İspanya mutfağına neden özel merakı var? Dr. Vedat Milor yanıtladı

İspanya mutfağına neden özel merakı var? Dr. Vedat Milor yanıtladı videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=i5BXmBlbFs8. İyi akşamlar dereceleri, Tek Etek Bilim’e hoş geldiniz. Bu akşam çok değişik bir konuğumuz var. En azından sizin açınızdan değişik bilim konuşacağız dedik. Vedat Milor dedik. Tabii herkes zannettik yemek konuşacağız ama sürprizimiz var. Yemek konuşmayacağız. Vedat…

İspanya mutfağına neden özel merakı var? Dr. Vedat Milor yanıtladı

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=i5BXmBlbFs8.

İyi akşamlar dereceleri, Tek Etek Bilim’e hoş geldiniz. Bu akşam çok değişik bir konuğumuz var. En azından sizin açınızdan değişik bilim konuşacağız dedik. Vedat Milor dedik. Tabii herkes zannettik yemek konuşacağız ama sürprizimiz var. Yemek konuşmayacağız. Vedat Milor burada olunca yemekten bahsetmeden tabii ki olmaz ama Vedat Milor ekonomi konuşacağız. Bu akşam benim çok sevgili abim, dostum, büyüğüm. Vedat abi hoş geldin.
Hoş bulduk. Çok teşekkürler davet ettiğiniz için. Ne demek büyük bir mutlulukla, büyük bir sevinçle davet ettik. Daha azıcık davetimizi kabul etmem bizi çok sevindirir çünkü Türkiye’de az bulunuyorsun. Az bulunduğun zamanlarda genellikle bir işlerle meşgul oluyorsun ve gel dediğimiz zaman da şey oluyor Fatih şu saatte buradayım, şu gün buradayım oluyor. Bu sefer denk geldi. Çok mutluyuz. Uzun bir yemek gezisinden geldin gibi hissediyorum sosyal medyadan takip ettiğin kadar.
Yani tabiri ame neyle? İpimizi kopardık çünkü covid de çok canımız sıkılmıştı. Bir de Atlantadaydın. Evet orada iki misli canın sıkılıyor. Zaten sıkıcı bir şehir bir de öyle. Evet bir de hiç çekilmedi. Ondan sonra o yüzden bütün özlediğim yerlere çoğuna gittik. İspanyol’daki, Miterli’ye gittim, Fransa’ya gittim. İspanya mutfağına özel bir merham var galiba. İspanyol’da malzeme çok iyi.
Yani özellikle deniz ürünleri kabuklar çok hoşuma gidiyor. Ve de şeyde çok seviyorum kış mevsiminde avetlerini. İspanyol’da bunların çok iyisi bulunuyor. Çok tazisi. Özellikle Kuzey İspanyol’da. Güneyde de bulunuyor aslında bazen. Yani iyi şeyler orada da var. Ama yerini bilmek lazım. Nereye gideceğini bilmek lazım. Mesela dünyanın en lezzetli kareideslerini buluyorum bazen.
Özellikle Kerivit buluyorum. Güneyde özellikle Andalusya’da belli yerler var. Oradaki o küçük minik kareidesler, ufak sübyeler, ufak kalamalar. Harika harika ama. Oralara da gittik ve tatmin şimdi artık şey zamanı. Son Galicia’dan fotoğraflarını gördün mü? Evet en son doğru Galicia’daydık. Bakıp yalandık sürekli.
Gerçi ben de oralara yakın bir yerdeydim ama oralara gelemedim ne yazık ki. Büyük bir keyifle takip ediyoruz yeme-içme serüvenlerini. Bir şey soracağım. Şimdi ekonomiye geçeceğiz. Senin kitabına ve tezine geçeceğiz. Sen yazdığında moda olmayan bir konu. Bu tezi yazdığında moda olmayan bir konu. Bugün çok moda oldu ve herkes bunu tanışmaya başlıyor. Tekrar o konuya geleceğiz ama. Şu yemek işinden birazcık daha gitmek istiyorum.
Çünkü sen yemek seviyorsun ben yemek seviyorum. En sevdiğin mutfak neresi? Hakikaten İspanya mı yoksa her yerin başka özelliği var mı? Nereyi daha çok seviyorsun? Bence şu anda dünyada el öne çıkan iki mutfak. Yani gerek malzemek kalitesi olarak. Gerekte nasıl işledikleri malzemeyi, çeşitliliği. Biri Avrupa’da İspanya. Avrupa dışında da Japonya. Bir Peru modası var böyle son yıllarda. Yani o kadar güçlü sanmıyorum yani ceviche şey yaptıkça Japonya var. Yok yok Peru mutfağının çok o kadar önde olduğunu tahmin etmiyorum. Yani modası var çünkü şey ceviche yapmak kolay herkes yapıyor. Ama yani Japonların deniz ürünlerine yaklaşımı, bilgisi, işleyişi. Yani o konunun profesörleri hakketen detaylar önemli zaten. Bence o düzeyde yani şey.
Japonya’da biliyorsun Fransa ile birebir eşit sayıda üç müşri yıldızlı lokanta var. Doğru yani gerçi ben şartlı müşriyi çok hala anlıyorum. Ayrı bir konu. Onu iki saat konuşmak lazım ama. Yani zaten çok Fransız Japonya gitti. Çok Japon Fransa’ya geldi. Novel cuisine zamanında. Yani mutfak konusunda da hayat doğulu gibi. Şey ceviche dölleme çok önemli. Biz hala şey değiliz. O bizim mi başka sınıf?
Önemli olan tabii ki ilham alırsın karşılıklı etkileşeceğim. Dölleme diyorum ben ona. Alıp kendini uydurmak ve bir tık öteye götürmek mutfağını. Ve bunu hem Japonya hem Fransa iyi yapıyor aslında. Japonya konusunda sana yüzde yüz katılıyorum. Hakikaten çok acayip bir mutfak. İskandira mutfakların da böyle bir yükseğeşi var son yıllarda. Oraya da gittim. Oraya da hem Kopenak’a gittim hem de Stokholma.
Bence daha çok özden çok sunum. Aslında mutfakları zengin değil. Az malzemem var. Çok iyi satıyorlar. Çok iyi pazarlıyorlar. Nefis sunumlar böyle. Tabaht gibi. Olağanüstü sunumlar. Ama çoğu yemekleri mutfakta yemek pişmiyor. Çoğu böyle test mutfaklar hazırlanıyor. Son anda bir yere getiriliyor. Böyle dekoratörler, dekorasyon getiriyorlar. Sende bir kere yersin iki kere yemeye söyle. Ama yani sonra aklın ne kaldı dersen lezzet açısından malzemek açısından bence daha çok pazarlamanın başarısı yani.
Şıklığı sunumu kalıyor. Çok katılıyorum. İki kitabından bahsedemeyi göstereceğim. Bir tanesi daha önceki piyasaya verilen ve bildiğim kadarı bayağı da satan kitabın. Sana da söyledim. O kitabın ön sözünü çok sevdim. Ön söz bayağı ders gibi. Çok etkili bir ön sözü. Ne anlatıyorsun bu kitapta? Niye yazdın bu kitabı? Bu kitabı şimdiden yazdım. Bu kriyet yayınları daha önce İlber Hocayla çıkardı. Dua Gücelo’yla çıkardı. Bir nevi bu söyleşe. Yani Vedatibiler’i tanıtmak kimdir nedir. Çeşitli konularda düşüncelerin nedir hayat konusunda. Bazı sorular soracağız dediler. Şey yapabilir misin? Gençleri de ışık falan. Kimseye verecek hani ne derler ne oflerse. Merem olsa kediler süren. Benim öyle büyük bir, büyük hoca gibi bir hayat tecrübem yok zaten.
Sevmem de hiç öğüt vermiyor. Ben kendi yaşadığım ikilemleri anlatabilirim. Kendi sorunlarımı anlatabilirim. Çünkü kolay cevabı yok. Birçok zamanda pişman olmuşumdur bazen kararlardan. Verdim kararlardan. Çok da şeyimizin tuttuğu, dalga boyutunuz tuttuğu genç bir arkadaş buldum. Nurhan. Dost olmuşsunuz. Evet, olduk. Konuşacak konuşacak birimiz daha iyi tanıdık. Onun da çok önemli şeyleri var. Kitabı, katkıları var.
Çünkü çok güzel sorular sordu. Böylece nevişahsına münasır birçok konuya değinen ve orada yani benim tek söyleyebileceğim. İddialı bir şey yaparsam. Ne düşünüyorsam onu söyleyeyim. Söylediklerini düşünüyorum. Düşündüklerini de söyledim. Bu kitapta beni etkilenmiş oldu dediğin çok doğru. Ben Türkiye’de iki tane böyle kitap gördüm. Bir tanesi Mustafa Oğuz’da yap. Mustafa Oğuz’un bir röportaj kitabı var. O bu kadar samimi. İki bu bu kadar samimi. Yani çok işten cevaplar verilmiş. Bunların sana bu Türkiye’de bu kadar samimi olmanın geçerli olduğunu düşünüyor musun? Yani geçerli mi geçersin bile hiç düşünmedim. Çünkü şöyle lokantalar içinde onu söylüyorum. Hani hiç şey düşünmeyin hani müşteri şunu ister diye. Her lokantada hiç hak ettiği müşteriye kavuşur derim. Siz düşünmeyin onu. Canını çektiğini yap. Evet, yani canını çektiğini yap. İyi bildiğini yap. Burada yani ben hayatta her zaman beni takdir eden çok insan olmasın. Önemli diyor yani şey olmak, popüler olmak. Gerçek, öyle düşünüyorum. Ama arkadaşlarım takdir edenler benim de takdir ettiğim. Onlarla birlikte olmak isterim insanlar olsun. Akademide de öyleydi. Mesela en zor hocayla çalışırdım ya da en şey kimsenin çalışmak istemedi. Ona o beni takdir etsin isterdim. O yüzden bunu hiç düşünmedim bile şey yaparak.
Çünkü biliyorum ki bu stili takdir edecek çok kişi vardır. Eğitirecek olan ne yapayım ben kendime şey yap oldu gibi ortaya koymaktan çekinmiyorum. Yani öyle bir çünkü sonuç olarak şu var. Bir yerde insanlar sahnemizden zeki. Yani bir şeyleri gizlemeye çalışırsanız böyle şey olduğu zaman farklı bir ajanınız falan olduğu zaman bir şekilde daha sonra bir yerden patlıyor. Yani bayıldım o kadar yani bir sene oldu. Yani üç kala bir sene oldu. Evet şimdi üçüncü baskı yapacak inşallah. O yüzden burada olmasına çok sevindim. Çünkü ilk çıktığında bana yollamıştın. Sağ ol tam da pandeminin böyle eve kapanmış günleriydi. Büyük bir keyifle. Pandemi olmasın kitap olmazdı zaten.
Pandemiye başlıyor.