"Enter"a basıp içeriğe geçin

Kürşat Demirci, Din, Tarih ve Arkeoloji, 2.Seminer

Kürşat Demirci, Din, Tarih ve Arkeoloji, 2.Seminer

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=EDFsf4eM1pA.

Başladık mı? Peki. Şimdi sevgili arkadaşlar bugün böyle göbekli tepe biraz onun üzerine konuşalım. Tabii normalde şimdi burası yani sizin mekan çok güzel bir mekan aslında. Şu an içinde bulunduğum salon güzel. Burada işte birkaç tane arkadaşla beni dinliyor. Fakat her halükarda şeyi tercih ederim. Yani dışarıda böyle dağlarda tepelerde yapmayı tercih ederim. Fakat belki bir gün müessesi olarak artık Ekrem hocanız ve sizler aranje edersiniz, organize edersiniz de bu dersleri böyle küçükletilmiş olarak dağlarda tepelerde yapalım. Ama şey güzel yani şu an burası hem havadar hem mekan çok hoş. Ama dostum temas olmadan çok zor. Yani online problem yok tamam ama temas olmadan olmaz. Temassızlık zor. Dünyayı temasız bir ruh bekliyor mu olabilir. Böyle bir dizitopya geliyor olabilir. Temas ve temasızlık kavramlarını böyle bizim biraz irdelememiz gerekiyor. Tabii bu derste değil. Ben şimdi arkeoloji dinlen tarihi, antropoloji bir hikaye var. Bunu daha çok psikoloji, sosyal, sosyologlara falan bırakalım. Ama umarım ki müessesi bir gün bizi dağlara götürür ve o dağlarda Göbekli Tepe’yi anlatırız. Belki de Göbekli Tepe’ye gideriz. Hiç belli olmaz. Orada böyle güzel şey yaparız. Bir lektür, eğlenceli bir lektür yaparız yani. Evet. Şimdi bu Göbekli Tepe tabi aslında bu videoyu arkadaşlar hangi noktada izliyorlar onu bilmiyorum tabi.
Ama ben şöyle kabul ediyorum. Sanki benim bu sizinle birlikte başladığım sürecin üçüncü videosu olarak kabul ediyorum. Ve dinler tarihinin metodolojisi üzerine konuşuyoruz aslında. Yani birinci seminer oydu. İkinci seminer, geçen seminerimiz yine aynı konuydu. Bu üçüncü seminerimiz de yani benim mesela şu an izleyenler hemen şöyle kafalarında yerleştirsinler.
Desinler ki hoca şu an dinler tarihinin metodolojisi üzerine konuşuyor diye yerleştirsinler kafalarında yani. Tabi bu bağlamda yani dinler tarihinin metodolojisi bağlamında elimizde müthiş zengin malzeme var. O zengin malzemeler psikolojiden sosyolojiye, arkeolojiye, antropoloji felsefe müthiş.
Yani dinler tarihinde metodolojisi üzerine konuşacak olsak biz sırf yıllarca bütün bunların hepsini değerlendirebiliriz. Psikolojiden, sosyolojiden girer, antropolojiden, fiziksel antropoloji, kültürel antropoloji çıkar böyle bir dünya haritası yaparız yani. Ama o kadar dağıtacak şeyimiz yok zamanımız da yok. Bizi dinleyenlerin de muhtemelen o kadar sabırlı olmayacak. O yüzden ben biraz böyle arkeoloji, antropoloji, dinler tarihinin kesiştiği noktalardayım. Hep dolaştığım yerler öyle. Herhalde bir müddet de öyle olacak bu videolar bağlamında. Bu ders de öyle yani bu seminer de öyle. Mesela bu seminerde de göbekli tepeyi yapacağız biz biraz ama esas da hikaye şöyle olacak.
Dinler tarihi, antropoloji ve arkeoloji ve biraz da psikolojinin kesiştiği bir yeri yapmış olacağız. Yani burada göbekli tepeyi anlatırken ben onu dinler tarihinin metodolojisi içerisinde değerlendireceğiz. Bu metodolojiyi de yaparken antropoloji, arkeoloji ve psikoloji dinler tarihi bunların hepsinden birer parça bir şey alarak yorumlamaya çalışacağız.
Tabii göbekli tepe aslında ben çok gittim göbekli tepeye. Yani hem akademik olarak çalışmak için hem turlar yani çeşitli turlar yaptığımız turlar bağlamında çok gittim. Sadece göbekli tepeyi değil tabii çevre civarı bayağı iyi gezdim. Dolayısıyla çok şaşırtan bir yer hakikaten. Benim tabii veya benim gibi pek çok arkadaşın göbekli tepeyi böyle ilgi duymasının sebebi sadece basit bir şeyden kaynaklanmıyor. Yani popüleriteden kaynaklanmıyor. Yani göbekli tepe diye bir yer çıktı ondan sonra hadi onu öğrenelim, göbekli tepeye koşalım, tur yapalım. Bu kadar basit bir popülerite basit değil de benim kaygım buradan kaynaklanmıyor. Yani böyle bir popüler mesele var ama bakalımdan kaynaklanmıyor. Ki o olayın bir yanı böyle doğru. Aslında benim derdim daha çok bir dinler tarihi meselesi olarak bu göbekli tepe üzerinde durmak.
Burada da tabii bir dinler tarihi meselesi olarak göbekli tepe üzerinde durmaktan ben şeyi anlıyorum. Göbekli tepenin fonksiyonu nedir? Yani göbekli tepenin fonksiyonu nedir? Göbekli tepede bulunan kalıntıların fonksiyonu nedir? Buradaki fonksiyonla kastım arkeolojik bağlamda bir fonksiyon olmaktan ziyade büyük oranda inanç tarihi bağlamında bir fonksiyon.
Yani benim üzerinde duyacağım konu aslında az evvel sizinle de muhabbet ederken söylediğim gibi benim bir yanım arkeolog aslında. Yani arkeolog bir yanım arkeolog ama büyük bir yanım dinler tarihi yapıyor. Ama arkeoloji sinnen de bahsedecek olsam bile şu an derdim pek arkeolojisi değil göbekli tepenin.
Derdim şu daha az bilinen bir yanı yani o da şu. Ya bu göbekli tepenin fonksiyonu ne? Ne işe yarıyor bu? Neden yaptılar? Neolitik dönemin erken çağlarında insanlar bunu niye yapmış olabilirler? Bunu niye yaptıklarının cevabı da büyük oranda dinler tarihinin kesiştiği bir yerde duruyor yani böyle inanç tarihinin olduğu noktada.
O yüzden ben bugün beni izleyen arkadaşlara göbekli tepenin bir inanç fonksiyonu olarak nediri üzerinde durmaya çalışacağım. Ama tabii şöyle önce bir tanım yapmamız gerekiyor. O tanım da şu.
Şimdi normalde tamam yakın zamanlara kadar hani daha bildik yer veya daha bildik mekan Urfa’daki işte 10-15 kilometre Urfa’ya uzattıkları göbekli tepeydi yani klasik anlamda bir tane yay biliyorduk biz. Fakat bugün tabii son yıllarda yapılan bu çalışmalar son 5-10 yıldır bir yıl göbekli tepe çıktı Anadolu’da ve aslında civarda da çıktı yani. Mesela Anadolu’da sanıyorum bugün aşağı yukarı böyle tam göbekli tepenin aynı kültür yani zamansal olarak eş zamanlı kültürel materyal olarak aynı kültüre ait 10 kadar yeni göbekli tepeler bulundu. Ve bunların hepsi de neredeyse Urfa civarı yani Urfa civarında.
Bunlar tabii çok fazla yani Hamzan Tepe var Karahan Tepe var yani böyle alt alta sıradadığınızda çoğunlukla da bu Urfa civarı, Urfa’nın tek tek dağları civarı. Ondan sonra yani yaklaşık bir diyelim ki 200 kilometre karelik bir alan içerisinde yeni yerler çıktı. Bunların hepsi göbekli tepe kültürüyle alakalı kültürler.
İşte Nevali Çöğr falan hani biz daha önceden biliyorduk bunu şimdi barajın altında kaldı. Ama bugün yani yeni yeni bir yıl alanlar var yani Boncuklu Tarla mesela hani çok daha eskiye belki götürecek şimdi Boncuklu Tarla’da bulunan yeni keşifler. Hani göbekli tepeden daha eskiye gider gibi sanki yani. O yüzden şöyle yapıyoruz şimdi göbekli tepeyi anlatacağım dediğim zaman basitçe Urfa’daki o bugün popüler olan göbekli tepeyi değil basitçe bütün bu göbekli tepe uygarlığına benzer ve göbekli tepe kültürleri olarak adlandırabileceğimiz bütün o 10 tane yer veya buna benzer başka mekanların da analizini yapmış olacağım. Yani sadece Urfa’daki göbekli tepeyi değil bir kültürün analizini yapacağım ben. Bu kültürde büyük ihtimalle hem etnik anlamda baktığımızda hem inançlar anlamında baktığımızda hem arkeolojik malzemeler yani daha doğrusu maddi nesneler bağlamında baktığımızda birbirlerinin aynı kültürler.
Yani göbekli tepede oturan yani göbekli tepede oturan yanlış göbekli tepeye giden insan büyük ihtimalle işte Karahan Tepe’ye de gidiyor. Ötekisi öteki tepeye de gidiyor. Dolayısıyla büyük ihtimalle aynı etnik kimliğe ait insanların oluşturduğu benzer bir uygarlıktan bahsedeceğim ben.
Ama pek çok arkadaş şu an daha çok göbekli tepeyi tanıyor fark etmez biz onun üzerinden yapıyor gibi olalım. Ama bahsettiğim daha geniş bir şey. O yüzden bir göbekli tepe lokasyonundan ziyade çeşitli lokasyonları olan göbekli tepe uygarlığından bahsediyoruz esas hikaye. Yani böyle bir tanım gerekiyor aslında.
O yüzden mesela ne yazık ki şimdi turlar falan azaldı yani. Ama hani işler güzelir her şey daha normale dönerse eski normal yok falan diyorlar da bilmiyorum eski normal ne demek, yeni normal ne demek, bundan nasıl yok ben de merak ediyorum yani. Ama her şey biraz daha eskisi gibi olursa insanlar göbekli tepeye gittiklerinde o çevredeki diğer küçük veya büyük göbekli tepelere de geçsinler bence.
Çünkü bunlar böyle birbirlerine 10 kilometre 20 kilometre bayağı yakın alanlar yani. Yok, kazıların çok önemli bir kısmı zaten yeni yeni başlıyor. Göbekli tepe biliyorsun zaten bitmedi yani bitmesi de çok imkansız gibi görünüyor. O yüzden bir de tabii dünyanın başka yerlerinde de göbekli tepeler var yani tırnak içerisinde. Ve büyük ihtimalle biraz bu yana spekülatif olsa bile sanıyorum ki göbekli tepe uygarlığı ortadan kalktıktan sonra yani orada yaşayan o etnik kimlikler bölgeyi bir şekilde terk ettikten sonra dünyanın çeşitli yerlerine dağıldılar. Ve dağıldıkları yerlerde de benzeri bir takım kültürler oluştururlar. Mesela işte İspanya’da en son bir göl çekilince daha yeni yani 5-6 aylık bir şey bu hikaye. O gölün kalın gölün zemini içerisinde göbekli tepeye çok benzer böyle megalit yapılar çıktı. Ki aşağı yukarı hani o da neoletik dönem bu kadar erken yani bizim göbekli tepe kadar erken değil ama o da neoletik yani 6000-7000’ler yani yaklaşık milattan önce. Almanya’da var ya tabii bunların en klasiği de her ne kadar zamansal arada boşluk olsa bile İngiltere’de çok var biliyorsunuz ama İngiltere’de en meşhur da Stenench’dır. Yani büyük ihtimalle arada tamam yani Stenench ile göbekli tepe arasında nereden bakarsam diyelim ki 6000 yıl zaman farkı var.
Fakat bu 6000 yıl zaman farkı aslında piramitif insanın mentalitesinde çok önemli değil. Çünkü antik kültürler veya prehistorik insan zaman söz konusu olduğunda muhafazakardır. Yani bunun bir felsefi aslında derinliği var.
Yani biz modern insanlar zamanı şey yaptık ne derler yani zaman kavramını soyuttan somuta zamandan daha doğrusu maddeyi çıkarmaya başlayınca zaman kavramı bizim için çok farklı bir şey hale geldi. Ama piramitif topluluklara gittiğinizde zaman hep tekrarlanması gerekli olan bir süreçtir. Yani kozmik yapı daima böyle algılanmıştır. Yani hep her şey tekrarlanmak zorundadır. Zamanın dışına kaçamazsın. Zaman aynı olmak zorundadır. Bu piramitif muhafazakallık dediğimiz bir kültür yaratıyor. Bundan dolayı da hani bunu yine analizine geliyorum benden. Çünkü böyle felsefi bir yorum da var aslında. Yani neden böyle? Piramitif kafa niye böyle düşünüyor?
Çizgisel bir kere sirküler zaten yani piramitif dünya tamamen sirküler. Döngüsel yani. Neden tabi piramitif insan için zaman hep aynen tekrarlanmalıdır? Bunun kozmik varoluştaki anlamı nedir sorusu felsefi bir sorudur. Bunun cevabına geleceğim muhtemelen ben yani.
Ama burada şundan dolayı bunu söyledim. Yani her ne kadar İngiltere’deki Stun Ench ile Göbekli Tepe’deki kalıntılar arasında 6000 yıl civarında bir zaman boşluğu olsa bile Piramitif adamın nörolojik kafası yani düşüncesinin mantığı başka türlü basıyor. O yüzden de bu büyük zamanlar farkı çok önemli değil.
Yani hani mukayese etsek bir sakatlık mı olur? Bence sakatlık olmaz. Çünkü zaman, modern zaman anlayışı son birkaç bin yılın önü. O yüzden de mesela arkeoloji de mukayese yaparken farklı zaman dilimlerindeki olan şeylere genelde çekinir arkeologlar yorumlamaktan. Der ki ya bu 5000 yıl önce, bu 1000 yıl önce. Hani bu ikisini nasıl mukayese edeceğiz? Ama iş bu kadar değil. Bu işin dibinde bir mentalite var. O mentaliteyi anlamadan o mukayeselerden şey kaçabilirsin. Bence o kadar kaçmaya gerek yok. Bunu niye söyledim? Bunu şundan dolayı söyledim. Demek ki Göbekli Tepe’nin varyantları daha geç dönemlere ait olsa bile, bize daha yakın zamanlara ait olsa bile, dünyanın çeşitli yerlerinde de var. Başka yerlerde de var. Ve hatta şimdi ben baya örnek sıralayacağım. Ben de çok malzeme var çünkü. Yani son 3000-4000 yıl öncesine kadar Ortadoğu’da çok yaygın bir kültür bu. Yani nedir o yaygın olan kültür? Göbekli Tepe gibi bir mimarisi olan, yuvarlak mimari yani yan yana dizilmiş yuvarlak taşlar, T biçimli taşlar deniliyor ya da steller, dikilmiş olan taşlar yani.
Mesela bu mimari, ondan sonra o taşların boyutları, taşlara çizilmiş olan tasvirler gibi şeyleri söz konusu göz önüne aldığımızda, bakıyoruz ki Ortadoğu’da bu anlamda tabii Göbekli Tepe’den daha yakın bize zamanlara ait müthiş malzeme var. O yüzden bu malzemeyle Göbekli Tepe’deki malzemeleri yorgulamak bence çok sakıncalı olmaz.
Temin az evvel demiş olduğum felsefi gerekçeyle. Şimdi demek ki Göbekli Tepe’nin böyle bir şeyi var, yanı var yani bir uygarlıktan bahsediyoruz, bir yerden bahsetmiyoruz sadece. Gereceği söylemek, anlayacağız. Yani bu insanlar onu yapan insanla Göbekli Tepe’yi yapan insanın zihni arasında ciddi bir fark yok. Evet. Onun için aynen. Evet aynen. Yani şöyle tabii, mesela hani belki bir gün öyle bir ders de yapabilirim ben. Tarih ve dönemlerinin nesliyle ilgili bir şey. Şöyle arke tiplerle ilgili. Burada tamamen psikoloji önemli. Yani neden hani bu kadar zaman boşluklarını çok önemsememeliyiz diyorum ben. Çünkü arke tipler denilen bir kavram var. Yani psikolojide, tarihte, felsefede.
Şimdi bu arke tipler uzunca bin yıllarda değişmedi. Hep aynı geldi. Yani mesela Carl Gustav Jung gibi psikologların arke tip kuremini esas alırsanız, 4-5 tane temel arke tip var. İşte Campbell gibi din tarihçilerini ele alırsanız birkaç tane daha arke tip var. Eliade gibi birtakım dinler tarihçilerinin öngördüğü daha fazla arke tipler var.
Şimdi tabii arke tip meselesi özel bir mesele. Ben şu an pek üzerinde duracak değilim ama senin soruna cevap olsun diye söylüyorum. İnsanların geliştirdiği arke tipler, kolektif bilinç altındaki arke tipler çok değişmedi binlerce yıldır. Bana göre hala değişmedi aslında. Ama modernize olduğu için biz anlamıyoruz o kadar yani.
O yüzden de işte milattan önce 10 bin yılında yapılmış olan bir şeyi üzevine temellenen arke tip ile milattan önce 3 bin, 4 bin yılında yapılmış bir şeyin üzevine temellendiği arke tip birbirinin çok aynısı. Yani o yüzden burada sihirli kelime arke tipler. Fakat bu sihirli kelime yani arke tip hikayesine belki bir ders yapabiliriz ileride.
Ama çok enteresan bir konu yani bayılıyorum yani. Olayın içinde psikoloji varsa zaten süper. Demek ki öyleyse böyle bir tanımlama yaptık yani Göbekli Tepe’yi. Tabii ben şunu burada anlatacağım. Az evvel girişte söyledim. Göbekli Tepe bir atalar kültü. Yani literatürde, batılı terminolojide.
Ensız da worship denilen bizim Türkçe de atalar kültü diye tercüme ettiğimiz aslında kısmen hala içimizde yaşayan fakat çok eski primitif çağlara kadar giden ve hala çeşitli uygularlıklarda var olan bir kavramla ilişkilendireceğim.
Atalar kültü denilen bir kavram var dinler tarihinde, felsefede, antropolojide. Bu atalar kültü denilen şey piramitif bir inanç sistemidir. Binlerce yıl öncesine ait ama hala günümüzde devam eder atalar kültü. Bizim Türk kültüründe hala var. Özellikle doğuda tabii çok popülerdir. Konfüksiyonizm, şintoizm yani doğu kültürlerinde bu atalar kültü inancı hala yaygın. Tabii atalar kültü ne demek bunun tanımını birazdan yapacağım. Ama benim bu seminerde yapmak istediğim şey şu. Göbekli Tepe Uygarlığı’na ait bu kalıntılar, bu malzemeler yani atalar kültü denilen bir inanç sistemiyle ilişkilidir.
Dolayısıyla ben bunun üzerinde duracağım. Yani dinler tarihine çekmeye çalışacağım olayı. Bu konuda çünkü neredeyse pek çalışma yapılmadı. Birkaç tane çalışma var. Dünyada az çok var ama Türkiye’de çok fazla yok aslında. Hani böyle biraz daha orijinal olsun. Tabii bir de şunu mesela arkadaşlara söyleyeyim böyle giriş bağlamında.
Şimdi bu ilk tapınak kavramı falan deniliyor ya aslında bunu Schmidt de kullandı. Yani Kazan, Alman arkeolog rahmetli Schmidt de kullandı hani böyle bir ilk tapınak falan kavramını. Bunu kullanıyorlar ama pek ilk tapınak gibi düşünmemek lazım. Yani şimdi ilk tapınak çok iddialı bir şey.
Sanki öyle bir şey ki bu Göbekli Tepe uygarlığından önce inanç, herhangi bir inancı ait bir malzeme yokmuş. Herhangi bir kutsal alan kavramı yani bu kadar dev boyutlarda olmasa bile yokmuş gibi düşünmeye yol açar. Öyle bir şey değil. Yani Göbekli Tepe neolitik çağ ait.
Neolitik çağın çok daha öncesinde biz biliyoruz ki paleolitik dönemde yani insanların birtakım inançları var. Ondan sonra yani işte piramit filançlar bunlar tabii. Ve bu inançlara ait de böyle kutsal alanlar var veya kutsal mesneler var yani. Dolayısıyla hani ilk tapınak olayı biraz popülerize etmek için de kullanılabilir. Aslında sakıncası varla yok herhese ama şahsen ben kullanmam ilk tapınarı. Ama ne diyebiliriz ona mesela ilk büyük devasa yapılmış, megalit olarak yapılmış. Ondan sonra kutsal alan diyelim hatta. Çok tapınak, temple, batılillerindeki temple de hani çok tehlikeli bu bağlamda. Kutsal alan daha da doğru gibi sanki. Çünkü tapınak dediğimiz zaman biz çok fazla modern bir kültür ait şeyi anlıyoruz. Kiliseler, camiler, sinagoklar, mandirler, zigguratlar. Yani hani tapınak biraz böyle bir şey. Fakat kutsal alan kavramı daha şeydir. Daha evrenseldir ve daha geniş bir şeydir. O yüzden ben kutsal alan demeyi tercih ederim. Yani tapınak çok iddialı bir şey. Ama hani çok da önemli değil. Yani netçede anlaşabileceğimiz bir kavram yani herkese. Peki demek ki buranın ilk tapınak olması olmaması meselesi üzerine de biraz konuştuk giriş olarak. Şimdi tabi bir de bu işin böyle girişimin ikinci bölümü olsun şu andan itibaren yani. Bir de şey var yani önemi. Bu nedir abi yani bu Göbektepe’den güzel, büyük, gittik gördük çok etkilendik falan da. Ama bir tarih anlamında bunun bir önemi var. Yani ne o önemi yani? Bunu bence iyi anlamak gerekiyor. Buranın arkeolojik anlamda veya tarihsel anlamda üç tane önemi var bana göre yani. Aslında ben şunu söyleyeyim şimdi bu dönücem üç öneme dönücem de. Şunu söyleyeyim mesela bana göre son yıllarda dünya üzerinde yapılan en büyük, en önemli daha doğrusu iki keşiften birisidir burası. Yani bir tanesi mesela piyasada bir ara duyuldu falan ama hani şimdi pek duyulmadı. Bir yeni kapı kazılarıdır. Abi çünkü yani o metro inşaatı sırasında. Tabi yeni kapı kazılarını ben yakinen gördüm. Kazı hafirlerin önemli bir kısmı benim arkadaşım. Danışman kurulları arkadaşım. İşte Hayri Fehmi falan vardı bizim. Biz baya bir geldik yani kazı bölgesine. Kazı yapımı esnasında olağanüstü bir kazı alanıydı. Yani neolitik dönem yani hem kazının yapılış metodolojisi açısından müthişti hem de bulunan buluntular açısından müthişti. İstanbul’un tarihi açısından müthişti.
Marmara Denizi’nin tarihi açısından müthişti. Boğazların tarihi açısından müthişti. Dolayısıyla yeni kapı kazıları bence son yıllarda bütün dünya üzerindeki en önemli kazıların hani ilk bana göre dördü beşidir yani. Ama bir tık daha yukarıya Göbekli Tepe’yi iyi koymak lazım. Göbekli Tepe hakikaten dünya arkeolojisinde müthiş. Peki niye? Yani ne önemi var? Yani biz bununla niye ilgileniyoruz yani?
Şu üç tane önemi var. Bir. Şimdi tabi bu videoyu izleyenler az çok Göbekli Tepe’yi biliyorlar. Belgesel izlediler, gittiler gördüler, kitap okudular veya çok spesifik ilgilenenler uzmanca da biliyor olabilir yani.
Ama yani Göbekli Tepe’de ki o bulunan Göbekli Tepe ve civarındaki o kültürlerde bulunan o dev steller taşlar yani. Bunlar böyle taşların, bu megalitlerin yani dev taşların bu kadar erken bir zamanda yani neolitik dönem kadar bu kadar erken bir zamanda.
Yani bahsettiğimiz dönemler de aşağı yukarı milattan önce 9000-10000 arası. Yani neolitik dönem dediğimiz dönem yaklaşık milattan önce 9-10000 de başlatılır geleneksel olarak. Şimdi bu kadar erken bir zamanda insanların bu kadar komplike ve dev taşlardan oluşan şeyleri yapmış olma ihtimali pek düşünülmezdi. Çünkü klasik arkeolojik oranları bizde aşağı yukarı 1930’lardan falan sonra daha çok Gordon Child tarafından ortaya koydu. Yani Gordon Child aslında önemli bir arkeologdur. Onun işte Urgarlık nasıl başladı falan bu konudaki tezleri önemli aslında. Yani bir kısmı artık pek geçerli değil ama önemli de yani adamın tezleri. Şimdi Gordon Child ve benzerlerinin ortaya koyduğu savların çok dışında bir hikaye çıktı karşımıza. Yani ulan bir baktık abi koca koca taşlar ya bu kadar erken zamanda 9000’ler de milattan önce senin işin mi yok yani o taşları kaldırıyorsun yani. O kadar da komplike sistemlerle kaldırıyorsun ama kaldırmışlar yapacak bir şey yok yani. O yüzden Göbekli Tepe’nin önemi bir bundan kaynaklanıyor. Bu kadar erken bir zamanda böyle olması. Tabi yani insanlar her türlü şeyi söyleyebilecek konuşsun da aslında bu güzel yani de. Bu Göbekli Tepe veya buna benzer böyle kültürlerle ilgilendiğiniz zaman benim önerim şu mesela bütün arkadaşlara. Böyle çok fantastik şeylerle ilişkilendirmesinler. Yani uzaydan gelenler yerin altından çıkanlar böyle bir şey yok yani. Çünkü bakın burada çok basit bir şey var. Biz eğer bu kültürlerin nasıl oluştuğunu açıklayamasaydık o zaman buna ben de diyebilirdim. Ulan nasıl oldu bu diyebilirdim. Fakat biz komplike olabilir bize saçma geliyor olabilir.
Fakat biz bunların nasıl yapıldığını biliyoruz. Teknik olarak biliyoruz. Teknik olarak biz biliyoruz. Tamam Milattan önce 9-10 bin desin ama bunun nasıl yapıldığını biz biliyoruz yani. Biz bilmesek yani arada bir boşluk olsa mesela diyelim ki işte Göbekli Tepe’deki o T biçimli steller taşlar yani.
İngiltere’den gelmiş olsa varsayalım yani İngiltere’den gelmişler bunu da iyi biliyoruz yani. İngiltere’den hani gelmiş oraya konmuş diye bilsek. Bak burada şeyi arayabiliriz. Öyle bir süpernatüel bir doğaüstü hikayeyi arayabiliriz. O yüzden benim önerim yani bütün arkadaşlara bu fantazyaları bence kendi alanlarına saklasınlar.
Yani burada fantazya yok şaşırtıcı bir durum var. Fakat yani insanoğlunun gücü ve iradesinden hiçbir şey kurtulamaz. O yüzden önemi dediğim zaman işte bu üç tane şeye baktığınızda anlıyorsunuz. Yani bir bu kadar erken zamanda bu kadar komplike dev şeyleri yapmak şaşırtıcı ama rahatlıkla açıklanabilir ki açıklayabiliyoruz yani.
Birinci önemi bu. Önemi uzaydan gelenler değil ya da başka yer altından çıkan olağanüstü Shambhala ülkesinden bir zaman Hitler’in nazi kurgucularının öne sürdüğü gibi Hindistan’ın kuzeyinde Agartha diye bir yer var.
Ya da Shambhala buranın altında da böyle cermenik dev olağanüstü şeyler, cermenlerin yaratahare sal akrabaları yaşıyor ve onlar zaman zaman yerin üzerine çıkıyorlar ve insanları aydınlatıyorlar. Bu tez tabi ki benim tezim değil yani. Esas da uyduruk bir tez. Ama Almanya’da ikinci dünya savaşından önce bayağı tuttu bu naziler arasında.
Şimdi dolayısıyla ne çok yukardan bir şeyler arasın bence insanlar ne de yerin altından böyle gelen bir şey yok yani. Bunları bizzat homo sapiens yaptı. Yani sen ve ben bizim abi işte 10-15 bin yıl önceki atalarımız yaptı yani. Bir önemi bu. İki, ikinci önemi şu. Şimdi mesela bu da aslında tartışılabilir ama ben yine de dillendirildiği için söyleyeyim yani. Mesela daha çok arkeolojide şöyle bir tez vardı. Bunu da yine Gordon Child gibi hani arkeologlar falan biraz şey yaptılar öne sürdüler. Bu tabi mesela Gordon Child Marxist gökenlidir. Gordon Child ve onun ekibi arkeoloji taymini ürününü geliştirirken biraz böyle Marxist bir perspektiften geliştirdiler. İşte altyapı üst yapıyı belirler hikayesi falan. Dolayısıyla hani arkeolojinin o ilk kuramları atılırken bu Marxist kavramlar baya kullanıldı.
Şimdi dolayısıyla orada üretilen tez şuydu. Ya insanlar ilk önce maddi nesneler ürettiler. Yani ilk önce karnını doyurdun. Sonra karnını doyurduktan sonra iş bitti. Ondan sonra da inançları üretmeye başladım. Şimdi biraz ya tam böyle değil ama kısmen böyle.
Biraz Gordon Child ve o dönemin arkeologları biraz bunu öne sürdüler. Yani ilk önce bir maddi şey vardı. Ondan sonra da bir üst yapı oldu. O da inanç sistemini oluşturdu falan. Fakat bu göbekli tepe biraz bunun pek öyle olmadığını gösterdi.
Çünkü hakikaten bu kadar erken bir zamanda insanlar karnlarını tam doyurmadan, yani o kadar maddi nesnelerle çok da uğraşmadan biraz inançla ilgili şeyler de ciddi ciddi geliştirmişler. Yani o yüzden bu anlamda da önemli. Bu kadar erken dönemde bir inanca yönelik, böylesine komplike binaların yapılmış olması gerçekten şaşırtıcı yani.
Bu da ikinci önemidir. Yani arkeolojide, tarihte ve tarih felsefesinde bu da bir başka şeydir abicim. Önemli bir yandır. Bu da önemli. Tabi bir de şey önemli yani yine böyle arkeoloji tarihi açısından gittiğimizde üçüncü yanı şu.
O da hani normalde şöyle bekleniyordu az evvelki tezin uzantısı bu. Yani şöyle diyorlar deniyordu ki yani insanlar ilk önce işte yavaş yavaş hayvanları domestik ettiler,
bitkileri yani evcilleştirdiler, hayvanları evcilleştirdiler. Sonra böyle küçük küçük yerleşik hayata geçmeye başladılar falan. Ondan sonra da işte büyük dev şeyler yaptılar. Anıtlar, bilmem neler ya da işte üst yapı kurumları kurdular inanç ve buna benzer.
Fakat pek öyle değil yani mesela göbekli tepe uygarlığını kuran insanlar büyük oranda pek hayata geçmiş olabilirler ama mesela hayvan domestikasyonu yok.
Yani hayvanları evcilleştirmeyi bilmiyorlar. Yani evcilleştirerek üretmeyi bilmiyorlar. Mesela bitkileri diyelim ki bulday evcilleştirerek üretmeyi bilmiyorlar. Yani kontrol altına alıp kafalarına göre hani onları düzenlemeyi ve depo etmeyi bilmiyorlar.
O yüzden de bir önemi budur. Çünkü eskiden kurum oydu. Yani önce evcilleştirdik, önce yerleşik hayata geçtik. Ondan sonra da inançlar ve diğer inançlarla ilgili diğer kültürel dizgeler geldi. Yani klasik şey buydu. Ama artık böyle olmadığı anlaşıldı. Tabii buradan baktığınız zaman hani bu tarih anlamında hakikaten önemli bir devrimdir. Yani göbek tepe gibi bir şeyin çıkması bir devrimdir yani. O yüzden mesela burada benim aklıma hep şey gelir. Şeyin Weber’in, Max Weber’in yani protestant ahlakı ve kapitalizm. Çünkü orada da mesela Weber şey der yani aslında sandığımızın tersine, ben buna bütünüyle katılıyor değilim.
Ama hani bir şeye dikkat çekmeye çalışıyorum. Weber protestantlık ahlakında der ki yani aslında önce inanç vardı. Hani daha sonra kapitalizm yani önce protestantlık vardı bir inanç sistemi olarak.
Onun üzerine de kapitalizm oluştur. Yani hani önce inanç vardı, onun üzerine de kurumlar oluştur. Weber biraz onu söylemeye çalışıyor yani. Bu kadar böyle değil tabii. Yani önce insanlar daha böyle hiçbir şey yokken bir şeye inanıyorlardı.
Bir ne diyeyim, süpernatüel, uhrevi bir varlık. Ondan sonra da ona inanırlarken sonra da maddi kültür nesnelerini yaptılar değil. Tabii ki hikaye öyle değil. Bunlar ikisi birbirine biraz paralel gitti yani. Ama yine de bu Göbekli Tepe hikayesi bize şunu söylüyor ki çok öyle sandığımız gibi klasik arkeolojik kuramı geçerli değil. İnsanlar demek ki domestikasyon bilmeden ya da böyle kalıcı mekanlarda yaşamayı bilmeden bu büyük şeyleri de yapabiliyorlarmış. Çünkü bu kadar komplike bir dünyaları varmış. Mesela buradan baktığımızda önemli yani. O yüzden bu üç nokta Göbekli Tepe için önemlidir. Bunun dışında Göbekli Tepe’nin bana göre bir önemi yani yukarıdan gelenler, uzaydan gelenler pek yoktur açıkçası.
O yüzden yani tarihi seven insanların fantaziyi aramadan sevmeleri aslında çok daha eğlenceli olur ama.
Göbekli Tepe’de de civarındaki benzer yerler. Bunlar bir yerde birleşiyorlar değil mi? Burada yerleşiklerden geçmemiş insanlar tarafından sağ sayılan yerler var. Demek ki bunlar yerleşiklerde geçmiyorlar. Ya şöyle aslında tabi bu soruları doğru soruyorsun sen. Şimdi senin söylediğini hem doğru hem de birikişeğini düz ekleyeyim yani. Şimdi şöyle tabi biz nereden biliyoruz Göbekli Tepe uygarlığının yerleşikliği ya da geçliği ya da geçmediği.
Yani veya hayvanları domestik etti, bitkilere domestik etti etmedi. Nereden biliyoruz? Şuradan biliyoruz. Bulunan kalıntılar mesela arkeozoologik, arkeobotonik yani oradan çıkan diyelim ki yiyecek türleri, oradan çıkan hayvanlara ait kemik türleri. Tabi antropoloji çok gelişkin fizik antropoloji. O yiyecekler veya kemikler ya da neyse yani bütün bunların hepsi avcı avlanmış adamların yiyecekleri. Yani çünkü bunu anlıyorsunuz. Yani antropoloji teknikleri şu an müthiş yani. Antropoloji kendi başına bir teknik bilimdir yani bana göre mühendisli gibi bir şey yani artık antropoloji. O yüzden mesela diyorlar ki haklı olarak işte böyle yani ama mesela şu kısmı muhtemelen senin dediğinin doğru yani büyük ihtimalle bu insanlar birkaç bin yıldır yani bu kültürü oluşturan insanlar gerilerine doğru yani diyelim ki bin yıldır ya da beş yüz yıldır ya da yüz elli iki yüz yıldır yerleşik hayatı ufuk ufak geçmişlerdi.
Yani öyle hani şey değil yani ulan böyle kırlarda dolaşıyoruz hani Urfan’ın o tek tek dağları var ya tepeleri yani Harran’a doğru orada dolaşırken birden canımız sıkıldı. Ondan sonra bir de hadi şöyle bir şey yapalım değil yani bu adamlar muhtemelen hakikaten birkaç yüz yıldır böyle küçük küçük yerleşik hayata geçiyorlardı.
Çünkü şimdi o mesela Göbektepe’de o t biçimli taşların arasındaki duvar işçiliğine falan bakarsam o duvar şöyle yapılmış değil birden göçebe bir adam kalkmış ya abi şöyle duvar denilen bir şey yapalım da orada da bir duvar olsun diye böyle bir şey yok abi.
Muhtemelen bu adamlar bir şekilde yerleşik kültürü biliyorlar ama biz bulamamış olabiliriz çünkü önemli bir kısmı ahşaptır onun veya bir kısmı taştır artık ortadan kalkmıştır.
Bulamamış olabiliriz ama bana kalırsa mesela oradaki çalışmalarda o çevrede orada yaşayan yani buraya gelen insanların daha doğrusu malzeme daha fazla bulunabilir yani buraya gelen insanların kimliğine ait bana göre tabi ben hani spesifik Göbektepe uzmanı değilim.
Göbektepe’yi okuyorum yani bütün belki yayınlanmış olan bütün makaleleri ve kitapları okudum o başka ama hani Göbektepe’de kazı yapan bir uzman değilim yani her ne kadar kazı yapanlarla muhabbetim olsa bile yani. Ama dışarıdan baktığında veya bir arkeoloji arkeoloğu gözüyle baktığında bu adamların biraz bir müddet yerleşik hayatları var bunlar yerleşmişler fakat bak bu da mesela klasik arkeoloji kuranına terstir.
Adamlar yerleşik hayata geçmişler ama hala avcı ve toplayıcılar yani çünkü beklenen şuydu işte Gordon Child yani kendini yaratan insan da öyle söyler mesela ya da tarihte neler oldu da böyle söyler.
Yani normalde yerleşik hayata geçtiysen avcim hayvanları da domestik etmişsindir bitkileri de domestik etmişsindir yani kuran buydu ama pek öyle olmadı anlaşıldı dolayısıyla pek hikaye bildiğimiz gibi değil. Bundan dolayı Göbektepe’nin böyle önemi var bunlar bağlamında baktığında buradan süper önemli. Buradan süper önemli derken bu sadece basit böyle bir akademik eğlence hani böyle arkeologların oturduk olan aramıza bak ne güzel de bir şey çıktı. Önemi değil bu. Bu bir insanlık tarihi önemidir. Yani sen Göbektepe’yi çözdüğün zaman avcim insanın nereye gideceğini anlarsın. Yani nereden geldiğini anlarsın ve nereye gideceğini anlarsın. O yüzden böyle çok dramatize ediyor gibi görünüyor olabilirim şu an ama dramatize etmiyorum. Yani bu bir senin felsefecisiniz ya siz bu bir abi ontoloji meselesidir. Bu bir varlık meselesidir. Yani Göbektepe’nin önemi dediğimiz zaman biz basitçe böyle arkeolojide şu oldu tamam bu oldu. Eyvallah tarihte müthiş bir devrim. Ama bu insan muammasını yani insanın ontolojik durumunu çözebilecek kadar bence önemli. Üzerine bayağı bir çalışmak lazım falan yani. O yüzden demek ki önemi dediğimizde biz bu üç dört maddeyi anlamalıyız bence. Tabi burada yine giriş bağlamında hani tam böyle konuya gelmeden giriş bağlamında böyle ana başlıklarımla devam ediyorum biraz daha.
O da şu Azaral biraz değindim aslında. Gerçi bu tip videoları izleyen arkadaşlar hakikaten çok şeyler yani çok iyi çalışıyorlar. Şöyle tarihe bakarken mutlaka tarihe bir satranç oynamanın getirdiği zeka heyecanıyla bakmak lazım. Bu ne demek bu şu demek.
Şimdi tamam biraz popüler kılmak için tarihi ne yapıyorsun işte böyle devler diyorsun cinler diyorsun onlar diyorsun bunlar yani biraz heyecanlı kılıyorsun falan yani milletin ilgisi de uyanıyor biraz yani kötü değil o kadar ama tarih böyle şeylerden oluşmuyor. Yani tarihin üzerinde bir metafizik el var mıdır yok mudur ben bunu bilemem yani bunu kelamcılara falan bırakmak lazım.
Ama benim gördüğüm şu tarihin zaten kendisi çok eğlenceli bir bilim dolu. Tarihi zaten çok eğlenceli yani özel bir fantazya kurman gerekmiyor. Yani hani bu göbek tepeyi nasıl çözsek abi işte iki saat düşünüp bunu uzaydan gelenler yaptı diye bir fantazyayla vücudundaki adrenalini çıkarman anlamsız. Tarih biliminin çünkü kendisi yeterince heyecanlı. Abi müthiş bir satranç oynuyorsun tarihte yani bu çok keyifli bir olay yani hani öyle çok marjinal şeyler heyecanlı değil yani mesela videoyu izleyen arkadaşlar yani ki buradan bakıyorlar büyük oranda biliyorum. Ya öteki taraftan da bakılır da abi yani doğrusu da bu ne diyeyim şimdi yani.
Tarihin kendisi zaten o detelminist mantığı o sebep sonuç olaylar bunlar zaten çok heyecanlı bunun içine girdiğin zaman ufolara falan ihtiyaç duymuyorsun. Yani o yüzden bütün tarihsel meselelere buradan bakılmasını öneririm hele böyle göbek tepe gibi sır görünen alanlara kesinlikle yani. Ondan sonra.
Tabii şöyle bir şey yani şimdi bu giriş kısmının son cümlesi olsun o da şu mesela biz hani insanlar önemli bir kısım insan da tarih bilimini seviyor. Yani genellikle tarihi sevenler psikolojiyi de seviyor felsefeyi de seviyor sosyolojiyi de seviyor falan edebiyat da seviyor. Bu konuda bazı çok mekanik bilim çalışanlarla anlaşamıyor olabiliriz yani hani çok fazla mühendis olanlarla anlaşamıyor olabiliriz.
Ondan sonra. Ama şöyle tabi hani ben önümüzdeki on yıllarda bu tarih biliminin psikolojinin edebiyatının felsefenin artık ortadan kalkacağını düşünüyorum. Gerçekten bu konuda samimiyim yani. Çünkü yani içine girmiş olduğumuz dönem ya da içine girmiş olduğumuz söylenen dönem hani ona ne diyelim abi dijital period diyelim yani.
Seni o kadar singular bir hale getiriyor ki yani o kadar tek tip insan oluyorsun ki yani bir robot sistem. Mesela iki şeyin tarihi olmaz abi. Bir hayvanların tarihi olmaz. Bir de robotların tarihi olmaz. Tarih psikoloji edebiyat sosyoloji yani insanın böyle ruhuna esin veren şeyler insanların farklılığından kaynaklanır.
Değil mi abi yani sen ben farklıysak bir şey oradan bir hayat çıkıyor yani. Sen mesela diyelim ki nevrotik bir adamsın. Ondan sonra ben diyelim ki asosyal bir adamım. Sen diyelim ki abi obsesif bir adamsın. Ötekisi normal bir adam. Şimdi hayat buradan çıkıyor. Yani mesela nevrotik adamlar yani şimdi bu adamları bu adamlar olmasa hayat olmaz abi.
Yani edebiyat nevrozdan çıkan tırnak içinde yani sadece tabi ki nevrozdan çıkmaz da. Yani edebiyat oradan çıkar yani bu ruhsal farklılıklar ve insan tipleri arasında farklılıklar olmazsa. Abicim bak edebiyat olmaz tarihi olmaz. Çünkü senin benim hepimizin bir robot olduğunu düşün. Ve bir şeyle yönetiliyoruz abi uzaktan bir singular sibernetik sistemle yönetiliyoruz. Senin benden farkın yok ne yapacağız abi.
Zaten hani o zaman ne yapacağız yani bir numara olmaz yani hep ikimiz de aynıysak. Ne edebiyat çıkar yani bak ben şöyle düşünüyorum şimdi bunu çok böyle videoyu seyredenler. Böyle şark kafası gibi düşünmesinler. Yani ben hani şark kültürünü severim ama hani Garp-Batı kültürü de benim hoşuma giden yönleri veya ilgialarıma doğrudan giren yanları çok fazla.
Ama şöyle mesela efkar kavramı abi olmadan hayat olmaz söyleyeyim. Bu da bir şartlının iyi bileceği bir meseledir. Yani efkar yoksa edebiyat olmaz, efkar yoksa sosyoloji olmaz, arkeoloji olmaz, filoloji olmaz. Efkar olması için de kardeş senin benim farklı olmamız lazım. Farklı zaman boyutlarını yaşıyor olmamız lazım.
O yüzden ben eğer dünya böyle giderse böyle cennet gibi sunuluyor ya. Ünümüzdeki yıllar abi basıyorsun her şey otomatik süper yani havada uçuyoruz yani. Ne kadar güzel yani. Ondan sonra pek öyle olduğunu düşünmüyorum tabii. Eğer dünya böyle giderse o zaman edebiyat, tarih, sosyoloji, arkeoloji, göbekli tepe bütün bunların hepsine el veda diyebiliriz. Sadece abiciğim önde bir telefon ya da bilgisayar salt bir zihin.
Ondan sonra soyut hayaletler olarak farklılaşmamış, hiçbir efkar olmayan insanlar olarak yolumuza gidebiliyoruz. Yani gidebilir miyiz, gidemez miyiz bilmiyorum. Yani bana göre öyle bir hayatta 100 yıl sonra gider gündürtüyor yani. O yüzden ben insanlara şunu söylüyorum abi. İnsanlar tarihden, gezmekten, edebiyattan, sosyolojiden, felsefeden, arkeolojiden uzaklaşmasınlar.
Birbirlerine dokunmaktan kaçınmasınlar abiciğim. Kaçınırlarsa herkes günlü görür yani. Evet. Şimdi geldik göbekli tepeye, yeniden devam ediyoruz. Göbekli tepe, şimdi burada daha konumuza doğrudan giriş yapıyoruz. Şu, göbekli tepe dersinin en başında söylediğim. Bir inanç merkezi midir? İnançla ilgili bir yerdir. Sadece inançla ilgili bir yer midir? Değildir. Şöyle düşünsünler mesela arkadaşlar. Göbekli tepe bugün hani bizim çok modern insanız ya anlayamayacağımız bir şekilde. İnanç ve bir takım sosyal kavramların ve örgütlenmelerin iççe geçtiği bir alandır.
Yani göbekli tepede var olan insanlar, oraya giden insanlar zaman zaman orası bir yerleşim yeri değil büyük ihtimalle. Yani göbekli tepe gibi kalıntılar, Urfa ve civarında çıkan bu mekanlar insanların böyle hani çok oturup içinde ev değil yani. Buralar özel alanlar. Bu özel alanlara belirli zamanlarda gidiliyor.
Büyük oranda da bana göre bahar yani kış ve bahar ekinokslarında gidiyor. Yani yılın iki önemli dönemi. Niye bahar ekinoksu ve kış ekinoksu? Çünkü tabiatın oluşum süreci yani kendi kendini yeniliği sürecinin iki dönemidir o. Bahar ve kış ekinoksları. Ki pek çok ritüel bahar ve kış ekinoksuna odaklı yapılır aslında hala yani. Ondan sonra.
Burası büyük ihtimalle zaman zaman gidilen, büyük ihtimalle bahar ve kış dönemlerinde gidilen, özel bir ritüel amacıyla gidilen. Ve bu özel ritüelin dibinde büyük oranda atalar kültü dediğimiz bir inanç sisteminin yattığı. Ama aynı zamanda inanç kavramının dışında birtakım benzeri sosyal olayların da döndü. Birtakım örgütlenmelerin de oluştuğu birazcık seküler bir şeyin de olduğu bir alandan bahsediyoruz. Göbekli Tepe böyle bir yer. Peki bunun o seküler olan kısmını biz arkeologlara bırakırsak. Hani onu onlara bırakalım veya antropologlara bırakalım. İnancı yönelik olan kısmı nedir? Nasıl bir fonksiyonu vardı dediğimizde.
İşte orada, şuna geliyoruz, orada Göbekli Tepe bir atalar kültü kutsal alanıdır diyoruz ve buradan başlıyoruz. Yani Göbekli Tepe bir atalar kültü alanıdır. Peki atalar kültü nedir? Ve Göbekli Tepe’nin bu anlamdaki şeyi nedir? Yani biz nasıl kuracağız onun atalar kültü olduğunu, nereden bileceğiz yani?
Ama bundan önce, first of all, bir ilk parantez için maddemiz şu olsun. Şimdi Göbekli Tepe’yi 1960’larda falan ilk defa İstanbul Üniversitesi ile Şikarve Üniversitesi bölgede yüzey araştırması yaparken keşfediyor. Sonra 90 küsur yıllarında Klaus Schmidt falan geliyor, orada çalışıyor.
Ondan sonra 2007’lerden itibaren falan kazılar artık iyice başlıyor ve devam ediyor. İşte Klaus Schmidt yani kazıyı yapan Alman arkeolog meşhur ve çok önemli bir adam. Ondan sonra o rahmetli oluncaya kadar kazılar devam ediyor. Şu an biraz kesildi yani onun vefatından sonra biraz olay sürünceme de kaldı falan. İşte burası yani bizim Urfa’daki Göbekli Tepe ve diğer Göbekli Tepe’ler. Yani Karahan Tepe gibi, diğer Haygut Suvan yani bütün 10 tane dedim yani dersin başında. Bütün o tepeler Neolitik dönemin çok erken bir zamanına ait. Yani nedir? O da şu, yaklaşık milattan önce 10 binler, milattan önce 9 binler. Neolitik, yani neolitik ne? Neolitik şu, insanlar yerleşik hayata geçmeye başladılar. Artı ürün dediğimiz birtakım yani fazladan el aleti birtakım şeyler, nesneler yapmaya başladılar. Böyle ufak ufak böyle hayvanları falan hani domestik ediyorlar gibi yani. Bu.
Tabii neolitik süreç sadece böyle malzeme üzerinde olan bir süreç değil. Aynı zamanda orada bir ciddi kültürel dönüşüm de var. Yani mesela dil yani muhtemelen dil, dilsel yapı yani iletişim sistemleri oturmaya başlıyor. Sosyal hikaye, hikaye büyük ihtimalle oluşmaya başlıyor.
Gibi başka şeyler de var. Yani neolitik dönem sadece yerleşik hayata geçtik, iş bitti değil. Onun yanında bir yıl hikaye var. Yani inanç tarihi bağlamında var yani. İşte bu Göbekli Tepe ve çevresindeki uygarlıklar böyle bir döneme ait. Bu dönem aşa yukarı milattan önce 10 binler civarında ve bu dönemin biraz öncesi, yani milattan önce 10 binlerin biraz öncesi
buzul dönemleri yani hani son buzulların yavaş yavaş böyle ortadan kalkmaya başladığı bir dönem. Yani hava değişiyor, iklim değişiyor, pek çok şey değişiyor. Dolayısıyla Orta Doğu’da müthiş bir ekolojik değişim var. Şimdi bu ekolojik değişim aslında bence çok önemli. Yani bu kültürlerin ortaya çıkışının belki de temel şeyidir hakikaten. Yani böyle kilidi de bence yani. Peki tamam yerleştirdik, zamansal şeyimizi yerleştirdik yani. Peki inançla ilgili kısmını da yerleştirelim. Sonra da ikisini birbirine değerlendirelim. Atalar kültü ne demek bu bağlamda? Göbekli Tepe’den bağımsız atalar kültü kavramını açıklıyorum şu an.
Atalar kültü kavramı da 19. yüzyılda böyle antropoloji, din tarihi çalışan birtakım böyle o zamanın bilim adamları işte Tyler gibi, Spencer gibi hani meşhur dönemin tarihçi antropologları bunlar yani. Onların geliştirdiği bir kuram. Aslında kuram şu böyle çok erken inanç sistemleri bunlar. Atalar kültü yani inanç sistemlerinden biri daha doğrusu. Ama hikayenin özü şu ki bu gelenek hala devam ediyor. Dersin başında söyledim yani ben bu örnekleri çok zenginleştirebilirim yani. Mesela birisi birini sorsa deseniz ki ya hoca bir örnek ver bize patlamam ben dökeyim yani. Şimdi bu atalar kültünün özü şu ölenler yani ölen yakınlarımız aslında ölüp kaybolmuyorlar. Bir yerlere gitmiyorlar yani. Yani kaybolmuyorlar yok olmuyorlar yani. Onlar ontolojik olarak yani bir varlık türü olarak varlar. Nerede varlar peki? Bir alan var bizim tam göremediğimiz işte gökyüzünde evimizin üzerinde. Neyse yani yukarılarda bir yerlerde veya bazen aşağılarda dolaşan varlıklar bunlar. Yani bunlar ghost gibi şeyler. Tırnak içinde hayaletler diyelim bunlara.
Veya bunlara böyle daimonik varlıklar diyelim yani daimon yani cinni varlıklar diyelim. Tarih değil bunlar ama doğa üstü de varlıklar. Çünkü bu ölüler tekin değiller. Yani hani öldü gitti işte amcamızın oğlu ama hani o bir yerde bekliyor ve tekin de değil.
Yani öyle bir şey ki bizim bu atalara saygı göstermemiz lazım. Neden? Çünkü eğer biz bu atalara saygı göstermezsek bize musallat olurlar. Olumlu anlamda veya olumsuz anlamda. Tabii bununla ilgili müthiş folklorik benzemi var. Mesela hala Japonya’da şintoizmde özellikle konfüksiyonizmde ölen atalara müthiş biliyorsunuz ki her konfüksiyonistçi evde veya şinto evinde. Yani Japon ve Çin’den bahsediyorum. Böyle küçük evin bir yerinde şapel vardır. Orada ataların fotoğrafları durur.
Ölenlerin fotoğrafları ve onlara düzenli olarak çoğunlukla da bahar ve kış aylarında ne derler kurban sunulur. Yani mesela bir meyva, pirinç ve buna benzer şeyler. Bundaki dert şudur. Yani tekin siz olduğu için yani başıma bir felaket de getirebileceği için benden uzak dursun ama hayır da getirebileceği için çünkü o birazcık süpernatürel de bir şey. Benden daha farklı yani. Hayır da getirebileceği için bana faydası da dokunsun. Bir de bir takım böyle ritüeller yaparlar. Yani hala mesela gidin Çin’de Japonya’da. Ben mesela öyle hani Tayvanlı bir arkadaşım vardı benim yeni asistanlık dönemimde falan. Gittim geldim oradan ve baya yani. Orada mesela ben bizzat onlarda gördüm. Onların evinde gördüm yani.
Onlar normalde bahar geldiğinde abi işte bir hafta boyunca Tayvan’da Çinli konfüccüsü bunlar. Ondan sonra o ritüellerini yaparlardı sunular böyle. Niye? Çünkü korkuyor başa bela gelir veya iyiliğini hani getirsin diye. Tabii bu gelenekler bizim Türk folklarında da çok fazla. Herkes biliyor zaten yani.
Ölen atalara saygı göstermek ne demek hani İslamize olmuş bir şekilde hala devam ediyor içimizde yani. O yüzden atalar kültü kavramı dinler tarihi de veya antropoloji de önemli bir kavramdır. Erken inanç sistemlerinden biri olarak düşünülür.
Aslında atalar kültü böyle daha üst bir din tarihi kavramı olarak animizm dediğimiz bir yapıyla ilişkidir. Yani animizm de böyle bir inanç sistemidir. Animizm atalar kültünü biraz daha kapsayan bir kavramdır. Ondan sonra fakat animist yanı daha spesifik bir şey yani göbek tepede onu gözlemleyemiyoruz yani. Ama göbek tepe için atalar kültü üzerine konuşacağız. Baya da malzeme var bu bağlamda değerlendirebiliriz yani. Fakat dostum bunu ikinci derse saklıyoruz ve şeyi de bizi izleyenleri de biraz adrenalin yapalım.
Çünkü şehra zatın yaşaması için masalların devam etmesi gerekiyor.
O yüzden haftaya kaldığımız yerden göbekli tepenin ikisine devam ediyoruz.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir