"Enter"a basıp içeriğe geçin

Mehmet Önder – Sanat İdeolojik Bir Araç Mıdır ?- CS (14)

Mehmet Önder – Sanat İdeolojik Bir Araç Mıdır ?- CS (14)

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=HFRvUM1xdAk.

Çok teşekkür ediyorum bu soru için. Çünkü sanatla ilgili kafa karışıklıklarından belki de en önemlisi budur. Benim herhangi bir ideolojim yok diyen ve sanat ürettiğini iddia eden insanlar var. Dinlediği müziğin yahut bir duvarında asılı resmin herhangi bir ideolojinin temsilcisi olmadığını düşünen insanlar var. İşte apolitik sanatçılar olduğunu düşünen ve bunu iddia eden insanlar var. Dolayısıyla bu konuda bir kafa karışıklığı var. Sanatla ilgili çok kafa karışıklığı var azizim. Onun nedenini söyleyeyim. Çünkü klasik bir tabirdir. İşte diyanet ve siyaset herkesin mesleğidir malum bu ülkede. Sanat da herkesin yapabildiği bir şey gibi algılanır bizde. O nedenle eline her mikrofon alana sanatçı denir. Efendim her kamera karşısına geçene sanatçı denir. Benim şu an tanımadığım binlerce sanatçı var bu memlekette. Bunu tırnak içinde söylüyorum. Halbuki ben eğer mevzu gelirdi sanatçının tanımını söylersem, böyle kaç milyonda bir öyle bir insan çıkabilir,
hep beraber karar veririz. 3 aşağı 5 yukarı tahmin ederiz. Yani öyle sanatkâr olmak da kolay değil. Yaptığınız bir işin sanat eseri olması da kolay değil. Bunun tabi evrensel standartları var. Onları da ayrıca konuşuruz. Sanat efendim ideolojik midir? İnsan, yani sanatın merkezinde olan, üreticisi olan insan ideolojiktir. Dolayısıyla insanın ürettiği her şey ideolojiktir. Şimdi sanat üzerinde konuşacak olursak insan nihayetinde,
sanatkâr dediğimiz insan kendi düşüncelerinden, kendi duygularından yola çıkarak üretim gerçekleştiriyor. En apolitik denilen mesele bile bu nedenle yazarın, şairin, ressamın yahut yönetmenin kendi hayat görüşünü yansıttığı için pek tabi ki ideolojiktir. Yani illa sağ demesine, sol demesine gerek yok. Bir insanın eserinde herhangi bir dini sembol kullanmaması da bir ideolojik yansıma olabilir.
Yahut işte bir film yönetmeninin yaşadığı toplumda hiç kimse ayakkabısıyla eve girmezken çektiği filmde karakterlerini ayakkabısıyla evine sokuyorsa, yani film içerisinde biz bu şekilde bir aile görüyorsak ya da insanlar görüyorsak, bu da ideolojiktir. Orada verilmek istenen aslında başka bir dünya görüşüdür.
Detaylandıracağız inşallah ama yani özetle pek tabi ki ideolojiktir. Yani hocam zaten herhangi bir mesajı olmayan şeye de sanat demek ne kadar mümkündür değil mi? Yani böyle bir durumda söyleyebilir miyiz?
Bir şeyin, bir sanat eserinin söylediği bir sözün olmaması mümkün değildir. Yani bugün boş bir tuval bile assa duvara onun bile söylediği bir şey vardır. En azından sanatçı onu bir niyetle oraya asar ve siz gördüğünüz zaman kendi dünya görüşünüzü kendi hayatınıza dair mutlaka bir çıkarım yaparsınız orada. Dolayısıyla yani aslında bizim şu kadar yaklaşık dört buçuk dakika konuşmamızın özeti, bizi seyreden insanlar kesinlikle gördüğü herhangi bir şeyi, dinlediği herhangi bir şeyi, işte temas ettiği herhangi bir bir şeyi, bunları tabi sanat eseri manasında söylüyorum, sahafiyane bakmasınlar.
Mutlaka ama mutlaka bilinçli ya da bilinçsiz, ki bilinçsiz yapan insan sanatçı zaten olamaz, o bilinçli olması lazım. Mutlaka orada kendisine verilmek isteneni düşünmesi gerekir. Bazen işte bunun altını özellikle çizmek lazım. Çok planlı programlı olmayabilir yani bir alt metin düşüncesi olmayabilir o üretim esnasında ama mutlaka vardır yani onu bir kenarda sakkı tutuyorum o gerçekliği. Ama sanatçı açısından söylüyorum bir belki şeyi yoktur, bir planı programı yoktur o eseri vücuda getirirken.
Ama bu onun o eserin bir ideolojisi olmadığı anlamına gelmez. Bunun altını yeniden neden çizdim? Şu nedenle çizdim. Bugün televizyonda herhangi bir dizi için, işte herhangi bir çok basit şarkı için ya da herhangi bir çocuk kitabı için dahi mutlaka bizi seyreden insanlar
alsın eline, alsın karşısına yeniden düşünsün. Bu bana ne vaz ediyor, ne söylüyor? Bu konuda bir örnek vereceğim. Yıllar önce benim yetişkim bir öğrencim vardı. Hep şeyi anlatırım.
Yani özellikle görsel sanatlarda ideolojinin bizim aleyhimize işlediğine dair hep bilgilendirmeye gayret ederim öğrencilerimi ve çevremizdeki dostlarımızı. Onun mekanına gittim, oturuyoruz. Dedik ki hocam ne kadar dedi, size dedi hak verdim. Geçen gün bir şey oldu dedi.
Ne oldu dedim? Bizim hemen şurada dükkanın ilerisinde bir dizi çekmeye başladılar dedi. Biz de gittik kolay gelsin dedik. Ne olduğunu sorduk dedi. Öğrendik. Hangi kanalda yayınlanacağını da öğrendik dedi. Bekledik yayın gününü ve saatini ve sonra seyretmeye başladık dedi. Yani biz aslında dizi seyreden insanlar değiliz ama bizim burada çektikleri için seyredelim dedik.
Bu anlatan öğrencim Karadenizli. Hatta benden birkaç yaşta büyük bir öğrencim. Dedi ki hocam tevafuk dedi. İki erkek kardeşin çevresinde gelişiyor olaylar dedi.
Biri dedi bir kadına aşık oluyor. Hikaye Beyoğlu’nda geçiyor. Sonra bu kadın işte, nahoş işlerle ilgilenen dedi bir hanım dedi. Onun ona dedi bir gönlünü kaptırıyor. Sonra dedi onu o hayattan kurtarmaya çalışıyor. Derken diğer kardeşi de ona aşık oluyor.
Şimdi hocam dedi ilk bölüm bitene kadar çok masumdu dedi dizi. Yani nedir işte Karadenizli iki erkek kardeş bunlar omuz omuza vermiş. Mücadele ediyor. Çok hoşumuza gitti. Biz de öyleyiz dedi biliyorsunuz dedi. Benim de kardeşimi tanıyorsunuz dedi burada dedi beraber çalışıyoruz dedi falan. Evet çok benzettim dedi hayatımız. Evet ki Anadolu’da çoktur böyle beraber çalışan erkek kardeşler falan tamam ortaklık yaparlar.
Hocam dedi birinci bölümde bizi bağladılar dedi. İkinci bölüm, ikinci bölümde yavaş yavaş işin rengi değişmeye başladı dedi. Bu dedi bir hayat kadınına tabiri caizse gönlünü kaptırdı dedi. Hikaye bir farkılaşmaya başladı derken diğer erkek kardeş de o kadına mail etti.
Ve sonra hocam işler karıştı dedi. Hemen sizi hatırladım. Ve oradaki sinsiliği de fark ettim dedi. O ilk bölüm çok masum bizden bir hikaye yavaş yavaş seyri değişiyor meselenin ve sizin dediğiniz gibi orada bir şeyleri normalleştirme çabası var.
İşte ideoloji bu Aziz’in. Yani ideoloji deyince ne olur seyircilerimizin de hakkına sağa sol yahut bir parti bir işte muhalefet bir lider işte bunların savunuculuğu falan gelmesin aklı.
İşte bu da bir ideoloji. Çünkü size orada bir dünya görüşü orada size bir hayat sunuluyor.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir