"Enter"a basıp içeriğe geçin

Prof. Dr. Necdet Tosun – Yesevîlik İle Nakşidendîlik İlişkisi Hakkında – CS (13)

Prof. Dr. Necdet Tosun – Yesevîlik İle Nakşidendîlik İlişkisi Hakkında – CS (13)

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=1ZBWIbz5fNs.

Peki hocam, YSV’lik ile Nakşibendilik arasında hep ilişki kurulur biliyorsunuz. Sizin de zaten çalışmanız bu anlamı doktora tesiniz hocam Nakşibendilik üzerine. Bu noktada neler söyleyebiliriz? Nasıl bir ilişki vardır? Ne zaman başlamıştır bu ilişki? Teessir etmiş midir mesela temel görüşler Nakşibendiliğe eğer bir teessir varsa? Evet, şimdi YSV’likte tabii yüksek sesli zikir vardır, cihr-i zikir. Buna zikri erre diyorlar.
YSV dervişleri prensip olarak yüksek sesli zikir kabul etmişler. Nakşibendilikte ise sessiz zikir vardır, hafi zikir. Ayrıca YSV’likte halvet dediğimiz 40 günlük inzivaya çekilme uygulaması var nefis terbiyesi için. Az yemek, inzivaya çekilmek, ibadetli yoğunlaşmak 40 günlük YSV’lerde vardır. Nakşibendilerde ise bu genel prensip olarak kabul edilmemiştir.
Halvete çekilmek yoktur. Halvet der encümen demişlerdir. Yani bedenen toplum içinde olalım ama kalbimiz Allah ile yalnız olsun. Azlerun şev aşina vezbirun bi ganeş inçonizi ibareviş kem bi göbeb ve enerham. Şimdi Nakşibendilerde halvet yok, diğerlerinde var, YSV’lerde var. Nakşibendilerde yüksek sesli zikir yok, YSV’lerde var. Dolayısıyla tasavvufi eğitim konularında, usul metot konusunda YSV’lerle Nakşilerin biraz farklılıkları var. Ama coğrafya aynı coğrafya, orta asya. Nakşibendiler biraz daha mağvera ünnehir, bugünki Özbekistan tarafında Bukhara, Semerkant, o bölgelerde daha çok yayılmışlar. YSV’lik önce daha kuzeyde başlamış, bugün Kazakistan’ın güneyinde, Türkistan bölgelerinde başlıyor. Sonra Taşkent, sonra daha aşağıya iniyor. Yani YSV’ler yukarı biraz daha aşağı doğru mağvera ünnehir’e böyle inmeye başlıyorlar. Ve o bölgede yakınlıkları oluyor, dostlukları oluyor. Bazı YSV şeyhleri Nakşibendilere geçmiş mesela. Bir YSV şeyhi 400 tane müridi varmış. Demek ki kendini eksik hissetti. Halkı dışarıda ehil hissetmedi bu zat. Gitmiş 400 mürid ile beraber bir Nakşibendilere mürid olmuş.
Bu hazini dediğimiz zat 16. yüzyılda Anadolu’ya gelen Orta Asya’lı ağasında Tacikistan Mürgesi’nden geliyor. Hisar diyorlar. Hem Nakşibendi hem YSV. Yani Orta Asya’da özellikle sonraki asırlarda 16-17.-18. yüzyıllarda doğru hem YSV hem Nakşibendilere bağlı olan insanların çok olduğunu görüyoruz.
Bu arada YSV’ler yüksek sesli zikir yaptığı için bazı alimler yüksek sesli zikir bir attır diyorlar, hurafedir diyorlar. Alimler eleştiriyorlar YSV’leri. Bu sebeple belki bazı Nakşibendi mensupları da eleştirmiş de olabilir.
Dolayısıyla 1700-1800 yıllarda yüksek sesli zikri errenin caiz ve uygun olduğunu ispat için YSV’ler çok eser yazmışlar.
Mesela Hocetü Zâkirîn, Yeret dilbünkirîn, Farşe Beyeser. Yani zikredenlerin delili ispatı ki kime karşı, inkârcılara karşı yani yüksek ses zikir uygun değildir diyenlere karşı kitaplar yazılmış. Yani bir yerde savunma müdafâ, bizim zikre erremiz caizdir, uyguntur anlamında. Bu tabii ulema ya bir yerde cevap mahiyetinde ama yüksek ses zikir birattı diyenlere karşı belki bir kısım Nakşibendilere cevap da olarak da düşünülebilir. Ama genellikle YSV’lerle Nakşibendilere arasında orta asya da bir dostluk havası görüyoruz.
Birbirlerine gidiyorlar, geliyorlar, ziyaret ediyorlar veya dediğim gibi bir şahıs iki tarikada birden intisap edebiliyor, bağlanabiliyor. Bu anlamda orta asya da bunlar kardeş tarikatlar olarak. Çünkü Yusuf Hemedan’dan geliyor ekste. Yusuf Hemedan’ın bir müridi Atfâli Gujduvani, Nakşibendilere oradan gelir. Yusuf Hemedan’ın diğer müridi Ahmet YSV’ler buradan gelir.
Yükarıda sins ile birleşiyor. Bu anlamda YSV’lerle Nakşibendilere arasında genelde olumlu ilişkiler olduğunu metot farkı olsa bile,
böyle bir rekabet, bir ihtilaf, fazla bir şey görmüyoruz.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir