Darwinizm 1 I İnsanın Anlam Arayışı 13 | Dost TV | 26.10.2022
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=S_JIq8tHeTM.
Değerli dostlar DostTV Dostefem ortak yayınında insanın anlam arayışı programına hoş geldiniz. Allah’ın selamı, rahmeti, bereketi hepimizin üzerine olsun. Öncelikle Yüce Rabbimize, Yaradanımıza hamd ve sena, Rasûlü Ekrem Efendimiz’e salât ve selâm ile programımıza başlıyoruz. Bu haftaki programımızda Darwinizmi ele alacağız.
Daha çok bildiğiniz üzere Darwin, evrim teorisi ile toplumları etkilemiş, insan düşüncesini etki etmiş ve 19. yüzyıldan günümüze kadar da düşünceleri hala ravaşta olan, ideolojik de olsa desteklenen,
adeta bir siyasi görüş gibi kabul edilen bir felsefeden, Darwinist felsefeden bahsedeceğiz. Tabii ki bu evrim konusu, canlıların evrim geçirme konusu sadece Darwinizmin bir boyutu, diğer boyutlarını da ele alacağız. Her zaman olduğu gibi misafirimiz Dumlupınar Üniversitesi, İslam İlimler Fakültesi, Hadis Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi
ve aynı zamanda Dirişleri Yüksek Kuruluğu Üyesi olan Prof. Dr. Halis Aydemir Hocamız. Hocam hoş geldiniz, sefaya getirdiniz. Hoş bulduk, merhaba. Merhaba. Hayırlı akşamlar olsun. Hayırlı akşamlar olsun. Hocam, Darwinizm aslında insanın anlam arayışını konuşuyoruz. Burada da maalesef bütün izimlerde olduğu gibi, bugüne kadar konuştuğumuz izimlerde olduğu gibi bir mana, bir anlam, bir amaç maalesef insan için gözükmüyor.
Aslında kör bir kuyuya insanı atan bir fikir söz konusu. Darwinizm, kısaca izleyicilerimize paylaşmak için söylüyorum, yaşamı bir mücadeleden, kavgadan, savaştan ibaret gören ve doğal seleksiyona, doğal seçim yasasını kabul eden
canlıların oluşumunu da tek basit bir hücreden başlayarak, tek bir hücreden, bütün canlıların tek bir hücreden meydana geldiğini, tesadüfen ve amasız olarak meydana geldiğini iddia eden bir felsefi görüş. Yani insan da bu hücreden, diğer bütün canlılar, hayvanlar da tek bir hücreden çoğalarak, başkalaşalarak, evrimleşerek meydana gelmiş.
Dolayısıyla böyle bir fikri var. Burada da tabii ki yine o hücreyi oluşturan, canlıyı oluşturan doğanın kendisi, tesadüfler. Tabii ki burada yine yaratıcı bir güç yok, bir ilah söz konusu değil, tamamen doğaya tesadüflere bağlanan bir fikir. Bu fikrin tabii ki ta antik çağa, Yunan felsefesine kadar izleri, temelleri söz konusu.
Dolayısıyla yani canlıları tek bir hücreden oluştuğunu, ondan çoğaldığını iddia eden, tesadüfen ve amasız olarak meydana geldiğini ileri süren, Darwinizmin insana bir mutluluk getirmesi, insanlığa mutluluk getirmesi mümkün müdür? Bu görüş makul müdür?
Çok teşekkür ediyorum.
Bu durum, Darwinist yaklaşım hayata, hayat rastlantısal oluştu. Kör bir süreçte ortaya çıktı. Dolayısıyla bir sahibi yok, bir efendim yaratıcısı. Dolayısıyla kendisine karşı sorumluluk duyacağınız, bir var eden kudret.
Öyle bir şey söz konusu değil. Bu içinde yaşadığımız bir parçası olduğumuz bu muazzam hayat, son derece uzun bir zaman içerisinde, çok basit değişimlerin neticesinde, bunlar bir miktar doğanın seçerek ayırt ettiği, ki o da böyle bilinçli bir seçici değil.
Yani Darwin önceki zamanlarda belki bunu bir miktar bilinçli bir seçici gibi, yani tanrı gibi anlaşılacak ifadelerle ifade etse de zamanla bunu açıkça doğa olarak yani doğal seçilim, kör bir seçilim. Dolayısıyla orada herhangi bir bilinç yok. O bakımdan bilincin hükmetmediği, bilincin var etmediği, içinde bizim öylesine oluştuğumuz yani tesadüflere bağlı. Oluştuğumuz bir fikriyat. Bunu nasıl ikna ettirdiğine geçmeden şunu söyleyelim. Bu felsefe insana ben kimim sorusunda yardımcı oluyor. Dolayısıyla ben var eden bir kudretin bilinçli olarak yarattığı, var ettiği, belli bir amaçla hayatın içerisine aldığı, irade verdiği, düşünme verdiği, akletme verdiği, Darwinizm bunların hepsiyle problemlidir. Yani akletme ile de problemlidir. Çünkü geçiş ve geliş sürecinde yani bir önceki atası diye baktığı yerdeki duruma bakıyor. Oradaki akletme potansiyeline bakıyor. Darwin bunu açıkça söyler. Yani kendi akletmesine de dönüp tanediyor.
Yani bu akletme de işte primer haliyle yarar gözeten, ağaca tırmanmaya çalışan, yoksa bir hakikat arayışı için var edilmiş, gerçek nedir bunu sorgulayan öyle bir altyapısı olamaz. Çünkü öyle bir yerden gelmiyor. Daha bilinçsiz varlıklardan geldiğine göre özünde kendisinin bir bilinç sahibi olması da tezat teşkil eder. Dolayısıyla o neyse yani hayvanla aramızdaki münasebet, ben de onun bir türeviyim bu kadar. O bakımdan kendi varlığını basitleştirme, kendi varlığını ve buradaki sürecini temel itibariyle anlamsızlaştırmaya yarayan ama her halükarda bir izah getiren.
Diğer türlü ben nasıl bir varlığım, beni kim var etti sorularıyla, dine yönelim baskısı altında olan fert, birey, bu cevap ile bir şekilde bir boşluğu kendince kapattığını düşünüyor.
Ve diyor ki ben ateistim diyor, varlık sorusunu sorarsanız darvinizm ile cevaplıyor. Ben nihilistim diyor, zevkçiyim, tat, arzu peşinde koşuyorum, hayat felsefem bu. Ve kendi varlıkla dair açıklamayı darvinizm ile getiriyor. Dolayısıyla darvinizm aslında konuştuğumuz bütün batıl felsefelerde kendi varlığına dönük açıklamada zemin teşkil ediyor. O bakımdan diğer izimlere nispetle, bugüne kadar konuştuğumuz izimlerin hemen hemen her birinde yer yer darvinizm gündeme geldi. Bu boyutu ile de. Çünkü varlığa dair bir açıklama getiriyor.
Ve bu güzel evren, statik evren nazariyesi varken fizik aleminde fiziksel varlık zaten böyle açıklanıyordu. Hep var olagelmişti diye. Ama onun bir miladı olduğu anlaşılınca orada da nasıl var olduğu sorusuyla karşı karşıya geldi insanlık. Haricam bir kudretin etkisiyle mi baskısı oluşunca bu kez işte her şeyin teorisi diye veya çoklu evren teorisi ve benzeri yaklaşımlarla fizikte de tanrı olmaksızın, yaratan kudret olmaksızın bir açıklama çabası içerisine girildi.
Ve bu camlılardaki daha önceki örneği darvinist algıdaki işte canlılık böyle oluştu. Ne diyor darvin? Diyor ki ilk canlı onu bir varsayın bakalım. Ama nasıl varsayın? Koca bir dinazor olarak mı? Yok o kadar yani oradan başlamaz. O çok karmaşık. Oradan başlatsa yani nasıl oldu bu kadar şey yani dağ taş durduk yere birden bire bir canavar olmaz. Yani o kadar da tanak içinde yenmeyeceğine göre o zaman basitleştir, düşür hayali olarak geri gittiğimiz zaman diyor ki bir yani tek ücreti bir canlı mesela. Hani buna dair de kitabında doğrudan bir açıklama yapmaz. Yani oradan kaçınmış gibidir. Ama mektuplarında vesaire sözgeleyim Hukra yazdığı mektupta böylesi bir açıklamada bulunuyor. Eğer yani şu şu şu koşullar ne bileyim bir gölette vesaire oluşsa işte ışık ondan sonra diğer tuz ve benzeri kimyasalar. Hayır bu ya hayalde değil yani. Yani oluşsa orada da bu böyle bir denk gelse orada parantez açmış oh what a big if. Ve bu ne kadar büyük bir if yani ifinin olsa dediği deki sanın ne kadar korkunç bir sağ olduğunun kendisi de farkında. Yani muhali kemiri o esnada ama demek ki o da yani yoktan bir şeyin var olabilmesi düşüncesi üzerine o ilk hücre düşünüyor. Neticede böyle bir hücre var artık elimizde fakat tarifinin nasıl olduğunu açıklayan açıklamıyor tabi böyle bir what yani böyle bir şey olsa oralarda bir şekilde oluşmuş olsa bütün amaç o gözle görülemeyecek kadar düşük şeyi insana bir an için. Hadi o kadarını varsayalım yani o kadarını yiyelim devamı geliyor mu devamını ben sana getirebilirim diyor. Sen yeter ki bunu varsay ama bu açıdan bakıldın da aslında yani darvin nazariyesi nazariye olmaktan çok bir faraziye gibidir. Çünkü bütün aşamalarda hipotezde kalıyor. Bulgusal kanıtlar ile bunu sağlayamıyor.
Şimdi bunu varsaydınız ama şurada bir ayrıntı var darvinin o varsay dediği hücre yani darvinin o gün için bildiği hücre bir karanlık delikten ibaret. Bugün bizim hücre diye kitaplar dolusu bir dünya sistemin olduğu yani insanlığın en büyük yaptığı fabrikadan en büyük şehirlerimizden bile çok daha karmakarışık bir sistemsel işleyişin olduğu.
Yani bir tıp öğrencisi arkadaşımı böyle masaya koymuştu yarın bundan sınavım var şöyle bir kitap hücre yazıyor üzerinde. O da bugüne kadar öğrendiklerimiz daha henüz başındayız. O bakımdan darvinin o varsay dediği yıllardaki hücre yani böyle etrafı çeperi kapalı içi boş hani o kadarını bir varsayalım diyebileceğin basitlikte bir şey. Onu varsaydın mı gerisi kolay dedi bu canlı oradan çoğalmış yanına başka hücre gelmiş öteki hücre gelmiş bu artmış daha böyle ortamda ortama el verir bir şekilde hani ortamın etkisini şey yapacak ve canlının çabasını yani canlı bir şeyleri çoğalmayı bir içgüdüsel biçimde.
Bunu ilerletiyor tek hücre canlı biraz biraz ilerliyor başka bir şeye biraz biraz ilerliyor. Yani yakından hem şeklen hem içerik olarak benzete benzete bunun milyonlarca yıl içerisinde böyle gıdım gıdım gıdım çok yavaş ve çok tedirici olarak ilerleyip şekil aldığını ortama uyum sağladığını ortamın da bu arada belirleyici ama kör bir belirleyici bilinçli bir belirleyici değil.
Ve tesadüflerle gelişen bu süreçte biz bize kadar geldi bu iş. Şimdi bu anlatım en kaba haliyle anlatım bu ama biz sorsak ki yani hali hazırda aynı yeryüzünün üzerindeyiz ve bu sistem işliyorsa nerede bu arada ki hani bir dünya yaşamış bulunan varlıklar dediğin zaman bunlar yok.
Yani arası açık canlılarla araformlar yok araformlar görünürde yok. Bu sefer ne diyor o zaman aşağıya inelim. Hayatta yok ama hani onun da bir açıklaması olmalıydı. Neden? Yüzeyde yok bunlar madem yeryüzündeki bu bahsettiğiniz kuran doğal bir kuraldır ve işler işlemeye devam eder.
Neticede biz ve bizden öncesi canlılardan devam eden onların da hala bize terakki etme şeyi olması gerektiğini için oradaki kesit birden bire kesilmiş ve oradaki terakki yani tekamül niçin durmuş. Hadi ona bir cevap vermedi. En azından yaşanmış yani biz onu yaşanmış sonuçlarıyız. Bugün gözükmüyorsa bile aradakiler o zaman bunlar aşağıdalar yerdeler.
Darve’nin işin doğrusu bu konuda dürüst bir yaklaşım ile başlıyor. Yani bu soruyu ele alırken çünkü diyor ki yani en numarabal sayısız, transesional bu geçiş formları olmalı. Bunu açıkça kabul ediyor. Çünkü siz yavaş ilerleyen ve tedirici olan bir süreç dediğiniz zaman bu yıllar değil.
On yıllar da değil, yüz yıllar da değil, bin yıllar, bin yıllar yeryüzündeki yaşanmışlıklardan bahsediyorsunuz. Biz şunun şurasında yani M.Ö. 3500 değil mi insanlık tarihinin bilinen tarihi olarak bu kadar yaşanmışlığımız var. Siz orada on bin yıllar da değil, yüz bin yıllar da değil, milyonlarca yıl yaşamış ara varlıklardan söz ediyorsunuz.
Siz teorinizi ne kadar yavaş kurguladıysanız o kadar fazla aşağıda sayıda bir izi, bir birikmiş kalabalığını iddia etmiş oldunuz. Ve Darve’nin bunu kabul ediyor. Peki nasıl cevaplıyor bunu derseniz? Niye aşağıya baktığımızda biz arada bu her yöne çalışan sadece insana doğru gelen değil, diğer canlılar arasında da bu çalışan süreç modern canlılar onların deyimi ile.
Bu aradakiler aşağıda niçin yoklar? Ve bu aşağıdaki ilişki Darve’nin hayal ettiği biçimde katman katman tedirici yani zamana bağlı olarak böyle doğrusal, linear dediğimiz şekilde olmalı. Yani en aşağıda en primer olanlar. Sonra biraz yukarıda biraz karmış, sonra biraz yukarıda biraz daha karmış, sonra biraz yukarıda biraz daha karmış.
Bu o kadar çok ara değer alıyor ki oradaki her bir nokta bir canlı demek ve o canlı yüz bin yıl yaşamış mesela. Siz o kadar ki normalde onları işte bizdeki onlara göre evrim devam ediyor. Nasıl göremiyoruz? Niye bu çağda insanlık çağ tarihi boyunca şu üç beş bin yılda böylesi bir farklık görmüyoruz dediğimizde ne diyorlar? Çok yavaş ilerliyor öyle üç beş bin yılda görecek gibi değil.
Bu demek ki her on bin yıllarda oralarda bu dönüşüm devam ediyor ama biz şu anda yüz bin yıl kesitlerle bakabiliyoruz değil mi aşağısı? Bir milyon yıl kesitlerle hatta aşağıya doğru beş yüz milyon seneye yakın inebiliyoruz ve hiçbir şekilde bu katman katman yukarı doğru linear bir canlılığın, karmışlıklığının artarak geldiğine vesaire tanık olmuyoruz.
Hocam mesela bir istakoz fosili bulmuşlar. Yüz otuz beş milyon yıllık bir fosil. Günümüzdeki istakozla aynı veya bir karınca fosili bulmuşlar. Yine milyonlarca yıl önceye ait bugünkü karınca ile aynı. Yani bu tam tersine fosiller, geolojik araştırmalar Darwinist fikrin tam aksini söylüyor.
Sizin dediğiniz bir ispatın aksine tam tersini ispatlayan durumlar var. Şimdi Darwin bunu ele aldığında buna nasıl cevap veriyor? Hani dürüst yaklaşarak başlıyor evet diyor şu an için yok ama bunun olmayışı aşağısı geniş bir müzet diyor.
Yani öyle biz ne kadarına bakabildik ki tabi kendi zamanı açısından henüz daha sınırlı bölgeler taranmış. İşte bunun Çin’i var bunun Avustralya’sı var yani geniş. İlla ki bulacaksınız hem de countless numbers yani sayısız bulacaksınız. Çünkü öyle bir tane bulduk diye düğün bayram eder ki öyle örneklerle doludur Darwinist tarih.
Ve bunların hep bir süre sonra off-siteline ile sonuçlanır. Hilelere de sonuçlanır. Öyle bir şey değil yani öyle bir tane bulduk bak işte bu makalelerde sürekli görürsünüz. Missing link yani olmayan o link aranan bulunmamayan işte bulundu. Öyle bir şey değil öyle aramak istemediğin kadar yani eline ayağına dolaşacak aşağısı bunlarla kaynayacak.
Ve siz katman katman aşağı indikçe madem siz fikri böyle oluşturdunuz rastgele rastlantısal ilerleyen ve zamana bağlı. Zaman bağlı çünkü bu kadar geniş zaman var elbette diyorsunuz. O zaman biz şimdi aşağı doğru bunu tarayabiliyoruz. Bir genç şunu sormalı bugün Darwin öleli 150 seneden fazla oldu değil mi?
Darwin ümitle öldü o görmeden öldü yani onun zamanında işte buluna buluna bir arkayaptreks bulundu. Diyelim Almanya’da dediler ki arkadaş biz bulduk yani bir dinazorun nasıl kuş olduğuna dair tam o uçmak üzereyken işte iskeleti bulduk. Bakın bu o canlı dediler bunu böyle bir tane.
Bu dün bulduk ki o dinazordan o kuşa kadar giden aradaki kesitlerde sayısız canlı var değil mi? En küçük bir değişimi bile 10 bin yıllık aşağıda iskelet bırakıyor, fosil bırakıyor. Neyse bununla arkayaptreks ne kadar uzun sürdü bilmiyorum ama tahmin ediyorum bir 100 sene kadar sürmüştür.
Sonra başka bir kuş buldular bu arkayaptreksten ki o yaklaşık 150 milyon yıllık bir tarihi var. Ondan 50 milyon belki daha fazla eski bildiğin kuş buldular. Ondan daha 50 milyon öncesine ait adam akıllı kuş. O zaman bizatihi kendi dergileri nature yayınladı ki yani bu arkayaptreks bir o ilk kuş değil. Hatta aslında yapılan incelemeler makale öyle başlıyor. Yapılan incelemelere göre bu arkayaptreks aslında bir kuş bile değilmiş. Dolayısıyla buldukları işte bir tane bulduk bir tane daha bulduk yanına işte bulduk diye mesela iğdayı bulduklarında Google böyle fazla heyecan yapıp Google’un hani şeyini değiştirdi.
G harfinden sonra o iki harfini o Google’un şey Iida’nın iskeletini koydular oraya. Bunun üzerine düğün bayram ettiler işte bulduk insanın atasını diye. Hatta bazıları bunu dünyanın 8. harikası olarak tarif ettiler. İşte dünyanın 8. harikası Iida işte büyük kanallar buna yönelik belgeseller yaptılar.
Belgeselin adı ne? The link. İşte link diyor yani. Aranan link bulundu. Halbuki Darwin diyor ki böyle aramakla bulunacak bir şey değil. Bunu yani buldunuz mu öyle kaynayacak böyle yap bozun parçaları gibi alacaksınız. Diyeceksiniz bak işte bu bundan önce bu da bak bundan önce böyle kendisini belli edecek. Bu da bundan önce sayısız kimse size link nerede vesaire bu böyle bir gündeminiz kalmayacak. Peki ellerindekiler işte pill down kafatasını mesela buldular. 50 yıl bunun üzerinde çalıştılar. Kimisi gitti dedi ki azı dişinin arkasındaki işte insana doğru evrimleşen süreci çalıştı. Bir makale çıkardı. Öteki başka bir bilim adamı işte çenin arkasındakini bir yerini çalıştı. Bir başkası kafasının arkasındaki yamukluğu çalıştı.
Böyle pill down’ın yani kafatasının gerçek zannedildiği dönemde kaç tane akademik makale yayınlanmış biliyor musunuz? 500’ü aşkın akademik makale yayınlanmış. Bunlara yapılan referansları bir de düşünün. Kaç tane bilim adamı? Bunlara yüzlerce referans da bulunuyor. Bunların imtihak faktörlerini falan düşünün. Sonra bir bakıyorsunuz ofsite’a kalmışsınız. Bu aslında böyle bir kendileri yine Sainsay’ın adı dedi ki bu arkadaş sahte bir kafatasıymış. Bu şunu gösteriyor. Yani sen bana bir kafatası getir ve benim elime evrim denen aracı ver. Ben sana her türlü hikayeyi yazarım. Şimdi girip bu makalelerin hepsinin başlıkları duruyor. Girip netten taratabilirsiniz. Yüzlerce böyle her bir ayrıntısını, kırıntısını
çalışan dünya kadar bilimsel mekale içinde yani böyle zeka kırıntısı barındırmayan bir yaklaşım. Değil mi ki elinizde böyle bir araç var? Demeniz konuştuk hipotezden öteye geçmeyen ve asla bir mantığı bulunmayan. Ne demek yani bir süreç işte what a big dediği gibi darbenin ya ne kadar büyük bir if keşke şöyle bir olsa.
Onu başlattıktan sonra bunun böyle gelişeceğini ilerleyeceğini rastlantısal bir biçimde. Peki darbenin öngördüğü o rastlantısal yani bir canının kendisini diyelim o diyordu ki geliştirirse kaslarını veya bir özelliğini bu böyle onun adını koyduğu genoms dediği şeylerle bir yolunu bulup embriyoya geçen dolayısıyla aktarılır.
Yani en temel basamaklardan birisi bu darbenin öngördüğü bugün var mı böyle basamak böyle bir şeyin olmadığı darbinden daha o hayattayken mendel şeyi buldu genetiği buldu. Bunun genetik üzerinden aktarıldığı yani bir demircinin ne kadar kaslarını geliştirirse geliştirsin asla onun kalıtsal tarafına yansımadığı insanlar ne kadar sünnet olurlarsa
hiçbir zaman bunun kalıtsal sonuçları olmadığı tuttular farenin kuyruklarını kestiler. Kaç kuyruğunu kesiyorlar garibimin illa böyle hani bunun kalıtsal şeklen haricen etkilerin yani ister doğa dolayısıyla ister canının kendi heyecanıyla işte şeyde olduğu gibi zürafada olduğu gibi bunun darbeni böyle varsaymıştı. En azından şimdi kalkıp demeliler ki yani darbenin oluşturduğu mekanizmalar o zaman onların darbencilerin o en yüksek iddialı ifade hepsi boşmuş. Bir defa en azından onlar adına bunların bir temeli aslı esansı yokmuş bir rüya görmüşler onu öyle oluşturmuşlar. Peki o günden bugüne gelinceye kadar madem bu sistematik işleyişte ne mekanizmalar çalışmış her şeyden önemlisi
bir de geride hiçbir iz bırakmamış aşağısı bunların izleriyle dolu olması gerekirken. Demin söylüyordum yani bir genç şunu merak etmeliyim evrimi hangi boyutuyla ister neodervinizm olsun ki yeni araçlar genetikten sonra bunlar mutasyonlar üzerinden bir fikir açıklamaya çalıştılar. Hangi biçimiyle gerçekleşmiş olursa olsun bunun en temel bulgusal karşılığı yaşandığı yerdeki izlerdir. Yani geçmiş iz bırakır nasıl bir cinayet iz bırakır illaki iz bırakır dolayısıyla yeryüzü üzerinde canlılık hayatı açısından makro bir biçimde gerçekleşmiş bu hadisenin hem de aşağıdan yukarıya kadar yani günümüz tabakasına gelinceye kadar tam da söylendiği gibi izleri bulunamadığı takdirde darwin diyor it would be fatal bu benim teorim açısından öldürücü olur. Yani darwin evrimcilerin atası
bu bizim iş biter diyor dükkanı kapatırız yani bunu bulamazsanız ki illa bulacaksınız şimdi onların torunları ve zürriyetinden gelenler bulamadıkları halde yani darwinin illaki sayısız ve countless numbers sayısız bulacaksınız hem de bütün yönlere çalışan yani sadece insana değil
böceklere hepsi ara formlarda yüz binlerce yıl aşağıda iz bırakmış olmalılar bulamıyorsanız o zaman bu iş bitmiştir benim teorim açısından öldürücü olur şu halde biz darwin den sonra yüz elli sene geçti ve bütün imkanlarıyla bu ideolojiye sahip olanlar yeryüzün her tarafını delik teşvik ettiler.
Peki nedir son durum yani bugün bir en son yayınlanmış bir akademik makalede fosil rekordunun son hali nedir diye google’a yazdığımızda ne çıkıyor karşımıza çıkan şu en alt katmanda yani takrivel beş yüz milyon senelik dipte cambriyen çağı denen yerde ki canlılığın altın çağı diye bilinir hatta yani bu uzun zaman dilimi açısından baktığınızda milyonlarca yıl açısından akut bir biçimde ortaya çıkan sabıkası olmayan öncesi olmayan bir şekilde ansızın bu uzun yıl açısından düşündüğünüzde cambriyen çağdaki oluşum grafiğini çizdiğinizde şöyle akut bir şekilde sığrılıyor ondan sonrası resim böyle ondan böyle basit
başlayıp sıfıra yakın bir yerden başlayıp böyle yükselen bir linear çizgi yok ansızın ortaya çıkan bir canlılığın hatta o denli birdenbire ortaya çıkıyor ki adı cambriyen explosion
yani cambriyen patlaması demek Big Bang gibi yani bugünkü fotoğraf bu şu anda yeryüzün altı tarandığında resim bu peki yani hayat birdenbire ansızın ortaya çıkmış canlı türleri tam Cenab-ı Hakk’ın dediği gibi o min kullin her birinden khalaqınel zevceini iki çift yarattık her birinden bir erkek bir dişi yarattık şimdi bu fikre doğru artık zorlandıklarını görünce geçenlerde
bu bu fikri hararetle savunan ki savunanların tamamına yakını ateist düşüncedeki insanlar çünkü bunu tanrıyı kovduk bunun sayesinde diyorlar çok sıkışınca
bir televizyon programında muhatabı karşısında dedi ki nereden biliyoruz belki yani evrimini uzayda tavallamış çok ileri evrelere gelmiş bazı uzaylıların yeryüzüne gelip canlı türlerinin tohumlarını bırakmadıklarını nereden biliyoruz
o noktaya geldiler bu ne demek şu demek aşağısı artık bitti biz bu temel soru karşısında çaresiziz o zaman olayı daha belirsiz kuşatılamaz gidilemez yoklanamaz bir mecraya aktaralım rahatlayalım diyelim ki evrim uzayda yaşanmış yani o ilk basit canlı uzayda bir yerde oluşmuş o sonra ilerlemiş ilerlemiş oradaki koşullara göre ve sonra onlar çok ileri oldukları için buralara bir gelmişler uğramışlar ve buraya bu canlı tür evet canlı türleri bırakmışlar hatta tür tohumlar bırakmışlar insanı ayrı tohum ötekine ve çekip gitmişler yani her halükarda bir evrim ister uzaydan başlayıp gelen uzaya aktarmak zorundalar yani bundan sonrası çünkü yerin alt katmanlarında bu bunlar yaşandı diyeceksiniz ama aşağıda bunları bulamayacaksınız başka çözümler yok mu başka çözümler de deniyorlar mesela diyorlar ki efendim darve bu evrimin en önemli ilkesi tediricilik ve çok yavaş zaman içerisinde bu bizi nerede bunun kanıtları bu kadar binlerce on binlerce yüz binlerce yıl sayısız canlı olması lazım aşağıda dedirtiyor ve çaresiz kalıyoruz o zaman diyelim ki bu evrimsel süreç öyle tedirici ilerlemiyor ne yapıyor sıçramalı yani yeri geliyor işte birdenbire bir sayısız veya çok sayıda mutasyon meydana geliyor birden
bir şey yok yani bu ne kadar gelecek en son aşağıdaki durumu ki sözlüklerinde formlarda baktığınız zaman klasik evrimciler bunlara karşı çıkıyor ya diyor ne dediğiniz kulağınız duysun aynı anda şunlar da bu
bunca mutasyonun olmasından söz ediyorsunuz bu ekstrem bir durum yani olasılığın ötesinde bir şey sanki normali bunun olasılığın içinde kalıyormuş da bu çok ileri bir şey böylelikle siz imkansızlık yitgide yaratılışa yaklaşıyorsunuz yani bunu ilerletirseniz ne olur en sonunda şunu dersiniz öncesi olmayan efendim ansızın bütün türleriyle birdenbire ortaya çıkan evrim değil mi yani salteşnil
evrimi ondan sonra makro mutasyonu evrim daha hızlı hali ki aşağıdaki rikorda yani yerin altındaki kayda uygun düşecek son tanım bu bunu söylediğinizde bu eşittir yaratılış oluyor zaten darwin bunca kademeli aşamayı insanlara yedirebilmek için çok yavaş çok hafif ilerleyen niye dedi bunu yani insanlara böyle milyonlarca yıl daha hani olursa diye ama siz şimdi
bu konuda bir şey söylüyoruz ki birdenbire şu özelliği kesbetmesi birdenbire şöyle bir kas ile başparmağın oluşması bir de yani oradaki nice gen sayısı ne kadar çok genin ve bu genlerdeki sayısını bilmediğimiz mikroatitlerin bunların hepsi bir yazılım gibi bu yazılımların oluşması ve o canlıya kazandırılması olan hepsi rastgele hem de elinizdeki mekanizma yani neodarwinizmdeki darwin sonrası
mutasyonlar üzerinden yürüyor mutasyon ne demek canlının kendi genetik bilgisini efendim ee replika ederken yani onun fotokopisini çekerken diyelim rena oluştururken mesela
ücrede yahut üreme ücresinde bunu çoğaltırken oluşması muhtemel çok küçük hatalar bu hatalar efendim evet hata dediğin bozar çoğunlukla bozar var sayım şu ya bir tanesi daha iyiye dönüşürse yani
bir seyir yazılımı düşünün bu kağıda yazmışız bunu bir a4 de fotokopisini çekiyoruz fotokopi bir yerine şöyle bir hani reğenin yanına bir çizgi atıyor yanlışlıkla leke bırakıyor bakınca o re değil de ne gözüküyor ah bak işte re ne harfine döndü yani bu iyi de bu yazı bozuldu bu anlama gitti deseniz bildik cümlelerde ya tut ki bir yerde bir de işe yarayan bir kelimeye dönüştü
bir kelime işe yarayan bir başka bir kelimeye dönüşte bile bağlamla örtüşmez siz milyonlarca fotokopi çekip bu kadar bozmaların üzerine apayrı çok daha ileri bir yazılımın ortaya çıkması
bir şeyden söz ediyorsanız yani aslında kainatta akıllı bir tasarım var yani her şeyde bir ilim irade sanat ve hikmet göze çarpıyor yani bunlar bunların dolayısıyla tamamen akılsız şuursuz iradesiz
kudreti olmayan doğaya vermek, tesadüflere vermek, tesadüf dediğiniz şey neticede kör, şuursuz bir şey bütün bu mükemmel nizamın düzeni kör tesadüfe vermek, şuursuz tesadüfe vermek akıl karı değil
ama neticede bu bir inadi küfre dönüşmüş yani küfür için kendilerine sebep arıyorlar, materialist felsefe de dediğiniz gibi kendisini Darwinizm de dillendiriyor Darwinizm de kendisini ispatlamaya çalışıyor, sekülerizm de aslında büyük bir ikonu haline gelmiş dolayısıyla Darwinizm aslında dokunulmaz, dokunulmaz bir hale getirilmiş çünkü Darwinizm yıkıldığında seküler anlayış belki de materialist anlayış da yıkılacak o yüzden dokunulmaz ve bir de bilimsel kesin bir gerçekmiş gibi sunulmaya devam ediliyor aslında dikkat çeken husulardan birisi de bu yani insanın maymundan gelmesi hususu da tabi ki İslam inancında, semavi dinlerde kabul edilebilen bir şey değil bununla ilgili ne dersiniz hocam?
Yani şöyle söyleyeyim bir defa ilim dünyasında bir iddia varsa önce doğduğu disiplinde rüştünü ispat eder doğduğu disiplinde rüştünü ispat ettikten sonra diğer disiplinlerle etkileşim başlar şimdi kendi doğduğu disiplinde bizatihi iddia sahibinin kendisinin asıl karşılık dediği, asıl bulgu dediği, bu bulgu ile desteklenmediği sürece
bu ölü doğar dediği bir şeyi getirip Allah bu konuda ne diyor, dinimiz bu konuda ne diyor demek ucube bir davranış biçimi oluyor yani burada bir resim ortaya çıksın bak bunlar ne diyor diyor ki denizden diyor selekant denen ara link mesela deminki orkyaptrix’e benzer şekilde
bu işte şu kadar milyon sene önce yaşamış bak iki tane işte akciğeri var bak kıyıda yaşayan bir varlık gün geldi balıkçıların şeyine takıldı hayvan meğer hala yaşayan bir hayvan hiç de öyle kıyılarda yaşayıp karaya çıkmaya zorlayan bir hayvan değil tam da denizlerin dibinde yaşayan bir hayvan şimdi bu trajikomik durumdaki bir nazariyeyi alıp Allah azze ve cellenin kelamına vurmaya kalkışmak
bir defa nazariyeyi ele almak açısından kendimize kendi akledişimize haksızlık olur sonra Cenab-ı Hak’ka karşı büyük bir ruhtan olur yani Allah azze ve celle demez mi ya bunlar denize düşmüş yılana sarılırcasına bak domuzun dişini buluyorlar bu diş domuzun dişi üzerinden yanılmıyorsam Nebraska man dedikleri bunun üzerine bir dünya çalışıyorlar resimler yapıyorlar
böyle bak işte böyle bir dişten koca adam çıkarıyorlar sonra da ortaya çıkıyor ki bu aslında bir domuz dişiymiş adamların bu durumuna oturup güleceğinize ki şey dergileri bu hiciv dergileri bunlardan bir tanesi bunların şu oğuzmen dedikleri oğuz adam bir de böylesi var bu da şu kadar bir kafatası öyle o kafatasından yine koca bir resim çiziliyor
bu işte orzumen bulduk diye büyük bir sevinç ilim dünyasında bu ne çıkıyor bu da bir eşeğin kafatası çıkıyor e sonra şey dergisi o hiciv dergileri bunları eşek suretinde kafalarına eşek kafasını geçirerek onları hicvediyor
şimdi vaziyeti bu olan dünden bugüne geçirdiği süreçte hangi birine el atsanız böyle dökülen bir süreci kendi yani bu bilim alanının bırakın müteahhitlerine herhangi bir vatandaşın dışarıdan öğrendikleri kadarıyla bile dökülen bir iddiayı siz kalkıp bunu vahyin nitakında çerçevesinde ele almayı aklınızdan bile geçirmemeniz gerekir hocam o zaman darvinizmin en işte bariz iddialarından birisi de hayatın mücadele olduğu yönünde yani islamiyete göre hayat bir mücadele midir yoksa yardımlaşma mıdır hayata nasıl bakar islam kuran vahiy yani darvinizmin bunu ortamda doğanın ürettiği çok sayıda canlının doğanı doğayı paylaşma sürecindeki birbirleriyle olan yarışı gibi görüyor
ve bir diğerini elimini etmeye çalışıyor iddiası bu ama her zaman dediğimiz gibi bu iddianın madem böyle dediğiniz o zaman aşağıda elenenler ve digerleri olması lazım mesela gençler en çok yine bu niandertal lisore hocam bunun çok fosilleri varmış asya merkezinde ya bunun bu iddiayı bu şekilde gündeme getirenler artık şimdi niye aynı yüksek sesle seslendirmiyorlar çünkü yapılan çalışmalar bunun bir insan olduğunu gösteriyor en son nature da bununla ilgili makalede diyor ki günümüz insanı niandertal insan dedikleri bildik insan yani hani asya insanı afrika insanı diye at koysan nasıl olursa öyle günümüz insanı ondan daha yetenekli ve daha zeki değil aynı senin benim bildiğimiz bir insan dolayısıyla aşağı doğru bunun yaşanmış karşılığı olmadığı sürece ki bundan çıkış ya ansızın oluştu adına evrim diyerek
ya uzaya taşıyarak süreci bu sefer şeyden kaçırarak yani bilimsel sorgulamadan nerede bunu oradan kaçırarak bu olmadığı sürece bir iddia kendisini üzerine kurduğu her türlü bileşenleri hiçbir zaman hiçbir biçimde bir ele alınmaması gerekir çünkü ele aldığınız zaman bu sefer iddianın kendisinin belli bir sahiciliği varmış gibi ayrıntıda işte mücadele bu sefer dinleyiciler ya hakikaten hayatta da belli mücadele yok mu vesaire bu şeytanın aralarda insanı mahvetmeye çalıştığı bir süreçtir hayır bu işin ilkesi esası bu ve karşılığı da bu darwin ölürken dedi ki bunun cevabı rufosil kaydının henüz tamamlanmamış olmasıdır
arkadaşlar fosil kaydınızı tamamlayın bize öyle resimler falan getirmeyin bize adıyla sanıyla bir vakit bir arkadaşla tartışırken öyle isim vereceğine kanıt dergi vereceğine cebimde fosil mi taşıyıp öyle bir şey olmaz sizin eğer bu iddianız geçerliyse bunun karşılığı dediğim gibi hiç insanlara artık bu konuyu gündemlerini almayacakları kadar nereye elimize atsak bir tane ucube ile karşılaşıyoruz
yani aşağıda yüz bine yakın eğer canlı türü fosili bulunduysa bunların çoğu bak çoğu yani 80 bin 90 bini bu aralardakiler olmalı çünkü sonuçlananlar az ara geçişler nokta nokta bir canlıdan diğerine sayısız 10 binler yüz binlerce yıl yaşamış aradaki varlıklardan söz ediyoruz
bu ne de bunlar bunlar yoksa o zaman mevzu gündem dışıdır batıldır geçersizdir bütün birleşenleri ile iddiasıyla çökmüş olur adam da öyle diyor bu benim iddiam açısından öldürücü olur diyor ölmüş bir şeyin şurasına kadar şöyle olur bu iddiasının acaba nesi olur bunun islam ile karşılaştırması nasıl olur bu olmayan bir şeyin üzerine kurulan hayali senaryoyu kalkıp gerçekmiş gibi
hakikat ile yan yana getirmek bu büyük bir talihsizlik olur. Yani aslında yani kâinatta da süre gelen gördüğümüz hayatın yardımlaşma üzerine cehren ettiği sürdüğü yani hakikatta öyle bir mücadele kavga da söz konusu değil yani biz hayatımızı devam ettirmek için neyin kavgasını veriyoruz güneşi biz döndürmüyoruz dünyayı biz döndürmüyoruz
bu besinleri yediğimiz gıdaları biz hazırlamıyoruz dolayısıyla aslında bir yardımlaşma bir inayet Allah’ın da bir inayeti görünen bir gerçek hocam zamanımızda sona erdi aslında sosyal darwinizm de vardı ona da girecektik sosyal darwinizm aslında darvine yakıştırmak istemeyenler var ama eserlerine bakıldığında dört eser incelendiğinde aslında ırkçılık dediğimiz ojenizm dediğimiz sonra emperyalizm dediğimiz hadiseler sonra bunun ekonomik
ekonomiye yansımaları hepsinde aslında darwinin görüşlerine dayandığı darwinin bunu açıkça ırkçılık yaptığını siyahileri küçümsediğini batıyı yücelttiğini doğulu insanları küçümsediğine dair ifadeleri çok açık net gözüküyor aslında bunun tesirleri de hala devam ediyor.
Bu da yakın bir gelecekte üstün ırk yani terakküye etmiş olan ırk diğerinden kurtulacaktır diyor zaten kendisi bunu söylüyor yani bugünün veya geçmişin hitler ve hitlerin askerleri ki Almanya bu işin o dağındadır hangi psikolojiyle hareket ediyorlardı elimi ne ediyoruz diyorlardı yani bunlar doğanın tahammül edemeyeceği kadar fazla sayıda ürettiği ıskarta ürünler bunları zoomlarda şeylerde parklarda hayvanat parklarda bir hayvanla yan yana zorak fotoğraf çeken anlayış aynı vahşi anlayıştı bu oradan aldığı ve gerçek olarak sosyal hayata taşıdığı ve oradan hatta yeni bir işte gelişmiş bu kez insan iradesinin de yönlendirmesiyle üstün bir ırk oluşturma heyecanı düşüncesi o dediğim gibi bu yaklaşım bütün izimlere batıl izimlere belli bir etki ile yansıyor ve onlara yani suçluluk hissini de onlarda bir şey yapmadan gideriyor diyor ki ben kötü bir şey yapmıyorum kendim gibi değerli bir canlı yok etmiyorum o ortadan kalkmalı çünkü düşük bir canlı o çoğalmamalı insan olarak görmüyor bu kadar vahşi korkunç bir düşünce biçim aslında bu anlayış halen devam ediyor daha geçenlerde yani bu çok önemli geçenlerde bir Avrupa Birliği’nin üst düzey bürokratı batıyı bir bahçe onun dışında kalan diğer ülkeler
ise bir jungle olarak nitelendirdi yani bu darwinist anlayış felsefe ne yazık ki hala batıda devam ediyor ve insanlık için bir tehdit çok teşekkür ediyoruz hocam sağ olun ağzınıza sağlık değerli dostlar programımız burada bitti önümüzdeki hafta tekrar buluşmak temennisiyle hepinizi Allah’a emanet ediyorum hoşça kalınız
İlk Yorumu Siz Yapın