldi bana şeyden sonra da pandemiden sonra da. Satışlar patladı daha da acı. Ama bu hani şey o zaman o kadar satar mı satmaz mı tereddütü vardı. Ama bu bir vizyon yani. Şimdi her tarafa satılıyor görüyorum ben. Şu anda herkes de kabul etmiş durumda. Yani insanlar da benimsedi. Yarın öbür gün bunları da benimsiyeceğiz. Hani. Ben benizledim. Duvarların köşelerine falan çarpıp oraları bozuyor boyasına falan. Çarpmayabilir. Bizimki çarpmıyor. Bu bir harita alama meselesi. Yani daha akıllısı var.
Şu anda öğrenmişler. Silemli falan diyor insanlar yani. Peki hocam şimdi bu robotları bu insansı robotları yaptınız. Ve çocuklarla ilgili falan kullanınız. Ve bundan içerisinde belli bir belli yapay zeka falan da koyuyorsunuz. Peki bu koyduğunuz yapay zekalar sonrasında bu robotlar. Bazı şeyleri kendileri öğrenecekler. Benim evime gelen robot benim evime uygun bir şey öğrenecek büyük ihtimalle. Başka bir yere giden de başka bir şey. Bunlar geldi bize robot. Şey diyebilir miyim?
Ben bu Fatih’in karısını sevmem o kendisini sevmedi falan diyebilir miyim? Böyle insanlara böyle etkileşimi olacak mı? Yoksa bu öğretilmeyecek mi onlara? Ya şöyle bir şey var. Ben doktora seviyesinde insan robot etkileşimi dersi veriyorum. Aslında belki insan robot etkileşimi ne demek onu da anlatmam lazım. Şimdi bir standart robotlar var. Hani biz hepimiz onunla başladık çalışmayı. İşte futbol oynayan robotlar. İşte endüstriyel robotlar robot kollar. Bunlar insanları bilmiyorlar.
İnsanın olup olmadığı etrafta umurlarında değil. Bir de insan robot etkileşimi var. Burada insan için insanla beraber var olan robotlar. Şimdi bunlar olunca işin içine insan da geliyor. İnsanı anlamak gerekiyor. İnsanın psikolojisini anlamak gerekiyor. İnsanın sosyal kurallarını anlamak gerekiyor. Yani isterseniz koyabilirsiniz ama insanlar bunu ister mi? Yani şeyi bu seviyorumu sevmiyorumu bir şekilde biz ona tarif edeceğiz.
Siyah saçlıları sevme tabii çok mu genelleştiriyorum ama. Hocam sana kibar davranları sev, sana kaba davranları sevmeyi öğretir misiniz? Tabii tabii. Öğretiriz de bunu istiyor musunuz yani? İstiyorum. Şimdi Fatih Bey kibarın tarifini yapacağız ya biz orada mutlaka sınırlı kalacağız. Kime göre kibar neye göre kibar. Kibar olduğunu karar vermek için. Şimdi sana bir şey söyleyince şu kelimeleri kullananları daha çok sev. Onu yapar ama işte o zaman yanlış yargılara varabilir. Hani sizi sevmiyorum dediği zaman aslında beklediği donelerin hepsini almamıştır henüz. Sizi kaba bir insan sınıflamıştır. Eşim diyor ki işte robotun adı neyse Astro, Pastro neyse bir şey. Senden bir su rica edebilir miyim diyor. O da gidiyor suya getirmeye ben olan su getir diyorum. Bir süre sonra diyor ki ben bu Fatih’i sevmiyorum karısını seviyorum. Ya da şöyle diyebilir. Yani biz robotlar niye yapıyoruz aslında? İşte bizim için yorucu olan tehlikeli olan pis olan işleri yapsınlar diye. E belli para da ödemiyoruz. E belli bir süre sonra robotun biri. Robot hakları da var etik de var. Var mı böyle bir şey olacak mı? Var var. Yani biz tartışıyoruz ama henüz insanlar bunu çok farkında değil. Yani robot kalkıp da sen yap işini ben senin bir işini niye yapıyorum dersin ne olacak. O zaman çocuk olur robot olmaz ha. Yani çünkü eğer hakkı varsa yani mesela biz robotlara duygu koymaya çalışıyoruz.
Yani mesela yapay zeka yöntemleri kullanarak robot işte yüzünüzden, ses tonunuzdan, duşunuzdan biz de duygularınızı anlıyor. Ben bunu niye kullanıyorum mesela çocuklar stese girip girmedikten işte sıkılıp. Anlayabiliyor musun? Yani şu anda bir yere kadar geldik. Şimdi sıkıntı şu. Yetişkinlerden çok daha kolay anlaşılıyor ama ben çocuklarla çalıştığım için mesela siz sıkıldığınızda sizin yüz jestleriniz daha şey belirgin.
Ama çocuğun o kadar değil. Bir de yani mesela biz biraz daha mesela stres anlamaya çalışıyoruz şu anda. Bizi bu zorluyor çünkü insanın stresli olduğunu yüzünden çok kolay anlaşılmıyor. Mesela o yüzden özel bileklikler kullanıyoruz işte sizin nabzınızı da alıyor. Ama mesela çocuk takmak istemiyor. Benim nabzımı alalım robota iletiyor ki. Evet diyor ki mesela Fatih Bey bugün çok sinirli sakın dokunma. Çünkü o zaman nabzım yüksek. Evet. Çünkü ben… Şimdi stresliyim koşudan gelmişim.
Hayır hayır ama şöyle bir şey var. Yani mesela ben buradaki bin kişiden bu datayı almışım. Orta masal unmuşum. Şey yok. Makine öğrenmesine koymuşum ya da devrin öğrenmeye. Ve hepsini etiketlemiştim. İşte mesela size sormuşum ben bu datayı alırken Fatih Bey durumunuz nasıl işte iyi misiniz kötü müsünüz diye. Ona göre sistem işte atıyorum yüzde 90 başarıyla bunu söylemiş bana. Şeydi yanında belki başka birkaç parametreyle birlikte yani spor, ram gitmiştiniz. Hepsi.
Hepsi belki görüntünüzle birlikte değerlendirecek bir şeyler daha hakikaten. Biz mesela bir çalışma yaptık işte robot böyle kibar bir robot yapalım dedik. Hani robot gezerken sağa sola çalmasın. Sosyal. Ama aynı zamanda insan gördüğünde de sosyal mesafesine dikkat etsin dedik. Mesela onu yaparken de bileklik taktık. Yani robot benim yanımdan çok hızlı geçiyorsa korkuyor muyum, rahatsız mı oluyorum yoksa işte bana sosyal mesafe bırakırsa daha iyiyim. Ya da işte sınma hocayla ben sohbet ederken ikimizin ortasından dalıp geçerse ben sinirleniyor muyum.
Ama mesela insan yürüyünce nabızı daha değişiyor. Yani ben sinirlendiğim için mi nabızım yüksek yoksa robot geçti de ben korktum mu? Onları anlamak çok kolay değil. Evet, onun için bayağı bir belirli. Şey okudunuz mu? Klara ile Güneş diye bir kitap. Yok ben okumadım. Okuyun. Peki nasıl kaçırmışız? Kitap okuyamıyoruz galiba artık ben öyle oldu biraz.
Bir dükkanda görevli Clara ismi bir robotun insanları gözlemlemesi ve onları belli koşullarda uyarmasını aşırı duygusal tepkiler ve eğitimleri onları dengelemesini konu alan bir kitap. Bir okurumun bir izleyicimiz önermiş bu kitabı. Şeyi de ben size öneriyim. Frank ve robotu seyrettiniz mi? Bilim.
Yaşlı bir hırsız, rabiyi robot hediye ediyor işte çocuğu. Unutma şeyi var. Robotu çok seviyorlar. Yaşlı bir emekli bir hırsız mı? Yaşlı bir hala hırsız olan bir hırsız mı? Emekli diyelim. En sonunda şey robotu şu yüzden seviyor çünkü robotu hızlıslık öğretiyor. O yüzden hayat yeniden böyle yeniden canlanıyor. Mesela robotlara suç işlemek öğretilebilecek mi o zaman mesela? Motivasyonumuz mu? Evet. Neden olmasın? Yani öğretilebilir ama istemiyoruz.
Ama robotun bunu anlayıp da durmadan bunu öğretme… Robot sahipliğinin birtakım hakları olacak mı böyle baktın bu zaman? Aaa şöyle diyeyim, bunların tartışılması gerektiğini düşünüyorum. Çok tartışmalı konu. Çünkü biz teknoloji o kadar hızlı ilerliyor ki mesela ben 15 sene evvel İngiltere’de çalışırken bize gelip bu konuda sorular sordular ve bu konuda guidelineler çıkarmaya çalışıyorlardı. Yani robotun hakları ne? Senin hakların ne?
Mesela ben otozimli bir çocukla robot çalışırken robotun onu izole etmemesi için çalışıyorum. Ama mesela başka bir insan gelip işte sıpçı çocuk robotu sevsin diye çok daha farklı bir şey koyabilir. Bunlar da yani etik deyince mesela sadece bilgi korumasının etik yönlerini tartıştırıyor ama robotun da etik yönlerini tartıştırması lazım. Yani sizin mesela ben cep telefonuyla alıp sizi gizliden çekebilirim. Bu da kötü bir şey ama robotla yapma daha da kötü oluyor.
Ya da işte ne bileyim… Bir şey gelirsek insanlar için yani şimdi var KVKK’lar vesaireler ben mesela bir takım resimler koyacaktım. Beş yıl önce üç yıl önce olsa düşünmezdim. Şu anda düşünüyorum birilerinin yüzünü göstereceğim sormadan yapmayayım isimi falan demeye başlayacağım. Yani o farkındalık biraz daha vakit alacak sanki ve yaşadıkça da bir şeyler eklenip çıkarılacak o etik kurallarımızı.
Peki mesela robotların dilleri olacak mı yani dilleri derken şimdi benim kullandığım robot benimle Türkçe konuşacak büyük ihtimalle. Her ülke kendi… Kendi aralarında dilleri olacak mı? Kendi aralarında bir ana dilleri olacak mı yoksa? Ya zaten robotlar kendi anasını da konuşuyor. Yani siz komandiler birbirleri… Ya mesela ben çoklu robot sisteminde de çalışıyordum ilk robotlarla çalışmaya başladım. Robot futbolu çalıştım. Fatih Bey’im söyledi sanırım bizim anlamadığımız kendilerini özeldi. Evet kendilerini özeldi.
Zaten birbirlerine data gönderebiliyorlar hani konuşmak için harbileceği bir şeye gerek yok. Yani biz gözden kaçırıyor olabiliriz bir takım verileri paylaşıyor olabilirler. Dediğiniz anlamda öğrenmesine izin verirsek öğrenebilirler. Yani yeni bir dil yaratmasını sağlıyoruz ama… Ben bir şey beklemek istiyorum ama hep robotlarla ilgili derslerimde soruyorum öğrencilerimi hatta bazen sınav sorusuyla soruyorum.
Şimdi etik dediniz ya ya da işte robotun hakları olacak mı? Şöyle bir şey sorayım size. Biz robotlarla çalışmaya başladığımızda mesela bizim şeyimiz şuydu. İşte 2050 yılında bir robot futbol takımız olacak ve o senenin şampiyon dünya kupasını kazanmış olan takımıyla karşı karşıya gelecek. Ve onlarla oyun oynayıp maç yapıp kazanacak diye bir hayalimiz vardı. O şeyin robot kapını aslında şeyi… Yani uslansı bir hayal bu bütün robot çalışanlarının hayaldir. Ben de o zaman şunu soruyordum. Diyelim şöyle atıyorum Ronaldo o zaman hala yaşıyor ve futbol oynuyor diyelim. Hala yaşıyor? He o zaman evet. Ve işte kaleye çok yaklaştı gol atmak üzere sizin robotunuz geldi ve kurallığı uygun bir şekilde ona fal yapıp topu aldı. Yani ertesi gün gazetelerde nasıl bir haber çıkar? Katil robot Ronaldo’ya saldırdı. Yani biz buna hazır mıyız?
Yani bunu kabul eder misiniz mesela? Etmezsiniz ama aynı şeyi… Ama bana ne? Robotlar arası mesela. Orada kesin tartışma çıkacak yani. İnsan futbolcu robota yaptığında kabul edersiniz. Yani insan futbolcu o milyon dolarlık robot itip topu alıp gol attığında hatta işte robotları ezdik geçtik falan diye şey çıkartır. Mesela belki oradaki etik sorunun şu nasıl ki Ronaldo hatırlıyor.
Ronaldo hatırlıyor. Maradona elli gol atmıştı. Mesela robot da kural dışı hareketle avantaj sağlayıp hakeme bunu yedirmeye çalışır mı? Ama oraya da gelmedik daha. Ben sadece insanların arasında geçerli olan kuralları robotlarda da kabul ediyor muyuzu soruyorum. Yoksa bu ikinci sınıf bir tür bu kadar. Vatandaş mı? Yani biz bunlara bu hakkı vermedik diyecek miyiz? O çok korkunç. İşimize geldiğinde bunu söyleyecek miyiz yani? Herhalde diyeceğiz.
Yani o zaman robot aklından çok bahsediyoruz. Yani işimize geldiğinde onlara işte sen çalış diyorsan. İnsanların bir yerde hediye hali olarak bazen de durmuyor. Bir de şu şöyle hani aslında eğer siz o robotun böyle çok insansı olmasını istiyorsanız duyguları olsun falan kadar kabul edersek o hakları da vermeliyiz. O hakları vermek ekecek tabi ki. Vermiyorsak onu da oraya getirmememiz lazım. Bugün mühelim çok bozuk ben size çay getirmiyorum kendi çayını kendin al. Niye biriciyse? Bir tera patıdır. Gitti milyonlar o noktada da tabi. Robot dediğiniz zaman itiraz hakkı olması gerekiyor. Yani işte çizgi oradaysa o zaman robot pahalı yapınca kızabiliriz. Sıkıntı yok. Ama eğer o robot anlasın ve benim her dediğimi dinlesin bir tane patlatabileyim diyorsanız o da size patlatacak. O da patlatacak. O fena patıdır. Pahalı köle gibi aslında. Aynen köle gibi düşünüyor. Robot aslında köle gibi düşünüyor.
Mesela düşünün fabrikalarda 10 binlerce robotlar tut tut tut kaynak kaynak yapıyorlar, cam takıyorlar. Bunların grev hakkı var mı? Ben biraz daha enerjiye gelicem bu enerji benim ihtiyaçım karşılıklı. Onu diyorlar ya enerji yetmiyor diye biliyorsun. Ben bir şey daha sormak istiyorum. Ben baktım 20 senedir robot çalışıyormuşum ve 20 senedir bana aynı soru geliyor. Robotlar dünyayı ele geçirecek mi? Ben de 20 senedir aynı cevabı veriyorum. Niye geçirsinler? Ne motivasyonları var?
Ne motivasyonları var? Ama ben size sormak istiyorum. Yani insanlar o zaman niye korkuyor robotlardan? Niye robotların dünyayı ele geçirecek miyiz? Hocam ben insanlar değil o insanlar. Hocam robotların dünyayı ele geçiren korkma açıcısı. Korkmuyorum böyle bir şeyden. Ben yapay zekanı dünyayı ele geçirmesinden korkuyorum. İşte yapay zeka robotlarının önünde girip ciddi bir şey. Yapay zekayı, diyelim ki yapay zeka ideal olarak dünyayı koruma görev verirdi. Dünyayı ve insanlığın gireceğini koruma görev verirdi ve kendini buna göre sürekli evrimleştirdi. Sonra iyi niyette.
Bir süre sonra bakacak ki dünyayı en çok zarar veren insanlar ve insan topluluğu. Bu durumda biz kendimize güvenmiyoruz insan olarak. Biz kendimize güvenmiyoruz. Biz kendimize güvenmedikçe biz kötüyüz. Fark ederse biz zarar verecek. O yüzden diyor ki bu berbat bir tür, ben bu türünü büyük ölçüde ortadan kaldırayım. Az sayıda kalsınlar diyebilir robot. Haksız da çıkmaz ben söyleyeyim.
Yani kötülük yapar zekan.
Azıcık hocam şimdi gördüğüm bir şeyi doğru mu adım, nasıl gördüğüm bir şeyi doğru mu adım. Bu robot bilimi, robotik bilimi ya da iki usudan oluşuyor. Bir tanesi bunun yazılımı, bir tanesi de donanımı. Yani o gördüğümüz makine ama makine tek başına bir işe yaramıyor. Yazılım, yazılma tek başına bir işe yaramıyor. Burada hangisini yapmak daha doğru bir iş ya da hangisi önemli yoksa ikisi eşit derece önemli mi? Hangisini daha üzerinde yoğunlaşmak gerekiyor Türkiye açısından? Bir şey var yani bir donanımı var, bir yazılımı var bir de bütün bunların tasarımı var. Yani işte ben çocuklar için kullanıyorsam bunu ayrıca tasarlıyorum. Yani her yazılım bilen mesela bu robotu alıp programlayamaz. Ya da işte ne bileyim yaşlılar için yapıyorsam onun isteklerine göre özel olarak… Ama hepsi yazılma, şu an işte yazılma giriyor onlar o zaman. Yani yazılımın tasarımı, öbürü de mekanin tasarımı. Onu da bilmek gerekiyor. Yani herhangi bir robot programını alıp direkt kullanamazsınız.
O konuda da artı bir know-how gerekiyor. Ama şey yani ikisi de önemli. Türkiye’de şu anda yazılım tarafı daha ileride. Çünkü benim bildiğim çok fazla robot üreten yok. Var bu sanayi üretenleri varmış galiba birkaç tane sınır varmış. Var var sanayi bir tipi var ama maliyet yani. Bir de şey var hani altyapı eksikliği yani şunu demek istiyorum. Mesela Japonya’da bir mahalle var sadece robotla ilgili işte ufak tefek ürünler satıyor.
Mesela işte iki nokta vida satıyor. Mesela benim robotumun arkasında o vida ile tutturulmuş ama Türkiye’de ben o vida bulamıyormuşum. O zaman… Ayrı bir standar da var robot vida var mı? Evet yani mesela normalden daha ufak bir vida. Hiç standar da var. Bizde o yok. Yani bizde onlar yok. Yani ben otup robot yapmak istesem bunları bulamam. Yani çizimini yaparım, yazılımını yaparım ama bunları bir araya getirip… Ya da üç boyutlu yazıcıdan çıkaracağım her şeyi o da çok çok faydalı.
Ben söyleyeyim yani çok yakın bir zamanda hazır aldığımız dört hekerlik bir robotun üzerine bir sensör kutusu gibi bir şey yapmak istedik. 30’a 40’lık falan bir kutu. 2000 euro tasarım, 8000 euro printerdan basması. Peki mesela üniversitelerde bu printerlar falan yok mu? O boyutlarda parçalar basamıyorlar yani o… Küçük mesela ama çok küçük şeyler basıyor o printerlar. Ama sizin mesela şu kadar büyük bir önüne tabaka yapacaksınız mesela.
İşte mesela benim ilk gördüğünüz robotun üstü tamamen 3D printerdan çıkmış mesela. Yani muhteşem parçalarla basılıyor. Peki mesela üniversiteler bunları alamıyor mu? Alabilir. Yani yapılabilir yani düşündükten sonra onu aklınıza koyduktan sonra yapamayacağımız hiçbir şey yok. Türkiye’de bunun no-hover var. Bunu çok rahatlıkla söyleyebilirim. No-hover var ama üretim altyapısı yok artık kaderinde üniversitelerde. Sektörlerde bununla çok şu anda ilgilenmiyorlar. Ticare içinde uygun olmak için sadece bu tip sanayi robotları yapılabiliyor.
Mesela bir şey gösterebilir miyim? İkinci resmi getirebilir miyiz? İkinci. Mesela burada Caspar diye bir robot var. Bu en son robotumuz. Bu silikon yüzlü olan. Bunu İngiltere’de bir üniversitede yaptılar. Bunu yapan doktor öğrencisiydi. Bu hani şey ilk yardım damileri vardır ya ilk yardım öğrenen küçük bebekler. Onun içine standart motorları takıp yaptı. Yani bir İngiltere’de bir doktor öğrencisinin yapabildiği bir şey.
Herhangi bir mekatronik bölümündeki kişi de yapabilir. Niye yapmıyor? Bilmiyorum. Bunun cevabı bizde yok. Ve bunu şu anda 20 bin pahanda satıyorlar. Peki siz bunu yapamaz mısınız? Ben bilgisayar mühendisiyim. Ben mekanikçi değilim. Ben ne yapıyorum işte eşim makine mühendisi benim. Eşim bir şeyler tasarlıyor bana yaptırıyor. Ama bir tane yaparım yani ben onu seri üretemem. Niye? Fabrikam yok. Hani bir fabrikam yok. Eğer siz bundan bir tane yapabilirsiniz. Yaptık tabii birer tane falan yaptığımız bir sürü modelim var hatta benim de laboratuvarda var. Her modelden birer şey var ama yani onun bir tanesini yapmak bile ekstra bir iş. Tamam onu mecbur yapıyoruz ama ben onu seri üretemem. Dolayısıyla ben böyle bir şey yapıyorum ve satıyorum diye çıkamam. Birileri bunun hani seri üretimine girmeli bu işe para yatırmalı ki hani insansızdan konuşursak hele daha da farklı bir görüntü.
Ede ticari günlüğü olacaksa daha estetik olması lazım. Mesela sanatçıların da bunda çalışması lazım. İşte biz mesela uluslararası bu tür şeylerde katılıyoruz. Komisyonlara da katılıyoruz uzman olarak. Avrupa Birliği nezdinde biz robotik uzman olarak geçiyoruz. Ve orada en son bizden istenilen bir sanatçı da buna katılsın ve robotların görüntüsüne onlar da katkıda bulunsun. Şehirdeki robotik enstitülerde hocam yurtdışındaki robotik enstitülerde psikolojiden, tarihe, tarihten, sanata bir şey.
Bir sürü ana bilim dalından hocalar, işte yetkin insanlar katılıyor. Yani o robotun bütün tasarımı, tarihsel bağlantılarla, psikolojiyle neler olur, görsel olarak nasıl etkiler, nasıl estetik hale getiririz. Bunun üzerine bir sürü insan çalışıyor. Bizde o tabii şey yok hani belki önceliğimiz değil, belki henüz orada değiliz. Peki hocam şimdi bu robotlar yurtdışından aldınız, Japonya’dan aldın falan. Bunların bütün programlarını siz burada yaptınız. Siz oradan sadece mekanik tarafını alıyorsunuz ve içeriğini onu işleyecek sistemi siz burada tasarlıyorsunuz. Aldığınız robotlar çok pahalı şeyler mi? Evet. Yani robotik bilimi en pahalı bilim diye düşünüyorum. Kaç lira mesela bir robot? Yani o küçük robotumuz bile ilk aldığımızda tanesi 40 bin lira felandı. İşte Pepper şu anda… Dolar olarak kaç lira?
Mesela şey bizim Japonya’dan getirdiğimiz o zaman yaklaşık 70 bin dolara mal oldu ki o Android robot için… Aşağı yukarı tiyatro. Buna gümrük dahil mi? Yok. Artı bir şey yarışılık kadar gümrük ve KDV de ödemek zorunda kalıyorsunuz. Hatta bazen… Üniversite Aziz’e buna gümrük kalıyorlar. Yani burada birtakım şeyler var. Avrupa Birliği projeleri gümrükten muhafaza olabiliyor ama mesela birtak projeleri de ödemek zorunda kalabiliyorsunuz.
Ve bu çok acı çünkü siz mesela bir hastalığın tedavisi için diyelim bir robotik sistem alıyorsunuz. Üniversite için alıyorsunuz. Hiçbir bundan maddi bir kazancınız yok. Karmak saplı değil. Karmak saplı değil. Şeket değil. Ve sergine de bu şeyi yapmak zorundasınız. Yani onlar da kötü niyetli değiller. Onlar da regulasyonlar. Regulasyonlar ya da onun yapacak bir şey yok. Belki bunun yani bir… Yergenler size belki regulasyonlar düzenler. Bunların hepsi konu değil. Biraz da konu olmalı. Bir de şey var. Yani mesela bir kamera aldınız diyelim ya da bir tablet aldınız. Bunların bandolyu var işte standartları var şu var. Robotun üstünde hem o sensör var hem kamera var. Her şey var. Hepsi var. Ve her biri ayrı. Yani bir Amerikan üretici yerinden ikisi fiyat üretiyorsunuz. Yani bizden daha fazla üretiyoruz aynı şey. Yani onlar da nereye sokacaklığını bilmiyorlar bu robotu. Yani mesela Avrupa Birliği projesi yapıyoruz. Altı ülke var. Herkes aynı parçayı alıyor. Aynı bütçemiz var euro üzerinden. Ama ben onun iki katını alıyorum. Serbest bölgede yapsanız bunları mesela. Ben üniversite hocasıyım. Benim ticari bir şeyim yok ki. Üniversite mesela. Serbest bölge size bir yer kirası ve böyle yapsanız diye aklıma geldi. Konu olsa aslında bunlar böyle daha çok gündemde olsa daha çok insan bu işle uğraşıyorsa olacaktır bunlar. Ama henüz orada değiliz belki. Peki hocam bir son bir şey soracağım. Programımızın vakti doldu galiba. Biz değil mi kadar iyi değil mi doldu mu? Birkaç dakikamız var idare ederiz diye düşünüyorum.
Bu konuda biz uzman aradığımız zaman sizi bulduk. Genelde kadınlar mı bu robot konusu Türkiye’de daha çok çalışıyorlar? Ya çok güzel bir şey bu. Çünkü hani böyle yurtdışından işte hatta Japonya’dan bir grup galiba gelip bu yorumu yapmıştı İTÜ’de. Ya dışarıda bu kadar çok kadın uzman yok robotik konusunda. Hatta öğrenciler çok az insan var. Hani Türkiye’de bu sayının yüksek olması çok güzel. Niye böyle peki? Yani bilmiyorum.
Ama şunu garanti edebilirim Türkiye’de özellikle robotik alanındaki birçok uzman kadın. Ve hani biz sadece Türkiye’de değiliz. Uluslararası alanda da uzmanız. Mesela bize bir uluslararası proje davet ettiklerinde mühendis tarafından o projenin mühendisini veriyorlar bize. Ve bize güveniyorlar. Hani biz istiyoruz ki gerçekten burada da ulusal alanda da bize güvensinler. Yani işte kadın hoca beceremez yapamaz ya da kadın öğrenci anlamaz bu işten denmesin. Tabaksini biz iki bin soruyorsak siz söyler yani. Hani biz robotlarla gibi bir şey yapacağız falan dedik. Yani yapay zeka yazılımla ilgili. Birkaç roda öderdi hepsi kadın. Fatih Bey bilmiyor değiller. Biliyorlar yani tabi de şey hani o bir güvensizlik, toplumsal bir angı bir şey var. Ben de tabaksine güven var dedi düşündüm yani. Evet öyle olmasını beklersiniz ama değil öyle.
Hatta böyle yani Avrupa’da çeşitli işte katıldığımız projelerde de Avrupa bildiğine şey yazıyorlar. Bakın işte Türkiye’den katılan grup hep kadınlardan oluşuyor işte. Hani bunun projeleri yapıyorlar. Pahlatmak için bulunuyorlar. Gayet iyi bir şey. Ve çok güzel bir şey yani. Bence gayet güzel. Hoca Bey ağzına sağlık. Gelir mi şeyin alınmaskın robotu 1.80 boyunda olacakmış. Her işi yapacak ve çok pahalı olacak falan. Biz görür müyüz bilmiyorum gelir mi gelir. Yanıyor musunuz siz buna ben açıkçası şüpheyle bakıyorum. Çünkü bir sene sonra çıkaracağım dedi. Yok yani bu şey gibi hani mekanik Türk var ya böyle eskiden içinde adam varmış. İçinde adam çıkarsa şaşırmam yani. Diyor ki ufak tefek tamiratlar yapabilecek ve ayrıca evde de çalışabilecek marketlerde bir teslimat edecek. Aslında ne yapabileceği kısmında yapabilirine inanırım. Önce o bir hareket etsin bir güzel yürüsün ondan sonra yapar yani.
Yani hani insansı robotlar hani hep konuştuk toparlanmak gerekiyorsa yaşlıların tedavisi ya da işte yardımına koşan robotlar da var. Hastanelerde kullanılan var yani mesela biz de işte odiyoloji için bir robot geliştirdik. Çocukları hastanede eşlik edip odiyoloji testlerini yapıyor ve dünyada hani böyle bir çalışma yok. İnsansı robotlar çok işe yarıyorlar. Ama bu diyorsunuz biraz zor. Bu biraz ekstra. Çok teşekkür ediyorum ağzına sağlık. Değerli izliciler, roko-müzik bölümünde Türkiye’deki arıcılık meselesini konuştuk. Orma yangınları ve iklim değişikliğinin ardından, iklim krizinden ardından Türkiye’de arı nesli ne olacak, nereye evlenecek, nereye ihtiyaç var, nereye yok onlardan bahsediyoruz. İkinci bölümde ise iki değerli bilim insanımızla beraber insansı robotların Türkiye’deki vaziyetini ele aldık. Orada da anım kaderleriyle sektörlerden, özellikle özel sektörden büyük bir destek ya da daha doğrusu girişimcilik bekleniyor. Türkiye robot yapma konusunda en azından bu Amazon’un, Amazon’un yaptığı robotların aynısını yapabilecek bilgiye sahip teknoloji de var. Birinin bu konuyla ilgilenmesi gerekiyor. Keşke bizim iş adamlarımız biraz hakikaten burjuva olabilseler. Bu sektörler hakikaten biraz bilime önem verseler ve hava atmak için bile olsa bunu yapıyor olsalar, üç beş tanesini biliyorsa, bir tane örnek yapıyorsa, robotları reklamda kullanmak üzere ama keşke robotların biraz daha belki basitlerini hani o reklamda kullanılan kadar akıllı olmayanlarını ya da hareketli olmayanlarını yapıp da piyasaya verebilseler diye düşünüyor insan.
Ama Türkiye’de düşünmeye gerek yok, Türkiye’de düşeceğini zaten sevmezler. Hoşça kalın.