Cumhuriyet nasıl kuruldu? Prof. Dr. Erhan Afyoncu yanıtladı

Cumhuriyet nasıl kuruldu? Prof. Dr. Erhan Afyoncu yanıtladı videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=Oh39u3Ccgsg. Ya şöyle tabi şimdi… Ama 3. senemi hallediyorlar. Ya şöyle, şimdi biz tarihimizde birçok kez ıslahat yaptık kanun döneminde sonra. 17. yüzyıldan itibaren. Ama hep kendimizi örnek aldık. Mesela diyorlar ki 17. yüzyılda kanun dönemine dönelim. Kanun döneminde, Fatih…

Cumhuriyet nasıl kuruldu? Prof. Dr. Erhan Afyoncu yanıtladı

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=Oh39u3Ccgsg.

Ya şöyle tabi şimdi… Ama 3. senemi hallediyorlar. Ya şöyle, şimdi biz tarihimizde birçok kez ıslahat yaptık kanun döneminde sonra. 17. yüzyıldan itibaren. Ama hep kendimizi örnek aldık. Mesela diyorlar ki 17. yüzyılda kanun dönemine dönelim. Kanun döneminde, Fatih döneminde. Örnek kendi haşmetli günlerimiz. Olmaz görünüşü, geçti. Ama normal. Bak şimdi mesela şuandaki büyük devletlere baktığın zaman da onu görüyorsun.
3. senem zamanında şu oldu artık. Maçında ordu savaşı bıraktı, İstanbul’a geldi. Bunun üzerine 3. senem artık savaşı kazanamayacağını gördü ve yeni bir sistem kurmaya karar verdi. Bak nizam-ı cedid aslında bunu da adam gibi anlat. Nizam-ı cedid ne demek? Yeni bir düzen ya, yeni bir düzen. Yani ne demek bu? Geçmişi bıraktık, tamamıyla yeni bir düzen kuracağız. Yeni bir düzene gitti. Tabi nizam-ı cedid ordusu 14 bin civarında bir asker.
Kimin de o söz ilk kullanan? İbrahim Müteferrika kullanmış. İbrahim Müteferrika yazdı Usul-i İlkemfi Nizam-ı Ümem isimli eserinde. Nizam-ı cedid tabiri kullanır yeni bir düzen. Daha önce de Fazıl Mustafa Paşa’nın 1690’larda yaptığı bazı icraatlar için kullandı Nizam-ı cedid diye. Ama gerçek manada kullanması 3. senemdi. 3. senem devleti yeniden yapılandırmak istedi. Aslında bak planla programlı yaptı. Devlet adamlarından ve bazı yabancılarından raporlar istedi. Yani devleti nasıl kurtarırız? Aslında o raporlara baktığınızda çok ciddi analizler yok. Sadece yurt dışına giden Ebu Bekir Ratip Efendi gibi elçilerin yazdığı, gözlemleri vesairesi var ama yani böyle içinde bulunduğu atmosferin dışına çıkıp analiz yapmak kolay bir hadise değil. Yani onu yapılamıyor. Yani kolay bir şey değil. O zamanın mekanında adamsınız. Genel ikonitizmen kopamıyorsunuz. 3. senem batırlaşmayı başlattı. Fakat daha sonra çıkan isyanda yönetemedi. Nizam-ı ceddide askere orada müdahale ettirebilirdi. Ettiremedi ve tahttan indirildi. Bir süre sonra da öldürüldü. Tabi o dönemde dönüşümü yapan 2. Mahmut. 2. Mahmut, Ali Akkı Yıldız’ın güzel bir sözü var. Asıl Ali Akkı Yıldız’ın ülkemizin önündeki Osman Tarihi Çinan’dan birdir. Asıl analizimi attığı 2. Mahmut dönemidir. Doğrudur. Yani bütün dönüşüm bir kere elbiseyi değiştirmiş. Yani kılık kıyafet değişmiş. Senin de denemiş olan olmamış. Yok yani 2. Mahmut zamanında. Bütün devlet kurumları değişiyor. Ordu sistemi değişiyor. Kılık kıyafet değişiyor. Padişahın resimler asılmaya başlandı. Ya sana bir şey soracağım. 3. senemin gönül hız kaldı boğazını takıldı. 3. senemin başlattığı ıslahat.
O hareket acaba sadece devlet ıslahatı mı? Yoksa biraz da kendisi kendi özel ordu falan filan gibi bir niyetim mi var? Ya ilk başta kendi emniyetini kurmak istiyor genişleri karşı. Yani Nizam-ı Cedid çok büyük bir askerdi. 12.000 kişi o dönemde. Aslı ordusu gibi bir şey. Tabii yani öyle kuruyordu. Muhafız alayı iyi bir şey koyuyor. Kullanamıyordu ama. Kullanamıyordu yani. Tabii burada şöyle bir şey var. Aslında bizim tarihçilerin çoğunu da dikkat etmediği mesele. Ben de yıllar sonra bir bakayım dedim. Şimdi biz teknolojik olarak geri kaldığımız için savaşları kaybederiz miyiz? Ama başka bir şey var. Sanayi inkılabını yapamadığımız için sanayi inkılabının getirdiği tıplığın getirdiği imkanlardan uzağız. Ne oluyor? Aşı yeterince yaygınlaşmıyor. Hicen yeterince yaygınlaşmıyor. Sağlık şeyleri Avrupa’da. Avrupa’da çocuk ölümleri azalıp nüfus artarken Türkiye’de nüfus azalmıştır. Ben her zaman şunu diyorum.
1711’de biz Pruh’da Ruslara yendiğimizde Osmanlı İmparatoru 30 milyon. Çıkardığımız ordu 140 bin kişi. Rusların nüfusu 16 milyon. Çıkardıkları asker 60 bin kişi. Birinci Dünya Savaşı’na girdiğimizde Rusların nüfusu 175 milyon. Çıkardıkları asker 11 milyon. Bizim nüfusumuz 22 milyon. Çıkardığımız asker, o da Ember Paşa’nın büyük bir başarısı, 2 milyon 800 bin kişi. Yani bir kere bizim aynısı 93 Arb’inde 1877-1878’de Ruslar 800 bin kişilik ordu çıkarıyor.
Biz 300 bin. Yani orada zaman zaman tartışılmış bu. Ama bir kere senin nüfus olarak, bir de gayri Müslümlere Birinci Dünya Savaşı’ndan önce asker alamamışsın. Nüfus olarak zaten yeterince büyük ordu çıkarmam mümkün değil. Yani Avrupa’nın o sanayi inkılabıyla birlikte nüfusun artmaya başlaması. Birinci Dünya Savaşı’nda Almanların nüfusu 50 milyon. Bakın bugün Almanlar 85 milyon civarındalar. Biz Birinci Dünya Savaşı’nda 20 küsür milyonduk.
Yani Almanlar bizim 2,5-3. Bütün Kuzey yarım köle de nüfus fazla o dönemde. Yani asla Çin’i saymayın Hindistan’ı. Afrika Devletleri ve diğer devletler, İslam Devletleri nüfusları çok az. Yani bizim nüfuslarımız yeni arttı. Almanlar 12 milyon kişilik ordu çıkarmıştı Birinci Dünya Savaşı’nda. Yani bir kere insan üstünlüğünüz var. İşte orada o nüfus problemi ki aynı zamanda mesela günümüzde de bağlandı.
Yani Sanayi Devri’nin Avrupa’da yarattığı imkanların getirdiği nüfus artışı Osmanlı olmaması da bir engel. Yok artıramıyor. Tabii. Çok uğraşıyorlar. Yani bak Cumhuriyet döneminde de mesela biz dergide de yazmıştık hatırlarsın. Çok çocuğu olanı inek veriyor devlet. Cumhuriyet döneminde. Niye? İnek veriyorlar. Mesela köylü ailesi diyor ki yani çocuk başına bir inek bağışlayacağız. Vereceğiz size devlet olarak nüfus artsın istiyor. İtalyan, çok çocuklu İtalyan ailelerinin resimleri gazetelerde başlıyor.
Çünkü Cumhuriyet başlarında devlet 13 milyon kişi. 13 milyon. Nüfus yani toprağı, bu toprağı göre çok az ve çok bineşli bir şekilde nüfus artırılmıştır Cumhuriyet döneminde. Bu çok isabetli olmuştur yani göçlerin dışında. Tabii bunda haklarını da verelim. Doktorlar çok ciddi çalışmalar yapmıştır hekimler. Cumhuriyet döneminde köy köy gezip aşılama yapmışlardır. Aşının mesela iki tane faydası var. Bir ölümleri kesiyor. Şimdi mesela prengi de olduğu gibi cilt bozukluklarını ortadan kaldırıyor. Yani mesela Osmanlının son döneminde Sultan Abdülmecid biliyorsun kendisi de çiçekten çiçek bozuğu yüzü. Çiçek aslında yaygınlaştırmak için çok uğraşıyor. Yahu şimdi askeri okulların başındasın şu Süleyman Numan Paşa bağdır. Evet doktor. Çok önemli. Evet. Üzevinde ciddi durulmadı. Refik Saydam falan hiç onun yanında yetişmiştir.
O da bir şey yaptı ya Süleyman Numan Paşa. Onu yazdı bizim bir arkadaş. Yazmak kaç kişi olacak? Hayır hayır kitap kitap yapacak. Kitap makalleri var da kitap yapacak. Ne olacak yani hiçbir şey yok. Adana Süleyman Numan Paşa birinci dünya halbindeki o salgınlarda olduğunun kırılmasını önleyen kişidir. Tabii işte böyle dört beş kişi var. Abdülkadir Noyan, Şeyh Tevfik Bey bunlar. Yani makale falan filan değil ismi kalsın bu adamdan. Onu şey yaparız.
Adam bugün enzü döküyor pasölye enzü döküyor işte bu yok. Fransa’da. Yani onu bir tıbbi bir yere vermek lazım. Tabii şöyle bunlar birinci dünya savaşında aşı yapmışlar. Tüfüz açısını buluyor bizim doktorlar. Yani şey eee Goltz Paşa Gols muydu Kutulamale’deki? Hep karıştığım Gols mü şey mi? Yok. Alman general aşıyı olmadığı için. Tabii Gols öldü öcek şey geldi.
Çok ööö aşı yok Gols değil o aşıyı olmadığı için ölmüştü. Mesela Alman diyor ki ya Türkler aşı mı yapabilir diyor. Ama mesela bizim doktorlarımızın bulduğu bu dönemdeki aşı sayesinde bir çok asker müstüfüsü. İşte hepsinin başında Süleyman Usta başında. Tabii o sağlık bir şey amiri. Tabii burada eee yani bu dönemde dediğimiz gibi bizim önemli şeylerden birisi. Mesela günümüzde de bakın bu söz konusunda şimdi Türkiye’de maalesef çok ciddi aşı
karşıtları var eee bu aşı karşıtlarının yaptığı propaganda’lardan dolayı çok ciddi etkilenenler oldu. Mesela birinci dozu olup ikinci dozu olmayan altı milyon civarında insan var Türkiye’de. Şimdi bir bizim hekim arkadaşımız diyor ki maalesef hocam diyor yani burada diyor bu adamların diyor probandası bizden daha fazla etkili oldu diyor. Ki burada şunu vurgulamak lazım. Yani Türkiye bugün geçen sene bu dönemlerde biz kapalı hayatı yaşarken bile daha fazla hastalıkla yıkıllaşırken yeni varyantlara rağmen şu anda biz hastalığı kontrol altına aldıkları için de şeylerde hastanelerde bir yolduk yok yok. Hasta sayısı fazla ama hastaneye kadar sayısı az. Tabii yani bu mesela ve okullar açık değildi geçen sene. Bakın bu sene okullar açık yani okulların açık olmasına rağmen ki Milli eğitim bakanı çok doğru bir iş yaptı. Yani okulların açılması son derece önemli bir harekettir. Yani bizim burada şunu söylememiz lazım.
Ben mesela çiçek üzerine de yazdım. Biz çiçek hastalığı gibi bir hastalığı dünyadan aşı sayesinde yok ettik. Ki çiçek ciddi bir hastalık. Yani birçok insan padişahın çocuklarına halkta milyonlarca ölüme sebep olmuş. Şimdi burada Sağlık Bakanlığı da son derece ciddi bir aşılama yapıyor ama maalesef hastanelere gittiğinizde o aşı olmak için gelen sayının düştüğünü görüyorsunuz. Yani burada biz aşıyla bugün her yeri açık tutuyoruz. Bunun devam edilmesi lazım. İşte o dönemlerde de mesela devlet çok ciddi aşılama kampanyalarına uğraşmış. Hatta Osmanlı’nın son döneminde aşı mecbur olmuş çiçek hastası. Yani mecburiyet getirilmiş. Yani günümüzde de tartışılıyor ya. Mecbur olsun olmasın mavur falan. Goltz muş. Kutluyum kardeşim. Tamam onu şey. Hatta biliyor musun? Öldükten sonra şeyde bu şehval mecmahsında kapaktır.
Bizi çok seven Goltz Paşa vefat etti. Sonra buraya getirdi gömüldü. Evet evet şeyde. Ve şeyin yani dediğimiz gibi İmparatorluğu’nun son döneminde en büyük problemlerden birisi de bu nüfus tülümrüm ve salgın hastalıklar. Bakın Firen gibi ayrı bela. Kızamık ayrı.
Kızamık ayrı.