İmparatorluk neden yıkıldı? Prof. Dr. Erhan Afyoncu yanıtladı

İmparatorluk neden yıkıldı? Prof. Dr. Erhan Afyoncu yanıtladı videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=Du9MgRPCR0U. İstersen kitabın girişinde şark meselesi. Şark meselesi hala konuşulan bir şeydir. Batı’nın Türkiye’ye ve Osmanlı’ya bakış öncüsünden. Şark meselesi özünde nedir, ne demektir? Evet, şark meselesi günümüzdeki sadeleşmiş haliyle doğu sorunu……Türklerin Avrupa’dan atılması. Yani bu, şöyle düşünelim……Avrupa’ya gidip, Asim…

İmparatorluk neden yıkıldı? Prof. Dr. Erhan Afyoncu yanıtladı

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=Du9MgRPCR0U.

İstersen kitabın girişinde şark meselesi. Şark meselesi hala konuşulan bir şeydir. Batı’nın Türkiye’ye ve Osmanlı’ya bakış öncüsünden. Şark meselesi özünde nedir, ne demektir? Evet, şark meselesi günümüzdeki sadeleşmiş haliyle doğu sorunu……Türklerin Avrupa’dan atılması. Yani bu, şöyle düşünelim……Avrupa’ya gidip, Asim ile olmayan……tek millet Türkler. Bak Almanlar mesela Avrupalı değildir.
Sonra da gelmiştir. Asim ile olmuştur, Hristiyan ile en son girmiş millettir. Hatta Hristiyan ile de en son giren millet olduğu için……Avrupa tarafından hep dışlanmıştır. Mesela saldırganlığının sebebi de budur derler. Şimdi, Türkler……özellikle Almanlar 300 yıl……Türkler Avrupa’dan atmak için uğraştılar. Göbekleri çatladı. 300 yıl. Bu, işte 1700’lü yıllardan itibaren……bunu tabii çok eski atileye kadar götüren de olur ama asıl……şark meselesinin doğuşu 18. yüzyıldır. Bu dönemde şöyle bir şey çıktı. Türkler…
…Hristiyanları yöneten Lesboklardır. Hristiyanlar Türklerdir. Esaretinden kurtarılmalıdır. Ve Türkler de Avrupa’dan atılmalıdır. Bunu biliyorsun… Bu Anadolu’dur Hristiyanlar dahil buna. Tabii. Çünkü Anadolu Hristiyanlığı önemli merkezlerinden birisidir. Yani en önemli kiliseler buradadır. En önemli din adamları buradadır. Tabii burada Avrupa’yı Anadolu’suz düşünemezsiniz. Yani burayı da bunun içine katıyorlar. Ki, Sevr anlaşmasıyla…
…biliyorsunuz eğer hayata geçirebilseydi bizi yırtıp atmasaydık……Sevr anlaşması biliyorsunuz Sevr’i de yırttı arkadaş. Sevr anlaşmasında Türkiye 250.000 km kadar bir toprağa düştüydü. Ki biz orada da kalamazdık muhtemelen. Yani bu Batı’nın iki asır süren mücadele bunun inişliği çıkışlı birçok dönemi var. Şark meselesinin. Yani Nemirol Kongresi’nde 1735’lerde başlar. Ondan sonra devam eder. Bazen zaman zaman müttefikte olmuşuzdur İngilizce, Fransızlarla.
Asıl Türklerin Avrupa’dan atılmasıdır. Ki bunu Rumeli Türklüğünü yok ettiler. Yani Rumeli’de bugün bizim üç vilayetimiz dışında toprağımız kalmadı. Ki bir zamanlar bir Rumeli Türklüğü vardı yani yakın zamana kadar. Ki aslında çok da değil. Yani mesela Murat zaman zaman der. Ya Abdülhamid dediğiniz dedenizin yaşadığı dönemi yani. Yani üç. İki dede öteye gittiğiniz Abdülhamid. Tabii ki dedesi olsa o arkadaşı. Hayır zaman olarak. Tabii. Yerim 60 yaşındasın. Kendi doğumdan 60 sene geriye git.
Abdülhamid tahtı. Abdülhamid tahtı. Tabii. Bir de 60 sene geriye git. Çatı Alıcıt veya Mahmud. Mahmud tahtı. Mahmud tahtı. Yani aslında bu bizim çok uzak gibi gördüğümüz hadise yakın tarih aslında. Yani burada çok şey değil. Tabii burada şöyle bir hadise var. Biz öyle bir anlatıyoruz ki İmparatorluğun o parçalanma süreci aslında çok kısa bir sürede oldu. İkinci Abdülhamid tahtta çıktığında 6.5 milyon kilometre karaydı Türkiye. Abdülhamid indiğinde 5 milyon kilometre karaydı. Birinci Dünya Savaşı çıktığında 2.5 milyon kilometre karaydı.
1918’de de Mondras Donsarı 250 bin kilometre karaya düşürmüştü. Milli mücadele olmasaydı bugünkü ülkemiz olmayacaktı. Şimdi çok kısa sürede biz Tuzla buz olduk. Yani bir anda Tuzla yani aslında çok ciddi bir travma geçirildi. Benim şöyle bir düşüncem var. Tabii bu kolay değil. Bugünden bakıyoruz. Mesela 1917’de ve 1991’de Ruslar piranlı küçüldüler. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra da İngiliz ve Fransızlar yaptı bunu.
Rus Paşa’nın 1895’de sunduğu bir yazı var. Orada diyor ki İmparatorluğu diyor, revize edin diyor. Siz bütün toprakla bu toprakları koruyamazsınız. Bu parayla bu insan gücüyle Osmanlı’nın son namlelerindeki en büyük problem nüfus durur. Koruyamazsınız. Özellikle Rumel de sınırlarınızı tahsil edin. Ağırlığınız Anadolu’ya ve güneye kaydırın. Hatta diyor İstanbul diyor atalete yaratan bir şehirdir. İhtişamı diyor tembelliğe itiyor sizi. Anadolu’da bir yere gidin böyle bir şey var, bir yazı yazmış o dönemde. Türkiye’den gittikten sonra Atatürk’ün raporu vardır. 17’dekini diyorsun değil mi? Çünkü mesela savaşın içinde de savaş kaybediliyor. Atatürk 17 daha planlı bir çekilmeyi düşünüyor. Çünkü planlı çekilmediğimiz takdirde işte olanı gördük sonra. Şimdi kontrolsüz güç güç değildir diye bir lastik reklamı vardı zamanında biliyorsunuz. Yani biz bunu yapamadık.
Roma tarihçileri diyor ki Roma eceliyle ölmedi, cinayete kurban gitti diyor. Yani cemmen kabibileri yok etti. Bir Jack Tobi diye bir Osman tarihçileri diyor ki Osmanlı İmparatorluğu ne eceliyle öldü ne cinayete kurban gitti. Etki altında intihar etti diyor yani imparatorluk son dönemde çok hızlı yaşadı. Mesela her zaman bizim programlarda da söylediğimiz bir şey vardı. Enver Paşa 41 yaşında şehit oldu.
Yani düşünün yaşadığı hayat şöyle bir düşünün. Makedonya’da eşkıya kovalaması, meşrutiyeti ilan ettirmesi, ondan sonra Balkan Savaşları, Birinci Dünya Savaşı, Sarıkamış, Çanakkale, Kanal Harekatı katıldığı birçok yerler. Ve Asya’da Ruslara karşı savaşması hepsi 41 yıl oldu. Yani başkomutan olduğu zaman 30 yaşında bile değil. Tabii bu çok hızlı bir döngü.
Ve burada önemli olan şey şu benim bizim Murat’ın da dediği bir şey vardı bu kitap biraz doğrudan çıktı. Bir el kitabı lazım. Yani özellikle bu profesyonel olmayan tarihçiler için, siyasetçiler için yakın dönemin anahtarıyla bilmeler lazım. Bildiğiniz zaman aslında birçok hatayı tekrarlamazsınız. Yani bizim birçok söylediğimiz hadise vardı programda senelerce veya dergilerde yazdık, gazetelerde yazdık. Birçok problemler çözülmedi. İmparatorluğun tasviyesi bitmedi aslında şu anda devam eden Osmanlı İmparatorluğun tasviyesi.
Yani şöyle düşünelim Atatürk’ün mücadele ettiği topraklarda Libya, Suriye, Kafkasya bugün bizim ordumuz aynı mücadeleyi tekrar dedi. Aynı coğrafya yani Libya’da, Suriye’de, Irak’ta, Kafkasya’da. Çünkü problemler bitmemişti. Yani bu problemler o soğuk savaş döneminde donmuştu. Ardından bir anda parçalanmalar başlayınca 91’den itibaren en son bu Araf devletlerindeki karışıklıklar vesairelerden birikti. Aynı problemler yer yüzüne tekrar çıktı. Şimdi burada bizim şeyimiz şu. En azından belli bürokratlarım ve siyasetçilerin, cumhuriyet tarihi içinde dahil, 50 anahtarıyla bilmeleri lazım. Yani son 200 yılı. Bildikleri takdirde yeni icat yapmazlar.
Yani kalkıp mesela şu politikayı izleyin. Ya bu politikayı 100 yıl önce izlendi, tutmadı gibi şeyler olması lazım. Tabii bir de mesela tarih bizi hatırlatıyor. Geçtiğimiz günlerde biliyorsun Yunanistan’da büyük bir tören yapıldı. Yunan isyanının 200. yıldır. Tabii bizim için de neydi? Moratürklüğünün yok edilişinin 200. yıldönümüydü. Ben birkaç yazıda yazdım. Tabii orada işin en ilginç tarafı şu. Yunan isyanı olduğu zaman Mısır bizim yanımızda. En büyük destekçimiz.
Kavalalı geliyor. Yani Kavalalı geliyor. Yunanları perişan ediyor. Ki eğer İngiltere, Fransa, Rusya müdahale etmese Kavalalı’nın oğlu Girit valisi olacak. Yani Moro valisi olacak. Ama galiba Osmanlı da Kavalalı’nın başarısından biraz rahatsız olmuş gibi oluyor o zaman. Tabii şöyle Mısır, yani İslam dünyasının son dönemlerinde belli başlı reformları yapıp tutturan tek devlet Mısır. Kavalalı. Yani sadece askeri yönüne yapmıyor.
Sullama vesaire. Bak onun da ilginç bir sebebi var. Daha kaliteli uzmanlar götürmüş. Yani daha fazla para vermiş. Daha iyi askeri uzmanlar getirmiş. Bize gelen askeri uzmanlar için iki tane üst düzey uzman var. Birisi Möltke. Öbürü de şey… Bolcu buluyoruz. Yok yok şey şu Almanya’yı kuran. Bir Möltke bir de Humbaraca Ahmet Paşa. Yani Conte Bonneval.
Möltke gitti daha sonra Almanya’yı kurdu. Şimdi tabi burada bizim bana göre önemli şeylerden bir şey şu. Bu kümret döneminde de çoğu zaman oldu. Biz çok hızlı hareket ediyoruz. Düşünmeden hareket ediyoruz. Tabi burada haksız da değiliz. Çünkü devamlı Batı’yı Toplamlosu’ndan görüyorsunuz ve bir şeyler yapmak zorundasınız. Mesela Japon’dan modernleşirken Batı’llaşırken sadece Ruslarla 1905 Savaşı var.
O savaşta da Sibirya Demiryolu dışında Rusların Japonya’ya asker göndereceği bir alan yok. Ve böylece Rusları yendiler orada. Çünkü Rusları lojistik olarak destekleyemediler. Daha rahat düşünebildiler. Mesela bizde bu olmadı hiçbir zaman için. Yani şöyle uzun vadeli bir oturup plan yapıp. Yani günümüzde de mesela bir sürü problemlerimiz var. Tarımda var, sanayide var vesaire. Planlayıp uzun vadeli gidemiyoruz. Bu bir karakterimizden geliyor. İki, dönemin şartlarından geliyor.
Her zaman, her an acil bir şeyler yapmamız lazım. Ve süreklilik olmuyor. Böyle olduğu takdirde de imparatorlukta bir reform var. Sadece imparatorluğun ömrünü uzattı. Yani daha kalıcı bir şeyler yapılan. Bu imparatorluk parçalanacaktı. Yani bu kaçınılmaz bir şey. Ama bu ölçüde parçalanacaktı. Planlı parçalansa da böyle parçalanacaktı. Yani tabii ama orada da problem şu. Yemen’den de vazgeçemiyorsun. Selanik’ten de vazgeçemiyorsun. İskotu’dan da vazgeçemiyorsun.
Tabii ama Rusya bunu gözümüz önünde yaptı. Hatta o dönemde tartışıldı. Ruslar zaman kazanmak için mi toprak satıyorlar dediler. 1991’de. 1917’de de aynısını yapmıştı. Hepsini serbest bıraktı. Sonra hepsini teker teker topladı. Şimdi de aynısını yaptı. 2008’den itibaren belli stratejik noktaları geri aldı. Ama Bresli, Sobsk’da mecburdu. Gücü yoktu. Ve Trochki hesabını soracağım bu imzaladığım anlaşmalarını.
Abi işte zaman kazanıyorlar. İşte zaman kazanıyorlar. Ama o devrim orduyu perişan etmişti. Kızıloglu tam daha teşekkül etmemiş. Bizde mesela bir dünya savaşında perişanız.
Atatürk’ün 1917 raporu boşuna değil.