"Enter"a basıp içeriğe geçin

11 EYLÜL BİR AMERİKAN DERİN DEVLETİ-SUUDİ ORTAK YAPIMIDIR HEDEF MÜSLÜMAN COĞRAFYANIN YIKIMIYDI, OLDU

11 EYLÜL BİR AMERİKAN DERİN DEVLETİ-SUUDİ ORTAK YAPIMIDIR HEDEF MÜSLÜMAN COĞRAFYANIN YIKIMIYDI, OLDU

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=z9GXCFZa2NU.

11 Eylül ve 12 Eylül günleri. Esasında biri Türkiye, biri de dünya açısından çok önemli iki tarihi incelememize neden oluyor. Önce bu videoda tarihe tanıklık çerçevesinde sizlerle özellikle genç, bakıyorum istatistikleri çok genç arkadaşlar beni izliyorlar. O yüzden onlara biraz tarihin tanıklığı çerçevesinde bilgiler aktarmak istiyorum. 11 Eylül 2001 öncesi ve sonrası dünyayla ilgili olarak. Çünkü 11 Eylül 2001 gerçekten insanlık ve özellikle de, özellikle de Müslüman coğrafya açısından büyük bir değişimin yaşandığı tarihin adıdır. Onu bir daha bileceğiz. Peki bu olayların öncesinde sonrasında ne tür bir kumpaslar veya geleceğe dönük birtakım olaylar zinciri vardı? Esasında sözünü ettiğim şahıs, edeceğim şahıs önemli bir şahıs. İsmini vermeyeceğim çünkü gençlik yıllarımızda tanıştık.
Nerede? Söyleyim Oxford Üniversitesi’nde. Sene sanıyorum 1985’ti. Oxford Üniversitesi bünyesinde olduğu ifade edilen Orta Asya Araştırmaları İntütüsü’nde yer alan bir sepozyuma katılmıştım.
Davet edilmiştim daha doğrusu. Ben esasında o kurumun yani davet edildiğim kurumun, açık konuşayım Oxford Üniversitesi’nin bir parçası olduğuna inanıyordum. Fakat gittiğim zaman, nerede o zaman böyle Google’a gireceksin, internet falan filan hemen durumu inceleyeceksin geç. Yani ancak gidince anlayabiliyorduk o zamanlar. Yani bize gelen broşürlerin dışında bir Amerikan kuruluşu olduğunu anlamıştım. Yani esasında Amerika Birleşik Devletleri’nin o dönemde Sovyetler Birliği’ne karşı uygulamakta olduğu, Türkiye’nin de içinde bulunduğu,
işte bu FETÖ gibi unsurların örgütlendirildiği meşhur Yeşil Kuşak yani Müslümanlarla çevrelenmiş ve Müslüman coğrafyalarından da ciddi bir isyanla karşılaşacak Sovyetler Birliği planı çerçevesinde kurulmuş.
Ama Oxford’da özellikle kurulmuş birimsel kimliği de ortada bir kuruluştu. Mary Broxham, Albert Wolstetter gibi Amerika Birleşik Devletleri’nin soğuk savaş yıllarında yetiştirmiş olduğu çok ünlü stratejilerin görev yaptığı bir yerde sempozyuma katıldık.
Onu da orada tanıdım. O dönemde Amerikan Savunma Bakanlığı, Pentagon’un Net Assessment denilen bölümünde mütevazi fakat Türkçe ve Arapçayı çok iyi bilen bir bürokrat, bir memurdu.
Benim o tartışma yani o Oxford’daki tartışma sırasında bir talavani’nin temsilcisinin birden bire meseleyi sözde Ermeni soykırımına getirmesi çerçevesinde yapmış oldum. Konuşmadan etkilendiği için tabii ki milletimin haklarını savunacaktım orada bir gazeteci olarak geldi benimle özel olarak tanıştı.
Esasında o sempozyumla bağlantılı daha sonra bir video yapmak isterim çünkü Sovyetler Birliği’nin içine Afganistan’daki mücahit direnişini sokmaya çalışan ve bu çerçevede de Çeçenistan’da bir savaş planlayan bir kadroyu ben orada tanımıştım.
86 yılında sonra Sovyetler Birliği’ni 91’de dağıldı ama o harp yine çıktı ve Çeçenat’ı çok büyük bir yıkımla karşılaştı. Geçen o başka bir videonun konusu. Benimle tanıştı sonra biz bununla şey yaptık Yahudi kökenli, Siyonist ve Amerika Birleşik Devletleri’nin çıkarlarıyla İsrail’in çıkarlarını bünyesinde birleştirmiş bir bürokrattı.
2001 yılının Ağustos ayında Amerika’ya gittim. Bir belgesel hazırlığı içindeydim aradım kendisini. Belgeselimin konusu esasında açık söyleyeyim Pentagon’la bağlantılıydı.
Çünkü Osmanlı İmparatorluğu’nun 1854 yılında Amerika Birleşik Devletleri’ne Meksika Savaşı çerçevesinde yapmış olduğu askeri yardım ve bu askeri yardım o zamanlar Amerika bizden askeri yardım alıyordu.
Bu askeri yardım çerçevesinde de çöl alanları için Amerikan ordusuna kurmuş olduğu Deve Birliği’yle ilgili bir belgeseldi. Buna gittim dedim ki böyle böyle bir belgesel çalışıyorum sizin dedim kütüphane güldü. Olur mu dedi öyle bir şey yok ya Amerikan tersel nereden çıkarttı falan. Bu kala da biraz. Gittik indik baktık var. Bütün kitapları çıkarttı sağ olsun.
Çok da sevindi böyle bir şey çıkmasına falan neyse işte o gün o gün gene ki bana Andrew Marshall burada. Şimdi tanımayanlar için Andrew Marshall’ı anlatmam lazım.
Andrew Marshall Amerika Birleşik Devletleri derin devletinin lider adamı. Hani böyle konspirasi teorisi komplo teorileri falan gibi filmlerde Amerikan derin devletini saçı olmayan uzun suratlı aktörler genelde sembolize ederler. Bir adam vardır karanlıktadır böyle oturur falan. İşte o adam o. Andrew Marshall. 1921 doğumluydu. 1973 yılında Pentagon’da Amerikan Savunma Bakanı’nda kurulan Amerikan derin devletinin ana omurgasını oluşturan net assessment biriminin başına dönemin başkanı Richard Nixon tarafından.
Yerleştirildi ve bir daha oradan 2015 yılında kalktı. 1973-2015 arasında Amerikan derin devletini yöneten adamdı Andrew Marshall.
Ve Gerald Ford, Jimmy Carter, Ronald Reagan, George Bush baba olan Bill Clinton, George Bush oğul olan ve son olarak Barack Obama ile çalıştı. Bütün başkanlar, bütün Beyaz Saray, bütün Amerikan Kongresi değişti. Bir tek Andrew Marshall değişmedi. Bir gazeteci olarak. Tabii ki çok heyecanlandım. Girdik böyle loş bir ofiste bir berjer koltukta oturuyordu ve filmlerdeki o uzun suratlı Amerikan derin devleti aktörlerine de çok benziyordu. Pentagon’daki memur da yanıma oturdu ve biz 15 dakika için başladığımız sohbeti off the record olarak yani yazılmama kaydıyla iki saate çıkarttık. Ben Amerikan derin devletinin geleceğe dönük projeksiyonunu 2001 yılının Ağustos ayında o sohbette öğrenmiş bir gazeteci.
Geldim sonra o dönemde de yine M5 dergisini çıkartıyordum. Orada yazdım bunları tarihe not bıraktım. Sonra bir gün kütüphanelerden çıkarırlar.
Neyse o sohbet sırasında bana sürekli Afganistan Pakistan hattının Amerika Birleşik Devletleri için büyük bir risk oluşturduğunu Irak Suriye Libya gibi ülkelerinde bu yapılarıyla devam edemeyeceğini ve mutlaka gerek Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da gerek. Pakistan ve Afganistan’da çok yeni bir değişimin gerçekleştirilmesi gerektiğini söyledi. Öyle bir tablo çizdi ki sonraki bütün dönemler yaşandı o tablo. Yani özellikle Müslüman coğrafyanın yaşamış olduğu yıkımı ben Andrew Marshall’ın o açıklamalarını da dinledim. Daha henüz hiçbir şey yoktu ortalıkta. Ve bir ara şunu da söylediğimi biliyorum. Yani sizin bu anlattıklarınız yani Irak Suriye İran Pakistan Afganistan Libya Yemen bütün buralarda yaşanılacak yıkımlar esasında 1982 tarihli Şubat ayında Kivanum diye bir İbraniyce Siyonist dergi de yayınlanmıştı. Dönemin ııı İsrail dışişleri bakanlığı strateji uzmanlarından eski gazeteci Odet Yino’nun İsrar için bir strateji raporu orada yazılı olan bu kadar güçlü ve büyük Müslüman ülkelerin arasında İsrail’in güvenliğini kalıcı olarak sağlıyor muyuz?
İran, Irak, Suriye, Libya ve hatta Mısır başta bütün hepsinin parçalanması gerekir yönündeki o raporun tekrarı gibi diye sözünü ettim.
O da tam tekrarı değil ama bu bir şekilde böyle olmak zorunda çünkü bazı rejimleriyle veyahut kaddafiyle veyahut Afganistan ve Pakistan peki dedin Pakistan nükleer bomba sahibi bir Müslüman ülke, büyük yüksek ihtimal onun için onu dağıtmak parçalamayı düşünüyorsunuz. Biz düşünmüyoruz dedi sonra yanımdaki Amerikalı Siyonist şahsa döndü ve dedi ki sence Pakistan diye bir devlet var mı? Anladım ki bunların niyeti kötü. Tabii ki bana Türkiye’ye yapacaklarını anlatmamaları çok doğaldı. Türkiye’ye yapacaklarını 15 Temmuzlarda falan biz hep beraber yaşadık.
Şimdi bütün bunları niye anlatıyorum? Tam çıkarken tam böyle çıkıyorum artık yanımda da o dostum artık 2 saat olmuş her şeyi not almış falan çıkarken dedim döndüm ama dedim bu savaşı başlatmanız için bir nedeni ihtiyacınız var. Daha sırada hiçbir şey yok orada. Bütün dedim bu savaşların başlaması için bakın tarihe tanıklık olarak anlatıyorum o şahıs da Amerikalı şahıs da talasa o biliyor benim kimden bahsettiğim.
Dedim ki bütün bu savaşı başlatmanız için bir nedeni ihtiyacınız var. O da döndü. Soğuk bir adam yani inanılmaz soğuk bir adam, pokerface bir neden bulunur dedi. Savaşı başlatacaklar. Ben Türkiye’ye önce işimi anlattım. Ya dedim ben bugün böyle amanardan bunu her yere yazma falan. Çünkü genelde eşler önce bizim sağlığımızdan sorumludurlar. Sonra geldim M5’in 2001 yazısının şeyinde yazı işleri toplantısında bunu anlattım. Ben bunu anlattıktan 3 gün sonra 11 Eylül 2001 saldırısı olduğunda hiç unutmuyorum. Bugün başka mecralarda olan o zamanki yakın çalışma arkadaşlarıma döndüm. Dedim ki bakın Andrew Marshall’a sorduğum sorunun cevabını bir aydan kısa zaman içinde aldım.
Neden budur? Nedeni zaten adam biliyordu. Şimdi benim kişisel kanaatimdir bu. Tabii Joe Biden iyi bir iş yaptı. Dedi ki 20 yıl sonra bu saldırılardan bu saldırılarla ilgili şu ana kadar gizli tutulmuş, saklanmış, kamuoyuna açıklanmamış istihbaratın artık Amerikan toplumuna açıklanması ve bu konuda Amerikan milletleri.
Bilgilendirilmesi gerekir diye bir karar aldım. Fakat bunu yaparken de Adalet Bakanlığı’na FBI’ye, CIA’ye dedi ki siz ama bir bakın yani her şeyi de açıklamayın. Zaten ben her şeyin açıklanmasının imkansız olduğunu inanıyorum.
Bu 20 kişilik bir terörist ekipmiş bu 11 Eylül’ü yapanlar. Biri uçağa kaçırmış. Yani daha önce Amerika’ya gelememiş. O yüzden 19’a düşmüşler. Bu 19’un 15’i Suudi Arabistan’la ikisi Birleşik Arabi’ni bitirir. Yani Körfez ülkelerinde. Ve bu saldırıyı gerçekleştirenleri Amerika sistemi, vizeler vermiş. San Diego’da eğitim almalarını Suudi Arabistan Büyük Elçiliği’nden yetkililer vasıtasıyla sağlamışlar. Yani Suudi Arabistan Devleti’nin bütün unsurları bu 19 terörist, bu büyük saldırıyı gerçekleştiren 19 terörist tanıyor. CIA’ın büyük bir bilgisi olması lazım.
Çünkü Suudi Arabistan istihbaratıyla Amerika’nın istihbaratı içli dışlı çalışıyor. Ne istihbaratlar çalışıyor, ne şu çalışıyor, ne bu çalışıyor. Ve birden bire 11 Eylül’de böyle dev bir saldırı. 3000 kişi olay günü.
Toplam 7000 kişi tarihe yayılarak öldü. Ve Amerika George Bush dönemi, Amerika’sı neokontisyonist bir yönetim, Dick Cheney denilen bir adam var, başkan yardımcısı.
İsrail adına daha çok çalışıyor. İşte onlar da Crusaders, yani bir haçlı seferi başlattıklarını açıkladılar bu saldırının akabinde. Bana göre 11 Eylül 2001 saldırısı bir Amerikan derin devleti Suudi Arabistan işbirliğiyle gerçekleşmiş. Ve Müslüman coğrafyada 20 yılda yaşanılan büyük yıkımın temeli için kullanılmış bir saldırıdır. Gençler bunu bir defa böyle bilin. Yok efendim oradan gelmiş de oraya girmiş de falan bırakın bunları. O uçakları öyle bugün en tecrübeli pilota verin bir Airbus veya Boeing 747’i. Bakalım tam yerine oturtabiliyor mu uçağı? Yapmayın. Yani aşağıdan, yukarıdan, sağdan, soldan destek olmadan bu tür şeylerin olması mümkün mü?
Şimdi tabii bu, bunun için yapıldı. Bu işte bu 20 yıl boyunca Amerikan savaş sanayinin sonsuz savaşlar diye adlandırdığımız döneme geçmesi için. Çünkü 1991’de Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra Amerikan savunma sanayinin bu kadar büyük sanayinin soğuk savaş yıllarında oluşturulmuş bu sanayiye neredeyse ihtiyaç kalmadığı bir dönem yaşanmıştı. Özellikle Bill Clinton dönemi onun daha da güçlenmesine neden olmuştu ve George Bush döneminde bir karar alındı ve sonsuz savaşlar dönemi başlatıldı.
Bunun ilk hedefi Afganistan’dır ama o günlerde M5 dergisinin kapağına yazdığım Andrew Marshall’dan mülhem alarak yazdığım haberde Avrasya Savaşı başladı, Afganistan vuruldu.
Hedefte İran, Irak ve Suriye varbaşlığını atmış bir gazeteci 20 yıl önce. Niteki George Stavrofibush ve Tony Blair Irak’a Saddam Hüseyin’e büyük bir yalana dayanarak saldırdılar ve Irak’ı işgal ettiler.
Pandora’nın kutusunu Afganistan’da değil Irak’ta açtılar. O Pandora’nın kutusu Saddam Hüseyin’in devrilmesi sözde Amerika’nın ve İngiltere’nin Irak’a demokrasi getirmesiydi. Yaklaşık 1 milyon Iraklı o süreç içinde hayatını kaybetti çocuklar, beslenemediler, büyük bir yıkım oldu. Niçin yapıldı bütün bunlar?
Sonrasında da zaten biliyorsunuz Arap bağrı ayağında Suriye ve Libya ve Yemen ve diğer bölgelerde büyük yıkımlar, büyük savaşlar yaşandı.
Burada Suudi Arabistan ve Birleşik Arapya Birlikleri’nin İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri ile iş birliği içinde bütün bu dağılmayı ve bu parçalanmayı ve bu büyük Müslüman kıyımını ortağı olduğunu ifade etmemde yarar var.
Ve o yüzden Amerikan toplumu esas olarak bu 11 Eylül içindeki Suudi Arabistan faktörünü ortaya çıkmasını istiyor ama çıkmıyor. Bakın, Muhammed Bin Selman İstanbul’da başkonsolosluk binasında 2018 yılında Cemal Kaşıkçı’yı öldürttü, parçalattı, eritti, yok etti. Hepimizin gözünün içine bakarak yaptı bunu.
Denildi ki o sırada bu Trump’a güveniyor, işte onun için yaptı. Sonra Biden geldi. Biden dedi ki bana gelen istihbarat raporlarına göre bu cinayetin bir numaralı azmettiricisi Muhammed Bin Selman. E tamam bravo devlikler zaten bizim milli istihbarat da bunu böyle açıklamıştı ama sonra büyük seksizlik adamın görevinin başında heyarın büyüğü kral olup Washington’da törenle karşılanacak.
Niye? Hiç sordunuz mu kendinizi? Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri bu kadar tuhaf işi bulaşıyorlar, başka bir milletin, devletin bulaşması harinde başına büyük belalar gelecek işlere böyle hal dur huldur giriyorlar, hiç de hesap vermeden Batı’ya, Amerika’ya çıkıp gidiyorlar. İşte bunun nedeni ta o 2001’lerde onlar da kendi sırlarını tutuyorlar ellerinde. Amerika’nın derin devletine ait. Ya çıkarsa birisi mesela Riyad’dan dese ki ya arkadaş siz bizimle uğraşıyorsunuz ama bu 11 Eylül zaten sizin derin devletiniz bizim çocuklarla beraber yapmış dese ne olacak?
Nasıl toparlanacak Amerika? Nasıl bir şantaj değil mi bu? O yüzden Andrew Marshall’dan Mülhem ile yola çıktım. Tarihe tanıklıktır bu ve ben Amerikan Kongresi’nin titizlikle hazırlamış olduğu raporun yayınlanmayan 46 sayfasında sanıyorum önümüzdeki 50 yıl içinde açıklanacak. Birçok gerçeğin yer aldığına ve dünyanın nasıl büyük bir yıkıma Neocon, Siyonislobi ve aynı zamanda da Amerikan savunma sanayi şirketleri tarafından Müslüman coğrafyanın adeta birer kobay gibi kullanılması suretiyle yıkıldığını orada o raporlarda yazıyor bulacağız. Biz bulamayacağız torunlarımız bulacak vay canına diyecekler ama olan olmuş biten bitmiş olacak. 11 Eylül budur. O işte terörizmle büyük mücadele şimdi Afganistan’dan çekildi zaten Tayyip, Taliban, El-Kaide bunlar hepsi Amerikan ürünüdür. Zaman zamanda kullanırlar işte Suriye’de kullandıkları gibi PKK’ya yol açmak için. Bunlar ayrılıp video analizde. Taliban’a bıraktı Amerika’ya çekildi gitti Afganistan’a çekildi gitti. Çünkü artık yeni bir savaş nedeni var Çin, Pasifik o yüzden Orta Doğu’yu da bırakıyor her yeri bırakıyor oraya yürüyor büyük savaş yaşayacağız. Yani öyle böyle ufak değil ama bize uzak olacak çok şükür bu sefer ki.
Diyesinler birbirlerini demekten başka çarem yok ama sonuç budur. 11 Eylül’ü bir hikaye olarak anlatıyorlar. Filmlerde falan da hiç öyle anlatılan gibi bir durum değildir. Siz, Ederum Marşalla, Ağustos 2001’de 2 saat bütün bu meseleleri konuşmuş şu Ardan abinize bakın.
Ben de şöyle bir tarihe not düşmüş olayım. Kalın sağlıcakla.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir