"Enter"a basıp içeriğe geçin

TÜRK TARİHİ NASIL ÖĞRENİLİR?

TÜRK TARİHİ NASIL ÖĞRENİLİR?

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=zBU1QNwYGvw.

Tarih nasıl öğrenilir? Çok değerli bir hocamla yeni bir seriye başlıyoruz. Arda arda pat pat videolar gelecek. Ahmet Taşal, hocam alanındaki en büyük isimlerden bir tanesi. Kendisine çok teşekkür ediyorum çünkü kendisinin biyografisine baktığınız zaman zaten sadece ekşi sözlüğe bile girip ismini yazdığınız yeterli olacaktır. Tabii sosyal medyada baktığınız zaman çok büyük başarı, çok büyük hizmetleri var Türk tarihine.
Şöyle bir farkı var. Tabii ki bütün tarihçilere saygım, sonsuz. Orta Asya’da Türklerin izine giderek ülke ülke takip eden bu kadar derin bir araştırmacı yok. Üstelik ve üstelik Çinceyi, Japoncayi, İngilizceyi, Fransızcayı artık hangi dilleri bildiğini zaten Fatih Altaylı’nın teke tek programında hayatı çok güzel anlatılmış. Kaç tane dil bildiğini. Ahmet Bey, Mimarşıra Üniversitesi rektör yerbülüsü ama aynı zamanda tarih bölümü başkanı.
Ve birazdan gösterecek Murat size herhalde okuduğu kitapları Türkiye’de ondan başka herhalde pek okuyacak kimse çıkmaz. Çünkü aynı zamanda Çince uzmanı, Çince okuyup yazabilen ender Türk vatandaşlarından biri. Gayet güzel öğrenebilirsiniz. Kendisi çok mütevazı olduğu için bu kısımlardan bahsetmek istemedi. O yüzden videonun başına buraya ekliyorum. Kendisi bir derya. Yani bir kitapta, Çinlere ait bir kitapta
Türklerin tarihi ilgili bir şey varsa gidip orijinalinden okuyabiliyor. Çünkü Çince de biliyor. Çünkü Türklerin tarihi çok karışık. Yani tarih, Türklerin tarihini nasıl öğrenir videosunda özellikle bu bölümü kendime ekledim ki. O kısım daha iyi anlayın. Hangi kaynaklar Türklerden bahsediyorsa o kaynağı orijinal dilinde okuyor. Kendisinin kütüphanesinden görüntüleri, Çince kitapları falan da şu an ekrana getiriyorum ki hangi kaynakları kullandığında bilin.
Kitapların sadece bir bölümü Çince kaynaklar. Diğer kısımlarda artık sonradan görürsünüz. Kütüphanesi inanılmaz zengin. O da kitapların küçük bir bölümü. Yeditep Üniversitesi’ndeki bölümü bu kadar. Bu tarihi onunla birlikte öğreneceğiz. Gelin başlayalım. Türklerin tarihi, Türk tarihi, İslamiyet öncesi ve İslamiyet sonrası neymiş? Evet hocam sevgiler saygılar. Teşekkür ederim. Bizi kabul ettiğiniz için yürekten teşekkür ediyorum. Hocam tarihi sizden dinlemek büyük keyif. Bende kitaplarınız eserleriniz var.
Ve keyifle okudum ama onları okuyup video çekmekten size kaynağına size ulaşmak ki çok sağ olun. 3 ay önceden size ulaştım. Tekrardan teşekkür ediyorum burayı ağırladığınız için. Bende geldiğiniz için, şeref verdiğiniz için çok teşekkür ediyorum. Umarım çok faydalı bir kayıt olacak. Takipçilerimize, hem sizin takipçilerinize hem benim takipçilerime çok faydalı görüntüler olacak diye düşünüyorum.
Hocam tarihi sizin gibi böyle kaynağından öğrenen, gidip yaşayarak sahada öğrenen hocalarımız çok fazla yok. Benim bildiğim kadarıyla en azından. Hocam her kaynağı orijinalinden okuyorsunuz. Kaç dil biliyorsunuz? Kaç dile hakimsiniz? Birkaç dil bildiğimi söyleyebilirim ama dil bilmenin ölçüsü yok. Ben okuyup anlayacak derecede Fransızca ilk dilimdi.
Daha sonra İngilizce, Farsça, Çince, Rusça, Kazakça, Moğolca, Kırgızca, Özbekçe, Hatta Türkmence, Azerbaycan gibi Türk leçelerine dahil edebiliriz. Bunlarda okuyabiliyorum. Almanca da sözlük yardımıyla okuyabiliyorum. Ama tabi dil bilmenin ölçüsü yok. Yani bu ne kadar dil bilmek, okuyup anlamak önemli bizim için.
Çünkü bizim hem orijinal kaynakları hem de bu konuda yapılmış olan bütün çalışmaları okuyup takip etmemiz gerekir. Dolayısıyla çok dil bilmenin öğrenmenin gerekliliğine inanıyorum. Hocam peki Türk tarihini öğrenmek için sizin eserlerin zaten mükemmel bir cetvel. Onunla birlikte yola çıkıyoruz. Türk tarihini öğrenmek için hevesli olan öğrenci arkadaşların ne yapması lazım?
Çünkü çok kaynak var ama doğru kaynak çok az. Evet tabi ben öğrenci arkadaşlara şunu tavsiye ediyorum. Öncelikle bir batı dili. Tabi bu İngilizce şu anda popüler olduğu için. En az bir batı dili ve en az bir doğu dili daha doğrusu bir kaynat dili. Gerekliliğine inanıyorum. Bu Çince olabilir, Soğutça olabilir, Rusça olabilir veya Farsça olabilir.
Yani bu dillerden biri olabilir. Hatta Tibetçe olsa daha da iyi olur. Çünkü Tibetçe bilen tarihçimiz yok. Yani Tibetçe bilip öğrenip Tibet kaynaklarını Türkçe’ye çevirmiş olsak mükemmel olur. Ama ağırlıklı olarak şunu söylememiz lazım. Türk tarihinin eski dönemlerinin kaynaklarının %95’i Çince’de yazılmış durumda.
Dolayısıyla Çince öğrenmenin ben elzem olduğunu her zaman düşünüyorum. Fakat Çinlinin dışında alkoljik kaynakları değerlendirmek için veya ticari metinleri okumak için Rusça, Çince, Soğutça, Brahmiçe, Toharça gibi böyle ekstrem diyebileceğimiz bugün yaşamayan dilleri öğrenmekte faydalı olur.
Ama gerçek anlamda uluslararası düzeyde tarihçilik yapabilmek için ben bu şartı koşuyorum esasında. En az bir batı dili, en az bir kaynak dili olmak üzere öğrencilerimizi yönlendiriyoruz. Ama bunun dışında öğrenilen her dilin de büyük faydası olduğunu söylemek gerekir. Yaponca, Korece, Sanskritça veya pehlivice eski dillerden, Latince, Grekçe, Soğutça, Slavça gibi birçok dilinde büyük katkısı olacağını düşünüyorum. Yine eski kaynaklardan Gürcüce, Ermenice gibi Kafkas kökenli dediğimiz yani Türkiye’nin kuzey doğusundaki otokton dilleri öğrenmekte faydalı olur. Yani esasında bakıldığında dil öğrenmenin sonu yok.
Ama akademik anlamda tarihçilik yapabilmek için en az bir batı, bir doğu dili daha doğrusu kaynak dili şartını getirmek gerekir. Ayrıca biz Batılların özellikle 19. yüzyılın 2. yarısında, 20. yüzyılın ilk yarısında taraflı davrandığını, Türklere sömür gözü gözüyle bakarak Türkleri aşağıladığını, hakaret ettiğini, barbar yaftasını yapıştırdığını görüyoruz. Dolayısıyla onların yaptığı çalışmaları yeniden okumak, değerlendirmek gerekir. Mutlaka Batılların yaptığı çalışmaları da okumalıyız. Buna karşı değilim. Ama bu doğrudan bilgiye ulaşma anlamında, akademik veya bilimsel anlamda yeterli değildir. Maalesef onların çarpıtmaları yüzünden Türk tarihi hakkında birçok yanlış yorum meydana getirilmiştir.
Bu yüzden ben orijinal kaynak okuması taraftarıyım ve orijinal kaynakları kendimiz okursak ne mutlu bize diyebiliriz. Ama şu anlamada gelmeli bu. Batılların yaptığı çalışmaları da mutlaka göz ardı etmeden dikkate alarak değerlendirmeli, yorumlamalıyız.
Eğer yanlışsa yanlışlarını ortaya koymalıyız. Eğer faydalıysa faydalı çalışmaları dikkate alarak kullanabiliriz, değerlendirebiliriz. Dolayısıyla hem kendi içimizde tarafsız olacağız hem de kaynakları tarafsız okuyabilmemiz lazım. Hocam çok teşekkür ediyorum size. Sizin elinizde şimdi bir seri video çekip Türk Talih’in derinliğine girelim. Çok teşekkürler tekrar.
Ben de teşekkür ederim.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir