Mehmet Önder – Dizilerin Tüketilmesi ve Ahlakî Değişimler – CS (14)
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=Y-3KK1ihui8.
İnsan yavaş yavaş tükettiği şeye dönüşür. Fıtrat dönüşür. Yani yediğiniz, içtiğiniz, hatta soğuduğunuz hava, yaşadığınız ev, kullandığınız eşyalar, bunlar çok önemlidir. Gelişi güzel tüketilemez bunlar. Siz gelişi güzel tüketirseniz, bunlar da sizi gelişi güzel tüketmeye başlar. O nedenle insanoğlu işte o…
Müminin feraseti meselesi çok mühim. O ferasetle… mutlaka ama mutlaka önüne konulanı yemeden önce… Bu bir şeydir, ne diyelim ona, bir örnekliktir yani bu yemeden önce, seyretmeden önce, dinlemeden önce, okumadan önce… mutlaka bir… kendi… filtresinden geçirmek mecburiyetindedir. Dolayısıyla… evine bu üretmeyeceği insanı… eğer televizyon yoluyla evine sokuyorsa bir insan… ve evde çeşitli huzursuzluklar, çeşitli olumsuzluklar baş göstermeye başlıyorsa… hatayı üretenler de değil. O üretileni, sorgusuz sualsiz evine alanlar… kendilerinde aramalı. O yüzden hiçbir şey masum değildir. Para için yapıldığı düşünülen diziler de hiç masum değildir.
Bakın biz son… 10 yılda özellikle, yani bu Türkiye’deki dizilerin… sayısının artmasıyla… buna nicelik diyelim… ve niteliğinin her geçen gün düşmesiyle… 10 sene önce gündemimizde olmayan… türlü ahlaki sıkıntıları… gündemimizde bulduk. Nur topu gibi… yeni, gayri ahlaki problemlerimiz oldu. Nasıl oldu bu?
Nasıl oldu bu? Her eve giren televizyon vasıtası. İşte internet gibi… Ama şunu söyleyeyim… ben televizyon sektöründeyim. Ama… evinde televizyon olmayan biriyim. Bu şu demek değil, sizin de olmasın demiyorum. Herkes özgürdür. Ama… az önce verdiğim örneği yeniden söyleyeceğim. Evinize buyur etmeyeceğiniz insanı, yani evinizin kapısından içeri almayacağınız insanı… evinize televizyonla alıyorsanız… işte o zaman… o evdeki olumsuzlukları… bir de… bu cepheden… düşünmeye ben çağırıyorum seyircilerimizi. Hocam zaten burada yanlış anlaşılmak istemeyiz. Yani televizyon karşıtı, televizyonu asla izlemeyin. Zannediyorum İmam Gazaliye mi ait de tam hatırlayamıyorum ama… siz biliyorsanız hatırlatın… bir şeyin hükmü aletliğindedir galiba söz. Sen o aleti… izah edeyim daha iyi anlaşılır. Sen o aleti…
günah maksadıyla kullanırsan elbette günah olarak dönersin ha. Faydalı bir maksadla kullanırsan faydalı olarak dönersin. Sen televizyonu ilim için kullanırsan, irfan için kullanırsan… orada bambaşka bir gaye olduğu için neticesi de bambaşka şekilde asıl olur. Yalnız orada tabi televizyonla ilgili… önemli bir şey var söylememiz gereken. Şimdi televizyon bir sektördür. Ve oradaki… en nihayi amaç… para kazanmaktır.
Evet işte reklam pastasından daha çok pay alabilmektir. Dolayısı ile… bunun yolu daha çok seyredilmekten geçer. Daha çok seyredilmenin de yolu… bunu üzülerek söylüyorum ama dünyanın bütün coğrafyalarında en ilkele… hitap etmektir. Nedir en ilkel? Nedir?
En ilkel ihtiyaçlara. Yeme içme gibi… haz… gibi… ve yine benzeri… meseleler… gibi. Bakın dikkat edin… bunları görüyoruz televizyonlarda. Bugün ne derse desin…
İstisna mutlaka vardır ama genel olarak söylüyorum… o… reklam pastasından pay alınacak. Bunun yolu… çok seyretmekten geçer. Çok seyredilmenin yolu da açık söylüyorum. İşte herkese hitap edeyim. Bir de… o haz… o haz… haz duygusunu… beslemek… en temel ihtiyaçlara… hitap etmek. Yani… maneviyata değil de daha… maddi olana… efendim… manevi olan… insani olan… daha ruha… hitap edenden ziyade bedene. Yani tasavvufta o… tırnak içinde söyleyelim. Bilmeyenler içinde altını çizerim. Bir hakaret olarak kullanılmaz. Diyor ya Yunus Emre Hazretleri… ölen hayvan imiş. Aşıklar ölmez. Yani hayvana, bedene hitap eden… meseleler televizyonda vardır. İstisnalar vardır. Fakat genel olarak böyledir. Dolayısıyla… Evet… İmam Gazali Hazretlerine… katılmakla birlikte televizyon… bu noktada biraz… dışarıda kalıyor. Eğer imkan varsa… televizyondan uzak durmakla da fayda var. Yoksa… çok seçici olmakta fayda var. Bir de bu bakış açısıyla… Yani… ne olur safiyane bakmayalım. Ne olur safiyane bakmayalım. Aman canım ne olacak demeyelim. Dizidir… demeyelim. Unutulmasın ki bu ülkede… ölen bir dizi karakteri için gıyabi cenaze namazı kılındı. Yahut…
yahut işte yine adını söylemek istemediğim… diziler için… ki ben çok uzun yıllardır televizyon seyretmediğim için gerçekten popüler kültürden, dizilerden… yeni çıkan şarkıcılardan falan hiç haberim yok. Ama… hepimizin bildiği bazı vadili, kurtlu, şeyli falan böyle… diziler… var. Orada…
insan öldürme yöntemlerinin, o dizinin içerisinde geçen insan öldürme yöntemlerinin… sonra birebir uygulamalarını… üçüncü sayfada okumaya başladık değil mi gazetelerde? Demek ki… dizidir deyip geçemeyiz. Hatta… Hatta… dizilerde… boşanmış… mutsuz… ev kadını… karakterlerinin artışıyla birlikte boşanma oranlarının da…
arttığına biz şahitlik ediyoruz. Diyorum ya, Azizim yani… siz ne tüketirseniz… yavaş yavaş ona dönüşürsünüz. Ne seyrederseniz, ne dinlerseniz, ne okursanız… O nedenle bakın… geçen gün bununla ilgili sosyal medyada bir uyarı… yazdım. Çok da insanlar ilgi alaka gösterdiler. Demek ki herkesin… üç aşağı beş yukarı ihtiyacı varmış bunları duymaya. Biz… bir kilo domates alacağımız zaman bile… kasanın içinde neredeyse ellemedik domates bırakmıyoruz. Yahu evine aldığın… evine soktuğun o televizyon programları, o diziler… değil mi? Seyrettiğin o filmler, okuduğun kitaplar, dinlediğin müzikler… ve… şunu da söylemeden geçmeyelim, özellikle müzik. Efendim müzik ruhum gıdasıdır.
Kötü müzik dinleyin, bakın nasıl zehir oluyor. Nasıl sizin önce… zihninizi, sonra ruhunuzu nasıl kirletiyor. Bunlar çok önemli azizim. Bunlar şansa bırakılmayacak kadar önemli. Bendeniz o yüzden radyo dinlemiyorum. Çünkü… radyoda… bir sonraki şarkıyı tahmin edemezsiniz. Sizin kontrol lüzün dışındadır. Peki araçta, arabamda… müzik dinlemiyor muyum? Dinliyorum. Ama… Kontrol sizde. Kontrol… Allah’ın izniyle bir şey.
Allah’ın izniyle bizde. O yüzden… ben bunları özellikle şimdi yeri gelmişken tavsiye etmek… isterim. Bunlar önemli meseleler çünkü. Yani toplumsal olarak şu an… eğer bazı hususlarda patlamalar yaşanıyorsa… bu zaten tesadüf değildir ki yani Müslümanlar tesadüfe inanamaz. Bu bir sonuçtur. Sonuçtur. Kimse neden gibi de sorgulayıp araştırmalar yapmasın. Ya sonuca… herhangi bir sonuca… neden muamelesi yapılabilir mi? Hadi yaptınız bu sizi bir yere götürebilir mi? O nedenle… Biz… bu hataların… bu yanlış tercihlerin sonucunu yaşıyoruz aslında. Önce… birey olarak, sonra aileler olarak, sonra o ailelerin oluşturduğu…
toplum olarak yaşıyoruz.
İlk Yorumu Siz Yapın