"Enter"a basıp içeriğe geçin

UKRAYNA’DA İNGİLTERE NEDEN ÖNE ÇIKTI?GELİŞME 2’NCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİNİN AYNISI SONUÇ:SAVAŞ!..

UKRAYNA’DA İNGİLTERE NEDEN ÖNE ÇIKTI?GELİŞME 2’NCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİNİN AYNISI SONUÇ:SAVAŞ!..

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=y0TmqhRojxM.

Herkese merhaba. Bugün yayınladığım ııı Ukrayna videosunda İngiltere’nin Almanya ve Fransa’nın önüne nasıl geçtiğini ve yaşanılan gelişmeler çerçevesinde ııı Birleşik Krallığın küreysel İngiltere stratejisiyle de birlikte ııı nasıl Avrupa güvenliği açısından farklı bir boyutta
tekrar tıpkı ikinci dünya harbinden önce olduğu gibi ııı öne çıktığını ifade eden bir ııı anlatımda bulundum ve dedim ki biraz tarihe geçmemiz lazım çünkü yaşanılan olaylar gerçi karakterler ve portreler değişmiş olsa bile ikinci dünya harbinin çok öncesine çok öne gizleyen bir kimlik taşıyor. Bunları anlatmak için buradayım. Çünkü ııı evet tarih tekerrür eder mi? Farklı boyutta tekerrür eder. Yani birebir tekerrür etmesi diye bir şey söz konusu değil. Ama bırakalım tekerrür edip etmediği tartışmasını ama sonuçta tarih niçin vardır? Biz insanlara diğer bu dünyadaki varlıklardan ayıran en önemli özelliklerden biri olan beynimiz ve hafızamızla kendi tarihimize sahip çıkmamız ise tarih bizim tecrübelerimizin birikimidir. Yani o tecrübeler çerçevesinde biz yaşanılanlardan dersler çıkararak bu günü geleceği tanzim etmeye çalışırız. Sonuç itibariyle hepimiz faniyiz ve bu işler birer bayrak yarışı bugün varız. Yarın yokuz ama sonuç itibariyle yaşanılmışlar ve yaşanılacak olanlar arasındaki bağ da bugünden kuruluyor. Şimdi lafı uzatmayacağım. Iıı Adolf Hitler iktidara doğru görürken bir noktaya çok ağırlık veriyordu. Çünkü ikinci birinci dünya harbinde eee yenilmiş tarafın lideri eee Bismarck’ın Almanya’sıydı ve eee on sekiz yirmi sekiz Haziran bin dokuz on dokuz günü imzalanan Paris konferansı sonrasında imzalanan Versa’ya
anlaşması gerçekten eee Almanya’yla beraber eee savaşa girmiş ve Almanya kaybettiği için esasında savaşı kaybetmiş eee kabul edilen Avusturya Macaristan İmparatorluğu ve Osmanlı İmparatorluğu’nu zaten fiilen parçalamış olan müttefikler Almanya’ya Versa’ya anlaşmasıyla çok aşırı derecede aşağılanmışlardı. Almanya’nın kolunu kanadını ordusunu her şeyini yok ettiler. Ve Almanya bu yenilgi ve devamında yaşanılan aşağılanma ve devamında yaşanılan ağır ekonomik krizler nedeniyle eee milli gururda yüksek bir millet hiç olmayacak
bir kişi oldu ve esasında birinci dünya savaşında on başı rütbesinde olduğu ifade edilen Avusturyalı eee bir Adolf Hitler’in etrafına topladığı birkaç kişiyle beraber kurmuş olduğu nasional sosyalist partili yani nazi partisini adım adım bütün Alman ırkının gururu anlamında eee iktidara taşıdı. Iktidara taşırken de eee Versa’ya anlaşmasıyla kurulmuş olan sistemi yırtıp atacağını açık ve net bütün Avrupa’ya gösterdi. O zaman Amerika Wilson Amerika’sı biraz izolasyonist yani Atlantin öte yakasında kendiyle hemhal olan bir eee güçtü. Esas kavga eee Avrupalılar arasındaydı. Neyse lafı uzatmayacağım. Ve sonra Adolf Hitler iç başına geldi. Adolf Hitler’in iç başına geliş sahnelerini belgesellerden falan izlemişsinizdir. Milyonlarca Alman’ın nasıl o selamı durarak müthiş bir gururla işte eee marşlarını söylediklerini Alman gençliğinin nasıl aşırı eee milletçi bir ideolojinin eee kumpasını alındığını ve özellikle diğer toplumlara ağırlıklı olarak da Yahudilere karşı nasıl bir nefretin geliştirildiğini biliyoruz. İşte bu eee olay yani eee Almanya’nın bu yükseliş trendi tabii korkunç bir savaş sanayi de eşlik ediyor buna. Eee pan German dediğimiz yani bütün Almanları birleştirme rüyası olarak başladı. Fakat sonra iş başka yerlere döndü. Eee ve eee özellikle eee
Almanya’nın iç başındaki Nazi partisinin eee on iki Mart bin dokuz yüz otuz sekiz günü Avrupa’nın gözleri önünde Almanca konuşan Avusturya’yı üçüncü ray diye adlandırılan
yapıya eee ilhak etmesi dikkat çekiciydi. Eee esasında bin dokuz yüz otuz sekiz başında Avusturya’nın Nazi partisi eee kurmayları artık eee Alman birliğinin kurulması gerektiğini ve Avusturya’nın da Nazi Almanya’sına katılması gerektiğini belirten çok ciddi çalışmalar yürütüyordu.
Bu gün bir başbakanı olarak eee Kurt Von Süsnik eee esasında bir Nazi değildi ve Avusturya’nın bağımsızlığını isteyen bir adamdı. Hitler’in ayağına kadar gitti. Dedi ki ya ben kabinemi Nazileri alayım ama sen ettin neyleme ne olur falan. Hitler bunu dinlemedi. Eee dokuz Mart’ta
eee ilhak meselesini çözmek için eee bu aynı başbakan bir referandum önerdi. Hitler buna çok kızdı. Ve eee devamında on bir Mart günü istifa et yoksa geliyorum oraya dedi. Istifa etti Avusturya eee başbakanı. Naziler bir anda olaya el koydular. Avusturya başbakanı istifa ettikten
sonra bir cezaevine konuldu ve bin dokuz yüz kırk beş yılına kadar orada kaldı. Ama eee on iki Mart bin dokuz yüz otuz sekiz günü de eee Hitler’in ordusu eee Avusturya halkının Nazi selamları adı altında Avusturya’yı ilhak etti. Ve Avusturya, Avusturya savaşın bitimi bin dokuz yüz kırk beşe
kadar eee Alman devletinin federal bir eyaleti oldu. Tıpkı Saxony gibi işte Baviyera gibi falan. Şimdi bu ilhaka o dönemde İngiltere ve Fransa Amerika’yı saymıyorum. Ve Sovyetler Birliği maraza çıkarmamak ve savaşmamak için çok fazla bir askeri müdahalede ve eee çatışmada bulunmadılar.
Esasında bu ilhak Rusya lideri Vladimir Putin’in Kırım’ı ilhakından çok farklı değildi. Vladimir Putin iki bin on dört yılında Kırım’ı ilhak ederken ne dedi? Ukrayna miliyetçilerine eline geçti. Ukraynenin topraklarındaki Rus azınlık Rus, Alman Rus azınlık tehdit altında. Zaten bu bu Kırım Sovyetler Birliği tarafından Rusya’nın toprağı olmasına rağmen
aynaya kağıt üstünde verilmişti. Ben orada bir referandum yaptıracağım. Ve o referandumun sonucuna göre de karar vereceğim dedi. Ordusuyla girdi. Kendi ürettiği bir referandumu yaptırdı. Ve ııı Kırım’ı ilhak etti. Türkiye daim birçok ülke, batılı ülke bu Kırım’ın ilhakını tanımıyor. Ama sonuç itibariyle Alman ııı Deniz Kuvvetleri Komutanı’nın da dediği gibi Kırım gitti. Tıpkı Avusturya’nın
Nazilere gitmesi gibi. Ve bunu o zaman yani Avrupalılar, Nazi Avusturya konusunu ya bu zaten pan Alman bir şey falan filan diye görürse demişlerdi. Fakat ııı sonrasında ııı bunun hiç de böyle olmadığını anladılar. Tıpkı bizim Ukrayna’da anladığımız gibi. Ukrayna’nın gelişimi ise ikinci
Dünya Harbi’nden önceki Çekostavakya’ya benziyor. Çekostavakya, Polonya’yla ııı Almanya arasında yapılandırılmış Çek ve Slovak milletinden oluşan bir ııı devletti. Hala öyleydi. Sonra bin dokuz yüz doksan üç yılı itibariyle ikiye bölündü. Şu anda Çek Cumhuriyeti ve Slovakya var. Hitler Sunderterland diye yani ııı yüksek bölgeler diye adlandırılan esasında Bohemia Krallığı döneminden beri Almanya sınırında yaşamı yaşamakta olan ııı Alman azınlığı üçüncü rayha bağlanması amacıyla bir kampanya başlattı. Bugünkü Ukrayna’nın doğusundaki Luhansk veya
Donetsk Halk Cumhuriyetleri gibi bir yapılanmadan söz ediyoruz. Çekostavakya toprakları içinde. Ve der ki ben o toprakları istiyorum. Bu İngiltere ve Fransa açısından çok ciddi bir ııı sorun olarak ortaya çıktı. Ve ııı sonuç itibariyle ııı otuz eee on yedi Eylül yirmi yedi Eylül
arasında o topraklara dönük yeni yeni ataklar yapınca ııı dönemin İngiltere Başbakanı Neville Chamberlain ve Fransa ııı lideri Eduard Baladiye Benito Mussoloni’yi devreye sokarak dörtlü bir Münih zirvesi inşa ettiler. Adolf Hitler
Benito Mussoloni, Chamberlain ve ııı Daladiyar. İngiltere, Fransa, İtalya ve ııı Almanya Çekostavakya’nın geleceğini tartışmak için masaya oturdular. Bugün Çekostavakya’nın geleceğini İngiltere ve Rusya veya Alman, Amerika ve ııı
Rusya tartışıyor. Ama Çekostavakya’nın geleceğinin tartışıldığı Münih konferansında Çekostavakya yoktu. Ukrayna’nın geleceğinin tartışıldığı Cenevre toplantıları, NATO toplantıları vesairede de Ukrayna yok.
Benzerlik inanılmaz. Ve Adolf Hitler Chamberlain’ın özellikle Almanya’yla savaşmama gayreti içinde ııı on beş Mart bin dokuz otuz dokuz itibaride bütün o Münih anlaşmasını falan bir tarafa bırakarak yani Bohemia’yı ele geçirmişti o
Münih anlaşmasıyla onu falan bırakarak on beş Mart bin dokuz otuz dokuzda Çekostavakya’nın tamamını işgal etti. Ve tabii Neville Chamberlain’in sonudur bu. Iıı sonrasında Winston Churchill geldi İngiltere’nin başına. Chamberlain ııı gitmeden önce Hitler’in bir yalancı olduğunu ve Münih anlaşmasını tek taraflı olarak bozarak Çekostavakya’yı
işgal etmesinden yola çıkarak eğer Hitler ve Almanya ııı Polonya’ya da saldırırsa İngiltere’nin Almanya’ya karşı savaşa gireceğini ilan etti ve zaten öyle de oldu. Şimdi bu yönden baktığınız zaman ııı acaba Avrupa yayılmacı bir kimlik taşıyan, panslavist bir kimlik taşıyan Putin
milliyetçiliğiyle nereye kadar ııı mücadele edecek? Şimdi Kırım gitti. Daha önce iki bin sekizde Güney Osetya gitti. Oraya da benzer nedenler savaş açtı. Ve ııı sonuç itibariyle Luhansk, Donetsk’teydiler bölgelerdeki Rus hazınlığı bugün ııı Sergi Şöygu’nun bir açıklaması var. Ukrayna’nın doğusundaki Rus vatandaşlara dönük bir kışkırtma ve saldırı olduğu an biz bunu cevapsız bırakmayız diyor. Şimdi böyle de bir durum var. Yani Adolf Hitler’in ikinci Dünya Harbi’nden önce askeriyle pan German dediğimiz yani Alman ırkının
birlikteliği için sergilediği politika ortodoks kilisesi ve Rus milliyetçiliği veya sılav milliyetçiliğiyle başka bir modelden karşımıza çıkmış vaziyette. Üstelik çok enteresan bir benzerlik daha var. İngiltere Çekoslavakya’nın işgaline kadar Hitler’in sadece ve sadece Avusturya gibi veya diğer İsviçrelerde şurada burada olan Alman azınlıklar gibi unsurlarla ııı işbir ııı ilgileneceğini tahmin ediyor ve saldırı coğrafyasını ııı genişlemeyeceğini düşünüyordu. Ama Çekoslavakya tamamı Alman bir bölge değil. Çekler ve Sılavakları işgal eden bir Almanya’yla karşılaşılınca
Hitler’in tek hassasiyetinin Alman azınlıkları olmadığı ortaya çıktı. Şimdi Suriye veya Libya’da da Rusya’nın tek hassasiyetinin Rus azınlıkları olmadığı bir dönemi yaşıyoruz. Yani Rusya Suriye’de bir yer ediniyor, Libya’da bir yer
ediniyor ve ııı bu yer edinmelerin Rusya Rus azınlıklarla bir alakası yok. Sadece ve sadece genişleme ve yaşam alanını genişletme kaygısı var. Ve esasında Ukrayna milleti de Ukraynalarda her ne kadar sıla olsalar dahi sonuç itibariyle Ruslarla beraber yaşamak istemiyor olabilirler bu doğal hakları. Rusya onu da bunların doğal
hakkıdır demiyor. Ve Kırım’ı ilhakı gibi Belarus’u da tıp Kavusturya’daki olduğu gibi kendine bağlı bir devlet haliyle dönüştürmesi gibi Ukrayna’yı da kendine bağlı bir devlete dönüştürmeyi ana hedef olarak koyuyor. Bu Rus milliyetçiliği ve panslavizmdir.
Ve sonuçlara itibariyle Adolf Hitler’in Alman ırkını öne çıkaran ve hangi coğrafyada Alman yaşıyorsa bu benim için birinci önceliktir diyen politikasının Ruslara ve Slavlara dönüştürülmüş şeklidir. Ben öyle görmeye
başladım. Çünkü bunun anlatılabilir, ifade edilebilir bir yönü yok. Ve bakın Sovyetler Birliği’nin İspanya’daki üstlendiği görevle Rusya’nın Suriye’de ve Libya’da üstlendiği görevler arasındaki İspanya iç savaşı bin dokuz otuz saatli bin dokuz otuz dokuz yılları içindeydi. Eee ve Hitler bin dokuz otuz altı bin dokuz otuz dokuz yılları arasında faşist harekete ve Franco rejimine askeri yardım yaparak eee İspanya iç savaşının kaderinin değişmesine neden olmuştu. Aynı şeyi Ruslar, Suriye ve Libya’da yaptılar. Bu kadar benzerlik çok fazla. Ben şimdi İngiltere’yi anlıyorum. Giderek. Hak veriyorum değil, anlıyorum. Neden öne çıktığını anlıyorum. İngiltere’ni Nazi Almanya’sıyla pazarlığa oturmuş, uzlaşma aramış bir kısa tarihi var. Ve o tarihin sonucunda nasıl milyonlarca insanın ölümüne neden olduğunun öz eleştirisi de var. Ve Neville Chamberlain’le ilgili bir film var. Netflix’te Münih diye. Savaş yaklaşıyor. Netflix’i abone olanlarınız hemen bu şeyden sonra uygun bir biçimde açsınlar. O filmi bir seyretsinler. Çekoslavakya üzerinde yürütülmüş olan ve sonuçta Hitler’in zaferiyle sonuçtanın o pazarlık. Neyse bugün Ukrayna için yürütülen pazarlık da o. Ve bu bir ciddi Avrupa sorunu. Ve benim anladığım kadarıyla İngiltere o hatasını tekrarlamak istemiyor. Çekoslavakya’yı Hitler’e bıraktığı o hatayı tekrarlamak istemiyor ve
Ukrayna’yı Putin’e bırakmayacak gibi gözüküyor. Hatta son açıklamasına göre Kırım’da. Bu nasıl olacak? Belki de öne alınmış bir savaşta. Veya bizim beklemediğimiz bambaşka bir yıkımla. Çünkü gördüğüm kadarıyla Batı’nın beyninin
arkasındaki refleksler gün be gün tıpkı ikinci dünya harbinde olduğu gibi öne çıkmaya başladı. Bu bir tarih tezümü hayır değil. Ama bir tarih analizi. Ve gördüğüm kadarıyla ürkütücü ölçekte benzerlikler taşıyor. İngiltere’yi yakından takip edeceğim. Çünkü anladım kadarıyla
bu konuda Avrupa’nın kaptan köşküne oturmak üzere. Kalın
sağlıcakla.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir