Muhammed Mahmut Bakır – Osmanlı Klasik Sisteminin Bozulması – CS (12)
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=6WL5IBXHXLU.
Olan şey neydi peki? Değişim nerede başladı? Harpler uzadı. Harpler uzamaya başladı. Bu öyle durduğu yerde olmadı tabii. Adamları sürekli gidiyorsun, yeniyorsun, gidiyorsun, yeniyorsun. Adamlar değiştirmeye başladılar taktikleri. Yani bunu tabi böyle basit anlatıyorum da bu kadar basit değil bu iş. Askeri tarih açısından incelemelidir. Dünyada askeri tarihin kırılma noktalarından birisidir. Ateşli silahların yaygınlığının hale gelmesi.
Savaş tekniklerinin meydan muharebesinden artık piyadilerin kale kuşatmalarına vesaire doğru dönen bir hale de evrilmeye başladı. Bu da harplerde sipahi ya da süvari diyeceğimiz atlı birliklerden piyade ve kara birliklerine yani yaya birliklerine ağırlığın verilmesini gerektirmeye başladı.
Bu da Osmanlı sistemi için inanılmaz derecede bir problem. Neden? Çünkü Osmanlı’da timarlı sipahi ve merkezi orda olarak, hassa birliği olarak yeniçeri ve kapı kulları. Kapı kullarında sipahileri var ama az. Yayaları önemli, yeniçeriler. Bu ikisinden oluşmaktaydı Osmanlı’nın klasik sisteminde askeri organizasyonun ana haliydi. Ama oran orantı neydi? Mesela kanuni devri 15.000 ile 17.000 arası değişen bir yeniçeri yekünü varken 70-80.000 arasında değişen bir timarlı sipahi yekünü var. Yani devletin ana omurgasını teşkil eden askeri kuvvet burada timar askerleri. Ama bunlar sipahiler değil mi? Peki dünyada değişen savaş yapma tarzı ve taktikleri yavaş yavaş sipahiden yayağaya doğru, piyadeye doğru değişmeye başlıyorsa ve timarlı sipahilerin artık işlevsel olmaktan çıkmaya başladığını da öngörüyorsa devlet, burada ne yapacaktır? Yavaş yavaş piyadelerin sayısını arttırmak isteyecektir değil mi? Ama bakın Osmanlı klasik sistemimiz için ne demiştim az önce? Nakiti oldukça az kullanır, aynı ekonomiyi daha fazla canlı tutmaya çalışır. Çünkü nakit burada birikmelidir merkeze. Yeniçerilere ulüfe verilir. 3 ayda bir biliyorsunuz nakittir bu para. Demir parayı verir adam şeylerle. Ama timarlı sipahiler böyle değil.
Onlar araziden vergi gelir ve pay alarak aynı olarak böyle gelirlerini elde ediyorlar. Sistemin daha farklı işlediği bir nokta var. Yeniçeriler gibi maaşa tabi değiller. Peki timarlı sipahilerin sayısının azalması ve yeniçerilerin o 15 bin sayılarından 70 binlere, 100 binlere çıkması ne demek?
Sizin 15 bin kişiye 3 ayda bir verdiğiniz paranın artık 100 bin kişilere, 60 bin kişilere vermeniz icap ediyor demek. Peki bu ne demek? Devletin daha fazla paraya ihtiyacı olması demek. Bu da daha fazla nakit alabilmek için vergileri daha iyi toplayıp daha fazlalaştırmak demek. Ama bunun için aynı zamanda devlet sürekli savaşıyor bugünkü gibi değil.
Savaşlar eskisi gibi 1 yılda bitmezse, 1-2 yıl civarında, 10 yıl, 15 yıl savaş sürerse o savaşın getirdiği mali yükün altından hem kalmaya çalışacaksınız hem de yeni harp tekniklerine göre ordunuzu ve sisteminizi dizayn etmeye çalışacaksınız. Burada en büyük problem devletin iktisadıyla askeriyesinin aslında bir dilemmeye tutulması ve birbirine zıt yani bir kısır döngüye girilmesiyle alakalıdır.
Siz iktisada düzeltmeye çalışırken aynı zamanda dışarıyla mücadele ediyorsunuz. O mücadeleyi iyileştirebilmeniz için iktisadi sisteminizi iyileştirip askeri sisteminizi iyileştirmeniz lazım. Yani bir kısır döngü haline girmeye başlıyor sistem. Çünkü sistemdeki bir tane şey çektiğinizde dağılıyor. Aynı şekilde korumanız lazım ya da topyekun bir değişikliğe gitmeniz gerekiyor. Yani bir tarafı ıslah edelim, bir tarafı oradan düzeltelim falan şekilde ilerleyemiyorsunuz. Genel olarak bu sıkıntıların yaşanmasıyla ki bunun içerisinde iktisadi faktörler daha fazla giriyor.
Devlet bu para ihtiyacını karşılayabilmek için iltizam sistemini daha sonra malikane sistemini daha sonra esam sistemini uygulamaya başlayacaktır. Ama harplerin inanılmaz 17. yüzyıl mesela. Yüzde 80’i harple geçmiş bir yüzyıldır. Uzun savaşlar. Devlet bunun altından kalkmayı bir nebze dolusu hani son halini Okarlofcio’ya giden süreci kenara koyuyor. Başarmıştır. Yani Osmanlı mesela Mehmet Genç Hoca’nın o tespiti çok hoşuma gider.
Osmanlı’nın en şaşalı şeyi, hali yükselişi değildir diyor. Yıkılışıdır. Çünkü bu kadar geç, bu kadar ağır ve bu kadar zor yıkılmak yükselmekten daha değerlidir mesela.
Buraya atık yapıyor.
İlk Yorumu Siz Yapın