Kazası Olan Kişi Nafile Namaz Kılabilir mi? – Abdülhamid Türkeri Hoca Efendi

Kazası Olan Kişi Nafile Namaz Kılabilir mi? – Abdülhamid Türkeri Hoca Efendi videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=67KeHKZpltM. Her namazın arkasından kaza namazları kılmayı adet edindim. Bu noktada teravih namazını normal, nafile olarak mı kılmalıyım? Yoksa onun yerine kendi kazalarımı mı kılmalıyım? Şimdi bu konuyla alakalı kaynaklarımıza baktığımız zaman da Fetava Hindiyede, bu…

Kazası Olan Kişi Nafile Namaz Kılabilir mi? – Abdülhamid Türkeri Hoca Efendi

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=67KeHKZpltM.

Her namazın arkasından kaza namazları kılmayı adet edindim. Bu noktada teravih namazını normal, nafile olarak mı kılmalıyım? Yoksa onun yerine kendi kazalarımı mı kılmalıyım? Şimdi bu konuyla alakalı kaynaklarımıza baktığımız zaman da Fetava Hindiyede, bu açık bir şekilde hocam zikredilir bu konu. Şöyle denilir, kulun geçmiş kaza namazlarını kazaya bırakmasa aslında bir cürümdür. Bir hatadır, bir günahkârlıktır. Şimdi geçmişteki bu hataların telafi edilmesi gerekir. Peki o hatalar telafi ediliyorken şu an için kulun, yani şu anı yaşıyoruz, şu anı geldi. Rabbine yaklaştıracak olan ki hadis-i kusyede Mevla Teala buyurduğu üzere, kulun bana nafilelerle yaklaşır, kulu Rabbine yaklaştıracak olan nafileleri o geçmişteki hatalardan dolayı terk etmek ikinci bir hata olur. Onun için Hanif-i Meshebi’ne göre Allah Resulü’nün yaptığına dair ve Allah Resulü’nün teşvik ettiğine dair rivayet bulunan namazların, kitaplarımız Teheccüd, Kuşrük, İşrak, Evvab-i Bunları zikrederler, bunların geçmiş kazalardan dolayı terk edilmesinin doğru olmadığını söylerler.
Onun için bu kişiler ne yapması gerekir? Kazansınlar ayrı vakit ayıracak, nafilelerini yapacak. Kaldığı gibi de teravi Hanif-i Meshebi’ne göre mürekket sünnettir. Yani kavi sünnettir, normal sünnetler gibi değildir. Bu yönüyle teravi sünnetler içerisinde mümtaz bir sünnet olduğundan dolayı bunun terk edilme gibi bir durum kesinlikle söz konusu olmaz. Onun için, hani ben teravihimi kılıyorken farzaniyet edip böyle bir şey olmaz. Ne olması gerekir? Mutlak suret onu nafile olarak kılınması gerekir. Ayrıca kazalara özel bir vakit tayin edilmesi gerekir.
Peki hocam, bir diğer sualimiz de Berat Gidesi ile alakalı. Yine malumunuz yarın 100 rekat olarak tarif edilen bir namaz var. Faziletli olarak zikrediliyor. Bu noktada revati veya mürekket bir sünnet değil. Kazası olan bir kişi kazalarına mı devam etmeli? Yoksa bu geceye has 100 rekat ciddi bir külfet böyle bir sorumluluğun altına mı girmeli? Orada da yine hocam, özellikle az önceki ifade onun için şey yaptım. Mesela Hanif-i Meshebi kaynaklarında zikredilen kuşluk namazı, işrak namazı, bunlar da mürekket sünnet değildir. Mürekket sünnet olmamasına rağmen Allah Resulünün ama yaptığına dair rivayet bulunan sünnetterdir. Kazadan dolayı bunların terk edilmeyeceğini fuka açık bir şekilde söylüyordur. Çünkü Allah Resulü ya yaptı ya teşvik etti. Onun için Berat Gidesi ile alakalı sahi kaynaklarda rivayetler bulunmaktadır. Mesela Ömer Aslümmen Hazretleri bile İslami imaninde bu kitabı namazdan bahsedilir. Bu namazın kılınması güzeldir der. Bu yönüyle bu şekildeki namaz sahi kaynaklarda bulunduğundan dolayı kazası olan kişilerin bu namazı kılamayacağı veya kılmaması gibi bir durum söz konusu değildir. Bu kardeşlerimiz ne yapsana bu namazı kılsınlar. Utak surette çünkü dediğiniz gibi az önce de buyurdunuz gibi bu gece Mevla’nın kuluna nida ettiği mağfiret isteyen, aff isteyen varsa ben bunu affedeyim demiş olduğu bir gece bütün namazlara bu yönüyle ne olması gerekir? İhtimam gösterilmesi gerekir. Burada hocam tek şey şu Hanif-i fıkh’ın da göre, Hanif-i fukah’sına göre
Allah Resulünün yapmamış olduğu sünnetlerden bir sünnet ise onu kılmayacaksın, kazaını kılacaksın. Bakın bu birbirinden farklıdır. Yani imam Rabbana Hazretleri şöyle buyurur der ki mektubatta bir kulun öğlenle ikindi arasında mutlak öğlenin son sünnetini kılıp dedi ki ben 100 rekat namaz kılacağım, 1000 rekat namaz kılacağım diyor ki imam Rabbana Hazretleri Allah Resulünün yapmamış olduğu bu şekilde binlerce rekat namaz
Allah Resulünün yapmış olduğu iki rekat namazdan daha kâsırdır. O iki rekat Allah Resulü yaptı diye yapılan namaz bundan daha üstündür. Şimdi bu bizim tasavvuflu geçmişimize de böyle. Yani Mevlânın en razı olmuş olduğu konu Habibullah olan efendimizin yapmış olduğu o iki rekatlık eyleme ittibaen yapılan iki rekatlık namaz sizin kendi kanaatinize göre, ben bugün bir namaz kılayım, oldu, feyizim, füzatım şeyim yerimde ben Rabbim için iki rekat 100 rekat namaz kılayım bundan çok daha fazilette. Şimdi onun için fukarın bakış açısında aynı zaviye eden, fukar diyor ki bu yönü peygamber yaptıysa Allah Resulü yaptıysa o terk edilmez. Ama onun dışında bir nafile kılacak, o da nafile dur çünkü sonuçlı hocam. Yani ben öğlen sonra namaz kılmak istedim nafile. O da nafile dur sonuç itibaren kelime kökün itibaren ama o nedir? Farzı ziyade olması cihetiyle nafiledir ama onu Allah Resulü yapmadı.
Onun için eğer bu şekilde kendimden bir namaz kılacaksam kazaan varsa kazaamı kılar. Ama öyle değil, peygamber efendimiz yapmış ve Allah Resulü teşvik etmiş.
O zaman bunların yapılması gerekir, kazaları ayrıca vakit ayırılması gerekir.