"Enter"a basıp içeriğe geçin

Melikşah Sezen – İmam Mâtürîdî’nin Eserleri Üzerine – Cumartesi Sohbetleri (7)

Melikşah Sezen – İmam Mâtürîdî’nin Eserleri Üzerine – Cumartesi Sohbetleri (7)

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=BeeF47x5dts.

Kitab-ı Tevhid’i biraz önce zikretmeye çalıştık. Yani kurucu bir metin kendisinden sonraki mağtüridik geleneği, kelam anlayışını, hanefileri, mağtüridilerin kelam anlayışını belirleyen ve usulen, takip etmeleri gereken usuli ilkeleri bulabilecekleri bir kaynak olan bir metin. Dolayısıyla bugün bile mağtüridilik çalışmaları sürerken İmam mağtüridinin ortaya koyduğu çerçeveye bakmadan, hiç onu dikkate almadan mağtüridiliği konuşmak mümkün olmuyor.
Öyle bir usuli çerçeve tanzim ediyor ki, kurucu metin olmak vasfı buradan aslında zuhur ediyor. O sınırları, ilkeleri ihlal ettiğimizde karşımıza çıkacak problemleri çok dakik bir şekilde ortaya koyduğu için, bizim bunu göz ardı ederek kelam yapmamız, Ehl-i Sünnet sınırına riayet ettiğimizi iddia etmemiz tabiri caizse mümkün olmuyor.
Tevilat-ül Kur’an’a geldiğimizde ise, ya da Tevilat-ül Ehl-i Sünnet adıyla anılan eserine geldiğimizde ise, evvela Tevilat’ın hususiyetine bahsetmemiz lazım anlamını ortaya koyabilmemiz için. Tevil kelimesi, eserin tesmiyesinden isminden başlayalım. Tevil kelimesi İmam mağtüridî hemen mukaddime de şöyle bir ayrıma gidiyor.
Diyor ki, biz Kur’an-ı Kerim’i okuyoruz, karşımızda ayetler var. Ayetler onu okurken bize bir kısım manalar zihnimizde canlandırıyor. Biz doğru mu anlıyoruz, yanlış mı anlıyoruz? Bunu teyit edebilmek için şöyle bir yol izliyoruz. Mesela Ashab-ı Kiram’a, Peygamber Efendimiz’in hadislerine müracat ediyoruz. Acaba Peygamber Efendimiz bunu nasıl tatbik etti, nasıl açıkladı, nasıl izah etti, Ashab bunu nasıl anladı.
Buna bakıyoruz. Eğer Peygamber Efendimiz aleyhisselatü vesselamdan ya da Ashab-ı Kiram’dan bizi intikal eden bu ayette böyle uygulanır, bu ayet şöyle anlaşılır diye bir izah varsa, bu ayetin tefsiridir. Yani katli olarak Allah Teala’nın ayetten murad ettiği mana budur diyebileceğimiz manadır. Fakat Tevil, çünkü bütün ayetlerin Hz. Peygamber tarafından izah kavuşturulduğunu göremiyoruz. Yani bazı ayetlerin nakilleri konusunda Peygamber Efendimiz tefsir faaliyetinde bulunmamış. Bazı sahabelerin tefsirleri var. Bunlarda da bulabildiklerimiz var, bulamadıklarımız var. Belki günün ihtiyacı dolayısıyla o ayetten hareketle düşündüğümüz ve merak ettiğimiz yönler ayrılabiliyor, çeşitlenebiliyor. Her konuda cevap beklediğimizde bulamayabiliyoruz. Peki bu noktada ayetin bize bir şey söylemediğini düşünüp konuyu kapatacak mıyız? Hayır. Ayetler elbette bize derinlik itibariyle farklı farklı şeyler de söylüyor. Yani başka manalardan yaklaşıp çeşitli anlamlar çıkartabileceğimiz derinlikli metiller, icaz sahibi. Böyle olunca biz ayetlere yöneliyoruz ve onu tabir caizse, İmam Matur’da böyle söylüyor, bunu bir insan söylemiş olsaydı bu sözü, bundan hangi manalar çıkartılabilirdi diyor.
Ve artık bir insani gayretle bu cümleyi bir insan söylemiş olsaydı, ondan biz şunu da anlayabilirdik, bunu da anlayabilirdik. Yani ayet buna da işaret edebiliyor, olabilir, buna da işaret olabilir. Ama Allah-u Alem, katli bir şey söyleyemeyiz, Allah’ın muradı budur diyemeyiz dediğimiz bütün anlamlar tevvildir diyor. Şimdi Tevlat-ül Ehli Sünne ifadesi de aslında tam olarak bunu karşılamaya çalışan bir tefsir. Yani herhangi bir ayet hakkında Peygamber Efendimiz’den ve ashabdan nakledilen tefsirleri de, yani tefsir rivayetlerini de alıyor. Ardından tefsirde yer almayan ama alimlerimizin yani İmam Matur’deye kadar yaşamış ehli sünnet alimlerin, bu ayetten şu da anlaşılabilir, bu da anlaşılabilir, Allah-u Alem kaydıyla söyledikleri diğer anlamları da ihtiva eden rivayet açısından çok yoğun bir eser.
Öte yandan İmam Matur’de kendi yorumları ve izahatları da var. Bu itibarlarda dirayet yani İmam Matur’de kendi düşünce gücünü de yansıtan bir metin dirayet tefsirinin de ilk örneği. Bu tefsirin ikinci önemli hususiyeti de şu, biz Hanefi geleneğin kaleme aldığı tefsirlerde, en kadim tefsire müracaat ettiğimizde karşımıza İmam Matur’de’nin tefsiri çıkıyor.
Yani biz Hanefi alimler ahkema ayetlerini, fıkh meseleleri nasıl izahlandırmış, tasavvufi konuları tasavvufla ilgili ayetlerle nasıl bağlamış, işte çeşitli İslami ilimlerin yani bütün alanlarına gittiğimizde bunu ayetlerle münasebetini nasıl kurmuş dediğimizde hadi gidelim kadim bir Hanefi alimin tefsirine müracaat edelim, bunu görelim dediğimizde,
İmam Matur’un tevilatından daha erken bir tefsir günümüze gelmemiş. Dolayısıyla bu açıdan da Hanefi kadim ulemanın zenginliğini yansıtması açısından da elimizdeki yegane kaynak.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir