Yusuf Sami Kamadan – Bir Muhalefet İdeolojisi: Şia – Cumartesi Sohbetleri (23)
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=_5tnK6nVITs.
Yusuf ağabey, Şah İsmail’i konuştuk. Burada aklıma gelen mühim bir sual var. Yani özellikle teşeyyü, şiileşme veya şiileştirme olarak da söyleyebiliriz. Seninde bahsettiğin üzere Safevi Hanedanında sünnilikle şiiliği telfik etme veya evvela has sünnilik varken sonra şiiliğe geçme veya önceden de şiililer
devamı da şiil geldiği şekilde farklı tezler var. Şu an bu tezlerin hangisinin doğru olduğu konusunda bir kesin kanaat serde debilir miyiz bilmiyorum ama ben özellikle şunu merak ediyorum. Mesela bugün biz bütün dünyadaki devletler ulus devletler ve bir ulus devlet kurabilmek için bir ulus inşa etmek icap eder. O devirde de ulus devletten önceki zaman dilimindeki devirde dinin, hayatın neredeyse kahir ekseriyetini tesiri altında bulundurduğu bir devirde elbette dini atıfların veya mezhebi atıfların ön planda olduğu bir meşrullaştırma söylemi geliştirilmesi lazım. Bu bağlamda sünnilerin iktidar sahibi olduğu yahut da sünni dünyanın büyük planda iktidar sahibi olduğu bir dünyada şii bir inanç yapısıyla ortaya çıkarak ancak bir muhalefet yapabildiler yahut ancak şiiliği kullanarak kendi benliklerini sahirlerinden ayrıştırabildiler diyebilir miyiz? Yani burada siyasi sebebi merkeze almamız doğru olur mu? Yani işte bu yani şeyh cüneytten bahsederken buna da kısmen temas etmiştik. Yani şeyh ismen tabi devlete kuruyor ve yani şii bir devlet yani kendisi bir şii olması hasebiyle
alevi olması hasebiyle böyle devletin resmi mezhebi haline giriyor. Ya bununla alakalı herhangi bir yani adam şii’dir kurduğu devletle şii’dir. Bununla alakalı bir şey yok ama mesela şeyh cüneytin bu şii sıfatla meydana çıkmasında öyle anlaşılıyor ki bu tarz bir altta yatan bir düşünce olduğu kanaatindeyim yani bu tabi çok net olan mevzular değil bunlar ama böyle bir şey olduğu anlaşılıyor açıkçası. Çünkü bunu biraz şeyden de soruyorum
mesela bir sünni etrafını sunilleştirmek için zulmetme yoluna tevessül etmiş midir tarihte bu bir sual ama bir şii özellikle şeyh ismail’in sadece Anadolu coğrafyası için de değil kendi İran coğrafyasındaki insanları şiileştirmek için mesela neler yaptığına bakarsak herhalde bu politikayı bu kadar sert tutmasının altında bir sebep olması lazım. Ya bu özellikle şii’liğin tabi çok büyük bir ifade kullanmak istemiyorum ama yani sahip olduğu kimi reflekslerinden kaynaklı olarak belki böyle kimi adımlarda bulunabiliyorlar. Yani bunu tabi sünniler cihetinden de mutlaka tarih et örnekleri bulunabilir. Mesela senin bu konuyla alakalı yazında şii ismail’in sünni olanı yahut da ters ifadesiyle şii olmayanların öldürülmesine dair emri olduğunu söylüyorsun mesela bu devri
ve devrin kaynaklarında geçen bir ihbare değil mi? Evet. Lübbi tabarete geçiyordu yanılmıyorsam. Haydar tabi şey Haydar’ın özellikle yani bu dönemde işte sünnilerin katledilmesini isteyecek kadar yani kat’i bir öylesine yani bir şii olduğundan bahsediyor dönemin kaynağı. Bu şekilde tabi yani bunda çok da yadırganacak bir şey pek bulamıyorum çünkü yani yani yapısı yani öfkeli bir yapı olduğunu ifade etmek gerekiyor yani şey Haydar döneminde şeyh Çünet mesela savaşta öldürülmüş yani siyasi olarak aslında yeniliğe alan hareketlerin bir nevi mutasıplaşması da aslında bir sosyolojik vaka değil midir? Bu şekilde cehrenli günümüzde de bu şekilde cehrenli diyor. Şiirlik yani safaviler içinde böyle olduğunu
söyleyebiliriz. Peki bu şii inancın inanç yapısının yanında aynı zamanda acaba Farsi kültürün ki safavi hanedanının genel kabul ile Türk olduğu kabul ediliyor. Ama bulunduğu coğrafyanın ve taşıdığı o tarihten getirdiğim mirasın Farsi kültürün de bu şiileşirme politikasında ikisinin hem Fars unsurunu hem şii unsurunu birleştirerek yeni bir bir nevi anakronik olacak ama bir ideoloji ortaya çıkarma çabası da mevzu bahis olabilir mi? Yani iddia edilebilir diyebiliriz en azından. Yani safavilerin sahip olduğu bu dini ideolojik yapının aslında bulunduğu coğrafyanın bir sentezi olduğunu iddia etmek yani çok da yanlış olmayacaklar muhtemelen. Sarp Fars mitolojisine atıfları var. Tabi tabi yani mesela Tahmasp mesela Şah İsmail mesela şöyle bir iddia vardır yani Şah İsmail divanı Türkçe yazmıştır. Yavuz Sultan esirinin Fars’ı yazmıştır. Şah İsmail Türkçüdür. Şey işte İran cilifan tarzında ifadeler vardır ama tabi Şah İsmail Tahmasp ve başka diğer olanı da mesela işte mesela Firavus’un Şeh namısından mesela kimi isimler vermiştir. Bu özellikle yani tabi bir Fars etkisinin varlığından bahsetmek mümkün. Çok enteresan mesela Şah Tahmasp’dan bahsedeceğiz az sonra ve sorduğun soru da biraz bağlantılı. Mesela 1558 yılında Kanuni’ye bir tebrik mektulu gönderiyor Tahmasp ve orada mesela Kanuni’yi methediyor methediyor methediyor ve onu methederken de mesela işte mesela Anu Şirvan’ın adaletinden işte Cemşid’in yiğitliğinden işte ondan sonra yani böyle efsanevi Fars mitolojisinden alınmış isimlere atıfları yaparak aslında bu methiyeleri yapıyor. Bunun unsurlarını bulmak tabi kolay yani Safavilerde Fars unsurunu çünkü Fars yani yutan bir unsur olduğu anlaşılıyor. Fars kültürünün. Tabi Fars kültürünün hakim bir unsur olduğu yani sahip olduğu kültür bakımından olsun ve tabi o coğrafyada bulunan yani popülaşının bakımından olsun
o şekilde olayı ifade edebilirim.
İlk Yorumu Siz Yapın