Müzik Yasağı | Demet Akalın | İBB Zam
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=zvhthog9WNg.
Haydi geldim. Allah ne verdiyse. Buyrun. Çok güzel. Programa hoş geldiniz. Yönetmenim söylediği gibi. Allah ne verdiyse artık öyle başlayalım dedi. Herkese merhaba ve programa hoş geldiniz. Bugün pazartesi. Evet bugün günü söylemek istiyorum. Çünkü pazartesi önemli bir gün. Haftanın en berbat günü. Evet söyledim. Tamam mı? Yapacak bir şeyim yok. Diğer 6 gün sonunda paçayı kurtardı. Pazartesi ben artık karar verdim. Pazartesi günü haftanın en kötü günü. En güzel gün hangisi biliyorsunuz? Cuma. Ondan daha iyi gün hangisi? Cumaartesi. Ama hafta sonları o kadar keyifli değil. Diyeceksiniz ki hayırdır Umurcuğum. Bir şey mi var? Var. 12’de müzikler kapanıyor. Aynen. Yani nereye gitseniz akşamları. 12’de böyle çak diye müzik kapanıyor. Tamam. Diyeceksiniz ki aaa sen o müzikten mi bahsedeceksin? Bahsedeceğim ama size böyle bir tarihi
yolculuğa götürmek istiyorum. Bu kadar da uzağa değil. 2010 yılına. Bakan Eroğlu Türkiye’de gece 23.59’dan sonra eğlence mekanlarında müzik yasaklanacak demişti. Oldu mu? Olmadı o zaman. Niye? Çünkü o zamanki Turizm Bakanı olsun, Valilikler olsun ve de aynı zamanda eğlence mekanları bir araya gelerek dediler ki ne olursunuz böyle bir şey yapmayın. İstanbul burası yani İstanbul’da müzik 12’de kapanması yanlış. Dediler baskı yaptılar ve de o zaman AK Parti hükümeti ve Profesör Doktor Fesor Eroğlu Çevre ve Orman Bakanı o zaman beraberdi. Çevre ve Orman Bakanı. Hala beraber mi bilmiyorum. Galiba ayrıldı. Çevre ve Orman Bakanlığı ayrıldılar. Sürdüremediler bu ilişkiyi. Ondan sonra dediler, dediler ki böyle 23.59’da ben. Müzik kapanacak denildi. İşte gece 3-4’de kadar berbat yayınlar yapıldığını ifade etmişti. Bu 2010 yılında tabi ki. Şeye de kıstas gösterdi işte Paris’te ben görüyorum. Orada 3-4’de kadar müzik yok. Var. Ondan sonra millet Türkiye tatile geliyor. Tatilde kafa dinlemeye geliyor. Evet bir bölümü, bir bölümü de azmaya geliyor. Ama bu 2010 yılıydı. Hemen ileriye geçelim. Millet geldi ve tak diye bir anda ne denildi? Covid’den dolayı gece kulüpleri canlı müziklerde kapanacak denildi. Kulüpler, restoranlar kapandı doğru. Belirli bir saatten sonra canlı müzik yapılmayacak çünkü kalabalıklar oluyor. Tamam. Doğru bu global bir şeydi. Unutmayın yani. Bu karar birçok ülkede olumlu karşılandı. Ama sonra adım adım da Covid
şeyleri rahatladıkça, Covid kanunları, Covid kuralları rahatladıkça ve Covid bakaları da azaldıkça ülkeler orada rahat bıraktı. Biz ne yaptık? Gelin birlikteyiz yelim. Bu çerçevede tamamıda 1 Temmuz itibariyle başlamak üzere sokağa çıkma kısıtlamalarını tümüyle kaldırıyoruz. Müzikle ilgili sınırlamayı da daha ileri bir saat olan 24’de çekiyoruz. Yani bir anda Covid kısıtlamaları kapatıyoruz. Ondan sonra ama müziği de 12’ye çekiyoruz artık. Kimse kusura bakmasın. Değil mi? O ne demişti? Kusura bakmasınlar. Gece kimsenin kimseyi rahatsız etmeye hakkı yok. Doğru kimsenin gecenin 1 saatinde kimseyi rahatsız etme hakkı yok. Haklı. Ama o kısıtlama yani bu Cumhurbaşkanımızın geçmiş geçen yıl vermiş olduğu kısıtlama başka insanların da bir nevi başka bir kısıtlaması oluyor. Yani o türde 12’de ben hala hayal enmeye çalışırken, hala bir şey dinlerken, şey yaparken bir anda şakırt diye müziğin kapatılması. Şimdi şu da var tabii ki. Bunu da siz de ben de hakkı bulacaksınız. Bazı mekanlar var. Affedersiniz, Teknoz’a aldıkları bir operlör sistemiyle bütün mahalleyi rahatsız ediyor. Var onlar. Yani Türkiye’de bir özellik var. Müzik ne kadar yüksek sesle çalarsa o kadar çok eğlendiği zannediliyor. Gerçekten öyle yani.
Bangır bangır müzik çalıyor. Hiçbir şey duyulmuyor. Müzik değil. Yani oradaki işletme biraz daha şey yapmaya çalışıyor. Burası çok güzel. Hadi gelin arkadaşlar. Burası yanıyor dedirtmeye çalışıyor ama müzik kötü. Neyse oralara girmeyeceğim. Ama bu günlere gelene kadar şöyle bir şey de oldu. Bu ne zamandı bu? Söyleyeyim size. Mart ayında. 22 Mart. 22 Mart. Bu yıl 22 Mart ayında.
Sayın Süleyman Soylu’ya soruldu. Saat 24’ten sonra uygulanan müzik yasağının kaldırılması ile ilgili şöyle bir cümle kurdu. Bunları Sağlık Bakanımız ve Kültür ve Turizm Bakanımız ile değerlendireceğiz demişti. Bir anda herkes ümitlendi, umutlandı. Bir şey olacak mı, olmayacak mı diye. Ne oldu? Sayın Eroğlu’nun eski bakının müziği saat 12’ye kadar. 12’de kapatacağım dediği gibi hiçbir şey olmadı.
Kim bizi kurtarmaya geldi biliyor musunuz ama? Demet Akalın. Aynen. Geçen gün Dolmabahçe Sarayı’nda iftarda Sayın Demet Akalın Cumhurbaşkanı ve kocası Cumhurbaşkanı’nı hemen bir karşılığa getirip Sayın Cumhurbaşkanımız ile iftar davetine katılan değerli sıraçlarının müzik yasağını gündeme getirdiler mi acaba sorusuna? Demet Akalın şöyle bir açıklama yaptı bu sosyal medya üzerinden.
Şarkıcı Cenk’in sorusuna bilgilendireyim. Elbette belki kimse cesaret edememişti. Ben tüm müzisyenler adına rıcağı ettim. Hatta bir adım daha ileriye gitmiş. Sayın Cumhurbaşkanımız demiş ki kendisi Kültür Bakanı’nın yanına çağırdı. Çalışmaya başlayacaklarını sözüne aldım. Bekleyeceğiz demiş Sayın Demet Akalın. Daha çok bekleriz gibi geliyor bana.
Bu sistem, bu belli. Bu saat 12’de müziği kapanması böyle bir alerji. Tamam mı yani? Bu bir iktidarın cezalandırma değil de daha muhafazakar bir oy veren kitleyi biraz daha bak ben hepiniz bütün mahalleleri koruyorum 12’ye kadar ne oluyor gençlerimiz sabahın körüne kadar sokaklarda. Deyip böyle bir akil baba, devlet baba, şefkatli baba
sen artık evine dön güzel oğlum, güzel kızım dedirten bir duruma getiriyor bizi. Evet Sayın Soylu dedi işte Turizm Bakanı’yla görüşeceğim, Sağlık Bakanı’yla görüşeceğim olmadı, görüşmedi. Cumhurbaşkanımız dedi ki işte ben de hemen Sağlık Turizm Bakanı’na söyleyeceğim, çalışmalar değerledim değerlendirmesi yapılacak kardeşim. Müzik 12’de 12’den 12’ye kadar uzatılacak mı, uzatılmayacak mı? Ya nedir oradaki çalışma şeysi? Yok bir şey. Yani Covid bu kadar apaçık bir şekilde artık Covid gerçekten yani hiç kimse maske takmıyor, her yer kalabalık mağazalarda insanlar, bazılarında maske var bazılarında maske yok. Statlara gidiliyor, bilmem nereye gidiliyor yani o şeyde bitti o anlatabiliyor ama kalabalık çok sıkışık yerlerde bir araya geliyorlar kardeşim siz şeyleri gördünüz mü? AVM’leri tıklım tıklım statlar tıklım tıklım.
Ama o ayrı. Müzik bir alerji. Sanat eğlence bir alerji gibi geliyor bana. En azından öyle gözüküyor. Öyle gözüküyor. Şunu da sormak istiyorum ya kardeşim Cumhurbaşkanı sisteme hızlı karar veren bir sistem değil miydi? Bize öyle satıldı o iş. Cumhurbaşkanımız orada bir cümle 12’den 2’ye değiştirilsin dediği andan itibaren tak gece yarısı kararname.
Sözcük aslısını bir haberi var. Veli Toprak yazdı bu haberi. Çok hoşuma gitti. Çünkü Cumhurbaşkanı hükümet sistemine geçirdikten sonra mecliste muallefetin sadece 10 önergesi hayata geçmiş ve de listelemiş şangileri reddedildi diye. 3600 ek gösterge, bayramda emeklilere ödenen ikramın 500 TL çıkartılması, gebze,
Ereğili, Akşehir, Cizris, Sibelöy, Elçis’te il yapılması, KHK borçlarının silinmesinden tutun, Türkiye-Katar ilişkilerin mariyetleri, tarikat ve cemaat yurtlarında yaşanan sonuçlar, limon üreticilerinin sorunları diye böyle uzun bir liste yazmış. Ya biliyoruz yani bu önergeler, bu soru işareti hepsi reddediliyor. Otomatik olarak reddediliyor. Yani Ak Parti-MHP
kombinasyonundan tak diye hemen reddediliyor. Tamam şimdi ilginç bir yere doğru geliyoruz şimdi. Biliyorsunuz geçen hafta İstanbul Üniversite Belediyesi’nin bütün ulaştırma zamları %40’a yükselti. %40’lık bir zam şey yaptı. Cumhur İttifakı, AK Parti ve BHP başka bir karar çıkartarak öğrenciler muaf tutulmasını istedi.
Yani düşünsenize yani dünya tamamıyla tersine dönmüş bir şekilde. Yani AK Parti ve BHP diyor ki kardeşim öğrenciler işte bu zamlanmasın onların biletleri, onların şeyleri, kartları. İstanbul Üniversite İmamoğlu da veto edeceğini açıkladı. Yani İmamoğlu şunu söylüyor, kardeşim batıyoruz diyor yani her şey zam zam zam zam zam yani bu yapamayız bunu diyor.
Yani gerçekten batıyoruz o kadar çok zam geldi ki batıyoruz demeye çalışıyor. AK Parti ve BHP hükümeti böyle bir iklemde duruyor. Tamam şimdi burada bir yönden hem İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bak işte öğrencilere karşı İmamoğlu ne kadar gaddar deyip yüksek hızlıs trend 4 ayda 3. zamını aldı. Elektrik zamları, şeker zamları, yağ zamları, şu zamlar, doğal gaz zamları
bu zam, zarz zam, zurt zam diyene kadar oraya hiç kimse veto için elini kaldırmıyor. Herhangi bir genç soru bir soruşturma, ya kardeşim ey enerji bakanımız mecliste sorup niye elektrikler zamlanıyor diye sormuyor. Bula bula İBB’yi buluyor ama. Bula bula İmamoğlu bulunuyor. Bula bula böyle garip böyle bir dünyaya girdik.
Şunu söylemeye çalışıyorlar bir nevi benim düşmanımın yaptığı zamlar iç güçler ama benim yaptığım zamlar dış güçler. Siz anladınız değil mi? Neyse programı izlediğiniz için çok teşekkür ediyorum. Abone olmayı unutmayın, yorum yazmayı unutmayın, like atmayı unutmayın ve
görüşmek üzere.