"Enter"a basıp içeriğe geçin

Oğuz Akkar – İran’da Devlet Yapısı – Cumartesi Sohbetleri (11)

Oğuz Akkar – İran’da Devlet Yapısı – Cumartesi Sohbetleri (11)

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=PBHUSuexVIE.

İran’da 1908’den beri, 1910’dan beri Meşrutiyet’in ilanından beri bu konuda hep kafalar karışık. İran’ı kim yönetiyor diye bu soru bize soruluyor. Biraz müsaade ederseniz bunun tarihi arka planını anlatayım kısaca ki günümüze de haraat gelebilmek için.
1904 yılların başında Türkiye’de Osmanlı’da olduğu gibi İran’da da demokratik hareketler, Meşrutiyet hareketleri, işte çağın, günün ruhuna uygun hareketler orada da başlamıştı. 1908’de bir ya da 1909’da yanılmıyorsam Meşrutiyet ilanından sonra İran’da parlamenter sistem başlamış oldu. Tabii şahlık kalkmadı o dönem kaçar hükümeti vardı İran’da.
Daha sonra Rusların ve İngilizlerin baskısıyla hatta kısmi olarak İran’ı işgaliyle bu sistem biraz şey kaldı, kadük kaldı diyebiliriz. 1920’lerde Pehlevi hanedanlığının kurulmasıyla birlikte 1979 İran devrimine kadar İran’da yine bir monarşik sistem vardı.
Ya da Meşrutiyet diyebileceğimiz, tersine işleyen Meşrutiyet diyebileceğimiz bir sistem vardı. Çok geniş yetkilerle donatılmış bir şah, istediği zaman meclise başbakanı, seçilmiş başbakanı görevden alabilecek bir şah var idi. Ve zaten devrimin de neden olduğunu, yani neden İran’ın devrim sürecine doğru hızlıca ilerlediğini şahın o dönemki antidemokratik uygulamalarına bağlarlar.
Yani dünya artık 1900’lü yılların sonuna doğru demokratikleşirken işte Sovyetlerin doğu blokunda yıkılmaya başlamasıyla birlikte İran’da da böyle bir değişim oldu. 1979’da İran’da İslam devrimi oldu. Adını İslam devrimi koydular. Yani buna birçokları devrim diyor. İslam devrimi demiyor. Yani devrim diyen de çok, İslam devrimi diyen de çok. Ama tabii 1979’daki devrimden sonra bir referandum yapıldı İran’da ve adına İslam devrimi denildi. Ve şu an İran’ı yöneten elit devrimin bittiğini değil, devam ettiğini yani devrimin hala yürüyen bir süreç olduğunu iddia ederler. İran’ı şu an anayasal olarak yöneten en üstteki makam, bu makam anayasal olarak iki şekilde adlandırılıyor. Bir velayeti fakih yani fakihin velayeti. Bir de İslam devriminin büyük lideri yani devrim bitmedi aslında. Devam ediyor ve bu devrim ihraç edilecek ki İran anayasasının da da vardır bu hüküm. Yani devrimin İran’la sınırlı kaldığına değil de bütün İslam coğrafyasında hatta gerekirse bütün dünyada yayılacağına inanıyorlar.
1979’daki devrimden sonra yapılan referandumla İslam Cumhuriyeti anayasası kabul edildi. Ve o günden bugüne İran’da bir çift başlı sistem görüyoruz biz. Bir yürütmenin başında olan Cumhurbaşkanı yani halkın seçilmiş oyuyla gelen dört yıllığına gelen Cumhurbaşkanı ve meclis var. Bir de dini lider diye bizim Türkçe’ye aslında yanlış tercüme ettiğimiz siyasi liderlik makamı var. 1979’dan beri geçen 18 Haziran 2021 seçimlerine kadar yani siz seçime sordunuz 10.000 valide ben de anlatmaya çalıştım. İran’daki yetki çatışması, yetki kargaşası dediğimiz olay bu anayasadaki çift başlı yönetimden kaynaklanıyor.
Dini lider diye tercüme ettiğimiz kişi aslında İran’ın en üst siyasi makamı İran’daki ordunun üst kademesine, Yargıtay’ı, Anayasa Mahkemesi’ne, Anayasa Mahkemesi’nin başkanını, üyelerini ve ülkedeki birçok şeyi dini lider dediğimiz kişi atıyor. Yani normal seçilmiş hükümetin, bakanlar kurulunun ya da meclisin burada pek bir yetkisi yok.
Tavsiyede bulunabiliyor, bazen karışabiliyor, itiraz edebiliyor ama anayasa olarak hiçbir yetkisi yok.
Biz İran’da böyle çift başlı bir yönetimle karşı karşıyayız.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir