Prof. Dr. Erhan Afyoncu: “Devletlerin iç ve dış düşmana ihtiyacı vardır. Olmasa bile yaratıyorlar”

Prof. Dr. Erhan Afyoncu: “Devletlerin iç ve dış düşmana ihtiyacı vardır. Olmasa bile yaratıyorlar” videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=jWTVwcaZmOM. Şimdi 1739’dan sonra 29 sene barış dönemi var. Şimdi bakın, bazen analizi yaparken şuna bakmak lazım. Teorik olarak şu düşünülüyor. Devletlerin iç ve dış düşmanı ihtiyacı vardır. Olmasa bile yaratıyorlar. Şimdi soğuk savaş…

Prof. Dr. Erhan Afyoncu: “Devletlerin iç ve dış düşmana ihtiyacı vardır. Olmasa bile yaratıyorlar”

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=jWTVwcaZmOM.

Şimdi 1739’dan sonra 29 sene barış dönemi var. Şimdi bakın, bazen analizi yaparken şuna bakmak lazım. Teorik olarak şu düşünülüyor. Devletlerin iç ve dış düşmanı ihtiyacı vardır. Olmasa bile yaratıyorlar. Şimdi soğuk savaş bittikten 11 Eylül saldırılarına kadar Amerika’nın durumundur. Çünkü küçüldü askeri olarak. Şimdi halk şunu sorguluyor. Düşman yok. Ne için yapıyor? 11 Eylül’de bir düşman buldu kendini veya yarattı.
Onu bilmiyoruz. Şimdi burada da mesela Amerika’nın izlediği politikada hem kendi silahlanması için ve hem Avrupa’yı daha rahat kontrol edebilmek için bir Putin çıkardı karşılarına. Şimdi halk artık şunu sorgulamayacak. Siz niye bu kadar silah alıyorsunuz? 800 milyarlık silah pütçeniz, milyar dolarlık silah pütçeniz niye bitiriliyorlar o kadar oldu? Şimdi uzun süreli rehavet olduğu zaman devletten askeri teknolojisi gelişmiyor.
Osmanlı o 25-30 yıllık rehavet döneminden sonra 1768-1774’da Osmanlı Rus Savaşı’na girdiğinde köprü yapacak uzmanı yok. Kalmamış. Malesef. Ve kırım çöküyor elimizden gidiyor. O dönemde ilginç bir şey var. Şurada kitapta da var. Uğur Demir’in bir makalesi var. Bir Ukraynalı hatman bize sığınıyor 1764’te ve onun bir raporu var. Raporunda diyor ki gelin bize sahip çıkın. Bugün Kiev düşerse yarın sıra size gelir. Yani Kiev’e sahip çıkın diyor. Ki o dönemde ama tabi şu, mesele şu. Devletin bir sürü problemi var o dönemde. Mesela 3. Mustafa devamlı Kanuni gibi başar elde edeyim, Mustafa’ya savaş açayım diyor. 1757-1700’de 7 yıl harpleri sırasında. O dönemde 1750’li yıllarda biz savaşa girmiyoruz. Avrupa birbirini yiyor.
Osmanlılar, Avusturyalılar, Fransızlar, Ruslar. Ragıp Paşa bir gün padişah diyor ki, padişah diyor ki bak derdim para mı? Eğer para istiyorsa nedir neden İstanbul’a kadar iki tarafla altın dizerim. En son sadrazam tabi koca Ragıp Paşa en alt düzeyden başlamış memuriyetin. Kademe kademe tecrübeyle gelmiş. Bakın devlet kadrolarında kademe kademe geldiğiniz zaman öğreniyorsunuz. Şunu diyor padişahım diyor Osmanlı uzaktan bir aslan da benzer.
Bakına geldiğiniz zaman pençelerini ve dişlerinin olmadığını görürsünüz. Onun sadrazamlığı dönemde devlet savaşa girmiyor fakat o ölür ölmez. Leyslan meselesinden dolayı bu süreyle savaşa giriliyor. Bakın orada da aynı hata var. Biz savaşı kısa süreli düşünüyoruz ve ona göre hazırlık yapılmamış 68 savaş. Uzun süreli devlet politikamız yok. Yani tabi savaş uzayınca ne oluyor?
Logistik silah asker yetmiyor ve o 6 senede Kırım kaybediyor diyelim. Ondan sonra bir Kırım sendromu oluşuyor. Kırım çünkü Müslüman bir toprak. Herkes Kırım’ı geri almaya çalışıyor. Fakat Kırım’ı almaya çalıştıkça bu sefer Ruslara daha fazla yer kaybediyorsunuz ve Pırut savaşından Kırım savaşına kadar 1853’e kadar Osmanlı’nın Ruslara karşı kazandığı başka bir savaş yok. Başlangıçta ikili üç dünya erken Ruslara ilk defa 1768-1774 Rus Savaşı’nda tek tek bir savaşta Osmanlı’yı mağlup etmiştir. Osmanlı’nın asıl çöküşü 1768-1774 Osmanlı Rus Savaşı ile başladı. Kriminalden gitmesiyle başladı. Çünkü şeyde yok. Tabi onu şimdi daha rahat analiz ediyoruz. Bir Rus’tan nüfus artmış. Osmanlı’nın nüfus artmıyor. Rus’ta teknolojik hamleleri yapıyorlar. Mesela 93 harbi dediğimiz 1877-1878 Osmanlı Rus Savaşı’nda Ruslar 800.000 kişilik ordu çıkarmış. Biz 300.000 kişi çıkarmışız. Bir kere sayısal olarak mücadele… Denge bozulmuş. Denge bozulmuş. …bütün gün değil. Mesela Birinci Dünya Savaşı’na… Nüfus da yani çoğu şey, oradaki Nogaylar, Tatarlar… Tabi, daha önce Osmanlı nasıl Sıpları, Arnavutları, farklı milletleri kendi ordusunda kullanırken bu sefer Ruslar kullanıyor. Rus ordu yapıyor.
statistik transformasyon ve beni extrema önlem proportional knows yani bir böyleУrさんlığı’nda bu subtleaylarıEhime’yi…. …S1524 lonely ver cromástik Ansar muslul Mete Karadeniz tufikö numaralı filmJeff
…seç diyorlar oraya. Orayı yıktı 1775’te. Ve Ukrayna tamamen siyasi bir şey odaktan mahrum kaldı. Tamamen siyaset dışına itildi. Ve işte gerçek anlamda Ukrayna’nın tam anlamıyla Rus hakimiyetine girmesi bu 1775’tir. Kırım’la birlikte. Burada yalnız Osmanlı’yla Ukrayna’nın bağ gelişti bu aşamalarda.
O Kazaklar Tuna bölgesine nakledildi. Merkezlerini kaybedince Tuna’da yeni seç kuruldu. Tuna seçi kuruldu. Bu aşağı yukarı bugünkü Basarabya bölgesinde, Tuna’ya yakın bölgede yeni seç kuruldu. Şunu aldınız yani Ukrayna ile Rus’la arasındaki ilişkiler hiçbir zaman iyi değil.
Ve her zaman aslında Rusya, Ukrayna’yı kendine rakip görüyor. Kesinlikle. Ukrayna da… Ukrayna da her zaman Osmanlı’ya, Türkiye’ye ve Abbatı’ya daha yakın. Daha yakın da bakın bunu şöyle diyebilirim. Birkaç tane Hetman şeyinde. Vişneveski Osmanlı ile çok savaşmıştır. Ama savaşmadan önce yine Osmanlı’ya tabi olmak için mürecaat etmiştir. Bunlar kontrol altına girmek istemeyen bir millet. Tabii tabii. Bu kaynakların karakteri o. Yani oradan eminliski. Biraz Kafkaslar gibi belki değil mi?
Tabii tabii.
Bu adam eminliski.