"Enter"a basıp içeriğe geçin

Kürşat Demirci, Din, Tarih ve Arkeoloji, 1.Seminer

Kürşat Demirci, Din, Tarih ve Arkeoloji, 1.Seminer

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=JNdeE9XCgdk.

Evet, bugün biraz değişik bir konu gibi görünen aslında. Biraz spesifik bir konu gibi görünen. Fakat literatürde üzerine oldukça çalışılmış olan bir konu üzerinde duruyum ben. Bu tabi Türkçe’de belki yeni yeni bilinen bir kavram. Ama Batı’da bilimsel çalışmalarda oldukça eskiye kadar uzanan bir hikayesi de var, bir sebebinde var bunun. Bugün anlatmaya çalışacağım şey, body modification denilen, yani Batı Terminolojisi’nde body modification denilen ama Türkçe’de bizim vücut üzerine yapılan, öldükten sonra ya da ölmeden önce vücut üzerinde yapılan ve çoğunlukla da dini amaçlı ya da rütüelistik amaçlı şekil değiştirmeler. Yani bugün biraz bundan bahsedeyim.
Bu body modification veya vücudun herhangi bir uzunluğunda yapılan ve fiziksel olarak yapılan, yani soyut bir şeyden bahsetmiyorum, bizzat fiziksel olarak yapılan şeylerden bahsediyorum. Bu konu aslında bir yanıyla dinler tarihinin önemli bir konusudur, bir yanıyla arkeolojinin önemli bir konusudur ve bir yanıyla da antropolojinin önemli bir konusudur.
Yani dinler tarihi çalışanlar veya antropoloji çalışanlar veya arkeoloji çalışanlar ya da tarih, genelde tarih çalışanlar az çok bu konuyla ilgilenmişlerdir ya da ilgilenmek durumunda kalırlar. Çünkü bu kavram yani vücut üzerine yapılan şekil değiştirmeler kavramı özellikle bizim antik dünyadaki ya da prehistorik dünyadaki insanların inançlarını anlamada çok önemli.
Yani bu kavram, bu fiziksel şekil değiştirmeler, ki bunun örneklerini zaman zaman aslında hala görüyoruz. Yani modern primitif topluluklarda olabilir veya çok modern, yani hala modern hayatın içerisinde devam ediyor olabilir. Oldukça hala yaygın bir şekilde süren, fakat eski anlamını biraz kaybetmiş,
daha çok estetik veya güzellik bağlamında devam eden bir konu aslında. Yani buradan baktığınız zaman bu body modification, piramitif dünyada, antik dünyada, prehistorik cehalarda, Anadolu’da, dünyanın çeşitli yerlerinde uygulanan bir inanç sistemi ve biz bu inanç ve bununla ilgili fizik şekil değiştirmelere bakarak eski insanların inançlarını anlayabiliyoruz, eski insanların kültürel yaşam biçimlerini anlayabiliyoruz. Dolayısıyla bugün ele alacağım konu benim, böyle basitçe soyut bir kavram değil,
hakikaten insanlık tarihinin bayağı içerisinde yaşanmış bir olgudan bahsedeceğim ben. Bu tabii bu haliyle baktığınız zaman bu şekil değiştirmeler, vücut üzerine yapılan şekil değiştirmeler büyük oranda bir yanıyla dinler tarihi ile ilgili olacak. Yani dinler tarihinde mesela özellikle antik dinler ve primitif dinleri anlamak için olmazsa olmaz şeylerden bir tanesidir bu. Özellikle bize eski dünyadan kalan, geçmiş dünyadan kalan mezarlıklarda ele geçirilen iskeletler, iskeletler üzerine yapılan operasyonlar veya henüz insanlar ölmeden önce bedene yapılan operasyonlar, bütün bunlar dinler tarihi çalışmaları için anlamlı çünkü bizim eski insanların inançlarını anlamamız için elimizde kısıtlı malzemeler var.
Böyle yazının bulunuşundan önceki dönemlerden bahsediyorsak elimizdeki malzemeler bayağı sınırlı. O yüzden de ölü gömüleri, birtakım mezarlıklarda bulunan kemikler veya açıkta bırakılmış olan prehistorik kemikler, kafa tasları özellikle o insanların inançları ve gündelik hayatları için müthiş önemli. O yüzden dinler tarihi çalışmalarında bir metodolojik meselesidir bu.
Aynı zamanda arkeolojiye uzanan bir yanı da var bunun. Yani bu body modification denilen şeyin arkeoloji ile yakından alakası var. Çünkü arkeoloji çalışanlar ya da arkeologlar buldukları malzemelerin önemli bir kısmı kemikler, iskeletler. Binlerce yıllık yani paleolitik dönem, orta paleolitik, üst paleolitik, neolitik dönem, kalkolitik dönem yani insanlığın veya insanımsıların ortaya çıkışından itibaren arkeologların bulduğu malzemelerin çok önemli bir kısmı kemiklere dayalı aslında. Tabi bu kemiklerden de arkeologlar şeyi anlamaya çalışıyorlar yani insanların inançları, yaşama biçimlerini anlamaya çalışıyorlar. O yüzden arkeoloji de de aslında bir metod sorumludur. Yani sadece dinler tarihi için bir metodik problem değildir. Aynı zamanda arkeoloji için de bir metodik problemdir bu. Ve tabi özellikle antropoloji için çok önemlidir. Yani antropologlar da bu body modification denilen şeye oldukça önem verirler. Özellikle tabi fizik antropologlar, fiziksel çalışan antropologlar, yani kemikler üzerine, ırklar üzerine çalışan antropologlar için önemlidir bu. Çünkü antropologlar bu vücut üzerine yapılan, beden üzerine yapılan şekil değiştirmeler, işte parmak kesmeler, kafa büyütmeler, kafa küçültmeler, kulak uzatmalar, dudak uzatmalar, çenem uzatmalar, omuz kırmalar, yani bütün bunların hepsi antropoloji için çok önemli. Çünkü antropologlar da ancak buna bakarak, yani bu kemik malzemelere bakarak insanların yaşamları hakkında yine bize bilgi vermeye çalışıyorlar.
O yüzden bu mesele antropoloji için de bir metodoloji meselesidir. Bundan dolayı benim bugün seçtiğim, bizi izleyen arkadaşlar için seçtiğim bu konu, başta da söylediğim gibi, hem dinler tarihiyle ilgili bir şeydir, hem arkeolojiyle ilgili bir şeydir, hem de antropolojiyle ilgili bir şeydir. Ve belki bütün bunların hepsini böyle bir üst konsept olarak tasarlayabileceğiniz genelde tarih bilimi için de önemli bir şeydir.
Şimdi buraya kadar böyle bir olayın önemini aslında anlatmaya çalıştım. Peki olay ne? Yani bu vücut şekil değiştirmeleri ne demek? Yani body modification denilen şey ne? Şimdi mesela halen bazı primitif topluluklarda, mesela bunun en yaygın olan örneklerinden bir tanesi Endinozya’dır.
Yani bugün Endinozya’da hala bazı köylerde insan, primitif geleneği sürdüren köylerde, ölenlerin arkasından kalanlar, yani ölenlerin arkasına geriye kalan akrabaları, parmaklarını keserler, mesela yarıya kadar parmaklarını keserler. Tabii bu parmak kesiş inançlı ve ritüellerle ilgildir.
Yani bir yakınınız öldü ve siz geriye kalanlar parmaklarınızı kesiyorsunuz. Niye? Çünkü o sistemin içerisinde inanca yönelik veya dine yönelik bir yanı var onun. Bir geleneksel dini yanı var. Dolayısıyla mesela siz hala Endinozya’ya gidin, yani şimdi beni izledikten sonra, ki yani bu tip videoları çok meraklı arkadaşlar izliyor.
Ben biliyorum yani ben böyle çekim yapmıyorum aslında da hani biraz kendi aramızda oturduk, biraz muhabbet gibi de yapıyoruz bu işi. Fakat bizi izleyen arkadaşlar daha sonra bunları araştırsınlar. YouTube’dan bulabilirler, başka akademik kaynaklardan bulabilirler. Mesela Endinozya’nın hala bazı köylerinde bu işlem yapılmakta. Mesela Filipinlilerde, genelde yine Endinozya Filipinliler Fiji falan, Fiji adalarında yani,
ölülenler belirli yerlerde cesetler çıkartılıyor zaman zaman yani dönemsel olarak. Özellikle genellikle bahar ekinoksunda çıkartılır. Yani bahar ve kış ekinoksu dinler tarihinde falan önemli bir kavramdır. Ölüler yani cesetler daha doğrusu bahar ekinoksu bahar geldiğinde dışarıya çıkartılır. O çıkarılma işleminde cesetlerin üzerine bir operasyon yapılır.
Mesela bu operasyonun örnekleri prehistoryç cehalarda çok fazla. Anadolu’da dahil buna yani. Fakat ben şu an canlı hala yapılan bir hikâyeden bir olgudan bahsediyorum yani. Özellikle Güneydoğu Asya’da hala devam ediyor. Mesela cesedi çıkarıyorsunuz, cesedin üzerine birkaç operasyon yapıyorsunuz. Bu operasyonların en kolayı şeydir, mesela kemiği bir yerden yeniden kırabilirsiniz. Veya boya yani bedenin üzerine bir boya sürersiniz.
Veya bedenin üzerine bir dövme yapabilirsiniz. Veya bedenin üzerine yeni bir giysi giydirebilirsiniz. Aslında bütün bunların hepsi bu body modification kavramının içerisinde olan şeyler. Burada mesele şu, inanç veya din veya ritüelistik amaçla, ki bunun gerçekçesini söylemeye çalışacağım. Yani nedir bunun dini yönü?
Bu amaçlarla vücudun uzuvları üzerinde, öldükten sonra veya ölmeden önce yapılan bütün operasyonlara biz bu adı veriyoruz. Yani literatürde bu ad bunlar için verilir. Tabii mesela belki bizi izleyen arkadaşlar daha çok şuradan biliyor olabilirler. Belgesellerde falan çok var buna benzer konular.
Mesela dudak biliyorsunuz ki, sarkıtmalar. Hala Afrika’da çok yapılır. Yani evet dudak böyle aşağıya doğru sarkıtılır. Çocuktan itibaren ya da küçükten itibaren böyle dudağa bir tahta geçirilir veya bir kemik. O kemikle dudağınızın bir kısmı böyle dışarıya doğru çıkar. O uzatılır veya aşağı doğru uzatılır bazen. Veya en basiti bunların, hala yapılan örneklerden bahsediyorum, boyun uzatılır. Yani doğduğunuz andan itibaren boynunuza küçük küçük halkalar takılır. Metaldan ya da kemikten. Dolayısıyla boyun uzarken yani büyüme çağında boyununuz sürekli uzar. Tabii o kemikleri çıkardığınızda da çoğunlukla boyun duramaz yani. Çünkü o kadar hassaslaşmış ve uzamıştır ki kemik. Bundan dolayı mesela en sık rastlanılan bugün Afrika’da falan bunlardır. Yani şey de çok var hala hem Orta Amerika’da var hem Güney Amerika’da var Afrika’da var Avustralya’da var. Dişlere yapılan uygulamalar. Mesela dişler genellikle bu uygulamalar da böyle köpek balığı dişi gibi sip sivri hale getirilir. Böyle ufak ufak başlanır operasyonları çocukluktan itibaren. O şey olur böyle. Sürekli inceltilir inceltilir ve böyle bir üçgen şeklinde. Bunlar tabii çok kolay modifikasyonlar yani. Ama hani daha bildik oynamalar fiziksel olarak bildik oynamalar günümüzde de kısmen devam eden. Yani hala devam ediyor işte. Bazen hoş duruyor bazen abartılı olduğunda hoş olmuyor biliyor falan. Bu artık insanın kendi şeyine bağlı. Dörmeler mesela tatu abi yani dörme. Dörmeler body modification’ın çok ne derler şeffaf ya da kolay halidir. Çünkü dörmeler de şekil değiştirmelerdir. Neticede vücudunuzun üzerine büyü amaçlı, sihir amaçlı, dini amaçlı, ritüelistik amaçlı bir şekil değiştirme yapıyorsunuz.
Yani bir şeyi kazıyorsun, onun içerisine boyayı koyuyorsun ve orada bir şey oluyor başka bir şey oluyor yani vücudunuzda. Ekstra ekstra uygulanan bir şey. Dörme tabii bunlara en birlik örnektir. Ve modern zamanlarda hala çok yaygın dörme tabii anlamını kaybetmiş. Yani modern hayatta dörme daha böyle estetikle ilgili bir şey. Hatta belki meydan okumayla ilgili bir yanı da var yani bu gibi kültürlerin.
Ama primitif çağlara gittiğinizde dörme büyük oranda şeydir. Ya büyüsel ya inançla ilgili bir şeydir. Ki bunların anlamına geleceğim ben aslında birazdan. O yüzden burada bizi izleyen sevgili arkadaşlar o dörme konusuna biraz bakabilirler bu bağlamda. İşte bu bugün anlatmaya çalışacağım mesele demek ki şu. Vücud üzerine yapılan bir takım işlemler. Bunlar kemiklerin kesilmesi olabilir, dörmeler olabilir, boynların uzatılması olabilir. Ve buna benzer her şey. Burada tabi temel prensip şu. Bunların hepsinin büyük oranda erişkinlik ritüelleri dediğimiz. Yani iniasyon ritüelleri dediğimiz ritüellerle ilgili şeyler olması.
Bir, iki, büyüyle ilgili şeyler olması. Üç, belki bunların ikisini de içine alacak şekilde temelde dini inançlarla ilgili şeyler olmasıdır. Yani primitif insanlar bunları yaparlarken antik çağda veya prehistoryada bunları böyle bir keyif olsun veya fiziksel estetik kaygısıyla falan yapmadılar. Temelde inançla ilgili yanları vardı.
Bunun üzerine de birazdan konuşacağız. Tabi şöyle belki mesela bu gibi meselelerle ilgilenen insanların sayısı Türkiye’de bayağı çoğaldı aslında. Bu bağlantıda bu özel video kanallarının çok önemli şeyi var hakikaten. Katkısı var yani insanlarda bir merak uyandırdı. Tabi böyle bir buna benzer konulara çalışırken özellikle antik çağlar, prehistorya, yani çok eski zamanlar bütün bunların üzerine çalışırken
bütün arkadaşların yani bu işlerle uğraşan arkadaşların bir kere şunu bilmesi gerekiyor. Olayın mantığını daha iyi algılaması için şunu bilmesi gerekiyor. Bizim prehistoryada yani 10.000 yıl, 20.000 yıl, 30.000 yıl, 5.000 yıl yani prehistorya dönemlerdeki insanların nörolojik sistemiyle yani beyin yapısı, hormonal dengenin yapısı ile o insanların düşüncesinin mantığı bugünküden farklıydı. Yani modern insanın düşüncesinin sistemi yani biz şimdi modern insanlar aslında çok dekaryeniz yani son birkaç bin yıldır varız biz aslında. Yani biz her şeyi ya böyle çok kategorik tasnif ediyoruz ya çok hiyerarşik tasnif ediyoruz.
Yani modern insan için ya yukarıdan aşağı doğru sıralanıyor her şey büyük, daha büyük, daha büyük, daha büyük veya ontolojik yani elmalar, armutlar, insanlar, hayvanlar. Yani biz böyle bir dekaryen yapıyla hayatı algılıyoruz ve uygarlığı da bunun üzerine oturttuk aslında. Fakat tabii nörolojik sistem de böyle çalışıyor artık.
Yani modern insanın nörolojik sistemi bana göre tabii çok iddialı şeyler yani bunlardan çekiniyorum ben doktor falan da olmadığımız için yani. Ama yani nörolojik sistemin ben insanlarda bayağı bir iflas etme noktasına geldiğini düşünüyorum. Hatta önümüzdeki 10 yıllarda bu dijital çağlara giriyoruz ya şimdi herkes hazırlanıyor harıl harıl yani. Mesela bu dijital çağlar umarım hayırlı olur insanların nörolojik sistemi için. Yani eğer insan yerine başka bir varlık türü olacaksa onu bilemem. Onun artık nörolojik sistemi de başka bir şey olacak. Ama biz klasik anlamıyla böyle homo sapiens gibi kalacaksak o zaman bizim nörolojik sistemimiz sevgili arkadaşlar biraz tükeniyor gibi geliyor. Yani epifizbezi, amigdala yani bunların hepsi artık başka çalışıyor primitif dünyadan. İyi mi kötü mü bilmiyorum yani ben hani çok iyi olduğunu düşünmüyorum yani.
Önümüzdeki 10 yılların iyi olacağı konusunda ciddi tereddütlerim var. İnşallah bu tereddütlerini giderecek bir muhabbet yaparız. Yani aksi görüşü savunan arkadaşlarla. Yani geriye doğru baktığımız zaman öyleyse eski insanların bu nörolojik yapıları,
hayatı algılayışları, kafalarının başka türlü basıyor olması bu gibi olayları oluşturduğunda bizim şaşırmamamız gerekiyor. Yani modern insanın metodik olarak en büyük algı problemi bu yaşadığı. Yani mesela göbekli tepeye bakıyor insanlar. Mısır piramitlerine bakıyor. Bir takım böyle piramitik dünyadaki olağanüstü gibi görünen şeylere bakıyor. Ve bunların arkasında şey düşünüyor böyle olağanüstü kurgular yani uzaydan gelenler. Böyle bir şey yok. Yani sadece paleolitik dönem insanı, neolitik dönem insanı, eski insanlar farklı bir yerden bakıyorlardı hayata. Şimdi siz modern insan olarak mesela birisi dese ki ya şu senin fiziksel yapım üzerinde bir modifikasyon yapalım. Yani bir şekil değiştirelim yani elini kolunu falan dese inanc inancı dayalı olarak dese bunu yani. Bu şey gelir bir rüya gelir. Anlamsız gelir yani. Maske zaten arkadaş yani iki yıl önce insanlar bütün insanlar maske takacak deselerdi. Herkes birisi deseydi herkes buna deli derdi. O yüzden yani bakın artık bir Ütopya’dan bir Düzitopya’ya doğru geçişin sembolleri bunlar yani. Hayırlı olsun bütün herkese. Dolayısıyla hani bu modern insan bütün bu olaylara dinlerle ilgili olaylara arkeolojiklerine antropolojiklerine bir tuhaf karşılıyor. Ve bunu hemen böyle olağanüstü başka bir yerden yorumlamaya çalışıyorlar. Ama öyle değil yani.
Orada bizim sakin olmamız gerekiyor. Eski insanların kafası biraz daha farklı basıyor. Bizim kafamız daha farklı basıyor. O yüzden de 2000 yıl önce 5000 yıl önce 10.000 yıl önce insanların vücutlarına buna benzer operasyonlar yapıyor olması saçma değil. Veya çok özel anlamanız gerekmiyor. Çünkü o kafada o metamorfik kafada yani binlerce yıl öncesine giden o evrendeki her şeyin birbirine dönüştüğünü varsayan ve antropolog Levy-Bruehl’ün tabiriyle mantık öncesi mantık sahibi olan o insanların buna benzer şeyler yapıyor olması tuhaf karşılanmamalı. Piramitif sizde kullanıyor musunuz? Piramitif tabii şöyle. Evet evet yani piramitifi bu aslında dediğim doğru yani tartışılıyor piramitif mi desek ne desek iptidai mi desek falan yani. Ben burada piramitifi şey anlamda kullanıyorum ama yani erken yaşayan insanlar.
Yoksa hani kültürün çok böyle ilkel olduğu anlamda kullanmıyorum aslında. Önce gelen yani evet evet bu adamlar öyle yani bir paleolitik dönem var. Biz paleolitik dönemi 3 ayırırız alt paleolitik, orta paleolitik, üst paleolitik. Ondan sonra geleneksel olarak Avrupa’da mezolitik de deriz, Orta Doğu’da epipaleolitik deriz. Ondan sonra neolitik gelir, ondan sonra kalkoalitik gelir.
Yani bu tarihsel süreci hani piramitif çağlar diyoruz yoksa bu o insanların hani ilkel olduğu öyle bir kaygıyla değil aslında. Öyleyse demek ki bizi izleyen arkadaşlar şöyle düşünecek ya bunlar ne kadar saçma şeyler. Yani hani niye insanlar parmaklarını kessinler ki yakın birileri öldüğünde diye düşünmesinler.
Çünkü bahsettiğimiz dönemler 10 binlerce yıl öncekinin insanın başka bir nörolojik yapısı, bir animist dünya, başka bir dünya yani. O yüzden hani bu işi böyle o sınırlar içerisinde gördüğümüzde her şey daha anlamlı oluyor. Evet biraz böyle aça aça devam ediyorum konuyu. Demek ki şunu da artık herkes gördü vücut üzerine şekil değiştiriyoruz.
Yani body modification dediğimiz hikaye bu. Peki bunun mesela ritüelle ilgili olan yanı ne? Yani inançlarla ilgili olan yanı ne? Şimdi şöyle basitçe ben hani mümkün olduğunca çok böyle olağanüstü akademik bir terminoloji kullanmadan ya da yeri geldiğinde kullanarak. Bu olayın, bu işlemlerin dini veya ritüelistik yanları üzerine konuşuyor. Aslında 4-5 tane nedeni var yani bu şekil değiştirmelerin 4-5 tane nedeni var. Bir tanesi en basit, en bildik örneklerden yola çıkayım. Şimdi genellikle aslında hala bu devam ediyor. Yani Anadolu’da bile şekil değiştirmiş olsa bile devam ediyor. Genellikle yakın birisi öldüğü zaman piramitif dünyada, geçmiş dünyada ve günümüz piramitif kabilelerinde hala yaşayan piramitif topluluklarda, Afrika’da benzeri yerlerde. Yakın birisi öldüğü zaman vücutlarına ya bir çentlik atıyorlar. İşte en denöze de olduğu gibi parmaklarını kesiyorlar veya dişlerinden birini kırıyorlar. Bunlar hala yapılıyor. Bunlar prehistoryada yapılıyor ama şu an hala yapılan örneklerden bahsediyorum ben daha kolay anlaşılsın diye. Peki niye yapıyor? Yani bir ölü, bir yakınını kaybettiğin zaman ne alakası var? Tabii benim bu sorum bile aslında çok rasyonel bir sorum.
Ben çok modern bir yerden 2020 yılından bakarak söylüyorum. Yani bundan 10.000 yıl önce gitseydim bunu söylemezdim. Böyle bir soru yoktu benim için yani. Biz modern anlamaya çalıştığımız için var yani. O yüzden bu epistemolojik algı meselesi problem. Şimdi hikaye ne yani? Ne alakası var? Bakın Endonezya’da bugün bu işlemi yapılıyor olmasının gerekçesi şu. Her bir ölen yakınınız için parmağınızı yarıya kadar bir tanesini kesiyorsunuz. Mesela şimdi bu şaşırtıcı ama açsın benden sonra görsün arkadaşlar. Bazıların hiç parmağı kalmamış. Yani hiç parmağı kalmamış yani. Niye peki gerekçesi ne? Gerekçesi şu. Şimdi bir yakın öldüğü zaman eğer o parmağı kesmezsen
o zaman ölüm gelip seni de bulur. Şimdi bu ölüm korkusu zaten en temel şeydir. Yani ritüelin dibinde yatan ya da inancın dibinde yatan en temel şeydir. Şimdi ölenle birlikte onun acısına ortak olman lazım. Yani o acıyı senin yaşaman gerekiyor. Eğer bu acıyı yaşamazsan, yani bu acıyı sen çekmezsen bu dünyada
o ölüm gelip seni de alacaktır bir gün. En bariz nedeni benim en kolay telefuz edebileceğim nedenlerinden bir tanesi budur. Bu modifikasyonlar konusunda. Mesela bir başka neden, şimdi bu da biraz kolay açıklanabilir bir neden. Modifikasyonlar ön çok önemli bir kısmı inisiyasyon ritlerinde yapılır. Yani veya geçiş ritleri dediğimiz bizim.
Yani bugün yaşayan bazı topluluklarda, aslında modern topluluklarda da hala yani inisiyasyon ritüeli dediğimizde yani inisiyasyon ritüeli şu demek bir süreçten bir başka sürece geçiş. Mesela buradan bakarsanız eğer doğum, sünnet olmak, evlenmek bunların hepsi bir inisiyasyon geçiştir. Yani biz modern topluluklarda tabi bunlar üzerine çok fazla artık ritüel yapılmıyor.
Yani siz doğduğunuz zaman bir ritüel yapılıyor fakat o ritüel hani basit ritüeller. Veya işte ilk dişi çıkardığınız zaman bir ritüel yapılıyor size. Dişiniz dama atılıyor mesela. Bunların hepsi geçiş ritüelleri. Yani geçiş ritüelleri aslında insanı bir zamansal süreçten bir başka zamansal sürece taşır. Bir yaşamsal süreçten bir başka yaşamsal sürece taşır. Ve bir kişilikten başka bir kişilik sürecine taşır.
İnisiyasyon ritleri, ritüelleri ya da bütün dinlerde çok önemlidir. Arkeoloji de önemlidir. Antropoloji çalışmalarında önemlidir. Ve inisiyasyon ritleri olmayan hiçbir topluluk yoktur. Modern zamanlarda bunlar biraz modernize olmuştur. Ama yakın zamanlara kadar inisiyasyon ritleri vardı.
Ama hala yaşayan Avustralya’da, Güney Amerika’da, Orta Amerika’da, Afrika’da hala yaşayan pirimitif kabilelerde bu inisiyasyon ritleri hala yapılır. Pirimitif yani prehistoryuk çağlardakine çok da benzer şekilde yapılır. Bunlar üzerinde de bayağı yayın da var. Yani hani okuyabilir arkadaşlar.
Peki bu inisiyasyon ritleriyle yani geçiş ritleri denilen şeylerle bu modifikasyonların yani şekil değiştirmelerin nasıl bir alakası olabilir? Şöyle. Mesela geçiş ritlerinde Afrika’daki özellikle Güney Afrika civarındaki en çok yapılan mesela diyelim ki blue oldunuz.
Blue olmak yani 12-13 yaşına gelmek artık erkek olmanız vücudunuzun hormonal dengesinin değişmesi sizin bir süreçten bir başka sürece geçişinize işaret eder. Bu geçiş sürecinde size bir ritüel yapılır. Yani size bir ritüel yapılır. Bu ritüelin hem sosyal bir yanı vardır yani sosyolojik bir yanı vardır hem de inanca veya dine yönelik bir ritüelistik yanı vardır. Peki ne yaparlar?
Yani blue’a erdiğiniz ne yaparlar vücut üzerinde? En basitinden söylüyorum ben size. Çok başka örnekler var tabi tırnak çekmeler falan gibi de en basit en çok yaygın hala yapılan vücuda çizgiler atılır. Keskin bir uçakla. Yani vücut üzerine şey göre tabi yani hani geldiğiniz yaşın durumuna göre vücudunuzun belli yerine keskin çizgiler atılır. Ve onlar tabi kalıcıdır ömrünüzün sonuna kadar kalır yani. Bu konuda tabi baya görsel malzeme de var videolarda falan baya zengin malzeme var. Oralarda çekilen belgesel filmlerde bunlar hala görülebiliyor. Peki neden hani bir dönemden bir başka döneme geçerken vücut üzerine böyle şekil değiştirmeler yapılıyor? Yani bunun şeyi ne, gerekçesi ne? Bunun gerekçesi biraz şöyle. Şimdi sizin buludan önce yani çocukluktan itibaren içinizde var olan piramitif bir dünyadan bahsediyoruz bakın. İçinizde var olan birtakım ne diyelim ona mesela daimonik güçler. Ne demek daimonik güçler? Görünmeyen süpernatüral varlıklar. Cinni varlıklar diyelim hani biz biraz islamize edelim onu.
Yani antik dünyada, modern piramitiflerde, eski piramitiflerde beden ve evrenin bütünü birtakım daimonik varlıklarla doludur. Bunlar süpernatüral güçler. Yani tanrı diyemiyoruz bunlara. Tanrı kavramı çok modern bir kavram çünkü. Fakat bu batı terminalisinde daimon, cinni varlıklar deniliyor bunlara. Şimdi evren bütün bunlarla dolu zaten.
Yani korkuların telaşların da biraz bunlardan çekindiğinden kaynaklanıyor yani. Şimdi sen çocukluktan bulu oluncaya kadar vücudunda özellikle de kanda ve kafatasında yani böyle bir inanç var. Kanda ve kafatasında dolaşan birtakım daimonlar var veya cinni varlıklar var küçük varlıklar var. Bunlar şerde getirebilir, kötülük de getirebilir, hayır da getirebilir. Şimdi sen bir süreçten başka bir sürece geçerken o senin bedenine adeta musallat olan veya senin bedeninde bulunan birtakım… Hoş geldin Ekrem’ciğim. Eyvallah. Siz hoş geldiniz. Teşekkür ederim sağ ol. Birtakım o daimonik varlıkları senin uzaklaştırman gerekiyor. Çünkü bir süreçtesin ve bir başka sürece geçiyorsun. O yeni süreçte bütün bunlardan temizlenmiş olman gerekiyor. Mesela bunu çok iyi bir örnek ben derste öğrencilerime falan da aslında gösteriyordum. Sık sık öğrenciler üzüküyordu yani aslında o kadar üzülecek bir şey de değildi fakültede. Papua Yenigine de çok yapıyorlar. Hatta National Geographic’in bu konuda çok iyi belgeselleri de var. Şu erişkinlik dönemine girdiğinizde Papua Yenigine de genç çocukları böyle dillerine ve genelde ağız içlerine küçük oklarla böyle şey saplıyorlar. Yani bir minik ok saplıyorlar adeta. Özellikle dil ve ağız iç kısımlarına ve oradan müthiş kanlar çıkıyor. Yani bu görüntülerin hepsi mevcut yani.
Tabi o kanlar yani erişkinlik dönemine geldin vücuttan o kanı niye çıkartman gerekiyor? Yani bir ritüel, erişkinlik ritüeli yapıyorsun ama kanla ne ilgisi var? Çünkü bu da bakın bir modifikasyon türü. Yani vücutta bir şey değiştiriyorsun yani. Çünkü kanda senin vücudunun önceki sürecine ait, çocukluk sürecine ait birtakım o daimonik şeyler var.
Onlardan uzaklaşman gerekiyor ve onları dökmen gerekiyor. Döktükten sonra ancak yeni sürecine başlayabiliyorsun. Şimdi bu böyle tabi bizi izleyen arkadaşlara hani masal gibi geliyor. Yani bu çünkü genellikle folklorik malzeme etnolojik malzeme şeydir hani böyle bir eğlence gibi gelir izleyenler için. Ama öyle değil benim bahsettiğim çok net olgusal şeyler. Zaten kimse de denemesinler. Kimse de denemesin kesinlikle Ekrem. Yani asla denemesinler.
Kesinlikle. Ama yani sürekli söylediğim gibi hani bizi izleyen arkadaşlar çünkü çok meraklı arkadaşlar. Sürekli söylediğim gibi mesela bu videoyu izledikten sonra bence YouTube’a girsinler. YouTube’dan şöyle yazsınlar. National Geographic Papua Yeni Güne Ritual. Yazsınlar pat karşılarında hemen bu benim şimdi söylediğim ritüeli bulacaklar. Tabi o modifikasyonlarla o şekil değiştirmelerle yeni bir sürece seni hazırlıyor. Fakat yeni bir sürece hazırlarken senin ruhani yanını da değiştirmeye çalışıyor. Bu birazcık bizim tasavvufta aslında Ekrem hocamın çok iyi bildiği gibi yani. Seviz hülüğün ne derler çok ağır şekli. Yani hakikaten seni bir süreçten başka bir süreci alıyor adeta. Ama inisiyye ediyor. Başka bir döneme geçiriyor yani. Ama orada mesela bu işi yapan kişinin çok özel birisi olması gerekiyor. Evet evet evet. Yani mesela dil seçiliyorsa bunun da özel bir anlamı olması gerekiyor. Çünkü bir dengar çıkıyordu ya ama bütün ucunu nasıl temizlenecek falan. O kadar bir faktum size çok önemli. Tabi yani şöyle düşünüyor tabi pürmitif çağda. Aslında bu Yahudilerde hala kısmen öyledir ya da pek çok toplumda kısmen öyle. Eski insanlar kanın o yüzden de mesela bakın Yahudilerde kan yenmez biliyorsunuz. Yani kan etten çıkarılmadığı müddetçe asla yiyemezsiniz. O eti yiyemezsiniz yani. İbranilerdeki bu gelenek aslında çok eski bir geleneğin sonucudur.
O da şu pürmitif dünyada canlılık ilkesinin ne diyeyim ona canlılık daimoni diyeyim yani canlılık veren şey hayatta. Bunun kanda olduğu varsayılırdı. O yüzden de mesela ritüellerde hep kanı bir yere dökersin. Kanı bir yere dökmenin gerekçelerinden biri de şudur. O kanın içerisindeki can denilen şeyi daimonik hayat verici gücü o toprağa dökerek o toprağın hayat kazanmasını sağlamak.
Mesela kiliselerin kuruluşunda bu mutlaka yapılırdı. Eski Asur, Babil, Akad, Sümer geleneğinde tapınaklarda Esadila veya yani bütün zikrat veya buna benzer pek çok tapınakta bir kan ritüeli kesinlikle yapılırdı. O kan yani bedendeki o kanı bir kere dökmen gerekiyor.
Yani o kan öyle bir şey ki bir yanıyla olumsuz bir yanı var. Yani ondan senin kurtulman gerekiyor çünkü yeni bir kanla donatılman gerekiyor. Yani yeni bir kan alman gerekiyor. İşte o tırnak içerisinde manevi olarak kirlenmiş kanı senin bir atman lazım. Mesela Papua yeni gene de bunu suya atıyorlar toprağa değil. Çünkü su ancak o daimonik kanı yeniden temizlemek zorunda. Tabii hayatının ileriki evvesinde yeni bir inisiyasyon sürecine girdiğinde mesela diyelim ki erişkinlik yaşı. Orada da mesela benzeri işlem yeniden yapılıyor. Orada da vücuda bir başka modifikasyon yapılıyor. Bu kanla da olabilir, başka şeyle de olabilir. Mesela başka şeyler ne? Afrika’da yine klasik yani hala yaşayan örnekler.
Afrika’da genellikle kafanın çevresine delik açılıyor. Yani delik derken böyle tam bir delik değil ama darbelerle ve kanıyarak tabii böyle bir hale şeklinde adeta delik açılıyor. O da seni yeni bir yaşamsal yani daha erişkin bir süreciye doğru götürüyor. Mesela daha erişkin yaşlarda Kızılderiler’de hala yapılan bir gelenek aslında.
Seni vücudundan yani göğüs uçlarından bir ağacı asıyorlar. Ve tabii göğüs uçların parçalanıyor. Ve senin yani o ağacın üzerinde göğüslerinden çekilmiş bir şekilde durman gerekiyor. Çünkü o da seni bir başka süreci hazırlayacak. Yani orada yeni bir sürece geçiyorsun, yeni bir topluluk, yeni bir sosyaliteye geçiyorsun.
Vücudundaki daimonik yapıların yeniden oluşması gerekiyor. O yüzden bu body modification hikayesinin en iyi gözlemlendiği şeylerden bir tanesi bu iniyasyon ritleri. Bu müthiştir yani. Tabii buna örnek çok fazla. Hani ben şimdi başa çıkmam… Yani bunu vermemiz çok anlamlı değil.
Hocam, bu denizli beden ürünleri değiştirme iniyasyonundan bahsediyorsunuz. Bu beden değişikliği siz de anlamadığınızda bir ilişkiyle göre. O antik dünya için mi? Tabii tabii kesinlikle. Yani hamleleri bir ayrı bir şey yapmak… Yok. Tabii tabii yok. Yani modern dünyada da yani gerçi içimizde şimdi felsefeyle uğraşma ucunda olunca korkuyoruz böyle konuşmaktan da. Ama yani bedenle ruh arasındaki ilişkinin birbirinden kopuşu da çok modernite ile ilişki. Ya da son birkaç yüzyılın dekartiyen, yine aynı kartezyen bölünme aslında orada da var. Fakat yani prehistorya gittiğinde, primitif çağlara gittiğinde o ikisi birbirinden asla kopan şeyler değil. Ve müthiş derecede… O yüzden bak, temel mantık şu. Bedene yaptığın her düzenleme ruha da olur. Bu kadar net.
Yani mesela çok işte seküler, yani seküler derken çok modernize olmuş bir hayatta. Sen vücuduna tatu yaptırdığında, dövme yaptırdığında o bedene yaptırdığın şey ruhla alakalı bir şey değil. O bir estetik nesnesi olarak duruyor. Fakat primitif çağda senin koluna yaptırdığın dövme doğrudan doğuya senin ruhunla alakalı. Yani dışarıya yapılan her şey aslında içeriye yapılıyor. Birazcık. Bundan dolayı bu hani böyle çok dersin başında dedim ya böyle birazcık spesifik bir konu gibi duruyor bu ama esasında o kadar spesifik değil. Mesela olayın içerisine girdiğinizde bakacaksınız ki bu tip modifikasyonların yapılmadığı hiçbir toplum yoktur. Ve bu modifikasyonların türleri de böyle en basitinden, en marjinal ve sertine kadar sürekli yapılmıştır. Ve kısmen işte hala yapılmakdadır. Mesela ikinci neden de bu yani inisiyasyon ritleri. Saydım ya bir dedim. Evet. Şimdi mesela bir üçüncü neden de. Yani ilk bedene yapılarında da bedene sıkılanlar mesela yüzük, madalya falan. Tabii tabii kesinlikle. Aslında süs kavramı da evet. Süs kavramı da yani süs kavramı da tabi büyü ve inançla ilgili bir şey.
Yani mesela şimdi aslında tam ona gelirken sen şey yaptın. Bir başka neden de, üçüncü neden de şu. Bu şekil değiştirmelerle ilgili. Mesela bunun en güzel örneklerini yine Afrika’da şeyde buluyoruz. Onlar onun için yapılıyor özellikle. Şimdi dudaklara takılan halkalarla dudakları aşağıya doğru uzatmak veya boynu yukarıya doğru çıkarmak. Bunlar da şu daha totemik inançla ilgili bir şey. Yani şöyle. Bazı modifikasyonlar çevrendeki varlıkların gücünü elde etmeye yönelik sihirsel bir dünya ile ilgili. Yani mesela bu dudakla ilgili yapılan modifikasyonlarda çoğunlukla kuşlara benzetiyorsun kendini.
Mesela bunun en bariz şeydir. Köpek balığı dişi şeklinde dişlerini yapmak az evvel söylelim. Bunun gerekçesi şu. Bu tabi hani bizim büyüde kullandığımız formülasyon benzer benzeri şeker ilkesi. Bunun mantığı şu. Dişini bir köpek balığına benzettiğinde yani dişine bir modifikasyon yaptığında, dişini şeklini değiştirdiğinde kalıcı olarak, sen bir köpek balığı tırnak içerisinde olmuş oluyorsun. Yani köpek balığının içerisindeki şey ne ise, mana diyoruz biz ona dinler tarihinde yani güç, köpek balığındaki o süpernatürel güç ne ise o sana geçiyor. Yani onunla özdeşleşmenin bir yolu. Yani dudaklar da öyle. Genellikle kuşlara benzemek için yapılır. Yani hani kuşların biraz pelikan gibi kuşlar özellikle dışarıya doğru çıkırdı. Küpeler, yine belirli hayvanların yani küpeyle aşağı doğru uzatmak şeyi. Bütün bunların hepsi yani bazı modifikasyonlarda o hayvanlara benziyerek onların gücünü elde etmeye yönelik uygulamalardır aslında. Yatay olarak çekmek veya dikey olarak çekmek? Tabii tabii. Yani umarım gücü veren tanrıları bir tür tanrı arakada cemlederek değil mi yani? Aynen öyle kesinlikle. Ondan sonra dolayısıyla bir üçüncü türde bu bu işin. Onlara benziyerek onların gücünü elde ediyorsun. Bu da birazcık dinler tarihinde bizim mana dediğimiz, fetiş dediğimiz, totem dediğimiz böyle birtakım kavramlarla ilgili. Ama temeli yine aynı.
Yani temeli vücutta bir şekil değiştirme ve onun aracılığıyla ruhunda da bir şekil değiştirme. Şimdi… Şimdi, şeyden gerektirilen ayırıyor musun? Nasıl? İnitiye eti gerektirilen ayırıyor musun? Ya şöyle, evet bu mesela inisiyasyon amacıyla yapılandan biraz daha farklı bir şey. Yani inisiyasyonun, mesela bakın en basit inisiyasyon ritüelini söyleyeyim ben size. En basit, hala yapılan.
Ya bu tabi şimdi ben burada inisiyasyon ritüeli diyeceğim bu modifikasyona ama bunun tabi hani dini bir karşılığı da var. O başka bir şey yani o konuda konuşmuyorum ben. Sadece bir örnek olsun diye içimizde hala yaşayan bir geleneği, klasik bir modifikasyona örnek vermek istiyorum. Sadece o da sünnet mesela. Yani hani sünnet olayı da çünkü neticede bir vücut üzerine bir değişiklik yapıyorsun. Bir et parçasını kaldırıyorsun ve oradan alıyorsun. Dolayısıyla mesela sünnet konsepti de buradan baktığınız zaman bu modifikasyona benzerdir. Yani illa ilişkisi vardır yoktur demiyorum ama hani bizi izleyen arkadaşlar için bir fikir veriyor. Yani şekil değiştirmek hala yaşıyor mu? İşte yaşıyor yani.
O yüzden hani inisiyasyon ritüeli, bu gibi süslenmeler yani bir şeye benzemek onun gücünü elde etmek için o süslenmeler hani bunlar biraz daha farklı olgular ama tabi şöyle düşünmek lazım. Bunların hepsi yapılıyor toplum tarafından. Yani primitive society’de adam onu da yapıyor, onu da yapıyor, onu da yapıyor. Yani hepsini birlikte zaten yapmış oluyorsunuz.
Şimdi bu örnekler daha çok yaşarken yapılan modifikasyon örnekleri yani insanlar hayatta iken vücutlarına az evvel saydığım veya saymadığım gerekçelerle yapılan şekil değiştirmeler. Ama tabi bir de öldükten sonra yapılan şekil değiştirmeler var. Yani dersin başında bir kelimeyle bahsetmiştim. Bu da çok yaygın.
Yani tabi öldükten sonra yapılan şekil değiştirmelerle ilgili bütün dünyada çok fazla veri var. Anadolu’da da çok var. Yani Anadolu’da arkeolojide arkeolojik anlamdaki vereceğim örnekleri çok fazla veri var. Yani ölen birisinin bedeni üzerine yapılan şekil değiştirmeler. Mesela bunlar ne? Bunların en önemlisi şudur.
Bende tabi çok malzeme var bu konularda. Hani örneklerim sonsuz da sadece birkaç örneği verebilirim. İskaletler üzerine, özellikle kafa üzerine yapılan operasyonlar.
Yani genellikle piramitiflerde ve eski çoğalarda ölümünden sonra kişinin bedeninde büyük oranda da bir müddet ceset bekletildikten sonra kelle vücuttan ayrılıyor ve kelle ayrı bir yere gömülüyor. Beden adeta terk ediliyor. Yani kelle çok önemli, kafa çok önemli, baş çok önemli.
Şimdi bu mesela bir ölüm sonrası yapılan modifikasyona en yaygın örnektir. Bizim Anadolu’da yüzlerce örneği var, Akdeniz coğrafyasında yüzlerce örneği var. Mesela bu çok önemli. Bu tabi kafa operasyonu bizim dinler tarihinde atalar kültü dediğimiz bir inanç biçimiyle yakından alakalı aslında.
Yani niye kafa tası, önemli eski topluluklarda bu dinler tarihinde bizim atalar kültü dediğimiz bir inançla alakalı? Geliyorum buna. O zaman bir, demek ki bu kelle önemli. İki, şu önemli.
Vücudun önemli bir kısmı ölümden belirli zamanlar sonra dersin yine başında söylediğim gibi veya konuşmamızın başında söylediğim gibi kış veya bahar ekranokslarında çıkartılıyor yerinden, yani mezarından diyeyim ben ona. Ve vücuda boyalar söylüyor. Özellikle de kırmızı boyalar. Yani tabi orada kırmızı ve kan ve ölüm arasındaki bir paraleli de var yani.
Tabi bunların hepsi yine inancı yönelik, inançla ilgili şeyler. Ve büyük ihtimalle de burada iki yönlü bir işlem var. Bir, ölenlerin geride kalanlara musallat olmaması için yapılan bir operasyon bu. Yani ölmüş olanların tedirginliğinden. Çünkü dinler tarihindeki bu atalar kültü denilen inanç biraz öyle bir şey.
Yani aslında ölenler ölmüyorlar. Ölenler bütün antik dünyada hatta günümüzde bile neredeyse yukarıda bir yerlerde işte sağda solda bir ghost gibi yani bir hayalet gibi bekliyor dolaşıyor yani. Bazen düşman gibi. Mesela buna liminal eşik denil, liminalite deniliyor. Yani liminalite şu. Yani atalar kültü kavramında kullanılan bir şeydir bu kelime. Şu ölenlerin ruhları neyse o ruhlar yani belli bir alanda yani bu yaşamda öteki yaşamın arasında bir yerde işte liminal alan dedikleri evet aynen öyle orada bekliyorlar aslında. Orada beklerlerken sana iyilik de yapabilir, kötülük de yapabilir. Bu biraz sana bağlı.
Yani eğer ölünün arkasından onu mutlu edecek şekilde birtakım sunular verirsem, mesela ölünün arkasından yiyeceklerini verirsem, mesela helvasını yaparsan veya birtakım ölüyü tatmin edecek ritüelleri yaparsan problem çıkmayabilir. Yapmazsan çıkabilir ama o liminal alanda bekliyor her an yani.
Şimdi o yüzden özellikle kafatasının korunması şundan dolayı önemli. Kafatası atalar kültünde en önemli vücut parçasıdır. Çünkü kana benzer bir şekilde yaşam ilkesinin kafatasında bulunduğu var sayılır. Şimdi buna çok somut örnek vereceğim yani hala yaşanan.
Şimdi bu kafatasını, ölenin kafatasını koruduğunuz müddetçe, yani atalar kültü inancının gerektirdiği bir ritüel olarak bu kafatasını koruduğunuz müddetçe veya ona birtakım operasyonlar yaptığınız müddetçe atanızın bu dünyaya gelmesini engellersiniz. Kötü anlanda gelmesini engellersiniz. Yani olumsuz anlanda gelmesini engellersiniz.
Büyük ihtimalle ölmüş olan ataların bu dünyadaki adeta bulunduğu mekanlar kafatasları. Yani sadece kafatasları değil ama kafatasları çok önemli. Şimdi çok somut bir örnek mesela. Bu hala var olan bir örnek. Bu biliyorsunuz ki aslında bizim Türklerde de var yani Burdur civarında böyle kısmen hala yapılıyor.
Fakat dünyada çok yaygın. Primitif dünyada çok yaygın. Ama Orta ve Güney Amerika’da hala çok yaygın. Şimdi çocuklar doğdukları andan itibaren kafaları böyle iki tane yassı tahtanın arasına konuluyor. Yani doğduğundan itibaren kafam böyle gelişmeye başlıyor iki tane tahtanın arasında. Tabii kafa böyle gelişmeye başlayınca kafa bize göre yamuk bir şekilde büyüyor doğal olarak.
Ve hala hakikaten bakın Amerika yani Orta ve Güney Amerikalılar’ın kafataslarına şeydir. Öyledir yani geriye doğru kafa uzamıştır yani. Prognatizma yani çene kısmı öne doğru çıkar ama kafanın arkası arkaya doğru gider. Alın bayağı bir geriye kaçar. Tabii burada kafa üzerine müthiş bir modifikasyon yapılıyor. Yaşarken bakın bu örnek yaşarken yani. Tabii yapılmasının gerekçesi şu.
Şimdi bu kelime hala kullanılıyor. Bu kelime eski Maya dilinde bir kelimedir ama bugün Orta ve Güney Amerika’da hala kullanılıyor. Kelime Torilli. Torilli denilen bir kelime bu. Ta böyle orta çağlara kadar gidiyor. Torilli şu demek bu Kızılderili dilinde yani Orta ve Güney Kızılderili dilinde. Yaşam ilkesi demek. Türkçe karşılığı o yaşam ilkesi.
Bu Torilli’nin kafat aslında olduğu varsayılıyor. Özellikle de kafanın şu arka kısmında. Tabii Torilli’yi koruman gerekiyor senin yaşarken ve öldükten sonra. Koruman için de kafanın arkasına doğru olan kısmı mümkün olduğunca uzatman gerekiyor. Çünkü o Torilli hala oradadır. Mesela bugün içinizde belki giden varsa o Peru’ya falan Peru köylerinde hala bilinen gibi. Peru’ya gitseniz deseniz ki ya bu Torilli hoca böyle bir şeyden bahsediyor. Bunu bana bir söyleyin. Sana pat pat anlatacaktır. Ben kendim tecrübesini yaşadım. Çünkü evrensel enerji diyeyim ona bu kafatasının içerisinde
ve ölmüş olan ataların sahip olduğu enerji de o kafatasının içerisinde. Kafatası bir Orta Amerikalı’da hem ölenlerin enerjisini taşıyor hem de bu dünyadaki kozmik enerjiyi taşıyor. Ve buna Torilli diyorlar. Çok enteresan. Sen’in bunu… Enerjiyi taşıyor mu hocam? Enerjilik irtibatla kuruyor. Şöyle enerjiyle irtibatla kuruyor. Evet. Yani onu o yani…
Az önce dediğiniz dışarıda bir evde olabilir ama… Kesinlikle. İrtibatla kuruyor. İrtibatla kuruyor. Yani… Anten gibi yani. Anten gibi yani. Orada bir kere burada var. Yani hepimizin şeyinde var. Bizim onu çok iyi korumamız lazım o kozmik bütünlüğü sağlamamız için. Ama aynı zamanda biz ölen atalarımızla orası aracılığıyla irtibat kuruyoruz. Yani kafadaki o nokta ile irtibat kuruyoruz. Tabii hani bu böyle çok spesifik bunun üzerinde böyle yoğunlaşabilirim falan ama… Burada bilmesi gerekli olan şey, bizi izleyen arkadaşlarım… Bu kafatası kültü denilen bir kült var. Bu kafatası kültü atalar kültü denilen bir kavramla çok yakından alakalı. Kafatası genellikle ölen ataların dünyada yaşadığı alanlar. Tırnak içerisinde. Ve kafatası evrensel hayat ilkesinin içerisinde durduğu noktalar. Bundan dolayı da mesela şimdi size başka bir örnek. Kızılderiler bu sefer Kuzey Amerika kızılderileri. Bu hani çizgi romanlardan falan hatırlarsınız. Kuzey Amerika’da kafatası yüzme geleneği var kızılderilerin. Kafatası yüzme geleneği yani kafatası çıkarıp alma o da bir modifikasyondur.
Gerekçesi şu çünkü kafadaki o enerji kafatasında yani kafanın üzerindeki saçta da var. Sen o saçı oradan çıkarıp aldığın zaman onu evet onun adeta tehdit edici bütün gücünü bertaraf ediyorsun. Veya ondaki gücü ele geçirmiş oluyorsun.
Bundan dolayı da Kuzey Amerika kızılderilerinde bu kafatası yüzme hikayesi esasında böyle bir dini veya büyüsel bir yanı var. Bundan dolayı bir öldükten sonra yapılan modifikasyonlarda özellikle kafatası ile ilgili yapılan modifikasyonla önemli. İki, boya yani cesedin boyanması veya üzerine yeniden dövmeler yapılmasıyla ilgili şeyler çok önemli.
Üç, bir de şu yapılıyor yani her yerde bu az evvel söylediklerim neredeyse her yerde. Bazen şu yapılıyor kemikler bilinçli olarak kırılıyor yani ölü bekletilmiş bir müddet o bekletildiği alan da kültürden kültüre değişiyor. Yani genellikle evin dışında cesedi bekletiyorlar bir müddet.
Ceset bekletildikten sonra artık yani etler ortadan kalkmaya başlayınca kemikler özellikle kaval kemikleri kırılıyor. Yani ve kaval kemikleri kırıldıktan sonra beden modifi yani şekli değiştirilmiş beden evin içerisine getiriliyor. Ve sekilerin altına yani evin oturma yerlerinin altına gömülüyor. Mesela bu da örnektir yani bacak kemiklerinin kırılmış olması da bir örnek. O muhtemelen şeyle ilgili yani ölen kişiden sana gelecek olan tehditi bertaraf etmek üzere yapılan bir operasyon. Mesela bu şeyde falan çok yaygındır hani hala yapılan bir gelenek olarak yani ölen birisinin yanına ona ait bir eşyası varsa genellikle kırılır konur.
Yani bastonu varsa kırılır konur. Kullandığı çok nesnesi varsa kırılır konur. Ondan sonra onun gerekçesi şey yani hani ölüden gelecek olan bir tehditi yani iki dünyayı ayırmak aslında yani. Kalemini kırdığım bir şey aslında biraz doğru. Dolayısıyla bu da bizim ölüm sonrası ya da post-mortem dediğimiz şeyler modifikasyonlar.
Öyleyse şu an ne üzerine konuştuk? Bir ölmeden önce yapılan modifikasyonlar, bir öldükten sonra yapılan modifikasyonlar. Şimdi bir de bu modifikasyonların özellikle ölümden sonra yapılan modifikasyonların biraz birkaç şeyini vereyim. Anadolu’dan yani bizim arkeolojik malzemelerden örneklerimizi vereyim. Çünkü çok fazla şey var malzeme var.
Yani… Hıhı. Hıhı. Kafa… Kafayı mı ne yapılıyor? Kafayı kesiyor. Kafayı kesiyor. Bazen mesela şey yapıyor. Kafanın üzerinde küçük delikler açıyor.
Bunun yani tabii antropoloji kafanın üzerinde açılan kemiklere dair yani deliklere dair çok fazla veri var antropologların elinde. Mesela bunların bir kısmı hayatta iken de yapılıyor. Zaten onu izleyebiliyorsun yani antropoloji de. Hayatta mı değil mi o kafatasına açılan delikten onu biliyorsun zaten. Öldükten sonra kafatasına açılan deliklerin neden açıldığı tam bilinmiyor.
Fakat şöyle olduğunu varsayanlar var. Yani o kafatasına açılan delik aracılığıyla o kişiyle irtibata geçmek. Yani iki boyutu birleştiren bir alan aslında. Yani kafatasına açılan delik esasında bir solcan deliği gibi. Astronomide bir başka dünyaya açılan deliktir diyen böyle din antropolojisi çalışan adamlar var.
Ama o biraz spekülatif. Genellikle kafatasını olduğu gibi alıyorlar. Onu öyle bir şekilde koruyorlar. İşte bazen üzerinde delikler de açılabiliyor hakikaten. Ama o deliklerin tam şeyini bilmiyoruz yani. Bir de şey yapıyor mesela bu Jericho örneğinde çok iyi örneği var. Aslında başka yerde de var ama en klasik bunun Jericho’dur İsrail’de. İsrail’de Jericho şehrinde yani eski Jericho şehrinde prehistorik Jericho’da kafatasları bulundu. Ve bu kafataslarının göz kısımlarına bir takım böyle deniz kabuklularından şeyler konmuş. Yani nesneler konmuş deniz kabukluları. Şimdi bunlar da muhtemelen hep şeyle ilgili olduğu düşünülüyor ki mantıklı.
Hani ölüm sonrası hayatta onun varlığını sürdürecek gözler tırnak içerisinde. Buna benzer kafatasına operasyon şeyler yapılabiliyor. Yani göz deliklerine açılan bir noktaya şey koymak yani herhangi bir şey koymak da bir modifikasyon türüdür aslında.
Hocam gece açık electric może Escape mechanic açık리 Vera olarak ne kadar çok sorur ediblesek we Secondly, negative hüc Display
Evet, aynen öyle. Yani o modifikasyonlar tabi başka ritüellerle birlikte yapıldığında ölen ruhların sana iyilik yapmasına da yol açabilir. Çünkü ölenler, bu atalar kültü dediğim inanç bağlamında baktığınızda ölenler çift kutuplu bir özellik taşırlar. Yani bir yanıyla hakikaten hayır getirebilir, bir yanıyla şer getirebilir.
Şimdi onun hayır ve şer getirmesi tamamen senin yapma etmelerinle alakalı. Tabi mesela ölenlerin sana hayır getirmesi için vücuttaki birtakım şekil değiştirmeler işe yarar.
Bazen de işte ne işe yarar mesela ölenlerin sana hayır getirmesi için antik dünyada veya piramitif çağlarda özellikle taşlar, taş kavramı. Yani mesela Göbekli Tepe bundan dolayı anlamlı. Ben bu videolardan birisini Göbekli Tepe’nin bu yanıyla ilgili yapacağım.
Ölenlerin şerrinden kurtulman için yapılan ritüeller var. O ritüellerin önemli bir kısmı vücut üzerine yapılan ritüeller tamam veya başka ritüeller tamam. Ama bir de ölenlerin hayrını alman için de çünkü ölenler yarı tanrısal varlık olmuştur tırnak içerisinde. Yani ölenler öyle basit ölüler değildir yani. Yarı tanrısal veya daimonik güçlerdir onlar.
Onların hayrını da çekmen mümkün. Hayrını çekmen için yine vücutta birtakım operasyonlar yaparsın. Ama aynı zamanda işte o ölüyü dünyaya hayır için işlemek üzere getirecek mekanizmalar lazım. Mesela eski Türkler de, ya bu biraz tartışmalı ama bu mezar taşları, balballar biraz böyle bir şey. Yani taş kültü burada çok önemlidir. Yani taşla ilgili inançlar. Bu konuda mesela Eliade gibi mesela Türkiye’de Hikmet Tanyo Hoca bayağı çalıştı bu konular rahmetli. Ama tabii yani Amerika’da falan bayağı çalışmalar var yani. Bunların en önemlisi de bana göre Eliadedir. Eliade’nin hani bu spesifik taş ve buna benzer inançlarla ilgili yani ve atalar kültü taş ve atalar kültü arasındaki ilişkiler bunlarla ilgili bayağı bir çalışması var. Mesela dikkat edin. Türkler de de bir savaş kazanıldığında ölenlerin kafatasından içki içilir.
Değil mi? Yani Atilla’nın yani böyle yaptığını biliyoruz hem Türklerin. Hala Kırgızlarda buna benzer ritüeller var yani Kırgız folklu veya Asya folkluyunda var yani. Yani zaferi bir kafatasıyla kutlamak anlamı biraz şöyle bir şey. O kafatasındaki var olan güç ve iradeyi aslında kontrol altına almak veya kendinden kılmak. Biraz hikaye o yani.
Ama bu tabi Orta Asya’da kafatası kültünün hala çok canlı yaşadığı yer Kırgızistan. Bu konuda da yapılmış çok iyi tezgah var Türkiye’de yani. Kafatası kültü, atalar kültü Kırgızistan’da hala yaşayan falan gibi.
Bir şey dedim. Hayvan kafatasları meselesi var. O da sadece böyle bir görsellik açısından değil. Evet evet kesinlikle. Kesinlikle yani aynen iyi hatırlattım. Yani Anadolu’da hani evlerde öyle basitçe süs olsun diye o kafatasları, hayvan kafatasları asılmaz yani.
Veya bazen hani kemikler konulur hayvan kemikleri falan. Bütün bunların anlamı biraz şey o kafatasında mevcut ne diyeyim kozmik gücü biraz ele geçirmek. Yani biraz anlamı böyle bir şey yani. Peki bunlara örnek yani işte şey Jericho örneği hani çok bildik olduğu için güzeldir yani.
Tabii Anadolu’da çok var. Yani bütün dünyada çok var. Anadolu’da çok var. Bunlarda Türkçe’de tabii çalışan insanlar falan var yani. Türkiye’de antropoloji çalışmaları, böyle prehistorya çalışmaları fena değildir. Yani Mehmet Özdoğan hoca çalışıyor. Yani şu an aklıma gelen gelmeyen bir isim var da ben şahsen de tanıdığım için Mehmet Özdoğan’ı.
Ama şey falan özellikle bu konulara çok çalıştı. Metin Özbek yani, bu kemiklerin üzerine yapılan operasyonlar konusunda Metin Özbek profesör. Neredeydi hoca? Ankara Üniversitesi mi? Unuttum ben şu an yani. Ankara’daydı. Hacettepe’de olabilir. Antropoloji bölümü.
Mesela o baya çalışmıştır Anadolu’da bulunan bu kemikler üzerine yapılan operasyonlar ve bunların inanç veya dinle ilgili yorumları gibi. Mesela Anadolu’da nerede var yani bunlar? Mesela Çayönü’nde, Diyarbakır Ergani’de. Yani Diyarbakır Ergani’deki Çayönü çok önemli bir nöretik yerleşme. Yani tarımın ve hayvancılığın yeni yeni hani ortaya çıkmaya başladığı nöretik dönemlere denk düşen Çayönü yerleşmesi çok önemli. Böyle ızgara planlı evleriyle falan meşhurdur. Yani adeta göçebelikten yeni yeni yerleşik hayata geçiyorsun gibi bir süreç yani. Mesela Çayönü’nde kafa taslarından oluşan sadece bir yer bulundu. Ona kafa taslı ev dendi zaten. Çayönü’nde çok fazla var. Sonra tabii Anadolu’da özellikle Metin Özbey’in çalıştığı konulardan birisi şeydir bizim Aşıklı Hüyük. İç Anadolu’da Aşıklı Hüyük. Aşıklı Hüyük de İç Anadolu’nun nöretiği için çok önemlidir. Orada da Aşıklı Hüyük’te de 13-14 kadar kafa tası bulundu. Bunların önemli bir kısmı çocuklara ait ve bunların bir kısmının plaster ile bir alçı ile kaplandığı görüldü.
Kafaya operasyonlar falan yapılmış. Mesela Aşıklı Hüyük. Bunlar çok klasik bir örnek. Sonra tabii Diyarbakır’da Körtük Hüyük var. Orada da aynı şekilde Neolitik falan aşağı yukarı. Orada da böyle üzerine operasyon yapılmış kemikler var. Tabii bizim daha bildik Konya Çatal Hüyük de var.
Ondan sonra tabii son zamanlarda göbekli tepede de biliyorsunuz 3 tane kafatası bulundu. O 3 kafatasının da büyük ihtimalle bir yere asılarak bir ritüel yapıldığı anlaşıldı. Yani tahmin ediliyor daha doğrusu. Çünkü kafanın üzerinde bir yere asıldığına dair şeyler var. Bir takım delikler var yani. Muhtemelen de göbekli tepede de bu atalar kültü çok güçlü bir inanç yani. Atalar kültüyle kafatası arasındaki ilişki sanki göbekli tepede de böyle şey biraz kendini gösteriyor gibi. Sonra Nide’de Köşk Hüyük var. İç Anadolu. Nide Köşk Hüyük var. Burada da kafa üzerine yapılan bir yılın operasyonları var. Tabii yani bunlarla ilgili örnek çok fazla. Yani tek tek benim önümde liste var ya da biraz çalışıyorum da bu konuları ben aslında yani.
Aslında şöyle geniş bir dilimden söz ediyoruz ama bunun… Evet evet diyebiliriz. Ama özellikle şöyle. Özellikle neoletiğe geldiğimizde yani yaklaşık milattan önce 9000 yıllarındayız. Ve insanlar artık böyle avcı toplayıcılıktan yerleşkaya,
hayvan domestike, bitki yetiştirme yani böyle bir süreç. Neolitikten itibaren bu acayip var. Muhtemelen yeni bir hayat anlayışı, yeni bir algı, dünya yeni bir şekilde algılayış, ölüm sonrası hayatla ilgili inançların çok netleşmesi. Bütün bunlar beden üzerine yapılan modifikasyonları adeta böyle arketipsel olarak şey yaptı, tetikledi yani. Ama tabi o neolitikten sonra da devam etti. Günümüze kadar geldi. Çok modernize şekilde, hani dörme ya da buna benzer şekillerde aslında hala devam ediyor diyebiliriz. Diyorum aslında birkaç da örnek şey vereyim ben kaynak. Şimdi bu işlerle bu biraz kaynak verme falan böyle tam bir derse döndürebilir videonun mantığını ama hani belki çok ilgilenenler varsa onlara da… Bizimki semine ve ders arasında şey oldu çünkü klasik düşünce okulunu. Aslında faydalı da olur. Değil mi? Sakıncası olmaz herhalde klasik düşünce okulunu izleyen arkadaşlar böyle biraz katkımız olsun yani bu anlamda da. Kaynak hani şey yapmasınlar. Tabi Türkçede aslında çok fazla kaynak yok ama yine de Türkçeden vereceğim yani. Mesela Metin hocanın yani Metin Özbey’in şu kitabına bakabilirler.
Bir kere Metin Özbey’in şey Antropoloji diye bir kitabı vardır. Ona bakabilirler o derli toplu iyi bir kitaptır. Bir de hocanın bir makalesi vardır. Neolitik toplumlarda baş veya beden alçalama. Yani bunun PDF’si var bunu bulabilirler. Metin Özbey baş veya beden alçalama. Buna bakabilirler bu iyi bir makaledir. Sonra Gamze Yaşar’ın şu çalışmasına bakılabilir. Eski Anadolu topluluklarında patolojik rahatsızlıklar. Yani Antropologlar bunları iyi biliyor çünkü. Yani hani kemikten bakarak, kırdaktan bakarak falan anlıyor hangi hastalık nerede nasıl var. Dolayısıyla Gamze Yaşar’ın bu eski Anadolu topluluklarında patolojik rahatsızlıklar hani önemli buna bakabilirler. Aslında Batı’da tabii çok fazla çalışma var. Ama ben birkaç tane belki örnek. Birisi şu. Alice Gorman diye birisinin The Archaeology of Body Modification. Alice Gorman’ın The Archaeology of Body Modification mesela buna ulaşabilirler arkadaşlar. Sonra Megan Summers’ın Marking the Body buna bakabilirler. Yani Megan Summers’ın Marking the Body kitabı.
Derli Toplu bu konuları çok iyi ele almıştır. Bunlarla şey yapabilirler hani biraz ilgilenebilirler. Şey var tabii en son Mümtaz Fırat’ın Güneydoğu Anadolu’da dövmeler. Orada şeyi iyi anlatıyor yani bu Güneydoğu Anadolu’da dövme kültürünün antik çağlardan günümüze kadar nasıl geldiği dövme türleri bununla üzerinde duruyor. Bu da Yapıkred’den çıkmıştır yanlış hatırlamıyorsam. Çok öfkes almasak Güneydoğu Anadolu’da dövme kültürü var. Tabii tabii evet. Hatta en sona 1950’lerde falan böyle bir hadise olmuş. Birisi gelmiş böyle bir dövme. Yani bir kabulleri böyle bir çanlımları falan işte böyle dövmeleri falan. Bu pek bir dövme yani. Öfkes almanlar var. Tabii tabii. Bu şeyin Mümtaz Fırat’ın bu çalışması mesela şeydir, iyidir bakılabilir. Evet bugün böyle birazcık bu vücut üzerine yapılan şekil değiştirmelerden bahsettik. Ondan sonra bir sonraki videoda artık bilmiyoruz bakacağız yani. Ama biraz böyle devam ederiz. Yani dinler tarihi, arkeoloji, antropoloji bunların kesiştiği noktalarda konular ne olabilir? Belki göbekli tepı olabilir. Hani öyle devam ederiz yani. Evet.
… … … … …

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir