Gelir dağılımında değişiklik var mı? Prof. Dr. Hurşit Güneş yanıtladı
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=5IKD6xKZnto.
Ben böyle büyüyeceğim diyor. Büyümeden feraket etmiyorum. O yüzden enflasyon var. Ama Türkiye ekonomisi… Şimdi bu hafta bir sanayi büyüme verisi açıklandı. Yüzde 11 açıklandı ama mevsimsel şey, etkileri çıkarınca o yüzde 9. Fakat getirdim. En son slide’ımızı sunabilir miyiz bilmiyorum. OECD’nin, ki ben bunu çok çeşitli yönlerden meslektaşlarımla da tartışıyorum,
ben yılın son çeyreğinde ekonomik büyümenin düşeceğini düşünüyorum. Birçok nedenler. Niye? Gelirler yetmemeye başladı. Bakınız benzincilere soruyorsunuz biz artık daha az benzin satıyoruz diyorlar. Taksicilere soruyorsunuz daha az yolcu alıyoruz diyorlar. İnsanlar daha az tüketmeye başladılar. Çünkü gelirler enflasyona yetişemiyor. En başında gayrimenkul alalım, araba alalım, her şeyin fiyatı artacak diye bir daldılar. Evet. Herkes en dikisi. Ne tüketti abi?
Evet artık para kalmadı. Şimdi ne yapacak? Şimdi tasarrufa başlayacak. Çünkü geçiremeyecek. Bu olacak. İkincisi dünyada durgunluk oluyor. Yani Türkiye ihracat da yavaşlayacak. Türkiye’nin Avrupa’ya ve Amerika’ya ihracatı yavaşlayacak. Üçüncüsü ve en önemlisi fiyatlar gelirlerden daha yüksek olduğu için real olarak bir düşüş olacak. Bir yavaşlama olacak zaten mecburen böyle olacak. Şimdi dünyada da küresel fiyatlar yükseliyor. Bakınız evet durgunluk kapıda diye koydum. Şimdi bu ilginç bir grafik. Çok ilginç bir grafik. Çünkü bunu OECD yapıyor ve birçok ülke için yapıyor. Ve Google’dan yapıyor. Yani herkesin kullandığı Google var ya Google amcaya sorayım falan ne oluyor diye. Google’un elinde tabii ki çok veri var ve Google’u kullanarak makine öğrenmesiyle. Machine learning işte Türkçesi makine öğrenmesi herhalde evet. Ve onunla OECD ülkelerin sanayi büyümesi hakkında ve milli gelir büyümesi hakkında tahminler yapıyor. Şimdi bu tahminler oldukça da verimli.
Mesela 2020’nin Haziran’ında bir tahmine bakmışlar tam tutmuş. Sonra 2020’nin ortasında bir bakmışlar yine tutmuş. Ocağında bakmışlar 2021’in tam tutturmuşlar filan böyle gitmiş yani grafiğin bu gördüğünüz iniş. Türkiye ile ilgili mi OECD’nin ile ilgili mi? Evet OECD’nin Türkiye ile ilgili tahmini makine öğreniminden çıkarttı Google’dan çıkarttı. Tahminler tam tutuyor.
Şimdi bu hafta yani 3 ve 9 Temmuz arasında yaptıkları tahminde Türkiye’deki büyümeyi 1.6 tahmin etmişler yılın yarısında. Bu yıllık büyüme, aylık büyüme mi? Hayır bu çeyreklik büyüme indiriyor.
Teatürk’sü çeyrekli yıldan yıla yani şöyle 3 Temmuz 2022 3 Temmuz 2021 arasındaki büyüme 1.6’ya düşüyor. Ne zamandan beri hızlıca düşüyor bu? Hemen hemen yani 3-4 aydır bir düşüş var.
Bir ekonomik yavaşlama var 3-4 aydır tahminlerine göre. Şimdi bu devam ederse ki benim tahminim yılın son çeyreğinde bu hızlanacak. Türkiye hem enflasyon yaşayacak hem durgunluk yaşayacak. Bu en kötüsü. Bu en kötüsü evet. Çünkü genellikle enflasyonlarda bir hızlı büyüme olur. Fakat genellikle şunu da biliyoruz bu enflasyonun ikinci yarısını da o sürmez. Çünkü enflasyon hep büyüme yaratsaydı zaten herkes enflasyon yapardı. Daha sonra oğlu boğazlar. Şimdi benim kaygım bu. Yani Türkiye Sayın Cumhurbaşkanımız bizi izliyorsa buradan izlesin. Yani enflasyon olur önemli. Herkese zam yaparım. Herkes mutlu olur. Ben de seçimi öyle giderim diyorsa onu söyleyelim. Kasımdan sonra durgunluk olacak. Seçimi hazinandan önce yapmayacağını iddia ediyor veya savunuyor.
Durgunluk ortamında bir seçim yapacak. Yani şu anda oyları yüzde otosa düştüyse belki toparlarım diye bekliyorsa daha aşağı gitme olasılığı daha yüksek. Çünkü hem insanlar geçinemeyecek. Her şey çok pahalı. Bugünkü gibi. Hem de bu sefer satın alma da olmayacak. Mesela İstanbul’da sokakların daha boş olduğunu biliyoruz.
Peki o zaman şunu söyleyeyim. Bu çok ekonomik bir soru değil. Ama pek çok yazar bunu yazdı. Son olarak da bir Serdar Turgut yazdı galiba. Kardeşim ekonomi kötü kötü diye bağırıyor herkes. Fiyatlar enflasyon falan kötü gibi duruyor ama piyasada muazzam bir canlılık var. Herkes para harcıyor. Kafeler dolu, barlar dolu, restoranlar dolu, lüks oteller dolu, lüks olmayan oteller dolu. Otomobil satışları otomobil bulunmadığı halde otomobiller yok satıyor. Olsa daha fazla satacak. Enbel piyasada çok ciddi bir canlılık var. Her türlü tüketim gidiyor. Bu nasıl ekonomik kriz? Demek ki ekonomik kriz yok. Böyle bir algı var. Hayır, bu üç bakımdan yanlış bu. Birincisi enflasyonun birinci dönemine ilgili böyle bir şey var. Çünkü insanlar ellerindeki paraları harcıyorlar. Pandemiden çıktılar. İlk önce hızlı harcıyorlar. Tamam. Fakat bu harcama borçlu olan bir harcama, gelirli olan bir harcama değil. Bir. İkincisi yani Serdar Turgut’u şahsen tanımıyorum ama tanısam kendisine söylerdim. Bebek de dolaşmakla Bağcılar da dolaşmak arasında bir fark var. Gelir dağılımı çok hızlı bozuluyor. Yani şöyle söyleyelim siz enflasyonun altında zan veriyorsunuz. Diyelim %50-60 zan veriyorsunuz. E güzel, zan veriyorsunuz. Biz ona para illüzyonu diyoruz. Para yanısaması yaratıyorsunuz. Adam onun için gidiyor benim daha çok param var diye harcıyor. Ama aslında gelir rar olarak düştü. Ancak fiyatlar çok daha fazla artıyor. Şimdi fiyatların çok daha fazla arttığını gördüğü anda borçlu hale düşecek ve tüketememeye başlayacak. İşte o da söylediğim yılın üçüncü çeviri. Yani durgunluğu getirecek. Durgunluk olacak.
Yani bu gördüğümüz canlılık aslında geçici bir canlılık. Tabii geçici ve genellikle iki alanlar oldu. Bir tanesi gayri menkullen oldu. Bir tanesi de arabadan oldu. Dayanada tüketim mallarından oldu. Onu da nasıl yaptı? Çocuğun başka dedi ki indirin faizleri dedi. Aslında çok inmedi faizler. Bir miktar arttı ama enflasyon çok fırladı için o ucuz kaldı. Artı bir şey ucuz kaldı. Bankaya gidip faiz alamadığı için doğru dürüst gitti. Ona aldı. Nasıl da ileride alamayacağım. Nasıl da ileride alamayacağım diye. Ama şimdi onu ödeyecek.
Yani her gün bir araba alma imkanınız var mı? Yok. Bir tane gittiniz aldınız. E sonra borçlusunuz. Allah selamet versin. Ondan sonra durumun çok kötü. Şimdi ben bundan sonra bu tüketim alışkanlığının veya tüketim davranışının aynı biçimde gidemeyeceği kanısındayım. Aslında yani şahsi kanım değil. Arkadaşlarımız da öyle düşünüyor meslektaşlarımız. Onun için yılın ilk yarısından bir yargıya varmayalım. Bir kalabalık var.
Bütün sokaklara döküldü maskeleri çıkarttı. İşte lokantalara gidiyor. Bir de rakamlar bunu çok da teyit etmiyor. Yani Türkiye 2000 belki 21’e göre 2020’ye göre lokantalar daha dolu olabilir. O zaman pandemi vardı. Acaba 2019’a göre lokantalar daha fazla para kazanıyor mu? Ona emin değilim. Bir de bir şey söyleyeyim. Fiyatlar lokantalarda çok arttı. Bütün hizmet sektöründe çok arttı. Her yerde olağanüstü fiyatlarla karşı karşıyayız. Bunun çok fazla süremeyeceğini ve dar gelirli bölgelerle bol gelirli bölgeler arasındaki farkın çok büyüdüğü kanısındayım. En önemlisi şunun altını çizmemiz lazım. Türkiye’de gelir dağılımı çok ciddi bozuldu. Çok ciddi bozuldu. Ve şunu biliyoruz. Türkiye’de orta gelirli kesim daha çok muhalefet partisine oy veriyordu. Ana muhalefet partisine oy veriyordu.
İktidar Partisi, Adalet ve Kalkınma Partisi AK Parti, dar gelirilerden daha fazla oy alıyordu. Şimdi artık dar geliriler daha fazla sıkıntı çektiği için ilk başlarda olmadı. Yani enflasyonun ilk başladığında olmadı. Fakat daha sonra AK Parti’nin oy oranında önce böyle 46-47’lerden 42’lere düştü. Çok düşmüyor dendi. Ama o 42’den 28’e çok hızlı düştü.
Şimdi o düşüş daha da hızlanacak diye düşünüyorum.
Çünkü seçmen mecburen tepki gösterir.