Dinini Bilen Sağlam Bir Nesil Geliyor Bekir Develi ile Peynir Gemisi | Müzeyyen Nisa Karakaya | 4K
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=WNVFy52VH8o.
Online alışverişte güven arayanların adresi, Özboyacı Hatun, Bekir Develi ile peynir gemisini sunar. Müzeyyen Nisa Karaka’ya hanımefendi, kendisi farklı bilincelikleri olan çok başarılı bir talebe 8. sınıfa gidiyor. Diyelim seni aldık götürdük buradan gözlerin kapalı kâbinin karşısına kadar getirdik. Aç gözlerini müzeyyenle dua ettik. Ne dua edersin? Bütün dünyanın Müslüman olursa.
Müzeyyen sana bize söyleyeceğim doğru söyle bak. En çok annemizi seviyorsun. Seni seviyorum. Doğru söyle bak. Doğru söylüyorum. Peygamber efendimizin annesi de vefat ediyor ya orada çok ağlıyorum. Hatta Dursun Ali Erzin canlının 40 yaşındasın şirinde Mekke çocukları annelerine seslenirler miydi senin yanında? Onlar annelerine seslenirken sen yere mi bakardın?
Ben Dursun’la bölümünde hank yapıyorum. Huzura hazirun cemiyeti irfan. Lâindir, kafirdir, dinsizdir şeytan. Şeytanın lâinliğine, kafirliğine, dinsizliğine, Rahmanın birliğine eyvallah. Şol gökleri kaldıranın, donatarak dolduranın, ol deyince olduranın doksanlık kız adıyla.
Canlarım hoş geldiniz. Hepinize hayırlı, bereketli, güzel bir cuma diliyorum. Bu güzel günün akşamında yine bir peynir gemisi programıyla sizlerle beraberiz. Şimdi çok kıymetli bir hanımefendi bugün benim misafirim. Aslında kendisini ben de çok iyi tanımıyorum. Böyle kabaca bir bilgi sahibiyim. Kendisi bu hani geçtiğimiz günlerde hatırlarsanız Instagram’dan şey sormuştum. Kim konuk olsun? Kimin misafir olmasını isterseniz peynir gemisine diye. Şöyle şikayetleri çok fazla alıyorduk. Abi hep aynı yüzler. Yani kanalı açsak hep bildiğimiz adamlar, yine bildiğimiz başka adamları konuk ediyorlar, misafir ediyorlar. Hep aynı hikayeler anlatılıyor. Neden yeni yüzlere fırsat vermiyorsunuz diye. Stem kerhane bazı mesajlar alıyordum. Ondan sonra o gelen mesajların içerisinde çok güzel bir kardeşimin mesajını fark ettim. Instagram’da Müzeyyen Nisa Karakaya hanımefendi.
Kendisi farklı bilincelikleri olan çok başarılı bir talebe 8. sınıfa gidiyor. Değil mi? 8’e gidiyor. 8’e geçti. 13 yaşında. Hadi gelin isterseniz kendisine bir merhaba diyelim. Ondan sonra hikayesini hep beraber dinleyelim. Müzeyyen hoş geldin. Hoş buldum Bekir abi. Nasılsın kızım? İyiyim. Siz nasılsınız? Ben de iyiyim. Allah’a şükürler olsun. Şimdi bana yazmaya nasıl karar verdin? Anlat nasıl gelişti o hâlise? Aslında o anı hiç hatırlamıyorum. Bir anda hikayenizi gördüm.
Ondan sonra yazayım dedim. Yazdım. Çok iyi yapmışsın kızım. Şimdi Müzeyyen Nisa aslında Manisa’da yaşıyor değil mi kızım? Evet Manisa’da yaşıyor. Manisa’da yaşıyor. Baban ne iş yapıyordu? İtfaiyeci. İtfaiyeci Manisa Belediyesi’nde. Büyükşehir Belediyesi miydi? Evet Büyükşehir. Manisa Büyükşehir Belediyesi’nde itfaiye personeli. Annesi de böyle doğal ürünler falan satıyor herhalde değil mi? Evet aktar dükkanı var. Aktar dükkanı var. Ondan sonra bir tane de küçük kız kardeşi var. Bir de kendi iki kardeşler.
Ve o zaman ta Manisa’dan buraya geleceklerini de göz önünde bulundurarak kim getirmişti sizi buraya? TÜGVA gezisi. Evet canım TÜGVA. Canım TÜGVA onları buraya Ayasofya gezisine, İstanbul gezisine getirmişler. Müzeyyen de bana yazdı dedi ki ya Bekir abi biz zaten İstanbul’a geleceğiz. Benim de birinciliklerim var yarışmalarda ve söylemek istediklerim var deyince ben de dedim ki o zaman tamam TÜGVA gezisini fırsat bilelim. Seni hemen misafir edelim diye bugün burada ağırlıyoruz. Hoş geldin Müzeyyen.
Hoş buldum. Nasılsın abi? İyiyim çok şükür Bekir abi. Allah iyilik sağlık. Ben de iyiyim şükürler olsun. Biz böyle senin yaşındaki takipçilerimizin bize mesaj yazmasından kanalımızı takip etmesinden çok hoşunulduk. Çok hoşuma gidiyor böyle senin gibi böyle kızlar kardeşlerim böyle yazınca o kadar mutlu oluyorum ki. Sen kanalımızı takip ediyor musun normalde? Evet tabii ki. Hangi programları istiyorsun? Sizin kanalımızda var.
Çocuklar için siyeri bitirdik. Çok önce bitirdik. Herkes için siyeri bitirdim. Peynir gemisini zaten hep takip ediyorum. O şekilde. Harika. Şimdi Müzeyyen öyle herhangi bir kardeşimiz değil. Son derece kendini böyle iyi yetiştirmiş çok akıllı, çok zeki ve çok ahlaklı edebli bir kardeşimiz. Biz programdan önce böyle bir saat kadar ailesiyle ve kendisiyle sohbet etme fırsatı buldum. Ben böyle hayranlıkla izledim ve kendini iyi yetiştirmiş derken şöyle kastediğim birincilikleri var.
Biri siyer alanında birinciliğin var herhalde ilçede değil mi? Onun haricinde TÜGVA’nın düzenlediği bir yarışma neydi? Kitap kurdu yarışmasının da il birincisi oldum. İl birincisi oldun. Neydi kitap kurdu yarışmasının içeriği? Nasıl bir yarışmaydı? Beş tane kitap vardı. Yine din içeriği olan kitaplar da vardı. Bununla alakalı 100 soruluk bir sınava girdik. Hangi kitaplardı kızım bununla? Hatırlıyor musun? Cevherin Zaman Yolculuğu. Çok özür dilerim. Bu senenin başında girdim. Ondan şu an tam hatırlayamadım. Tamam. Aklına geldikçe söylersin. Beş ayrı kitapta soru soruldu size. Kaç tane soru soruldu? Her kitaptan 20 soru 100 soru toplandı. Maşallah. Ve sen orada il birincisi oldun. Maşallah. Diğeri de neydi? İstiklal Marşı’nda. Ondan ama il birincisi miydi? İstiklal Marşı okumam mı? Evet. Birinci sınıfta oldum. Maşallah. Güzel kızım benim. Peki. Ne yapar müzeyine sen ha? Şu an sekize geçtin. Evet. Sekize geçtim. Nasıl geçiriyorsun günlerini? Önce birazcık bahsedeyim. Sonra detaylandıracağız bunları birazcık. Ne yapıyorsun? Sabah uyanıyorsun. Sabah uyanıyorum. Okula gittiğim günlerden mi bahsedeyim? Okula gidiyorum. Okulumuza zaten kurslarla birlikte 7’de evde oluyorum. Baya geç bir saat. Sonra akşam yemeğimi yiyorum. Ödevlerimi yapıyorum. Biraz kardeşimle zeka oyunu oynuyoruz çoğunlukla. Kitap okuyorum. Çok kitap okuyan biriyim. O şekilde günümüzdeki.
Müzeyyen sen ha şimdi tesettürlüsün ve genelde senin yaşında tesettürlü olan insanlara diğerlerinin ilk sorduğu soru hangisi oluyor? İsteyerek mi kapandın diyorlar değil mi? Peki tesettüre ne zaman girdin ve bu senin tercihin miydi? Hani insanlar hep burada böyle kötü senaryolar çöze işte çocukların beynini yıkamışlar, baskı yapmışlar, zorla kapatmışlar çocuğu falan. Bize aslı neyse onu anlatır mısın?
Ailemle kapandım. Aslında hiç istemiyordum yani eğer o durumda arkadaşıyorsak. Bir hafta içinde bir arkadaşım kapandı. Çok sevdiğim bir arkadaş kendisi. Onu gördüm ve hani olabiliyormuş falan dedim kendimce. Sonra işte 2-3 gün eşatlar denedim. Aslında hiç yakışmadığını düşünüyordum ama o 2-3 gün çok hani yüzüme nur indi sanırım. Çok çok kendimi beğendim. Sonra Mevlüt Kandili gün kapandım. Maşallah kendi isteğin mi? Ailen ne dedi bu duruma?
Ailem kızım biraz erken değil mi dedi. Emin misin tam bu kararından dedi. O şekilde yani. Aileler bu soruyu soruyor çünkü hani yarım bir gün tekrar başını açmak durumunda kalabilirsin bir şey olur. Hani o tereddütü yaşama eğer eminsen gerçekten istediğine emin misin diye sordular öyle mi? Evet. Harika peki. Çevren nasıl karşıladın durumu? Çevrem benim daha çok açık bir çevrem var aslında. Ama imam hatipte tabii ki kafalı olanlar da var. Ama ben de öğren normal karşıladığı imam hatipte zaten pek farklılık çekmiyorum yani rahat davranıyorum. Çünkü çoğunluk olarak zaten tesettürlü herkes. İyi namazlarla aranız nasıl? Çok iyi çok seviyorum. Elhamdülillah çok güzel. Peki Müzeyyen şimdi sen bildiğim kadarıyla okumalar yapan, kitap okuyan da birisin. Ve ailen öyle çok da üst düzey gelire sahip bir aile değil. Böyle okuma düzenini nasıl haftada bir ayda böyle bir kitap bitiriyor musun? Nedir ne okumasın?
Eğer hani çok işim yoksa haftada iki kitap bitiriyorum. Varsa da bir kitap bitiriyorum. Neleri okudun mesela böyle sevdiğin aklında kalan kitaplarda mesela? Mesela iki yıl önce falan çok aklımda kalan bir kitap abartma tozu kitabını okumuştum. Çok güzel bir maceriyaldı. Şerlin Hanım’ın mıydı? Evet Şerlin Yaşar’ın. Bütün kitaplarını okuduğumu çok seviyorum yazarı. Ayrıyeten Esevi Makbeyçak onun kitaplarını bitirdim. Şu an biraz daha hani üst düzey kitapları okuyorum. Hatta şu an imam Gazali’nin kitabını okuyorum.
Hangisini okuyorsun? Kalplerin Keşif. Harika süper. Çok güzel bir şey bu yani. Yani buna ilgi duyuyor olman, bu yaşta buna merak duyuyor olman ve o kitaba muhatap olman çok kıymetli. Peki Üstad Sezai Karakoç’tan Cahit Zarifoğlu’ndan. Sezai Karakoç’un bir kitabına başladığım an biraz ağır geldi. Ondan tam bitiremedim o kitabı. Ama inşallah ileride okursunlar dersen. Peki şimdi son zamanlarda sosyal medyada biliyorsun her gün yeni bir konu oluyor ve her gün yeni bir şey tartışılıyor. İnsanlar birbirine hakaret ediyorlar, bağırıyorlar, çağırıyorlar. Gördüğüm kadarıyla sosyal medyada da Instagram’da bir Instagram hesabın var ve sosyal medyada biraz takip ediyorsun. Şimdi bana yazmış olduğu mesajda Müzeyyen şey demişti. Ben vatanına, dinine, bayrağına aşık bir insanım ve özellikle de özellikle gençlerin de hani yurt dışına falan gitmek istiyorlar ya gençler konuşunca. Amerika’da mastür yapmak istiyorum, İngiltere’de gitmek istiyorum falan diye.
Müzeyyen’in ona dair bazı görüşleri var çünkü Müzeyyen diyor ki bu vatandan, bu bayraktan sadece bir tane var ve bunu insanlar doğru anlamalı. Nerede hata yapıyoruz anlatamıyor muyuz vatanın olduğu? Bence hani yurt dışına gitmekte bir sıkıntı yok ama ülkemizi çok sevmeliyiz diye düşünüyorum ve hani diğer ülkeler özenmemeliyiz. Çünkü biz özümüze bir bakmalıyız ki Avrupa’nın özüne baktığımızda hiç de güzel bir öz göremiyorum ben.
Ülkemizin özü aşırı güzel bir sürü savaştan egemenliğimizi kurtarmışız. Kendi istiklal savaşı olsun, kurtuluş savaşı olsun çok zorlukları atlatmışız. Yani çok seviyorum ülkemi yani çok gurur duyuyorum ülkemle çünkü çok zorlukları atlatarak dinimizi, bayrağımızı, milletimizi koruyarak canla başla bu ülke için savaşmışız hep. Hani şu an o durum olmayabilir belki ki görmediğimiz şeyler var yani savaşanlar hala var.
Ama yani bence ülkemizi kesinlikle gurur duymalıyız ülkemizde. Ne hissediyorsun mesela şöyle dağına bayırına koyununa kuzusuna baktığın zaman? Niyap Doğan öyle diyordu ya bir ara benim ülkemin kuzusu öyle bir laf vardı ne diyordu? Benim ülkemin kuzusunun bakışı bile ötekilerden farklı diye. Yurt dışına çıktın mı hiç? Çıkmadım. Çıkmadın. Peki ileride mesela Amerika’da falan yaşamayı düşünür müsün yoksa? Yaşamayı değil ama okumayı düşünürüm. Neden burada okumayı düşünmezsin de Amerika’da okumayı düşünürsün?
Aslında şöyle oradaki hayat tarzıyla burayı karşılaştırmak istiyorum Bekir abi. Diğer dinleri görmek istiyorum ve hani oradaki insanlarla iletişime geçmek istiyorum. Çünkü şu an biz yurt dışında terörist olarak algılanabiliyoruz. Bu hiç doğru değil bu iftira yani. Hakikati anlatmak için de gitmek istersen. Evet, evet. Peki yabancı dilin var mı? Var İngilizce. İngilizce iyi çalışıyor musun? İyi misin? İngilizce yani iyiyim evet. Peki ne hissediyorsun böyle özellikle Instagram’da falan ya da yaşıtlarının yurt dışında yaşama hayalini gördükçe ya da… Çevremde pek bu hayal yok. Annemin yanında kalayım diyor bütün arkadaşlarım öyle. Ama ben öyle değilim yani ben hani gerekirse bir dava uğruna hani her yere gidebilirim. Hiç sıkıntı yok. Yeter ki davamızdan vazgeçmemeliyiz. Nedir hayali davanın adına? Mesela ileride kendini nerede görmek istersin? Ne yaparken bulmak istersin bundan bir yirmi yıl sonra?
Bir ülke yöneticisi gibi bir hayalim var ve hani Kudüs olsun hani İsrail yani ben İslam’ı aslında kesinlikle yaymak ve İslam’ın zulmünü engellemek istiyorum. İslam’a yapılan zulmleri engellemek istiyorsun. Nasıl yapmayı planlıyorsun onu mesela? Hukuk okuyarak diyeyim. Hukuk okumayı planlıyorum. Ondan sonra da Cumhurbaşkanı olmayı planlıyorum.
İnşallah ne kadar güzel. Peki diyelim ki Müzeyyen bugün eline yetki verildi ve sen çok iyi bir noktaya geldin. İnsanlar da senin ağzına bakıyorlar. Müzeyyen acaba ne emretecek ne yapsak diye. İlk yapacağın işler ne olur? İlk yapacağım iş öncelikle iyi bir eğitim aldırdım herkese. Çocuklara insanlığa mı? Evet ve dünya çapında eğitim aldıktan sonra herkesi hani diğer ülkeler gönderirdim.
Topluluk olarak ki hani ülkemizi iyi tanısınlar ve hani İslam’ı böyle seçecekler. Bekir ağabey İslam’ı tanıyamadan hiç kimse bulamaz sonuçta yani. Büyüğün mü? Evet. Bakarak insanlar olur. Bu asr-ı saadette de böyleydi çünkü değil mi? Onlar da dağıldılar yeryüzüne. Onlar da gittiler ve gittikleri yerlerde arkalarında Müslümanlar bırakarak ilerlediler ve böyle böyle yayıldı. Bakıyorsun Ashab-ı kiramın kabirlerine neredeyse hemen hemen hiçbiri doğduğu yerde vefat etmemişler. Bu da başka diyarlarda. Dünyanın neresine gidersen git hemen hemen her yerde mutlaka Ashab-ı Güzin’in bir kabrini görüyorsun. Diyorsun ki mesela burada en yakında Eba-i Belen Sari Hazretleri var değil mi? Evet. Onun ne işi var burada yani şöyle baktığın zaman. Eba-i Belen Sari Hazretleri. 80 yaşında Peygamber efendimizin sözünün hamasları olmak için İstanbul’a gelmiş. Çok güzel yani. Çok kıymetli değil mi? Evet. Dolayısıyla bunları harekete geçiren şey bizi de harekete geçirmeli aslında. Evet. Ama şey diyorum bilmiyorum katılır mısın Ashab-ı Güzin’den biri bugün buraya gelse ve biz ona böyle şu zamanı gezdirsek dışarıyı falan. Çok şeye mutlaka şaşırır. Açıklamakta güçlük çekeriz ama en çok da şeye şaşırır sanki aile mezarlarını. Hani biz aile mezarlıkları yapıyoruz ya gidiyoruz dedemiz orada, nenemiz orada, dedemin babası orada, babam orada, annem orada kendi yerimde hazır. Yani şunu sormazlar mı sence? Ya hepiniz doğduğunuz yerde mi öldünüz yani? Evet. Hiçbiriniz Allah’ı anlatmak için terk etmediniz mi bulunduğunuz yeri diye? Evet. Çok şaşırmazlar mı? Evet şaşırırlar. Evet. Peki insanların Müslümanlığa ya da tesettürlü insanlara ya da sakallı gördükleri insanlara dair böyle kötü algısı olduğunu düşünüyorsun Avrupa’nın. Bunun böyle olduğunu nereden biliyorsun? Nasıl gözlemli? Bu sana nasıl yansıyor mesela? Yani şöyle hani yurt dışından akrabalarımız var mesela. Hani onlarla iletişim kurdukça ve hani az çok tahmin edebiliyoruz haberlerden de falan bir alana o şekilde yani düşünüyorum. Yani gördüğünde sen anlıyorsun onun öyle olduğunu. Peki elinde yetki olsa öncelikle insanlara eğitim veririm. Ve gerekiyorsa yurt dışında yurt dışında insanlarla iletişim kurmalarını sağlarım diyorsun. Şimdi sen siyarda okumuş birisin. Evet. Bunu birazcık oraya getirelim o zaman konuyu. Şimdi bakıyoruz Efendimiz aleyhisselatü vesselamın Mekke’de Darül Erkan var. Orada insanlara anlatıyor değil mi? Eğitiyor aslında Darül Erkan. Ve Medine’yi Münevvere’ye geçirdiğinde de hemen mescidin içinde Ashabı Sufa. Bir Sufa mescidi kuruyor değil mi? Sufa mektebi kuruyor.
Orada insanlara Ashabı’na Kur’an’ı öğretiyor. Ayetleri anlatıyor değil mi? İslam’ın neye tekabül ettiğini anlatıyor. Çünkü sen siyer okumaları yapmış da birisin. Bu bütün siyeri şöyle gözünden geçirdiğinde en etkilendiğin hadise ve en etkilendiğin sahabi kim? Önce hadiseyi sorayım. Senin böyle en çok kalbine dokunan hadise nedir? Miraç. Miraç hadisesi. Hadi anlat bize birazcık. Neyinden etkileniyorsun?
Şöyle Miraç hadisesi hüzün yılından hemen sonra oldu zaten. Peygamber Efendimiz çok üzüldüğü için yani her yerin yaratıcısı, bilip bilmediğimiz, duyup duyulmazımız her yerin yaratıcısı ona bir hediye etti. Ve bu çok gözle görülebilir bir hediye. Kendisine yakınlaştırdı Allah Resulünü. Çok etkilendiğim bir olay açıkçası. Bir ilahi bir teselliyeyim sanki değil mi? Evet.
Öyle kaç kişi ard arda vefat ediyor ve bakıyorsun Efendimiz çok mahsun. Ne diye? Aynı hani gel bir sarılalım, gel bir yanıma gel seni bir göreyim der gibi aynı değil mi? Ne kadar güzel. Korkma ben varım diyor Cenab-ı Allah yani değil mi? Çok güzel bir şey bu. Peki en etkilendiğin sahabi kim? En etkilendiğim sahabi. Hazreti Ali. Neden o?
Çünkü 10 yaşında sanırım 10 yaşlarındaydı. Müslüman olmayı kabul etmiş. Bu çok cesaret gerektiren bir iş Bekri ağabey çünkü herkes sonuçta başka bir dine mensup. Ve senin orada çocuk halinle çıkıp ben senin yanındayım ey Allah nasıl demen çok değişik bir olay. Ayrıca İslam için yaptığı çok şey var. Yine tabi ki diğer sahabeler çok şey yaptı ama o beni ayrı ve etkiliyor.
Bir de baksan bütün arşiv de onda aslında. Yani bütün siyeri okuduğunda bakıyorsun birileri bir hikayenin bir kısmına dahil oluyorlar gidiyorlar dahil oluyorlar gidiyorlar. Fakat Hazreti Ali’nin hayatına baktığında Kerem Allah’ın vekçeyi çocukluğundan başlayarak ta hangi vakalara hangi olaylara varana kadar bütün arşiv onda yani. Yani ben düşünüyorum yani bir Allah öbür tarafta karşılaştırırsa Hazreti Ali Efendimizin böyle eline sarılıp ya sen ne çok çey çektin yani. Ne kadar çile çektin. Herkes bir şekilde hikayenin bir kısmında eceliğine vefat ediyor ve gidiyor. Sen bütün hikayeye tanıksın değil mi? Ne çok çile çekmiş yani gerçekten Hazreti Ali bu anlamda bütün o siyerin bütün o İslam tarihinin o asrı saadetin arşivi gibi sanki yani.
Evet ya.
Okuyorsun siyer. Evet çok okuyorum. Geçtiğimiz günlerde de zannediyorum Muhammed Emin hocam gelmiş Marisa’ya anlatsana ne oldu? Muhammed Emin Yıldırım Hoca’ya geleceğini bir ay önce biz duyduk. Annemlere dedim direkt instagramdan takip ediyordum. Sultan Camisi Muhammed Emin Yıldırım Hoca sabah namazına gelecek gidelim mi dedim. Onlar tabi ki kabul etti. Sabah namazını kıldık sonra sohbetini dinledik. Ne anlattı?
Ne anlattı? Sahabelerden bahsetti onların İslam uğruna yaptıklarından ve ebeveynlere hani böyle çocuklar yetiştirmelerini önerdi. Peki mesela şimdi günümüzde bakıyoruz sen tesettürlüsün ve etrafınızda elhamdülillah herkes Müslümanasına bakıyorsun. Allah’ın edinini kabul ediyor vesaire. Evet. Bak hadi yaşantılarımız bakıyorsun. Tam oraya değinecektik peki abi. Tamam nedir mesela burada özellikle?
Hatta ben şu an bir kitap yazıyorum. Hani çıkarmayabilir miyim bilmiyorum ama tesettür bir yaşam biçimidir diye. Tesettürü hani sadece bir başörtüsü olarak algılıyoruz ama ben tesettürü bir başörtüsü olarak görmüyorum. Nedir tesettür? Tesettür kalbimizin dilimizin örtülmesidir aslında daha değerli hale gelmesidir. İnsan hem beden olarak hem de maneviyat ruhumuz olarak en değerli halimize bürülmemizdir aslında. O şekilde yani.
Peki burada mesela kendini tesettürlü olarak tanımlayan tesettürlü olan fakat genel olarak kıyafetine baktığın zaman şunu bekliyorsun değil mi? Yani insanın kıyafetiyle tesettürüyle ahlakı birbiriyle paralel gitmeli eş olmalı değil mi? Sence toplumda bu çok böyle birbirine denk gidiyor mu? Benim gördüğüm kadarıyla gitmiyor. Ne, nelerin düzelmesi lazım? Ben okulumdan örnek vereceğim. Okulumda çok iyi insanlar da var ama tesettürlü kızları mesela ağzına alamayacak şeyler söylüyorlar. Hiç yakıştıramıyorum açıkçası ve ahlak olarak yere çöp atıyorlar. Yani bir tesettüre büründüğün zaman Allah’a bir söz vermiş oluyorsun. Kesinlikle Allah’ın sana teslim mi yani? Bunun sözünü vermiş oluyorsun. Çok kolay bir iş değil ama kesinlikle çok çok değerli bir durum.
Dolayısıyla o hani tesettüre giriyorsak eğer kendimizi Müslüman olarak tanımlıyorsak tesettürlü olmasak dahi yere çöp atmak nedir yani? Ya da kötü kelimeler konuşmak nedir? Peki sosyal medyayı kullanıyorsun. Korkutmuyor mu sosyal medya kullanmak seni? Açık hesabım vardı. Oradan birkaç tane tanımadığım insan mesaj attı. Direkt engelliyorum zaten. Sonra gizli hesaba çevriktim ama korkmuyorum yani mesaj atılırsa direkt engelliyorum. Kendimi kontrol edebiliyorum diyorsun. Kimleri takip ediyorsun? Söyle bakalım Instagram’da.
Nurullah Genci takip ediyorum. Sizi takip ediyorum tabii ki başta. Merve Gül Cemal ablayı takip ediyorum. Muhammed Emin Yıldırım’ı takip ediyorum. Şu an Şermin Yeşar’ı takip ediyorum. Özgür Balpınar’ı takip ediyorum. Müzeyyen sana bir şey söyleyeceğim. Doğru söyle bak. En çok hangimizi seviyorsun? Seni seviyorum. Doğru söyle bak. Doğru söylüyorum. Şu an zaten bazı seviyorum.
Ne hissediyorsun Müzeyyen? Beni diğerlerine göre niye daha fazla seviyorsun? Çok merak ediyorum. Çünkü siz hani sürekli dinlemiyorsanız tabii ki ama dinlemini daha karıştırıyorsunuz. Çok hoşuma gidiyor. Yani şakalar yapıyorum hoşuma gidiyor mu? Böyle abidik gubidik hareketler yapıyoruz diye. Bu güzel bir şey aslında değil mi? Evet. Yani meseleyi tabii latife diyoruz biz değil mi? Eskiler öyle der. Şimdi şaka diyoruz biz ona ama eskiden latife derler.
Bakıyorsun latif gökünden geliyor. Nedir? Yani zarif yani ince yani kibar yani güzel yani mezih değil mi? Birinin şişmanlığı üzerinden ya da kelliği üzerinden ya da kekelemesi üzerinden şaka yapmak. Bu şaka da değil, latif de değil. Evet. Latif olmalı. Dolayısıyla özellikle hani böyle dini mevzular da konuşurken de latifeler yapabiliriz. Ama tırnak içerisinde sulandıramayız yani cıvıtamayız. Bakıyorsun Efendimiz aleyhisselatü vesselamda latifeler yapmış değil mi mübarek ömründe okuduğunda bakıyorsun aaa diyorsun bak Allah rızası de aleyhisselatü vesselamda yapmış. Peki kitap yazıyorum dedin. Kaç sefer kitap olacak ve ne aşamada şu anda Müzeyyen? Şu an baş aşamada. Ha daha yeni yeni başlıyorsun. Evet daha yeni başlıyoruz. Hadi inşallah bakalım. Şimdi sen tesettüre girmişsin imam hatipte okuyorsun. Annem baban durumdan memnun. Çok güzel. Son zamanlarda sosyal medyada ve çıkan mesela programlara çıkan insanlar şunlar çokça bahsediyorlar. Kızlarımız kapalı ve çok ard arda saçlarını açıyorlar. Tesettürden çıkıyorlar. Bunun bu kadar yoğun olduğuna sen şahitlik ediyor musun? Böyle bir sıkıntı var mı sence memlekette şu anda? Bilmiyorum ben çok rastlamadım Bekir abi ama bence o bekledikleri tesettür bulamadıklarından diye düşünüyorum. Nasıl yani ne demek?
Yani girerken hani bir hevesle giriyor insan ama hani beklediğim gibi olmadı işte çok zor bir işmiş gibi geliyor ama onun hazzını tadına alabilmek için tesettüre girdiğin zaman kalbinde, ruhen de her türlü şekilde girmen lazım. Yani tek başını örttüğün zaman o tesettüre girmiş olmuyorsun.
Hani ondan önce ama şöyle yapmazdı hiç kimse bir kendimi bir testten geçireyim bir yıl olsun falan demesi hani girsin ondan sonra kendisini yavaş yavaş düzeltsin her türlü her yönüyle. Ahlakıyla beraber diyorsun. Bu o kadar önemli bir şey ki yani sadece şekil yetmiyor yani o ahlakla ahlaklanmak gerekiyor. Vay be kitapta yazıyormuş ne kadar güzelmiş ya maşallah. Ne olmak istiyorsun ileride?
Hukuk okumak istiyorum. Adaleti aşırı seviyorum. Adaletli bir insanım diye düşünüyorum ve adaletsizliği hiç kabullenemem kesinlikle kabullenemem. Adaleti sağlamak için hukuk okumak istiyorsun. Peki nerede okuyacaksın mesela hangi şehirde özellikle okumak istersin? İstanbul’da. Sen buraya daha önce gelmiş miydin İstanbul’a? Evet geldim. Nereleri gezdiniz bu sefer? Nereleri gezdik? Topkapı sarayını gezmiştik tekrar gezdik Ayasofya’yı. Çok başka bir ortam çok değişmiş. Ayasofya ilk gelişim. Evet ilk gelişim.
Namaz kıldın mı? Kıldım. Ne hissettin anlat bize? Teşk istedim direkt Fatih Sultan Mehmet gözümüne canlandı. Yani ne bu ülkemizde ne Fatihler yetişti. Biz bunu unutmamamız gerekiyor. Çok değerli bir ülkedeyiz. İnsanların olduğu ve insanlar barındıran eskiden bir ülkedeyiz. Fatih Sultan Mehmet gibi, Yavuz Sultan Selim gibi insanlar hani vardı kesinlikle bunu unutmamamız gerekiyor. Bunlar çok çok değerli.
Yani şu an işte düşünüyoruz mesela yok İngiltere Krallığı bilmem ne hani onlara hani özenirmişçesine çok çok güçlü bir devlet. Ekonomi mükemmel. Ama bizim ülkemiz zaten hep savaşlar geçirdi Bekir abi. Hep bütün dünya ülkemize aslında bir düşman belledi. Çünkü biz güçlü bir ülkeyiz. Bizim vatan sevgimiz olması hiç kimse bize düşman olmazdı zaten. Hep bizim yanımızda Allah vardı ve hep olacak inşallah hep kazanacak.
Peki diyorsun ki mesela Fatihler yetişti bu topraklarda Yavuzlar yetişti. Günümüzde yetişiyor mu Fatihler Yavuzlar sence? Yetişir. O zaman soru sordum ya Zeynep. Stradunseli ünlü. Yetişir herhalde yani. Yetişiyor mudur şu anda sence? Yani bilinçli aileler olursa tabi ki yetişir. Yetişir değil mi? Evet. Nerede aday yapıyoruz en çok burada çocukları motive ederken yetiştirirken sence? Bence dinle hayatı ayırıyoruz. Yani sen olsan neyi güzel piyasettin? Ne yapıyordun? Dinle eğitim ve hayatı ayırıyoruz. Ne demek bu?
Eğitim mesela ayrı matematik falan Türkçe gibi. Din de hani Kuran-ı Kerim, Arapça işte siyer gibi düşünüyoruz ama zaten din iç içi hepsiyle. Din olmazsa zaten bir hayat olmaz yani düzen olmaz. Mesela namazımızı sorumluluk alma bilinciyle kılıyoruz. Hemen gideyim namazımı kılayım. O sorumluluk almak olmasa ödevini de yapamazsın baktığın zaman. Bunu ciddiye almak gerekiyor. Evet. Geçen biriyle birinden bahsettiler bana. Bu bir doktormuş. Onunla tanışamadık. Tanışmayı çok isterdim. Ortam ne olursa olsun, nerede olursa olsun ezan okunduğunda kalkıp camiye gidiyormuş. Ya da cemaate yetişmeye çalışmış bulunduğu ortamda. Şimdi adam diyor ki diğer arkadaşlara biz diyor toplu yani bir iki diyoruz ki diyor yani birazcık sabret toplantı bitsin. Yani vakit daha var falan. Diyormuş ki özür dilerim. Ben kalkmak zorundayım. Ve ortam ne olursa olsun. Diyorlarmış ki yani bu sana zarar verir beni gönderebilirsin istiyormuş. Hiç önemli değil. Gerçekten bunun içinde ise alınmam.
Ama kalkmak zorundayım. Cemaate yetişeceğim. Ve yıllardır böyle kılıyormuş namazlar. Hani hepsini cemaatle camide. Ondan sonra bunu anlatan kişi bana ne dedi biliyor musun? Çok güzel bir tabir kullandı Müseyyen. Dedi ki namazların arasına serpiştirilmiş bir hayat. Yani hayatın arasına serpiştirilmiş bir namaz değil. Namazın arasına serpiştirilmiş bir hayat. Hayatındaki her şeyi namazına göre ayarlıyormuş.
O an ezan okunursa içinde bulunduğu durum ne olursa olsun kalkıp gidip cemaatte namazını veriyormuş. Şimdi dedim peki siz ne yaptınız? Biz diyor şimdi onun hassasiyetini bildiğimiz için her şeyi ona göre ayarladık. Yani biz ona uymaya çalışıyoruz artık. Çünkü biliyoruz ki o geri adam atmayacak. Ve işinde de çok başarılı. Son derece ahlaklı ve kesinlikle ekibimizde bulunmasını isteyeceğimiz biri kendisi diyor. Ama onun bu hassasiyeti olduğu için biz şu an toplantıları vesaire bütün her şeyimizi buna göre ayarlıyoruz diyor. Zannediyorum biz hani tesettüre girerken de namazımızı kılarken de hani bazen öyle laflar olur. Sen de dikkatini çekmiştir. Ya Müzeyyenciğim sen otur ben şu namazı bir aradan çıkarayım gelir derler. Evet. Derler değil mi? Halbuki ne kadar sıkıntılı bir tabir. Biz kendi aile düzenimizi ya da buluşma takvimimizi ayarlarken oysaki biz bunu namaza göre ayarlamamız gerekiyor. Zannediyorum burada biraz zayıfız. Bana katılır mısın? Hatta namaz kıldıktan sonra üstümüze büyük kalktı. Ha öyle diyorlar değil mi?
Evet. Namaz büyük değil bence kesinlikle ki o ağabeyi tebrik ediyorum. Allah onu çağırıyor ve ne iş olursa olsun hani gelmeye kararlı geliyor. Çok güzel bence Allah onu çok seviyordur diye. İnşallah. Umreye gitme şeyin oldu mu? Gidebildin mi mübarek sokmaklarla? Yok annem gitti sadece. Annem gitti. Gitmek ister miydin? Çok isterdim. Nereye ziyaret ederdin? İlk gitseydin. Nereye ziyaret ederdim. En çok nereyi merak ediyorsun? Mescidine mi? Mescidine bebeği merak ediyorsun. Evet. Efendimiz ziyaret edip ne dini ne de o biliyorsun. Allah sana nasip etsin inşallah. Amin inşallah. Mesela derler ki Kabe’yi ilk gören ettiği dua kabul olur derler. Duydun mu böyle bir şey? Evet. Böyle bir inanış vardır mesela söylerler. Kabe’yi ilk gördüğünden ettiğin dua kabul olur diye. Diyelim ki seni aldık götürdük buradan gözlerin kapalı Kabe’nin karşısına kadar getirdik. Aç gözlerini müzeyyen ve dua ettik. Ne dua edersin? Ne istersin? Bütün dünyanın Müslüman olmasını isterim. İnsanların hidayet bulmasını istersin.
Çok kendim için bir şey isteyen biri değilim Bekri ağabey. Şu Cumhurbaşkanı olmak istediğim de kendim için değil yani. Yok para falan hiçbir şekilde onları düşünmüyorum. Sadece insanların doğru yolu bulmasını çok çok isteyen bir insan. Herkes bu anlamda o İslami ahlaklı kuşansa dünya çok daha güzel bir yer olur. Kesinlikle. Çünkü o Kudüs’te Mescid-i Aksa’da yaşananları gördüğümüzde hepimizin ciğeri yanıyor üzülüyoruz.
Ya da şehit haberleri aldığımızda ya da bir yaşlılar yurdunda bir huzur evinde orada yaşayan yaşlılara kötü muameleler edildiğinde hepimizin içi acıyor değil mi? Evet. Ne kadar kötü. Efendimiz aleyhisselatü vesselamın o zamanına o yüzden asrı saadet diyorlar. Saadet asrı. Efendimiz aleyhisselatü vesselam o kadar güzel bir dünya sunuyor ki orada yaşayanlara. Herkes birbirine saygı sevgi ve muhabbetle. Müslümanlar birbirine güveniyorlar. Ensar ile muacir kardeşliği var falan değil mi? Ne kadar güzel.
Peki genç arkadaşlarınla bir araya geldiğinde en çok ne konuşuyorsunuz arkadaş arkadaşa bile bir araya geldiğinde? Konularınız ne oluyor? Ne sohbet konunuzu ne oluyor mesela? Eğer açık bir arkadaşım varsa o bana işte ilk görüştüğümü falan özellikle nasıl kapandığımı falan diyorlar. Onlara işte anlatıyorum hani arkadaşlarımla daha çok ders konuşuyoruz aslında. Daha çok dersli. Evet. Peki derslerin iyi mi Müzeyyen? İyi. Başarılı mısın yani derslerinde? Evet. Üniversite sınavına girdiğinde bir hukuk kazanabilecek donanımda hissediyor musun kendini? Hissediyorum. En sevdiğin ders hangisi? Siyer. Siyer seviyorsun. Evet. Zaten ortalamam her sene 100 siyerdi. İnsan siyer okuduğu zaman dünyası genişliyor. Evet. Her okuduğumda da ağladığım bir şey yani. En çokları ağlayasın okuduğu zaman. Özellikle Peygamber efendimizin annesi de vefat ediyor ya orada çok ağlıyorum.
Hatta Dursun Ali Erzin canlının 40 yaşındasın şiirinde Mekke çocukları annelerine seslenirler miydi senin yanında? Onlar annelerine seslenirken sen yere mi bakardın? Ya Resulullah bölümünde ben kapıyorum. Çok çok güzel bir şiir oda kesinlikle okumalarında. Ne kadar çok acı yaşamış efendimizin. Evet. Evlat acısı dediğin 6 tane evladını düşünsene kendi eliyle toprağa vermiş. Baba yok anne kişi çıkken kaybediyor. Ne kadar zor. Ve en güzel örnek çıkıyor. En güzel örnek çıkıyor.
Evet. Buradan şunu mu anlamalıyız yani bu aynı hani hamuru bir kıvama sokacaksan böyle yumruklaman gerekiyor. Ezmen gerekiyor, yoğurman gerekiyor. Resmen yoğurmuş Cenabı Allah Efendimiz aleyhissalâtu vesselâm acılar. Sonra bakıyorsun diyorsun ki ne kadar güzel bir Peygamber çıkmış burada. Evet. Ne kadar güzel bir önder ne kadar güzel bir lider çıkmış diyorsun değil mi? Ne kadar güzel. Peki demek ki derslerinde konuşuyorsunuz arkadaşlarınızla. Evet. Hobilerin var mı? Onlardan bahset bize biraz. Hobilerim kitap okumak.
Şu an ne okuyorsun mesela kızım? Şu an ne okuyorum? Evde kaldığı kitabım İmam Gazali’nin Kalpli’nin Keşfini’nin. Şu an onu okuyorsun. Peki başka ne var hobin? Başka ne var hobim? Sinema falan. Şiir ezberliyorum kendim evde. Öyle sinema aynen izliyorum ama hani aşırı derece sevdiğim bir faaliyet değil. Ailemle doğayı geziyoruz. Nerelerinde bir gezdiniz mesela? Şu an ne kadar kaç tane şehir gördüm Müzeyyen? Kaç tane? Sayayım mı? Say bakayım kızım.
İstanbul, Balıkesir, Manisa, İzmir, Aydın, Muğla. Baya gezmişsin. Biz oraları gezdik yani tam içi aldık. Gayet güzel gönlün. Evet. Gizliyoruz ya. Nereye görmek istersin en çok Türkiye’de? Türkiye’de en çok. En merak ettiğin yer İstanbul’du herhalde orayı da gördüm başka. Yok zaten gelmiştim İstanbul’a. En merak ettiğim yer aslında yurt dışında Türkiye’de değil. Nereye gitmek istersin mesela yurt dışında? Şöyle aslında her yere gezmek istiyorum. Her yere gezmek istiyorsun. Aynen çok merak ediyorum yani. Herkes mesela Fransa’da Eiffel kulesine hayran ama bir ben orası demir bir kule yani. Ben orayı pek hayran değilim. Peki özellikle bulunuyorsun. Hatta Korona’dan önce babamla Hindistan’a gidecektik baharatları görmeye. Bilet falan alacaktık ama Korona patlayıp. Ha şey aktar olduğu için anne aktarlık atmış. Bir bakalım oradaki baharat çizgi. Gitseydiniz çok güzeldir. Hindistan’a gidecektik evet. Yani coğrafi olarak güzeldir. İnsanların içinde de mutlaka güzeller vardır tabi bazı sıkıntılı şeyler duyuyoruz son zamanlar orada. Bizi çok üzüyor ama Hindistan’a gitmek…
Taçma halt olabilir yani. Babanla aranız nasıl böyle gider misiniz yani yurt dışına gitseniz falan anlaşabiliyor musunuz babanla? Çok iyi anlaşıyoruz. Özellikle bilgi konusunda kendisi de çok çok kitap okuyor. İkimiz çok iyi anlaşıyoruz. Hatta işte gün sonunda geliyorum babamın yanına. Baba ne okudun? Bugün hani ne bilgisi aldın kendisi bana da gök söyle diyorum. O da bana aynı soruyu soruyor böyle tartışıyoruz hani böyle. Yaptığı iş tehlikeli bir iş bu. Seni korkutuyor mu itfaiyeci olması? Korkutmuyor aslında. Çünkü nerede sıkıntılı bir durum var onlar koşturuyorlar. Evet kesinlikle çok çok değerli yani onların yaptığı işler her yeri. Hiç hayat kurtarmış mı baban sordun mu? Evet kurtardı. Anlatsana nasıl olmuş? Yangından kız çocuğunu kutlayan hatta fotoğrafı var. Yangından kız çocuğunu kucaklayıp hani dışarıya. Ay ne kadar güzel. Evet. Gurur duyuyor musun babanla? Çok gurur duyuyorum. Ne kadar güzel ya. Deşi de var az önce söylediğin o kadar önemsiyorum ki babam diyor akşam eve geliyor.
Beraber okumalar yapıyoruz ve birbirimize soruyoruz sen ne okudun sen ne okudun falan. Bu çok kıymetli. Baban ne mezunu? Babam çok çok üniversite bitirdi. Şu an kamu yönetimi. Nasıl çok çok üniversite bitiriyor. Evet 4 tane 4-5 tane. Öyle mi? Say bakalım hangileri? Tıpi aromatik bitkileri bitirdi anneme yardımcı olmak için. Tıpi aromatik. Ondan önce de ticaret üniversitesi. Böyle bir şey bilmiyorum. Ondan sonra şu an kamu yönetimin yüksek lisansını hepsini bitirdi.
Kamu yönetimi bitirdi evet. Helal olsun be baba ya bak be. Çok okuyan bir insan kendisi. Çok güzel ya maşallah. Peki annen sürekli dükkanda mı? Akter satıyor. Sürekli değil kardeşim falan evde ya. Yani eve geliyor falan. O gün içinde gidiyor. Kardeşimi bıraktıktan sonra akşam üstü geri geliyor. Mesir macınları falan sizin evde ganidir o zaman. Çok yiyemiyoruz arada getiriyoruz ama ya. Peki Müzeyyenciğim teşekkür ederiz katıldığın için güzel kızım benim. Rica ederim.
Nasıl gibi aktı geçti. Seni tanıdığımızda çok sevindik. Ben de çok sevindim. Allah senden razı olsun. Sizden de. Bu bir hatıra olsun hepimize. Özellikle çocuklar aileler çocuklarından çok bazı aileler diyelim. Şekvah ediyorlar. Geleceklerinden korkuyorlar. Sen varlığınla ilham kaynağısın bizim için. Teşekkür ederim. Hamdü senalar olsun. Ama ben bunu özellikle nazara vermek istedim. Baban buradaki çok önemli figür. Annen çok önemli bir figür.
Yani baban akşama kadar ne bileyim çalışıp akşam gelip oradan kahvehaneye gidip akşam ondan sonra tekrar eve gelip bu çocukların hali niye böyle diyen insanlardan değilmiş. Bunu fark ettik. Yani bir müzeyyen Nisa’nın doğması için meydana gelmesi için babanın da müzeyyenin Nisa ayarında bir adam olması gerekiyor. Yani baba da oturuyor seninle beraber okuyor. Okuduğunuzu birlikte istişare ediyorsunuz. Bu çok kıymetli bir şey. Bence bu program bittikten sonra içeride bizi almak için seni almak için bekleyen
babana bir kez daha sarıl. Bu çok kıymetli. Allah hayırlı olsun kızım sizin. Amin Bekir abi. Son olarak söylemek istediğin bir şey var mı? Son olarak söylemek istediğim herkes eğitimini alsın ve Müslümanlık çok güzel bir din. Kolaylaştırın zorlaştırmayın. Eyvallah. Teşekkür ederim Müzeyyen. Rica ederim. Çok sağ ol. Kıymetli dostlar bugünlük de bu kadar. İnşallah haftaya yeni bir peynir gemisi bölümüyle yeniden sizlerle beraber oluruz. O zamana dek Allah’a emanet olun.
Ahiriniz evinizden hayırlı olsun.
İlk Yorumu Siz Yapın