Devletin ekonomide rolü nedir? | Teke Tek Bilim (Prof. Dr. Bilge Yılmaz)

Devletin ekonomide rolü nedir? | Teke Tek Bilim (Prof. Dr. Bilge Yılmaz) videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=r6dYyhCMhe0. Kullanılamayacak sıvat ne demek? Şimdi şimdi Katar’dan aldığınız para pek kullanılır para türü değil. Katar’dan doğal gaz petrolü lırken kullanamaz mıyız? Kullanabilirsiniz ama o da Katar uzun vadede müsaade etmez zaten. Çünkü onlar da o…

Devletin ekonomide rolü nedir? | Teke Tek Bilim (Prof. Dr. Bilge Yılmaz)

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=r6dYyhCMhe0.

Kullanılamayacak sıvat ne demek? Şimdi şimdi Katar’dan aldığınız para pek kullanılır para türü değil. Katar’dan doğal gaz petrolü lırken kullanamaz mıyız? Kullanabilirsiniz ama o da Katar uzun vadede müsaade etmez zaten. Çünkü onlar da o para size bedava doğal gaz vermiş gibi olacaklar. O parayı ne zaman nasıl vereceğiniz falan filan. Geçecek kısa sürede yapabilirsiniz ama orda ciddi problemler var. Uzun vadede taşınabilecek bir şey değil o. Ama kesinlikle Katar’dan alınırız yerel para Katar parasını Avrupa piyasası ya da finans piyasasını satamazsınız öyle bir para değil. Mesela Katar’dan petrolü alan veya doğal gaz alan bir ülkeye al sen bununla ödeye falan diye bir şey olmaz mıyız? Yani o çok büyük tepki yaratır başka problemler. Türkiye’nin güvenilirliğini yitirir yani. Bazı şeyler yapılmaması daha iyidir finansal piyasalarda güven önemli bir şeydir. Yani siz onu yapmaya başlarsınız Türkiye’ye battı derler zaten onu da kabul etmezler. Çünkü Türkiye’ye kadar müdahale edip falan o ciddi bir problem.
Başka bir şey var. Şimdi benim esas altını çizmek istediğim mevzu şu. Türkiye’de çok krizler yaşandı. Bu büyük ihtimalle Türkiye’nin de yaşadığı kadar daha büyük bir kriz olabilir. Olacaktır demiyorum olma ihtimali var. O ihtimal gittikçe artıyor. Bu kriz de çözülür. Ama kriz çözüldükten sonra artık Türkiye’nin dersini öğrenip doğru şeyleri yapmaya başlaması. O doğru şeyler çok önemli.
Ve onu bilimsel yapmak lazım. Türkiye’de veriye dayalı ekonomik politikalar geçmek zorunda. Ve bunu da yapan diğer ülkeler… Veriye dayalı ekonomik politikalar geçmek ne demektir? Şimdi anlatayım. Şimdi ekonomi de devletin çok önemli bir rolü var. Devlet bir denetçi rolü var. Deneitçi ve düzenleyici. Düzenleyici ve teşvik edici, destekleyici bir rolü vardır. Evet şimdi bunların hepsini bilimsel yapmazsanız Türkiye’nin düştüğü duruma düşerse.
Bakın dünyanın kaynaklar açısından, potansiyel açısından Arjantin dünyanın en zengin ülkelerinden biri. 120 yıl önce, 20. yüzyılın başında yükselen yıldız muamelesi yapılır ve çok zengin bir ülkeli geldiği noktayı görüyorsunuz. Bir yere gidemedi. Yani ülkelerin öyle dibe vurup geri gelmesi falan diye bir şey yok. Dibe vurur daha daha derin dipleri de vurabilirsiniz. Kötü yönetildiğin sürece. Bunun esen çözümü doğru yönetim. Şimdi mesela çok basit temel şeylere gidersek ben çok basit örneklerle anlatmaya çalışayım. Şimdi Türkiye’nin bir vergi mevzuatı var. Yani çok yamalı bir bahçeye benziyor bu. Şimdi Türkiye’nin vergi mevzuatı insanları yanlış şey yapmaya teşvik ediyor. Yani Türkiye’nin gayisafi millahısalısını düşünürseniz bir pasta olarak bizim vergi mevzuatı pastayı küçültüyor. Niye? Çünkü biz yatırımcılarla bireylere yanlış şeyleri özendiriyoruz. Çünkü insanlar kendi çıkarına uygun şey yapmak isterler.
Devlet size kötü şeyler yapmayı teşvik ederse devlet siz de kötü şeyler yaparsınız. Mesela bir örnek verelim. Türkiye’de şu an yüksek enflasyon var değil mi? Üretici enflasyonu devletin açıkçası yılara göre bile %140’ın üzerinde. Şimdi geçen yıl ben diyelim bir şey üretiyorum. Aldım girdilerimi, çalıştık, ürettik, sattık. 100’e aldım ben malzemeyi bir yıl sonra 200’e sattım. Devlet diyor ki sen 100 lira kar ettin öde bakalım vergisini.
Halbuki üretici enflasyonu %140 küsür. Aslında zarar ettin. Esasen ben zarar ettim. Bu sermaye ortam kaldıran bir şey sonuçta. Şimdi ben ciddi derecede vergi vereceğim oradan. Ciddi derecede sermaye kaybedeceksin. Evet. Tabii o sırada devlet onu başka şekilde tamir etmek için bana çok ucuza kredi verip ülkeyi başka şekilde soydurabilir filan. Yani yanlışı başka yanlışlar kapamaya çalışmak mümkün ama şimdi biz bu örneğin içinde kalalım. Ama aynı devlet diyor ki sen eğer spekülatif işler yaparsın üretmek yerine ben o zaman vergini affediyorum. Vergini affediyorum değil mi? Vergi almıyoruz. Çünkü mesela birçok spekülatif alanda Türkiye’de vergi enflasyonu endeksinden sonra alınıyor. Ama üretimde değil. Yani sizin diyelim ilaç fabrikanız var. İlaç fabrikasını ilaç üretirseniz devlet sizin o 100 lira kar ettiğiniz dipten vergi alır.
Ama siz onu yeni AVM yaparsanız oradan edeceğiniz kar enflasyonu endeksinden korunur denirken enflasyon bu kadar o kadar karınızdan vergi almayacağız. Ya da ben birey olarak borsuda hisset senedir alıp satıyorum. Kar ediyorum hiç vergi vermiyorum Türkiye’de. Bakın bunu Amerika’da yaparsanız 12 aydan az tuttuğunuz hisset senedir alım satımdan 100’de 140 kadar vergi veriyorsunuz. Uzun vadede tuttuğunuzdan 100’de 25 kadar vergi veriyorsunuz.
Türkiye’de mesela bundan vergi vermiyor. Türkiye vatandaşlarını rantı ve spekülatif kazançları üretimden men ediyor. Uzaklaştırıyor. Yani bu kötü tasarruf. Bir maliye politikası. Şimdi bu kötü bir politika bu beceriksizlikten, işbüslü simulazilikten de olabilir. Bazen insanlar bunun art niyetten de olduğunu iddia edebilirler. Derler ki işte bu tür rant geliri sağlayanlardan rant sağlıyor bazı politikacı. O yüzden de ranta teşvik ediyorlar. Ranta vergi muafiyeti getiriyorlar. Şimdi bu bir sorunun bir parçası. Ama bunun daha büyük bir parçası var. Bakın Türkiye Cumhuriyeti gaye safi milli aslasına göre dünyada en fazla teşvik ülkelerden biri. Peki 99 yıllık Cumhuriyet tarihinde Türkiye’nin teşviklerinin sonucunu ölçmüş mü? Hayır. Türkiye’de ve bakın bütün gelişmiş ülkeler bunu yapıyor. Yapmadan gelişmiş ülke olamazsınız. Türkiye sürekli teşvik veriyor. Teşviklerin sonucu çok kötü ama kimse teşvik sonuçlarını ölçmüyor.
İşte veriye dayı ile politika dediğim o. Devlet aklıyla devlet nereye teşvik vereceğini tasarlar, ölçer, başarısız olanları iptal eder, yenilerini tasarlar. Başarıları artırır, yeni yönteler bulur. Şimdi bunu yapmazsanız siz kalkınamazsınız. Hani Kore modeli, Çin modele filan deniyor ya bunlar öyle paranızı değersizleştirerek olmaz. Benim şu an tarif ettiğim gibi olur. Ben size başka bir örnek vereyim. Bakın Türkiye’nin medari iftari fındık üretimi.
Fındık Türkiye için stratejik bir ürün. Yılda yaklaşık 2,5 milyar dolar itirazcımız var fındıkta. Fındıkta teşvik veriyor mu devlet? Evet. Nasıl veriyor teşviyi? Fındık bahçenizin alanını metrekare göre veriyor. Bu sizin daha çok fındık üretmenizi teşvik ediyor mu? Daha çok fındık üretimine bir ödül veriyor mu? Hayır. Hatta üretmesin, biraz da sopurayım. Tam tersi kötülüğe teşvik ediyor. Şimdi bakın bunu ne yapmak lazım?
Tarandık ki pek çok teşvik oluyor ama zaten şu an. Şimdi bakın bu arada fındıkta çok ciddi problem var. Ama biz yıllardır direksiyonunda uyuyoruz. Nedir problem biliyor musunuz? Türkiye’nin fındık üretimi dünyanın tüm fındık üretimine oranla gittikçe hızlı oluyor. Hala biz en büyük üreticiyiz ama gittikçe hızlıyor. Niye? Çünkü diğer ülkeler üretmene başladı. Uluslar üretiyor, Amerika üretiyor, pek çok ülkeler üretmiyor. Özellikle Amerika çok ciddi bir problem. Niye? Amerika’da bizim Doğu Karadeniz ve Batı Karanız’a fındık yetişiyoruz. Onun eklimine benzer yerleri var.
Çok büyük bir yer. Oregon’a iade etkili yetiştiriyorlar. Oregon’a bizim Karadeniz’e çok yakın bir eklim vardır. Orada fındık yetiştirmeye başlandı. Şimdi fındık bahçeleri dikilince yıllar geçiyor. Tam randımana gelmişsinde bir yedi yıl falan geçmesi lazım. Yani büyük bir ara ile zamanlarıyla geliyor ama o fındık bahçeleri yapılıyor. Ve Amerika’dan fındık oradaki özel müteşebbisinin fındık üretimindeki kule başına maliyetine biliyor musunuz?
Bizimkinin ikide üçte biri. Yere göre. Yani Giresun’dakine göre. Çok daha düşük. Düzcedekine göre. Gene düşük. Yani ikiyle üç katı kadar daha ucu. Yani bu demek ki fındık fiyatı on sene içerisinde yarı yarıya azalacak. Yani uzun vadede biz fındık fiyatını şu an belirliyoruz. Yüksek belirlersek… Gerçi biz beliremiyoruz galiba. İtalyan filmalar belirliyor. O çok güzel bir noktaya dokunuruz. Yani bir ölçüde biz hala belirliyoruz. Ama orada bakın ikinci çok önemli bir noktaya dokunuruz.
Bunu bahsetmeyeceklerim ama siz bahsedince söyleyeyim. Türkiye fındık fındığı %70’ini ötüyor. Birkaç önce %80’ini ötüyordu. Şimdi bu fındıktan biz iki buçuk milyar dolar para kazanıyoruz ihracatan. Bir tane İtalyan firması bizim fındığımızı alıp işliyor. On milyar dolar para kazanıyor. Ferrero. Şimdi burada da ikinci problemimiz var. Biz kendi ürünlerimizde katma değer yaratamıyoruz. Şimdi burada iki değişik problem var. İkisini değişik şekilde çözmek lazım.
İkisinde de devletin rolü var. Şu an Türkiye’nin fındıktaki üstünlüğünü devam ettirmemiz için bizim uzun vadede fındık üreticimize yardım edip fındık üretim ayaklarımızı aşağıya edememiz lazım. Nasıl olacak bu? Bizim fındık bahçemiz çok verimsiz. Niye verimsiz? Çünkü ağaçlar çok yaşlanmış bazı yerlerde. Birçok yerde yanlış teşvikler üzerinden kimsenin bakmaya özen edilmemiş, bakılmamış. Ve miras yüzünden bundan küçük küçük bahçelere dağılmış ve biz ölçeğimizi kaybetmişiz.
Yani büyük ölçü şekli tarıma geçmemiz lazım. Bu problemleri Türkiye çözmezse biz fındığı kaybederiz. Fındığı bu problemleri çözersek fındıktaki en etkili üretici olmaya devam ederiz. Ama ondan sonra ne yapmamız gerekiyor? Bizim kendi markalarımızı yaratmamız lazım. Onu üretici yapamaz. Ama gene devletin desteğiyle doğru firmalar desteklenirse o zaman biz kendi nutelyalarımızı yaratabiliriz. Türkiye’nin yapması gereken ama o da doğru politikalarla olacaktır.
Yani bunların hepsi sen veriye dayalı dediğim o. Devletin aklıyla ciddi bilimsel yaklaşarak Türkiye’nin rekabet gücü artırılacak bütün bu zaafları çözülecek. Şimdi Türkiye’de bunları anlatınca, ya bunlar yapamaz Türkiye. Bakın Türkiye bunları yapar. Çünkü Türkiye’nin böyle bir beşeriş sermayesi var. Bizim takımızdaki arkadaşların bir kısmı Avrupa’nın en gelişmiş ülkelerine bu hizmeti veriyor.
Ya bir akademisi olarak ya da bir dünya bankası EMF’e çalışılarak ya da özel bir şirketin çalışılarak. Türkiye’nin böyle bir beşeriş sermayesi var. Bugün niye bu beşeriş sermaye gelmiyor Türkiye’ye peki?
Çünkü Türkiye’de şu an lakata saygı yok. Türkiye’de şu an görevini yapan terfi etmiyor, görevini yapana yetki verilmiyor.