ABD’den ödüllü ekonomi tezi… Ekonomi için sihirli formül var mı? Dr. Vedat Milor anlattı
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=4gIzx7UuVBI.
Gelelim bu kitaba. Bu kitap çok kıymetli. Devleti geri getirmek. Bu… Sen bunu yazdın da 1990 senesi galiba değil mi? Senin bu Berkeley Üniversitesindeki tezin. Ve… O gün hiç moda bir şey değildi bu. O gün tam aksine devleti yok edelim zamanıydı. Devlete ne gerek var zamanıydı. Sen Türkiye ve Fransa, üstelik de iki tane devletçi diyebileceğimiz ülkeni karşılaştırarak ekonomik kalkınma ile ilgili bir çalışma yaptın. Aradan… 22 sene geçti. Değil mi? 22 sene. Bu olur mu? 32 sene. 32 sene geçmiş. Ve 32 sene sonra bugün bütün dünya… Acaba devletler yeniden ekonominin içerisinde daha aktif rol oynayarak bu sorunların büyümesini, bu sorunun ortaya çıkmasını engelleyebilir mi noktasına geldi. Anlıyor muyum? Çok çok haklısın. Çok güzel söyledin, bahsettin. Ve onun da ötesinde özellikle bu şimdi… Globalizasyondan sonra deglobalizasyon çalanı geçiyoruz. Yavaş yavaş planlama da öne geliyor yani. Çünkü şu belli oldu ki böyle hiç kimsenin lüksü yok yani. Birçok önemli hizmeti ve malı taşlar ona başka ülkelere verelim. Gereğinde bir araya gelir çünkü şeyler bu tedarik zincirleri kırılmaya başlayınca insanlar şimdi birçok şeyi dışarıya vermenin yani şey yapmanın fason olarak başka ülkede üretmenin yavaş yavaş tehlikelerini de görmeye başladılar. Sonuçlarını yaşıyorlar. Ne yapalım şeyi var ve yavaş yavaş şey de ortaya çıkıyor yani yöresel ekonominin önemi onları geliştirmek. Eskiden çünkü benim yazdığım zamanda son derece neoliberal bir yaklaşım vardı. Hani şey maliyetler önemli, spesiyasyon önemli. Herkes istediğini yapsın. Herkes başka alanda. Tabii şunu söyleyeyim. Bu tezem ekonik konusunda ama sosyoloji bölümünde yazılmış ve Amerika sosyoloji derdin tarafından ödül almış. Çünkü ben yani şunu söyleyeyim. İktisatçılara bakarız. İyi bir iktisatçıya. Ben bir iktisatçı değilim. Yani iktisat okudum. Lisans olarak fakat ekonomik sosyolojisi ve politika sosyolojisi uzmanlık alanlarım. Ama çünkü benim tezim sonunda kurumsal değişkenler vurguluyor. Yani matematiksel modeller kurumsal değişkemi işte burada şu biliniyor mesela şöyle bir örnek vereyim. Bir ülke görüyorsunuz. Türkiye gibi. Mesela Beşir İstermayı var. Yetişim insanlar var. İyi okullardan çıkanlar var. Dışarıdan
güzel ithal ediyoruz birçok. Yüksek teknoloji malı da bir de. Şuraya etrafına bakarsınız bile. Bu stüdyo Amerika’da falan. Favurda hiç farkı yok. Hatta burası daha iyi olabilir. Büyük olasılıkla daha iyidir. Fakat bir şey bakıyorsunuz. Ciddi iktisatçı araştırmasından bu galiba Kiminin Asaf Savaş Akartası Seyfettin Gürses’in paperı galiba yoksa öyle şey. Toplam verimlilik, faktör verimliği mesela Türkiye’de çok düşük. Düşük.
Şimdi bunu nasıl açıklayacaksınız? Artık iktisatçılar da şunu öğrendi. Kurumsal değişkenlerle. Kurumsal değişkenler ne demek? Her şeyden önce güven demek. Yani sosyologlar bunu vurguladı. Ekonomik gelişme için her şeyden önce. Mesela siz beni buraya çağırdınız. Hiç güven olmasa ben diyeceğim ki Hocam ne yapacaklar? Suikast mı yapacaklar? Ya da orada bana böyle tuzak bir soru soracak. E vah çıkart çıkmaz. Tebrik ederim. Hiç şey olmasa. Bu komik özellikle aşırı bir örnek veriyorum ama güven olmadığı zaman. Abi aşırı bir örneği değil. Bu oy, bayağı yaşadık biz bunu. Programdan çıkan konunun tutuklandığı oldu. Oldu mu? Bayağı başladı. Programdan çık dedi tutuklandı kapının önünde. Bizi arkadan kaçırırız merak etme. Adamapur’una gideceğim. Şimdi Bu güven tazem olmaya
Hiçbir ekonomik işleme olmaya yapılamıyor. Uzun dönemli yatırım yapılamıyor. Kısa dönemli alışveriş bile yapmak zor oluyor. Bir bu yani güven, sosyal güven dedikleri, social capital ya da sosyal sermaye. Sadece sosyal güven mi siyasal güven mi? İkisi beraber. İkisi beraber gidiyor. İkincisi tabi burada yani kurumsallaşma denince işe şey giriyor. Şimdi Her toplumda
şeyler var yani her zaman her toplumda, yerarşik her toplumda insanlar bir yere geldiği zaman Özel çıkarlar ve istekler var. Şimdi yerarşik toplumlarda elbette ki şeyi korumak için hem güçsüzleri korumak için Hem de her isteğinin her isteğini yapmaması için yapamaması için Bir siyasi otorite ortaya çıkıyor. Bu siyasi otorite şeyi çok önemli. Niteliği. Ben şöyle derdim
Siyasi otorite karşı olanlar var, iş sevenler var falan öğrenciler derdim ki yani Bu bizim Türkçe’de bir deyim vardır İngilizlere anlatıyorum. Kadın, iyi bir eş insanı rezil yapar, vezir de. Onu çevirdim. Bu da onun gibidir yani. Siyasi otorite çok önemli. Şimdi bu Özel çıkarlar ve istekler, şeyler Nasıl yansıyacak yani karar vericiye? Bunlar Örgütlü toplumlarda kurumsallaşma olduğu toplumlarda Son derece düzenli bir biçimde Politisi olmamış biçimde şey tarafından yani Farklı meslek grupları tarafından Kurulu örgütler tarafından sivil toplumları tarafından Düzenli bir şekilde Bu istekler iletiliyor Ve herkesin gözü önünde kamuoyununda Ve Farklı gruplar bir araya gelip konuları tartışıyorlar. Fransız planlamasında bu çok çok iyi oldu yani
İşverenler, Farklı kesimleri, işçiler Beyaz yakalar tartışıyorlar Karşılıklı Belli bir stratejide anlaşıyorlar. Sektörel bir strateji ne yapılacak? Herkes Diğerine Belli tavizler veriyor elbette ortak anlaşılıyor Bu Açık ve sayıdan bir biçimde oluyor Bunun sonucunda da Aynı
Gemi desin herkes aynı kayıkta gidiyorsun şeyi kabul ediyor taviz vermeyi Kabul ediyorlar Şimdi buna karşı kurumsallaşma olmamış bir toplumda Bu kurumlar oluşmamış oluyor yani ne sivil toplum kurumları ne Sosyal kurumlar o zaman ne oluyor istekler Özel Çıkarlar Karar vericiye kistel olarak Arka kapıdan girer entrikalarla dolu oluyor Kimse kimsenin ne yaptığını bilmiyor sonuçlara bakıyor Herkes herkesten şüpheleniyor Karar verici de Fransa’da bir deyim var tam Türkiye’de ambala olmak değil yani herkes herkese çıkar Kafası karışıyor yani Dünyanın en zeki insanı olsa Bile Artık diyor ki ya yeter yani herkes bir şey söylüyor kafadan bir ses çıkıyor herkes bir şey istiyor Kim doğru istiyor kim doğru kim Çünkü Karşısına çıkart ne bileyim işte Maden işçilerinin temsilçisi olarak ya da bilmem Şu işverenlerden çıkmıyor karşısında hep böyle kişisel olarak çıkıyor Şeyde Şimdi kurumsallaşmanın çok önemli tarafı bu yani kurumsallaşmanın kişisel olarak taleplerini dile getirmesi var Buna paralel olarak Çok çok önemli tabi Hukuk olayı var Şimdi toplumda bu hiyerarşik toplumlarda oyunun kuralları üzerine Sonunda anlaşıyoruz ve bir takım Davranışlar yasaklanıyor şunu yapabilirsin şunu yapamazsın deniyor
Ve bunun belli yaptırımları var yaparsan Ama Doğrudur yanlıştır o ayrı bir konu fakat belli bir şey Belli bir kurallar oluşuyor Bu silsileyi Herkese eşit uygulamak çok önemli bu silsile Bazı insanlara Uygulanıp bazılarına uygulanmazsa uygulanırken bizdendir bizden değildir diye konuşulmaya başlandığı zaman Yine güven kayboluyor bütün bunlar bu böyle
Örgütsüz toplum örgütlerin dağılması Siyasi otoride giden isteklerin bireysel kanallardan gitmesi örgütü kanalları yerine Siyasi partlerin güçsüzlüğü Siyasi partler içinde de İnsanların yeni liyakat ilkesinin Olmaması Tamamen ele tek öperek başa gelinmesi Eğitim kurumlarının içinin boşaltılması devletin denetleyici kurumlarının mesela sayıştay gibi
Çalışmaması onlara yapılan baskılar Adama göre iş yapılması Kamuoyunun Gerisinde yani görmediği bir şekilde Bir takım borçların affedilmesi bazı insanın üstüne gidilmesi diğerlerinin Devamlı istediklerini yapabilmesi Kanunun farklı şekilde uygulanması bütün bunlar bir araya gelince
Çok ciddi bir güvenlik ortamı oluşuyor ve toplumda da öyle bir toplum oluşma başlıyor ki güçlü güçsüz ezmeye başlıyor Fakat devleti şey gibi düşünün Bir toplum hani kümes gibi o kümes içinde ne olursa olsun Hayvanlar birini yesin güçlü güçsüz yiyor ama ona karışmıyor Sonunda kurumsallaşmanın olduğu bir toplu burayı vurgulayacağım Şey Hukuk sistemi Sivil toplumu
Bireyleri devlete karşı korumak için vardır haksızlığa Olmadı toplumlarda Hukuk sistemi Devleti ve hükümeti özel olarak
Bireyleri karşı koruyor istedikleri bu çok büyük bir fark