Kaza Namazı Borcu Olan Kişi Nâfile Namaz Kılabilir mi?
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=zHeQsQShz0A.
Kaza borcu olan bir kimse nafile namazları kılabilir mi? Hanip-i Mesihbe açısından kaza borcu olan bir kimse nafile namazları kılmasında herhangi bir sakınca yoktur.
Tabi buradaki nafileden kastedilen namazların öncesinde ve sonrasında kılınan ve Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in kılınması hususunda teşvik ettiği namazlardır. Yani namazların öncesinde ve sonrasındaki sünnetler zaten bilinen ama bunun dışında kuşluktur, evabindir, teheccüdtür. Bu hususta Resulullah’ın teşvii olan namazlarda da aynı şekilde kaza namazı olan bir kimsenin kılması Hanip-i Mesihbe açısından bir sakıncası yoktur.
Hatta bizim klasik kaynaklarımızda bu konu Şafi Mesebi’nde biraz farklı. Şafi Mesebi’ne göre kaza namazı olan bir kimsenin nafile kılması caiz değildir. Hatta haram bir ifadesini kullanıyorlar. Ama Hanifiler öyle bakmıyor. Hanif-i Mesebi diyor ki hayır, kaza namazı da olsa bu kimsenin rawatib yani Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in namazın öncesinde ve sonrasında kıldığı, teşvik ettiğin sünnetleri
kılması haram diyemeyiz. Çünkü yine Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem namazın öncesinde ve sonrasında kılınan sünnetleri farz namazların tamamlayıcısı, noksanlıkları gidericisi kabul edilen namaz olarak Efendimiz vasıflamış. Dolayısıyla bu sünnetler normal bir hani kendim istediğimde kıldım nafile tarzında değil, bilakis farz olan namazların noksanlılarını tamamlayıcı olan bir sünnetlerdir. Dolayısıyla bunlar nafile farzlardaki eksiklikleri gideriyor, onları kemale eriştiriyor. Dolayısıyla bunları kılabiliriz yani kazası var diye bunları kılma diyemeyiz. Hanifilerin görüşü bu ama Şafi’yle öyle demiyor. O ki bu adamın kaza borcu var, sünnet kılmayacaktır, sünnet kılması haramdır. Tabii şunu ifade edelim. Şafi mezhebinin bu görüşünü mesela görüyoruz veyahut bu soruluyor da hocam bizim işte
ben Şafi’yim işte bizim mezhebimizde nafile kılmak işte kaza namazı olan bir kimsenin nafile kılması haramdır. E ben kılmayacağım. Tamam da Şafi mezhebinde kaza namazı olan bir kimsenin nafile kılmasının haramdır ifadesinin kastı şudur. Kardeşim senin kaza borcun var, senin Allah’a verilmiş bir sözün yapman gereken bir vazife var. Sen hiçbir şekilde nafile, fuzla işte veyahut da önemsiz işlerle meşgule mi?
Haşa yani nafile önemsizden kastım nafile namazları değil yani nafile namazıyla veya oturmakla veya eğlenmekle veya gezmekle bu tür fuzla işlerle vakit harcama demektir bu. Adam mesela Şafi nafile namazı kılmıyor ama gidip orada akşama kadar televizyon izleyebiliyor. Bu da haramdır Şafi’ye göre. Yani Şafi mezhebi kardeşim sen sünnet kılma kaza kıl derken kastı sünnetleri olan ön yargısından değil, vaktini fuzla işlerle yani ehemmiyeti daha az olan işlerle geçirme. Bizzatihi üzerinde mecburi olan sorumluluklarını yerine getir demek oluyor Şafi mezhebindeki bu hükmün cevabı. O yüzden Şafi olan kardeşlerimiz lütfen bu konuya dikkat edin. Yani doğru sizin mezhebinizde farz olan bir kimsenin kaza borcu olan bir kimsenin nafile kılması haramdır ama bu demek değildir ki git orada top oyna.
Bu demek değildir ki git televizyon izle veya bazen olabiliyor sünnet kılmıyor, bekliyor farzı bekliyor. İyi de kılsana sünnetini. Yani İmam-ı Şafi bu görüşe giderken kastı seni bu şekilde boş boş oturmam mıydı veyahut da bir takım fuzla olan amellerle uğraşmam mıydı? Kesinlikle hayır. Öncelikle Şafi mezhebindeki mantığı kavrayalım. Neymiş ehemmiyetli olan işleri bir an önce bitirip onun dışındaki gerek nafile olsun
veya gerek hayatımızdaki sosyal aktiviteler içerisinde bile olsa ehemmiyetsiz olanlarla olsun vakit harcamamalıyız. Nafakanın, geçimini, uykunu, teminat onun dışında boş bir vakit bulun. Hemen kaza kıl. Şafi’nin mantığı budur Şafi mezhebinin. Bir imkan bulun. 5 dakika bir vakit bulun. Hemen kaza kıl. Aksi takdirde günah gelsin. Ama Hanifi alimleri dediğim gibi bizim klasik kaynaklarımızda Hanifi mezhebinde olan kimseler kaza namazları varsa nafile kılmaları haram diyemeyiz. Onlarda öyle bir olay yok. Kaza namazı da olsa nafile kılmalıdır. Çünkü bunlar kılmış olduğumuz farz namazların tamamlayıcısıdır. Bunların noksanlıklarını telafi edicidir. Hatta Ömer Nasuhi Efendi rahmetli bu hususta bunu anlattıktan sonra ya nasıl bu söylenebilir diyor. Yani kaza namazı var nafile kılma kaza kıl. Bunu nasıl söyleyebilirsiniz. Bu adam bir günah işlemiş bir hata yapmış. Bu adam hatasını fazlasıyla sayık işte gayret sarf etmesi gerekirken bu hatasını telafi etmesi için daha çok efor sarf etmesi gerekirken nafile kıldırtırmıyoruz. Bu mantıklı olabilir mi diyor Ömer Nasuhi Efendi. Yani bu adama biz şunu demeliyiz kardeşim sen kaza bırakın namazlarına. Günahkarsın. Sen kazanı kılacaksın. Kaza namazlarına nafile onları da kılacaksın. E hocam vaktim yok kusura bakma kazayı bırakmayacaktın. Sen bir günaha girdin bir hata işledin ve bu hatayı telafi etmek için sünnetlerde nasıl taviz verebilirsin diyor Ömer Nasuhi Efendi. Dolayısıyla şunu bilelim Hanifi kardeşlerime sesleniyorum. Biz Hanifiler olarak kaza borcu varsa nafile namazlarımızı kılacağız ve kazalarımızı da kılacağız. Çünkü bu kılmış olduğumuz nafileler önemsiz değil.
Şu an diyelim ki bugün vaktin öğlen namazını kılıyorum. Öğle namazının farzına bir eksiklik oldu. O sünnet benim şu anki edamı telafi ediyor. Yani noksanlığını gideriyor. Üzerindeki bir eksikliği gideriyor. Dolayısıyla bu fuzlu olan bir önemsiz olan ehemmiyetli olmayan bir şey değil. Bilakis şu an eda etmekle mükellef olduğum namazın takviyesi olan bir ibadet. Onun dışında bir vakit kalırsak ki vakitlerde o zaman onları da kazalarımızı da o vakitlerde kılacağız. Bu nedenle hani şunu diyemeyiz ya farzdır, önemli, sünnet ya, önemli hani günahkar değil cehennemlik olmayız. Dolayısıyla önce farzları kılalım. Mantığını Hanifi mezhebinin kuralları içerisinde direkt değerlendiremiyoruz. Çünkü Hanifi mezhebi bu namazları o şekilde anlaşıldığı gibi önemsiz görmüyor.
Bir telafi edici olarak görüyor ve bu adam bir günah işlemiş ve günahını noksanlaştırarak ibadetlerinde eksikliğe giderek telafi ediyor. Yapmayacaktı. O kazasını neden bıraktı? O ki bıraktıysan sen Allah’a daha çok istiğfar etmelisin. Sen Allah’a daha çok tazarruda bulunmalısın. Daha çok ibadet etmelisin ki ya Rabbi ben namazımı kazaya bıraktım affet demelisin. İşte sünnetlere daha çok hassasiyet göstermelisin.
Dememiz gereken bir yerde sen sünnet kılma, kaza kıl.
Bu Hanifi mezhebinin anlayışına göre izah edilen bir durum değildir.