Muhammed Mahmut Bakır – Yeniçeri Ocağı’nın İlgası Hadisesi – CS (12)
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=hCOqkLNa_Mw.
Nasıl kaldırıyor ikinci Mahmut Yeniçer Hoca’nı? Şöyle yaptı. En basit yoluyla evvela ulemanın ve halkın yavaş yavaş desteğini almaya başladı. Şimdi insanlar bu Namık Kemal’in bir sözüne kanarak, Namık Kemal der ki Yeniçer Hoca muhalefeti temsil ediyordu. Osmanlı’da Yeniçerili kaldırıldı ve muhalefet paramparça oldu. Halkın hiçbir temsili kalmadı falan. Halk sanki hep Yeniçerilerin yanındaymış ve hep Yeniçeriler halkı da temsil eden muhalefeti tebarüz ettiriyormuş.
Halk gibi bir mana çıkıyor değil mi? Öyle değil. Halk bunlardan bizar. Kimi zaman beraber olmuştur. Osmanlı da sadece isyan eden Yeniçeri de değildir. Sipahi de etmiştir vesaire. Ama ikinci Mahmut halka ihsanlarla ve halkı yanına çekerek ve Yeniçerilerin şehir içerisinde orada Sırp isyanı varken, İran’la savaş varken, bilmem ne varken, ortada yani birlik olmak gerekirken
bir atıf yaptığı ibaret nedir biliyor musun? Vifak ve ittihat Müslümanların birlik haline gelmesi gerektiğini Padişah’a salık veriyor ama ne yazık ki şehirde ortalık yerde bir sürü fıskı fücur şenayet oluyor. Ahlaksızlık oluyor, yağma oluyor, haraç oluyor ve halkı yavaş yavaş yanına çekti. Medreselileri yanına çekti, ulema’yı yanına çekti, tarikat ehlini yanına çekti ve Yeniçeriler
ayrıca bütün asgari grupları, Seyfi’ye, ehli Seyfi’yle diyelim, onları da yanına çekti. Ve Yeniçeri Ocak ağlarını, buna ben ağ tayin siyaseti diyorum, bu ağ tayin siyasetini öyle akıllı bir biçimde uyguladı ki, mavalif olan ağları indirdi, kendi sevdiği ağları getirdi. Çok fazla, sık sık ağ değiştirerek ağların ocakta nüfus sahibi olup belli bir kalkışmaya bir şeye
tevhül etmelerinin önüne geçti ve en son Eşkinci projesini ortaya koydu. Bu da Yeniçeri Ocağın içerisinde gene küçük bir birim kurmak gibi bir şeydi. Nizami Cedid gibi aynı. Yeni talim, yeni şey. Şimdi burada yanıma getirdim mi diye bakacağım. Onu getirmedim herhalde. Bunların hepsi fetvalıdır. Şöyle söyleyeyim, şurada olması lazım. Şimdi bu Eşkinci projesini önce bir layığa olarak hazırlıyor devlet ve bu layığayı Yeniçerilere kabul ettiriyor. Onu getirmiştim, onu arıyorum insanlar görsün diye. Osmanlı’da meşruiyet nereden devşirilir? Şeriat’tan devşirilir.
Şu belge, bütün Yeniçeri Ocak ağlarının, ulemanın, ki talih yazıyla yazıldığı için zaten ulema tarafından kalem alınmış. Padişahın üstünde hadd-ü himayun var. Bütün ocak ağlarının vesaireninde bu söylenen talimi, yeni gavur talimi diyorlar ya, bizimkiler Mısır talimi diyor. Bu yeni talimi, yeni askeri kıyafetleri, ki Eşkinci hocanın kıyafetleri öyle çok şeydi değildir, hepsini kabul edeceklerini ve bunu uyacaklarına dair verdikleri sözdür bu.
Hüccet işer iyidir. Bu sözü verdiler ama 15 Haziran’da isyan ettiler. Neden? Çünkü statik o kaybedilecek, kaybedilmeye değer bir şey değildir. Ve burada 2. Mahmud, tıpkı kardeşi Mustafa’nın katledilmesi kendisine söylendiğinde, onu orada söylemedim, burada söyleyeyim, sancak-ı şerifi çıkarsak da bu isyanı bastırsak mı diye düşündü. Onu orada yapmadı, kardeşini öldürdü. Burada sancak-ı çıkardı ve Osmanlı hukukunda sancak çıktığında sancağın altına gelenler, padişaha, Allah’a ve Rasulüne itaat edenler, sancağın altına gelmeyenler de asi ve bağıyı olanlar olarak geçer ve ölümle karşılaşırlar. Ocak taraftarları bunu kabul etmedi ve eskiden Devlet-i Ali Osman düşmüş ocağa yanıyor derken, ocağın kazanı devrilmiş ve ocak sönmüştür. Böyle bir şeyle karşılaşmışızdır. Burada da bu da bütün bu hikayenin sonudur. Yeniçeriliğin ilgasının efendim ferman olarak şey budur. Ha, devlet bütün kabahati yeniçerilere kesmiş midir? Yıkmıştır üstüne bazı şeyleri. Olanı olmayanı vesaire. Biz burada neyi söylemeye çalışıyoruz? Mevzu yeniçerilik değil, mevzu iktidar kimde olacak? İktidara kim şerik olacak? Ve merkezi iktidar tekrardan teşekkür ettirilebilecek mi? Bu gruplar tasfiye edilmiş. Ulema ki yeniçeriler isyan ettiği gün 3000 tane medreseli yeniçerilere karşı, ikinci Mehmet bunları silahlandırmıştı, meydana inip bunlara karşı savaşmıştır. Tıpkı 15 Temmuz gibi bir vaka olmuştur o gün. Ve yeniçerilerle beraber onlarla aynı siyasi insan potansiyeline sahip olan bir nevi devletin istemeyeceği faaliyetlerde bulunan Mektâşî tayifesi de Türuk Aliye’nin bulunduğu bir mecliste, 12 büyük tarikatın bulunduğu bir mecliste alınan kararla ilgâh edilmiştir. Onların tekkeleri de efendim, şey verilmiştir. Nakşibendi veya diğer sahir, sadece nakşilere de değil, sahir şeylere. Bu da şey değildir, öyle çökme değildir. Aha bu da fetvası. Evet. Hepsi şey, he diyersiniz bunlar yalan, ne derler yalandı, reddedemez de belgeyi. Şey göstermelik ne yapacaktı falan. Bir tane şunu göstersinler. Ben bunu batıllaşmak için yaptım, Avrupa’yıleşmek için yaptım. Batı kafasında gidelim vesaire yapalım. İkinci Mahmut ne yapmış? Fes getirmiş. Fes’in İslam’dan ne şeyi var? Feis var İslam’a dair yani kullanılmasında. Evet. Tam tersine Osmanlının sembolü olmuş. İşte pantol giymiş, şunu giymiş falan bilmem ne. Abdülmecit oğlu, Abdülaziz, Abdülhamid, daha sonrakiler. Bunlar giymediler mi? Biz bugün giymiyor muyuz? Hani adetle alametle taklit. Yani burada bir de şu tarafı da var. İkinci Mahmut ulemanın kıyafetini işte değiştirmiş falan. Böyle bir şey yok. Kıyafet nizam namesini bugün açın lütfü tarihinde bakabilirsiniz. Arşivde de vardır. Kıyafet nizam namesi Osmanlı’da resmi devlet görevlisi olanlar için getirilmiştir. Halka bir kıyafet zorumluluğu yoktur. Yani İkinci Mahmut bir kıyafet devrimi yapmamıştır. İkinci Mahmut fes’i getirdi. Kemal Paşa şapkayı getirdi. Buradan inkılapları benzeştiren kimdir biliyor musun bu? Bernard Lewis’de Stand for Shove. Modern Türkiye’nin doğuşunda zannedersin. Evet. Bu benzeştirmeleri yapanlar bunlardır. Bugün vakit kalmadığı için İkinci Mahmut’un 1826 sonrası
Tanzin pratiğine atıfta bulunamayacağız. Ama bunları söylerken şunu ifade edeyim. Bütün bu anlattıklarım benim şahsi görüşümdür.
Tıpkı diğer herkesin yaptığı gibi.