SAKLIYORLAR MI? DECCAL İLE YÜZYÜZE KONUŞAN ADAM NE ANLATTI? DECCALİN ADASI ve KIYAMET

SAKLIYORLAR MI? DECCAL İLE YÜZYÜZE KONUŞAN ADAM NE ANLATTI? DECCALİN ADASI ve KIYAMET videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=WR3gegmaFHw. DETÇAL DETÇAL, Dünyanın bir yerinde, şu anda bizimle birlikte yaşıyor. Ve onun ortaya çıkışı için zaman giderek daralıyor. Peki ya o sizce tam olarak nerede olabilir? İçimizden bazıları DETÇAL’in yerini keşfetti. Hatta onunla yüz…

SAKLIYORLAR MI? DECCAL İLE YÜZYÜZE KONUŞAN ADAM NE ANLATTI? DECCALİN ADASI ve KIYAMET

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=WR3gegmaFHw.

DETÇAL DETÇAL, Dünyanın bir yerinde, şu anda bizimle birlikte yaşıyor. Ve onun ortaya çıkışı için zaman giderek daralıyor. Peki ya o sizce tam olarak nerede olabilir? İçimizden bazıları DETÇAL’in yerini keşfetti. Hatta onunla yüz yüze konuştular.
Peki DETÇAL ne mi anlattı? Geleceğe dair verdiği o mesaj?
DETÇAL’in DÜNYA’nın Yerinde Zamanı geldiğinde tüm dünyayı karıştıracak olan DETÇAL’in şu anda dünya üzerinde bir yerde tutulduğunu biliyor muydunuz? Az sonra anlatacaklarım çok ilginizi çekecek.
DETÇAL ile yüz yüze karşılaşan bir kişinin başından geçen olaylar ve DETÇAL’in kendisini anlattıkları oldukça çarpıcı. Öyle şeyler söylemiş ki insan günümüzde içinde bulunduğumuz bazı durumları göz önünde bulundurduğunda gerçekten de acaba DETÇAL’in çıkışı yakın olabilir mi diye sormaktan kendini alamıyor. Şimdi gelin biraz geriye gidip yaşanmış olan hikayeyi dinleyelim. Sonra günümüze kadar gelip DETÇAL’in tam olarak nerede saklandığına, neden Gogul Ört’te bir adanın üzerinin karartıldığına ve neden bu adanın özel harekat gemileri tarafından korunduğuna kadar birbirinden ilginç detaylara değinelim. Peygamberimiz birçok zaman gelecekte ortaya çıkacak olan DETÇAL ve Hz. Mehdi’nin zuhurundan bahsederdi.
Günün birinde yine sahabelerine konuşmak için yüzünde bir gülümsemeyle minbere çıktı ve onu dinleyen sahabelerine şöyle buyurdu. Herkes namaz kıldığı yerde kalsın. Sonra sizi neden topladım biliyor musunuz diye sordu. Ardından yanındaki Temim Eddari isimli kişiyi göstererek şöyle dedi. Temim benim size DETÇAL hakkında bugüne kadar anlattıklarımı uygun bir olay anlattı bana.
Peygamberimiz Temim Eddari’ye başından geçenleri sahabeleri anlatmasını buyurdu. Sahabeler pür dikkat dinliyorlardı. Önceleri Hristiyan iken sonra Müslüman olan Temim yaşamış olduğu çok ilginç olayı anlatmaya başladı. Temim 30 kişiden oluşan bir grupla birlikte bir deniz yolculuğuna çıkmış.
Fakat bu deniz yolculuğu beklemedikleri bir şekilde olumsuz hava koşulları yüzünden oldukça zorlu geçmeye başlamış. Bir ay boyunca süren fırtına ve onun getirdiği dalgalarla boğuşmak zorunda kaldıktan sonra güneş batımına yakın bir zamanda ufukta bir ada görmüşler. Derhal dümeni adaya doğru kırmışlar ve gemi yanaştığında sandallara binip adaya çıkmışlar. Fakat hiç ummadıkları bir şey bekliyormuş onları adada. Ne görsünler, acayip kılları olan hatta o kadar kıllı ki bu yüzden önünün neresi arkasının neresi belli olmayan bir mahlukatla karşılaşmışlar. Hayvan desen hayvan değil, insan desen insan değil. Ne olduğu belli değilmiş. Fakat gel gelelim bu canlı tıpkı insanlar gibi konuşabiliyormuş. Şaşkınlık içinde ona sormuşlar. Sen de kimsin böyle? Ben cesaseyim diye karşılık vermiş. Cesese mi o da ne demişler. Her ne kadar bu sorunun cevabını alamamış olsalar da cesesenin kelime anlamına bakıldığında casus demek olduğunu anlıyoruz. Tabi casusluk ile ne alakası varsa artık orasını Allah bilir. Günümüzde ise bazı rivayetlere baktığımızda temin ve gemideki diğer kişilerin karşılaşmış olduğu bu daha önce görülmemiş canlı, kıyametin alametlerinden biri olan ve o zaman geldiğinde yeryüzüne çıkacak olan Dappetül Arz olabileceği yönünde. Cesese daha sonra şöyle demiş. Ey siz şuradaki manastırı görüyor musunuz? İşte orada büyük bir zevkle sizi bekleyen bir adam bulunmakta. Sizden haber bekliyor. Ona gidin. İçeride bir adam olduğunu duyan temin ve arkadaşları bir nebze olsun rahatlamışlar. Çünkü konuşuyor oldukları mahlukatın şeytan olduğunu düşünüyorlarmış bir yandan. Böylece bir an önce onun yanından ayrılıp tapınak benzeri o yapıya doğru yürümeye başlamışlar. Tedirgin bir şekilde içeri girdiklerinde hiç beklemedikleri bir manzarayla karşılaşmışlar. Bakmışlar ki cüste bakımından daha önce görmüş oldukları hiçbir insana benzemeyen, çok uzun boylu, iri yarı, elleri, boynuna sıkıca bağlı bir şekilde vücudunun her yerinden dev zincirlerle bir köşeye sabitlenmiş bir adam duruyor. Şaşkınlığını gizleyemeyen Temim, sen de kimsin diye sormuş. Soruya soruyla cevap alan Temim’e Esas sen söyle, sizler kimsiniz? Demiş iri cüseli adam. Temim cevap vermiş. Bizler Araplarız. Bir deniz yolculuğuna çıkmıştık fakat denizin dalgalı olduğu zamanı denk gelmişiz. Bir ay boyunca dalgalarla boğuştuk, sonra gemiyi bu adaya yanaştırdık. Dışarıda isminin cesresi olduğunu söyleyen bir varlık, senin bizi beklediğini ve sana gelmemizi söyledi.
Bunun üzerine adam ile Temim arasında geçen konuşma şu şekilde devam ediyor. Bana Beysan hurmalıklarından haber verin. Onu niye soruyorsun ki? Hurmaları soruyorum. Hala meyve veriyor mu? Evet, hala meyve veriyor. Meyvelerin kesilmesi yakındır. Taberya Gölü’nden haber verin. Neyini soruyorsun ki Taberya Gölü’nün? Su. Gölde su hala var mı? Evet, suyu çoktur.
O halde suyun gitmesi yaklaşmıştır. Peki, Zugar Pınarından haber verin. Neyini soruyorsun? Oranın suyu var mı? Ahali oranın suyuyla ziraat yapıyor mu? Evet, suyu çoktur. Hala ziraat yapılıyor. Nebilerin nebisinden haber verin. Ne yaptı? Mekke’den çıktı, Yesribe yerleşti. Araplar onunla savaştı mı? Evet. Peki, onlara ne oldu?
Ona karşı gelen Araplara üstün olduğunu ve ona itaat ettiklerini haber verdik. Öyle mi oldu? Evet. Ona itaat etmeleri onlar için hayırlı olur. O halde ben size kim olduğumu söyleyeyim. Ben Mesih Deccelim. Bana çıkmam için izin verilmesi yakındır. Çıktığımda yeryüzünü dolaşırım.
Kırk gecede girmediğim hiçbir şehir bırakmam. Ancak Mekke ve Medine hariç. O iki yer bana haramdır. Ne zaman onlardan birine adım atmak istesem bir melek beni karşılar ve oraya girmemi engeller. Bu iki şehrin girişlerinde koruyucu melekler vardır.
Peygamberimizin, Temim-Etdari’nin anlattıkları bu olay karşısında kendisinin Deccel ile ilgili bugüne kadar anlatmış olduğu bilgileri tasdiklediğinden dolayı yüzünde bir tebessüm bulunmaktaydı. Evet, çok ilginçtir ki sahih olan bu hadisten de anladığımız kadarıyla geçmişte bir grup insan dünyanın başına bela olacak olan Deccel ile tanışıp onunla yüz yüze konuşmuşlardı. Diğer dikkat çeken bir detaysa Beysan hurmalarının hala meyve verip vermediğini sorması. Buradan da Deccel’in çıkışına yakın dünya üzerinde yaşanacak olan kıtlıkları anlıyoruz. Bazı İslam alimleri son günlerde yaşanan çekirge istilaları ve dünya genelinde büyük kıtlıklara yol açan bu durumun Deccel’in çıkışının yakın olduğu sinyalini verdiğini düşünüyor. Peki bugüne kadar Deccel’i görenler sadece Temim ve arkadaşları mıydı?
Deccel’in bulunduğu adaya bugüne kadar kimse rastlamadı mı? Veya o ada şu anda tam olarak nerede? Bu soruların cevaplarını arayan bazı araştırmacılar ilginç teorileri gündeme getirdiler. İlki tüm dünyaca ünlü, yüzlerce yıl önce çizilmiş fakat ancak uzaydan bakarak bu derece detaylarıyla çizilebilecek olan Piri Reis’in haritasında gizli olabilir.
Yetersiz imkanlarla, böylesine detaylarıyla çizilmiş günümüze dahi hala bir gizem olan bu haritada Piri Reis’in seyahati sırasında denk geldiği bir ada ki bu adayı kırmızıyla belirtmiş ve o adanın hemen dibinde bulunan yarı insan yarı canavarı andıran bu şey. Bir çok insan Piri Reis’in haritasındaki bu gizemin Deccel ile bağlantılı olduğunu düşünüyor. Günümüze gelecek olursak, araştırmacı yazar Kürşat Berkan’ın Yeni Dünya Düzeni isimli kitabında Deccel’in bulunduğu adayla ilgili çok ilginç bir teoriden bahsediyor. İsmini ve hangi ülkeye bağlı olduğunu buradan söylemem doğru olmayan Kıyamet Savaşı yani Armegyad’ın için bazı çalışmalar yürüten bir kurumdan bahsediyor. Kitapta anlatılana göre devlet bu kurum ile yaptığı çalışmalarda o büyük zaman geldiğinde kendini nasıl savunacağı üzerinde duruyor. Kurumun gizli olarak geliştirmiş olduğu savunmanın ismi ise Temple yani Tapınak. Buradan Deccel ile olan bağlantısının ilk sinyallerini alıyoruz. Tıpkı Deccel’in tutulduğu Tapınak gibi. Peki bu tapınağı temsil eden kurumun kendini savunduğu, ona karşı atağa geçeceği kişi kim biliyor musunuz? Mehdi. Zamanı geldiğinde Hz. Mehdi’ye karşı kurulmuş bir savunma mekanizması. Deccel ile Mehdi’nin mücadelesini duymuşsunuzdur.
Gelelim ada konusuna. Hepinizin bildiği Bermuda-Şeytan üçgeninin sınırları içerisinde bir ada var ve bu ada da turizme kapatılmış büyük bir tapınak bulunmakta. Yazarın kitabında sorduğu 3 tane soru var. 1. Neden bu ada turizme kapalı? 2. Neden adanın üzeri Gogul Ört’te sansürlenmiş durumda? 3. Neden ada az önce bahsettiğimiz Mehdi’ye karşı çalışma yapan kurumun bulunduğu devlete ait savaş gemileri tarafından çevrelenmiş durumda? Nedenler bir yana dursun, öyle ya da böyle zamanı gelince Deccel ortaya çıkacak. Bize denk gelir mi Allah bilir. Fakat aklıma bir soru takıldı.
Madem birileri Deccel için hazırlık yapıyor, acaba biz Hz. Mehdi için ne gibi bir hazırlık yapıyoruz?