Samet Tınas – Osmanlı’nın Kuruluşunu Anlatan Kaynaklar
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=XKQl_ETYx5o.
Osmanlı tarih yazıcılığı devletin tarih sahnesine çıktığı 13. yüzyılın sonu ve 14. yüzyılın başına nazaran çok daha geç dönemlerde başlamıştır. İlk devre ait herhangi bir yerli kaynak olmadığı gibi yabancı devletlerin tarihçilerinin yazdıkları da çok az bilgi vermektedir. Burada 3 Bizans tarihçisi var. Pakimeires, Hicaforos ve Kantagüzen. Bir de 3 Arap seyyah ve coğrafyacısı İbn-i Batuta, İbn-i Said ve Ölömeri.
Bizdeki ilk kaynak ise Yahşi Fakih’in menakıpnamesidir. Yahşi Fakih, Orhan Gazi’nin imamı olan İsaak Fakih’in oğludur. Büyük ihtimalle babasından duyduklarını ve gördüklerini kaleme alıp ilk devir anonim tevarih al-i Osmanlılara kaynaklık etmiştir. Ancak bu eser elimizde mevcut değildir. Bu eserden nasıl haberdarız?
1413 yılında Aşıkpaşazade, Geyve’den geçerken hastalanıyor, Yahşi Fakih’in evinde misafir oluyor, eseri görüyor ve nakiller yapıyor. Ancak ne kadar nakledi ne kadar aldı eserin orijinal elimizde olmadığı için bilemiyoruz. Ama Aşıkpaşazadeyi, tarihi 2. Bayezid devrinde yazmasına rağmen değerli kılan en büyük sebep budur Yahşi Fakih geleni analisi. Peki elimizdeki ilk yerli kaynak nedir?
Ahmedi isimli bir şair aittir. Ahmedi’nin İskender Namesi manzun mesnevi tarzında yazılmış 8000 beyt civarında, 340 beytinde Osmanlı’dan bahsediyor. Ertuğrul Gazi ile Yıldırım Bayezid devre arasını anlatır. Emir Süleyman’a sunulmuş olan bu esere müellif 1390’dan 1410’a kadar ilaveler yapmıştır.
Bir de Ahmedi’nin İskender Namesi’nde temenni ettiği bir gazanamesi vardır, mensur. Bu eser de elde edilmemek mümkün değildir. Bu eseri neşrinin içerisinde münderiç olduğunu Halil Nalcik iddia etmektedir. Yani Niş’in Fethi’nden Yıldırım Bayezid’in hükümdarlığına kadarki bölümü oradan aldığımız için münderiç ve mündemiç. Mündemiç ve münderiç evet. Bundan başka ilk dönemde bir Ahmedi Dayı’nın bazı eserleri vardı. İşte Divan’ın Çeng Namesi, Abdülvasi Çelebi’nin Halil Namesi. Bundan başka ilk devre ait Tarih Takvimler, saray takvimleri de denir buna. Bunların çoğu 2. Murad devrinde teşekkül etmiştir. Ancak Tarih Takvimler kronolojik bilgi vermekle birlikte bazen çok orijinal bir ileride ihtiva edebilmektedir. Nasıl? Mesela Düzmece Mustafa Hadisesi, bütün kroniklerde Yıldırım Bayezid’in şehzadesi olan Mustafa’nın Düzmece doğru bir şehzade olmadığı bilgisi varken bu Tarih Takvimler de gerçekleri şehzade olduğu yazılıdır. Bir de 2. Murad döneminde olmasını dikkatinizi çekerim. Çünkü bütün problemler, bütün tartışmalar 2. Murad’ın devrinde başlayacaktır Kayı ve Şerife. Evet, Kayı’lıkta dahi. Bunu da aklımızda tutalım. Bir de Anonim Tevariya Ali Osmanlar var.
Bunlar da 2. Murad döneminde teşekkül etmiş, 2. Bayezid döneminde son şeklin almış eserlerdir. Bundan başka 2. Murad döneminde Gazavat türünde eserler. Fatih döneminde bile tarihçiliğimiz gelişmemiştir. Bu dönemde bile 3 tarihçimiz vardır. Enveri Şükrü Lafey’e, Karamani Mehmet Paşa’nın yazdığı tarih. Asıl tarihçiliğimizin zirvesini 2. Bayezid dönemi teşkil eder.
İşte o bildiğimiz bütün duyduğumuz Aşık Paşa dadeler, Mehmet Neşriler, Uruç bin Adiller, Kemalliler, Biçti Ahmet Sinanç, Ediner Ulu, bir patlama var. Tursun Bey’den mesela. Tursun Bey de Fatih tarihsi olmasına rağmen tarihini 2. Bayezid’e veriyor. Şimdi kaynaklarımız bunlar. Ve bu kaynaklar üzerinde mülakaşalar, tartışmalar ilerleyecek.
Ve ilk tartışma Osman’ın hangi boydan olduğu üzerinde yoğunlaşacaktır. O zaman şunu söyleyebiliriz. Eldeki bu kaynaklar birbiriyle tenaküs teşkil etmeyen, kendi içinde yekpare bir anlatı, bir yorum yapma imkanı vermiyor. Birbiriyle mütenakıs ifadeler var. Hatta birbirini yanlışlayan tarihler, hatta isimler, hatta aidiyetler mevcubahit. Evet.
Bazen karinelerle, bazen kaynakları birbirine tokuşturarak bir tarihçi oradan bilgi çıkarmaya, bilgi değişirmeye çalışıyor.
İlk Yorumu Siz Yapın