Emre Akbaba Hikayesi | “Cimbombom’un Çocuğu”
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=IZtb1H6pr90.
En son ne zaman bir hayal kurdun? Kaç kere gece yatmadan evvel kendine bir söz verdin? Kaç kez sabah kalktığında tüm hepsini unuttun? Kaç kez kurduğun hayalden vazgeçtin? Kaç kere yere düştün? Kaçıncı kez yerden kalktın? Kaç hayalim vardı? Kaçını gerçekleştirebildin?
Bugün dinleyecekleriniz hayallerini gerçeğe dönüştürmüş bir çocuğun hikayesi değil. Hayallerinden asla vazgeçmeyen bir çocuğun hikayesi. Bugün dinleyecekleriniz yapabilir miyim diyen bir çocuğun hikayesi değil. Yaptım diyen bir çocuğun hikayesi.
Bugün dinleyecekleriniz yapabilir miyim? Adilcevas. Van Gölü’nün kıyısında, Süpan Dağı’nın eteklerinde bulunan Bitlis’in bir ilçesi.
1980’ler sonrası daha iyi bir yaşam umuduyla Türkiye’den Avrupa’ya göç eden on binlerce aileden biri, Akbaba Ailesi. Yaklaşık 4 bin kilometrelik umut yolculuğu Fransa’nın Montfermeil kasabasına kadar uzanıyor. Paris’in 25 kilometre uzağında bir banliyo Montfermeil. Bugünlerde de bir Türk mahallesi olarak bilinen, göçmen Türklerin yoğun olarak yaşadığı bir kasaba.
İşte o kasabada 4 Ekim 1992 yılında dünyaya geliyor Emrak Baba. Toplam 4 kardeşler, 2 ablası, bir de abisi var. Annesi ev hanımı, babası terzi. Emre, Emre futbol hastası. Herkesin hikayesi farklı, herkesin hayalleri farklı. Hayat herkese eşit şartlar sunmuyor. Kimisi bir sıfır geriden başlıyor, kimisi bir sıfır önden.
Bir sıfır önde başladığı maçta farka koşanlar da var, oradan maçı verenlerdi. Bir sıfır geriden başlayıp fark yiyenler de var, bir sıfırdan maçı çevirenlerdi. Emre’nin hikayesi biraz daha enteresan. Memleketinden binlerce kilometre uzakta hayata bir sıfır mağlup başlayan bir çocuk olarak, skoru her eşitlediğinde kalesinde tekrar gol gören bir çocuk. Attığı golün sevincini yaşayamadan tekrar mağlup duruma düşen bir çocuk.
Gençliği boyunca Fransa’da bir takıma girmek için uğraşıyor. Mahalli takımlarda, amatör kümelerde şansını deneyip duruyor ama nafile. Emre’nin kendi söylediği bir şey. O dönem seçmelere katıldığında Fransızlardan iki üç kat daha iyi performans sergilemen lazım. Çünkü Fransızlarla aynı performansı sergilerse, tercih hakkı olarak Fransızların tercih edileceğini biliyormuş. Şansını denediği hiçbir takımda bir türlü profesyonel olamıyor. Emre’yle ilgili ortak kanı, yetenekli çocuk ama fizik olarak çok zayıf. E dedim ya, bir sıfır mağlup Emre hep. Berkand Karlıdağ, Emre’nin ve birçok gurbetçi futbolcunun kariyerinde önemli bir yer etmiş bir yetenek avcısı. Karlıdağ, uzun yıllar Almanya’da antrenörlük yapmış bir isim. Daha sonra Avrupa’da yaşayan ve oradaki takımlarda kendine yer edinemeyen futbolcu adaylarını
Türk futboluna kazandırmak adına ilkini 2008 yılında düzenlediği Avrupa’nın Yıldızları isimli organizasyonun organizatörlüğünü üstleniyor. Ortalama 250 gencin katıldığı ve iki gün süren bir organizasyon. Organizasyona katılan futbolcu adaylarından 50 euroluk katılı mücreti alınıyor. Türk futbol takımları için 15 Haziran olan Transler’in açılmasına bir hafta kala düzenlenen organizasyona birçok süperlik ve birinci lig takımının scout temsilcileri katılıyor.
Herhangi bir sözleşmesi bulunmayan bu amatör gençlerden beğendikleriyle oracıkta sözleşmeyi imzalayıp Türkiye’ye getiriyorlar. İşte Emre Akbaba 2011 yılında katıldığı o organizasyon da gerçekten çok iyi bir performans ortaya koymuştu. Topla olan yeteneği ve uzaktan yakından sürekli şut deneme cesaretiyle diğer futbolculardan ayrılmıştı. Organizasyonu izleyenlerden biri de o dönem Antalya Spor’da sportif direktörlük yapan Sedat Karabüktü.
Berkand Karlıdağ ve Sedat Karabüktü anlaşmış, ön protokol imzalanmış ve Emre Akbaba Antalya’ya gelmişti. Çıktığı deneme idmanlarında da beğeni toplayan Emre Akbaba Antalya Spor’un yaz kampına dahil edilmiş ve kampa katılmak üzere yurtdışına gitmişti. Artık 19 yaşına gelmiş olan ve bir türlü profesyonel olamamış Emre yıllardır bir sıfır mağlup durumda olduğu hayat maçında skoru bir bir yapmıştı. Ancak üzerinden çok geçmeden katıldığı yurtdışı kampında enfeksiyon kapan Emre’yi bir titreme tutuyor ve ertesi günkü idmanda baygınlık geçiriyordu. Duruma müdahale eden kulüp doktorları Emre’yi hastaneye kaldırıyor. Hastanede 3-4 gün yüksek ateşle yatan Emre için kulüp doktorları sağlık durumu iyi değil. Sözleşme imzalamayın tavsiyesinde bulununca Antalya Spor kulübü ön protokolü iptal ediyor ve Emre Fransa’ya dönüyor.
Başta belirttiğimiz üzere skoru her eşitlediğinde kalesinde bir gol daha gören Emre bu hayat müsabakasında bir kez daha mağlup duruma düşüyordu. Emre Akbaba’nın Antalya Spor ile sözleşmesi iptal olduktan sonra Fransa’da hastaneden rapor aldı ve yaşadığının sadece enfeksiyon kaynaklı bir hastalık olduğu sürekli bir şey olmadığı belirlendi. Ancak tüm bu süreç Emre’yi psikolojik anlamda çok yormuştu. Her zaman olduğu gibi en büyük destekçisi ailesiydi. Hem maddi hem de manevi olarak ablaları Emre’ye çok destek oldular. Babası en başından beri Emre’ye hep inanmıştı. Bir sonraki yıl düzenlenecek Avrupa’nın Yıldızları Organizasyonu’na tekrar katılma ve kendini gösterme kararı alan Emre,
sene boyunca amatör kulüplerde oynayıp idman yaparak bir yandan turnuvaya hazırlandı, bir yandan da babasına terzilik işlerinde yardımcı oldu. O yılki turnuva Almanya’nın Frankfurt şehrindeydi. Yetenekli oyuncuları ucuz maliyetle keşfetmek isteyen onlarca Türk kulübünün temsilcisi o turnuva için oradaydı. Kendini göstermek isteyen ve yeteneklerine güvenen yüzlerce göçmen Türk oradaydı. Ve Paris’ten yola çıkan Emre Akbaba, o da oradaydı.
Emre bir kez daha yeteneklerini sergilemiş ve kendini göstermişti. Kendisini bir önceki yıldan da bilen Antalya Spor 21 yaş altı takım sorumlusu Kamil Kabay ondan yine etkilenmişti. Turnuva bitiminde onu tekrar Antalya’ya götürdüler. İmza atmaya babasıyla birlikte gelen Emre o günleri şu sözlerle anlatıyor. Antalya’ya imza için babamla gelmiştim. Bana amatör sözleşme imzalatacaklarını öğrenince kararsız kalmıştım. Ama babam kendini göstermek için bu da bir fırsat. İyi oyna ve 6 ay sonra profesyonel sözleşme imzalat diyerek beni ikna etti. Hayatımın dönüm noktasıydı. Emre önce Kahraman Maraş Büyükşehir Belediye’ye kiralandı. Antalya Spor’a döndüğünde Samet Aybaba ona hazırlık maçlarında şans vermişti.
Ama Emre’nin oynayabileceği mevki de Antalya Spor’un kadrosu genişti. Bir kez daha kendinin kiralanacaklar listesinde bulmuştu Emre. Amacım birinci ligde bir kulübe gitmekti diyor Emre. İkinci ligde Alanya Spor’dan teklif geldiğinde pek de istememiştim ama gidişim çok hayırlı oldu. Çok güzel bir sezon geçirdim ve birinci ligye yükseldik. Bu arada Antalya Spor’da küme düştü ve iki takım birinci ligde buluştu. Bunun üzerine Alanya Spor’da kiralık kalmayı tercih ettim.
Sezon sonunda Antalya Spor süper lige çıkınca ben de kulübüme geri döndüm. Ama yine de Antalya’da gerektiği kadar sabredilmedi. Şans görmedim, mutlu değildim, gitmek istedim. Alanya’da şampiyonluğa oynuyordu. Benim de çok sevdiğim bir kulüp ve şampiyon olduk sonuçta. Benim için büyük bir risk de aslında süperlikten bir alt lige dönmek. Eto kalmamı çok istiyordu ama mutsuzdum. Geriye dönüp baktığımda doğru bir seçim yapmışım.
Alanya Spor ile bir kez daha şampiyonluk yaşayıp süper lige çıktık. Emre Alanya Spor’daki ilk kiralık sezonunda ikinci ligde 39 maça çıkıp 15 gol attı. Bir sonraki yıl birinci ligde 24 maçta 10 gol 6 asist yaptı. O sezonun son 9 maçının sakatlığı sebebiyle kaçırmıştı. 2015-2016 sezonunun ilk yarısını Antalya Spor’da geçirmiş ve 8 maçta şans bulmuştu. Sezonun ikinci yarısında kendi isteğiyle Alanya Spor’a kiralandı.
Emre’nin kendi sözleriyle süperlikten alt lige gitmek riskli dediği o sezonun ikinci yarısında 14 maçta 7 gol 3 asist yaparak Alanya Spor’un süper lige çıkmasında büyük rol oynadı. 2016-2017 sezonunda Alanya Spor Emre’nin bon servisini Antalya Spor’dan aldı. Alanya Spor ile sözleşme imzalayan Emre yeteneğini herkese gösterecekti.
34 hafta boyunca sadece bir maç kaçırdı Emre. 33 süperlik müsabakasında 6 gol 6 asist üretti. Alanya Spor sezonu 12. sırada tamamladı. 2017-2018 sezonuna geldiğimizde Emre artık Türk futboluna iyice alışmış ve futbol olarak olgunlaşmıştı.
Takımının en önemli parçası haline gelen Emre kaptanlığa kadar yükselmişti. 32 maçta tam 14 kez fileleri havalandırdı. 10 defa da asist yapma becerisi gösterdi. 24 gole doğrudan katkı yaparak kariyerinin en iyi sezonunu yaşadı Emre. O sezon Alanya Spor ile harikalar yaratan Emre Akbaba ortaya koyduğu performansla büyük kulüplerin radarındaydı artık. 2018 yazı Emre için hareketli geçecekti. İlk olarak Başakşehir takımı resmi teklifte bulundu ve Alanya Spor ile tüm şartlarda anlaştı. Ancak Emre’nin gönlünde başka bir takım vardı. Transler’in son haftalarına girerken Fenerbahçe Emre Akbaba için göz alıcı bir teklif yaptı. Türk basınında çıkan haberlere göre Alanya Spor ve Fenerbahçe anlaşmıştı. Ancak Emre’nin gönlünde başka bir takım vardı. Fransa’da henüz çocuk yaşlarında vurulduğu ilk göz ağrı olan başka bir takım. Mario Jardel’in attığı golde ayağa fırlayıp mahalleyi birbirine kattığı çocukluk aşkı olan başka bir takım.
Sevdasının uğruna her şeyden vazgeçtiği başka bir takım. Emre’nin hayatının anlamı olan çok başka bir takım. Hayata karşı bir sıfır geride başladığı bu maçta, Antalya-Alanya arasında geçen başarılı 5 senenin ardından skor çoktan 2-2 olmuştu.
Artık Emre için 3-2 öne geçme vaktiydi, artık Felek denen kahpeye galibiyet golünü atma vaktiydi. Artık Galatasaray’daydı, çocukluk aşkı olan yerde, kendini ait hissettiği yerdeydi, Öz babasının burada kazanılacak çok kupa var dediği yerdeydi. Kendisinin ilk kez amirliği takım forması giymesini sağlayan ve ikinci babası olarak gördüğü Fatih Terim’in olduğu yerdeydi.
Sanırım Emre için hayata karşı o 3. golu atmak ilk kez öne geçmek için bundan daha iyisi olamazdı. Her şey tüm bu senaryoyu onaylayacak şekilde başlamıştı. Galatasaray formasıyla çıktığı ilk 5 süperlik maçında 2 gol atmış, bir de asist yapmıştı. Kariyerinde ilk kez sahne aldığı Şampiyonlar liginde, Lokomotif Moskova maçında yaptığı 2 asist ile yıldızlaşmış Galatasaray maçı 3-0 kazanmıştı.
Her şey o kadar iyi gidiyordu ki Emre için sanki bir rüyaydı. Gösterdiği bu harika performansla Milli Takım kadrosuna seçilen Emre Akbaba, İsveç ile oynadığımız ve 2-1 geride olduğumuz maçın 62. dakikasında Mehmet Topal yerine oyuna dahil oldu. Önce 88. dakikada skoru eşitledi, ardından 90-2’de hem Milli Takımımızı İsveç karşısında hem de kendisini Hayat karşısında öne geçirdi.
Skor artık 3-2’di. Kendisine karşı hiç bir zaman adil olmayan ve Emre’nin attığı her golün sevincini kursağında bırakan Hayat ona yine acı bir sürpriz hazırlamıştı.
Milli Takım dönüşü Galatasaray ile çıkacağı 6. süperlik maçında Erzurum spor karşısında yine ilk 11’deydi. Maçın 38. dakikasında yerde kalan Emre’nin sol ayağının tarak yemeğinde kırık olduğu tespit edildi. Her şey bu kadar iyi giderken Emre 130 gün sağlardan uzak kalacaktı. Tam 23 maç kaçırdı Emre Akbaba. Geri döndüğünde direkt ilk 11 başlamaya hazır değildi.
Rehabilitasyon sürecinin bir parçası olarak Şubat’tan itibaren maçların son dakikalarında oyuna girmeye başladı. Giderek toparlanıyor ve bulduğu süreyi arttırıyordu Emre. 11 Mayıs 2019 Rize’de Plasman’ında maçın 62. dakikasında yine sonradan oyuna girdi. Oyuna girdikten 9 dakika sonra Samudio ile girdiği ikili mücadelede yere ters basan Emre Akbaba kaval kemiğini kırdı.
Rüya gibi başlayan sezon kabus gibi sona erdi. Bu ikinci kırık Emre’nin sadece bu seneyi değil, gelecek sezonun ikinci yarısına kadar oynanacak tüm maçları kaçıracağı anlamına geliyordu. Emre yaklaşık 200 gün daha yeşil sağlardan uzak kalacaktı. Galatasaray taraftar yarım kalan hikayeleri çok sever. İmkansız geri dönüşlere ise bayılırlar.
Galatasaray için süperlikte oynanan kötü futbol ve şampiyonlar liginde alınan hezimetlerle ilk yarısı oldukça kötü geçen bir sezonun ikinci yarısında tekrar geri döndü Emre Akbaba. Allah nazarlardan sakınsın hem de ne geri dönmek. İkinci yarıda forma şansı bulduğu 6 maçta 4 defa fileleri havalandırdı. Hayata bir kez daha meydan okudu. Bak ben buradayım, geri döndüm, eskisinden daha güçlüyüm ve asla vazgeçmiyorum dedi. Belhanda’nın orta sahada yarattığı zulümden öyle bıkmıştı ki Galatasaray taraftarı. İlk yarı boyunca gerek yorumlarda gerek sosyal medya hesabıma attığı mesajlarla bana hep şunu sordular. Emre geri döner mi? Dönerse eskisi gibi bir performans sergileyebilir mi? Hep şu cevabı verdim. Eğer eskisi gibi geri dönerse bu oldukça şaşırtıcı ve takdire şayan bir durum olur. Ama geri dönemezse, dönemezse kimse Emre’yi suçlayamaz. Evet geri döneceğine olan inancım hali azdı. Ancak bugün bu satırları yazarken daha iyi anlıyorum. Kaçırdığım çok şey vardı. Emre Akbaba sıradan bir futbolcu değil. Sadece sahip olduğu futbolcu yetenekleriyle alakalı değil. Hayata karşı sergilediği duruşla, hayat onu her yere düşürdüğünde tekrar yerden kalkmasıyla, kurduğu hayallerle değil hayallerinden asla vazgeçmemesiyle çok büyük bir hikaye Emre.
20 yaşına geldiğinde hala profesyonel olamamış bir adamın 6 sene içerisinde Türkiye’nin en büyük kulüplerinden birine transfer oluşunun hikayesi. Bir geri dönüşün, asla vazgeçme işin hikayesi. Bir yere düşüşün, ancak orada kalma işin hikayesi. Galatasaray bu sene şampiyon olur mu? Bilinmez. Önümüz Euro 2020. Çılgın Türkler bir tarih daha yazar mı? Bilinmez.
Gözlerimi kapatıyorum. Skor 3-3. Bir gole daha ihtiyacı var. Emre, topla buluştu. Emre kafayı kaldırdı. Emre kaleye baktı. Emre, Emre, Emre ve gol! Emre Akbaba! Emre vurdu gol oldu! Hayat 3, Emre 4. Bir kez daha yaktı Emre. Bir kez daha kalktı ayağım. Emre, Emre, Emre, Emre Akbaba!
Altyazı M.K.