Hangi türler, nasıl yok oldu? Prof. Dr. Utku Perktaş yanıtladı
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=Ezs-bNkYd-I.
15.slide ile başlayabilir miyiz? 15.slide geçiyorsak bir de Türkiye’den de örnek vereceğim. Şimdi kıl kuyruk çayır tavuğu. Bu çok güzel bir hayvan Fatih Bey. Bu poligin bir hayvan. Yani erkek birden fazla dişiyle çifteşebiliyor. Ve üreme döneminde kendini çok iyi gösteriyor. Güzel gösteriyor ve yerli bir tür. Bir sonraki slide geçelim.
Kuzum Amerika. Bir sonraki slide geçelim. 2019 yılında yayınlamıştık iklimin tetiklediği dağılım değişimleri. Özellikle geçmişten günümüze iklim türün dağılımını nasıl etkiliyor? Keskin kuyruklu çil. Keskin kuyruklu orman horozu. Horoza şey yapıyor ama Türkçe isimlerin adlandırılmasının standart olsun. Inglaterra’da ben buradayım. Çile benzer biraz. Grimsi bir hayvandır.
Bunlar orman horozu olarak geçiyor. Şimdi iklim nasıl tetikledi? Bir sonraki slide geçebilir miyiz? Şimdi türün bir dağılım alanı görelim önce. Şimdi türün dağılım alanı Kuzey Amerika’da gördüğümüz gibi geniş bir dağılım alanı da sahip. Şu şekilde. Bu dağılım alanı nasıl oluştu? Biraz önce aslında Emrah’ın anlattığı süreç. Bunu bulabilmek için yine moleküler anlamda DNA’lara bakaraktan bir iz sürmeye çalışıyoruz.
Ve bu izi sürdüğümüzde 20.000 yıl önce buzullar Kuzey Amerika’yı kapladığında bu tür buralarda yer almıyordu. Buralar kilometrelerce buzul tabaklarıyla kaplıydı. Yani örneğin Toronto’ya 20.000 yıl önce gidecek olsak yaklaşık 3000 metre, 3 kilometre buz vardı. 3 kilometre buz vardı Toronto’nun. Evet kesinlikle 3000 metre buz vardı. Yani orada bir canlılık bu anlamda bir canlılık söz konusu değildi. Yani karanın üstünde 300 metre buz vardı. Evet karanın üzerinde 3000 metre buz vardı. Daha doğru aşağıya doğru indikçe bu yavaş yavaş gidiyor.
Ama sınır biraz sonra göstereceğim farklı… Zaten bu göller bölgesi oluşturan da o buzullar değil mi Amerika’nın o göller bölgesi? Elbette buzullardan sonra kalan durum. Baktığımız zaman şuraya kadar falan buzullar inecek. Bir sonraki slide’lerde göstereceğim. Şimdi bu tür… Bir sonraki slide lütfen. Şimdi bu türe baktığımız zaman özellikle son buzul maksimumda yani 22.000 yıl önceye baktığınızda sınır burada ve türün dağılım alanı çok daracık.
Aşağıda mühim mi? Orta Amerika olmuş. Evet ısınmayla beraber tür tamamıyla böyle bir hani birdir bir oynar gibi pat yukarı doğru atlıyor. Burayı olduğu gibi kaybediyor ve holosenle beraber yani 10.000 yıl önceyle beraber dağılım alanı genişletmeye başlıyor sıcaklıklı. Günümüze geldiğimizde şöyle bir dağılım alanı var. Biraz önce gösterdiğim haritaya uygun habitatlar. Kanada’ya kadar gitmiş. Ve 2070’e doğru gittiğimizde tür yukarı doğru kayıyor ve şu harita çok ilginç.
Harita çok ilginç. Özellikle günümüzden 2070 yılına doğru gittiğimizde yani şimdi 50 yıl sonrasını hayal ettiğimiz zaman ne olacak? Kırmızıyla gösterdiğim 3.204.000 km² alan bu tür için uygun olmayacak. Artık orada yaşayan olacak. Ama yukarıda yeni bir alan oluşuyor 2.900.000 km². Yaklaşık 2.976.000 km² bir alan oluşacak yukarıda bu türün şeyi için dağılımı için ve yukarı doğru bir dağılım değişimi söz konusu olacak.
Nasıl? İklimin tetiklediği bir dağılım değişimi. Kaybettiğini kazanabiliyor mu? Tam anlamıyla kazanabiliyor. Buraya adapte olabilecek mi? O da soru işareti. Dolayısıyla da geçmişten günümüze böyle bir durum söz konusu ama geçmişte olduğu gibi kaybetmiş durumda. Şimdi bir sonraki slayda geçelim. Morchisgal. Bu bizim yine ülkemizde var olmayan göçmen bir kuş türü. Oldukça geniş bir dağılım var. Bu da Amerika’da. Evet bu da Amerika’da, Kuzey Amerika’da. Bu türün ilginç bir özelliği var.
Geçmişten günümüze geldiğimizde dağılımını bir anda… Şimdi özellikle iklim değiştiğinde, kürese ısınma söz konusu olduğunda, sıcaklıklar değiştiğinde sıcaklığa çok iyi cevap veren hoş bir kuş türü çok yaygın Kuzey Amerika’da. Nasıl tepki veriyor hayvanlar? Dağılımlarını değiştirerek veriyor. Bu türle de ilgili bir çalışma yapmıştık bu anlamda. Bir sonraki slayda geçelim. 2020 yılında yayınlanmıştı bu. Simsiyah bir türü esasında Kuzey Amerika’da oldukça yaygın. Common Graecle olarak İngilizcesi ama Morchisgal Türkçesi. Bir sonraki slayda geçelim. Buzlu makarnası değil mi? Evet. Buzlu sınırını görüyorsunuz. Türü 20 bin yıl önce dağılım alanı Florida’yla beraber güneyde şöyle darıcık bir dağılım alanı. Kulom, mulom, kanku, nereye gitti?
Bu buz tabakası artık ortadan kalktığında yani günümüze doğru geliyoruz 11 bin yıl ile beraber günümüze doğru geldiğimizde bu yukarı doğru kayıyor. Ortadan kalkıyor. O da bayağı yukarı kadar çıkıyor. Bütün Amerika yayılmış. Bir anda türün dağılımı şu şekil haline alıyor. Bütün Amerika yayılmış. Bir şey yapabilir miyiz? Bir sonraki slayda geçebilir miyiz?
20 bin yıl önce kırmızı alandayken günümüzde kırmızı ve yeşil alanda birlikte bulunuyor bu tür ve oransal olarak bunu hesapladığımızda 10 bin yıl içerisinde 11 bin yıl içerisinde ya da 12 bin yıl içerisinde yani o ısınma ile beraber holosen dönem ile beraber Yaşam 14 katıra falan çıkartıyor. Yüzde 300 artırıyor yaşam alanı. Yüzde 300 bir anda hızla tepki veriyor. Dolayısıyla önümüzdeki iklim değişimleri nasıl tepki verecek bunu anlamaya çalışıyoruz esasında ve bu dağılım değişimi yüzde 300 çok inanılmaz bir rakam.
Sayısal olarak da artmış mı peki bu arada? Tabii sayısal olarak da artıyor ama şimdi özellikle habitat degradasyonu dolayısıyla Kuzey Amerika’da bu tür için eylem planları da düzenlenebiliyor çünkü tür azalıyor dinliyorlar ama habitatı olumsuz etkilenmiş durumda. Şehir eşyodan ötürü. Evet aynen öyle. Şimdi ben burada bir 28. slayda gitmek istiyorum. 28. Emrah’a şey olarak Türkiye’ye gelmek istiyorum tekrardan.
Bizim kendi coğrafyamızı endemik bir türümüz Anadolu sıvacısı, sita, küruperi ya da küçük sıvacı Türkçesi. Dağılımı şu gördüğünüz haritadaki gibi. Kaz dağlarında var. Yani olduğu gibi hani Güney Akdoğu’nun ege kaz dağlarından Kartalkaya’dan örneklem yapılmış yukarı çıkıyorsunuz. Doğu Karadeniz’de var. Krasnodar’da var bir de Lesbos yani Midilli adasında var. Demek ki… Başka bir yerde bu türü.
Pardon Doğu Karadeniz’de demin konuşuyorduk ya Doğu Karadeniz’deki o yeri gördük mesela. Evet. Uygun yeri gördük Krasnodar’dakini. Bu tür hemen hemen yani Orta Doğu endemiyi yani Türkiye endemiyi diyebiliriz. Sadece dünyada bizim coğrafyamızda var. Bir de işte Midilli adasıyla Gürcistan’da var. Şimdi DNA’ları örneklerine yani DNA’larına baktığımız zaman o… Krasnodar galiba Gürcistan’da değil değil mi? Gürcistan sınırının hemen Rusya’ya giriyor. Evet Rusya’ya giriyor. Tam sınırda.
Şimdi renkleri incelediğimizde ben bunu hep veriyorum. 2015 yılında yayınlanmış bir çalışmamızdı. Göreceği eski bir çalışma. Ama renklerin fazla olduğu yere bakarsanız her bir renk farklı bir genetik yapıyı gösterdiğini hayal edelim. Öyle basitleştik. Baya bir genetik çeşitlik var burada. Genetik çeşitliğinin güneyde yüksek olduğunu görüyoruz. Kuzeye doğru gittikçe farklı renkleri göremiyoruz. Evet. Özel bir şeyde icaz alıyor. Evet. Krasnodar’da.
Bu konusuyla şöyle bir hipotes kurabiliriz. Türkiye’ye bu türün varlığı için Türkiye’nin güneyi, Akdeniz bölgesi atasal bir alan olabilir. Yani atalar orada olabilir. Çünkü genetik çeşit çok fazla. Tüm hani genetik çeşitliği sigortası diyordum. Sigorta orada. Ve bu bize gerçek bir datanın ortaya koyduğu bir durum. Şimdi bir sonraki slayda geçelim.
Şimdi burada da bir modelleme çalışması yapıyoruz. Şu günümüz. Günümüzden geçmişe doğru gittiğimizde bu 22.000 yıl önceki dağılım. Bu da 130.000 yıl öncesi. 130.000 yıl önce son buzullar arası dönemi yaşıyor. Bu sadece Antalya ve Mula’da varmış. Son buzullar arasında baktığımız zaman evet. Antalya, Mula aynı. Antalya, Mula güney enlemlerdi. Bir önceki haritayı hatırlayacak olursak mesela renklerin en yoğun olduğu, yeşik olduğu güneydi. Ve tür normalde biraz önceki anlattığımız hani buzul maksimum geldi. Türler güney enlemlere indi. Dışındaki paradigmaya o paradigma yuvamıyor. Farklı bir paradigma söz konusu. Son buzullar arası 130.000 yıl önce Türkiye’de bir sığınaktaymış. Ve buzul maksimum geldi Türkiye bu tür için uygun alanları oluşturmuş. Ve güncel dağılımına yakın bir dağılıma ulaşmaya başlamıştır. Sonra günümüz dağılımı söz konusu ve 2070’e doğru gittiğimizde Karadeniz’deki dağılımını değişen iklimle beraber kaybetmiştir. Kaybetmiştir. Kaybetmiştir. Dolayısıyla tür iklime cevap veriyor. Hani bu küçük Anadolu sıvacısı için, ülkemize endemik tür için, iklim ve dağılım arasında böyle bir durum söz konusu. Ve bunu iki farklı kul vardı, iki farklı yolda doğrulamış oluyoruz. Birisi moleküler data ile ulaştığımız yok. Bir tanesi de gözlem verileri ile yaptığımız modelleme. Modelleme belli ölçüde hani bizler için bir bilgisayar oyunu gibi bir şey. Aldığımız gözlem dataları kullanıyoruz.
Birisi kuş bilinir onun için kuşlar üstüne gidiyoruz ama kuşlar için daha kolay değil mi yer değiştirme şimdi? Elbette. Başka hayvanların için bu şans olmayacak. Elbette. Onlar daha hızlı yok olmayacaklar mı? Yer değiştirmesi söz konusu olmayan canlar var. Örneğin yüksek rakım canlıları. Dağların tepesinde yaşıyorlar. Küresel ısınma ile beraber bu yüksek rakımdaki türler biraz daha asansör etkisi deniyor buna. Biraz daha yukarı çıkmaya çalışıyor ama sonra yukarısı kalmıyor. Kalmıyor. Tepe kalmıyor ve yok oluyorlar. Peki bu küresel ısınma ile beraber bir bitki sınırı vardır. Bir kere yaşayabilir bir sınır vardır. Bu sınır yukarı doğru çıkıyor mu yoksa o sınır hep aynı kalıyor mu? Yok o da yukarı doğru yukarı doğru çıkacak. Yani mesela 4000 metrede ağaç görmeye başlayacak mıyız? Elbette. Onlar da kendini genişletmeye başlayacaklar. Şimdi bu noktada hemen ben 13. Oradaki hava azlığı, oksijen azlığı, karbonoksiksel azlığı. Bunlar elbette etkileyecektir hani habitat anlamında ama büyük ihtimalle onlar da yukarı doğru genişleme yapacaklar.
Şimdi 13.slide bir gelebilir miyiz? Geldi. Ha süper. Şimdi bu Güney Amerika’da yapılmış bir çalışma. İklim değişikliği tropik bir kuş topluluğunda rakımsal kaymalara ve dağ tepelerinde yok olmalara neden oluyor diye bir durum ortaya koydular.
2018 yılında Amerika Bilimler Akademisi’nde yayınlandı.
İlk Yorumu Siz Yapın