"Enter"a basıp içeriğe geçin

MEVZULAR – E.S.Ö. – Bölüm 3 – Doğu PERİNÇEK

MEVZULAR – E.S.Ö. – Bölüm 3 – Doğu PERİNÇEK

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=HtJ0Ol5U3Yc.

İNTRO Tamam biz, tamamım. Başlayalım. Şu anda Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Peynirçek konuğumuz. Siz yıllardır bu cami içerisindesiniz.
72 tane kitabınız var doğru mu? Saymadım da galiba 72 var. Ben mesela sayardım. O kadar kitap yazsam dövmesini yaptırırdım. Çünkü ben biliyorum ki memleketimize 72 tane kitap okumamış insan bile var ya. Bunu hiç düşünmemiştim. Bunu hep beraber düşünmedik. Kısa bir sürede 100.000 imzayı geçtiniz. Peki bu yine de bir önceki seçimlerde aldığınız oy oranını sizin için korkutucu hale getirmiyor mu? 160.000 oy aldınız. Ulaşmanız gereken rakamlar daha yüksek. Diğer partler gibi toplumda olduğu statükoyu olduğu gibi kazanan değil, toplumun önüne çözümler koyan ve toplum zora düştüğü zaman oradan çıkış yolunu gösterecek olan bir anlamda biz tarihin hususuna yapmış olan partizan. Yani biliyoruz saat dönecek dolaşacak o noktaya gelecek. Ve orada biz lazımız. Oraya geldik. Ülke şimdi önümde büyük ekonomik depremler var. Önemli dış tehditler var. Amerika İsrail namlularını gösteriyor. Doğu Akdeniz’den, Ege’den, Bune’y’de PKK’yı üzerimize sürüyor.
Işedi falan filan. İşte burada Türkiye’ye bir kurtarıcı lazım. Atatürk gibi. Biz işte oyuz. Tarihin zamanı geldiği zaman görevleri omuzlayacak fedai gücüz. Bizim zamanımız geldi. Geçmişte istikrar dönemiydi. İstikrar dönemlerinde devletin çarkını kim olsa çevirir. İstikrarsızlık dönemleri, bunalım dönemlerinde kurtarıcılar ortaya çıkar. Şimdi o kurtarıcı rolü için, görevi için, tarihin içinde hazırlanmış kendini ona adamış bir vatan partisi var Türkiye. Peki anlatmakta birazcık sıkıntı var mı?
Siz doğruyu anlatamıyor musunuz insanlara? Bizim gibi köklü değişiklikler talep eder. Yani bu böyle gitmez. Yeni bir şey gelecek. Haksızlıklarla, bu adaletsizliklerle, bu toplum devam etmez dediğiniz zaman, mevcut durumla, sitatiko ile karşı karşıya geliyorsun. Mesela Hz. Muhammed’i düşün. Büyük bir insan. Hepimiz onun peygamberliğine inanıyoruz. Allah’a inanıyoruz. Ortaya çıkıp bu davayı getirdiği zaman ne oldu? Kafasına koyun işkembesi geçirdiler. Efendim taşa tuttular. Mekke’de etrafında kimse yoktu. Hz. Ömer bile kılıcını çekti. Onu öldürecekti.
Buralarda barınamadı. Demek ki yeni şeyleri savunanlar tek başta bazı itirazlarla karşılaşıyorlar. Bakın Atatürk’te, Bandırma Vaporu’da Anadolu’ya çıkıyor. Birden bire bizim ilkokul kitaplarında olduğu gibi bütün millet arkasına düşmüyor. İstanbul’daki 300 paşadan 6 tanesi Anadolu’ya geçiyor. Sonuç itibariyle o büyük adamlar birden bire arkalarında muazzam bir kuvvet bulmuyorlar. Siz diyorsunuz ki yeni bir oluşum, yeni bir şeye her zaman karşı çıkarlar. Onların yerine kendinizi koyup düşünüyor musunuz? Siz yeni bilgiler değilsiniz. Demek ki eskimiyorum. Demek ki kendimi yeniliyorum. Gençliğin taleplerinden, ideallerinden sürekli besleniyorum. Kan alıyorum, can alıyorum. Seçilirseniz eğer. Ekonomi konusunda ilk adımınız ne olacak? Şimdi Türkiye sistemin çıkmazına geldi. Amerika’nın bize dayattığı borçlanma ekonomisi ve bölme. Amerika ne diyor? Türkiye bölünecek diyor. FKK’yı destekliyor, silah veriyor. Siz diyor borç alın. Türkiye borç batağına battı. Ölünme tehditleriyle karşı karşıya. Şimdi toplumun önümüzdeki bu depremlerde, sarsıntılarda gerçeklerle yüz yüze geleceği zamana geldi. Öğretim ekonomisi diyoruz. Tasarruf yapacağız. Tasarruflarımıza yatırım yapacağız. Herkese iş sağlayacağız. Başka bir çaremiz yok. Yani dışarıdan borç alarak şarkı çevirme dönemi bitti. Tek bir çaremiz var. Paslarını sileceğiz makinaları. Güneşimiz var, yağmurumuz var, köylümüz var. Tekrar tarlamızı ekeceğiz, biçeceğiz. İran’dan iyi ilişkilerimiz var. 26 kuruş orada mazot. Traktörüne köylünün 2 liraya mazotu dolduracağız. Çin’le iyi ilişkilerimiz var. Yatırım yapması için büyük imkanlar var. Onları çekeceğiz. Ama esas güvendiğimiz ne? Türkiye’nin 85 milyon insanı var. Bunun en az 45-50 milyonu eli ekmek tutacak, çalışabilecek insan. Bu insanları harekete getirerek, üretim süreçlerine sokarak bir kalkınma hamlesi yapacağız. Bugünkü sistem ne yapıyor? Sadaka dağıtıyor. Doğu Anadolu’da bir valiyle konuşuyorum. Her yıl diyor 400 milyon Türk lirası. Burada biz sadaka dağıtıyoruz. Biz sadaka yapmayacağız. Ne yapacağız? Bunu ücret olarak vereceğiz.
Çalışacak, şu çayı üretecek karşılığında da sadaka vereceğimizi ücret vereceğiz. Hem onurlu yaşaması için hem de kalkınma için. Gümrüklerimizi dikeceğiz. Yerli üreticiyi koruyacağız. Çin’den pamuk, iplik bilmem ne almayacağız. Adana’nın pamuk üreticisine, Söken’in, Bakır çay havzasının, Iğdır’ın pamuk üreticisine diyeceğiz ki Arkadaş diyeceğiz, üret diyeceğiz. Ucuz göbre vereceğiz, ucuz tohum ilacı vereceğiz. Balıkesir’in, Bursa’nın, Antep’in, Kilis’in, küçük orta sanayicilerine diyeceğiz ki Biz artık bunları dışarıdan almıyoruz. Ücretin arkadaşlar diyeceğiz. Çıkardığın makinalarını yağlayın, pastalarını silin diyeceğiz. Zonguldak dağının altında kömür yatıyor. Biz Güney Afrika’dan kömür getiriyoruz. Ukrayna’dan Rusya’dan kömür satın alıyoruz. Niye satın alalım? Zonguldak dağının altındaki kömürü çıkartacağız. Maliyeti biraz yüksek olacak, olsun. İçomazı döviz Türkiye’de kalacak. Ukrayna işçisinin, Rus işçisinin ücretini oradan kömür ithal ederek vereceğimize o ücreti kendi Zonguldak’taki madencimize vereceğiz. 40 bin madenciyi tekrar işimize alacağız.
Yani özeti çalışmadan ekmek yok ve ancak Türkiye şimdi büyük bir çalışma hamlesiyle, üretim hamlesiyle buradan çıkabilir. Başka hiçbir çaresi yok. Şu mu söylüyorsunuz? Halk ayağa kalkacak, üretim seferberliği istiyorsunuz. Peki en ufak hamlemizde dışarıdan aldığımız bir darbe, bir tehdit var. Üretim hamlesine kalkıştığınız zaman dışarıdan gelecek şeyleri nasıl bir önlem alacaksınız? Onun da önlemini şimdiden aldık. Ne yaptık? Amerika Birleşik Devletleri, Kürdistan adı altında bir ikinci İsrail Devleti kurmağa kalkmıştı Irak’ın kuzeyinde.
Hemen ben koştum İran’a, Rusya’ya, ondan sonra Suriye’ye vesaire ve bir Suriye, Irak, İran, Türkiye, Rusya beraberliği oluşturduk. Amerika’nın ve İsrail’in o Kürdistan planını Irak’ın kuzeyinde bozduk. Biz şu anda zaten önümüzdeki dönem Amerika’dan ve İsrail’den gelen Türkiye’ye yönelik tehditleri göğüsleyecek ittifakları da oluşturmaya başladık. Diyelim Tayyip Erdoğan’ların Suriye’ye karşı katil diyorlar, hücum ediyorlar ama Suriye bize lazım.
Suriye, Irak, İran bize lazım çünkü İsrail ve Amerika’nın o Kürdistan planını bozacak ülkeler bunlar. Yani biz iktidara geldikten sonra bunları yapacağız demiyoruz. Daha iktidara gelmeden bu ittifakları mı? Amerika kalkmış Barzani’ye demiş ki ben senin arkandayım. İsrail’de ben senin arkandayım demiş Barzani’ye. Sen burada bir referandum yap, Kürdistan’ı kur merak etme demiş. Biz de ne yapmışız? Biz de ne yapmışız? İran’a koşmuşuz, bu ülkelerle anlaşmışız. Tayyip Erdoğan yönetimini de bu konuyu seyrederken alttan tazik ederek bu noktaya getirmişiz. Sonunda Irak askeri Kerkük’e girmiş. Silahını atmış PKK kaçmış. Burada sizin rolünüz olduğunu halk biliyor mu peki? Biliyor, çok iyi biliyor. Rusya’dan şeyini de çok iyi biliyor. Rusya’yla Türkiye’nin ilişkileri bozulduktan sonra bizim onu tamir ettiğimizi ve tekrar Türkiye-Rusya ilişkilerine bunu televizyonlardan Rusya etkileri de açıkladılar.
Bunu Antalya’daki sebze öğreticisi, turizmci de biliyor, Ege’deki insanlar da biliyor ve bunlar ne oluyor yavaş yavaş bir kanaat ağırlık oluşturma başlıyor. Anladım. Yani siz bununla ilgili sadece parti tabanından değil mi? Halktan böyle olum sebepler aldınız mı? Anadolu’ya bilmem neye gittiğim zaman her yerde AKP’lisi olsun, CHP’lisi olsun, İYİ Partilisi, MHP’lisi hepsi bana rastladığı zaman biz sana minnettarız. Düşermeni, soykırımı, yalanını bitirdim falan bunlar biliniyor. Adım adım bize yönelik bir güven var ama şu acaba bundan iktidara gelebilir mi? Sistemin propagandası var bizi dışlayan, bizi yok göstermeye çalışan. Diyelim ben şimdi burada sizin programınızdayım ama diğer malum medyadan dışlanan, yok sayılan… Biz onlardan daha fazla izleniyoruz satıcılarımız. FETÖ’yle mücadelesizce yeterince sağlam ilerliyor mu? Şimdi bakın FETÖ’yle mücadele yalnız hapishaneyle, zabıtayla, polisle, savcıyla olmaz. Aynı zamanda büyük kültürel ideolojik mücadeledir.
Diyelim FETÖ bir cemaat, tarikat Amerika’ya bağlı. Oranın karşısında başka bir cemaat ve tarikatı koyduğunuz zaman toplumu dönüştüremezsiniz. Ama FETÖ’yle mücadeleyi Atatürk devrimciliği temelinde yürütürseniz derseniz ki Türkiye, şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar ülkesi olamaz. O zaman ne oluyor? FETÖ’yle mücadeleyi toplumsal bir temele oturtuyorsunuz. O müritlikten toplumu kurtaracaksınız.
Şimdi Tayyip Erdoğan ve hatta kapı iktidarı FETÖ’ye karşı mücadeleyi yalnız savcıyla, hapishaneyle, hakimle, polisle yürütüyor. Ama toplumu özgürleştirme, ağlı, beyli, paşalığı, ortadan kaldırma özgür insan olacak. Onun bunun kulu olmayacak, padişahın kulu olmayacak. Türk milletinin bağımsız, özgür yurttaşı olacak. Bu da Atatürk devrimciliğiyle olur. Atatürk ne yapmıştı toplumu? Padişahın kulundan özgür vatandaş çıkarttı. Muazzam bir kültürel dönüşü.
Genel olarak Mustafa Kemal’den verdiğiniz örneğin hemen sonrasına ya da öncesine Hz. Muhammed örneğini de getiriyorsun. Bu seçme doğru olan bir şeydir. Hayır hayır. Benim gözümde Hz. Muhammed ki benim gözümde değil. Bütün insanlığın gözümde. İnsanlığın en büyük devrimcilerinden biri. Yani cahiliye döneminin, kabilelerin birbirini bastığı, vurduğu, kırdığı bir toplumdan 45 sene sonra muazzam bir medeniyet yükseliyor. Matematik orada, geometri orada, hendese orada, logaritma orada, tıp orada, bilim orada. Büyük bir medeniyet devrimine önderlik ediyor.
Seçimle ilgili değil. Bunu kitaplar yazılar halinde yazmışım, yayınlamışım. Meral Akşener, Muharrem İnce. Sizin onlardan farkınız nedir? Aramızda önemli program farkları var. Yani nedir? Biz üretim ekonomisine geçelim diyoruz. O arkadaşlar izledim. Amerika’ya güven vereceğiz ve dışarıdan sıcak para gelecek şekilde bir ekonomik programlar gelmiyor. Bu çıkmaz. Zaten bu Tayyip Erdoğan’dan aynı program. Ben onları konuşmuyorum ama bugün Selahattin Demirtaş’ı Cumhurbaşkanı yardımcısı yapacağız diyorlar. Selahattin Demirtaş PKK’nın elemanı, PKK’yı siz hükümete Cumhurbaşkanı yardımcısı olarak soktuğunuz zaman terörü nasıl halledeceksiniz? Terörü hükümetin içine katıyorsun. Türk milleti bunun peşinden gitmez. Bu Amerika’nın programı. Burada büyük bir yanılgı var. Yani burada bence oy almaktan çok Amerika’nın dayattığı bir iktidar projesi var. Bakın ben Selahattin Demirtaş’ın ADP’nin kapatılması için bir basın toplantısı yaptım. 3-4 gün önce. Türk basını vermedi, İran basını vermedi. Orada bir hassasiyet var ya ülkeleri bölünmesin diye.
Zaten bu Barzani’nin referandumu sırasında da ortaya çıktı. Bu adaylara bakıyorsunuz. Asgari ücreti bilmem ne 100.000 lira yapacağım. Öğlencileri 500.000 lira vereceğim. Nereden vereceksin ya? Nereden vereceksin? Türkiye 230 milyar dolar şu anda bir yıl içinde borca batmış. Bu sene 70 milyar dolar dış ödemeler açığı olacak. Sen nereden vereceksin ya? Uyduruyorsun, yalan söylüyorsun. İhtidara gelmeyeceksin. Onun için bol keseden faatte bulunuyorsun. Bugün Türkiye’ye dürüst olmak lazım. Ne diyebiliriz? Birkaç yıllık bir sıkıntı dönemi yaşayacağız. Buradan ayağa kalkacağız. Ama bu dönemi de paylaşarak, hem sıkıntıları paylaşarak hem nimetleri paylaşarak dayanışma halinde el birliği, güç birliği geçeceğiz. Gerçekçi bulmuyorsunuz. Gerçekçi olmamanın ötesinde dürüst bulunuyor. Siz milletinize yalan söyleyemezsiniz. Sayın Meral Akşener FETÖ’nün elebaşılarını, isimlerini sayıyor. Yurt Atagün, Ramazan Akkurekki, Danıştay suikastında falan rolleri var. Bunlar emniyetin başına getirilen önemli FETÖ şefleri.
Şu anda nerede? Hepsi hapishanede. Ve şimdi bunlar kim tayin etmiş, emniyetin başına oturtmuş? Siz açık açık şu başlıkta mı söylediniz? Meral Akşener’in oluşumu FETÖ’den kurtulamamış. Bu nasıl bir tesadüf? O partide de teröreyle savaşmış askerler var. O partide teröreyle savaşmış çok asker yok. Bir veya iki tane var. Ama onlara da sevdiğim insanlardır, dostlarımdır. Ve onların buna cevap vermesi lazım. Sizce yani öyle. Bu yeterli bir kanıt. Şimdi bakın televizyonda izliyorum. Ekonomi ile ilgili sorular soruluyor.
Verilen cevap şu. Biz Batı’nın güvendiği bir hükümet kuracağız. Ve buraya paralar akacak. Kemal Derviş ekonomisi. Kemal Derviş 2002 yılında bu ekonomiyi savunduğu zaman o paraların geleceği koşullar vardı. Şimdi Kemal Derviş ekonomisinin bittiği yerde Sayın Meral Akşener Kemal Derviş için. Aynı şeyi Muharrem İnce’yi dün TV’de izledim. O da aynı şeyi söyledi. Biz bir hukuk izahıma kuracağız. Yargıyı oturtacağız. Ondan sonra Amerika bunu görecek, güvenecek ve buraya paralar akacak. Bunlarla siz Türkiye’nin hangi problemini çözeceksiniz? Şöyle bir şey. İkinci turda Muharrem İnce kalırsa ben onu destekleyeceğim. Muharrem İnce de diyor ki ben Cumhurbaşkanı yardımcısı yapacağım Selahattin Demirtaş’ı. Siz bu yüzden mi desteklemiyorsunuz Muharrem İnce’yi? Biz şunu ilan ettik. Kesinlikle PKK, HDP ile aynı safta projenin içinde olmayacağız. HDP’ye oy verip de kendini PKK’dan ayrı tutan… Oy verenler bizim vatandaşımız. Onları kazanmak, aydınlatmak bizim gelinimiz. Kendini PKK’dan ayrı tutanlar da veriyor sonuçta değil mi? Oy veren var tabii. Ama yanlış yapıyorlar. Bizim millete de yanlış yaptığı zaman yanlış yapıyorsun dememiz lazım. Orada bakarsanız 25 milyon insandan Tayyip Erdoğan’a Türkiye tarihine baktığımız zaman oy verenler haklıdır, oy almayanlar haksızdır diye bir şey yok. Yapılan işlere bakmamız lazım. CHP’lilerin de size gidip imza verdiğini biliyoruz. Teşekkür ederiz onlara. Onlara bunu mu anlatacaksınız? O imzayı verdiler diye, ben PKK’nın… Hükümeti alınmasını mı destekleyeyim? Onlar milliyetçi, halkçı, devrimci olduklar için doğru bir şey yaptılar ama bunun bedeli olarak benim PKK’yı desteklemem ve evet dememi bekliyorlarsa… Biz bir ay evvel Sayın Kılıçdaroğlu’na ve Nisan ayında yine Sayın Kılıçdaroğlu’na şunu söyledik. Bırakın bu HDP’yi. Bunlar PKK’nın uzantısıdır. Bırakın onları. Gelin beraber bir hükümet yapalım. En son 10 gün evvel de Sayın Kılıçdaroğlu’nu aradım ve dedim ki siz bizim Cumhurbaşkanı adayımız olur. Neden sizi geri çevirdiler? Kılıçdaroğlu çevirmedi. Ben bunu kabul ediyorum dedi ama öbürlerini ikna edelim dedi.
Ama iyi partiyi bunu kabul etmedi. Hem AKP’nin tabanından alır hem MHP’nin tabanından alır ve hükümet kurarız. Ama dedim bir tane şartımız var. HDP ile aramızda sınır çekeceğiz. Yanımıza almayacağız. Saadet Partisi’ni bile aralarına aldılar. HDP’yi de saklı müttefik, ikinci turda müttefik olarak düşünüyorlar. Ama Vatan Partisi’ne karşı alerji neden? Çünkü Amerika’nın hedef aldığı parti. Amerika sizin üzerinize çizer.
Güneydoğu’daki insanlar huzur istiyor. Oradaki insanları kazanmak PKK’ya veya HDP’ye taviz vermekle değil. Tam tersine ülkeye huzur getireceğiz. PKK’yı bastıracağız ezeceğiz. Bu fikir oradaki insanların desteğini alıyor. Ama bunu maalesef Cumhuriyet Halk Partisi anlamadı. Kürtlere ana dilde eğitim vereceğim falan filan dediğiniz zaman ana dilde eğitimi talep eden Kürt yok. Hangi ana dilde yapacak? Kaç tane Kürtçe var? Kürtlerin ortak dili de Türkçe.
Tıp eğitimi, mühendislik eğitimi, matematik eğitimi Kürtçe yapamazsınız. Gelişmemiş bir dil, devlet olmamış bir dil. Kürtçeyle zaten siz tıp tahsili yapamazsınız. Üniversite geleneği olmayan bir dille nasıl yapacaksınız? Siz de üniversitesinden iki tane genç bana mektup yazmış. Biz de ana dilde eğitim istiyoruz falan filan. Ben de onlara bir mektup yazdım. Arkadaş dedim. Siz dedim hukuk aküdesinde talebesiniz. Hemen dedim ticaret kanunu açın dedim. Herhangi bir sayfasını. Bana dedim Kürtçeyi çevirin yollayın. Bir ay sonra bir mektup evet biz ticaret kanunuş bir maddesini Kürtçeye çeviremedik. Kürtçe yazamazsınız. Hangi hukuk sistemi kuracaksın? Doktrini gelişmemiş PKK’nın mahkemede deki dil hangisi? Türkçe. Savcılar Türkçe iddianame yazıyor. İnsanlar savurmalarını Türkçe yapıyor. Kürtçe değil. BK’dan eğitim Türkçe. Öyle bir ihtimal yok ama Kürdistan diye bir bağımsız devlet olsa onun resmi dilinin Kürtçe olması mümkün değil. Devletçi arkalarına Kürtçeyle çevirmeleri mümkün değil. Sayın İnce de savunuyor. Ana dilde eğitim Kürtçe olacak.
Ya olmaz kardeşim bu dal kavukluğu bırakın. O insanların da böyle bir talebi yok. Bu şekilde o 7 milyon oy kazanılmaz. 7 milyon oy PKK olmayacak. Meralarında hayvanlarını rahatça otlatacaksın. Köyüne döneceksin, ekeceksin, biçeceksin. Seni destekleyeceğim. Terör olmayacak. Kızlarını dağlara kimse alıp götüremeyecek. Çocukların senin kucağında kalacak. İnsan gibi Türkiye’de yaşayacaksın zaten. Kürt vatandaşlarımızın çoğunluğu da Ankara’da, İstanbul’da, İzmir’de yaşıyor.
Zaten bu beraberlik birlik olmuş. Yorum kısmına girmiyorum. Olguları sap diyorum. Eskaza diyelim kazandı. Hükümetin programını Muharrem İnce’ye mi yapacak Kılıçdaroğlu mu yani? Bakanları Muharrem İnce mi seçecek Kılıçdaroğlu mu? İki başlı bir durum çıkacak. Benim anladığım kadarıyla seçimi kazanmayacaklarını bildikleri için son derece rahatlar. Ölü problemlerle karşılaşmayacaklar. Yorum da buydu bence. Zorla çıkarttın yoruyu. PKK’nın terör örgütünün elebaşına uzattığınız bir karanfil. Onun yayından da zaten benim ilk defa o karanfili bana uzattı. Sonuç olarak uzatılan karanfil var. Gülümsüyerek verilmiş bir poz. Kendi dergimde yayınlamışım. Bakın kapak yapmışım. Ama bir dakika bir dakika. Tabii ki. Böyle bir fotoğrafım da var. APO’yu idama mahkum eden Turgut Okya’yı bir elimden tutmuşum. APO’yu sorgulayan komutan Atil Öğür’ü bir elimden tutmuşum. Üçümüzün fotoğrafı var. Yani sonuç itibariyle niye o fotoğraflar yayınlanmıyor diye. Ya saçlarınız çok güzel. Kıyafetiniz harika. Kravatınıza bayıldı. Bant olumunuz da müthiş.
Ama fermanı kapatmamışsınız. Bununla ilgili büyük bir savaş ve mücadele verirken bu fotoğraf insanımızın algısını çok farklı bir yere koyuyoruz. O zaman gitmişiz diğer gazeteciler gibi. Fatih Altaylı, Cengiz Çandırı, Mehmet Ali Biran. Ben de onlardan biri olarak İki Bine Doğru Dergisi’nin genel yayın yönetmeni olarak gittim. Söyleşiler yaptım ve o söyleşilerimi de kitap halinde o zaman yayınladım. Ve bu kitabı da özel kuvvetler komutanlığı söyledi. Biz dedi binlerce çoğaltıp yaydık. Çünkü sizin röportaj ÇAKAK’yı çok ağır darbeler indiren bir röportaj.
Ben Abdullah hocalarına şunu söyledim. Silahları bırak, Türkiye’ye teslim ol ve Amerika’nın İsrail’in aleti oluyorsun. Bunu da yakalandığı zaman söyledim. Doğup Perinçek geldi. Bana Amerika’ya İsrail’e alet olma, silahları bırak. Bu da zabıtlarda var. PKK’nın yayın organlarını inceleyelim. Orada da şu vardır. Bizim Türkiye’deki bir nolu düşmanımız Doğup Perinçek’tir. Onun kurduğu partidir diye. Hem sık yönetim mahkemelerinde söylemişler de hem yayın organlarında yazarlar. Hala öyledir. Siz PKK’nın… Türkiye’deki bir numaralı düşmanısınız. Amerika da böyle söylüyor. PKK da böyle söylüyor. Bu yeni olan bir şey değil. Orgeneral Saldıray Berk, Orgeneral Hasan Kumdakçı. Yani Türkiye’nin en büyük komutanları. Orgeneraller, Orko Orgeneral, o amiraller, soner polatlar. Türk ordusunun en seçkin komutanları Vatan Partisi’ydi. Niye bunlar Vatan Partisi’nde? Ben Abdullah hocalarından çiçek aldığım için. Silivriye atılmamızın sebebi de bu. Niye o kumpas yapıldı Türkiye’yi bölmek için? Kimi attılar? Türk ordusunun bölünmeye karşı savaşacak seçkin komutanlarını içeri attılar. Bir de parti olarak bir tek bizim partimize attılar. Demek ki PKK’ya karşı Türkiye’nin bölünmesine ve Amerika’ya karşı……dik duran, sağlam duran iki tane örgüt var Türkiye’de biri. Türk Silahlı Kuvvetleri, biri Vatan Partisi. O zamanki adıyla İşçi Partisi. Onun için zaten o komutanlar bu partiye katıldılar. Amerikan gazetelerine bakalım. PKK’nın yayın organlarına bakalım. Mesela açalım, internetten girelim. PKK’nın yayın organlarına en çok saldırılan parti Vatan Partisi’dir. Türk milletinin gözünde bizi zayıf duruma düşürmek vs. için……karşı tarafın yaptığı bir kara propagandı.
Yine de bu kadar karşı oldunuz, düşman oldunuz bir insanla neden gülerek fotoğraf verdiniz mesela? Mesela şunu yapamaz mıyız hani? Tamam çekilin. Çamurun içine de girsem doğu perinçe. Nerede olursam olayım, bir karakterim var, kişiliğim var, düşman da olsa. Ne yapacağız? Dirsek mi çıkaracağız? Veya tokat mı atacağız? Edep terbiye erken, sert taburlar… Aklıma bile gelmedi. Ben kendime güveniyorum. Oraya doğru amaçlarla gitmişim. Türkiye’deki yöneticiler 1980’li yıllarda İhfane Müslümin denen örgütü…
…Suriye’de Esad Rejimi’ne karşı silahlı ayaklanmalara kışkırttılar……ve onun üzerine mukabele olarak Esad Rejimi, PKK’yı örgütlediler……ve Türkiye’de terörü desteklediler. O zaman Türk hükümeti, biz şunu önerdik. Siz İhfane Müslümin, o teröristleri Suriye’de desteklemeyin. Suriye size Hucalı’nı teslim edecek. Bugün Hucalı’nın Suriye’den teslim alma şansı vardı. Biz onun için de gayret gösterdik. Ama Amerika, Türkiye’nin hükümetlerinde etkili olduğu için……Suriye’deki terör hareketlerinin İslamcılık adı altında İslamcılıkla ilgisi olmayan…
…maalesef bizim yönetimlerimiz destekledi. Beni anlayan insanlarda bugün fazlasıyla var. Demek ki orada benim gülmemle dolayı bir olumsuz tespit yapmamışlar. Geri çevirsek ve tekrar o görüşmeyi yapsanız……böyle bir fotoğraftan bugün duyduğunuz yüzünden kaçınır mıydınız? Kaçınmam. Milletime karşı dürüstlük olmaz. Ülkemiz için faydalı bir iş yaptığımı düşünerek gitmişim. Onun için milletimden saklayacak, sağa sola kaçacak kendimi gizleyecek bir özelliği yok. Cumhurbaşkanı olursanız saraya mı geçeceksiniz? Yok. Beş depeyi biz Bilimler Akademisi yapacağız.
Çankaya çok anlamlı. Zorluklar Çankaya’da yenilir. Çankaya’nın adı bile zorlukları yenme de çok müthiş bir başlangıç. Çankaya. Sizin bu bağlantılarınız mesela İran bağlantısı. Çin’de sizi çok seviyorlar. Büyük bir törenle karşıladılar sizi. İnsanların aklına soru şartları geliyor. Siz bu ilişkileri nasıl saldırıyorsunuz? Çinliler neden sizi… Çok seviyor. Çünkü Çinliler Türkiye’nin bağımsız bir bütünlük içinde olmasına ihtiyaçları var. Çin’in güvenliği Türkiye’den başlıyor. Çin, Türkiye’ye Amerika’nın kontrolüne düşerse büyük tehdit altında olur.
Çünkü Kürdistan kurulur, İpek yolu kesilir. İran, Arap körfezinin tepesinde Amerika gelir, Baykuş gibi tünel Çin’in bütün enerji kaynaklarını yok eder. Onun için Çin, Türkiye’den şunu bekliyor. Bağımsız başı dik bir Türkiye olsun. Bu bağımsız başı dik Türkiye kimdir aynı zamanda? Atatürkçü, Vatan Partisi yöneti. Bir de Çin ve Rusya’da bu geçerli. Türkiye’de yobazlık olmasını istiyor. Çünkü yobazlık onlar için terör. Diyelim Irak’ın kuzeyindeki terörüz aynı zamanda geliyor.
Çin’de terör yapıyor veya İdia Çeçen terörü olarak Rusya’da terör yapıyor. Onun için dinci teröre, etnik bölücü teröre karşı bir Asya’da ortak iklim var. O bakımdan da Vatan Partisi’ni seviyorlar. AK Parti hükümetinin şunları çok doğru yapmıştır. Öyle bir şey var mı? Öyle bir şey demem. Çünkü beraber seçime giriyoruz. Ama Vatan Partisi’nin dış politika ve güvenlik politikalarında dediği birçok noktaya geldi. Bu Vatan Partisi’nin başarıları. Seçimin en önemli unsuru gençler olacak diye düşünüyoruz. Şunu sormak istiyorum. Neden sizi seçsinler?
Herkesin tarlasını ekmesi, biçmesi, tezgahında çalışması, kepengini akşam mutlulukla kapatması, çalışarak, kazanarak, çarşılarımıza bereket için, üretmek için ve ürettiklerimizi adil bir şekilde paylaşmak için. Türkiye’de huzur olsun. Terör bitsin. Vatan bütünlüğü sağlansın. Amerikan tehditleri karşısında aslan gibi ordumuz dik dursun. Polisimiz canlı bombaların üzerine atlayıp kendi hayatını feda etmek zorunda kalmasın. Geleceğimiz güven içerisinde olsun. Türkiye’mizi Atatürkçü bir gençliğe emanet etmemiz, geceleri rahat uyumamız için Vatan Partisi diyoruz. Bunu öneriyoruz. Sizleri sevgiyle, saygıyla selamlarken Sayın Oğuzhan Oğur’a da bize bu imkanı tanıdığı için teşekkürler ederek sözlerimize son veriyoruz. O zaman çok teşekkür ediyorum size. Ben teşekkür ederim. Tövbe öner. Televizyon programına çıktım. Böyle akıcı, dürüst burada nedir? Sizin yalınlığınız, dürüstlüğünüz, içinizin, dışınızın bir olması. Bu çok belirli. Çok çok teşekkür ediyorum.
Doğu Periçek konuğumuzdu.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir yanıt yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir