"Enter"a basıp içeriğe geçin

Anadolu’da Yaşam | Orman | TRT Belgesel

Anadolu’da Yaşam | Orman | TRT Belgesel

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=rtZKMEkUQm4.

Anadolu. Medeniyetlerin doğup geliştiği topraklar. Tarımın, ticaretin, bilimin kaynağı. Tarih boyu bu toprakları özel kılan bir şey vardı. Üzerinde yer alan, yeryüzlü şekilleri ve bitki örtüsü. Dağlar, akar sular, kovalar. Yalnızca coğrafyamıza değil, insana ve onun hayatına da şekil verdi. İki zaman fırsatlar sundu, iki zaman sorun çıkararak çözüm bulmaya zorundu.
Anadolu’da yaşam, tüm bu şekillerin etrafında devam ediyor.
Yer yüzünde bu hayati ihtiyaçlarımızı karşılayan muazzam bir sistem var. Ormanlar. Ormanlar, bu yaşamsal faydalarının dışında ekonomik açılımları, ve bu yaşamsal faydalarının dışında ekonomik açılımları,
ve bu yaşamsal faydalarının dışında ekonomik açılımları, ve bu yaşamsal faydalarının dışında ekonomik açılımları, ve bu yaşamsal faydalarının dışında ekonomik açılımları, ve bu yaşamsal faydalarının dışında ekonomik açılımları, ve bu yaşamsal faydalarının dışında ekonomik açılımları, ve bu yaşamsal faydalarının dışında ekonomik açılımları,
ve bu yaşamsal faydalarının dışında ekonomik açılımları, ve bu yaşamsal faydalarının dışında ekonomik kılınabilmesi compañılıklı.
Sonbahar geldiğinde ormanlar göz alıcı bir güzelliğe bürünür. Bizi büyüleyen bu rengarenk görüntü ormanın kışa hazırlığıdır aslında. Bu mevsimde yeterli ışık alamayan yapraklar sarıdan kırmızıya, kırmızıdan kahverengiye renk değiştirir. Kırmızıya renk değişiminin son aşaması ise yaprak dökümüdür. Böylece ağaçlar soğuk kış aylarında enerjilerini sadece gövde ve dalları korumak için kullanır. Tahsin ve Hatice çifti de tıpkı ağaçlar gibi kışa hazırlanıyorlar.
Ormanın onlara sunduğu bir armağanın peşindeler. Bizim burada mantar dediğimizde akansular durur. Ne bileyim 100 saniye olsun o 100 saniye de muhakkak mantar olacak. Yerler önce bir yerler ondan sonra konserve.
Kışın işte bir aklına geldi miydi hadi ekmeğini yapalım hadi muhlamasını yapalım öyle tüketiriz.
Azavayı ormanlarında sonbahar mantar sezonudur. Ve ormanlar mantar arayan insanlarla dolu taşar bu mevsimde.
Bin bir emekle toplanan mantarların bir kısmı pazarda satılır. Bu yıl yağış az olduğu için mantar eskisine göre daha az.
Bu nedenle fiyatlar da çok yüksek. Evet. Ne kadar teyzem 35 lira.
Pazarda satılan mantarları pahalı bulan Naciye kızı ve torunu ecrinle birlikte soluğu ormanda aldı. Bugün mantarı sadece kendileri için toplamayacaklar. İstanbul’dan misafirimiz geldi bugün misafirimize ikram etmek için o çünkü sevdiğini biliyoruz misafirimizin de. Ona res gibi bir sürpriz gibi bir şey yapmak için mantardan ben çok güzel pide yaparım. Aynı kıymalı pide gibi. Kastamonu iç göçün en çok yaşandığı şehirlerimizden biri. Geçim koşullarının zorluğu şehrin kırsalında yaşayan nüfusu büyük şehirlere göçe zorlamış.
Mantar sezonu ülkenin büyük şehirlerine dağılmış Azdavaylılar için memlekete ziyaret zamanı. Azdavaya gelen misafirler için de en kıymetli ikram kanlıca mantarı elbette. Mantar toplamak tecrübe işi. Bazı mantarları yemek bir tarafa dokunmak bile ciddi sorunlara yol açabilir. Tahsin ve Hatice yılların verdiği tecrübe ile kendilerinden emin topluyorlar mantarları. Tahsin ve Hatice sepetleri doldururken Naciye’lerin sepetleri hala boş. Ormanın bu bölgesinde neredeyse hiç mantarı yok. Yağış’ın az olduğu bu sene mantar toplayanların işi daha da zorlaştı.
Kimsenin gitmediği yerlere ulaşmak zorundalar fakat bu cesaret istiyor. Ecrin mantar toplamanın sabır işi olduğunu şimdiden öğrendi. Zamanla mantarla ilgili her şeyi öğrenecek. En önemlisi de zehirli mantarları ayırt etmeyi. Bu bilgi bir mantar toplayıcısı için hayati önem taşıyor.
Burda mantar çeşidi çok. Yalnız biz dört çeşit mantarını yeriz burada. Karnıca, Kurtkulak, Beşe mantarı, Dalak mantarı, başka mantarını almayız da yemeyiz de. Ecrin tüm gün annesi ve anneannesi ile sabırla mantar aradı. Orman bu çabanın karşılığında nimetlerini esirgemiyor. İşte burada herkese yetecek kadar mantar var.
Sepetler dolarken hepsinin yüzü güdüyor. Bu belki de ormanın küçük ecrine sunduğu bir hediye. Hatice ve Tahsin eve çoktan döndü bile. Şimdi sıra tüm gün süren çabanın son aşamasında. Soğuk geçecek kış günleri için mantar konserveleri hazırlandı bile. Bir dahaki sezona kadar bu konserveler ile idare edecekler.
Naciye’lerin evinde ise mantarlı pide kokuları ortalığı çoktan sardı. Mantarla hazırlanmış yemekler sofrada baş köşeyi aldı. Misafirler sofraya buyur edildi. Yüzlere emek ve alın teri ile kazanmanın huzuru yansıyor.
Tahsin ve Hatice çifti kışa hazır artık. Isınmak için odunlar ormandan. Sobanın üstünde demleyecekleri şifalı bitki çayları pişirecekleri mantarlar. Kestaneler de yine ormandan. Şimdi sıcak evlerinde onları çevreleyen ormanla birlikte baharı bekleme zamanı.
Erişim www.seslibetimlemedernegi.com
…kış uykusuna yatar. Ağaçların uykuya dalmasıyla birlikte……ormancılar için bereketli kesim sezonu açılmış olur. Bu mevsimde ağaçların gövdelerindeki suyun az olması……daha kaliteli tomruk elde edilmesini sağlar. Karabük’ün Yenice ilçesi……Türkiye’nin en yüksek orman yoğunluğuna sahip bölgesi. Zengin ağaç varlığı, ormancılık faaliyetlerini öne çıkarmış. Yenice’den çıkan orman ürünleri…
…ülkenin dört bir yanına gönderilerek……farklı sektörlerin kullanımına sunuluyor. Ormancılık Yenice’lilerin temel geçim kaynağı. Bu yüzden yıllık planlarını ormandaki işe göre düzenliyorlar. Kesim zamanı ekipler halinde çalışan ormancılar……kesin bitene kadar ormanda sayvan adı verilen ahşap kulübelerde kalıyorlar. Beş kişilik ikimiz biz. Ben burada arkadaşların yemeklerinden sormuyorum. Sabah kahvaltısından, öğlen yemeğinden, akşam yemeğinin temizliğine kadar…
…hepsinden ben sormuyorum. Herkes kendi bildiği işi yapıyor. Kesimci kesimcisini yapıyor, traktörü çekecekler, naklayıcının nakliyesini. Herkes iş bölümü yapıldığı zaman iş daha pratik oluyor. Mesela bir kış işinin üç ay zamanı varsa……ne kadar erken bitirirsen hem maliyetin azalıyor hem zamanı kazanıyorsun. Sayvanda bir arada kalan ormancılar…
…burada üç ay boyunca kazandıklarıyla tüm yıl geçinecekler. Kış kesiminde elde edilen tomurun kalitesi gibi kazancı da yüksek. Soğuk havaya, tehlikelere rağmen verilen tüm mücadele bu yüzden.
Ormanda çalışan her ekip bir aile gibi olmak zorunda. Her daim birbirlerini kollayarak gün ışığının az olduğu kış aylarını……en verimli şekilde değerlendirmek istiyorlar. Zaman çok önemli. Şimdi eve gitsem ben bir saat gidiş endişe……bir saatte zamanın geri dönüşü, bir de biraz da affedersiniz lanlun……bizim işler kaldı saat dokuz, ona ondan sonra geleceksin……akşam altta bırakacaksın eve gideceksin gene olmaz. Ama bak geldim yemeğimi yedik, yataklarımıza serdim……zobamızda bak çayın hiç yattı. Bizim işimiz bu. Ekip için gün erken başlıyor. İşe başlamak için seçtikleri ağaç ise…
…heyvetli bir kayın. Kesin başlamadan önce ağacın devrileceği yön iyi hesaplanmalı. Ufak bir hata hem ormancıların hem de genç ağaçların……zarar görmesine neden olabilir. Olmaz oradan, ya ağacın bu ağaca kıracaksın ya da……kağaça gideceksin. Yok zarar vermez lan gitsin cürecek ya.
Yoklar. Dikkatli bir hesaplamadan sonra Hulusi kesilecek ağacın……devrileceği yönü belirledi. Fakat Zeki onunla aynı fikirde değil. Ağaç her an bir sorun çıkaracak gibi duruyor. O yüzden ağacın düşeceği yerde herhangi bir saplağın olması için……halakla yardım etmeye karar veriyor. O zaman haladı götürelim, haladı bir deneyelim. Ha traktoru haladı götürelim deneyelim. Direktör çıkarsa buraya yıkılıyor. Arazi traktörle yaklaşmaya izin vermiyorlar. Ağacı halatla çekme fikrinden vazgeçmek zorundalar.
Hulusi ağacın düşeceği yönden emin. Kesim sırasında bir sorun yaşanmazsa……ağaç belirlediği yöne devrilmeyecek. Yine de herkesin çok dikkatli olması gerekiyor. Son kontrolleri yapan Hulusi işe konu olarak……kendini
Son kontrolleri yapan Hulusi işe koyuluyor. Artık kesim zamanı. Her ağaç gibi bu ağacın da düşeceği yerin garantisi yok. Her an bir terslik olabilir. Hulusinin hesapları tutsa bile…
…düşüş sırasında etrafa çarpan dallar ağacın yönünü değiştirebilir.
Ağaç devrildi ama tehlike geçmiş sayılmaz. Bunun gibi büyük bir ağaç……devrilirken çevresindeki pek çok dala çarparak yere iner. Bu dalların zamansız düşüşü……tomrukla ilgilenirken……savunma ve hızla……yine de bir şey yapar.
Bu dalların zamansız düşüşü, tomrukla ilgilenirken……savunmasız kalan ormancıları bekleyen en büyük tehlike. Her yıl buna benzer çok sayıda kaza yaşanıyor. Benim arkadaşım benim yanımda katalandı. Olmayacak böyle düz bir yerde. Onun üstünde dal varmış. Bir baktık dal yok kardeşler dikine. Çığırdık, bağırdık uşak motoru bırakmadı. Motorun kaması takılı ve düşeğe uşak gitti. Tam 45 dakika kucağımda kaldı. Arabada çıkmıyor olarak. Arkadaşlarından indirdik ama kurtaramadık. Gitti abisi.
Bu ormanın en kötü tarafı işte bu. Ormancılar için kazasız biten, yorucu bir gün daha geride kaldı.
Para kazanmak önemli olsa da sezon bitivinde eve sağ salim dönebilmek en büyük hedef. Bastıran kariya ışığıyla birlikte soğuk kendini iyice hissettirirken……soba başında sıcak bir sohbette biraz olsun ısınma fırsatı buluyorlar.
Bugünlük mücadeleleri bitse de yarın onları daha zor bir gün bekliyor. Bahar gelene kadar zamanla yarışıp hayatlarını kazanmak için……her gün hayatlarını riske atmaya devam edecekler.
Bu onlarla orman arasında yapılan tehlikeli bir anlaşma. Rize’nin yemyeşil ve görkemli doğası. Yüksekleri çıktıkça tekinsiz bir orman görüntüsüne bürünür. Fakat bazıları bu balta girmemiş ormanlara girmek o ağaçlara tırmanmak zorunda.
Rize ormanlarına bahar geldi ve orman günleri açmaya başladı. Hasan için çalışma vakti. Hasan ağaçlarda ısılı iki kara kovanı yenileriyle değiştirmek için ormanda.
Babam beni dağlara giderken peşine götürürdü. Ben o zaman çocuktum. Ağaçlara tırmanırdı. Ben ağaçların altında bekler, babamı izlerdi. Bal tatlıydı. Biz de tatlıyı çok severdik çocukken. Ağaçtan balı sepetten indirdiğinde ben hemen oradan bir parça yerdim. Babam bana kızardı. Yeme. Burası dağdır bal tutar derdi. Benitek’imde tutardı. Eve zor gelirdi. Şimdi bizim bala eski dilde biz tutan bal deriz. Ancak şehirlerde artık bu deli bal olarak söylenmeye başlandı.
Balın tutmasına sebep olan şey ise orman gülü çiçeklerinde bulunan……Grayo Noctoxin isimli zehirli bir madde. İçerisindeki bu madde nedeniyle deli bal fazla tüketildiğinde……kalp ritim bozukluğuna ve kan basıncının düşmesine sebep oluyor. Ve hatta bazen de ölüme. Yıllarca bu işi yapan yöre halkı ise birçok şifası olan……bu balın nasıl ve ne kadar kullanılması gerektiğini iyi biliyor. Böyle bırakıyoruz balı. Sen o dalın arkasına bırak. Ben o dalın arkasına. Hüpünü alalım. Topla oğlum hüpü. Hüpü al. Sen Emre’nle bir git bir kumar yaprağı al. O gözlerini kapatalım arı çıkmasın. Onu indirelim. Yer ablini süzürsün. Diğer arıcılık türlerinin arasında en zorlu olanı karakovan arıcılık.
Tamamen doğal yollarla oluşan bu balı elde etmek için……sık ormanlarda sırtta ağır kovanlarla yürümek ve yüksek ağaçlara tırmanmak gerekiyor. Ağaçlara tırmanmak ise güç ve çeviklik istiyor. Hasan bu işler için yaşlanmaya başladı.
Fakat en büyük isteği babasından devraldığı bu mesleğin kendisinden sonra da devam etmesi. Bu yüzden oğlu Emirhan’ı işi sevdirmek ve öğretmek için yanından ayırmıyor. Benim en hoşuma giden bu dağların balta girmemiş, doğası bozulmamış…
…ve insanlardan uzak dağlarda o karakovancılığı yapmak benim hoşuma gidiyor. Ben bir ağaca kovan çekerim, boş kovan. O kovana kılavuz deriz. Onun içerisine arı gelir, oturursa oturur, o bizim keyfimizdir.
En hoşuma giden o dağdır. Onun içinde çeç var, oğul çekme çeçi var. Onu köprüden as. Ben tamam, çek. Tam ortalama. Ağaca durma, ne olur ne olmaz.
Şimdi hep birlikte çekiyoruz. Bırak, bıraktın. Tabii ki ağaca tırmanmak zor, biraz da tehlikeli. Düşme ihtimalimiz oluyor. Bugünye kadar hiç düşmedim ama inşallah bundan sonra da düşmem. Bu işte ağaçtan düşmekten daha tehlikeli bir durum daha var. Bağır geldiğinde kış uykusundan uyanan acıkmış ayılar. Bağ, ayılar içinde kıymetli bir besin. Bu durum iki canlıya karşı karşıya getirdiğinde ise tehlikeli durumlar ortaya çıkabiliyor. Hasan da orman da defalarca ayı ile burun buruna gelmiş. Tabii ölüm de de.
Ayı bana saldırdığında yüksek bir kayadan düştüm. Ayıdan kurtulduğumu sandım ama kurtulmamışım. Ayı da arkamdan düştü. O derenin içerisine düştüm işte orada ayaklarım ellerim ısırdı. Ayı yüzümü isirirken elimi ağzına soktum. Yoksa yüzümü parçalayacaktı. Elimi ısırsın bari dedim. Sonra ayı da düştü.
Elimi ağzımdan kurtarınca dereden aşağı kaçtım. Yüksek bir kaya çıktım. Ayı da beni bulamayınca kaçtı gitti. Ayılara karşı çözüm üreterek işe devam etmek zorundalar. Ağaçların gövdesine ve kovanlara alüminyum lefalar çekerek ayı tehlikesine karşı
basit önlemler alıyorlar.
Birlikte yaşamak zorunda olan bu iki canlı için bu mücadele hep devam edecek.
Çocukluğumdan beri babam beni o işe ister istemez alıştırdı. Ben de işime aşık oldum. İşimi öyle yapıyorum ki yani arının yanına gittiğim zaman kulağımın kovana akşamleyin gece bile arının yanına giderim. Kuvanın yanına giderim kulağımı dayarım.
Orada kulağımın şarkı sesi var. Onlar oğultu yapar şarkı söyler onlar. Eğer o bal yapıyorsa onu anlarım. Eğer oğul verecekse o oğultu sesinden onu da anlarım. Hasan kovandaki arıların çıkardığı eşsiz sese hayran. Oğlu Emirhan’a da bu sesleri dinletiyor.
Çünkü biliyor ki Emirhan ancak doğanın kusursuz ritmine hisseder ve anlarsa bu işi sevecek.
Emirhan bu mesleği babası kadar sahiplenecek mi bilinmez ama orman şifasını asırlardır olduğu gibi dileyen tüm canlılara dağıtmaya devam edecek. Orman yeşilin her tonuna bürünmüş, uyanış mevsimli olan baharın gelişini müjde diyor. Ormanın içinde bulunan dağ akça köyü için bahar kömür sezonunun başlangıcı.
Kömür ocakları şimdiden tütmeye başlamış. İsmail ve ailesi içinde zorlu bir süreç başlıyor.
Kış mevsiminde hazırladıkları odunu kömüre çevirmek için tıpkı diğer köylüler gibi gece gündüz demeden çalışmak zorundalar.
Amacımız arasından sonra ocağı tamamladıktan sonra meşey yaprağı ile topluyoruz ormandan, meşey yaprağıyla öktükten sonra üstüne toprak atıyoruz.
Topla kalktıktan sonra bunu tepeden ateş salarak ateşliyoruz. Ateşledikten sonra bunu sürekli kontrol etmek istiyor. Yapacak bir şey yok. Ekmek davası bu da kolay değil. Ayar şartları böyle gerekiyor. Böyle gördük, böyle bildik. Çocuklarımız için çalışacağız, çabalayacağız. İnşallah iyi olur bizim için.
Mücadeleye devam. Ocakçılık zor bir iş. Bedensel güç ve dayanıklılık istiyor. Tek kişinin böyle işine zor bir işin üstesinden gelmesi neredeyse imkânsız.
Bu da neyse imkansız. Aileye gibi şart. Eşim sürekli yardım ediyor. Çocuklarım yine öyle. Ufak çocuklarım yavaş yavaş ben nasıl babamdan gördüm başladım ise……benim gibi onlar da yavaş yavaş benden görelek……ellerinden geldiği kadar bana yardımcı olmaya çalışıyorlar. İsmail’in en büyük destekçisi ailesi. Onlara çok güveniyor.
Ocağa eklenen her bir parça odun onları hedeflerine daha çok yaklaştırıyor.
İsmail için aile olmanın anlamı birlikte giriştikleri bu mücadele.
İsmail ailesini gönderdi. Artık bara kızında yalnız. İsmail’i uzun ve yorucu günler bekliyor.
Ocağı çatıp ateşledikten sonra yaklaşık 8-10-12 gün arasında yanma süresi var. O arada kendim burada, sürekli kendim ocağın başına kalıyorum. Çocuklar görmeden ocağın üstüne çıkma riski olduğu için……çocuklarımızı uzak tutmaya çalışıyoruz. Katlanması gereken tek zorluk ailesinden uzak kalması değil.
Ateşi hep belli bir ayarda ve ısıda tutmalı. Ne az ne de çok. Günlerce sürecek bu nöbetse hiç kolay olmayacak. Sürekli ateşi dengeli bir şekilde yukarıdan ateşleyip……dibine kadar dengeli bir şekilde indirmemiz gerekiyor. O rüzgar estiği zaman çok iyi olmaz. O rüzgar estiği zaman yaklaşık hızlandırır. Ocağın ocak kontrolden çıkabilir. Çok güneş olduğu zaman da güneş de bu sefer ateşi pusturuyor. O zaman yanmıyor ateş istediği gibi. Mecburen her zaman sabah akşam kontrol ediyoruz duman seriflerini. Nasıl yandığını tepeye çıkıp kontrol ediyoruz. Sürekli emek, zahmet isteyen bir iş. Yağmur, lavalarda çok zahmetli oluyor.
Serin güzel bir havayı seven bir iş bu iş.
Oksijenle, temasız samanla ve toprakla kesilen odunlar……ocak içinde oluşan yüksek ısı ile birlikte yavaş yavaş kömüre dönüşüyor. Bu süre içinde ocağın üstünde odunların oksijenle buluşmasına sebep olacak…
…en ufak bir açıklık olursa bütün odunlar ve tabii onca emek küle dönecek. İsmail gözünü ocaktan bir an ayıramaz.
Buluşabilecek haksilikler için her an tetikte olmalı.
İsmail’in gecesi gündüzü birbirine karıştı. Artık zamanın bir önemi yok. Başladıkları işi en iyi şekilde bitirmeye mecbur.
Çok çalışmaktan ve yorgunluktan şikayetçi değil. Onu bir tek uykusuzluk zorluyor.
İsmail’in ocağın üstünde bir an ayıramaz. Ocağın altında bir an ayıramaz. Ocağın altında bir an ayıramaz.
Ocağın altında bir an ayıramaz. Ocağın altında bir an ayıramaz. Ocağın altında bir an ayıramaz. Ocağın altında bir an ayıramaz. Ocağın altında bir an ayıramaz. Ocağın altında bir an ayıramaz. Ocağın altında bir an ayıramaz. Ocağın altında bir an ayıramaz. Ocağın altında bir an ayıramaz. Ocağın altında bir an ayıramaz. Ocağın altında bir an ayıramaz. Ocağın altında bir an ayıramaz. Ocağın altında bir an ayıramaz. Ocağın altında bir an ayıramaz. Ocağın altında bir an ayıramaz. Ocağın altında bir an ayıramaz. Ocağın altında bir an ayıramaz. Ocağın altında bir an ayıramaz. Ocağın altında bir an ayıramaz. Ocağın altında bir an ayıramaz. Ocağın altında bir an ayıramaz. Ocağın altında bir an ayıramaz. Ocağın altında bir an ayıramaz. Ocağın altında bir an ayıramaz. Ocağın altında bir an ayıramaz. Ocağın altında bir an ayıramaz. Ocağın altında bir an ayıramaz. Ocağın altında bir an ayıramaz. Ocağın altında bir an ayıramaz. Ocağın altında bir an ayıramaz. Ocağın altında bir an ayıramaz. Ocağın altında bir an ayıramaz. Ocağın altında bir an ayıramaz. Ocağın altında bir an ayıramaz. Ocağın altında bir an ayıramaz. Ocağın altında bir an ayıramaz. Ocağın altında bir an ayıramaz. Ocağın altında bir an ayıramaz. Ocağın altında bir an ayıramaz. Ocağın altında bir an ayıramaz. Ocağın altında bir an ayıramaz. Ocağın altında bir an ayıramaz. Ocağın altında bir an ayıramaz. Ocağın altında bir an ayıramaz. Ocağın altında bir an ayıramaz. Ocağın altında bir an ayıramaz. Ocağın altında bir an ayıramaz. Ocağın altında bir an ayıramaz. Ocağın altında bir an ayıramaz. Ocağın altında bir an ayıramaz. Ocağın altında bir an ayıramaz. Ocağın altında bir an ayıramaz. Ocağın altında bir an ayıramaz. Ocağın altında bir an ayıramaz.
Ocağın altında bir an ayıramaz.
Ocağın altında bir an ayıramaz. Ocağın altında bir an ayıramaz. Ocağın altında bir an ayıramaz. Ocağın altında bir an ayıramaz. Ocağın altında bir an ayıramaz. Ocağın altında bir an ayıramaz. Ocağın altında bir an ayıramaz. Ocağın altında bir an ayıramaz.
Ocağın altında bir an ayıramaz. Ocağın altında bir an ayıramaz.
Ocağın altında bir an ayıramaz.
Ayrıca bir an ayıramaz. Ayrıca bir an ayıramaz.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir