"Enter"a basıp içeriğe geçin

Hektor ve Andromakhe’nin vedası, Yusuf (as) kıssası ve misafirlik ahlakı.. İlyada 6. kitap

Hektor ve Andromakhe’nin vedası, Yusuf (as) kıssası ve misafirlik ahlakı.. İlyada 6. kitap

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=wwEVwFn_1Ww.

Evet başlayalım değil mi o zaman? Bir problemimiz yoksa. Kardeşler İlyada 6. kitapta kaldık. 5. kitabın sonunda en son şey neydi onun ismi? Aresli ilgili filan Aresli Afrodit’in yaralanmasından bahsetmiştik. 6. kitap gene savaş esnasında daha savaş durulmamış ve devam ediyor oradan. Herkesin birbirini öldürmesiyle yani klasik İlyada stiliyle başlıyor.
Burada şöyle bir şey var bu kitapta iki nokta var önemli. Birincisi Diomedes ile aslında her kitapta iki veya üç nokta var ki farkındaysanız her kitabın oturma şeklini niye böyle Aslında her kitabın bakın ben video mesela başlığı atıyorum ve kitabın içindeki esas konuyu esas noktayı şeyde vermeye çalışıyorum video başlığında vermeye çalışıyorum. Sürekli fark ettiğimiz şey ne? Yani kitabı beraber okuyorsak
benim video başlıklarım genelde kitabın sonunda geçiyor. Aslında Homer’in kitap anlatımı gerçekten de bir film gibi bundan bahsetmiştik bu kitap 24 parçaya bölündü İskenderiye’de yapıldı bu yani Homer’in yazımından çok çok çok sonra yapıldı ama muhtemelen öncesinde de bu şekilde anlatılıyordu diye çünkü bölümler gerçekten böyle sinematografik bir yapı arz ediyor ve sonunda en vurgulu sahne ile bitiyor kitap. Ve bizim attığımız başlıklar hep aslında genelde kitabın sonunda geçiyor 6. kitapta da 6. kitabın sonunda geçiyor işte Hector’un Andromache ile vedalaşması filan. İki önemli konu var burada iki tane dikkat çeken konu var daha doğrusu önemli demeyeyim. Birisi Diomedes ile Glaucus’un arasındaki misafirlik hukuku vurgusu. Bir diğeri de yani burada bir ahlak vaazı vs. bir etik değer yaratımı oluşturması bir diğeri de Hector’un Andromache ile vedalaşması bu kitapta konuşacağımız ana hususlar. Şimdi hikaye oraya doğru nasıl geliyor? Burada misafirlik hukuku işlenecek. Ilyada da işleniyor çok merkezi bir konu. Yani ben size misafir oldum. Bu bizim misafirliklerimiz gibi misafirlik değil. Bir hukuk doğuran, ahlaki sorumluluklar doğuran yani hukuk dediğim bizim anladığımız hukuk gibi bir hukuk anlamayın. Böyle bir şey yok. Antik Yunan’da mesela bir kolluk gücü yok filan hani böyle bir
koronizmin içine girmeyelim ama bir ahlaki sorumluluk doğuruyor. Birine misafir olmak birinin sizi ağırlaması vs. Hatta bu çok öncesinden olsa babanız onun babasını ağırlamış olsa bu bile bir hukuk doğuruyor. Bunlardan bahsedeceğiz bu kitabın içinde fakat bunun esas incelendiği yer benim kanaatim çok daha yoğun bir şekilde incelendiği yer, hadiseye yalak çok daha yoğun işleniyor bu. Ilyada da bu kitapta çok yoğun. Ama buna girmeden önce şöyle çok ilginç bir şey var
bölüm var. Yani bununla ilgili bazılarında bulunacak bir ahlaki örneklik temsil edecek ama öncesinde şöyle diyor Diomedes öldürdüğü aksi yolosu. Şimdi bu kişinin önemi ne? Şöyle tasvir ediyor Homer bunu genelde öldürülenler tasfiri bazen oluyor bazen olmuyor Homer’de. Şöyle diyor bu nasıl birisiymiş Diomedes’in öldürdüğü kişi insanlar onu çok severdi yaşardı bolluk içinde. Evi yol uğrağındaydı tam yani insanların
çok geçtikleri bir yerdeydi evi konuk ederdi geleni geçeni yani konukluk hukukuna önem veren bu konuda cömertliğiyle bilinen birisiydi ama Diomedes onu öldürdü ama devamında şöyle diyor ama konukların hiçbiri sper olamadı ona uzaklaştıramadı ondan kara ölümü yani aslında konukluk yoluyla çok fazla dost edinmişti ama Diomedes onu öldürdü Diomedes canını çıkardı ikisinin de hem onun hem de seyisi kales yiyorsun şimdi buradan ne anlıyoruz yani aslında bu konukluk Yunan dininde önemli bir şey Tanrıların rızasını gösteren bir şey ama gene de öldü buna riayet etmesine rağmen burada iki farklı yorum çeşidi var yani iki şeyi yapılabilir birincisi daha önemli olan kader bağlamındaki okuması yani bu adamın kaderiydi bu ve iyilik yapmasına rağmen öldü aslında burada bir başka çıkılabilecek kapı şu siz yapmanız gerekeni yapsanız da sonuç olumsuz olabilir aslında bu bizim dindarlıklarımızla ilgili
temel sorunlardan birisidir yani yapmanız gerekeni yapmadığınızda ceza alırsınız peki yapmamız gerekeni yaptığında kötü bir şey başımıza gelmez mi gelebilir aslında biraz bu pencereyi açıyor burası yani o yapması gerekeni yaptı ama gene de öldü başına yine kötü bir şey gelebilir bu pencereyi açıyor bir bunun dışında bir diğeri yani konukluk hukukunda Diomedes arasında bir hukuk yoktu yani bu aslında
genel geçer bir şey bağıntı kurmuyor yani toplumla bir bağıntı kurmuyor bu adam konuksever bir adamdır bütün toplum bu yüzden buna saygı gösterir gibi bir şey oluşmuyor olabilir bu da başka bir durum yani Diomedes de böyle bir hukuku yok çünkü arasında birazdan Diomedes kendisine çok alakalı olmaması haramın Glaukos’la böyle bir hukuktan dolayı onu öldürmeyecek mesela bu da başka bir okuma tipinde söylenebilecek bir şey evet savaş devam ediyor Menelaus birisini öldürdü daha önceden vurguladığımız gibi mesela
Adrestos sarıldı dizilerine yakardı dedi ki Atreus oğlu kıyma bana aslında burada biraz savaş hukukuyla ilgili bir bağıntı var ki bu önemli aslında bu kitabın önemli konularından birisi bu şöyle bir şahıs Menelaus’un dizineye sarılıyor ve yalvarıyor öldürme beni diye normalde tabi biliyorsunuz geçen kitapta bahsettik Homer Troyal’ı böyle yalvarır kaçar pozisyonunda genelde resmediyor Akarları böyle resmetmiyor ve
orada şöyle bir teklifte bulunuyor yalvaran kişi sana yaraşır kurtulmalıklar vereyim yani fidye vereyim varlıklı babamın çok şeyi var tuncu var altını var işlenmiş demiri var demek ki neymiş işlenmiş demir daha demir çağının başlangıcında olduğumuz için pahalı bir şey ve zenginlik göstergesi bir şey altınla beraber sayılıyor işlenmiş demiri var devam ediyor böyle dedi kandırdı Menelaus’un göğsündeki yüreğini yani Menelaus bu şeye kandı ve
öldürmedi onu dizine sarıldığı için şimdi burada bir etik inşa edecek Homer yani bir sahne Menelaus, Menelaus’a yalvaran bir adam ve Menelaus onu affetti şimdi burada çok aslında ciddi çıkarımlar yapabileceğimiz ki benim kitapta kitabımda da göstereyim reklam olsun 50 kişiyiz diyor hazır kitabımda da bu çıkarımı yaptım bir ahlak tipiyle karşı karşıyayız ki bu Arap Muhammed Aleyhisselam’dan önceki Arap ahlakı da böyleydi bu onaylanacak bir şey mi? yani Menelaus’un bu tavrı bu affetmesi onaylanacak bir şey mi? hiç öyle olmadığını görüyoruz Agamennon çıktı karşısına azarladı Agamennon, Menelaus’un abisi biliyorsunuz hey Menelaus kendine gel ne diye dert edinirsin bu adamı yuvanda Troyalılardan saygı gördün galiba ne yatif yapıyor Paris’in Helena’yı kaçırması Menelaus’un yuvasında yani
bir misafedik hukukunda çiğnemezsinde sanki saygı görmüşsün gibi niye affediyorsun? burada özellikle İzitsu’dan çok nakille anlattım ben bunu kitapta Arap şeyinde de İslam öncesi Arap ahlakında da böyle algılanıyordu biri kötülük yaptıysa sana onu affetmek bir acizlik korkaklık eksiklik gibi görülüyordu ve misliyle cevap vermek daha fazlasıyla ceza vermek ki bunun Arap şiirlerinde örneği çok fazla Golziyer’den de bunu
bir şey yapmıştık bir meziyet, cesaret ve ahlak olarak görülüyordu. Yani burada Menelaus’un davranışı affetmesi dizine kapanan birisini bağışlaması kınanacak bir şey gibi görünüyor. Neden? Çünkü Menelaus daha önce zarar görmüş birisi ve buna misliyle veya daha fazlasıyla karşılık vermeliydi. Agamemnon şimdi bu ahlakı inşa ediyor daha doğrusu Homer bunu Agamemnon ösöyleterek inşa ediyor bu Yunan ahlakını inşa edecek. Şöyle bir dipnotla gireyim burada
bizde şöyle bir problem var bu metni okurken özellikle Homer metni için bunu çok daha bariz bir şekilde söyleyebiliriz ki Homer’in Yunan’da eğitim fonksiyonu ne derece yüksek olduğunu ilk videoda Homer kimdir falan diye bir video da incelemişti. Biz Homer’ı okurken yani özellikle Homer üzerinden yapılan yorumlarda benim gördüğüm sık bir eksiklik şu kitap çok pasif yorumlanıyor. Yani sanki şöyle yorumlanıyor Yunanlar böyleydi Homer de böyle yazdı. Kitap aslında bu kadar pasif bir kitap değil.
Filozofların itirazları da bundan kaynaklanıyor. Kitap çok aktif bir kitap. Yani şekillenen değil belki yani tabi ki şekilleniyor ama şekillendiğinden daha fazla şekillendiren bir kitap. Aktif bir şekilde Yunan ahlakını inşa ediyor burada Homer. Biz bu ahlak tipinin İslam öncesi Araplarda olduğunu biliyoruz. Şöyle diyor devamında Agamemnon bir tek kişi kaçmasın elimizden. Kurtulmasın ölüm çukurundan bir tek
kişi. Biri birbirlik kurtulamasın yani Troyalılardan. Ve şurası ana karnındaki oğlanlara bile acımak yok. Hiç kimseyi acımayacaksınız. Savaşın Yunan’daki algılatması şekli böyle. Hiç kimseyi acımamalısınız diye algılıyorlar. Bunun mesela Troya sonunda işte Hector’un oğlunun öldürülmesi veya diğer çocuklara işte tabi bu destan çemberinin içinde bildiğimiz şeyler hepsi İlyada’da geçmiyor bunların.
Bu algıya biraz da meşruiyette katıyor. Değil mi yani? Homer neyi sağlıyor burada? Troya bütün bu zulmü hak etmişti. Aslında ben destanın yazım amacının bu olduğunu düşünüyorum. Daha doğrusu en temel mesajının bu olduğunu düşünüyorum. İlerleyen bölümlerde de bununla ilgili atıf yapacağız. Daha önceki bölümlerde de bununla ilgili atıf yapmıştık. Ve şöyle diyor gene Agamemnon devamına. İlyon’da topu birden yok olsunlar. Yaz tutulmasın arkasından hiçbirinin
bir tek iz kalmasın hiçbirinden. Yani bugün soykırım diye tabir edeceğiniz şeyi kastediyor aslında. Anakronik bir şeyle. Benzetmeyle. Bunu Homer’in onayladığını nereden biliyoruz? Yani Menalaus bir davranışta bulundu. Agamemnon bu davranışı kınadı. Peki Homer hangisini seçti? Bunu net bir şekilde biliyoruz. Yiğit Agamemnon böyle dedi. Doğru öğütlerle yola getirdi kardeşini. Bakın burada çok başka bir ahlak yapısıyla
karşı karşıyasınız. Şöyle bu ahlak yapısını nasıl anlatayım? Zihinlerinizi daha doğrusu şöyle söyleyeyim. Kültürel olarak İslam şekillendirdiği için siz burada bağışlamanın her şekilde iyi bir davranış olduğunu düşünüyorsunuz. Avrupa’da bir Hristiyan olsaydınız zihninizi Hristiyanlığın öğretisi şekillendirdiği için bağışlamanın her şekilde iyi olduğunu düşünecektiniz. Ama İslam öncesi Hristiyanlık öncesi Antik Yunan toplumunda birisi olsaydınız burada bağışlama davranışı her halükarda toplumu sağduyusuna hitap eden bir
iyi değildi. Bu bize çok garip geliyor. Yani bunu algılamakta ciddi bir şekilde zorlanıyoruz. Birisi yalvarıyor, affediliyor. Affediyor adam yani. Ve bu kınanıyor, kınanması da haklı bulunuyor. Bu bize çok acayip geliyor. Çünkü burada zihin kodumuz bizim tamamen boş bir zeminde değil. Gayri Müslüm bile olsa coğrafyanın bu toprağın zihin kodları aslında böyle oluşuyor.
Yani İslam’ın yaptığı değişimin ne kadar büyük bir değişim olduğu konusunda bu çok iyi bir dönem. Ben bunu kitapta bir nübüvvet delili kıldım. Çünkü Muhammed aleyhisselam’ın bunu yapmasına hiç ihtiyacı yoktu. Yani o zihin koduyla İslam öncesi Arap zihin kodlarıyla oynamaya hiçbir ihtiyacı yoktu. Ve bundan dolayı ciddi bir şekilde de bedel ödedi. Bunu gösterdi bir nübüvvet delili olarak anlattım. Orientalistlerden özellikle İzzet Suwagolzya’dan naklettim. Araplarda da böyle olduğunu. Bu bambaşka bir bakış. Ve aslında bir kişinin değiştireceği bir şey de değil. Yani çok kısa sürede değişecek bir şey değil. Şurada Nestor ile ilgili bir kısım var. Buraya bir giriş yapılabilir. Sevgili Argoslular yani Bağır’da Avazavaz Nestor savaş esnasındayken Sevgili Argoslular, Ares’in kulları gemilere çok şey götürelim diye ölülere çullanıp geride kalmayın sakın. Yani gemilere çok şey götürenden kasıt ne? Savaşı kazanır gibi olduğumuz zaman ganimet toplamak için
ölülere çullanıp kalmayalım tekrar savaş aleyhimize dönebilir. Burada bunun önemini çok biraz bizim kavramımız zor. Yine ben İslam ile ilgili tarihi bilgiden bir kıyasa gidecek olsam, Uhud ile ilgili şey biraz burada şeydir yani Kur’an’da işte ganimetlerle ilgili vurguların gelmesi bu his bu hissi engeller. Yani bu aslında hikmeti biraz bu olabilir Allah-u Alem.
Mesela bir ganimet neden Kur’an eliyle dağıtılır? Yani bir gayrimistim nazarıyla şey olsanız Ya Alemlerin Rabbi, Koca Allah bununla mı uğraşacak filan denilen şeyler var ya aslında bunlar önemli şeyler fakat siz o ortamda olmadığınız için bunun ne kadar önemli olduğunu anlayamıyor olabilirsiniz. Mesela Kur’an ganimeti direkt bölüyor yani hiç kimseye bırakmaksızın bir pay taksim belirliyor. Bu olmadığında aslında savaş esnasında gücünüz kırılıyor çünkü askerler ganimet toplamaya başlıyorlar savaş esnasında.
Bir diğer yönü savaş bitmeden ganimetten almanın ganimetten çalmak gibi algılanması bunun büyük bir günah gibi algılanması filan hep bunu engellemeye yönelik şeyler aslında ve önemli de bir konu. Ama bu hususun içinde düşünmediğiniz zaman sanki çok alakasızmış gibi geliyor insana ama bayağı önemli bir husus aslında. Evet ve Troyalılar, Ares’in sevdiği akaların baskısı altında çaresiz kalıp da Ilyon’a dek kaçacaklarken Priamos’un oğlu Helenos,
bilicilerin en iyisi geldi Aynias’la Hector’un yanında durdu ve dedi ki, yani Aynias’a çok bir şey söylemiyor ama bir bilici geliyor ve Hector’a şunu söylüyor Hector, yani Troyalılar sıkışmışlar Hector’a bir nasihatte bulunuyor Hector, kente var, konuş anamızla yaşlı kadınları toplasın kalede gök gözlü Atena’nın tapınağında açsın anahtarlarla kutsal evin kapısını, orada en güzel en büyük örtü hangisi ise hangi örtüye en çok değer veriliyorsa o alsın onu, yaysın güzel saçlı Atena’nın dizlerini yani Atena’ya bir sunak gibi çok güzel bir örtünün Atena’nın tapınağında dizlerine örtülmesi bu ne anlam ifade eder yani Erman Gören Hoca şey demiş bununla ilgili benim hoşuma gitti, Atena’nın biliyorsunuz birden fazla şey var, fonksiyonu var işte, nous diyorsun, işte bilgelik savaş iplik dokunmadan işte, nasıl diyeyim tekne sanat filan diye böyle farklı fonksiyonlar var yani savaş fonksiyonundan çıksın da Atena, o iplik öğren kadın moduna geçsin gibi filan, böyle bir yorum yapmış benim hoşuma gitti, bu mümkün yani böyle bir sunak tipi var mıydı başka yerlerde de tekrar bakmak lazım, devamında adasın tanrıçaya 12 tane buzağı, yani 12 tane buzağı adasın, burada kurbanın
eski özellikle pagan toplumlarda bir rüşvet gibi algılanması yani ben sana bunu verdim hadi sen de bunu yap filan gibi algılanması ve İslam’da biraz daha farklı bir pozisyona çekildiğini biliyoruz, yani İslam’da mesela Muhammed Ali’yi okumuştum adak bir şey değiştirmez kaderden bir şey değiştirmez, sadece cimrilin cebinden para çıkar bunun sayesinde, filan gibi bir hadis okudum hatırlıyorum, burada bir farklı perspektif var bakış var ikisi arasında, burada adak olan 12 buzağı da
şöyle bir özellik var, bu da ilgimi çekti benim henüz işe koşulmamış bir yaşında yani kurban için buzağı seçtiklerinde henüz işe koşulmamış bir yaşında şeyde Bakara suresinde Yahudilerin keseceği buzağadan bahsedilirken Yahudiler biliyorsunuz orada sorarak zorlaştırıyorlar konuyu kendilerine ve buzağının nitelikleri sayılmaya başlıyor işte müsellehmetellâşiyatefihâ filan diye
o hiçbir işe koşulmamış ve lafâ ridûb velâ bikr ne çok yaşlı ne çok zayıf ne çok genç filan diye orta yaşlı bir buzağı şey yapılıyor burada da hiçbir işe koşulmamış olması yine öne sürülüyor demek ki bu muhtemelen kurbanın şeyinin niteliğini arttıran bir şeymiş gibi düşünüyorlardı ve Yunan’da bir yaşında olması biraz daha herhalde arttırıyordu şeyde Yahudilerden Kur’an’ın anlattığı kıssada
orta yaşlı olması lafâ ridûb velâ bikr yani çok yaşlı değil çok genç de değil filan biraz daha farklı bir değer yani en azından hayvan değer açısından muhtemelen bu fiyat açısından da bir yaşında daha değerli görülüyor olabilir ama işe koşulma ama ortak yani başka tarlada tabanda filan kullanılmamış olması ortak ya bundan ne düşünebiliriz ya neden bu daha değerli bir kurban gibi düşünülüyordu hiçbir işle çalışmamış burada şöyle bir şey düşünülebilir kurban bir
ibadet kulluk göstergesi fonksiyon olduğu için başka bir şeyde çalıştırılmamış yani sanki başka birinin ibadetine kulluğuna kulluk kelimesinin tam karşılığı işte bizim dilimizde çok biraz farklı bizim dilimize geçişi mesela ibadet kelimesi de aynı şekilde yani normal çalışmadan ayrı gibi sadece dini bir çalışma gibi bir anlamı var Türkçeye geçişinde aslında Arapça da böyle değil yani normal çalışma da bir çeşit
kulluk gibi filan düşünürsün de hayvanın böyle başka bir işe koşulmamışı sadece Allah’a veya Tanrı görülene Yunan’da bakıldığında has olması gibi bir anlam ifade ediyor olabilir o yüzden bu şart koşuluyor olabilir daha iyi bir kurban için diye düşünebiliriz 12 sayısı sadece şeyde değil yani siz benim konuştuğum her yerle ilgili araya girip buraya yazabilirsiniz en son bunların hepsini bölüm bitirdikten sonra değerlendireceğim araya girir misiniz mesela 12 sayısı sadece aslında şeyde değil kurban sayısında değil bütün neredeyse dinlerde şey bir sayı özel bir sayı 12 7 neredeyse hepsinde özel bir sayı yani evet yani bu bütün bu işin amacı ne yani gidip yalvaracaklar dua edecekler ateneye adak adayacaklar filan gayenini diomedes dursun yani çok fena saldırıyor filan hektor troyalılar işte
gaza getiriyor ve burada aslında biraz heyecanı çok güzel tasvir etmiş oynak şeye doğru koşuyor hani tapınağı bilici söyledi hektor git söyle diye hektor da gidiyor giderken şunu tasvir etmiş oynak tolgalı hektor böyle dedi gitti koşarken vuruyordu bir topuğuna bir ensesine göbekli kalkanı çepe çevre saran karaderi yani bunu neyi anlatır hem kalkan çok büyük hem ensesine hem topuğuna vuracak kadar büyük bir kalkanı var hem de o kadar heyecanlı ki hani kalkan çarpıyor çok heyecanlı bir şekilde koşa koşa gidiyor yani ve burada bir anda sahne değişiyor hektor gitti sahneden ayrıldı glauqos ile tideusun oğlu yani diomedes geldiler karşı karşıya diomedes bağırdı yani glauqos ile diomedes vs atacaklar diomedes bağırdı dedi ki ölümlü insanlardan kimsin ölümsüzlerden biriysen göklerin tanrılarıyla dövüşmeye niyetim yok yani hep söylüyoruz ya yunan için birisi karşındaki birinin ne olduğunu anlamak çok mümkün değil yani karşınızdaki bir tanrının insan şeklinde bürünmüş hali olabilir insan olabilir arkasında bir tanrı olabilir falan hani çok fullu yunanda bu o yüzden diomedes soruyor insan mısın değil misin hani insan çünkü benim karşıma çok çıkmaz insanlar hepsini yenerim filan böyle bir şey var kimsin sen diyor yani glauqosa burada şöyle bir ilginç şey var yani bir bizim zihnimizden farklı sen kimsin diye sorulsa mesela ne geliyor aklınıza sen kimsin ben işte şu burada doğdum mesleğim şu şu işleri yaparım filan yunanda böyle gelmiyor ne geliyor ulu canlı tidevusa oğlu soyumu ne sorarsın soyu geliyor sen kimsin ben şunun oğlu bunun torunu bunun bilmem neydi ondan sonra soyunu anlatmaya başlıyor glauqosa
sisi fosa dayanıyor oradan glauqosa doğduğu dedesi ondan belera fontes doğdu bu belera fontes önemli bunun mitini uzunca anlatacağız başka kitaplardan burada sadece homerin de indiği kadarını anlatacağım bunu daha önce söylemiştim bu kitabı okurken sadece bu kitabın üzerinde kalmaya çalışıyorum ileriki kitaplara geldiğimizde geriye doğru atıf yapmak istiyorum yani sizin bilmediğiniz yerden bu kitabı atıf yapmaktansa bu kitaptan yeni okuyacağımız
kitabı atıf yapmak daha sağlıklı bir okuma metodu düzenli takip edenler için de daha verimli olur diye düşünüyorum o yüzden bunu sadece burada geçtiği şekliyle anlatacağım belera fontes’in şöyle bir ilginç şeyi var mitinin yani belera fontes’in öyküsünün yusuf aleyhisselam kıssasına çok fazla benzer yönü var aslında mesela bakın bu 6. kitabı çekiyoruz burada 6. kitaba gelene kadar
hiç bu kadar fazla İslam metinine kıyaslama yapma ihtiyacı hissetmemiştik 6. kitapta çok yoğun bir şekilde İslam metinlerle kıyaslama yapıyoruz özellikle Tevrat’tan veya Kuran’ın Yahudilere yaptığı atıflardan işaretler sürekli gösteriyoruz bu biraz daha bu kitapta mesela şeyin daha yüksek olduğunu gösteriyor yani Homeros’un içinde artık biz bir sami gelenekten gelme bir etki olduğunu net bir şekilde biliyoruz bugün
yani uzun zamandır biliyoruz bunu artık bu kitapta sanki biraz daha yoğun bu özellikle fenikelilerden gelme o etki biraz daha yoğun hissediliyor çünkü burada baya baya yusuf aleyhisselam kıssasına çok benzer bir kıssayla karşı karşıyayız şöyle belera fontes’i de bak erkeklik güzellik bağışladı ona tanrılar aslında Yunan’da mesela övülecek ilk meziyetler
yani güzellik tabi ki önemli bir nokta ama çok fazla direkt güzelliğiyle övülen mesela şeyden bahsederken ne bileyim akiliyus’tan bahsederken ilk söyleyeceğiniz şey güzelliği değil ama burada direkt güzellikten bahsediyor bu bile yusuf aleyhisselamla bir benzerlik hissettiriyor proytos geçirdiği gönlünden başka bir şeyler kendisi ondan daha güçlüydü sürdü onu argos’lar arasından sonra
zeus almıştı belera fontes’i proytos’un eli altına tanrısal antenya proytos’un karısı yanı tutuşuyordu belera fontes’le belera fontes’le diyordu gizlice bir sarmazış dolaş olsam yani belera fontes’i yanında bulunduğu kişinin karısı belera fontes’le beraber olmak istiyor aynen gene yusuf aleyhisselam kıssasıyla paralel gidiyor burası o sırada aklı başındaydı belera fontes’in kadın bir yalan attı kral proytos’a
dedi ki belera fontes’i öldürmezsen lanet sana o benim zorla koynuma girmek istedi şimdi aynı şekilde gene yusuf aleyhisselama atılan iftira gibi bir iftira belera fontes’e atılıyor ve bu bir yalan bunun iftira olduğunu da biliyoruz kadın bir yalan attı şeklinde geçiyor böyle dedi o kralı birden öfke kapladı ama saygı besliyordu yüreğinde belera fontes’e kıyamadı gene yusuf aleyhisselam kıssasıyla melik diye geçen
o da yusuf aleyhisselama bu konuda zarar vermiyor gönderdi onu likyaya ve onu bir sürü zor işe koşuyorlar ki ölsünler diye filan burdan sonrası biraz daha ayrılıyor benzerlik ayrılıyor ve belera fontes’in başından geçen şeyler geliyor ki bunları uzun uzun onun mitinde anlatacağız ama bu kıssanın yahudilerin kuranı da naklettiği tevratta da geçen yusuf aleyhisselam kıssasıyla benzerliği açık yani oradan etikilenmiş olma ihtimali oradan esinlenilmiş olma ihtimali ki bunu işte martin bernal’ın kara atena kitabından sonra biz biraz daha net biliyoruz ki oradan etkilendi yunanlar çok yüksek ihtimal evet hatta burda daha şeyde var en son mesela belera fontes nihayetinde mutlu sona ulaşıyor aynen yusuf aleyhisselam kral da anladı onun tanrı soyundan olduğunu alıkoydu orada verdi kızını
bütün krallık onurlarını bölüştü onunla bu kranda bile atık yapıldı değil mi yusuf aleyhisselam o bölgenin şeyini kazanıyor yönetiminde ciddi bir şekilde söz sahibi oluyor bütün krallık onurlarını bölüştü onunla diye burda da geçiyor daha sonrasında belera fontes öyküsü devam ediyor ve burayı geçelim yani en son glaucus diyor ki benim soyum böyle bir soy işte benim soyumdan böyle böyle adamlar var filan diye anlatıyor bunu böyle dedi
gür naralı diomedes sevindi demek öyle ha demek eski bir konulsun sen babamın kral oynius bir vakitler kusursuz belera fontesi sarayında tam bir gün alıkoymuş ağırlamıştı yani belera fontes benim babama ya da dedeme konuk olmuştu güzel konukluk armağanları verdiler birbirlerine oynius parlak bir kemer verdi kırmızıya boyalı belera fonteste iki kulplu altın bir tas verdi hatırlamıyorum tideusu ben memediyken bırakmış yani babamı hatırlamıyorum küçükken öldü diyor diomedes tebaa yönünde yok olduğunda aka ordusu işte sen şimdi böylece argos dilinde konuğum olursun benim ben de lykya da senin konuğun olurum aslında burda belera fontesin soyunun mesela lykya atfı bile biraz daha şey düşünülüyor değil mi mesela burda soyları verirken homer özellikle geçen şeye de konuşmuştuk mavi anadolu dediğimiz halikarnas balıkçısı vesaire turuva’nın temsil ettiği şey yunana karşı biraz daha anadolu ve iç taraflarsa klik ya da buralardan birisi bu kısmın glaukos’un soyu bu öykünün işte yusuf aleyhisselam ile ilişkisi bize zaten daha da iç tarafta yunan tarafından ziyade anadolu,mısır suriye taraflarından gelme olduğunu zaten homerde biraz işaret etmiş oluyor lykya diyerek bundan bahsetmiştik daha önce yani bu savaşın böyle bir savaş olarak göründüğü turuva ordusundaki gruplar çoğu anadoldan gelme trakya’dan işte klik ya’dan uzun öyküsü var bunun işte buraya çok girmiyorum ama sadece söylediğim şey anlaşılsın diye daha sonra anlatacağız bunları andromakenin yani hektorun kayın babası klik ya’da
oradan destek sağlamaya çalışıyor filan bu savaşa işte amazonlar yani yeri çok şey olmakla beraber karadenizde muhtemelen veya işte anadolu içinden gelen ve daha aşağıdan işte mısırdan suriyeden gelen ordular karması gibi turuva bu bağlamda bu hikayenin de yunan kaynaklı değil başka bölge kaynaklı olduğu bir turuvalının dilinden anlatılması bağlamda ikilli kyalı olması bağlamıyla da homerde işaret ediyor buna
mesela buradaki benzerliklerden işte absürt yorumlar çıkıyor ya işte oradan anlatıp buradan anlatıp bunun kaynağının yunan değil daha öncesindeki şey olduğunu özellikle tevrat anlatısı filan olduğunu düşündüren şeylerden birisi bu evet tabi bizim için ilginç ve anlaşılması zor olan nokta ne yani biz burada mesela diomedes ile glaukosun karşı karşıya bulunduğu bir ortamı konuştuk siz hayal edin
savaşıyorsunuz karşı karşıya bir adama savaşırken sen kimsin benim babam şu dedem bu bilmem ne filan dedi aa senin dedenle benim dedem zamanında birbirine misafir olmuştu bir gün de ağırlamışlardı birbirlerini ben duymuştum yani bunu o zaman biz birbirimize ağırlamalıyız ve kardeş olmalıyız karşı kılıçla birbirimizi öldürmeye çalışırken bu çok anlaşılmadı bir şey bizim için ama bunun bir önemi var antik toplumlarda bu bağlamda önemli yani
şöyle diyor diomedes değişelim gel silahlarımızı bellesin akalarla troyalılar atalarımızın konuk kardeşi olmasıyla övündüğümüzü böyle konuşup atladılar arabalarından el sıkışıp ant içtiler ama kronos oğlu zeus tam o sırada glaukosun aklını başından aldı tideus oğlu diomedes de değişti silahlarını altını tunçla değişti 100 öküzlük silahı 9 öküzlük silahla yani burada zeusun
aklını başından alması çok pahalı bir silahı verip çok ucuz bir silahı sanki hediyeleşmene değişme sanki burada da bir denklik nispeten aranıyormuş gibi düşünülebilir aklını başından almasına muhtemelen coşkuyla çok hesap etmeden davranması gibi filan düşünebiliriz sahne tekrar değişiyor burada sizin şeylerinize bakayım mı durayım mı yoksa devam mı abi ama burada bir savaş durumu var affetmek genel olarak kınanmıyor
olabilir yunanda bununla ilgili daha detaylı konuşuruz mesela şeyde kınandığını biliyoruz arab toplumunda kınandı ya aslında bir de şöyle bir şey var burada savaş bile sen bugünün zihniyle çok toplumsal algılıyorsun yani savaş bile çok fazla bireysel bir şey yani akilius niye katılmıyor savaşa diyor ki şanları benim şanımı yükselsin bunlar yenilsin bizim olduğumuz taraf sen çok toplumsal algılıyorsun mevzuyu o dönem bu kadar toplumsal algılanmıyor konu
biraz daha şey düşünülebilir yani savaşla normal şeyin arasında çok büyük bir fark yok mesela bak burada aslında savaş ortamındayız ama diomedes’in dedesine konuk olmuşlar ve savaşın durumu bir anda değiştir bu konular bu kadar toplumsal algılanmıyor o dönemlerde araplarda her halükarda böyle olduğunu biliyoruz kişisel husumet önemli dinlerde sembolizm konusunu işleyecek misiniz yani bu müstakil işlenebilecek bir video değil burada sürekli sembolizmden bahsediyoruz
yani burada inceliyoruz zaten bizde bu konular böyle çok dinlerde sembolizm konusu diye bir oturum yapılamaz yani bu çok zor yaparsın da çok yüzeyde çok havada kalırsın burada zaten cümle cümle gösteriyoruz bunu bu Nusuf aleyhisselam kısasına benzeşen kısım homere sonradan eklenmiş olabilir mi yani bunu düşündürecek bir şey yok çünkü homer öncesinde de biz o toplumu etkilendiğini biliyoruz bundan belki homer dönemine kalmaksızın yani bir de homerin ne zaman oluştuğunu düşüneceğiz hani homere eklenme homer ne zaman stabil oldu ki bunu sözlü kültür videosunda anlatmıştım yani taciz iftirası çok genel bir konu ama burada kısada benzeşen tek yön taciz değil bir birisinin hakimiyeti altında Belorofontes iki onun eşi Belorofontes’e birlikte olmak istiyor üçüncüsü birlikte olmaya kabul etmeyince taciz iftirasında bulunuyor dördüncüsü sonradan kıymete anlaşılıp yüksek bir makama geliyor burada çok birden fazla benzerlik var tamam devam ediyorum Hector tekrar Priam’ın evine gitmişti değil mi işte o kurban adak filan hazırlansın diye tam elli tane oda vardı orada Priamos’un oğulları yatardı asıl karılarıyla evi tasvir ediyor yani ev şöyle şöyle odaları vardı falan diye buraya çok girmeyeceğim fakat Hector’u görünce annesi yani Hekabe
geliyor Hector’un karşısına ve şu cümle ilginç azgın savaşı bırakıp ne diye geldin buraya Yunan’da kadının ana şeyi ahlaki tutumu savaş konusunda özellikle erkeği savaşa teşvik etmektir Yunan için bir kadının şey gibi yani sizin büyük bir başarınızı anneniz nasıl seviniyorsa Yunan için annenin başarısı çocuğunun iyi savaşmasıdır hatta bu biraz daha ileri gittiğinde
ki bence şunu söyleyeyim Homer Yunan içerisinde bunu inşallah ileride daha detaylı anlatabiliriz coğrafi farklılıktan kaynaklı farklı kültürler var yani biz Yunan diye genelliyoruz bunu antik Yunan diye genelleniyor bu ama Korinth Sparta filan buradaki ahlaki örgü Atina’daki ahlaki örgüyle çok aynı değil veya daha böyle analogies tarafına geçildiğindeki ahlaki örgü Sparta’dakiyle aynı
ahlaki örgü daha çok bana sorarsanız Peloponnes denilen işte Sparta civarının ahlaki örgüsünü daha iyi anlatıyor çünkü Sparta’da kadınlar gerçekten erkekleri savaşa zorlama konusu çok güçlüler yani öylesine ahlaki baskı uyguluyorlar ki erkekler savaştan kaçmaktan filan çok korkuyorlar ve burada Hector’a bu çıkışması önemli azgın savaşı bırakıp ne diye geldin buraya kentin önüne çarpışan uğursuz Akavulları çok mühörüyor sizi
ondan sonra Zeus’a ellerini kaldırasın yakarasın diye dur da tatlı şarap getireyim sana Zeus babaya öbür tanılara sunarsın önce yani madem geldin buraya kadar sana şarap vereyim Zeus’a bir adakada filan diyor Hector bilinmesine çekinirim diyor Hector kızıl şarap dökmekten Zeus’a arınmamış ellerle kanla çamurla kirliyken insan kara bulutlu Kronos oğluna yalvarmamalı yani
ibadet bir temizlik halinde yapılmalı aksi kötüdür bu algıdan dolayı muhtemelen işte o daha öncesinde kurbanlarda vesairede el yıkama işte askerler ayaklarını yıkadılar filan bu muhtemelen Yunan dindarlığını da şekillendiren bir şeydi şarabı dökerek biliyorsunuz şey yapıyorlardı ve Atene’ye o duayı etmelerini filan anlatıyor Hector yapın diye HKB şöyle diyor sonra Paris’i arayayım ben diyor Paris’le ilgili şöyle söylüyor annesine diyor ki keşke şurda toprak yarılsa da yutsa onu Olimposlu Zeus yarattı onu bela olsun diye Troyal’lara, ulu canlı Pryamos’a ve çocuklarına bir görsem onun Hades’e indiğini oh diyeceğim unutacağım bütün acıları Hector diyor ki Paris böyle böyle bela başımıza açtı ve dua yapılıyor burada yine ilginç bir husus şu HKB seçti şallardan bir tanesini Armağan diye götürdü Atene’ye ve bir kadın var orada ne adı? Kises’in kızı Theano, açtı kapıyı atları iyi süren antenorun karısıydı o Atene’ye duacılık yapıyordu yani burada aslında dindarlık çeşidinde şöyle değil yani tamam işte dua hepimiz ediyoruz dua filan gibi bir algı değil yani sizin orada
tanrı tasavvuruyla ne kadar süre mesai harcadığınız önemli yani ona bir yıldır dua eden birisiyle 30 yıldır dua eden birisi aynı değil zaten duaların başlangıcı da böyle ben şöyle şöyle sana adaklar adadım filan filan yani Yunan tipi dindarlıkta tanrıyla aranızda ünsiyet kurup hani bir tanrı hangisi ise artık sizinki ünsiyet kurup daha fazla duası makbul bir pozisyona geçebiliyorsunuz genelde bunlara duacı filan demiyor işte hani daha önce de geçmişte duacılara mesela bir şeyler yapıldığında
dua ettikleri tanrılar bu işe gazaplanıyor filan ve burada bu duayı hekabe kendisi yapmıyor orada bulunan diğer kadınlar yapmıyor o duacı yapıyor.Atene’ye duacılık yapıyordu kaldırdı bütün kadınlar ellerini yakardılar ateneye hep bir ağızdan güzel yanaklı teavana da aldışalı güzel saçlı atenenin dizlerini örtü yani ritüelin en trik hareketini o duacı yaptı ve tabi orada rüşvet gibi buzağı kurban ederiz sana 12 tane
henüz işe koşulmamış bir yaşında böyle yakardı o atene de işmar ettiği kaldırdı başını.Hayır kabul etmiyor.Atene kabul etmedi burada bir de şunu düşünebiliriz yani ateneye herkes yani burada Troyalılarla akaların tanrıları ortak aslında aynı tanrılara hepsi birden kulluk ediyor ve hepsi dua ediyor hepsinin mesela iki tarafta da duacısı var
ama mesela bunların atene aslında akaları destekliyor Troyalılarla karşı ve Troyalıların yenilmesini istiyor fakat mesela bu Troyalı bir duacı veya Apollon’a mesela işte akalardan da dua edenler var duacılar var ama Apollon işte Troyalılar’ı destekliyor buradan demek şunu anlayabiliyoruz yani bu tip dinlarlıkta şu varsayılıyor olmalı ııı biz tanrının iradesini bilemiyoruz bilmiyoruz.Ateneye sürekli duacısı var dua ediyor sürekli ateneyle
ama atene onun şehri yıkılsın diye çalışıyor.Bu demek ki iradenin aslında tanrısal iradenin her şekilde görünmediği anlamına gelir.Aslında Homer bu konuda biraz geçirgen bir metin değil mi yani normalde tanrısal iradeyi çoğunlukla çok daha fazla şekilde görebildiği kahramanların bir metin tanrısal iradenin ne istediğini neyi arzu ettiğini daha sık anlayabildikleri bir metin ama bu her halü karda gibi bir genellemeye geçmiyor geçemez.
Böyle pasajlardan dolayı atene işmar etti kaldırdı başını yani kabul etmedim ııı Hector da Andromache’nin yanına gelecek ııı önce Alexandros’un yanına gelecek Hector girdi eve şurası bir bilgim çekti 11 dirsek boyunda kargısı elindeydi.Arşın mı dirsek mi?Şimdi 11 dirsekse şu boy ııı veya arşınsa bir kol yani nereden baksanıza 6-7 metrelik veya 4-5
metrelik bir kargı bu kullanılabilir mi? Yani 6-7 metre ise kullanılamaz. Tabi burada abartma yaptığını da düşünebiliriz ama 6-7 metre ise ııı bu Hector’un da çok uzun olması anlamadım yani 3 metrenin üzerinde olması lazım ki bunu randımanlı bir şekilde kullanabilsin ııı ya da işte bir Hoplit Phalanx düşünebilir mi?Hoplit Phalanx dediğimiz nedir?Yunan savaş düzeni ama bu çağdan sonra oluştuğunu biliyoruz biz.Özellikle ııı
şeyin oluşmasıyla nasıl diyeyim bir çiftçi toplumun ortaya çıkmasıyla oluştuğunu biliyoruz.Daha 7. yüzyıl gibi. Belki ilk başlangıcında bu metin de böyle ufak dokunmalar ve sürekli metinin şekil aldığını söylüyorduk ya Hoplit Phalanx’da şey boyları çok uzun.Hoplit dediğimiz nasıl diyeyim Hoplit Phalanx sistemini bir şu 3’ü Spartalı filminde var ya bir kalkan herkes yanındakini koruyor ve
çok uzun bir mızrak.Bu asla bir savunma tipi savaş ve uzun şey kullandıklarını biliyoruz.Kargılar kullandıklarını biliyoruz.Ona işaret eder mi yoksa ben mi biraz zamanı çok ileri taşıyarak yorumluyorum onu bilemedim.Ve şöyle dedi Hektor,Aleksandrosu yani Paris’i görünce ağır sözlerle ona saydırdı. Aleksandros da dedi ki ben kuşanayım.Alesin silahlarını istersen sen git arkandan yetişeyim. Daha sonra Helen’in yanına geçti şey Hektor.Burada Helen’in
tavrı açısından önemli.Bizdeki tasvirleri yani modern zihinde işte aşk olgusunun ne kadar farklı temsil edildiğini göstermesi açısından Helen’e tasvirleri bence önemli.Yani edebiyatta,filmlerde filan kullanılında işte Helen’i ile Paris’in muhteşem aşkı onlara mani olmak isteyen çirkin Menelaos filan bugün çok doğru olmadığını anlatmıştım daha önce. Çok böyle anlatmıyor Homer olayı. Menelaos daha meziyetli bir adam oldukça yakışıklı bir adam.Helen’e durumdan pek çok kere pişman 3.kitapta konuşmuştuk bunu.Burada da gene aynı şekilde konuşuyor.Çünkü Yunan kadını için güzellik ya da işte bizim bugün cinsi aşk dediğimiz şey çok da en temel şey değil. Yani Yunan kadını yiğitliye çok fazla önem veriyor mesela. Burada Helen’e gene şöyle yapıyor.Ah kaynım benim diyor Hektora. Dayanılmaz kötülükler yapmış bir köpeğim ben.
Benim gün doğurduğu gün keşke bir korkunç kasırga gelseydi de alsaydı beni. Madem tanrılar bugünleri gösterecekti bize bari yiğit bir erkeğe düşeydim ne olurdu? Paris kaçtı ya. Menelaos ile birebir vuruşmadan. Kintutan bir adam olsaydı o.Bakın bu önemli.Kintutan bir adam olsaydı o.Kintutmak burada yiğitlik göstergesi gibi gene az önce affetmeyle ilgili bahsettiğimiz şeyle ilgili bir paralellik sergiller. Kintutan bir adam olsaydı o
kötülüklere karşı koysaydı. Bunlar ben köpek suratlığının yüzünden oldu. Alexandros’un taşkınlığı yüzünden oldu. Zeus verdi bize bu acı kaderi.Bizden sonraki insanlar okuyacak anlatacak bizi destan gibi.Bu bence çok çok çok önemli bir bölüm. Bütün Homer’in yazım gayesi nedir? Sorusuna bence burada cevap veriliyor. Yani
bu tabii ki yazılmış bir metin değil bu anakronik de bizden sonraki insanlar okuyacak anlatacak bizi destan gibi. Neyi anlatacak?Ne oldu da anlatacak?Destan gibi.Zaten anlatılıyor. Homer anlattı bunu.Ve biz okuyoruz bugün.Neyi? Bunlar ben köpek suratlığının yüzünden oldu. Helena.Alexandros’un taşkınlığı yüzünden oldu.Paris. Yani Paris ve Helena konutluk adabına uymadılar. Menelaus’un evindeyken Paris
Helena’yı kaçırdı. Ve bütün bu olanlar Troy’ların yüzünden oldu.Paris’in yüzünden oldu. Yani Troy’a yapılanlar resmi bir vicdan rahatlamasına işte Yunanların bir katarsisine hizmet etti.Çünkü bunu hak ettiler.Bütün bu hikaye aslında biraz bunun için ve Zeus verdi bize bu acı kaderi. Tüm bunlar da Zeus’un kader takdirinde oldu.Ve aslında sizin okuyor olduğunuz şey budur.
Veya icra edilirken sizin dinliyor olduğunuz şey budur. Ben Troy savaşının gerçekten olduğunu ve yıkıcı bir psikolojik etki bıraktığını düşünüyorum. Destan çemberinde okuduğumuzda peşi sıra işte Agamemnon’un,Odisius’un Achilius’un gibi Ayas’ın yani aka kahramanlarının başına gelenleri düşündüğümüzde bir vicdani rahatsızlık
olduğunu düşünüyorum.Truva’da gerçekten bir savaş olduğunu ve bunun bir Yunanlarda vicdani rahatsızlık oluşturduğunu düşünüyorum. Ve bunun bu destanlar eliyle de biraz katarsisinin yapıldığını düşünüyorum. Evet.Ve sonra şey diyor ki Hector ben gidip göreceğim evdekileri sevgili karımı göreceğim yavrumu bir tanemi bir daha ya dönerim ya dönemem.Ve Andromache’yi arıyor.Onu buluyor.
Eee şöyle tasvir ediyor. Homer,burası Homer tasfirlerindeki en insani kısımlardan şey olabilir ve çok ciddi yüksek derecede bir edevi kalite barındırıyor bence. Şöyle diyor.Meme’deki yavrucağızı taşıyordu kucağında.Işıldayan yıldıza benziyordu çocuğu şey yaparken. Başkaları Ascionax kentin kralı derdi. Yani işte bir kadın bunlar hepsinde çok hızlı
geçen güzel betimlemelerle veriyor. Bizde betimleme modern edebiyatta iğrenç bir noktaya döndü. Hiçbir anlamı olmayan betimlemeler yapıyor.Aslında betimlemenin önemi ne?Film sahnesi gibi yani hayal gücünüzü devreye sokarak duyguya atmosfere girmenizi sağlaması.Yani bir odayı tasvir edip odanın kenarındaki masa örtüsünün eğri durması eğer size odayla ilgili bir his vermiyorsa mesela bu dağınık bir oda leş gibi kaotik bir yer filan gibi bir his vermem için hiçbir anlamı olmayan betimleme. Modern edebiyatta betimleme kalitesi benim kanaatim çok düşük ve sanki yapınca çok daha sanatsal bir şey ortaya koymuş gibi bir tribe giriyorlar.Aslında betimlemenin manası duygu vermektir.Mesela burada bir kadın kucağında bir çocuk yıldız gibi parlayan bir çocuk filan gördüğünüzde hemen merhamet şefkat hisleriniz işte hektorun savaştan geldiğini üstünün kanlı olduğunu filan hayal ettiğinizde hemen aslında homers sizi girmeniz gereken duygunun içine
çokmuş oluyor.Değil mi? Ve şöyle diyor ben atlaya atlayam bütünlüğü koruyacak şekilde atlayarak okuyorum dul kalmama biliyorum az gün var diyor andromache hektora.Herkes biliyor hektor ölecek.Andromache de biliyor hekabe de biliyor hektor da biliyor herkes biliyor hektorun öleceğini biraz da bu dramanın dozunu arttıran bir şey konuşmanın dramasını. Şöyle diyor hekabe mi dedim andromache şöyle diyor
ne babam var benim ne ulu anam kilikyalıların düzenli kentini yıkıp yüksek kapalı tebeyi yerle bir ettiği gün tanrısal akilyüs öldürdü babamı erionu öldürdü ama soymadı yine de yüreğinde çok sayıyordu onu yani soymak tabi ki burada bir tahkir anlamı içeriyor erkek kardeşlerim vardı yedi tane bir günde hadese indi yedisi de çevik ayaklı akilyüs öldürdü hepsini sen bana bir babasın hektor ulu anamsın benim kardeşimsin arkadaşısın
sıcak döşeğimi yani benim annem babam kardeşlerim hepsi öldürüldü akilyüs tarafından sen benim her şeyimsin diyor hektora burada kalede kal acı bana yetim koyma yavrumuzu karını dul koyma şu incir ağacının önünde tut orduyu kente oradan kolay girer düşman yani burada kal savaşma ölme filan diye kucağında çocukla böyle bir sahne tasvir ediyor oynak tolgalı hektor karşılık verdi dedi ki ben de
düşünüyorum bunları karıcığım ama savaştan çekilirsem bir korkak gibi troy erkeklerinden utanırım bakamam uzun entarlı kadınların yüzüne içimden de gelmez ne yapayım ün kazanmak için ben babama hem kendime öğrenmişim atılgan olmayı troy yıllarla en önde dövüşmeyi öğrenmişim mesela şeyde hektorda bile demiştik ya elbet bir gün yok olacak kutsal ilyon priamos onun yani priamos ve onun iyi
karga kullanan halk yani bunların hepsi yok olacak elbette benim üzüntüm asıl sensin tunç zırhlı akalardan biri alacak hür gününü götürecek seni gözyaşları içinde yani troy’a fethedildiğinde seni birisi esir alacak hür gününü götürecek seni gözyaşları içinde düşünüyorum o zaman çekeceğin aşıyı düşünüyorum o zaman çekeceğin acıyı bu yüzden arkada kalacak gözüm argosa gidip tezgah dokuyacaksın
bir yabancı kadının buyruğu altına yani köle olacaksın yani su taşıyacaksın mesyası ırmağından gözyaşı dökerken görecek biri diyecek ki hektor’un karısıydı bu kadın yeniden tazelenicek senin acın köleliğe sürüklenirken çığlığını duymaktansa dağlar gibi toprak örtülmeni daha iyi yani insani dozacı gerçekten çok yüksek bir pasaj ünlü hektor böyle dedi uzattı oğluna ellerini çocuk ağladı iyice sokuldu güzel kuşaklığa
sevgili babasının görünüşü onu korkutmuştu yani kan başında tolgası filan ürkmüştü tunç tolgadan tepesinde sallanan yeleden ürkmüştü gülmekten katıldı sevgili babayla ulu ana hektor çıkardı başından tolgasını yani çocuğa yaklaşıyor çocuk çekiniyor işte dadısına sarılıyor kafasındakini çıkarıyor işte güle güle burdaki tabi muhtemelen çok şey bir tebessüm tasvir etmiyor böyle kahkahı değil yani acı tebessüm ki bunu ileride de şey yapacak böyle çok güçlü insani bir sahne vurgusu çok güçlü olan bir sahne ve şöyle bir dua ediyor ey zevus ey öbür tanrılar benim oğlumun troyalılar arasında babası gibi kendini göstermesini nasip edin filan diye bu böyle bir çocuğuna dua ediyor ve şurası böyle dedi verdi oğlunu sevgili karısının eline yaşlı gözlerle gülümsedi ana yani andromache güzel kokulu bağrına bastı oğlunu kocası da baktı onlara içi yandı ve hektor ayrıldı yani sahne böyle herkes biliyor ki hektor ölecek ve son kez görüyor karısını çocuğunu karısı da biliyor kendisi de biliyor filan böyle bir dramatik sahne yani burada mesela şöyle bir şeye çıkılıyor kitabın sonu da hektorun ölümü üzerine ve ona alıt töreni üzerinden burada işte mesela
mesela yine halikarnas balıkçısına atıp yapsak homer aslında troyaların durumuna çok üzülmüştü filan gibi bir şeye çıkılabilir mi yani bu çok insani dozacı yüksek bir sahne ve sanki böyle bir his veriyor insana yani homerin bu duruma acıdı troyaların başına gelenlere üzüldü yani homer dediğimiz homer ozanları bir kişinin icra ettiği bir şey değil böyle bir his veriyor insana
mesela şu hektorun evinde bütün kadınlar yaşayan hektor için ağladılar savaştan dönemeyeceğini biliyorlardı çünkü ağlamaya başladılar düşünce hektor çıkınca onun için ağıt yakılmaya başlandı alexandros hektorun yanına geldi hani gelcem yetişicem sana filan demişti ya hektor da işte onun pış pışlıyor bak geç kalmadım filan diyor doğru söylüyorsun işte senin yiğitliğini kimse küçümseyemez filan diye pış pışlıyor ve bu 6. kitapta bu şekilde bitiyor buraya kadar söyleyeceğiniz bir şey var mı? kadınlar antik yunanda hor görüldüğü çok bariz bu kadar erkeklere yön verebilmeleri ilginç burada yön vermenin tasviri bir otorite olmaları yönünden ziyade utanç oluşturmaları yani daha ziyade otoriteleri erkekle utanç oluşturabilmeleri fonksiyonuyla özellikle söyledikleriyle yani bir yaşındakiniz pratik nedenden etin iyi olması muhtemelen bu mesela bir yaşındaki hayvan genellikle sütten kesilmiş olur yaşlı olmadığı için eti sert değildir yani zaten muhtemelen fiyatını da arttırıyordur bu söylediğim husus bu şekilde algılar ama o zaman ben şeyi anlamakta biraz zorlanırım Yahudilerinkinde neden avanum benedrelik yani ikisi arasında ne yaşlı ne genç onunla buradaki şey arasında belki bir çeşit bir fark olabilir hektorun öleceğini
bilir mi yoksa savaşa gitmeden önce mi yani burada şöyle bazen yani Yunan’da herkes işin sonunu biliyor ilginç bir şekilde ama hepsi kehanetten mi biliyor yani sanki verili olarak biliniyor gibi böyle bir anlatı tipi var ve bu aslında her birinde bilgisinin kaynağı nereden geliyor çok da böyle anlatılmamış yani anlatılmıyor buna değinilmiyor sanki böyle verili bir şekilde herkes bunu biliyormuş gibi asıl spoiler mantığına da tersim bizde mesela spoiler vermiyor filan diye ama full spoiler
yani şey ondan çok eminiz öleceğini bildiklerinden emin miyiz çok eminiz ondan desan çok yerinde geçiyor çünkü buna dair atıflar cahiliye arap kadınlarında benzer bir tutum yok muydu vardı vardı zaten şey biliyor muydu işte hint yapıyor mesela değil mi şeyde uhud savaşında özellikle kaçan ilk başta müşrikler kaçıyorlar ya hemen onları şey yapıyor işte siz ne biçim erkeksiniz filan filan diye gaza getiriyor kadınlar zaten bir tık gerisinde duruyorlar safın özellikle savaş planlamasında da gözetilen bir husus ön safta askerler varken arka safta kadınlar duruyor çünkü askerler kaçtıklarında ilk kadınların önüne düşsünler diye kadınlar hani onları tahkir edecekler kaçarken görecekler filan böyle bir savaş dizimi yapıyorlar kolay kaçmasın diye utansınlığa kaçmaktan değil ki burada yakından ev yazarlarda özellikle antik Yunan üzerinden mesela utanç kültürü gibi filan böyle kavramlar da el alınıyor yani utanma mesela hektor ne diyor ben utanırım böyle şey olmasına bunu biliyorum öleceğim çocuğum yetim kalacaksan köle olacaksın ama ben utanırım bundan böyle bir şeyden bahsediliyor bunu tabi Araplar üzerinden bir okuması yapılmaya çalışılabilir bizim aslında burada yapmak istediğimiz şeylerden birisi bu antik Yunan’da çok fazla metin var yani biz Arap cahiliyesiyle ilgili mesela bu kadar metine ulaşamıyoruz mesela adamların edebiyatına dahil çok fazla bir şey yok elimizde olanların da tarihi atfı biraz geriye doğru ve çok fazla şiir şeklinde böyle uzun metinler mesela yani şimdi
İlyada, Odisya dediniz metnin boyu bin sayfanın üzerinde böyle bir metin olduysa bir toplumu anlıyorsunuz zaten burada metin çokluğu biz ayağımızı Yunan’a basmaya çalışıyoruz Yunan’a bastığımızda hem Arap İslam öncesi Arap toplumunu hem diğer toplumları daha kolay kavrayabileceğimizi düşünüyoruz ortak özellikler üzerinden yani çok olandan yola çıkarak diğerlerini de anlamaya çalışıyoruz burada konuştuğumuz bu bütün mitolojinin
sebeplerinden birisi aslında ortak özellikle gösteren bu toplumları anlamak Tanrılar arasında konuşmalarda geçiyor bir kehanetler her bir bilgi için kehanete atf yapılmıyor Homer’de yani tamam söyledim doğru ama herkes her şeyi biliyor neredeyse Homer’de her biri için şu kehanetten şuradan biliyordu buradan biliyordu diye kaynak göstermiyor elbette bazı kehanetleri anlatıyor Homer ama her bilgi için bir kehanet atfı şuradan biliyor buradan biliyor gibi bir şey vermiyor Paris’in
hem övülüp hem yerilmesi Mavi Anadolu’cuların dediği gibi metnin değiştirildiğini düşünüyor sanki bir tutarsızlık var yok aslında bakıldığında bence edebi olarak gene Homer’in çok insanı yakalayan bir kavrayışı var çünkü Hector Paris’e giydirirken iki yerde giydiriyor bu kitabın içinde 6. kitabın içerisinde yani bence burada yok başka bir yerde Mavi Anadolu’cuları şey yapabilirsin ama burada çünkü şöyle birincisi
Paris’i ararken nerede bu filan gibi bir öfke anı telaş anı ki onu zaten kalkanın çarpmasıyla tasvir etmişti Homer İkincisi Paris’i ilk bulduğunda hala öfkeli ama üçüncüsünde mesela Andromache’yle konuşmuş, hüzünlenmiş böyle bir acı tebessüm durumu var ve Paris yetişmiş gelmiş yani onu artık küçüpsemiyor konuşma üsluplarımızı aslında gündelik üsluplarımızı çok iyi yakalamış
bence Homer bana böyle düşündürdü yani değiştirilmeden ziyade mitoloji kitapları önerir misiniz? Homer olsun bu saniye şeyini kaldırabiliriz aslında bu yayınlarda bunlar için gerekli değil biraz daha böyle boş konuştuğumuz yayınlarda daha kalabalık oluyor oralar için açıyorum onu da bu da otomatik kalmış olabilir Homer olsun beraber okuyabiliriz yani benim yapmamdan önce kitabı okuyabilirsiniz ya bence en fazla istifade şu şekilde edersiniz
Max istifade şeyini söylüyorum, metni okursunuz mesela 6. kitabı okursunuz sonra biz burada yaparız yani 7. kitabı yapacağımızı biliyorsunuz yaklaşık ki biraz da düzenli yapmaya çalışıyorum burada takip edebilin diye okursunuz mesela 7. kitabı sonra beraber burada konuşuruz ki mesela bazı okuyanlar onlar da mesela daha metni burada kritikle edebiliyoruz hani orada çıkarım yapıyor filan beraber okuruz sonra bir de kendiniz toparlarsınız
tekrar okursunuz yani çok verimli bir şekilde klasiği biliyor olursunuz evet kardeşler var mı benden istediğiniz bir şey
kendinize iyi bakın sen de

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir