"Enter"a basıp içeriğe geçin

Yusuf Sami Kamadan – Şeyh Cüneyd’in Anadolu’daki Faaliyetleri – Cumartesi Sohbetleri (23)

Yusuf Sami Kamadan – Şeyh Cüneyd’in Anadolu’daki Faaliyetleri – Cumartesi Sohbetleri (23)

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=uvLlpz8dy0I.

İşte yani tarikattan devlete geçmeye, kırılma noktası da Şeyh İbrahim’in ölmesinin ardından……Şeyh İbrahim’in oğlu olan Şeyh Cüneyd’in değil de……kardeşi olan Şeyh Çafir’in posta oturmasından sonra başlıyor. Zira şu şekilde, az önce bahsediyorduk. Şeyh Cüneyd’le alakalı çok fazla detaya sayılmıyoruz. Ama Şeyh Cüneyd’in Şii olduğunu biliyoruz. Şimdi Şeyh Cüneyd nasıl da Şii olabilmiştir?
Geçmeyememesi sebebi normalde hep bir baba-ol silsilesiyle herhalde buraya kadar geldiler. Fakat burada Şeyh Cüneyd’e… Yani kuvvetle muhtemelen burada bir yaş unsuru da söz konusu. Ve daha da önemlisi, kuvvetle muhtemel yani tarikatın içerisindeki……Sünni kanadım, Şii kanada galebe çalmasıyla alakalı bir durum olduğu gözüküyor. Zira Şeyh Çafir Sünni, Şeyh Cüneyd Şii. Peki nasıl bir şey demeyeyim? Eğer halis bir Sünnilik varsa……bir baba-ol ilişkisi de aynı zamanda mevzu buyruğuyuz. Burada bir tarikattan bahsediyoruz. Burada bir çocuğun bir anda Şii olması yani sebepsiz yere falan… Tabii nasıl bir düşünce dünyasından geçtiğini bizler bilemiyoruz ama……yine merhum Üsad’ımızın çok güzel bir sözü vardı. Yani bir adam……diyelim bugün bir tek yehri, mesela bir diyelim derviş.
Bugün bir meyhaneye girsin, o adamı sen 20 yıl sonra meyhanede görürsün. Sarhoş olarak görürsün. Sen bir alkoliye bir gün bir tek yeğe gelsin. O adamı 20 yıl sonra tek yeğeninden derviş olarak görürsün tarzında bir ifadesi vardı. Hani fizikte kullanılan bir kerebek etkisi vardır ya hani kerebeği mesela bir kanat çırpması……işte mesela Japonya’da Tusunamiye yol açıyor tarzında.
Yani bu şekilde ben mesela verilen tabizlerin ilerleyen zamanlarda bu şekilde……akılların ortaya çıkmasını çok da şaşırtıcı bulunuyorum. Çünkü bunun örneklerini aslında ben günümüzden alıyorum. Bu güneş tutulması örneğini verir mi Allah rahmet eylesin Üsad? Başta çok kıl kadar ince bir kapanma olur. Ondan sonra yavaş yavaş yavaş yavaş başlar.
Belki de tarihte bu gibi sünnülikten şiirye veya farklı fikirlerden farklı yerlere gelen insanlar……veya devletler veya ideolojileri konuşurken başlardaki o ufak ama önemli kırılmaları gözünde bulunuyor. Yani tabiz dediğimiz şey aslında yani büyüyen bir organizma demek lazım. Yani çünkü bu şekilde neticilere varabiliyor. Yani nasıl bir düşünü dünyasından geçti tabii bilmiyor ama yani dediğimiz gibi……şeyh Cüneyt aynı zamanda bir devlet kurma ideali aynı şekilde amcasıyla arasında açılmasını sevip olan diğer bir sebep. Yani böylesinin kuvvetli bir mürit ordusu var ve yani bunu bir devlet tesisinde kullanması gerektiği yönünde……kimi ifadeler kullanıyor. Ve bu şekilde tabii amcasıyla ters düşüyor. Tabii neden Şili’yi tercih etti? Yani onu gönderen diyelim tercih etmedi desek bile.
Yani aslında siyasi bir ortam olarak o İran’da yani İran coğrafyasında özellikle kendisi bir temel bulma noktasında……aslında siyasi stratejik bir hamle olarak değerlendirmek lazım. Yani Şii bir devlet, İran toprakları yani Şii mesela İran toprakları mesela bir Sih veya bir Brahman devleti değildi.
Yani Şii tanrısı bir devletin kurulması da aslında Şeyh Cüneyd’in o coğrafyadan aldığı bu güçle alakalı bir şey yani. Yani Şii o temelle alakalı bir durum. Tabii burada kendisine uygulanan baskı neticesinde buradan ayrılmak durumunda kalıyor. Az önce kısmen de bahsettiğim üzere Anadolu’ya geliyor. Osmanlı topraklarına geliyor ve burada kendisine bir Osmanlı’dan yurt istiyor. Tabii dönemin sultanı……dönemin sultanına tabii kimi hediyeler gönderiyor. Tabii her ne kadar yani hediyeler göndermiş olsa da Osmanlı terk etmesini istiyor Osmanlı topraklarını. Ve daha sonrasında Karamanlı devletinin topraklarına gidiyor. Şeyh Sadrı dini Konevi’nin tekkesi o zaman başında da yine süheverdiye tarikatının bir kolu olan Zeyniyye’nin kurucusu…
…Zeynidun el-Hafî’nin müridi olan ve kendisi aynı zamanda Anadolu’daki halifesi olan Abdülla Tîfi Kudsi. Bu dönemde Sadrı dini Konevi dergahının da pos nişiğine aynı zamanda pos oturan şeyhim. Ve Şeyh Günet buraya geliyor burada bir müddet kalıyor. Hatta İbn Arabi’nin Fussusül-Hikem ile alakalı kimi mütalalarda bulunuyor iddia edildik. Bunu da biz nereden biliyoruz? Çünkü Abdülla Tîfi Kudsi’nin müridi Âşık Paşazade. Bu detaylar tarihinde veriyor aslında. Bununla alakalı kısmen de olsa malumata sahibiz. Ve burada Abdülla Tîfi Kudsi ile bir tartışma yapıyor. Tabii Şii, Sünni tartışması ve yani Abdülla Tîfi Kudsi tabi kendisine ekarte ediyor burada.
Tabi Şeyh Günet de yani Kur’an-ı Kerim’den işte Ehli Beyti, Meted’in ayetlerinin çıkartıldığını savunacak kadar da ileriye gidiyor. Ve daha sonrasında Abdülla Tîfi Kudsi kendisini tekfil ediyor. Ve dönemin hükümdarı olan Karamanoğlu İbrahim Bey’e mektup göndererek, yani bunun buradan, bunun artık gayesinin bir tasavvuf, sufi falan olmadığı, bunun niyetinin Şii bir devlet kurmak olduğunu
ve askeri takipat alınması gerektiğini ifade ediyor. Ve Karaman topraklarından da kovuluyor. Daha sonrasında Antarkya taraflarında Haclar döneminden kalan bir kaleyi kiralıyor dönemin beyinden. Ve orada propaganda faaliyetlerini devam ettiriyor. Tabi yine mürid toplamaya devam ediyor. Neden? Çünkü Şeyh Safiyet’in erdiği bir eli. Zaten burada yani tohumu atmış. Yani burada zaten bir potansiyel var.
Şeyh Cüneyt de yani Şeyh Safiyet’in torunu, oğlunun torunu. Öyle değil mi? Peki tam burada şöyle bir şey aklıma geldi. Mesela İsmaililerde hem de Hasan Sabah’ın faaliyetlerinde gördüğümüz bir dairet usulü vardır. Şimdi burada da bir Şii propaganda söz konusu. Buna dair kaynaklar bize ne kadar detay verebiliyor? Mesela bir müridan toplama fiili var hohtada.
Şeyh Cüneyt’in burada hangi unsurları kullandığı? Yani mesela Hacı Ali’nin bir propaganda unsuru olarak Seyyidli’yi ön plana çıkardığını söylemiştiniz. Peki Şeyh Cüneyt’in de benzer bir şeyi ön plana çıkartması mevzu bahis mi? Ya bununla alakalı çok fazla detay olmasa da Osmanlı karakterine mesela dair olarak, mesela bir Şii propagandisti olarak faaliyet yürüttüğüne dair ifadeler biliyoruz. Fakat zaten Şeyh Cüneyt buraya geldiği zaman kendisine hazır bir ortam buluyor zaten. Yani Şeyh’inin torunu kendi topraklarına gelmiş bir isimden bahsediyoruz. Dolayısıyla burada yapılan faaliyetler aslında çok hızlı bir gelişme kaydetmesinin sebebi, yaklaşık olarak bir asırdan belki daha da fazla bir zamandır. Tarikatın bu coğrafyada insanları kendisinin cezbetmesiyle alakalı bir durum var. Zaten tanınır yani. Kesinlikle yani Anadolu’daki insanın mensub olduğu işte tarikatın Şeyhi Anadolu’ya gelmiş. Dolayısıyla onu intisap ediyor. Zaten bu dönemden daha da önce mesela yani Anadolu coğrafyasından İran’a gidenler de oluyor. Şeyh Safi dergahına gidenler, Şeyh Haydar döneminde olanlar oluyor.
Ve bunların da mesela Osmanlı döneminde bu Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgesine Kürt nüfus yerleştirilerek bir nevi tampon bölgesi aslında yapılıyor yani. Bu tabii Şeyh İsmail’e karşı, Şah İsmail’e karşı alınan önlemlerden bir tanesi olarak. Peki bu ben ileride sormayı düşünüyordum ama bu tam Şeyh Cüneyd’in Anadolu’daki faaliyet götürdüğü hengamede.
Bir Alevi Türkmen nüfusu İran coğrafyasından bağımsız Anadolu’da bunların mevcudiyetinden bahsedebilir miyiz? Çünkü Şeyh Cüneyd’in aynı zamanda muhatap olduğu kitlenin ona inanmaya meyal bu tarzda bir kitle olup olmadığını anlamak için bunu soruyorum. Evet. Şimdi şöyle az önce bahsettiğimiz gibi Antakya tarafına geliyor.
İşte buradaki kalede Melmük Sultan Çakmak, Dimesk’tedir, Şamlı’dır kendisinin kabri. Daha sonra işte bölge insanlarının talebiyle Şeyh Cüneyd oradan da kovuyor ve kendisi Canik taraflarına gidiyor. Yani Samsun’un ordu o taraflara gidiyor. Ve tabii orada da aslında kendisinin mekanını orada buluyor yani. Yani Trabzon Rum İmparatorluğu’nu yani Trabzon’u Rum Pontus İmparatorluğu’nu kuşatacak kadar ve alacak kadar ciddi bir güce kavuşuyor. Ve bu gücü elde etmesinde de her ne kadar Ernebil’den çıkarken tabii kalabalık bir maiyet de çıkıyor. Nihayetinde kendisi gibi Şili’yi belimsiyen kendisi aynı fikirde olan insanlar var. Fakat mesela Bedrettin’e Simavi iyi biliyoruz öyle değil mi? Evet. Ayrıca aykırı hareketlerden mesela onun özellikle Şeyh Cüneyd’in, onun müritlerinin Şeyh Cüneyd’in saflarına katıldığı yönünde iddialar var. Yani dolayısıyla bilmiyorum ne kadar doğru olacak ama heterodoks, Anadolu’daki heterodoks yapılarının aslında bir nevi devlet idaresine karşı olan yapıları bu siyasi muhalefetten de kimi zaman kaynaklarında biliyor.
Çünkü biliyorsunuz yani mesela Dulkadirol’lara döneminde Yavuz Sultan Selim gittiği zaman, yani Dulkadirol’lu beyli arkadan vurma durumunda oldu. Yavuz Sultan Selim dönerken işte Elbisistan’a falan da aldı. Bu siyasi bakımdan da olabiliyor. Yani merkeze otoriteye karşı muhalef olduğundan da oluyor veya dini unsurlardan dolayı da olabiliyor.
Yani bir nevi tabi Şeyh Cüneyd bu potansiye kullanmakla birlikte, tarikatın kendi seviyede potansiye kullanmakla birlikte aynı zamanda Anadolu coğrafyasındaki aslında huzursuz kalabalıkları da kendi safların çekme noktasında başarı elde ediyor. Trabzon’u almasına ramak kalan tabi İstanbul’un fethinden sonra Trabzon Osmanlı’ya vergiye bağlanmış durumda ve Fatih Sultan Mehmet sonrasında Hızır Bey’i göndererek Şeyh Cüneyd’i buradan da kovuyor. Ve Şeyh Cüneyd daha sonrasında Diyarbakır’a gidiyor ve Uzun Hasan’a, Uzun Hasan’ın bir nevi ona iltica ediyor diyebiliriz.
Ve bundan sonra tabi bu tarihten sonrasında bir kırılma safi bir tarihinde başlıyor diyebiliriz. Yani devletleşme süreciye giden VTD’nin başlangıç noktası olarak burası.
Yani gelen devletin habercisi olarak diyebiliriz yani bu döneme.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir