Prof. Dr. Kasım Küçükalp- Postmodern Devirde Ehli Sünnet’in Muhafazasına Dair – CS (19)

Prof. Dr. Kasım Küçükalp- Postmodern Devirde Ehli Sünnet’in Muhafazasına Dair – CS (19) videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=F5I-eaEEY0s. Dinin onatolojik statüsünü iyi kavramadan bu mevzuların ne anlama geldiğini de anlayamayız. Mesela çoğunlukla işte nefs kavramı üzerinden ortaya oturan tartışmaları düşünür. Aslında batı düşüncesinin kendisiyle hesaplaşması bağlamında din eleştirisini, din eleştirisini haklı kılacağı…

Prof. Dr. Kasım Küçükalp- Postmodern Devirde Ehli Sünnet’in Muhafazasına Dair – CS (19)

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=F5I-eaEEY0s.

Dinin onatolojik statüsünü iyi kavramadan bu mevzuların ne anlama geldiğini de anlayamayız. Mesela çoğunlukla işte nefs kavramı üzerinden ortaya oturan tartışmaları düşünür. Aslında batı düşüncesinin kendisiyle hesaplaşması bağlamında din eleştirisini, din eleştirisini haklı kılacağı malzemeler vardır.
Mesela aşırı bir ruhçuluk vardır Hristiyanlıkta. Batı felsefesinde de müfrit bir ruh beden ayrımı vardır. Ama İslam müfrit bir ruh beden ayrımı ortaya koymaz. İslam’da nefs kişinin kendisi demektir. İslam mesela hem Hristiyanlık hem de felsefe ölümsüzlüğün ruhsal olduğuna inanır.
Oysa İslam haçlı cismaniden bahseder. Ölümsüzlüğün yani dirilmenin bu bedenle birlikte gerçekleşeceği düşüncesine bakar. Siz eğer ölümsüzlüğü ruhsal bir mevzu olarak görürseniz mutluluğu da ruhsal bir mutluluğa dönüştürürsünüz. Ve bunun üzerinden bedeni, yaşamı, hakir görürsünüz.
Müfrit bir ruh beden ayrımı içinde modern düşünce bu reaksiyonun ürünü olabilir. Ama bu reaksiyonun aşırılaşması noktasında, gelinen noktada her türlü ayrımın, hatta cinsiyet ayrımının bile ortadan kalktığı bir dünyaya erildiğimizi görüyoruz. Bunları doğrultacak insan oluşu hakiki anlamıyla buluşturacak bir teklifi ihtiyacımız var. Bu çağın bir ihtiyacı var. İslam bu teklifin adıdır.
Yani biz bu teklifin insan oluşu için en yegane, geçerli teklif olduğunu varoluşumuzda başta olmak üzere göstermemiz gerekiyor. İslam’da asıl olan idaha’dır. Haramlar bellidir. Onun dışındaki alan mübahlar alandır. İslam’la evlenme yasaklar, ruhbanlık yoktur İslam’da. Ne mülkiyeti yasaklar.
Biz komünist değiliz yani. Komünist bir komünist toplum önerisinde bir grubumuz. Dolayısıyla aşırı bir ruh beden ayrımı yapmaz. Ve insanın bu dünya hayatının Ukbay’la bağlantılı olarak tanzim edilmesinin adıdır İslam. Ve bu dünya hayatı da yok sayılmaz. Bu dünya bir taraftan oyunken, bir tarafta da insanın hakikatle irtibat kurabilmesi
ve kendi varlığını Ukbay’a taşıyabilmesinin zeminidir aynı zamanda. Bu dünya ile kavgalı olmanın da bir anlamı yoktur. Bu anlamıyla düşünürsek ben bu çağın idrakinin biraz Hristiyanlık veya Batı spritualizmi veya felsefenin aşırı ruh beden dualizminin ortaya çıkardığı kavrayış sapmalarıyla, problemleriyle ilişkili olarak böyle bir noktaya evrildiğini ve bugünkü açmazlarla ahlaki anlamda, ontolojik anlamdaki açmazlarla karşı karşıya geldiği kanısındayım. Ama insan oluşun hakiki anlamını en canlı şekilde dillendiren Kur’an-ı Kerim ve onu Pratihe döken Hazreti Peygamberin sünneti ile bu çağa buluşturacak bir ontolojik duruşa ihtiyacımız var. Söylemimiz buradan beslenmeli. Ve biz bunu yaptığımız zaman neler olacağını biz belirlemeyiz.
Biz yapmakla mükellefiz.