ALLAH’IN HURMAYA VERDİĞİ AKILALMAZ GİZEM.

ALLAH’IN HURMAYA VERDİĞİ AKILALMAZ GİZEM. videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=9tpbAlDOb_E. Az sonra sizlere hurma ile ilgili öyle şeyleri anlatacağım ki bundan sonra ağzınıza hurma götürürken siz artık eskisiz olmayacaksınız. Peygamberimiz aleyhisselatü vesselam hurma ağacı ve hurma ile ilgili öyle ilginç bilgiler vermiş ki bizlere insan hayret etmeden duramıyor. Hurmanın ilk yaratılışından, dile…

ALLAH’IN HURMAYA VERDİĞİ AKILALMAZ GİZEM.

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=9tpbAlDOb_E.

Az sonra sizlere hurma ile ilgili öyle şeyleri anlatacağım ki bundan sonra ağzınıza hurma götürürken siz artık eskisiz olmayacaksınız. Peygamberimiz aleyhisselatü vesselam hurma ağacı ve hurma ile ilgili öyle ilginç bilgiler vermiş ki bizlere insan hayret etmeden duramıyor.
Hurmanın ilk yaratılışından, dile gelip konuşmaya başlayan hurma kötüğüne, günde 3 defa hurma yerseniz ne olur gibi soruların yanıtlarından daha bir çok enteresan olaya kadar birbirinden ilginç bilgiler bulacaksınız bu videoda.
Hazırsanız başlayalım.
Doğa, yüce Allah Teala’nın eşsiz yaratma gücüyle ortaya çıkardığı bu şaheser ne de güzel geliyor gönlümüze, ruhumuza öyle değil mi? Ve üstelik bu sadece bu dünyadaki algı yeteneğimizle hissedebildiğimiz bir güzellik. Peki ya cennette şahit olacağımız güzellikler?
Orada ise hiç görmediğimiz, şu anki insan aklımızda algılayabilme gücümüzün olmadığı daha ne yaratılmışlıklarla karşılaşacağımızı bir düşünsenize.
İlk insan Hz. Adem atamızın ve diğer tüm canlı cansız varlıkların yaratılması Allah’ın gücü kudretinin karşı konulamaz varlığının kanıtı olarak gözlerimizin önünde gün gibi açık ve net. Her bir varlığın birbirinden farklı bir katkısı var bu yaşam döngüsüne. İşte bugün yaratılmış bu varlıklardan bitkiler dünyasının belki de en özel olanından hurma ağacı ve hurmadan bahsedeceğim sizlere.
Peygamberimiz aleyhisselatü vesselam bir hadisi şerifinde iki en güzel şeydir diye bahsettiği gıdalardan biri, Kur’an-ı Kerim’de de adı geçtiği üzere sizin için sağmal hayvanlarda da kesin olarak bir ibret vardır. Nitekim size hayvanın karnında besin artıklarıyla kan arasında oluşan, içenlere lezzet veren saf süt içiriyoruz diye bahsettiği süt bir diğeri ise hurmadır. Daha doğduğumuz anda annemizden emmeye başladığımız süt kuşkusu son derece özel bir gıda bizler için. Peki Peygamber efendimizin en güzel iki şey diyerek sütün yanına da hurmayı koymasının ardında yatan gerçek ne olabilir? İdda ediyorum hurma hakkındaki bu insanın tüylerini diken diken eden bilgileri duyduğunuzda kulaklarınızda inanmakta zorlanacaksınız. Şüphesiz bizler yaşam ve kainat hakkında kısıtlı bilgilere sahibiz. Bildiklerimiz üzerinden evreni ve hayatımızı anlamaya çalışırken hurmanın yaratılışı ve biz Ademoğulları ile olan şaşırtıcı bağlantısını elbetteki sınırlı imkanlarımızla algılamaya çalışıyoruz.
O yüzden en doğrusunu Allah azze ve celle bilir diyerek gelin hurma hakkında derinliklere bir yolculuk yapalım. Dilimize Farsçadan geçen hurma Arapça’da nakle olarak bilinmektedir. Naklenin Türkçe karşılığı ise elektekalan anlamını taşımaktadır.
İşte belki de işin en büyük sırrı Allah’ın hurmadaki büyük hikmeti bu elektekalan sözünde yatıyor olabilir. Elektekalanın ne demek olduğunu duyduğunuzda kendinizi bir tuhaf hissedecek ve hurmaya bakış açınız bir anda değişecek. Ama onu birazdan söyleyeceğim. Çünkü bunun anlamını daha iyi kavrayabilmek için geçmişten günümüze hurma ve hurma ağacı ile ilgili hangi olaylar yaşanmış Kur’an-ı Kerim ve hadisi şeriflerden faydalanarak bir inceleyelim. İlginç bir ipucu ile başlayalım. Peygamberimiz Aleyhisselatü Vesselam bir hadisinde hurma ağacının biz insanların halası olduğundan bahsetmiştir ve halanız olan bu ağaca saygı gösterin demiştir. Evet yanlış duymadınız halamız. Bildiğiniz bir akraba gibi yani. Nasıl olur da bir insan ile bir bitki arasında böylesine hala benzetmesi yapılabilecek dendi bir bağ olabilir ki? Peygamber Efendimiz günün birinde hasabına şöyle bir soru yöneltti. Bir ağaç var. Müslüman, yaprağını hiç dökmeyen bu yeşil ağaca benzemektedir. Tahmini olan var mı? Etrafındakiler çeşitli ağaç isimlerini söyleyerek doğru tahminlerde bulunmaya çalışıyorlardı. İçlerindeki küçük bir çocuk yaşı ufak diye cevap vermekten çekinmişti. Ama tahmini doğruydu.
Sonrasında bu ağaç hurma ağacıdır diye açıkladı Peygamberimiz. İyi ama baktığımızda bile birbiriyle hiç alakası bulunmayan iki varlıktan söz ediyoruz diye düşünebilirsiniz. Biraz sabredin. Peygamber Efendimizin en sevdiği yiyeceklerin başında geliyordu hurma. Çünkü hakkında oldukça fazla bilgi sahibiydi. Öyle ki bununla ilgili bir mucizenin gerçekleşmiş olduğu bilgisi de günümüze kadar gelmiştir. O da Peygamberimiz aleyhisselatü vesselamın kendi elleriyle dikmiş olduğu bu ac ve hurması ağacı.
Halk arasında Peygamber hurması olarak da bilinen bu ağaç yine sahi hadislerden edindiğimiz bilgiye göre zehre karşı bile bir şifa. Peygamberimiz birkaç tane hurma ile orucunu açardı. Çayet hurma bulamaz ise birkaç yudum su yudumlardı. Fakat ilginçtir ki hurmayı sadece tek rakamlarda yerdi. Yani iki veya dört adet yemez bir üç beş gibi tek rakamlarda hurma yemeye dikkat ederdi. Peki günde üç adet hurma yemenin vücudunuzda ne gibi bir etki oluşturacağını duymuş muydunuz?
Hurma bağışıklık sisteminizi güçlendirip vücudun direncini arttırdığı gibi üremeye oldukça faydası olan bir meyve. Özellikle hamile kadınlar için önerilen hurmanın doğumu kolaylaştırdığı etkisi tıbben bilinmektedir. Kur’an-ı Kerim’de yer alan hurma ile ilgili bir ayette oldukça dikkat çekici. Hz. Meryem hurma ağacının hemen altında doğum sancıları çekmekteyken ayette bildirildiği üzerine bir nida duymuştur. Bu nida ona şu hurma ağacını kendine doğru silkele ki üzerine taze olgun hurma dökülsün.
Ye iç gözün aydın olsun demiştir. Evet Kur’an-ı Kerim’de de gördüğümüz üzere Allah azze ve celle doğum yapmak üzere olan Hz. Meryem’e hurma ikram etmiştir. Çeşitli hadislerde de luhusalar için hurmanın önemi vurgulanmaktadır. Peki ya doğumdan sonra?
Evet insanoğlu ile yakın bir ilişkisi olduğunun altını çizmiş olduğumuz hurma ile olan bağlantımız daha doğduğumuz anda başlıyor aslında. Peygamber efendimizin dikkat ettiği bir uygulama vardı. O da yeni doğmuş bir bebeğin vücuduna daha anne sütü girmeden önce hurmanın etkileşimde bulunmasını sağlamasıydı. Hz. Ayşe validemiz der ki çevrede yeni doğan bir bebek olduğunda derhal Peygamberimize getirilirdi. O da önce ağzında yumuşattığı hurmanın suyunu sıkarak bebeğin ağzına değdirirdi. Günümüzde hala uygulanan bu işleme tahnik adı verilmektedir. Tabi Peygamber efendimizin bu sünnetini uygulayacak olanların tahneyin nasıl yapıldığına dair iyice araştırmalarını tavsiye ederim. Çünkü burada detaylarına değinmiyorum. Ayrıca genel olarak hurmanın içinde şeker bulunduğunu da hatırlatarak, diyabet tarzı rahatsızlığı olanların buna dikkat etmeleri gerektiğini belirtmekte yarar var. Peygamber hurması olarak bilinen ac ve hurmasının kansere karşı koruyucu özelliği de olduğu bilimsel çalışmalar ve makaleler ile belirtilmiştir. Şimdi insan ile hurma ağacı arasındaki bu hayret verici yakınlığa gelmeden hemen önce yaşanmış çok ilginç bir hadiseden bahsetmek istiyorum. Bir hurma ağacı kütüğü ile Peygamber efendimiz arasında yaşanmış bir olay. Yine sahi bir hadisten aktarıyorum bu orayı sizlere. Bir zamanlar Peygamberimiz aleyhisselatü vesselamın mescidi oldukça sadeydi. Öyle ki kendisi ashabına hutbe verirken oturup sırtını sürekli yasladığı bir hurma ağacı kütüğü vardı. Ne zaman konuşmasını yapsa bu kütük ona adeta yaslanabileceği bir duvar vazifesi görüyordu. Fakat bir zaman sonra Peygamber efendimiz’e de bir kütük yaslanabildiği bir kütükü yaslattı.
O da adeta yaslanabileceği bir duvar vazifesi görüyordu.Fakat bir zaman sonra Peygamber efendimiz’e Resulullah’ım size bir minber yapalım orada daha rahat edersiniz dediler. Peygamberimiz olabilir diyerek kabul etti.Böylece artık hutbelerini bu hurma kütüğüne dayanarak değil minberde vermeye başlamıştı. Ki bir anda nereden geldiği belli olmayan bir ağlama sesi duyulmaya başlandı. Hem bir çocuk ağlaması hem de bir deve iniltisi gibiydi.Ama o sırada orada ne bir deve ne de bir çocuk vardı.
Kısa süre içerisinde sesin geldiği kaynak anlaşıldığında olayı görenler hayrete düştüler. Ağlayan şey artık Peygamber efendimiz’in sırtını yaslamaktan vazgeçtiği bu hurma kütüğüydü. Ağlamasının nedeni ise Peygamberimiz aleyhisselatü vesselamın artık kendisiyle birlikte oturmamasıydı. Ağlayan hurma kütüğüne usulca yaklaşan Peygamberimiz tıpkı bir çocuğun başını okşar gibi hurma kütüğünü severek onu telkin etti
ve sonrasında ise tıpkı biz insanların hayatlarımızı kaybettiğimizde gömüldüğümüz gibi bu hurma kütüğünün gömülmesini sağladı. Açılan toprağın içine bırakılan hurma kütüğünün üzeri toprakla örtüldü. Tabi ki yaratılmış her varlığın her ağacın ve meyvenin ayrı ayrı bir yararı var.
Bir ağaca veya meyveye bu denli bir değer vermek akla aykırı gibi geliyor olabilir. Her canlı özel olarak yaratılmıştır. Haklısınız. Ama bitkiler dünyasının bu dikkatleri üzerine çeken cinsinin biz insanoğlu ile olan bağlantısı göz ardı edilemeyecek türden. Şimdi aramızdaki benzerliklere bir göz atalım. Hurma ağacının GUMVAR diye adlandırılan bir bölgesi var. Burası tıpkı biz insanlarda da olduğu gibi hurma ağacının kalbi sayılmakta. Şekil ve işleyiş olarak birbirine benzemiyor olsa da tıpkı insanlarda olduğu gibi hurma ağacı da bu bölgeye aldığı bir darbe sonucunda hayatını kaybediyor. Hurma ağacı da başa kesildiği zaman yaşamına devam edemez. Peki ya verdiği meyvelerin çeşitliliğine ne diyeceksiniz?
Size de bir yerlerden tanıdık gelmedi mi? İnsanda bulunan kıl ve saç gibi hurma ağacının da lifleri bulunmakta. Hurma ağacının da yavru vermesi diğer bitki türlerinden farklı olarak biz insanların doğum yapmasıyla ortak özellikler bulunduruyor.
Ortalama yaşam süreleri ise bir insanınkiyle aynı. Yavru filiz anne ağacın yakınına dikilmez de başka bir yere dikilirse hayatta kalamayacağı bilindiğinden anne ağacın hemen yanına dikilmektedir. Aynı şekilde yavru filiz annesinden ayrılırsa anne ağacın küsüp meyve vermediği de yaygın inanışlardan biri.
Evet en nihayetinde hurma ağacı bir bitki ve biz insanlar ise gayret gösterdiğimizde meleklerden bile üstün olabilecek şekilde yaratılmış canlılarız. Elbette ki bir bitkiyle karşılaştırılamayacak kadar gelişmiş bir varlığız. Ama sizler de hissetmediniz mi bu özel canlı ile aramızda farklı bir bağ olduğunu? Bunun nedenini öğrendiğinizde çok şaşıracaksınız. Şimdi yaratılışımızın ilk anına gidelim.
Allah azze ve celle ilk insan hazreti adem atamızı bildiğiniz üzere topraktan yaratmıştır. Biz insanların yaratılmış olduğu bir toprak, çamur yani bir hamurumuz vardı. Hurma ağacı ile olan bağımız işte bizim bu ilk yaratılış anımızdan geliyor. Hazreti adem aleyhisselamın yaratılışı tamamlandıktan sonra bizim için kullanılan topraktan yani hamurdan arta kalan bir kısım vardı. Videonun en başında elekte kalan dediğimi hatırladınız mı? Hani hurma yani nakle ağacının Türkçe karşılığı elekte kalan demekti.
İşte elekte kalan sözü buradan gelmekte. Hazreti ademin yaratılışından arta kalan hamur ile yüce Allah hurma ağacını yaratmış. İşte birbirinden farklı iki canlı türünün yaratılışındaki ortak nokta. Hurma ağacında biz insanlardan bir parça var. Kainat kim bilir daha bilmediğimiz hangi gizemlerle dolu.
Dünyayı yöneten her canlı üzerinde hakimiyeti olduğunu düşünen insanoğlu. Potansiyelimizi doğru kullanabildikten sonra neler başarabileceğimizi hala bilmiyoruz.
Hakikat karşısında cansız bir kütük bile dile gelebiliyorsa…