"Enter"a basıp içeriğe geçin

Savaş Ş. Barkçin – Medeniyet ve Şehir – Cumartesi Sohbetleri (25)

Savaş Ş. Barkçin – Medeniyet ve Şehir – Cumartesi Sohbetleri (25)

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=8Dc3viKp8H8.

Şimdi İslam şehirlerine genelde bakıldığında diğer başka medeniyetlerin şehirleriyle benzeşen ve ayrışan yönleri var. Mesela İslam şehirleri genelde iç içe geçmiş daire şeklinde olur. Halbuki mesela Roma şehirleri bugün hala onlar muhafaza edildiği için bizimkinin aksine,
bize gelen her şey yıkılmak üzere herkes kafa çalıştığı için bize gösterebileceğimiz örnek azdır, çok azdır. Ama Batıda Avrupa’da tarih çok muhafaza edilir. Çünkü o kimliktir. Yani mekan insanın kimliğidir. Kartuzitidir. O kartuziti yok etmek, kendini artık tanıyamamak ve tanıtamamak demektir. Onlara o yüzden tarihe çok kıymet verirler, mekanlara çok kıymet verirler.
Şimdi mesela Torino Roma döneminde inşa edilmiş, planlanmış ve inşa edilmiş bir şehirdir. Onlarda ise birbirini kesen hatlar şeklinde caddelerin ızgara diyoruz. Izgara tarzında planlandığını görüyoruz. İslam şehirleri iç içe geçmiş halkalar şeklinde tam merkezde de Ulu Camii vardır. Camii kebir olur. Şimdi böyle söyleyince mesela Bağdat’ın orijinal planı buydu. Bağdat planlı bir şehirdir biliyorsun. Harmureşit zamanında planlanmış ve yapılmıştır.
Tabii bugünkü hali artık berhava olmuş da. İkinci bir özellik aslında batı şehirlerinde de vardır benzeşir. Organik şehirlerdir. Ne demek? Her şey böyle planlı yapılmaz. Mesela bir apartman yapılıp sen eve mahkum edilmezsin. Sen evi yaparsın. Yani ev sana kolaylık olur. Sen eve kolaylık olmazsın. Bugün tam zıttıdır.
Yani senin mesela mutfak alışkanlıkların, Türk toplumunun mutfak alışkanlıkları işte genelde mutfağa önem veriyoruz, yemek evde yapmaya önem veriyoruz. Onun için mutfak bizde çok önemli. Ama Türkiye’deki özellikle bundan 30-40 sene önce yapılan evlere bakarsam mutfak en küçük birindir. Niye? Batıdan ve Rusya’dan, Komünist Rusya’dan planlar aşırıldığı için toplu konut planları. Mutfak en küçük yerde çünkü onlar da evde yemek yapmak bizdeki gibi önemli bir şey değil. Dolayısıyla buna baktığın zaman Osmanlı şehirleri, İslam şehirlerinde organik, merkezinde bir caminin, bir medresenin veya bir türbenin olduğu mahalleler o şekilde oluşur. Mahalleler bir kefalet silsilesi şeklinde oluşur. Yani ahlaki bir mekandır mahalle. Neden? Çünkü bir mahalleye kiracı veya ev sahibi olarak gelip oturmak için mahalleden birisinin size kefil olması gerekiyor. Müror teskiresi. Gayrı böyle diyorlar. Mahalle aynı zamanda büyük bir dayanışma öbeğidir. Çünkü kendi avarı zakçası vardır. Yani zor zamanlarda bir komşunun cenazesi olur, borcu olur, harcı olur. Ona mahalleliler şey yapar. Yani neresinden bakarsam bak. Aslında çok soyut gördüğümüz İslam ahlakının mekana yansımış hâlidir. Yani daha birçok özelliği vardır. Şehir medeniyetin gerçekten doğdu ve medeniyeti gösteren bir vitrindir. O yüzden iyi muhafaza edilmiş bir şehre baktığınız zaman bir Roma şehrine, bir modern Batı şehrine, bir İslam şehrine, bir Hint şehrine, bir Çin şehrine muhafaza edilmiş ise,
bozulmamış ise baktığınız zaman aslında o medeniyetle ilgili fikirleriniz biraz oluşabilir. Yani size baya fikir verir. Üç tane abi medeniyetin imzası var her medeniyetin. Müzik, mimari, şiir. Müzik, mimari, şiir. Evet bunlar üçü de her medeniyetin vitrinidir. Müzik ve mimariyi ayrıca bilmeniz gerekmez. Yani ek bilgi istemez. Ama şiir lisanla yapıldığı için tabii o lisanı bilmeniz lazım. Şiiri çıkarırsak müzik ve mimari gerçekten bir medeniyetin aslında bütün ilkelerinin, düsturlarını birebir yansıtırlar. Mesela mimari en somut sanattır, müziki en soyut sanattır. İkisi iki düsturu çok soyut ve çok somut şekilde gösteriyor. Mesela bizim müziğimiz tek sesli müziktir. Bu yüzden de aslında hocam haksızca da tenkit edilir. Sanki hani tek sesli çok sesli bir noksanlık alametiymiş. Tabii tabii yani o tipik zaten artık ne diyelim ahmaklık derecesinde olan bir şey de. Komplekse yapılan şeyler tabii onun hakikati zaten yok. Ama tek sesli müziğin şöyle bir şey vardır. Tek sesli müzik içinde bütün sesler erir. Ama bütün seslerin varlığı duyulur. Mesela… Vahdet kesretin vahdeti gibi hocam. Aynen öyle. Direkt o geldi aklıma söyleyince. Fetret’te vahdet, vahdet’te kesrette vahdet, vahdet’te kesret ilkesi. Bu mesela camiye de yansır, mabetlere yansır. Bir Süleymaniye’yi düşün. Ben çok severim Süleymaniye. Dünyada en sevdiğim camidir. Ona baktığım vakit hem kesretin hem vahdetin olduğunu görüyorsun. Mesela bir Notre Dame katedraline bakarsan herhangi bir katedrale…
Katedral dikey bloklardan oluşmuş, üç bloktan oluşmuş bir yapıdır. Teslisin sembolüdür. Katedral her zaman üç blokludur. Ana giriş bloku ve iki tane kule vardır genelde. Veya bu şekilde keser, hac şeklindedir. Halbuki camiler tek büyük bir mekandır. İster kubbeli olsun, ister olmasın.
İnsanlar girdiği vakit aşamalı olarak kubbenin tam altında vahdete kavuşurlar. Ama oraya gelene kadar kesret aleminden geçerler. Şimdi dolayısıyla aynı şey musikide vardır. Batı müziği birbirine dikey olarak yerleştirilmiş ses bloklarından oluşur. Çok sesilik budur. Yani öyle bir planlıyor ki bestekart. Tabii bu da bir maharettir. Yani bu kötülemek için söylemiyoruz bunu. Medeniyetin nasıl yansıttığını anlatıyoruz. Çok sesli müziğin aslında mantığı Renesans’tan sonra ortaya özellikle çıkmıştır. Niye? Renesans’la beraber o güne kadar makamla icra edilen Batı müziği çok sesli müzikle ifade edilmeye başlıyor. Makam anlayışı biraz ortadan kalkıyor. Bizde ise alan çok geniştir. Bizim ses sayımız Batı’nın ses sayısının iki katıdır. Doremi fasolle si do diyorlar ya o alanda aynı aralıkta bizim iki katı sesimiz var. Küçük küçük sesler var. Dolayısıyla bizim müziğimiz büyük bir arsa gibidir. Üzerine yatay, çok ferah bir bina yapabiliyorsun. Onlarinki ise dar bir alandır. Göktelen yapıyorsun. Nitekim Göktelen de Batı medeniyetinden çıkmadır.
Dolayısıyla bu benzeşmeler özellikle müzik ve mimar aslında birbirini de çok açıkladığını gösteriyor bize.
Aynı zamanda ikisinin de bir medeniyetin kart viziti olduğunu, vitrini olduğunu bize gösteriyor.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir