Üzerinde Az Bir Necasetle Namaz Kılındığında İade Gerekir mi? Abdülhamid Türkeri Hoca Efendi

Üzerinde Az Bir Necasetle Namaz Kılındığında İade Gerekir mi? Abdülhamid Türkeri Hoca Efendi videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=KP_9mBz7tu4. Namaza mani olmayacak az bir necasetle namaz kılındığında iadesi gerekir mi? Hanef-i mezhebine göre namaz kılacak kişi hem bedenini hem de namaz kılacağı meclisi yani namaz kılacağı mekanı necasetten temizlemekle emrolunmuştur. Bu sebeple, bir…

Üzerinde Az Bir Necasetle Namaz Kılındığında İade Gerekir mi? Abdülhamid Türkeri Hoca Efendi

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=KP_9mBz7tu4.

Namaza mani olmayacak az bir necasetle namaz kılındığında iadesi gerekir mi? Hanef-i mezhebine göre namaz kılacak kişi hem bedenini hem de namaz kılacağı meclisi yani namaz kılacağı mekanı necasetten temizlemekle emrolunmuştur. Bu sebeple, bir necasetle namaz kılacak olup gerek bedeninde olsun gerek de namaz kılacağı mekanda olsun namaz kılacak olursa bu durumda namazı olmayacaktır.
Ve bu konu ile ilgili Hanef-i fakihleri necasetleri ikiye ayırmış, necaseti galiza yani ağır pislikleri ağır ağırlıkları bunların namaza mani olma miktarının avuç içi kadar olduğunu ve bir rivayete göre ise 4 gram gibi bir miskal ağırlığında olduğunu.
Necaseti hafife denilen, etiyenilen hayvanların idrare gibi hafife necasetleri hafif necasetlerin içi hem ne kadar hilaflı olsa da sayı olan görüşe göre bulaştığı uzvun 4’te biri yani koluma bulaştıysa kolumun 4’te biri. İşte ayağıma bulaştıysa diyelim dizden ayağıma kadar bulaştı oranın 4’te biri. O kadar o 4’te biri aşacak olursa namaza mani olacağını söylerler.
İşte bu raddeden sonrası yani necaseti galizada bir miskalden fazlası, necaseti hafifetiyse uzvun 4’te birinden fazlasında namazın bozulacağı müttefakun aleyhtir. Peki burada bozulur da bundan altında bir necaset var ise yani adamın üzerine bir damla idrar var veya bir damla kan var. Bu şekilde kılınan namazın iadesi gerekir mi gerekmez mi? Bu konu Hanef-i kaynaklar arasında ihtilaflıdır.
Muhit sahibi ve Muhit gibi aynı düşünen Bahru-r-Rayk’e göre İbn-i Nüceyme’ye göre eğer kişinin üzerine gerek dirhem ağırlığında olsun. Çünkü dirhemden fazlası namaza mani olur dirhem olmaz. Gerek dirhem olsun, gerek de dirhemin azı olsun yani diyelim en son limit 4.2 gram bir miskal 10’un 6. Ne kadar? 4 gram veya 10’dan 6 1 gram böyle bir necasetle namaz kılacak olursa bu namazın iadesinin gerektiğini.
Tabii burada şu kayıt var eğer bu kişi bunu bilir ve çıkarma ihtimali varsa, temizleme ihtimali varsa bunu. Buna rağmen bunu temizlemez ise bu durumda bu şekilde kılmış olduğu namazın iadesinin vacip olduğunu ve o necaseti temizlememe su durumda kılmış olduğu durum namazın kerahatle kılındığını söylerler.
Bundan dolayı namaz kerahatle kılındığından dolayı kül-i salatün üddiyetü mal kerahati ve cebet iade tâh kuralından dolayı yani kerahatle kılınan her namazın iadesi vaciptir kuralından dolayı bu namazın iade edilmesi gerektiğini söyler. Muhit Sahibi ve İbn-i Nüceyme. Şimdi Muhit Sahibi, İbn-i Nüceyme bu görüşü benim sese de diğer fakihler ve mezhepte asıl olan görüşe göre namaza mani olacak miktardan aşağıdaki miktarlarla kılınan namaz iadesi gerekmemektedir.
İade burada istihbabendir, vücubend değildir. Yani bir kişi üzerinde diyelim galiz necasetten 4 gramdan aşağısı takriben veya hafifede ise 4’te 1’inden azı, elbisenin 5’te 1’i 6’te 1’i necistenin böyle bir şekilde necasetle namaz kılması hanefi mezhebine göre tahrimi değil, tenzihi kerahattir denilir.
İbn-i Abid’in ve fetih sahibinin tercih etmiş olduğu görüş budur. Tenzihi kerahat olduğundan dolayı da bunu bilerek ve temizleme imkanı olmasına rağmen temizlememesi evlayı terktir, müstahap olan eylemi terktir. Yoksa Muhit Sahibi’nin ve İbn-i Nüceyme’nin dediği gibi burada vacibin terki yoktur ve dolayısıyla namaz mekruhto kerahatle kılmış bir namaz da değildir ve dolayısıyla namazın iadesi de gerekmez. Sayı olan görüş ve mezhep içerisinde tercih edilen görüş budur. Yani bir gram, bir damla kanla, bir damla idrarla kılınan namaz hanefi mezhebine sayı olan görüşe göre tenzihi hem mekruh olduğundan dolayı iadesi vacib değildir. İadesi güzeldir ve bu şekilde kılınan namaz evlayı terk manasında değerlendirilir. Temizlemesi gerekir ama vaciptir denilmez. Şimdi burada namaza mani olmaması başka bir şeydir. Burayı da kaçırmayalım. Evet namaza mani olmaz ancak Allah Resulü Hadis-i Şerif’te istenzihü minel bevli buyuruyor. Yani bevilden sakının çünkü kabir azabının çoğunluğu ondandır. Bundan dolayı gerek kan olsun, gerek idrar olsun, gerek kan olsun bütün necislerde namazımızda o ya da bu şekilde bir küsurat, o ya da bu şekilde noksanımız olmaması için biz her yönden tedbirimizi almamız gerekir.
Biz tedbirimizi aldıktan sonra başka alternatif başka çıkar yol olmaması durumunda bu fetvalar üzerinden hareket edilebilir. Bu başka bir konu. Ancak ya i’hanefi mezhebine göre tenzihi hem mekruhmuş o zaman ben aldırış etmeyeyim. Hem namaz kılacağım elbisem, hem üstüm hem başım, hem istibram veya necaseti temizlemem. Hayır. Böyle bir şey Müslüman ahlakına yakışmaz.
Her yönüyle tedbirler alınacak. Her yönüyle fukhanın, selefinin, efendimizin zikretmiş olduğu şekliyle temizlik yapılacak. Ama sonraki dönemde ola ki böyle bir durum olduğu, üzerinde kişinin bir damla idrar olduğu veya bir damla kan olduğu bu şekilde kılacak olursa mezhebde asıl olan görüşe göre tenzihi kerahattir. Bu şekilde necasetle namaz kılmak namazın iadeci de vacip değildir.
Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala ali seyyidina Muhammedin.