Yusuf Sami Kamadan – Çaldıran Harbi Vetiresi – Cumartesi Sohbetleri (23)
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=0MtVLXqlmHk.
Osmanlı ile olan ve Çaldıran’a kadar gelen vetireyi… Yani şu şekilde, şimdi tabii Şah-i İsmail tahta oturduktan sonra çözmesi gereken ciddi bir problem var. O da İran coğrafyası da mevcut olan bu irili ufaklı devletlerin bir düzenin sokulması, kendisine tabi hale gelmesi. Dolayısıyla ilk dönemler, yani ikinci Bayezid dönemi mesela, ilişkiler öyle çok da… İkinci Bayezid’in son dönemleri gibi çok da şiddetli değil çünkü Şah-i İsmail dikkatinin özellikle İran coğrafyasına veriyor. Ve burada tabii çok sayıda mesela İran ufaklı devleti yutuyor ve Şeybani Han, Özbek Han’ı, ki kendisi Cengiz soyundan geldiği bilinir.
Zaten onu da ortadan kaldırması kendisine olan güveni ve kendisine olan inancı arttırıyor. Ve bu şekilde yani bu tarihten sonra aslında Osmanlı’yı kendisine rakip olarak görmeye başlıyor. Ve Osmanlı yani kaçınımız olarak yani Osmanlı ile çarpışmaya gidecek olan süreçte…
Kimi tabi gerginlikler yaşanıyor, özellikle ikinci Bayezid zamanında Anadolu coğrafyasına yaptığı mesele, kimi faaliyetler… Tabi ciddi manada Anadolu aslında huzursuzluğa yol açıyor. Yani kan dökülüyor, isyan faaliyetleri var. Yani bilindiği gibi mesela Şahkulu Baba Tekkeli isyanı var ki yani Şahkulu Baba Tekkeli isyanı öyle… Hani isyan ettiğim orada gittiğinde ezdi şeklinde bir şey değil.
Yani Antalya civarında isyan ediyor, Isparta’ya yürüyor, akabinde yaka yaka Kütahya’ya gidiyor. Daha sonra batıya dönüyor, Manisa’ya gidiyor ve Şehzade Korkut’un mesela güçlerini Şehzade Korkut diyorsunuz… Yavuz Sultan Selim’in kardeşi. Onun kuvvetlerini yeniyor ve yani sürekli bir ilerlemede sürekli bir ilerlemede…
Ve 1511 yılında Atik Ali Paşa malumunuz tabi ikinci Bayezid yani Yavuz Sultan Selim işte babasına karşı geliyor… Ve ikinci çoğunluğunda bir savaş meydana geliyor malumunuzdur ikinci Bayezid ile Yavuz Sultan Selim arasında… Ve Yavuz Sultan Selim’in karşısında olan Atik Ali Paşa Yavuz Sultan Selim’i orada yeniyor ama Şahkulu Baba Tekkeli’ye yeniliyor.
Veya mesela daha önceki Beyler Bey Karagoz Ahmet Paşa mesela o da yeniliyor. Tabi en son yaptığı o harpte yendiği kesin olmakla birlikte, Zafer Ali’de kesin olmakla birlikte akıbeti hakkında bilgi mevcut değil… Kuvvetle muhtemelen kendisinin artık o büyük harbe yani Çaldıran’a giden yolda Şah’ın ordusuna katılmak üzere İran’a geçtiği ifade ediliyor.
Yani bu şekilde bir çok karmaşık bir ortam var Anadolu coğrafyasında zaten Yavuz Sultan Selim’in de babasına karşı çıktığı noktaların temelinde… Yani Anadolu’da çok ciddi bir böyle bir hareket var. Bu safaviyete tehlikesinin acil bir şekilde bertaraf edilmesi gerekiyor. Çünkü yani Şah İsmail’e mesela Yavuz Sultan Selim arasında ciddi bir yaş farkı var. 1451 yılında doğuyor Yavuz Sultan Selim.
1487 yılında Şah İsmail aralarında 30 yaştan fazla fark var. Fakat tabi Şah İsmail tahta oturduğunda Yavuz Sultan Selim hala şehzade Trabzon’da… Kime askeri faaliyetler de yapıyor özellikle safaviyelere karşı. Ayrıca yazda mesela raporlar oluyor bilgilendirme yani merkezi İstanbul’u bilgilendiriyor. Ve bu şekilde faaliyetler devam ediyor. İşte Yavuz Sultan Selim bu dönemde merkeze kimi raporlar sunarak aslında bu tehlikenin boyutunu gözlerinden sermiş oluyor. Fakat yani bu tehlike karşısında ikinci Bayezid’in babasının aslında yavaş ağır adım attığını düşünmesi isten etmesine sebep oluyor.
Ve safavi belasıyla, her ne kadar orada yenilmiş olsa da safavi belasıyla mücadele edebilecek kişinin de kendisi olduğuna inanan yeniçere ve devlet ileri gelenlere… Nihayetinde 1512 yılında kendisini Osmanlı tahtına oturtuyorlar diyebiliriz. Ve kısa bir şehzade mücadelesi oluyor. Çok enteresandır.
Şehzade Korkut meselesi malumdur. Mesela Şehzade Ahmet söz konusu. İkinci Bayezid de Şehzade Ahmet’ten yeni tabura takılıyor. Şehzade Ahmet’i ekarte ediyor. Yavuz Sultan Selim fakat çok enteresandır. Şehzade Ahmet’in oğlu Murat Şah-i İsmail’e kaçıyor. Ve bizzat Şah-i İsmail tarafından Osmanlı Sultan olarak taç giydiriliyor. Yani bu şekilde Anadolu’da yani siyasi, kültürel, dini olarak bu şekilde bir karışıklık söz konusu.
Ve Yavuz Sultan Selim, Safavid problemine bir son vermek maksadıyla, artık yani bu Safavidlerin köküne kazımak, Şah-i İsmail ortadan kaldığı vakit maksadıyla sefere çıkıyor. Malumunuz olduğu üzere 1514 yılında Çaldıran’da, İran-Azerbaycan bölgesine kadar Çaldıran’da bu savaş gerçekleşiyor Osmanlının galebiyetiyle.
Ve tabi yani bu savaş öyle zannedildiği kadar da hani Osmanlı gittiği hani o klasik dönemde vardır ya gidiyor, yediyor, yediyor. O şekilde çok da kolay olmuş değil aslında. Yani Şah Kulu baba tekkeli mesela o örnekten de anlamak lazım. Yani nasıl oluyordur da İhsaneden bir tekkeliği dere diyelim. Yani karşısında profesyonel askerler var ve bunları yeniyor ve defalarca yeniyor yani.
Evet. Yeniyor ve başkenti mesela tehdit ediyor yani Bursa’ya yürüme olayı oluyor. Bu şekilde tabi hani bir söyleyen vardır ya Şah-i İsmail’in işte düzensiz, işte Türkmen birlikleri ve benzeri şeyler tarzında yani aslında mevzunun bundan çok daha fazla olduğu, daha ciddi olduğu anlaşılıyor. Bir de şöyle bir durum var yani şimdi Yavuz Sultan Selim kalkıp geldiği nokta 2500 kilometrek bir saha. Fakat Şah-i İsmail’in kalkıp geldiği yer Tevriz yani yakın. Osmanlı ordusu tabi Yorgun, Şah-i İsmail’in ordusu Dinç hatta Yenice’li bir yerde ayaklanıyor. Yavuz Sultan Selim’in çadırına kurşun sıkıldığı yönünde kimi rivayetler de var. Tabi onlara bir konuşma yapıp, onları teskin edip bir şekilde savaşın kazanılması sağlanıyor. Tabi burada özellikle Anadolu ve Rumeli azreplerinin o savaş düzeni içerisinde arkasına konuşlandırılan zincirlerle birbirine bağlanan topların mesela etkisi oluyor.
Yani mesela 40 bin kişi gibi süvari birliği Şah-i İsmail ordusuna saldırdığı zaman azrepler geri çekiliyor ve süvari birliği o toplarla karşılanıyor ve orada bir perişan ediyor tabi yani. Fakat daha sonrasında Şah-i İsmail’in başının olduğu kuvvetler tabi ordunun sol kanadına saldırıyor.
Orada tabi ciddi bir zayiat veriyor. Azreplerin de orada topların önünden geç geri çekilmesi topların tam istifade edilememesine sebep oluyor. Fakat tüfeğe sahip olan Yenice’liler burada o açıyı kapatıyorlar ve bu şekilde Şah-i İsmail yani çok ciddi bir darbe almış oluyor.
Ve az önce bahsettiğimiz gibi yani Hanımefendi’nin habebisi yerinde bundan sonra tabi o yani göklere çıkan o gururu Yavuz Sultan Selim’in tabiri yerindeyiz yani bu balonu patlatmasıyla iyice çöküyor. Ve Hanımefendi’nin ifadesiyle bu şekilde kendisini içkiye vuruyor.
Ta ki 1524 yılına kadar zaten 1524 yılda kendisinin öldüğü tarih oluyor.
İlk Yorumu Siz Yapın