Yusuf Sami Kamadan – Saddam Arşivinde Türkiye
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=C7gczzvLOvc.
Yusuf hocam son olarak Türkiye ile alakalı neler var arşivde biliyor muyuz tahmin edebiliyor muyuz? Şimdi Türkiye ile alakalı dediğim gibi yani bunun üzerine bugünlerde bir makale üzerine çalışıyorum. Müşerbürel ile beraber yazıyoruz. Elimiz her ne kadar kısıtlı olsa da yani ulaşabildiğimiz kadarıyla kısıtlı olmuş olsa da neler olduğu konusunda tabii bildiğimiz var. Ben mesela buraya kısmen not aldım. Kısaca bundan bahsetmek isterim derseniz. Mesela işte 1980 yılına ait bir askeri istihbarat raporu var Saddam Hüseyin’in. Saddam Hüseyin’in sunulan ve top sepet olan yani çok gizli olarak sunan. İşte burada İran’ın Türkiye’de sınırı olması bakımından mesela Türkiye’den Türkiye ile alakalı bahisler de yer alıyor. Aslında hakikaten şundan bahsetmek lazım yani bazı arşivi hakikaten çok iyi bir arşiv. Hakikaten çok iyi bir arşiv tutulmuş. Yani yüzlerce saatlik bakanlar toplantısı, evraklar ve benzeri şeyler yani ne var ne yok mesela tutulmuş. Bu bakımdan yani hakikaten Amerika’nın tabii belki 2003 yılındaki işgalde ondan bahsetmedik ama yani işgalci bu bir altın kuraldır. Yani işgalci memleket, işgal ettiği memleketi soyar. Yani Amerika’nın soyduğu şeyler arasında aslında tabii bu da çok önemli bir hazine teşkil ediyordur muhtemelen. İşte derim gibi mesela 1980 yılında Saddam Hussein savaşa girmeden çok ciddi raporlar hazırlatmış mesela askeri raporlar hazırlatmış. Bunun alaka tabii Türkiye ile alakalı bahisler de var. Yani işte Türkiye ile bunlar ne yapıyorlar, ne ediyorlar, Türkiye’ye durum nedir, İran, Türkiye ilişkileri yani muhtemelen bir İran saldırısında Türkiye nasıl tavır takınır tarzında. 1988 yılına geldiğimiz zaman mesela bizzat Türkiye ile alakalı yani Türkiye ile münasebete dair tarzında bir bakanlar kurulu toplantısı var. Çok enteresanlar mesela burada yani Türkiye ifadesi geçer, Türk ifadesi geçer, Osmanlı, İstanbul, Ankara hatta Özdal ifadesi bile geçer mesela. Yani yüzden fazla Türkiye ile alakalı ifade burada geçer.
Tabii yani burada Saddam Hussein vardır ama enteresandır yani Saddam Hussein mesela birinin sözünü keser konuşmaya sahipsin. Tabi enteresan yoldaşla hitap eder mesela şeylere. Tabii sosyalist, tandanslı olduğunu söylemiştik bazı partisine ama yani bu Irak bazısında islami unsurları da vardır, sosyalist unsurları da vardır, sünni unsurları da vardır, bir çorbadır yani. Yani ifade ettiğimiz gibi satla menfaatine göre hepsini kullanıyor, sosyalizmi de kullanıyor, milletçiliği de kullanıyor, sünniliği de kullanıyor.
Tabi muhakkak, muhakkak. Burada mesela işte Saddam Hussein vardır, o zaten domine etmiştir yani Bakanlar Kurulu’nu. Hiç beklemeyerek keser, bir yerde güler, bir yerde enteresan şeyler yapar, bir yerde küfreder, bir yerde çok ağır ifadeler kullanır mesela. Burada başka mesela kim vardır? Bakanlar Kurulu’nda, ya buna aslında Bakanlar Kurulu dememek lazım da anlaşılsın diye bu ifadeleri kullanıyor.
Bir mesela Tarık Aziz vardır, yani Saddam Hussein’in aslında çok bilinen süryani etlikimine sahip Tarık Aziz vardır. Artı Taha Yalçın Ramazan vardır mesela, bu da Kürt kökenli birisidir. Sonra kim vardır? İzzet İbrahim Edduri vardır ki 2020 yılında malumunuz kendisi öldü, o da yani Irak bağasının önde gelen isimlerinden birisi de zaten arşivlerde görüyorum yani. Hani Saddam’ın böyle yani sanki böyle ölçür gibi bir ifadeler kullanıyor yani. Hani efendim nasıl dersiniz falan değil de, hakikaten büyük olduğu belli oluyor. Artı başka isimlerde mesela Adnan Hayrullah vardır Saddam Hussein’in kayınçoğusudur bu. Burada kimi şeyler yapılır. Burada tabii Türkiye aleyhine kullanılan mesela, yani bak yıl mesela 88’den bahsediyoruz,
artık Türkiye ile ilişkiler yani limoni olma vetiresinde Türkiye aleyhine mesela kullanılan ifadeler vardır. Özellikle yani bizimkilerin bu Kerkük ve Musul meselesini çok fazla kullandıkları anlaşılıyor. Yani işte Saddam’ın bunlardan çok memnun olmadığı, yani iki de bir mesela hani İranlara bir yandan şey yaparken Türklere de aynı şekilde böyle hakaret hani Allah onların da cezasını versin tarzında ifadeler kendisi kullanıyor.
Başka ne vardır mesela? Tabii mesela 1991 yılına ait yani Körfe Savaşı esnasında gerçekleştirilen yine bir bu şekilde Bakanlar Kuru Toplası’nın Türkiye ile alakalı çok fazla detay vardır. Bu dönemde biliyorsunuz yani Özal’la ayrı düştüğü için Necip Torun Tayyip Paşa mesela istifa eder. Saddam Hussein’in mesela bunun dikkatini çektiği anlaşılıyor.
Saddam Hussein takip ediyor yani. Çok enteresanlar burada birinden bahsediyor, bir Türkten bahsediliyor. Yani casus ifadeleri geçiyor ama net anlaşılması mümkün diye tabii yani. İsim de veriliyor. İsim de veriliyor. Yani bunun siyaki, sibe haki dediğim gibi yani bu tabii şahısbazında çalışılması lazım ama kesinlikle yani bir kurumun buraya girip yani hakikaten çok detaylı bir şekilde ve yani hemen de çıkacak bir eser değil bu nihayetinde. Evet. Biz de buna vesile olmuş olalım.
İnşallah, inşallah. Ümit ederiz yani buradan gerek kurum bazında gerek akademik bazı insanlar çıkar diye ümit ediyoruz. Son olarak bir örnek daha vereyim izninizi ondan sonra artık kapatarız. Mesela özellikle benim en fazla dikkatimi çekenlerden bir tanesi de 16 Eylül 1980 tarihine gerçekleştirilen yine böyle bir müzayikere. Şimdi 16 Eylül 1980 biliyorsunuz. Darbeden bir dört beş gün sonra.
Tabii 12 Eylül darbesinden dört gün sonra ve 22 tabii yani 22’sinde başlıyor saldırı yani Körfes Harbi’nden de önce yani Çölfırtınız hareketinden de önce işte. Enteresan. Tabii 12 Eylül olmuş tabii Saddam’ın gündeminde ona dair burada detaylar görebiliyoruz.
Şöyle bir vaka vardır 6 Eylül’de yani tarihe hakikaten maalesef yani Türkiye tarihindeki yani provokasyonların belki en berbatlarından bir tanesi olan bir Kudüs mitingi yani Kudüs mitingi veya Konya’da yapıldığı için Konya mitingi olarak debilinen bir miting vardır. Burada maalesef yani gerçekleştirilen Erbakan aleyhine gerçekleştiren bir provokasyon yani belki de dediğim gibi yani Cumhuriyet tarihinin en berbat provokasi hareketlerinden bir tanesidir. Nereden biliyorum bunu? Çünkü 1980 Kudüs mitingiyle benim babam da oradaydı. Babam da bizzat oradaydı. Bana anlatıyordu yani. Burada ne oluyor?
İşte Temmuz ayında aynı yılın Temmuz ayında İsrail parlamentosu Kudüs’ü ebedi başkan olarak ilan ediyor. İşte buna da bir tepki olarak Milli Selamet Partisi’nin öncülüğünü yaptığı işte bir yürüyüş düzenleniyor yani Konya’da Kudüs mitingi adı altında. Tabii buradan da ne yapılıyor? Tabii kalabalık toplanıyor.
Şimdi test şu yani 12 Eylül giden yolda özellikle burası çok önemli bir şey teşkil ediyor. Kenan Erbend’in özellikle hatıralarında bunlar yer alıyor. Yani burada işte istekler marşı okunmadı. Tarzında bir ifade vardır mesela hani Kudüs mitinginde istek marşı okunmadı. İşte biz bu marşı okumayız. Sonra işte Kerime Tevhid yazan bayraklar kaldırıldı. İşte Türkiye Cumhuriyeti’ne küfürler edildi ve benzer şeyler yapıldı tarzında. Şimdi benim babam diyor ki, babam bizzat oradaymış. Oğlum dedi istekler marşı için bize anons yapıldı. Bizler hep birlikte ayağa kalktık. Bir de baktık ki 50-60 kişilik bir grup, bak daha önce yani yıllardır teşkilatın içerisinde daha önce hiç görmediğim, hiç tanımadığım insanlar, bu insanlar ayağa kalkmadılar. İşte dediğim gibi yani biz istek marşı okumayız işte bu küfür ve benzeri şeyler işte pankatları açtılar. Hiç tanımadığımız insanlar bu provokasyonu yaptılar. Tabii o zaman da evzat televizyon yok. Tek televizyon. Herkes istiyor veya radyodan. Ama işin garip tarafı yani sadece ona zulmanıyor tabii yani. Ve dolayısıyla bu da basına böyle servis ediliyor, kamuoyuna böyle servis ediliyor. Ve babam şunu söylüyor tabii Konya’dan otobüs İstanbul’a dönerken tabii milli duyguları yüksek olan, tabii onlar da muhtemelen yani o da niyatın bir provokasyon unsuru. Otobüs dönemesine camları kırıldı, linç girişimine uğradıkları. Babam bunu anlatır yani yıllardır bize anlatmıştır yani sürekli işte. Böyle bir şeyden bahsediliyor. Şimdi 12 Eylül 1980 yılındaki bu müzakere de işte bu vaka geçer. Yani Tahâ Yasin Ramadan da Tarık Hazretleri özür dilerim.
İşte bunları değerlendirirken işte Türkiye’ye darbe olmuş falan diyor. İşte Saddam Hüsrev’in orada şey ifadesini kullanıyor. Erbakan diyor bizim dostumuz diyor. İfadesini kullanıyor burada. Daha sonra işte Tarık Aziz söz alarak ama diyor işte orada yaptıkları diyor yani kabul edilemez diyor. Saddam diyor ki ne yapmışlar diyor. İşte diyor yani milli marş okumuş ayağa kalkmamışlar.
Tarzı ifadeleri kullanınca Saddam Hüsrev’in az önce dostum dediği Erbakan’a yani karakteri hakikaten enteresan bir karakterde olan bir adam.
Kar ifadeleri kullanıyor yani bu şekilde olduğunu ifade edebiliriz.
İlk Yorumu Siz Yapın