"Enter"a basıp içeriğe geçin

Yusuf Sami Kamadan – Saddam ve Irak – İran Harbi

Yusuf Sami Kamadan – Saddam ve Irak – İran Harbi

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=DvrmJ-u-d5I.

Tabi Şiiler ayaklanmaya başlıyor zaten Saddam Hüseyin ile Hümeyni’nin arasının kötü olduğunu söylemiştik. Tabi aslında bu kötü olması Hümeyni dönümüne başlayan bir şey değil. Yani Şah döneminde de Şah Rıza Pehlevi zamanında da Saddam’ı kendisine rakip olarak gören bir ismi aslında Şah. Ve tabi yani Şiiler ayaklanırken Kürtler de yani her buldukları fırsatta ayaklanıyorlar diyebiliriz aslında.
Bu Hümeyni döneminde de oluyor, darbe ikiz zamanlarında oluyor, Şah döneminde de oluyor. Hatta Şah kendisini Saddam’ı rakip olarak gördüğü için yani sıranın kendisinin geleceğini artık hissettiği için Barzan’ın hareketini mesela desteklediğini biliyoruz yani elimizde bununla alakalı detaylı bilgiler mevcut. Tabi 1975 yılında özellikle Saddam Hüseyin’in daha dizginleri tam olarak ele almadığı tarihte
Cezale anlaşması imzalanıyor, Ürdün Kralı’nın aracılığıyla ve Şaddül Arab denilen bir mesele çözülüyor. İran tabi sınırını kapatıyor, Kürt hareketi başı boş kalıyor, Kürt hareketi bitiyor zaten Barzan’ın daha sonrasında ölüyor. Tabi 75 yılından itibaren Hümeyni ile, yani 79-80 yıla kadar devam eden bir bariz süreci var çok problemli olmadı.
İran-İslam devremi işte bu bariz sürecini tekrar bozuyor hatta bu Şaddül Arab anlaşmasının bu cezan anlaşmasının yapıldığı metni mesela Saddam Hüseyin’in yırtması meşhurdur ekranlar önünde. Ve Saddam Hüseyin şöyle düşünüyor yani Hümeynin daha yeni devrim yaptığı daha ayaklarını yere basma imkanı olmadan ben bunun kafasını ezelim diye düşünüyor. Ve Ira’ya girmeye teşebbüsünde bulunuyor. Tabi Saddam yanlış bir düşüncede bulundu daha sonra anlaşılıyor.
Her ne kadar yani Irak savaşın ilk zamanlarında çok hızlı bir ilerleme kaydetmiş olsa da daha sonra İran toparlanıyor Hümeynin arkasında. Burada birkaç sene önceydi ben bununla alakalı da bir mufassa bir yazı kalemi aldım. İran devriminin 40. yıl dönümünde şeklinde. Yani aslında burada Hümeynin’in tam olarak bir savaş istediğini aslında görüyoruz. Neden? Çünkü İran’da tamam devrim olmuş. 1979 devrim olmuş. Yani Şah’a karşı ilk etapta insanlar belki onun arkasında birleşmişler ama yani devrimin üzerinden çok fazla bir zaman geçmeden devrimin beyin kadrolarından olan mesela Behşli yani Mutahari gibi adamlar öldürülmüş. Yani devrim aslında başıboş kalmış. Artı her ne kadar liberaller ve solcular biraz desteklese de Hümeyniye daha sonra bu makas açılmış.
Yani özellikle milliyetçiler, solcular, liberaller arasında mesela çok ciddi problemler meydana gelmiş. Yaptıkları ikimi faaliyetlerden dolayı ambargo yemişler. Ekonomik problemler baş göstermeye başlamış ve daha başka tabi problemler mevcut. Aslında ben yazınla şunu demeye çalıştım. Yani Hümeynin aslında bu zaman zarfında istediği şey de tam olarak bir savaş. Yani bir altın kural vardır. Yani eğer içeride problem yaşıyorsan, dışarıdan bir hareket geliyorsa ve eğer sen de orada mağdursan bu aslında senin için çok büyük bir fırsattır.
Şunu da ekleyebilir miyiz hocam? Kahraman yaratmak için de savaşlara ihtiyaç vardır. E tabi muhakkak. Bol miktarda zaten kahraman yaratılıyor. Yani 80-88 İran-Irak savaşı böyle bir hüviyeti var. Tabi Saddam Yelikten Sonra Hürrem şehri alıyor mesela. Kısa bir zamanda ilerliyor. Yani kısa bir zamanda hatta biteceğini falan düşünüyor ama halk tabii Hümeynin arkasında toparlanınca.
Yani şunu söyleyemiyoruz. Yani bu savaşı İran kazandı diyemiyoruz. Irak kazandı da bu savaşı diyemiyoruz. Yani 8 yıllık bir savaştan bahsediyoruz. Bunu özellikle ilk 2 yılı sıcak geçiyor. Daha sonrasında işte biri vuruyor. Biri geliyor biri vuruyor. Yani Irak bir yere alıyor. İran vuruyor. İran bir yere alıyor. Irak vuruyor. Ve mağrimuz Halepçe katliamı da aslında İran’ın ele geçirdiği bu bölgeye yapılan kimyasal saldırı sonucunda meydana geliyor.
Yani savaşın sonlarına doğru bir tarihte meydana geliyor. Bir anektat doğa bu arada. Çok fazla mevzu dağıtmak istemiyorum bu arada. Bu dönem İran dışarı bakanlığını yapan İbrahim Yezdi diye birisi vardır. İbrahim Yezdi 2017 yılında İzmir’de vefat etti aslında. Bu dönemde dışarı bakanlığı yapılıyor. Çok enteresanlar. Yani maalesef hatıra yazma imkanı. Yani yazacağından bahsediyordu ama maalesef yazamadı. Sizin görüşme imkanınız oldu mu? Uzaktan görüşme imkanımız oldu.
Kemal Gülhar abimiz var. Buradan da kendisine selamlarım iletiyorum. O çok sıkıydı kendisiyle. Ben de ondan tabi yani. Onun anlattıkları özellikle ona vakıfım. Dışarı bakanlığı yaptığı zaman zarfında tabii yani savaşın bir an evvel bitmesini istiyor. Yani 82 yılında işte bir barış anlaşması sürecine giriliyor. İşte Saddam Hüseyin’in şunu diyor yani İbrahim Yezdi. Saddam Hüseyin tazimiyat vermeye kabul etti. Yani barış imzalanabilir tarzında ve bu zaman zarfında Molla rejimi tarafından kendisine şantaj uygulandığını ifade eder. Böyle bir anekdot olduğunu ifade ederim. Tabi savaş nihayetinde 88 yılında Birleşim Milletlerinde devreye girmesiyle yani Saddam Aslan’ı çok fazla yara almadan 75 sınırlarında bir nevi o dönemdeki barış anlaşması imzalanmış oluyor.
88 yılına geldiğimizde durum bu şekilde. Tabi şöyle bir durum var aslında yani Saddam Aslan bu savaştan ordu bakımından güçlü çıkıyor. Ama tabi ekonomik olarak çok kötü durumda yani. Neden? Çünkü Saddam özellikle kimi yerleri vuruyor. İran’da yani petrol kuyularını vuruyor. Yani Saddam’ın mesela petrol gelirleri falan çok azalıyor. Artı 80-100 milyar dolar arasında bir borçtan bahsediliyor. Çünkü İran’ı kendisine rakip olarak gören yani kuvvet ve Suri Arapistan gibi ülkeler var.
Saddam’a başlayan ve desteklenen ülkeler bunlar. Dolunay Silah Saddam’ın da yani borcun olduğu iki ülke aslında bir nevi bunlar. Tabi savaş sonrasında yani savaşa başlamadan önce 200 bin olmayan bir Saddam ordusundan bahsederken savaşın sonunda bu ordunun 1 milyon civarında olduğunu görüyoruz. Tabi Saddam’ın ordusu büyüyor. Aynı zamanda batıdan silah desteği geliyor. Araplı yönden silah desteği geliyor.
Yani Saddam hem silah bakımından hem asker sayısı bakımından aslında çok kuvvetli bir orduyla savaştan bir nevi mağlup çıkıyor. Ama ordusu çok kuvvetli bir durumda. Tabi bunda kabinde kuvveti mesela malumdur. Yani ben Sünni Dünya’nın işte lideri olarak İran’la savaştım. Bu borçlarımı sileceksiniz benim tarzımda. Yani bahsetmiştik çok enteresan bir yapısı vardır Saddam’ın. Enteresan bir karakteri vardır. Böyle bir ifade kullanıyor. Daha sonrasında Rumayla bölgesi vardır mesela kuvvetle. Yani şöyle bir iddiada var. Rumayla bölgesi var. Sen alttan doğru benim petrolümü alıyorsun buradan tarzında. Yani Saddam bir nevi savaş istiyor aslında. Tabi nihayetinde kuvveti giriyor. Kuvvetleri bu taleplere kabul etmiyor. Hatta yani bu 80-100 milyar doları silmeye bile kabul ettiği söyleniyor. Ama Saddam tabi yani gözünü karartınca nihayetinde buraya giriliyor. Kısa bir zaman zarfında kuvvet alınıyor. Buraya kuzenini tabi lider olarak atıyor. Sonra vilayet yapıyor galiba. İran işte vilayet. Tabi tabi tabi. Aynen. Tabi böyle devam ederken yani bir de şundan bahsetmek lazım. Yani Amerika batı nerede? Saddam Hüseyin nerede? Yani Saddam yani mesela Halepçe katlama olduğu zaman Amerika’nın Saddam Hüseyin’i aklama gelişiminde olduğunu görüyoruz.
Yani bu teşebbüs nerede bulunuyor Amerika?

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir