Bilinçaltı Temizliği Nasıl Yapılır? | TR | Synergy Kendiyas |
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=b4wW_q5RKng.
Size göre hayal, bize göre gerçek. Arkadaşlar, bizler yaşadıklarımızla ilgili hep istişareler yapıp birbirlerimizi fikirlerine alarak, anladıklarımızı bir araya toparlayarak, yani kısacası Rabbimden gelen emirleri doğru anlayabiliyor muyuz, doğru okuyabiliyor muyuz, doğru yaşayabiliyor muyuz? Bu yaşadıklarımızla birlikte Rabbim bizden ne söyledi, biz ne anladık ve ne yaptık?
Sürükli bu sorgulamalarla birlikte, kardeşlerimle birlikte bu hayatı yaşıyoruz. Bu hayatımızı yaşarken Rabbimizin karşısında hesap vereceğimizi de bilip, ona göre birbirlerimizi frenleyerek, birbirlerimize uyararak hata, en az hataya göre hareket etmeye çalışıyoruz. En az hatayla Rabbimin huzuruna gitmeye gayret ediyoruz. Mutlaka ki insanlar, insanız ve hatalarımız oluyor, bunları da biliyoruz. Ve bunu mümkün olduğunca hal ilmi üzerine de istişare ederek anlamaya çalışıyoruz. Ve bunları da sizlere paylaşmak istiyoruz. Konumuz hastalıklar, musallatlar ve diğer etkenlerle ilgili araştırmalarımız olduğu için burada alt beyin, üst beyin, insanların hastalıkları gibi
nelerle karşılaştık, neler öğrendik, neler tavsiye ettik, kendi hayatımızda nasıl uyguladık, bunlardan bahsetmek istiyoruz. Bugün alt beyin nedir, nasıl olur? Tabii ki bunların hal ilmi üzerine de istişare ederek, hal ilmi üzerine de, artı tıp bilimi
üzerine de artı insanlarla da istişare ederek, toplaya bildiğimiz kadar bilgileri toplayarak anlayabildiğimizi size aktarıyoruz. Ama %100 doğrudur, kesindir bu böyle olmuştu bir iddiamız yok. Ancak biz bunları öğrendik, öğrendiğimizi uyguladık ve sonuca gittik. Bu sonuca nasıl gittik, neler oldu, bunlarla ilgili sizlere mümkün olduğunca anlatmak istiyoruz.
İnsanların rahatsızlık ve hastalıkları var, bunlara neler sebep olur? Yıllarca bunlarla ilgili birçok araştırmalarımız oldu. Hem ayetlerden, hadislerden, bu konulara hakim olan özellikle Efendimiz aleyhisselamın yaşantısındaki konulara, sahabelerin yaşadığı dönemdeki neler olmuş, hangi sınavlar başlarına gelmiş, bunların başa gelmesinin sebebi bizlere yani Efendimiz aleyhisselamın ümmetine
lazım olacak konulardır. Dolayısıyla bütün bunların da incelenmesiyle anlamaya çalışıp, kavramaya çalışıp bunları da daha sade ifadeyle yani o kadar sadeleştirilmeli ki 10-15 yaşındaki çocuğun dahi, çocuk demeyelim, gençlerin dahi anlayabileceği sade ifadeyle anlatmaya çok gayret ediyoruz. Mümkün olduğunca da sadeleştirmek istiyoruz. Bugün istişare etmek istediğimiz konu alt beyin. Bizim araştırmalarımıza ve her ilmi üzerine de istişarelerimizin neticesinde insanlarda bir üst beyin, bir de alt beyin var. Ve bunu farklı farklı şekilde isimlendirenler de var. Tıpla alakalı veyahut da aile danışmanları diyelim, psikologlar diyelim işte hipnoz
diyebiliyorlar, bilinçaltı diyebiliyorlar, keza gibi açıklamaları var. Peki bu nasıl oluyor? Yani bir taraf hipnoz derken, bir taraf bilinçaltı derken, bir tarafta beynimiz varken nasıl oluyor da bunlar bize nasıl karar verdiriyor veyahut da bizi nasıl ikna ediyor, nasıl rahatlatıyor veyahut da neden rahatsız ediyor?
Yani tüm bunlar bizim kontrolümüzde değil mi? Neler oluyor? Yani aile içi şiddet oluyor, geçim sıkıntısı oluyor, problemler oluyor, kaygılar oluyor, çocukluktan gelme, rahatsızlıklar oluyor ki genetik soy bağlantısıyla ilgili de araştırmalarımız oldu. Birçok sonuçlara ulaştık. Bunları kısmi kısmi de sizlere aktaracağız inşallah. Aktarmaya da başladık. Bilinçaltı veya hipnoz veya alt beyin üst beyin nedir? Yani böyle bir şey var. Doktora giden insanlar fayda görüyor. Keza fayda görmeyenler de var. Bilinçaltı temizliği yapılıyor. Özellikle enerjiciler bunları kullanıyorlar. Hemen buraya bir nokta koyalım, virgül koyalım. Enerjiye giden insanlar, çakra ve benzeri gibi, reiki gibi birçok dallara da ayrılmış.
Bunlardan fayda gören insanlar da var. Fakat bunun dinimizdeki yeri nedir? Veyahut da dinimizde bunun karşılığı nedir? Yani bu haram mı, helal mi? Bunları anlayabilmemiz için bir Müslümanın bunu uygulaması gerekiyor mu? Gerekiyorsa dininde neden fayda bulamadı da bunları kullanıyor? Veyahut da dinimizde var da bunların isimleri mi farklı, farklı mı lans ediliyor gibi Birçok araştırmalara girdik, naçizane. Allah rızası için anlayabildiklerimizi birlikte istişareler ediyoruz, sohbetler ediyoruz. Sabahlara kadar istişareler, araştırmalar bir araya gelmeler ki yıllardır. Velhasıl bunları da sizler artık aktarma ihtiyacı hissediyoruz. Buradaki bugün konumuz dediğimiz gibi hipnoz, bilinçaltı, alt beyin konusu. Tüm bunların içinden peki nasıl çıkabildik? Tabii ki kardeşlerim var ayetler, hadisler üzerine. Keza, doktorla tıplı alakalı olan kardeşlerimiz de var. Yani bütün bunları hepsini bir araya getirerek anlamaya çalıştık. Tabii ki bunların hiçbir tanesi bize tek başına bunları anlatmaya yetmedi. Bu defa manaya başvurduk. Mala ilminden bunları soyutlayıp, temizleyip, ayrıştırıp, birleştirip bize bilmemiz gerekeni ama bildiğimizinde Rabbimin emirlerine itaat ederek, şeytanın hilelerine düşmeyerek olması gerekiyordu. Ancak bunu da Rabbim yarattıysa, yarattığı her şeyin, ama mutlaka her şeyin teknik bir anlatımı var. Yarattığı her şeyin teknik bir anlatımı var ve biz bunu bilmiyorsak bu bizlerin suçu.
Öğrenmiyoruz, ilk ayet ikra oku, hemen sonrasında Yaradan Rabbinin adıyla oku. Yani okumak ve Rabbimizin adıyla okumak. Şimdi okumak olduğunda her şeyi okuyoruz. Fakat acaba iki ümmet vardır. Bir Efendimiz aleyhisselamın, yani hak olan dinin üzerine ümmet olanlar. Ki önceki kitapların döneminde, kitaplara inanan da hak üzeriydi o dönemde. Dolayısıyla bir de şeytanın ümmeti olanlar. Bu iki kısımdır, bir üçüncüsü yok. Ya iman vardır ya yoktur. Dolayısıyla bunları anlatırken mutlaka ve mutlaka teknik bir durum, olay, hal vardır.
Bizim bunu öğrenmemiz gerekiyor. Dolayısıyla buradan yola çıkarak her zamanki ve tüm konularda aynı şeyi uyguluyoruz. Ve burada ulaştığımız mananın bize bütün bilgileri alıp istişare ettiğimizde bize özetlediği kısaca şu.
Ruh, ruhun beyni var, bedenin beyni var, ruhun kalbi var, bedenin kalbi var ve bunlar iç içe. Peki ruhun kalbi nasıl diye sorduğumuzda, Rabbimin kullarına kendinden verdikleri, yani Rabbimin kulundaki tecellisi.
Bunu ruhun kalbi olarak bize anlatıldı. Bedenin kalbi de et olarak kalp, bunu zaten hepimiz biliyoruz. Hani kalpte bir yer vardır, oraya şeytan giremez. İşte o zerre, zerrenin tabi tanımı neye göre o da ayrı bir konu. Rabbimin nurunun olduğu bildiriliyor. Peki ruhla ilgili alt beyin, denilen ruhun beyni olduğu, peki üst beyin, bedenin beyni, ruhun beyni bir araya geldiğinde ne oluyor? Neden biz bu kargaşaları da yaşıyoruz ki neler yaşadığımızı birazdan bahsetmeye çalışacağım. Ruhun beyni var, alt beyin, bedenin beyni üst beyin, ruh bildikleri her şeyi üst beynine yani etin beynine,
üst akıla bunu ulaştıramıyor. İmtihan gereği. Bir vaka oldu, buradan yola çıkalım. Sürekli bayılan bir genç kardeşimiz var, 20’li yaşlara yakın ve üzerinde musallat olmuş olanlar vardı, alındı. Beyninde birkaç damarda problem vardı.
Manadan bunun da tedavisini yaptılar ki videolarımızı seyrettiğinizde manevi ameliyatlar tedavilerle ilgili. Doktora gitmiş raporları var müdahale edilemez ama manevi tedaviler neticesinde tedavi edilmiş. Bunlarla da ilgili birçok raporlarımız mevcut. Hani bunu kafadan ve rastgele konuşmuyoruz. Dolayısıyla beynindeki damarlara da manevi tedaviler uygulandı, onlar da düzeldi fakat ara ara bayılmaları devam ediyor.
Eskisi kadar değil, sıkıntılı değil, çok böyle zerre anlık sendeliyor. Yani araç kullanabilir ama bu ihtimal olduğu için kesinlikle direksiyon başına oturmaması gerekiyor gibi. Bu da o kişiyi evham yaparak acaba olabilir mi her an olabilecekmiş gibi de düşündüğü için bu konuda rahat değil.
Manevi olarak ve tıbbi olarak istenilen sonuca gelmedi ve sonucunda talep ettik manevi hocalarımıza da bununla ilgili nedir, konu nasıl olur diye ve bizi direkt albeyine götürdü.
Bunun araştırmasını yaptık. Hipnoz denildi, alt beyinliğinde farklı farklı isimler kullanıldı. Tıp da yeri var ve doğrudur. Ve bunu doğru uygulayan da gerçekten insanlara faydalı oluyor. Yani bu doktorun dini inancı değil kullandığı teknikleri doğruysa eğer faydalı olduğunu da öğrendik. Velhasıl şöyle bir bilgi aldık. Ruhun beyni alt beyin mana ilminden aldığımız bilgilerdir. İnanırsınız inanmazsınız ancak biz aldığımız bilgileri sizlere aktarıyoruz. Takdir sizindir.
Alt beyin ruhun beyni Galibela da kendinden önce yeryüzüne gelmiş kendisinin dedesiydi. Geliyor dünyada yaşarken eşiyle problem oluyor.
Problemlerin neticesinde intihar ediyor ve cehennemlik oluyor. Bize anlatılan izah bu. Ve Galibela’dan bunların hallerinden haberdar olduğu için diyor ki sıra bana geldiğinde işte kendisine göre önceki gidenler dedesi. Yani ataları. Bu hata yaptığı için ben bunu yeryüzünde yapmayacağım. Kendini ona göre kodluyor. Tabi buraya kadar Galibela’dan buradaki dünyadaki konulardan haberdar olduğu o kişinin cennetlik mi cehennemlik mi olduğu bunlarla ilgili haberdar olduğunu öğrenmek. Böyle bir şey nasıl olur yani bunu ayetlerle hadislerle destekleyebilir miyiz? Bunlarla ilgili bir nasıl bir kaynak bulabiliriz? Bu da araştırmalarımızda devam ediyor. Hem manadan hem de zahiren iki türlü de devam ediyor.
Ruhun beyni atası dedesi intihar ettiği için yeryüzüne geldiğinde dedesinin yaşadığı konularla alakalı bir olay gelişeceğinde yani eşiyle ilgili problemler oluyor intihar ediyor ya bir bayan veyahut da benzeri bir durum olduğu an alt beyin bağlantıyı kesiyor. Kestiği için üst beyin işlev göremiyor görmediği için bayılıyor. Bu tedirginliği ile ilgili peki musallatlar nasıl oldu diye sorduğumuzda çünkü musallat olanlar da yani iblisler ifritler veyahut da ehli kitap cinniler cinniler o kadar zarar veremiyorlar ama ifritler zarar verebiliyor. Nasıl oldu çünkü onlar bize fizik gibi yaptırımı yok ama bir çeşit enerji olduğunu da düşünürsek ve bedenlerinin de olduğunu düşünürsek hani gökyüzündeki siyah karabunluklar yok mu görüyorsun ne kadar yoğun olduğunu görüyorsun ama dokunsan elinde dağılacak ama varlar.
Ve o boyuta geçebilen yani astra seyahat diyelim veyahut da bize göre tayyip mekan ama ruhen yapabilenler hani uyanırken bağlandığında başka bir yere gidip oradaki bilgileri alabilenler ki yapan böyle çok kardeşlerimiz var.
Onlarla aynı boyuta gittiğinde o haldeyken ona dokunduğunda onların gerçekten bir cisim olduğunu biliyor. Bunu yaşıyoruz yani hatta çok uzun tırnakları, tüleri, kafa yapıları çok farklı ama genel cinnilerin ki insan ile ayşağı yukarı aynı hani biraz daha küçük yandan çekmiş boyunla küçük ama ifritlerin farklı hayvan kılıklarında olduklarını da gördük ki genelde farklı hayvan kılıklarında.
Genelde yılan şeklinde olan küçük solucan şeklinde olan kertenkele, örümcek şeklinde fare şeklinde olan fare çok az rasyonlar ama küçük evet timsah şeklinde olanlar var ama mesela çocuklarda daha çok örümcek şeklinde oluyor.
O daha şeytanlıkta rütbe almamış olanlar. Onlar ne kadar çok imanı toplarsa kendine bonus olarak, point olarak alırsa ona göre kendi şeytanın ümmetinin içinde daha üst kademeleri giriyor.
Yani onun bulunduğu hayvan şekline göre daha üst rütbeli olup olmadığını anlayabiliyoruz. Yani bir örümcek ile bir timsah kentte kertenkeleye gelen olduğu zaman direkt ben kertenkeleye gardımızı alıyoruz. Çünkü niye? Örümcek olanın çapı belli, gücü belli.
Artık anladık ama bir yılan gelirse, yılanın küçük solucan olanı bile gelirse, tabii ki yani yılan olduktan sonra çok daha bedenleri büyümüş olanların aynı zamanda da başları farklı olanlar da var. Yani ağız yapıları farklı olanlar, dişleri farklı olanlar, enteresandır yılanda kol olur mu? Yani bu tür halleri olanlar da var.
Yani bunları manadan sorduğumuzda mana hal ilmiyle onlarınla ilgili işlediği günahlara kadar olduğunu anlıyoruz. Bunlar insana zarar verdiği işte bayılma yapıyor fakat bir taraftan da alt beyin üst beyni kilitliyor.
Aradaki çapraz bağlantı nedir, nasıl oluyor diye düşünüldüğünde manadan bunu sorgulamaya, anlamaya diyelim. Sorgulama haddimizi değil de çalıştığımızda işlenen günahtan dolayı soya sirayetle edildiğini.
Yani diyelim ki bir ifrit bize göre diyelim ki biz 50 yaşındaysak onlar 500 yaşında. 500 yıl ama bu dünyada yaşıyor. Bu güneş doğuyor batıyor, doğuyor batıyor. Gün olarak saydığımızda cinnilerde insanlarda 9 ay 9 ay 10 gün ama cinnilerde 2.5’la 3 ay arası hamilelik sürecide. Şimdi cinniler ifritlerde aynı familiyadan olduğu için ama farklı farklılar.
Dolayısıyla bunlar nasıl zarar veriyor? Ne oluyor gibi sorduğumuzda işlenen günahları olduğunda soya sirayet edebileceği yani o kişi o günahı işlerken o kişinin yanında olan ifrit şeytanın tayfası onlar zaman sonra o kişi öldüğünde onun yine çocuklarına, akrabalarına çevresini geçerek böyle takip ederek gidiyor.
Düşünsene 500 yılda insanoğluna göre 25 yılda bir çocuk olduğunu düşün sen 100 yılda 4 kuşak değil mi? Böyle devam ettiğinde ne kadar kuşağı sirayet edebiliyor.
Rabbim bunlara bu izni vermiş. Neden verdiydi de ilgili tabi ki araştırmalarımız var. Velhasıl üzerine musallat olanlar soydan geliyor. Aileler tövbelerini yaptılar gayret edildi. Bunlarla ilgili engel olunmuş alınmış yani manadan mahkeme talep edip yoksa biz kafamıza gidip orada sen burada ne yapıyorsun vur kafasına diyemezsin.
Çünkü onları hükmedebilen biziz. İnsanlar bunu yapabileceğini bilmiyor. Hükmünün önüne geçebilmek için korkutuyorlar yani insanlarda ürküyorlar bana cin deme korkuyorum. 3 harfide ya 3 harfi dediğin cinliler de diyor ki biz size 5 harfi diyor muyuz diyor. Maskarası oluyoruz onlara ya. Yani bu onların salak geri zekalı olduğu anlamına gelmiyor ki. IQ’su yok, zekası yok olmadığı anlamına gelmiyor ki.
Olmasa sorumlu olmazdı. Tabi ki hazreti kuralında bile insler ve cinseler değil mi? Belirli. Çünkü tabi ki kesinlikle Rabbim kulluk etsin diye yaratmış kulluk edecekse de aklı, mantığı, fikri, zekası hepsi var. Ancak biz insanlar onlardan üstün yaratıldık. Yani bizim en düşük seviyeimiz diyelim insanların. Onların en yüksek seviyesi olanlardan daha yüksek.
Dolayısıyla biz onlara müdahaleyi çok kolaylık yaparız. Onlar bize müdahale edemez. Ancak ne oluyor da vücuda girebiliyor, vücuttan beslenebiliyor, damarların içine giriyor. Aynı zamanda damarın dışına girmiş ya kendini ip gibi yapmış ya.
Sarmış, sıkmış. Tıbbi olarak damar daralması, damarda iltihaplanma, zedelenme var. Bayılıyor. Peki, bunlar alındı. Maneviyat aynı zamanda tıbbi tedavide uyguluyor.
Rabbimin müsaade ettiği kadar yalnız. Yani uyguluyor herkesi aynı şekilde anlamında değil. Bunlar da alınmış bu kişide, bayılan kişide. Ne oluyor da bu iyileşme dinin biz araştırmasını yapıyoruz.
Alt beynin garibeladan öğrendiği, sıra ona gelip yeryüzüne geldiğinde önceki atalarını yaptığı hatayı yapacağı an ya da yapmayacak ama öyle bir ortama girdi. Olabilme ihtimaline karşı beynin kitlediğini öğrendik.
Beyin kitlediğinde kişi bayılıyor bir süre sonra toparlanıyor. Hem ifid cinnilerin olduğu boyutu anlayacak bir imkan olması lazım. Hem manadan hal ilmiyle bilgi almak lazım.
Bütün bunlarla ilgili bilgi aldığımız hal ilminden Allah dostların maneviyatın bize bu bilgiyi verebilmesi için müsaadenin olması lazım. Hem de bizlerin cinniler hayatındaki o boyuttaki konulara da hakim oluyor olmamız lazım.
Yani oraya da geçtiğimizde şimdi temel kural şudur. Etrafımızda bunlar vardır, çokça vardır. Zarar verir vermez vesaire. Ama sen onları gördüğünde, onlar da gördüğünü fark ettiğinde işler değişiyor. Hemen seni işaretliyorlar ve herkesin kendine göre birtakım istekleri veya müdahaleleri oluyor veyahut da hedef olarak seçiyorlar.
Şimdi bütün bunlara da hakim olmak lazım. Tabi insanlar böyle bir şey yoktur diyebilir. Türlü türlü şeyler söyleyebilir. Ancak bizler yaşayarak bu konulara geldik. Yaşadıklarımızı araştırarak, altındaki noktayı bularak. Ama şunu bulduk. Rabbim her şeyin teknik bir yanını mutlaka yaratmış.
Hani havayı yarattı, suyu yarattı, buz halini yarattı, katıl sıvı, gaz hali ama bir de bunların daha alt yapısı var. Molekül hali var. Dolayısıyla her şeyin teknik yanını yarattığı için, teknik yanında iblis bildiği için kendi ümmetine bunlarla ilgili teknik bilgiler veriyor.
Verdiği bilgilerin neticesinde onlar karşımıza donanımlı geliyor. Bizde de 10-20 sene okumuş veya anlatmış olan insanlar veya bir camide imam olan kardeşlerimiz var veya bunların üzerine ayet, hadis çalışmaları yapmış kardeşlerimiz var.
Onlar bu ilme sahip değiller. Sahip olmadıkları için biz onlara soruyoruz. Onlar bilmedikleri için cevap veremiyorlar. Bunu Nasretin hocanın deyimiyle, affedersiniz eşekten düşmüş gelsin buraya.
Bu boyuta gitmiş, bunlarla mücadele etmiş, çırpılmış, çıldırmış, vücudunda gezenleri görmüş, birtakım halleri görmüş. Biri birine söylemiş git bunu öldür, git buna bak veya git ona dışarı çık. Gel buraya demiş, koşmuş peşinden gibi. Bu halleri yaşamış kardeşlerimiz bizi anlayacak. Diğerlerini anlamasını zaten beklemiyoruz. Buradaki amacımız da zaten herkese değil. Gerçekten bu sıkıntıları yaşamış. Bunlarla ilgili kulaktan duymak bilgileri var. Herkes bir şey söylemiş ama bu halleri yaşayıp çıkmış. Nasıl girmiş, nasıl mücadele etmiş, orada ne görmüş ne yaşamış, nasıl kurtulmuş. Bunlar lazım. Biz bunları anlatıyoruz ve bizim çevremizdeki kardeşlerimiz de biz böyle bir grubumuz, böyle bir arkadaş ekibiyiz ve farklı meslekliler ve farklı gruplarda olan yani farklı görüşlerde olan insanlarız bir aradayız. Ama ortak noktamız nedir? Yaşadıklarımız. Hristiyanlardan da gelip soranlar var, görüştüklerimiz var. Farklı dinlerden olanlar da var. Tabii bunları da anladıkça anlıyoruz ki bu halleri yaşayan sadece Müslümanlar değil.
Hristiyanlardan da var. Yahudilerden de var. Yahudilerden bile bu konuda fikir almak isteyen insanlar oldu. Ateist olanlar da var. Ama her halikarda hak olan imandır. Rabbimin emirleridir. O doğrultuda hareket edilmediği sürece şu ana kadar kurtulan olduğunu ben şahit olmadım. Biz olmadık. Yani olan vardır, ayrı konu.
Fakat bunun alternatifinde alt bey nasıl kitliyor, neden kitliyor, neler yapıyor, nasıl hükmediyor ki bunlarla ilgili tabii ki daha araştırmalarımız devam ediyor. Ancak şu var. Hipnoz denilip yapıldığında bunun faydalı olduğu ama çerçevelerin ne olduğunu araştırıyoruz. Alt beyin bilinçaltı derken bunların ne olduğunu araştırıyoruz. Manadan bakıldığında bunu da araştırıyoruz. Ama biz manadan bağlanabildiğimiz için çünkü bir doktor eğitimimiz yok, diğer bilgilerimiz yok, manadan bağlandığımızda bir insanın ruh hali konuşuyor.
Alt beyin konuşuyor. Peki bunu bizim takdirimiz mi? Hayır, Rabbim böyle bir özellik vermiş. Diyeceksiniz ki bu seni kandırabilir, bu o değildir. Biz de bu kadar uzun yıllardır araştırmalar neticesinde her ihtimali düşünerek gayret ettik. Yani emin olun biz onları düşündük.
Ayrıca boyutlar arası farklılıkta yani cinni bir ortamla farklı bir ortamı veya kabir hayatından bile olanlarla ilgili bazen manaya müsaade edildiği için oradan da bilgiler geliyor. Bunların hangisi hangisi olduğuna ilgili yüzlerce kez veya çok çok tafazı rakamlarda yaşadık neresi ne olduğunu biliriz. Yani bir camiye girdiğinde ne olduğunu da biliriz. Bir kiliseye gittiğinde de ya da uzaktan baktığında ne olduğunu biliriz. Hani o kadar boş ve cahil hale konuşmuyoruz. Alt beyin, ruhun beyni veya hipnoz denilenlerin hepsinin aynı noktaya çıktı. Her halükarda bunların insanların bunlara ihtiyacı var.
Tedavisi için ihtiyacı var. Üzerine musallat olmasa bile burada duralım. Bu tür beyinle ilgili davranışlar ve konuşmalarla ilgili eğer Allah muhafazı bir cinciğe gittiyse veya da konuya hakim olmayan bir yere gittiğinde tamam sana musallat oldu. Sen şunu bu kadar yapacaksın bunu bunu yapacaksın. Ama kardeşim üzerine var mı yok mu gördün mü yani bir insanla diğer boyutu iç içe koyup olup olmadığını görmen lazım. Buna göre söylemen lazım tahminler üzerine olmaz. Bu vevaldir. Gunahtır Rabbimizin karşısında nasıl bunun hesabını vereceğiz.
Konuya hakim olmadan olmaz. Hele bir de şu nuskayı al tak iyi olacaksın. O zaman bir ayet olduğunu düşünelim. Havasilmi ile ilgili ve hipne ile ilgili hiç bahsetmiyorum.
Ayeti yazdığında o zaman diğer ayetleri niye çıkartıyorsun. Tamam biliyoruz şifa ayetleri ayrı o kadarını biliyoruz. Fakat ayeti okuduğunda veya yazdığında arka tarafta yani arka taraf derken sen onu talep ettiğinde arka planda ne oluyor onu görüyor musun?
Görmüyorsun. O zaman ne oluyor? Ben bu kadar okudum iyileşemedim. Oradan kişiler şüpheye düşüyor. İyileşmediği için haşa dine karşı bir soğumaya gidiyorlar.
Halbuki arka plan öyle değil. Okuduğunda mutlaka okumak davetdir. Mutlaka Rabbim tecelli eder. Rabbim de kuluna kulunun eliyle ulaşır. Okumuş olan insanlar okudukları kitaplar zaman içerisinde deneyimlerle, tecrübelerle birlikte hazırlanmış dersler. Haliyle bunları insanlara uyguladıklarında işin %50’si doktorda biter. Ama her ne uygularsa uygulasın. Hasta olan kişinin bu yardıma ihtiyacı olan kişinin bir doktora teslim olması bakın enerjide de aynı şey geçerli. Hocalara gittiklerinde de aynı şey geçerli. Temelinde inaç ve teslimiyet var. Doktora itimat edip doktorun söylediklerini uyguluyor olması önemli. Peki nerede nokta? Hangi noktada doktorlar başarılı olur? Hepsi %100 başarılı mı oluyor? Hayır. Temeli şu.
Alt beyin, ruhun beyni geçmişi hatırlıyor. Anne karnını hatırlıyor. Şu andaki yaşamımızı hatırlıyor. Bundan sonra kabir hayatını hatırlayacak, cennet hayatını hatırlayacak.
Yani ruh yaşayarak devam ediyor. Galiba o dönemden verdiği sözlerden amaçları ve idealleri var. Bazı kişilerden hoşlanırız bazılarından hoşlanmayız. Veyahut da bu elektrik alma nedir de bir videomuz vardı.
Yani seçtiği eş veya ayrılanlar var. Neden ayrılır ne olur gibi. İşte nikahın olması hani nikah da bir ağır olur enerjilere göre ama gerçekte manevi bir nur yani yumurtanın zarı gibi bir zar ve koruma vardır.
Bunları hep anladığımız kadarıyla anlatmaya çalışıyoruz. Kişinin inancı teslim olması önemli ama aynı zamanda ruh bunları hep hatırladığı için yani hard disk’e hep yazarak devam ediyor. Ruh ölmüyor ki. Ruhun kendi beyni var ve orada devam ediyor. Ve kendinden önce gidenleri de biliyor ve kendi döneminde yani Galibela’da yaşadığı dönemde oradaki tanıştığı insanlar var.
Eğer oradaki kulları burada gördüğünde otomatik ama ona güven duyuyor. Yani ansızın bir yere gittiğimi hiç tanımadığın insanlar var. Sorsam buna güvendim buna güvendim buna güvenmedim der. Neye göre güvenli neye göre güvenmedi.
Çünkü önceden mutlaka tanıyordur ve biliyordur. Doktora gittiğinde ta geçmişten beri olan bütün her şeyiyle gidiyor. Doktor onu yönlendiriyor. Yönlendirmesinde burada bu defa hastaya iş düşüyor.
Üst beyniyle doktor ona diyor ki geçmişinde çocukluğunda işte çocukluğunda ineline yaşadığım bir şey vardır diyor ya. Veyahut da mutlaka geçmişinde yaşadığım bir korkular var bir sebepler var diyor ya. İşte tam bu noktada kendisini de zorlaması lazım. Bu olur mu bu olur mu diye kendini bir check up ediyor olması lazım. Ki buradaki temel nokta şu. O insan kendini düşündüğünde yani alt beynine iletişim kurmaya çalışacak hatıralar anıları istediğinde ruh beyniyle geriye gidiyor aslında. Ruhun hard diskinden bilgi kaynağından faydalanıyor. Üst beyin her zaman alt beyne tabi olmak zorunda. Zaten tabi olmadığında inançsızlık da dahi oluyor. Alt beyin biliyor çünkü ruhun beynini biliyor. Bütün eğer uyumuş olsa var ya herkes imanlı olur. Hatırladığını doktora söylediğinde telaffuz ettiğinde doktor alt beyinle üst beyni barıştırmış oluyor. Alt beyin her şeyi üste iletemez imtihan gereği. Rabbın böyle emir koymuş. Yoksa galiba adateleri düşünsene aynı yaştasın aynı yerdesin. Sana bakıyorum sen benim 7 nesim veya 5 nesim sonra doğacak torunumusun. Ama aynı yerdeyiz veya bakıyorum benim 10 nesil önceki dedem ama aynı yerdeyiz.
Aynı şartlardayız. Bu ortağından sırası vakti gelen yeryüzüne iniyor. Ama hep beraber bir yerdeyiz. Parça parça anne karnı, parça parça yeryüzü ve parça parça da kabir hayatında toplanıyoruz.
Hani bir yerden al suyu aşağıda bir yere döktüğünü düşün. Döktüğün yer tek. Oradan çıkış tek. Gelindiği anne karnından kabir hayatına veya dünyada bir nefes alıp veya yaşayıp da yine kabir hayatına gidiyorsun.
Kabir hayatına gidiş iki yer. Bir imanlı günahı olur olmaz vesaire. Yani o ayrı. İmanlı hani son nefeste iman önemli ya hani nasıl yaşarsam da öyle ölürsün yani ben bunu hatırlayacağım arkadaşım.
Ölürken unutmayacağım diye ömür boyu kendine telkin et. Ya o zaman unutursun. Ama öyle yaşarsan hatırlatılırsın. Dolayısıyla ya imanlı ya imansız gidersin. İki yer vardır.
İki yerinde kendine göre bölümleri vardır. Asra seyahat yapanlara veya bize göre ruhel tayin mekan yapanlara onlar da ruhel gidiyor. Asra seyahat diyorlar. Biz de gidiyoruz tayin mekan diyoruz. Onlara gidenlerle bir istişare edildiğinde onlar herkes benzeri şeyleri anlatacaktır. Yani dünyayı düşün kabir hayatı. Biri denize indiyse, adaya indiyse ona göre biri karaya indiyse ona göre biri Afrika’ya girdi ise oradaki insanları ona göre anlatacak. Ama Rusya’ya gittiyse farklı anlatacak. Çin’e gittiği yeri daha bambaşka anlatacak. Bunun gibi ama benzeri özellikler ortak aynıdır. Kabir hayatı da böyledir. Ruhun beyni bütün bunların hepsini biliyor.
Doktor alt beyin ve üst beyin arasındaki hatırlatmayı yapıyor. Düşünmeye sevk ediyor. Bu insanlar donanımlı insanlar, bilen insanlar, bu insanları iyi dinlemek, söylediğini iyi uygulamak ve teslim olmak gerekiyor.
Yani sen kendi içinde yaşadığın bir sıkıntı var. Örneğin tacize uğramışsın. Hani insan bunu saklayabilir, biliyordur. Bunu saklamanın anlamı yok. Senin hastalığın çözümü onu açıklamandan itibaren geçecekse sen bunu açıklamak mecburiyetindesin. Çünkü neden diyoruz? Doktora gitmiş, düzelmemiş vs. olmuş bir şekilde tanışmışız. Bu özellikimizi bilmiş Allah rızası için yardım talep etmiş. E sorduğumuzda bunu karşılaşıyoruz. Sen doktora gittin bunu niye söylemedin?
Biz ondan öğrenmiyoruz ki. Ruhdan öğreniyoruz. Ruh konuşuyor mu? Evet çok güzel de konuşuyor. Ruhun ete ihtiyacı yok ki konuşması için. Biz onunla etle mi konuşuyoruz? Hayır. Ruhla ruh haline geliyorsun.
Rabbim de böyle bir özellik vermiş. Yani bu bizim suçumuz değil. Tercihimizdir mutlaka. Bilemiyoruz geçmişten. Dolayısıyla bunu anlayabiliyoruz. Ve hepsi de yüzde yüz net çıkıyor. Tabi bu arada bunlar cinlerdir falan diyen de olabilir. Yani bu konuları geçtik artık. Çünkü insana faydası olduktan sonra o insandan duadan başka bir şey de istemiyorsun. Vesile oluyorsun. Yani asıl olan budur. Dolayısıyla doktorun yaptığı aradaki geçişi yapıyor.
Hatırlatmayı yapıyor. Anılarını yaşadıklarını kurcalıyor, karıştırıyor. Karıştırdıkça alttakini üste getiriyor vesaire sorularla konularla. O insan onu hatırladığında alt beyin istediğini üst beyni iletmiş oluyor.
İlettikten sonra iyileşme başlıyor. Onun için doktor çok önemlidir. Doktora itaat ediyordu olmak lazım. Peki her doktora giden iyileşiyor mu? Hayır. Ve bu defa enerjiye gidiyor.
Enerjidekiler de kendilerine göre bilimsel tespitleri var. Enerji ve çakra üzerindekiler de boyutlar arası hareket ederek gördüklerini buradan geri taşıyorlar ve insanlara nasıl faydalı olacağını anlatıyor.
Ama orada onların kaynağı İslami mi? Şu ana kadar enerji boyutundan olup da eğer İslami olsaydı zaten manaya göre konuşurdu. Ve o boyuta ruh dolaşıyor. Eğer cinlileri, ifidleri gördü, onları tanıyor bilmiyorsa onların söylediğini doğru kabul edip ona göre hareket ediyor. Ama onlar oradaki bir insanın üzerindekini de gösteriyorlar. Görüyorsun onu.
Ama seni geri dönüşte kendilerine göre yönlendirip farklı bir yöne çeker mi? İmansız noktasına çekebilir. Çünkü onların görevi kişinin imanını almak. Hani gittiğin yerdeki kullar seni fark ettiklerinde seni farklı yönlendirebiliyor. Çok mu karmaşık oldu?
Çok. Ancak yine gittiğin yerde eğer imanlıysan imanlı şekilde kelime-i şehadet getirdin, duan ettin, Rabbimden istedin, Efendimiz aleyhisselama selatü selam gönderdin, taleb ettin, Rabbim şeytan ve şeytanların etkilerinden uzak tut diye taleb ettin, dua ettin.
Manevi davet ettin, davetinle birlikte manevi hocanla, ki manevi hocayı da en az 5-10 yıl arasında bizim tespitlerimize göre söylüyoruz belki 5 saniyede sahip olan da olur, o ayrı konu. Olduktan sonra gide gele, gide gele, gide gele, anlıyorsun artık. Cinleri, ifritleri, farklı konuları görerekten de artık belirli bir zaman sonra anlıyorsun. Kılık değiştirenleri var mı? Var. Kılık değiştirse bile onlara farklı özellikleri de var. Anlıyorsun onu. Kılık değiştirmiş olanı anlayabiliyorsun. Ama o kadar onların içine yaşaman lazım, anlaman lazım. Ama yaşarken maneviyattan olup sana onu öğretmesi lazım. Direkt tanışman eğer ifritlerle olup da onlar tanıtırsa kendine göre tanıtıyor.
Bu sefer bu taraftan söyleyene inanmazsın, manadan söyleyene inanmazsın ama manadan tanışır da oralara giderse bu sefer hiçbir şekilde onlar kandıramazsın. Çünkü manevi hattın seni sürekli uyarır. Bu yalan söylüyor, doğru söylüyor. Doğru söylüyor ama söylediğini kendi de doğru biliyor ama gerçek değil. Yalana düşecek. Yalan söylüyor ama kastiyedemiyor gibi uyarır. Bunlar çok kolay ve basit olan konular. Dolayısıyla bütün bunlarla, donanımla birlikte bunu yapmak lazım.
Bunları yaptığında bunların benzeri ama farklı boyutta olanları enerjicilerde de var. Bakın enerjiye gitmiş, eğitimi almış herkesi demiyorum. Bunu kitaplaştıran, belirli bir düzene oturtan oradaki bilgileri kitaplaşmadan önce ders olarak hazırlamadan önce yaşamış insanlardan bahsediyorum.
Yoksa her oraya girip çıkan aynı özellik de değil. Onu kastetmiyorum. Sakın ha. Peki ondan Müslümanlar faydalanabilir mi? Faydalanabilir. İmanını sağlam tuttuğunda faydalanabilir. Ama çok kritik bir nokta var. Müslüman. Ben Müslümanım diyor. Namaz kıldı kılmadı. Biz insanların namaz kıldığını soracak değiliz. Biz nedir? Karnını açmıyor diye soruyoruz değil mi? Fatih Sultan Mehmet Han’ın nasihatıdır. Dolayısıyla imanlı, Müslümanım diyor. Ama Müslümanın hiçbir alameti üzerinde olmasın. Müslümanım dediği için Müslüman’dır. Ama şirke düşecek yani imanı kaybettirecek bir şey yaparsa imanı gider ama onun farkında değildir. Kelime-i Şehadet getirdi mi tekrar Rabbimiz istersen geri gelebilir. Konumuz tam bu değil o yüzden açmıyorum. Onların içine gitti Müslüman. Onlardan yardım istedi. Onlar dedi ki herkesi affet.
O da herkesi affetti. Ya burada çok büyük bir problemimiz var. Bizim zaten bu anlatmak istediğimiz. Rabbimiz, Efendimiz aleyhisselam alimlerimiz dolayısıyla Sisi’yle dahil bunları söylemiş. Efendimiz aleyhisselamın hadisi şerifi var. Merhamet etmeyene merhamet olunmaz. İşte insanlar borçların ödeyemediğinde gösterilecek kolaylıklara varana kadar birçok şeylerimiz var.
Rabbimiz söyledi Efendimiz aleyhisselam bize bildirdi alimlerimiz de hatırlatıyor deyip Efendimiz aleyhisselamın söylediği için af etmeyip de bu giden Müslüman ya. Bundan da haberdar ama. Ben nasıl hakkımı helal ederim diyen insanlar var. Ki tarikat ehli olup da bunu yapan dahi var. Ama oraya gidiyor orada ben diyor affettim. Affettim niye?
Enerjici söyledi zaten problemimiz bu. Yani Rabbimin emirlerini almışlar bir paket yapmışlar. Bu paketimiz bizim zaten Hz. Kitabımız var. Kuranımız var.
Allah’u Teala’ya iman edin tek olduğunu kabul edin deniyor ve dua edin. Rabbinize bol bol dua edin diyor. Oradaki de diyor ki evrene diyor olumlu düşünce gönder. Aynı şeyi söylüyor. Burada afet. Af edilme hak et deniliyor. Yapmıyor. Oradaki gidiyor ki her şeyi affedeceksin diyor. Her şeyi de affettim diyor çok rahatım diyor. Enerjiciler yani konuşulabilen enerji de var diyorlar. Re1’ler Re2’ler tam bilemiyorum ama. Sonuçta enerji nasıl konuşur o zaman bir zekası mantığı verdiğinde onların cevabını veremiyor. Aslında biz onları gayet et biliyoruz. Bunlara da ilgili bildiklerimizi onlara da aktarmak istiyoruz. Yani baştakiler biliyor. Hazırlayanlar biliyor. Arkadakiler bilmiyor.
Bizim anlatmamız gereken kişileri rencide etmek suçlamak değil. Biz bütün bu konularla ilgili kafa yoruyoruz. Zamanımızı buna harcıyoruz. Rabbimin dinine hizmet etmeyi biz bu yolu seçtik.
Ve doktorlara dönersek, doktorlarda imansız bile olmuş olsa, işini doğru yapıyorsa, karşıdaki kişi de gerçekten doktora teslim olduysa %100 fayda görür. Doktorun imanıyla alakalı değil bu. Sen doktora güvenirsin. Sorduğu her şeyi de hatırlayabildiğin kadarıyla çünkü o sana hatırlatacak ipuçları verecek.
Ya da hipnoz. Gözü açık olan da var, uyutulur olan da var. Aynı şey. Hipnoz deyince daha bir havalı oluyor. Değil mi? Bilinçaltı vs. Bunların ufak farklılıkları olabilir ama temelinden bahsediyoruz. Anam fikirden bahsediyoruz. Güvendi doktoruna, doktorun dediğini yaptığı, gereğinin üzerine yaptığında mutlaka fayda görür. Bu doktorun inançlı ya da inançsız olmasıyla alakalı değil. O işini iyi yapıyor doktor. Hasta da ona teslim olmuş. Şimdi bu taraftan aynı şey. Enerjiye gitmiş, teslim olmuş, inanmış, affetmiş, onu bunu yapmış fayda görüyor. E bu taraftan dinimizde Hz. Kuran’a göre, hadislere göre uysa, iman etse ve denileni yapmış olsa yine fayda görecek.
Şimdi tam teslim olmamış ama tarikat ehli olsun. Örnek. Olmaz ya, oldu diyelim. Bence şöyle, bence böyle olur. İşte Allah Allah veya Efendimiz aleyhisselamı değil de daha çok şeyhini sayıtlıyor. Orada bir hataya düşebiliyor. Gibi olursa eğer, şimdi tam teslim olmadıysa ama yaşantı, sakal, cübbe olarak da dıştan da böyle olmuş olsa, bu sefer neye inandığı, iman ettiyse oradan faydalanır.
Anladınız mı dediğimi? Evet. Ama iman etmiş olanlar da yine Rabbimin emrini uyar. Hani Müslüman olmak için namaz kılmak şart değil ama Müslümanların herkes de namazın farz olduğunu bilir ve kılar. Öyle değil mi? Kelime-i Şahadet getirmek için namaz kıl değil. Ama kelime-i şahadet getirdikten sonra namaz farz.
Onun için bizim konuyu çok iyi doğru anlamamız gerekiyor. Bir toparlayacak olursak, doktorda da, enerjide de, cinci bile olsun eğer itimat ediyorsa.
Veyahut da manadan da olan olursa, bunların hepsinden faydalanabilir. Peki bunların hepsi yeterli mi? Asıl konu bu. Doktora gitti, bilinçaltıyla ilgili indi, konuyu tespit etti.
Doktordan fayda görür, konuyu ortaya çıkartır. İş bundan sonra başlıyor. Anladı, anladığı konuyla ilgili affetmeler, tövbeler, dualar olursa üzerindekiler musallat olan varsa doktor onu bilmez.
Bununla ilgili kendi dualarını okuduğunda, Rabbimden istediğinde, gözyaşı döktüğünde, sadaka verdiğinde, üzerine musallat olmuş olanlar, ya gidecek ya yanacak. Ya olacak ya ölecek o kullar. Ama şeytan ama kul gidecek. O zaman doktora gitti, geldi, dua etti ve iyileşti. Tamamen iyileşir.
Aynı şekilde enerjiye gitti, faydalanmaya çalıştı, affetti. Ama Rabbimiz ve Efendimiz aleyhisselamın söylediği için değil de oradaki enerjici söylediği için ama her halükarda Müslüman’ın diyorsa Müslüman’dır.
Bir nokta. Biz kafire bile kafir diyoruz. Öyle bir yetkimiz yok. Aşağıya bu çok önemli. Dolayısıyla yaşantısı kafir bile gibi olsa. Dolayısıyla inanç ve teslimiyet bir kere çok önemli.
Ama bir Müslümanın, bir enerjici söylediği diye affediyorsa, Efendimiz aleyhisselam söylediği diye yapmadıysa, burada da biraz, bilemedim burada ne söyleyeyim. Uygun değil. Yani Efendimiz’in buna üzüldüğünü, Peygamberimiz’in buna üzüldüğünü ama onun da bir toparlanmaya gayret gösterdiğini gördüğünde mutlaka ki hakkın sahibi olan Hak Teala bilir.
Bizim haddimiz değil. Ama kalbimizi silmiyor. Ama silmeme sebebi bir tarafa hata yine bizim. Biz eğer enerjicilere hazırlamış sistem gibi bu kurumları araştırıp, toparlayıp hazırlamış olsaydık bu insanlar oraya gider miydi? Gitmez. O zaman hata bizim. Peki gidip fayda gördü. Şöyle de bir durumlar var bunun içinde. Yani konumuz o değil ama onların üzerindeki olayı ortaya çıkardı. Rahatlamaya başladığında beyin, altbeyn çözdüğünde altbeyni üste iletti, toparladı. Ama doktordan ama oradan. Musallat varsa, musallata çözüm bulamıyorlar orada ama. Öyle bir nokta ki af ettin, bir kısmı çözüldü. Üzerinde 30 tane haciz dosyası var diyelim. Doktora da gitti 30 tane konu var. Enerji de gitti 30, burada da 30. Her bir konuyu dosyayı açıp onunla ilgili tek tek işlem yapmak lazım. Her dosya rafa kalktığında toparlanıyor. Ama iki tanesinde musallat var diyelim.
Şirke girme konusu olsun ve de bayansa çocuk aldırma olsun. Çünkü çocuk aldırma olduğunda o ruhun kul hakkı var. Onunla da mutlaka kabir hayatındadır. Ona mutlaka hatırlıyor ve onun bir helalliği gerekiyor. Şimdi bu konu çok abes gelebilir ama manaya girdiğinde bu var. Onun için bazı konuları doktor çözemeyebilir.
Senin o hasta olanın buna gayret ediyor, biliyor olması lazım. O bileceği yer de dininden, inancından onu bulacak. Destek olacak doktora. Doktor ona hatırlatıcı, yön verici. Enerjici de aynı. Aynısını yapmış olsa, buradan öğrendiğini kendi dinine göre harmanlasa, harmanlama demeyelim de anlamaya çalışsa, karşılığını bulsa ve uygulasa, evrene olumlu düşünce göndürün dediğinde Rabbini hatırlasa, Rabbim sensin her şeyin sahibi. Evren dediğin nedir? Deyip ama buradan kendini alması gereken mesaj almış olsa enerji o sistem Rabbimizi, Efendimiz aleyhisselamı çıkartıyor.
Yerine farklı kelimeler koyuyor. Çünkü iblis, uşakları, şeytan, ümmeti şeytana tapanlar, iblise tapanlar dolayısıyla bunlar bir şeyi alıp yok edemiyor.
Onun yerine onu oraya yerleştirecek başka bir şey bırakıyor. Ama kişi imansızda götürecek. Örneğin grubi veya sayıları gibi. Sen hangi rakam söylersen söyle. Allah demenin yerini tutar mı? Tutmaz. Eğer tutsaydı Rabbim derdi ki şu sayı rakamı söyleyin derdi. Tamam, ebcet hesabı var.
Bunu biliyoruz. Yıldızname var, haktır ama tarop tarafı değil, İslami tarafı vardır. Bunu biliyoruz. Bir şeyin madde ağırlığı vardır, bir çok hesaplamaları vardır. Her şey matematiktir, matematikseldir. Bunu da biliyoruz. Sen Allah kelimesinin karşılığını matematiksel söyleyemezsin. Peki grubi veya sayıları ile ilgili yapan niye? Evet, işte oradaki teslimiyet var ya onun olacağına inanıyor. Yani bak burada alt beyinle ilgili bir üst beyin baskı uyguluyor, alt beyinde ona baskı uyguluyor. Yani içindeki bir çatışma ve çakışmalar oluyor.
Bütün ruhlar gerçeği bilir, üst beyine bunu aktaramaz. Aktaramadığı için bunalımlar, sıkıntılar, çıldırmalar, bir çok hastalıklar olur. Üst beyin kendini aklayabilmek için, kendi dediğinin doğru olacağını bilmesi için gidersin birine selam verirsin der ki ben ateistim.
Ya biz sana onu sormadık ki al ya da alma. Hemen belli eder. Sürekli teoriler, evrim teorisi vesaire bunları sürekli kendilerine kanıtlama ihtiyacı duyarlar. Neden? Üst beyin kendini kanıtlamak, doğrulamak. Ne kadar çok insanlar, kullar aynı şeyi söylerse kendisinin söylediğinin doğru olduğunu, kendini kandırması için kendi kendilerine sürekli kendi tezlerini savunurlar.
Halbuki bizim böyle bir ihtiyacımız yok. Efendimiz aleyhisselam zaten anlatmış, söylemiş. Hz. Kuran’ın birkaç yönü vardır. Mana yönü, matematiksel, ebcet hesabı kısmı, yazılı kısmı, Efendimiz aleyhisselamın yaşam kısmı gibi. Yani bizim böyle bir şeye ihtiyacımız yok. Biz bunda eminiz. Diğer dinde olanlar sürekli bunları bahseder, ispat etmeye çalışır. İşte bu nerede sıkıntıya giriyor? Alt beyin, üst beyin çatışmasında oluyor.
Üst beyin bunları yapınca alt beyin arada sıkıyor, kapatıyor, kesiyor. İç sıkıntı. Yani kiminde bayılma olur, kiminde iç sıkıntısı olur, darlanma olur, bulanma olur, gözleri görmez, vücudunda aksaklıklar olur, gece uykusuz olabilir, çıldırmaları olur, ani sinirlenmeleri olur, eşiyle geçimsizliği olur, olur, olur, olur, olur. Ama olur.
Mutlaka ki bazı şeyleri alt beyin keser. Şöyle düşünün, ölüm anında şu anda öldüm. Ruhum çıktı, an öldüm. Uyumada onun gibidir. Ruh gittiği an aynı beden çürümedi, duruyor. Ama ruh geri geldiği an canlanıyor. Ne oluyor? Aynı et değil mi? Ne oluyor da oluyor. Şarjı bitmiş cep telefonu düşünün. Yani batarya düşünün. Elektriği verdiğin zaman canlanıyor. Işığı bile değişiyor.
Burada da aynı. Gözümüzün feri değişiyor. Onun için ruh geldiğinde ruh istiyor ki imanını yaşasın, üst beyin diyor ki et beyni. Ben istediğim gibi yaşayacağım, aradaki çakışma oluyor. Ama bunlara şeytan ve nefis, nefsle ilgili de bir videomuz vardı aslında. Bütün bunları birleştirerek şeytan, nefs, bunlar birleşiyorlar, üst beyin üçlü beraber takılıyorlar, arkadaşlık ediyorlar. Ruh da aşağı altta tek kalıyor. Dolayısıyla bizim amacımız kimseyi yargılamak, biz bu konuyu biliyoruz demek değil. Bildiğimizi, anladığımızı insanlara anlatabilmek.
Bizim bunu anlatmaya ihtiyacımız var. Hani bir insan çok susar suyu içmek ister ya, suya öyle çok ihtiyacı var. Ama o suyun da içilmeye ihtiyacı var. Allah’a emanet olun. Allah razı olsun.
İlk Yorumu Siz Yapın